Otizm Tedavisinde İlaçlar
Carnosine (karnozin)
Hızla genişleyen ASD tedavisi alanında yeni ilaçlar ve protokoller, varolan yaklaşımlarda değişim ya da gelişimlerle birlikte ortaya çıkmaya devam edecektir. İkinciye örnek kısa süre önce Alzheimer hastalarında erken dönemde kullanılmak üzere geliştirilen bir ilaç, şimdi ASD'li çocukların bir alt grubunda, düşük dozlarda etkili şekilde kullanılmaktadır. Lake Fores İL'de Pediyatrik Nörolojist olan Dr. Michael Chez, otistik ve epilektik çocuklar üzerine birçok araştırma projesi yürüttü ve tamamlayıcı karnozin kullanımının—histidine ve alanine'den oluşturulmuş bir dipeptit amino asit—öncülüğünü yaptı. 2001 Haziran'ında Dr. Chez, standart anti konvülzan terapide olmasına rağmen tekrarlayan nöbetleri olan çocuklarda bundan korunmayı artırıp artıramayacağını belirlemek üzere, karnozin kullanarak bir çalışmaya başladı. Karnozin ile birlikte birçok çocuğun nöbetlerinde gelişmeler olmakla kalmadı, aileler beklenmedik şekilde çocukların bilişsel alanlarında da—dil, dikkat, enerji düzeyleri ve kaba motor yetenekleri dahil—gelişimler rapor ettiler. Bazı çocuklarda, daha akıcı dil, daha iyi göz kontağı ve çevre ile daha fazla ilgilenme gözlendi. Dr. Chez tarafından carnosine ile bir çift-kör plasebo kontrollü takip çalışması başlatıldı. Gruptaki bazı otistik özellikli çocukta, birçok açıdan, ifadesel ve reseptif dil (anlama dili) dahil klinik olarak anlamlı değişimler görüldü. Bunlar, ilk ve ufak çalışmalar olsa da, bu besin desteğinin kullanımında şimdiye kadar toksik bir etki görülmemiştir. İnsan vücudunda doğal olarak bulunan bir amino asittir ve beynin derin frontal kısmının (entorhinal korteks) karnoziır in birikmeye eğilimli yer olduğuna inanılır. Bu bölgede çinko ile—GABA (bir beyin nörotransmitteri) üzerinde etkileri olmanın yanı sıra—etkileşime girebilir. Hâlâ cevaplanması gereken sorular olmakla birlikte, bazılarımız çocuklarımızda carnosine kullanmaya başlamıştır ve erken olmasına rağmen tedavinin başlangıcında hiperaktivite raporlarının yanı sıra bazı umut verici raporlar vardır.
TD-DMPS
Çocuklarının vücutlarından cıvayı atmak isteyen aileleri heyecanlandıran yeni bir kelasyon protokolü (Dr. Rashid Buttar tarafından Mayıs 2004'te sunuldu), DMPS'nin (2,3 dimercaptopropane sulfonate) iki günde bir transdermal kullanımıdır, doz 1-1/2 m g/kg'd ir. Kongre ifadesi Mayıs 2004'te TD-DMPS üzerine onun 1+yıl çalışma grubunda 31 çocuktan 19'unda iyileşme rapor etmiştir, kendi oğlu da dahil. Şu anda TD-DMPS için FDA onayı almaya çalışmaktadır. Bazı DAN! doktorları şimdi bu invasive olmayan daha sürekli transdermal DMPS detoks yöntemini kullanmaktadır. Dr. Buttar, optimum yarar için TD-DMPS'nin yanı sıra methyl-B12 enjeksiyonu da önermektedir.
