İlaçlara Karşı Alerji Hastalığı

İlaçlara Karşı Alerji, İlaç Alerji Hastalığı ve Tedavisi

Aşağı yukarı her maddeye alerjik olunabilir; ilaç­lar da bu kapsama girer. Neyse ki alerjik şikâyetler için önerilen ilaçlar, genellikle alerjilerine neden ol­mazlar ama bazen böyle durumlarda görülebilir. Ge­nellikle büyük sorunları antihistaminler yaratır. Özel­likle uzun süreyle deriye doğrudan uygulandıkların­da, bazen alerjiye neden olan şey, ilacın kendisi de­ğil de tabletlerde kullanılan boya maddeleridir. Yay­gın olarak kullanılan tartrazin adlı sarı boya ile ama-rant adlı kırmızı boyanın buna neden olduğundan kuşkulanılmaktadır. Bu boyalar, yiyecek üreticileri tarafından çok beğenilmekte ve yüzlerce işlenmiş yiye­cekte kullanılmaktadırlar. Örneğin portakallı meşru­batlara tartrazin ile renk verildiğinden, astımlıların bunlardan uzak durmaları gerekir. Ne yazık ki, boya maddelerinin alerjilere neden olduğu bilinmeden ön­ce, alerji ilacı üreticileri bu boyaları ilaçlarında da kullandılar. Bu yüzden şu anda bile piyasada boya mad­desi içeren birkaç alerji ilacı bulunmaktadır. Tartra­zin ve amarant'a reaksiyon çok olağan olmasa da eğer alerjiniz için sarı veya kırmızı bir hap alıyorsa­nız ve alerjiniz iyileşeceğine kötüleşiyorsa, bu duru­ma doktorunuzun dikkatini çekmeden çekinmeyin. Bu boyaları içeren yaklaşık 300 kadar başka ilaç vardır.


Yiyeceklere ve ilaçlara konan koruyucu madde­ler de alerjilere neden olabilirler; bunlara duyarlı ki­şilerde hırıltı ve şişmelere yol açabilirler. Söz konu­su koruyucu maddeler sodyum benzoat, hidroksibenzoat ve kükürt dioksittir. Boyalar gibi, kullanımları yaygın ve kanunidir. Örneğin İngiltere'de üreticiler hangi boya veya koruyucu maddeyi kullandıklarını be­lirtmek zorunda değillerdir; ambalajdaki etiket genel­likle yalnızca 'izinli boya maddesi' veya 'izinli koru­yucu madde' yazısını içerdiği için alerjik kişinin dik­katli olması gerekir.

Tartrazine alerjik olan kişiler, aralarında kimyasal bir benzerlik olmadığı halde aspirine de alerjiktirler. Tek ortak yönleri, ikisinin de kömürden çıkarılmala­rıdır! Aspirin alerjisi oldukça yaygındır ve yaklaşık 100 kişiden birini etkiler. Belirtileri deride kızarmalar, hı­rıltılar, şişme veya rinittir. Aspirinin bilimsel adı asetilsalisilik asittir; her ne kadar bileşiğin asetil kısmının alerji yarattığı sanılmaktaysa da, bazı kişiler salisilik aside de alerjiktirler. Salisilatlar, çiklet, diş macu­nu, pastiller, güneş yağları, meşrubat, reçel ve mar­melatlarda sık sık kullanılır ve ayrıca birçok meyve ve fıstıkta örneğin badem, elma, hıyar, portakal, erik ve domateste doğal olarak bulunurlar.

Penisilin ilaç alerjilerinin en çok tanınan kaynaklarındandır. Penisiline alerjik olan kişilerin kaza ha­linde ilk yardımda doktor tarafından görülebilecek bir bilezik veya kart gibi bir uyarı taşımaları önerilir.Aslında her ilaç, alergen olabilecek nitelikte ol­duğu halde, en çok sorun yaratanlar, aspirin, indomethacin, penisilin, sulfanomit, tetraksilin gibi ilti­haba karşı kullanılan ilaçlar, tokal anestezi ilaçları, barbitüratlar, fenotiazin yatıştırıcıları, aşılar, vitamin preparatları ve doğum kontrol haplarıdır. Bu, alerjisi olanların, bu ilaçlardan kesinlikle uzak durmalarını gerektirmez, çünkü bu ilaçlara alerjik olan kişi sayı­sı çok azdır. Alerjinin her zaman bilincinde olun ama bütün vaktinizi ağzınıza koyacağınız birşeyin sizde astım veya alerjiye neden olacağını düşünerek ge­çirmeyin.

