Anestezi ve Yüz Maskeleri
Kese ya da anestezi sistemindeki gaz karışımını hastaya verebilmek amacıyla kullanılan bu araç uygun ventilasyon ve oksijenasyon için, gaz kaçağına izin vermeyecek şekilde hastanın yüzüne tam olarak oturmalıdır. Üst kısmı gözlere zarar vermeyecek şekilde burun köküne, yanaklara ve altta ise çene ortasına yerleştirilmelidir. Maske baş parmakla burun köküne, işaret parmağıyla çeneye doğru bastırılırken, diğer parmaklarla mandibula altından baş eks-tansiyonda tutulmaya çalışılır, küçük parmak mandibula angulusunda olmalıdır. Alt çeneyi tutan parmaklar mandibula kemiğine doğru kuvvet uygulamalı, çene altındaki yumuşak dokulara basmamalıdır. Yumuşak dokulara uygulanan bası dil kökünün havayolunu kapatmasına neden olabilir. Dilin başlıca motor innervasyonunu sağlayan hipoglossus siniri mandibula angu-lusu seviyesinde çok yüzeyseldir. Dikkatsiz yapılan havayolu manevraları sırasında kolaylıkla hasarlanabilir. Ayrıca maske ölü boşluğu artırdığı için maske ventilasyonu sırasında tidal volüm yüksek olmalı (10 ml/kg), ancak havayolu basıncı da 20 cmH2Oryu geçmemelidir.
Çeşitli şekil ve büyüklükte, şeffaf ya da siyah kauçuktan yapılmış, alt kenarında hava yastıkçığı olan ya da olmayan maskeler vardır. Şeffaf maskeler dudakların rengini, ağızdan sekresyon ya da kusma sonucu gelen içeriğin rahatça görülmesine olanak sağlarlar.
Yanakları çökmüş, dişleri olmayan veya çeşitli anatomik bozukluğu olan kişilerde maskeyi yerleştirmek ve ventilasyonu sağlamak zor olabilir. Bu durumda iki kişi ile maske ventilasyonu yapılır. Bir kişi her iki elinin başparmakları ile maskeyi burun köküne doğru yerleştirirken, diğer parmakları ile mandibula anguluslarından kavrayacak ve baş ekstansiyonda olacak şekilde maskeyi tutarken, diğer kişi keseyi sıkarak hastayı ventile eder. Buna iki kişi tekniği denir.
Anestezi Havayolu Değerlendirilmesi ve Sağlanması
Havayolu ile ilgili girişimlerde anatomiyi iyi bilmek havayolu problemlerinin daha kolay ve hızlı anlaşılmasını ve acil durumlarda çözüme daha hızlı ulaşmayı sağlar.
Havayolu önde burun ve ağız boşluğu ile başlar, burun boşluğu arkada nazofarinks, ağız boşluğu ise orofarinks adını alır ve bunlar birleşerek hipofarinks adıyla devam eder. Burun boşluğu üstte etmoid, altta vomer kemiği ile çevrilidir ve önde kıkırdak yapıdan oluşmuştur. Ağız boşluğu önde dişler, üstte sert ve yumuşak damak, altta ise dil ile çevrilidir. Burun ve ağız boşluğu birbirinden sert ve yumuşak damak ile ayrılır.
Vücudumuzdaki en kuvvetli sfınkter yapısında olan larinks, hipofarinks seviyesinde epiglot ile fonksiyonel olarak ikiye ayrılır. Epiglot yutkunma sırasında glottisi kapatarak boğulmayı önlerken, solunum ve konuşma sırasında ise açık kalır. Larinks daha altta trakea, hipofarinks ise özefagus olarak devam eder. Kıkırdak, ligamentler, kas ve mu-köz membrandan yapılmıştır. Tiroid, krikoid ve epiglot tek, aritenoid, korni-kulat ve kuneiform ise larinksin çift kıkırdaklarıdır. Erişkinde C3-C,„ çocuklarda C3-C4 vertebralar önünde yer alır. Erkekte uzunluğu 44 mm, çapı 36 mm, kadında ise uzunluğu 36 mm, çapı 26 mm'dir. Larinksin en dar yeri erişkinde vokal kordlar, bebekte, ise krikoid halka seviyesindedir. Larinksin innervasyonu Vagus'un dalları aracılığı ile olur
Havayolu Manevraları
Genel anestezi uygulanmış ya da herhangibir nedenle şuur kaybı olan bir olguda supin pozisyonda, kastonusu-nun kaybı nedeniyle uvula posterior na-zofarinkse doğru sarkarak nazofarinks seviyesinde obstrüksiyona neden olurken, dil kökü hem geriye doğru düşerek farinks arka duyarını kapatır, hem de epiglotun larinks girişini kapatmasına neden olur.