Pfeiffer MT Protokolü
Kelasyon terapisi sırasında oldukça çok sayıda çocukta tepki olarak aşırı patojen üremesi, Dr. Anı\ Holmes'ı ve diğer doktorları, "bağırsak mikroplarına yatkın" çocuklar için yeni yaklaşımlar arama konusunda yönlendirdi. Dr. Holmes son zamanlarda Dr. William Walsh ile birlikte (bkz. Birinci Bölüm'de Metallothionein [MT] Teorisi) Napeı-vilie'de bulunan Pfeiffer Tedavi Merkezi'inde, ağır metallerin normal detoksifikasyonunda önemli rolü olduğu düşünülen normal MT fonksiyonunu başlatmayı ve geliştirmeyi hedefleyen besin tamamlayıcı programı konusunda daha fazla şey öğrenmek için çalışmaktadır. Bu yavaş bir-süreç olmakla birlikte şimdiki DMSA-ALA protokolündeki, inatçı bağırsak enfeksiyonlarını iyileştirmek için verilen uzun aralar, sonuç itibariyle Dr. Holmes ve Dr. Walsh tarafından hazırlanan besleyici yaklaşım araştırmasından daha çok vakit alabilir. Bağırsak enfeksiyonu problemi olmayan çocuklar için yukarıda açıklanan.DMSA/ALA protokolü, hâlâ metal yükünü azaltmak için "en hızlı yoldur".
DAN! protokolünü kullanan bizler, güçlü bir besleyici programı izleyen birçok çocuğun, kelasyon ajanlarına başlamadan dahi gelişmeler gösterdiğini fark ettik. Altta yatan bütün mekanizmaları anlamasak bile muhtemelen gelişmiş besleyiciler ile çocuğun kendi detoksifikasyon mekanizmasının fonksiyona geçmesi için yardım etmiş oluyoruz. MT fonksiyonu ve glutatyonun ilişkili olduğu iyi bilinir ve glutatyon düzeylerini artırmak detoksifikasyonu geliştirecektir. MT sentezi için gereken büyük miktarlardaki sistein, gastrointestinal sistemde parçalanan oral glutatyon formunda alınabilir, birçok çocuk için yan etkiler minimum düzeydedir. Genellikle besleyici programıma, A, C&E, vitaminleri, kalsiyum ve minerali-zasyon (genellikle ekstra çinko ekleyerek, bakırdan kaçınarak, P5P' ve magnezyumu dahil ederek) ile başlarım. Bir kez bunlar yerine konduğunda, hazırlayıcı "doğal" kelasyon olarak diğer B vitaminlerini, omega-3 yağları, NAC (N-asetil sistein) içeren glutatyon ön maddesi formülü oral ve transdermal indirgenmiş (reduced) glutatyon, ALA, glisin, L-carnosine, ino-sine ve selenomethionine eklerim. Bazı çocuklar, çok fazla NAC tolere edemedikleri için dikkatli şekilde başlarım. Bazı doktorlar, ASD'li çocuklara IV (damar içi) Glutatyon uygulamaya başladılar ve büyük yarar gördüler. Glutatyon-çinko ilişkisi, çinkonun hücrelere teslimatını destekleyen ve cıva ile diğer ağır metalleri tecrit eden yeterli selenyumun yanı sıra etkili bir MT fonksiyonunda temel bir noktadır.
Şimdi, Dr. William Walsh ve Naperville, Pfeiffer Merkezi'ndeki ekibi; bağırsakta, beyinde ve başka yerlerde MT fonksiyonunu geliştirmek için aşamalı besin desteği terapisini açıklamaktadır. Bu protokol, MT sentezini ve aktivasyonunu anlatan daha önceden yayınlanmış 1200 makaleye dayalıdır. En iyi klinik sonuçlar, iki aşamalı protokolü uygulayarak gerçekleştirilmiştir: (1) çinko ve etki artırıcı besleyicilerle ön yükleme, ardından (2) ihtiyatlı ve yavaş yavaş MT promotion besleyicilerinin başlatılması. Pfeiffer kadrosu tarafından üzerinde çalışılan bilimsel literatür, vücudun MT'sinin çoğunun, çinko tarafından başlatıldığını, birikmesi ve redoks değişimi için glutatyon gerekli olduğunu işaret etti.
