Halotan Nedir

Halotan Nedir

Kimyasal olarak florlu hidrokarbon yapısındadır. Yanıcı ve patlayıcı özelliği yoktur. Koruyucu madde olarak timol içerir. Işıktan etkilendiği için renkli şi­şede bulundurulmalıdır.

Serebral vasküler rezistansı azalta­rak serebral kan akımını arttırmaktadır. Otoregülasyonu bozar ve intrakraniyal basınç (ICP) artışına yol açar. Bu etki hiperventilasyon uygulanarak bir miktar azaltılabilir. Tüm volatil anestezikler gi­bi serebral aktivite ve metabolizmayı, oksijen tüketimini azaltmaktadır.

Doza bağlı olarak miyokardiyal dep­resyona ve bunun sonucu kan basıncın­da düşmeye yol açar. Ayrıca sağ atriyal basıncı arttırır. Koroner vazodilatasyon yapmasına rağmen sistemik kan basın-cındaki düşme sonucu koroner kan akı­mı azalır. Halotan hipotansiyona bağlı oluşan baroreseptör refleksleri ve azal­mış vagal stimülasyonu baskılar. Sino-atriyal düğüm iletiminin yavaşlaması da bradikardi ve aritmiye neden olur. Epi-nefrinin disritmi yapıcı etkisine karşı miyokardın hassasiyetini arttırır. Bu nedenle 1.5 pg/kg dozun üzerinde epi-nefrin kullanımından kaçınılmalıdır. Sistemik vasküler rezistans pek etkilen­memekle birlikte organların kan akı­mında değişiklik gözlenir, örneğin se­rebral kan akımı artarken, hepatik, renal ve splanknik kan akımı ise- azalmak­tadır.

Hızlı ve yüzeyel solunuma yol aça­rak alveoler ventilasyonun düşmesine ve PaC02'nın yükselmesine neden ol­maktadır. Hipoksi ve hiperkapniye dü­şük konsantrasyonlarda bile solunum yanıtını azaltır. Bu değişiklikler akciğer hastalığı olan olgularda daha belirgin ortaya çıkar, cerrahi uyarı ile azalır. Ha­vayolu reflekslerini baskılar ve bronko-dilatasyon yapar. Astıma bağlı bronkospazmı çözebilir. Ancak mukosiliyer aktiviteyi deprese ettiği için pulmoner komplikasyonlara yol açabilir. Pulmo­ner hipoksik vazokonstriksiyonu hafif derecede azaltır.

İskelet kası gevşemesi sağlar ve nondepolarizan kas gevşeticilerin etki­sini potansiyalize eder. Malign hiperter-miyi tetikleyebilir. Uteruşkontraktilite-sini azaltır.

Halotan % 15-20 oranında karaciğer­de metabolize olur. Özellikle karaciğer­de enzim indüksiyonu olduğunda ve hi­poksik koşullarda redüktif metabolitle-rinin oluşması hepatotoksisiteye yol aç­maktadır. Bu hasarda ayrıca immünolo­jik mekanizmalar ve genetik duyarlılık da etkili olmaktadır. Halotan hepatiti nadir görülmekle birlikte (1:35.000), kı­sa aralıklarla tekrarlanan halotan anes­tezisi sonucu orta yaşlı, şişman kadın­larda ve halotana karşı duyarlılık anam-nezi olanlarda risk daha fazladır. Halo­tan anestezisi sonrası nedeni açıklana­mayan karaciğer fonksiyon bozukluğu geçirmiş olgularda daha sonraki aneste­zi uygulamalarında halotan kullanılma­ması önerilmektedir.


Halotan, genel anestezi indüksiyo-nunda %2-4, idamede ise %0,5-l,5 ara­sındaki konsantrasyonlarda kullanılır.

Metoksifluran

Bilinen en potent inhalasyon anesteziğidir, MAC değeri 0,16'dır. Kanda ve dokulardaki çözünürlüğü çok yüksek olduğu için anestezi indüksiyonu ve derlenme uzun sürede olur. Ayrıca %50-75 oranında metabolize olmakta­dır. Açığa çıkan metaboliti florür, nefro-toksisiteye yolaçabilmektedir. Bu önemli sakıncası nedeniyle klinikte na­diren kullanılmaktadır.

Ksenon Elementi Nedir

Ksenon Nedir, Ksenon Elementi

Normobarik koşullarda, havada en az oranda bulunan (0,086 ppm) ve bilinç kaybı oluşturan tek asal gazdır. Anestezi uygulamasında N20 yerine kullanılmaktadır (Ksenon Simgesi). Günümüzde kullanımı henüz araştırma aşamasındadır. Rezerv­leri sınırlıdır ve son derece pahalıdır.

Kan:gaz dağılım katsayısı düşük ol­duğu için (0,14), vücuda mevcut inha-lasyon anesteziklerinden daha hızlı alı­nır ve atılır, MAC değeri %71'dir. Anal­jezik özelliği N20 ile eşdeğerdir ve na-loksondan etkilenmez. N20'den farklı olarak hipnotik özelliği de vardır.