Dil ya da diğer üst havayolu yapılarına bağlı olarak gelişen havayolu obs-trüksiyonu üç manevra ile düzeltilebilir. Bu basit manevralar yumuşak doku relaksasyonu sonucu havayolu obstrüksiyonu gelişen olguların çoğunda oldukça başarılıdır. Mandibulayı öne doğru alarak dil ile ilişkili obstrüksiyonu gidermek için yapılacak olan alternatif "Jaw thrust" manevrasında ise mandibula köşelerinden tutularak çene yukarı ve ileri doğru çekilir.
Havayolu Araç Gereçleri
Havayolları
Nazal ya da oral olarak yerleştirilen, değişik çap ve uzunlukta bulunabilen yapay havayolları dil kökünü farinks arka duvarından uzaklaştırarak havayolu açıklığını sağlarlar.
Oral (Guedel) havayolu tam_şuur kaybı olanlarda yerleştirilmeli ve yerleştirilirken ağız içinde yabancı cisim olmamalıdır. Şuur kaybı çok derin olmayanlarda öğürme ve kusma refleksleri kısmen de olsa aktif olduğu için kus-ma, aspirasyon ve laringospazma neden "olabilir. Uygun boydaki oral havayolu
seçilirken ön dudak ortasından madibula angulusuna kadar olan mesafe ölçülmelidir. Erişkinler için 3, 4, 5 (80, 90,100 mm), çocuklar için 0, 1, 2 (50, 60, 70 mm) ve prematür/yenidoğanlar için 00, 000 numaralı boyları vardır. Açıklığı yukarı bakacak şekilde, orta hattan sert damağa değinceye kadar ilerletilip, daha sonra kendi ekseni etrafında 180° rotasyon yaptırılarak yerleştirilir. Rotasyon tekniği dilin arkaya ve aşağıya doğru itilme olasılığını minimale indirir. Hasta yerleştirme sırasında öğürmeyecek ve ıkınmayacak derecede şuursuz olmalıdır, herhangi bir reaksiyon gösterirse havayolu hemen çıkarılmalıdır. Düz ve güçlendirilmiş kısmının kesici dişler arasına ya da yaşlılarda dişetleri arasına oturması ve havayolu açıklığının sağlanması yerleşimin doğru olduğunu gösterir
Preoperatif Değerlendirmede Hazırlık ve Premedikasyon
Preoperatif dönemde, hastanın ameliyata hazırlığı safhasında, anestezi yönünden hastanın değerlendirilmesinde amaç; o hasta için uygulanacak en uygun, en faydalı ve en kaliteli anestezi girişimini planlamak; bu anestezi girişiminde morbidite ve mortaliteyi en aza indirmek hatta ortadan kaldırmaktır.
Bunun için hastanın anestezi yönünden preoperatif değerlendirilmesinde şu hazırlık aşamalarından geçilir:
Anestezi polikliniği
1- Hasta anamnezinin alınması
2- Hastanın fizik durumunun değerlendirilmesi
3- Laboratuvar değerlerinin gözden geçirilmesi
4- Hastanın farmakolojik durumunun değerlendirilmesi
5- Hastanın psikolojik ve mental durumunun değerlendirilmesi
6- Hastanın sınıflandırılmasının yapılması ve anestezi riskinin belirlenmesi
7- Anestezi yöntemi ve kullanılacak ilaç, malzeme, monitörizasyona karar verilmesi
8- Hastanın anestezi konusunda bilgilendirilmesi, onay ve izninin alınması
Preoperatif Vizit
1. Hastanın ameliyat ve anestezi konusunda duyduğu korku ve endişesinin azaltılması,
2. Önerilerde bulunulması
3. Premedikasyonun verilmesi
Anamnez:
Hastanın mesleği, ilaç, sigara ve alkol kullanma alışkanlığı, hamilelik, önceden geçirmiş olduğu hastalık, kaza, ameliyat ve bunlarla ilgili fevkalade bir durum, birinci derece yakınlarının ameliyatlarında ani ölüm olayı, alerji, işitme cihazı vb. alet kullanımı, diş durumu sorgulanır.