Hücrelere çinko teslimatının net sonucu, çinko-MT'nin, toksıkmetaller için bir "mıknatıs" gibi görünmesidir. MT proteinleri, 14 amino asit ve çinko bileşimidir, yine de erken denemelerde bazı ASD'li çocuklar, formülün sistein kısmı ile baş edememişlerdir. Daha sonraki formüller, genellikle, MT sentezi için gerekli büyük sistein miktarlarını sağlamak için yerine minimal yan etkili oral glutatyon koymuştur. Pfeiffer Merkezi, çeşitli MT- üretimini başlatma formüllerinin patentini almıştır; tıbbi gözetim ve düzenli testler yapılması gereği nedeniyle bu formüller yalnızca reçete ile Pfeiffer Klinik Eczanesinden alınabilmektedir.
Pfeiffer Merkezi, MT-üretimini başlatma terapisini metal metabolizması bozulan bütün çocuklar için önermektedir. Bunu değerlendirmek için en önemli laboratuar testleri arasında; serum bakır, plazma çinko ve serum ceruloplasmin yer alır. Sağlıklı kişilerde, bakır çinko oranı genellikle 0.8 ve 1.2'dir; serbest bakır (ceruloplasmin ile çözülmüş) değerleri 5-25 mcg/dL'dir. MT fonksiyonu için yeni bir test şimdi Beverly Hills, Immunosciences Laboratuarı'nda mevcuttur.
İlk ya da "çinko yükleme" aşaması 4-8 hafta sürer, yüklemeye etki artırıcı besin destekleri eşlik eder. Çinko yükleme aşamasından sonra ikinci ya da "MT geliştirme" aşaması başlar. Bu, Dr. Walsh'ın "ritimli" protokol (3 gün devam 4 gün dinlenme) diye adlandırdığı ve özel olarak formüle edilmiş 13 amino asit artı glutatyon (sistein yerine) ve selenyum bileşiminin yavaş yavaş başlaması sürecidir. MT-geliştirici programı yanı sıra birinci aşama besleyicilerinin sürdürülmesi, glüten-siz/kazeinsiz diyet, probiyotikler, davranış ve devam eden diğer terapiler önerilir. Çinko depolarını tüketen (DMSA; DMPS vb.) kelasyon terapileri, MT programı ile nöbetleşe yapılmalıdır. Son kanıtlar, MT promoter'e başlamadan önce ağır metal yükünü azaltmak için DMSA kelasyon uygulanan çocuklarda daha az probleme işaret etmektedir. Benim detoksifikasyon rejimime son zamanlarda yaptığım önemli bir ekleme, transder-mal allithiamine (TTFD) ya da thiamine tetrahydrof urfuryl di-sulfide kullanımıdır. İlk çalışmaların etkili ve yumuşak olduğunu gösterdiği bu detoksifikasyon ajanını, DMSA ve DMSA/ALA'nın kullanımı sonucunda yaygın mantar istilalarına güçlü yatkınlığı bulunan çocuklarda yararlı buluyorum.
Bizim bütün detoksifikasyon protokollerimiz gibi bu terapi de, toksik metalleri yok etmeyi, gelecekteki toksik maruz kalmalara karşı korumayı, bağırsağı normalleştirmeyi, immün fonksiyonunu ve davranışları geliştirmeyi ve beyin nöronları ile sinaptik bağlantıların gelişimini hedefler. Dr. Walsh erken müdahalenin, daha sonrası için özellikle konuşma ve bilişsel gelişme açısından çok önemli olduğunu vurgular. Proses daha büyük çocuklarda çok yavaş ilerler, fakat ailelerin sabrıyla büyüklerin de bu tedaviden büyük yarar sağlayacağma inanmaktadır. MT promotion terapisi ile birlikte itkilerle beyni uyaran ve nöronal gelişmeyi destekleyen davranış terapilerini savunur. Daha önce de vurgulandığı gibi DAN! kelasyon protokollerinin çoğu ve tedaviye benim kişisel yaklaşımım, bağırsağı iyileştirmeyi ve optimal besinsel durumu sağlamayı içermektedir. Bu yaklaşım, Dr. Walsh'ın belirttiği glutatyon/metallot-hionein etkileşimini destekler. Son zamanlarda Pfeiffer Merkezi'nden bazı raporlar, ağır metal toksikliği olan ve daha önceden ağır metal yükünü azaltmak için kelasyon yapılan çocukların, metallothionein promotion programına daha iyi v daha az yan etki ile tepki verdiğini göstermektedir.