Alerji İlaçları Alerji Tedavisinde İlaçlar

Alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar, Alerji İlacı, Alerji İlaçları

Antihistaminler

IgE ile kaplı mast hücrelerinin alergenle temas et­tiklerinde patlayarak histamin salgıladıklarını hatır­layacaksınız. Akut alerjik hallerde görülen burun ak­ması, kaşınma ve kas kasılmalarına yol açan madde histamindir. Bu etkilere karşı antihistaminler kul­lanılır.
Histamin vücudun çeşitli işlevlerini düzenlemek için kullanılır, fazla histamin salgılanması yalnızca alerjik durumlara bağlı değildir. Güneş yanıkları, so­ğuk, sıcak ve sürtünme, histamin salgılanmasına ne­den olduklarından kızarma ve kaşıntıya yol açabilirler.

Bazı kişilerde, deriye dokunmak, histamin salgı­lanmasına yeterlidir. Bu durumda tıp dilinde derma-tografi (deriye yazma) denilir. Bu hastalar derilerine yalnızca bastırarak adlarını yazabilir veya resim ya­pabilirler. Bazı durumlarda stress veya sinir bozuk­lukları yüzünden histamin salgılanır ve kaşıntılar baş­lar. Bazı dikenli bitkiler, histamin içerdiklerinden ür-tikere yol açarlar.
Antihistaminli ilaçlar, histamin salgılanmasını en­gellemedikleri halde sinir uçlarında histamin etki yap­ması gereken yerleri ele geçirirler. Çeşitli antihista­minler olduğundan, hastaya uygun türün bulunması için birçok deneme yapmak gerekir. Antihistaminler, çeşitli preparatlar biçiminde bulunurlar: Haplar, sıvı ilaçlar, göz damlaları ve burun damlaları. İğne yap­mak için kullanılan antihistaminler ise akut alerjik du­rumlarda uygulanır.


Antihistaminler uyku getirdikleri gibi, kas koor­dinasyon
unu da bozabilirler. Onun için araba veya makine kullanması gereken veya işlerine; yoğun bir biçimde dikkat etmesi gereken hastalar, bu yan et­kilere karşı dikkatli olmalıdırlar. Öte yandan uykusuz­luk çeken bir alerji hastası için, bu yan etkiler olum­lu sayılabilir.

Ancak, antihistaminlere de özellikle bunlar doğru­dan deriye uygulandıklarında alerjik olmak olasıdır. Onun içindir ki, antihistaminler, böcek ısırmaları gi­bi kaşıntılara neden olan durumlarda kullanılsalar da, uzun süreli tedavilere uygun değillerdir.

Antihistaminler, genellikle saman nezlesi belirti­lerini hafifletmek için kullanılırlar. Ama çoğu ilaçta olduğu gibi, bunların hastalığı tedavi etmediklerini unutmamak gerekir. Antihistaminler, aynı zamanda ekzema ve ürtiker kaşıntılarını hafifletmek ve bazı du­rumlarda kan alma veya serumdan ileri gelen alerjik durumlar için de kullanılırlar. Teoride astım krizleri için kullanılmaları gerekirse de, uygulamada solunum yollarındaki hava boşluklarını kuruttukları ve buradaki mukozayı yok ettikleri için, astımı tedavi etmek bir yana, daha kötü bir duruma gelmesine neden olabi­lirler. Ayrıca mide ve bağırsaklarda görülen alerjik du­rumlarda da kullanılmazlar.

Kortikosteroidler (steroidler)

En çok bilinen kortikosterid ilaç "kortizon"dur. Kortizonun geçmişi ilginçtir; ilk bulunduğunda kor­tizonun birçok hastalığın neden olduğu iltihapları bü­yük ölçüde azalttığı görülmüştür. Başta bir mucize ilaç olarak nitelenen ilacın daha sonra sakıncaları or­taya çıkmış ve doktorlar kortizonun yaygın olarak kul­lanıldığında başka sorunlar meydana getirdiğini fark etmişlerdir. Alerjik reaksiyonları tedavi etmekte çok yararlı olan bu ilacın çok uzun süre kullanılmaması şarttır. Kortikosteroidler, vücutta da bulunan ve şe­keri parçalamak ve büyümek gibi birçok işlevleri üst­lenen hormonlardır. İlaç kortikosteroidler uzun süre kullanıldıklarında, vücudun bu hormanu salgılamasını engellerler ve sonuç olarak vücudun metabolizması ağır bir biçimde etkilenir.

Kortikosteroidlerin sakıncaları olmasına karşın, alerjilerden kaynaklanan iltihaplanmalar üzerinde son derece etkindirler ve akut alerjik reaksiyonların teh­likeye soktukları hayatları da kurtaracak niteliktedir­ler. Akut astım krizi geçiren hastalara kortizon iğne­leri verilir. Astımlılar aynı zamanda kısa süreler için hastalıklarını hafifletmek için kortikosteroid haplar alabilirler. Bu ilaç aynı zamanda astımlılar için üreti­len fısfıslarda da kullanılır (Fısfıs, hasta nefes aldı­ğında ilacın çok ince pudra biçiminde hava torbala­rına ve bronşlara girmesini sağlayan aygıttır). Pomat halindeki kostikosteroidler, derideki alerjiye bağlı il­tihapları hafifletmek için kullanılır. Derideki iltihaplı alana günde dört beş kez sürülür. Hasta pomadı az miktarlarda ve ancak hasta olan alana yaymaya dik­kat etmelidir.