Serebral vazodilatasyon yapar, se-rebral oksijen tüketimini azaltırken kan akımı artışına yol açar. Bu nedenle intrakraniyal kompliansı azalmış olgularda kullanımı önerilmez. Kardiyovasküler sisteme etkisi minimaldir. Yoğunluğu ve vizkositesinin N20'den 1,5-3 kat faz­la oluşu infant ve küçük çocuklarda kul­lanımını sınırlar. Ancak bu durum obs-trüktif akciğer hastalarında bir dezavan­taj yaratmaz.

Azot Protoksit (Nitroz Oksit) Nedir

Azot Protoksit (Nitroz oksit, N20)

Tüm anestezikler arasında en eski kullanıma sahip olmasına rağmen günü­müzde halen kullanılan tek anestezik ilaç N20'dir.

Renksiz, kokusuz özellikte ve anes­tezide kullanılan tek inorganik yapıdaki gazdır. Volatil anesteziklerden farklı olarak oda ısısında gaz halde bulunur. Ancak basınçlı silindirlerde sıvı halde­dir. Kalibre edilmiş akımmetrelerle ve oksijen ile karışım şeklinde uygulanır. Etki mekanizması tam olarak bilinme­mektedir. Bazı etkileri nalokson ile blo­ke olmakla birlikte anestezik ve analje­zik özelliğinin N-metil-D-aspartat (NMDA) reseptör antagonisti olması ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir.
Kamgaz partisyon katsayısı düşük olduğu için alınımı ve eliminasyonu di­ğer inhalasyon anesteziklerine göre da­ha hızlıdır. Vücuttan atılımı ekshalas-yon yoluyla olmakta ve biyotransformasyona uğramamaktadır.

Analjezik özelliği vardır, fakat anes­tezik özelliği zayıftır, %60'dan daha yüksek konsantrasyonlarda amnezi oluşturur, MAC değeri yüksek olduğu için uygulamada diğer anesteziklerle birlikte kullanılır.

Serebral kan akımını ve oksijen tü­ketimini arttırır. İntrakraniyal basınçta (ICP) hafif yükselmeye neden olur.

Hafif derecede miyokard depresyo­nu yapar. Sempatik sistemi stimüle et­mesi bu etkiyi azaltır. Kalp atım hızı ve arteriyel kan basıncında önemli değişik­lik yapmaz. Ancak koroner arter hasta­lığı ve hipovolemisi olan olgularda mi­yokard depresan etkisi maskelenmez. Ayrıca erişkinlerde pulmoner vasküler direnci arttırabilir.

Solunum sistemini deprese etmekle birlikte, bu etki diğer volatil anestezik­lerden daha azdır. Takipne ve tidal vo-lümde azalmaya yol açar. Hipoksiye so-lunumsal cevabı deprese eder. Sonuçta dakika ventilasyonunda ve istirahattaki parsiyel arteriyel C02 basıncında (PaC02) minimal değişikliğe yol açmaktadır.

Volatil anestezikler gibi kas gevşetici etkisi yoktur.

Sahip olduğu fizik ve kimyasal özel­likleri bazı istenmeyen etkilere neden olmaktadır.

Hava içeren kapalı boşluklara diffiizyon: Vücutta hava içeren boşluklarda (intraplevral aralık, orta kulak, barsaklar gibi) bulunan gazın büyük bir kısmı nitrojenden oluşur. N20, kanda nitrojen­den 35 kez daha fazla çözünmektedir. Bunun sonucu kapalı boşluğa diffüze olan N20, boşluğu terkeden nitrojenden çok daha fazla olacak ve boşluğun hac­mini genişletecektir. Pnömotoraks, tı­kanmış orta kulak, barsak gazı, hava embolisi veya pnömosefali durumların­da, N20 kullanılırsa buradaki gaz hacmi belirgin olarak artacaktır, aynı zamanda endotrakeal tüp kafi içine de diffüze olarak özellikle uzun süreli ameliyatlar­da kaf basıncı artışına yolaçabileceği unutulmamalıdır.

Diffüzyon hipoksisi: Hastaya verilen N20 kesildiği zaman hızla kandan akci­ğerlere diffüze olur. Buna bağlı olarak alveollerdeki parsiyel oksijen basıncı­nın, inspire edilen oksijen basıncının al­tına düşmesi ile hipoksi ve hipoksemiye yol açabilir. Bu nedenle klinik uygula­mada N,0 kesildikten sonra hastaya 5 dk süre ile %100 02 verilmelidir.

Tetrafolat sentezi inhibisyonu: DNA sentezi için gerekli olan ve BI2 vitamini­ne bağımlı olan methionin sentetazı inaktive etmektedir. Bu nedenle N20, gebelerde ve vitamin B12 eksikliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.