Açık ki, daha fazla araştırmaya ve dokümantasyona ihtiyaç vardır ve yapılmaktadır. Şimdi temel olan, birçok çocuğun bu kitapta betimlenen protokollerden yarar görmesidir. Halihazırda NIH ve IOM'a sunulan veriler; erken detoksifikasyon terapilerinin, davranış terapileri ile birlikte—aynı zamanda bağırsak iyileşmesi ve besinsel destek ile—çocuğun belirgin gelişim olasılığını yükselttiğini göstermektedir.
Detoksifikasyon hakkında sorular ve zorluklar sürmektedir. Saygın doktorlar arasında kelasyon ajanlarının optimum sıklığı ve doz miktarları konusunda fikirler farklılığını sürdürmektedir. Resmi olarak çocuklarda test edilmemiş olsa bile eskisinden daha çok sayıda doktor DMPS kullanmaktadır. Çoğumuz küçük oral ya da transdermal dozların güvenli ve etkili olduğu konusunda hemfikiriz; damar içi (IV) yönteminin güvenliği konusunda görüşler farklıdır. Detoksifikasyon mekanizmasını başlatmak için yeni yollar keşfetmek, önümüzdeki aylarda hepimizin çok şey öğreneceği kesinlikle heyecan verici bir araştırmadır. İnatçı bağırsak enfeksiyonu çeken bazı çocuklar, Dr. Walsh'ın savunduğu yavaş aşamalı besinsel yaklaşımdan daha fazla yarar sağlayabilirler. Ben, esasen besinsel yaklaşımı kullanan bazı çocuklara, maksimum iyileşme için hâlâ kelasyon yapılması gerektiğini düşünüyorum. Başarılı bir kelasyon ya da MT-promotion tedavisinden sonra bile bazı ASD'li çocuklarda metal birikiminin tekrarlanmasını önlemek için bazı besleyicileri devam ettirmek gerektiğine inanıyorum. Açıktır ki, hâlâ bu konularda jüri yoktur ve biz, ASD'li çocuklar için en etkili biyo-medikal tedavileri bulurken, çocukların farklı gruplarında yaşlarına, bağırsak durumlarına, toksiklik düzeylerine ve diğer faktörlere bağlı olarak bir ya da diğer protokole tepkileri değişebilecektir.
DMG VE TMG
DMG (Dimetilglisin), yalnızca birkaç gün ya da birkaç hafta sonrasında göze çarpan bir dil gelişimi sağlayarak ASD'li çocukların yaklaşık yarısında işe yarar. Toksik olmadığı ve bağışıklık güçlendirici olarak bilindiği için bütün ailelerin denemek için çocuklarına DMG vermelerini isterim. Çocuklar genellikle glisinin doğal tadını sevdiklerinden (her zaman çocukların hoşlanacağı besleyicileri ararım) küçük, dil altı 125 mg tabletleri öneririm. Bazı çocuklar alışana kadar hi-peraktivite gösterebildiği için sabah dozları tercih edilir; bir tabletle başlamayı eğer fayda görülürse 6'ya kadar (hepsi öğleden önce alınmalı) çıkartmayı öneririm. DMG'nin hiperakr îiviîe yaptığı bazı çocuklarda, beraberinde günde 2400 mcg folinik asit verilerek bu etki azaltılabilir. Hiperaktivite, folinik aside rağmen devam ediyorsa çocukların yüzde 15'i DMG ve TMG (yüksek metilatör) gibi metilasyon ajanlarına toleranssız olduklarından DMG kesilmelidir. Bazı anneler TMG'nin değil, DMG'nin hiperaktiviteye neden olduğunu söylerler; TMG; SAM(e) (S-Adenosylmethionine) adlı bir ön madde aracılığıyla serotonini—asetilkolin sentezinde önemli bir enzim—artıran bir fazla metil gruplu DMG'dir. Bazı annelerse DMG'den TMG'ye geçtiklerinde hiperaktivite fark ettiklerini ve problemsiz şekilde DMG'ye döndüklerini söylerler. Çocukların kimyası çok benzersizdir ve bu toksik olmayan maddelerle, deneme yanılma yöntemini benimsemek yararlarını saptamak için tek yoldur. Hem DMG hem TMG'nin çok güvenli olduklarına dair kayıtlar vardır.