Kortikosteroidler her ne kadar alerji belirtilerini hafifletmekte çokyararlıysalar da, bir tedavi aracı ol­madıklarını unutmamak gerekir. Bronşodilatör
Bronşodilatör, bronşlara giden havayollarını açan bir ilaçtır. Astımlılarda bu havayolları kas spazmları nedeniyle ufalırlarve hastanın zorlukla nefes alma­sına ve hırıltılara neden olurlar. Astım her zaman aler­jiden kaynaklanmaz, bazı hallerde bronşit gibi iltihaplı bir hastalığın sonucu da olabilir. Ama bronşodilatörlerin nedeni ne olursa olsun, astımlı hastalara yararı dokunur.
İki tip bronşodilatör vardır: Tofinilin bazlı olanlar ve sempatomimetik ilaçlardan elde edilenler. Teofilinin kendisi çayda bulunan doğal bir maddedir ama çayda bulunduğu durumda, vücutça özümlenemediği için kimyasal işlemlerden geçirilmesi gerekmek­tedir. Böylece bu madde kolay sindirilir bir biçime dö­nüşür. Teofilinli ilaçlar, bronşlardaki kasılmaları ya­tıştırır, beyindeki solunum merkezini uyandırır ve kal­be giden kan damarlarını açarak dolaşımı düzeltir. Te­ofilinli ilaçlar tablet, sıvı ilaç veya fitil biçimde bulu­nurlar. Acil durumların gerektirdiği tedavilerde iğne de yapmak mümkündür.
Bazı teofilin preparatlarının tadı oldukça kötüdür, ayrıca günlük miktarlar çok yüksek olduğunda mide bulantısına ve asabiyete yol açabilir. İlaç miktarı ki­şiden kişiye değiştiği içindir ki, doktorun hastası için en uygun dozu saptaması zaman alabilir.
Sempatomimetik ilaçlar, sempatik sinir sistemi­nin yaptıklarını aynen uyguladıkları için bu adı kalır­lar. Sempatik sinir sisteminin görevleri arasında kalp atışını hızlandırarak daha büyük miktarlarda kan pompalamasını sağlamak da vardır. Bunu kolaylaş­tırmak için ciğerlere giden hava yollarını da açar.

Sempatik sinir sistemi, adrenalin ve noradrenalin salgılayarak çalışır. Bunun içindir ki, alerjilerin en kötüsü olan anafilaksis hastalarına adrenalin iğne­leri yapılır. Adrenalin hemen hastanın tansiyonunu yükseltir ve hava yollarını açar.
Adrenalinden başka birçok sempatomimetik ilaç vardır. Bunların arasında efedrin, izoprenalin ve salbutamol'u sayabiliriz. İlaçlar hapı halinde, sıvı olarak veya fısfıs içinde mevcuttur. İzoprenalin çocuklar is­temeden fısfıslarıyla çok fazla çekebildikleri için es­ki yaygınlığını kaybetmiştir.
Salbutamol, son zamanlarda geliştirilmiş olan rimiterol ve terbutalin gibi sempamimetis ilaçlar, kalp­ten fazla, hava borularını etkilediklerinden ve dola­yısıyla hastayı daha az asabi yaptıklarından yaygın­laşmışlardır.

Disodyum kromoglikat

İlaç bulan ve geliştiren bilim adamları ilaçlarına söylenmesi güç uzun adlar takmaktan hoşlanmakta­dırlar, bu nedenle genellikle disodyum kromoglikatın ticari adı olan İntal kullanılmaktadır.
Bu ilaç mast hücreleri üzerinde etkisini gösterir ve bunların patlayarak histamin salgılamalarını engel­ler, ilacın etkili olması için krizden önce alınması gerekmektedir, çünkü mast hücreleri histamin salgıla­dıktan sonra ilaç almak, at kaçtıktan sonra ahırın ka­pısını kilitlemeye benzer.
İlk kullanımı yalnızca alerjik astım içinken, bugün çeşitli disodyum kromoglikat preparatları geliştirilmiş bulunmaktadır, ve bunlar burun, kulak ve karındaki alerjik reaksiyonları durdurmak için kullanılırlar. Bu preparatların her birinin kendi ticari adı vardır. İntal genellikle fısfıs yoluyla alınır. İlaç kapsül içinde bir tozdur ve fısfısın içine yerleştirilir. Kapsül, fısfısın üzerindeki bir delgiye basılarak patlatılır ve içeriğin-ce bir toz olarak solunum yollarına alınır. Soluk al­makta zorluk çeken yaşlılar ve çok küçük çocuklar İntal'i sıvı bir sprey olarak kullanabilirler.