Fizik Muayene:
Genel sağlık durumu değerlendirmesi ve fizik muayene yaparak, verilecek anesteziyi komplike yapabilecek durumlar tespit edilmelidir.Vücut ağırlığı, boy, baş, boyun, mandibula, dil, diş, göğüs ve toraks, ekstremiteler değerlendirilmeli, olabilecek komplikasyonlar yönünden hazırlıklı olunmalıdır. Daha sonra sırasıyla sistemlerin muayenesine geçilmelidir.
Kardiyovasküler Sistem: Tüm anes-tezikler miyokard kontraktilitesini, iletimini ve vasküler tonusu etkiler. Pulmo-ner ve sistemik vasküler rezistansı etkileyerek intrakardiyak santiarı değiştirebilirler.
Kardiyovasküler sistem patolojisi olmayanlarda fizik muayene ve elektrokardiyografi (EKG) yeterli olabilir; ama konjenital kalp hastalığı, ateroskleroz, kalp kapak hastalığı ya da koroner arter hastalığı, miyokard hastalığı olanlarda detaylı kardiyoloji konsültasyonu gereklidir.
Solunum Sistemi: Anestezinin solunum sistemi üzerine etkisi; solunum kaslarının kontraktilitesini azaltması, si-liyer aktiviteyi deprese etmesi, solunum merkezinin hipoksi ve hiperkarbive cevabını deprese etmesi, akciğer volümle-rini azaltmasıve intrapulmoner_şjntlan artırması şeklindedir. Bu nedenle hastada solunum sistemi ile ilgili bir hastalık söz konusu ise, anestezi girişimi öncesi hastalığı hakkında preoperatif detaylı bilgi sahibi olunmalıdır, gerekiyorsa detaylı göğüs hastalıkları tetkiki ve konsültasyonu yaptırılmalıdır.
Santral Sinir Sistemi ve Nöromüsküler Sistem: İnhalasyon anestezikleri motor refleks cevabı ve koordinasyonu bozar ve bu etki anestezi kesildikten sonra saatlerce sürebilir. Anestezikler. serebral vazodilatasvon yaparak kafa ici basıncını arttırabilirler Postoperatif dönemde anesteziklerin rezidüel etkileri ile havayolu refleksleri bozulabilir. Bu nedenle santral ya da periferik orijinli nöromüsküler hastalıklar varsa detaylı değerlendirilmelidir. Epileptik hastaların tedavileri gözden geçirilmeli, anti-konvülziv ilacın kan seviye tespiti ile terapötik seviyede olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Gastrointestinal Sistem: Sigara içenlerde bulantı ve kusmanın az görüldüğü bildirilmekle birlikte ülser, özofagial reflü ve buna bağlı pulmoner aspiras-yon riskinin yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Beslenme Aşırı zayıf hastalarda anesteziklerin doz hesaplaması önemli iken; şişmanlarda anestezi yönünden güçlükler, birlikte ateroskleroz, diabet ve amfizem benzeri patolojilerin de var olabileceği düşünülmelidir.
Ayrıca üriner sistem, genital sistem, hematolojik sistem ve immün sistem de sorgulanır.
Laboratuvar Değerleri:
Hastanın mevcut durumunun incelenmesi, o ana kadar farkedilmemiş patolojilerin ortaya çıkması, daha sonra gelişecek sorunlarda kontrol değerleri olması açısından bazı laboratuvar incelemelerinin yapılması gereklidir. Hemoglobin, hemotokrit, tam kan sayımı, idrar tetkiki, kanda üre, şeker, protein ve elektrolitlerin tayini, EKG ve akciğer grafisi çektirilmelidir. Bu parametrelerin normal değerlerlerde olması gereklidir.
Ancak son yıllarda 40 yaş altı hastalarda hikaye ve fizik muayenede bir anormallik olmadıkça bu tetkiklerin gerekli olmadığı düşünülse de; bu yaklaşım düzenli sağlık kontrolü yaptıranlar için geçerlidir. Diğer yandan, daha komplike ve yandaş hastalıkları olanlarda ise ameliyat öncesi daha ileri tetkik ve hatta tedavi gerekebilir.
Hastanın Farmakolojik Durumu:
Hastanın uzun süredir kullandığı bir ilaç söz konusu ise, bazı konuları göz önünde bulundurmak gereklidir. Kullandığı ilaç veya ilaçlarla kompansatu-var mekanizmaların uyarılmasıyla bazı fizyolojik sistemler değişikliğe uğramış olabilir. Bu ilaçların spesifik bir etkisi ya da neden oldukları metabolik veya fonksiyonel değişiklikler söz konusu olabilir.