B Vitaminleri
B vitaminlerinin enerji üretiminde rolü vardır; gastrointes-tinal sistemdeki kasların kasılması ve yanı sıra sağlıklı sinirler, cilt, göz, saç, karaciğer ve ağız için gereklidir. B vitaminleri bir takım olarak çalıştıkları için birlikte alınmalıdır, fakat gerektiğinde B6 ya da folik asit gibi herhangi bir tanesi daha fazla da alınabilir.
A. B1 ya da thiamine, kan oluşumu, hidroklorik asit üretimi ve karbonhidrat metabolizması için gereklidir.
B. B2 vitamini ya da riboflavin, kırmızı kan hücrelerinin oluşumu, antikor üretimi ve trytophan metabolizması için gereklidir.
C. B3 vitamini ya da niasin, niasinamid ya da nikotinik asit, düzgün sirkülasyon için gereklidir. Karaciğerde tryptophan formasyonunda önemli rol oynar. Niasin karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmalarına ve sinir sisteminin düzgün fonksiyon göstermesine yardım eder.
D. B5 vitamini ya da pantothenik asit, "anti-stres" vitamini olarak bilinir. Adrenal hormonlarının üretimi, antikorların oluşumu için önemlidir ve yağların, karbonhid-raların ve proteinlerin enerjiye dönüştürülmesine yardım eder. B5 önemli steroidlerin ve böbreküstü bezlerde kortizon üretimi için gereklidir.
Otistik Çocuklarda Besin Eksikliği
ASD'li çocuklarda genel olarak görülen biyokimyasal dengesizlikler nelerdir? DAN! doktorlarına göre, "Nutritional Status of Autistic Children"1 (Otistik çocukların besinsel durumları) üzerine çalışmada, birçok otistik çocuk, aşağıdaki anormallikleri göstermiştir.
Düşük B6 vitamin düzeyleri ve düşük ya da normalin alt sınırında intraselülar magnezyum miktarları ile kombine az miktarda B6 bağlayıcı
Düşük intraselüler çinko
Düşük A vitamini kan düzeyleri
Mikrobiyolojik tahlillere göre düşük biyotin, B1, B3 ve B5 fonksiyonu,
İdrarda düşük C vitamini
Eicsapentaenoic asit (EPA, omega-3 yağ asitlerinin bir türevidir) düşük Kırmızı Kan hücre (RBC) zan düzeyleri
Yüksek araşidonik asit RCB zar düzeyleri (iltihaplanmanın bir nedeni)
Düşük taurin düzeyleri (sinir hücreleri için önemlidir)
Yüksek kazomorfin ve gliadomorfin düzeyleri (opioit peptitler)
Yüksek idrarsal mantar metabolitleri
Süte karşı yüksek IgG antikorları
Bağırsakta bakteriyel flora dengesizliği
Ayrıca birçok otistik çocukta:
Düşük serum selenyum (deneklerin yüzde 50'si)
Mikrobiyolojik tahlilde düşük folat ve B12
Kırmızı kan hücresi zarı yüksek trans yağ asit düzeyleri
Tahıla karşı IgG antikorları
Yüksek idrar bakteriyel metabolit (deneklerin yüzde 50'si)
Fazla asidik dışkı
Ayrıca Dr. William Walsh, Dr. William Shaw ve diğerleri tarafından yapılan çalışmalar, otistik çocukların büyük bölümünün genellikle kalitesiz protein alımına bağlı olan düşük methionine düzeylerinin yanı sıra çinko, B6 ve GLA (Gamma Linolenik Asit) yetersizliği gösterdiğini de açıkladı.