İlaç yapımcıları riniti önlemek üzere, burundan en­fiye gibi çekilen bir aygıt da geliştirmişlerdir. Gözdeki alerjik reaksiyonları önlemek için göz damlaları oldu­ğu gibi, mide ve bağırsaklardaki alerjik reaksiyonları durdurmak için yutulacak haplar da vardır.
İlacın yaygınlığı, yararlarının yan etkilerinden fazla olmasına bağlıdır. Birçok hasta bu ilacı kullanmaya başladıktan sonra, kortikosteroid almayı bırakmıştır. Gene de birçok ilaç gibi gebeliğin ilk zamanlarında kullanılması uygun olmadığı gibi hastanın boğazın­da iltihaplanma olduğu zaman gırtlağı tahriş edebi­lir. Ayrıca uzun süre kullandıktan sonra ilacı birden kesmemeye özen göstermek gerekir. Çünkü ilacı ani­den bırakmak, bazı hallerde bir astım krizine neden olabilir.

İlaçlar, milyonlarca insanın alerjilerden çektikle­ri acıyı dindirmiş ve bu kişilerin alerji belirtileri ne­deniyle günlük hayatlarını yürütmekte çektikleri zor­lukları ortadan kaldırmıştır. Ama gene de ünlü onsekizinci yüzyıl doktorlarından VVilliam Withering'in şu sözlerini unutmamakta yarar vardır: "Ufak dozlarda verilen zehirler en iyi ilaçlardır, ama aşırı dozda ilaç­lar zehirdir."
Bir kişiye yararlı olan bir ilaç, başka birini hiç et­kilemeyebilir, aynı biçimde bir kişi için uygun olan bir doz, başka bir insana aşırı veya çok az gelebilir. İlaçlara saygılı olmak gerekir.

Alerji Testi Alerji Testleri Rast Stotoksik

Alerji Testi, Alerji Testleri, Rast Alerjik Test

"RAST" test olarak bilinen radyoalergosorbent testi, yeni bir testtir ve bazı alerji uzmanlarının görü­şünce deri testlerinin yerini alacaktır. Oldukça tek­nik bir test olmakla birlikte, kısaca ifade edilirse, vü­cut sıvıları veya dokularında belirli bir antigene tep­ki gösteren antikorların varlığını saptar. Güvenilir ve hassas bir test olmasına karşın bir sakıncası vardır. Alerji konusundaki çözümlenemeyen konulardan biri vücudun bir maddeye karşı IgE antikorlarına sahip olduğu halde, bu maddeye karşı hiçbir alerji belirtisi göstermemesidir. RAST testi böylelikle sizi rahatsız etmediği halde bir alerjiniz olduğunu gösterebilir.


Alerjik Durumlar, Alerji uzmanlarının büyük umutlar besledikleri, ama şu anda deneme aşamasında olan bir başka test de "sitotoksik" testtir. Bu test, hastanın akyuvarla­rının belirli bir madde tarafında tahrip edilip edilme­diklerini saptar; testi uygulamak için hastadan kan alınır ve bu kan çeşitli alergen örnekleriyle karıştırı­lır. Bu örnekler mikroskopta incelenerek 45 dakika sonra kaç tane kan hücresinin ölmüş olduğuna bağ­lı olarak alerjinin derecesi saptanır.

Bu testin avantajı şudur; çok az miktarda bir kan ile 20 veya daha fazla madde üzerinde test yapılabi­lir. Ayrıca bu testi yaptıran hastaların, iğnelere deride çiziklere veya kimyasal maddelerin doğuracağı tat­sız etkilere dayanmaları gerekmez. Öte yandan yiye­cek alerjilerinin saptanmasında çok güvenilir değil­dir, çünkü bir yiyecek maddesinin sindirimin hangi aşamasında en alergen durumda olduğunu bilmek güçtür.

Stotoksik test antikor aramaz. Bu testin en yay­gın olduğu Amerika'da önde gelen bazı alerji uzman­ları, özellikle yiyecek ve kimyasal madde alerjilerinin antigen/antikor reaksiyonlarından daha çok, akyuvar­ları öldürerek zarar verdiklerine inanmaktadırlar. Ba­ğışıklık sisteminin en etkin güçlerini oluşturdukların­dan, akyuvarların sayılarını azaltan herhangi bir mad­denin aynı zamanda vücudun sağlıklı kalma yetene­ğini de azaltacağı kanısındadırlar.