Psikolojik ve Mental Durum:
Ameliyat olacak hastalar, özellikle entellektüel seviyeleri yüksek olanlar, anestezi ve ameliyat ile ilgili olarak bir korku, tedirginlik ve endişe içinde olabilirler. Minör bir cerrahi girişim bile hasta için büyük bir stres kaynağı ve psikolojik bir travma olabilir. İşte, anes-tezistin yapması gereken ameliyat öncesi hasta ile kuracağı diyalog ile hasta anksiyetesini azaltmak, gerekirse anksi-yolitik bir ilaç önermektir (örn; benzo-diazepin vb.).
Sınıflandırma ve Risk Belirlemesi:
Hastanın anestezi riskini değerlendirmek ve anestezi verilmesine karar vermek bir anestezist için en önemli konudur. Anestezi vermeden önce hastanın sınıflandırılması çeşitli yollarla yapılır. Dünyada en yaygın kullanılan ve kabul gören, Amerikan Anesteziyoloji Derneği'nin (American Society of Anesthesiologists: ASA) kabul ettiği, hastaların genel durumları ve riskleri ortaya koyan sınıflamadır:
ASA I: Normal, cerrahi patoloji dışında bir hastalığı olmayan sağlıklı kişi
ASA II: Cerrahi girişim gerektiren veya gerektirmeyen bir nedene bağlı hafif sistemik bozukluğu olan kişi
ASA III: Aktivitesini sınırlayan, ancak güçsüz bırakmayacak bir hastalığı olan kişi
Anestezistin Kararı:
Bir ameliyatın hangi anestezi yöntemi ile yapılacağına karar verirken pek çok etken göz önünde bulundurulur. İlk önce hastanın durumu ortaya konur; ardından hem hastaya hem de o cerrahi işlemin en iyi şekilde gerçekleşmesine olanak veren bir anestezi yöntemine karar verilir.
Hastanın yaşı önemli bir etkendir. Çocuk ve yetişkinler arasında anatomik, fizyolojik ve farmakolojik farklılıklar vardır. Hastanın sahip olduğu yandaş hastalık da önemlidir. Yandaş hastalık seçilecek anestezi yöntemini ve ilaçları etkiler. Hastanın geçireceği cerrahi girişimin yeri, süresi ve tipi de anestezi yöntemini etkileyen diğer faktörlerdendir. Hastaya ameliyat sırasında verilecek pozisyon (örn; Trendelenburg, yüzükoyun vb.) özellikle solunum sistemini etkileyeceğinden anestezi yöntemi seçiminde etkilidir. Spesifik cerrahi girişimlerde (kardiyak, oftalmik vb) özel gereksinimler ve monitörizasyon söz konusu olabilir.
Hem anestezistin hem de cerrahın beceri, alışkanlık ve tercihi hastanın lehine olacak boyutta olmalıdır. Anestezi yöntemi seçiminde hastanın isteği de göz ardı edilmemelidir. Yapılacak girişimin gerçekleştirileceği ameliyathanenin teknik ve personel olanaklarının da düşünülmesi gereklidir.
Hastanın Onayı:
Anestezi gerektiren tıbbi girişimlerden önce hastalarla yapılacak görüşmelerde vazgeçilmez iki unsur üzerinde durulmaktadır: 1) Onay alma 2) Bilgi verme
Onay alma ve bilgi verme aneste-zistler için zor olabilir. Çünkü, anestezi uygulamalarının hasta tarafından anlaşılması zor olabilir. Hasta bilgi isteyebilir veya istemeyebilir, ama anestezist bilgi vermelidir. Bu aşamada hasta ile kurulacak iyi bir iletişim, bu aşamanın sağlıklı bir şekilde aşılmasını sağlar.
Hasta izninin alındığını belgelemek için anestezi formu hasta tarafından imzalanmalıdır.
Form 1, ve Form 2'de; Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aneste-ziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Anestezi Polikliniği tarafından uygulanan tüm preoperatif değerlendirme ve hazırlık aşamalarının içeriği görülmektedir.
Hastanın Korku ve Endişesinin Azaltılması:
Hasta ameliyat öncesi korku, heyecan ve endişe içinde olabilir. Bu durumları ortadan kaldırmak, sakinlik, mental rahatlık, öfori, hafif uyku hali ve amnezi sağlamak gerekli olabilir. Ancak bu arada bilinç kaybı ve solunum depresyonuna neden olmamak gerekir. Bu amaçla uygulanacak ilaçlarla anestezik-ler potansiyelize olacaklarından aneste-zikler daha az dozda kullanılır ve daha stabil solunum ve dolaşım sistemi parametreleri ile anestezi idamesi sağlanır.