Önemli Besin Desteklerinin Kullanımı
Yukarıda sıralanan dengesizlikler, benim ve birçok diğer DAN! doktorunun spesifik vitaminleri, mineralleri ve diğer besleyicileri kullanarak biyomedikal protokollerle tedavi etmeye çalıştığımız şeylerdir. Bu tedaviler, her ne kadar resmi olarak geniş çift kör, plasebo kontrollü deneylerle değerlendirilmemiş olsalar da önemli besleyiciler yıllardır başka hastalıklara sahip hastalardaki bu ve benzer anormallikleri tedavi etmek için kullanılmaktadır. Diğer bir deyişle bu tamamlayıcıların güvenli ve etkili olduklarını uzun süreli klinik pratikten biliyoruz. Yine de, burada, her çocuk için optimal besin desteklerini ve uygun doz miktarlarını belirleyebilmek için uzun bir deneme-yanılma süreci gerektiğine işaret etmeliyiz. Belirli maddelerin, spektrumdaki çocukların çoğunda eksik olabileceğini bilmekle birlikte bireysel toleranslar ve hassasiyetler, düşük dozla başlamamızı, eksiklikleri düzeltmek için yeterli olduğunu hissettiğimiz doza kadar yavaş yavaş artırmamızı ve reaksiyonları yakından gözlemlememizi gerektirir. Çok hassas çocuklarda, spesifik noksanlıkları değerlendirmek ve besleyici programımızda bize rehberlik etmesini sağlamak için zaman zaman test yapılmalıdır. Bazı çocuklarda marka hassaslıkları bile vardır ve belirli katkılar ya da tablet kaplamaları bazen belirli bir çocuğun tolerasyonunda fark yaratabilir.
Benim hastalarımın büyük çoğunluğu, özellikle daha küçük olanlar, besleyici/vitamin/mineral programından büyük yarar görürler. Tipik şekilde ASD'li çocukların yiyecek seçimleri çok sınırlıdır. Hemen hemen hepsi uzun süreli vitamin ve mineral eksikliği çekmektedir. Eğer daha önce vitamin tamamlayıcıları kullanmıyorlarsa, reaksiyon bazen oldukça çarpıcı olur. Besin desteği programına başladıktan sonraki birkaç günden birkaç haftaya kadar geçen bir sürenin ardından, çok daha iyi konuşma, daha iyi göz kontağı ve daha iyi davranış ve uyuma modelleri görülebilir. Benim ailelere tavsiyem; düşük dozlarla başlamaları, bir sonraki besin desteğine başlamadan önce, çocuk önerilen doza alışana kadar bir kerede bir yeni besin desteği kullanmaları, bu arada dikkatli bir gözlem ile reaksiyonların kaydını yapmalarıdır.
Aileler genellikle çocuklarına vermelerini istediğimiz besin desteklerinin sayısından dehşete düşmektedir. Fakat bunları çocuklara vermenin yıldırıcılığına karşı hem ebeveynler hem de vitamin üreticileri, kötü tatlarını saklamak için bazı yaratıcı yollar tasarlamaktadır. Çocuğa, onları yutarak çok önemli bir iş yaptığı hissini vermek (ve ilaçları kendiniz kokmadığınızda yüzünüzü buruşturmamanız) genellikle yardımcı olur. Bazen, şefkatli fakat kararlı olmak dışında hiçbir şey yapmaya gerek yoktur. "Seçim şansı yok; bunu yapmalıyız bu yüzden bu işi bitirelim" yaklaşımı gereklidir. Ardından sevilen bir içecek ya da çiğneyecek bir şey vermek bazen yardımcı olur. Ailelerin, çocuğa kapsülleri nasıl yutacağını öğretmeleri konusunda hayatı herkes için kolaylaştıran birçok özendirici şey vardır. Bu işi kolaylaştırmak için ebeveynler, eczaneden içi boş, çok küçük kapsüller alabilirler ve normal ya da büyük boy kapsüllere geçmeden önce bunlarla çocuğun alışmasını sağlayabilirler.
Aileler, çocuklarının besinsel eksikliklerinin ciddiyetini, tıpkı glütensiz/kazeinsiz diyette belirli yiyeceklerin çocukların gastrointestinal sistemlerine ve beyinlerine nasıl hasar verdiğini anladıklarında olduğu gibi tamamen anladıklarında bu yıldırıcı işe daha hoşgörüyle bakabilirler. Çocuklarının iyi beslendiğini düşünen bazı aileler, besleyici programına gösterilen olumlu tepkiye şaşırırlar. Bu vakalar, sindirim ve emilim problemlerinin, çocuk çok seçici olmasa bile besleyicilerin tam olarak beyne ulaşmasını engellediğini göstermektedir.
Önerilen Temel Tamamlayıcılar
Öncelikli Olanlar
B6 vitamini, tercihen biyoaktif formu P5P', 5 yaşın altında günde 50 mg
Magnezyum glycinate formu en iyi emilir, günde 200/400 mg. (Ayrıca B6 vitamini aktive P5P'+Magnez-yum öneririm.)
Çinko, pikolinat formu en iyi emilir fakat ayrıca çinko monomethionine ve çinko sitrat belirli zamanlarda belirli çocuklar için: 20-50 mg/günde (2 mğ/kg+20) veririm.
Kalsiyum, günde en azından 1 gram, birkaç doza bölünmüş şekilde.
Selenyum daha büyük çocuklar için 150-200 mcg günde; 5 yaş altı 75-150 mcg (testler düzeyleri çok düşük göstermediği sürece-yüksek dozlar toksik olabilir.)
A vitamini, 2.500-5000 IU/günde (kısmen balık yağı şeklinde olabilir; beta-karoten birçok çocukta A vitaminine dönüşmez)
C vitamini, günde 1000 mg'ye kadar, tolere edilebilirliğine bağlı olarak, 3 ya da 4x/günde (vücutta uzun kalmaz).
E vitamini, 5 yaş altı için 200 mg/günde, beş yaş üstü için 400 mg/günde.
Esansiyel Yağ Asitleri, Omega-3 750-1200 mg, herkes için 750 mg EPA, 250-500 DHA/ ve GLA 50-100 mg/günde
DMG (125 mg kapsül ya da dil altı 1-6/günde) ya da TMG (500-2000 mg/günde+folik asit (800-1600 mcg/günde)
B'2 Vitamini, methylcobalamin olarak, 750-2500 mcg enjekte edilebilir (75 mcg/Kg) haftada iki kere
Muhtelif
Ek mineraller örneğin'Manganez, Krom, Molybdenum, Boron Vanadium
B vitaminleri, örneğin Thiamine, Riboflavin, Niasin, Bi-otin, Pantothenic Asit
Amino Asitler, esansiyel ve esansiyel olmayanlar
Mineraller, B vitaminleri ve Amino asitler, genellikle kapsamlı bir multi vitamin/mineral bilemişinde bulunur. Amino asit testi ile bazı çocuklar optimum şekilde kişisel bir formül alırlar, fakat genellikle dengeli formüller, birçok çocuğa uygun şekilde mevcuttur.
Özel besin destekleri bazen eksiklikleri gösteren test sonuçlarına göre ya da kelasyon gibi kayıpları telafi etmek için ekstra besine ihtiyaç duyulabilen özel durumlarda 1 verilmelidir. Özel besin destekleri arasında idebenone (CoQ10'un biyolojik formu) gibi güçlü anti-oksidasyon yarara sahip olanlar bulunabilir.
Çoğu çocukta L-glutatyon (glutathione) düşüktür; indirgenmiş L-glutatyon kapsüller ve transdermal kremler halinde mevcuttur ve bazı çocuklar için önerilir. Yüksek sistein'i (yaklaşık yüzde 15), bulunmayan çocuklar için indirgenmiş L-glutatyon ön maddeleri kelasyon için iyi preparatlardır ve prosesi yavaş ve güvenli şekilde başlatır.
Meryemana dikeni (milk thistle) bileşimleri, karaciğer sağlığı için ve immün geliştirici olarak ya da transfer faktör gibi modülatörler ya da arabinogalac tanlar, immün bozukluğunun sık hastalıklara yol açtığı çocuklarda kullanılabilir.