Rektum Kanserinde Tani ve Muayene

Rektum Kanserinde Tani ve Muayene



Rektum kanserinin en sık klinik bulgusu kanamadır. Kanama genellikle gaitayla karışık ve gaita yüzeyini kaplayan koyu renkli kan şeklindedir. Nadiren taze kan şeklinde olabilir ve bu nedenle hemoroidle karışır. Distale lokalize rektum kanserinde tenesmus ve tam defekasyon yapmama hissi olur. Defekasyon alışkanlıklarında değişiklikler olabilir. Villoz adenomdan dönüşen kanserlerde mukuslu diare izlenebilir. Diğer kolon kanserlerinde rastlanan obstrüksiyon bulgularına rektal ampullanın geniş olması nedeniyle sık rastlanmaz. Şiddetli anal ağrı; anal kanal invazyonunun göstergesi olabilir. Rektal kanserlerin bir bölümü ileri evreye kadar bulgu vermeyebilir.



Klinik muayene rektal tuşe ile başlar. Tuşede rektumun distal 8-10 cm‘lik kısmı palpe edilebilir. Proksimaldeki tümörler değerlendirilemeyebilir. Rektal kanserlerin tümü rijit kolonoskopların ulaşabileceği mesafededir. Kolonoskopiyle tümörün yeri, boyutları makroskobik görünümü, anal vergeden uzaklığı değerlendirilir ve biyopsi alınabilir. Kolorektal kanserlerde % 6 oranında senkron kanser riski nedeniyle tüm kolonun kolonoskopi ile incelenmesi gerekir. Geçişe izin vermeyen tümörlerde kolon incelenmesi için virtüel kolonografi yapılabilir.


Rektum Hastaliklari

Rektum Hastalıkları



İnflamatuar Barsak Hastalıkları



Ülseratif kolit



Kolorektal kanser riski hastalık başlangıcından yaklaşık 10 yıl sonra giderek artar. Tutulan segment uzunluğuyla, kanser riski doğru orantılıdır (32). Daha az diferansiye kolorektal kansere neden olur. Diğer kanserlere göre multisentrisite oranı daha yüksektir.



Crohn Hastalığı



Ülseratif kolite göre kanser gelişme riski daha azdır. Ancak kanser görülme oranı normal popülasyona oranla 4-20 kat daha fazladır. Kanser sıklıkla inflamasyonlu, striktürlü ve fistüllü segmentte ortaya çıkar. Tanıda gecikme sıktır ve mortalite oranı yaklaşık % 80 olarak bildirilmiştir.


Premalign lezyonlar



Tübüler adenomlar, villoz adenomlar, tübüllovilloz adenomlar premalign lezyonlardır. Adenomların malignite potansiyelini belirleyebilecek 4 ana faktör vardır:


1. Boyut; 5-6 mm çapında hemen-hemen hiç risk yokken 1-2 cm arasında % 5, 2 cm‘nin üzerinde % 10‘luk risk vardır.


2. Sap; sesil poliplerin malignitede rolü % 50‘den fazla, pedinküllü poliplerin karsinoma dönüşme riski % 10 civarındadır.


3. Villoz yapılar; villoz komponent arttıkça malignite potansiyeli artar.


4. Displazi;displazi arttıkça risk artar.


Rektum Kanseri Nedir

Rektum Kanseri Nedir



Epidemiyoloji



Kolorektal kanserler gastrointestinal sistem malignensileri arasında en sık görülen kanserler olup 2. sırada yer alır. Kolorektal kanserlerin görülme sıklığı 50 yaşlarından sonra gittikçe artar ve 60-70 yaşlar arasında en yüksek düzeye ulaşır. Yaklaşık % 20‘si 50 yaşından önce ortaya çıkar. Genç hastalarda kolorektal kanser varlığında ülseratif kolit veya ailesel polipozis sendromları araştırılmalıdır.



Etiyoloji



Rektum Kanserinde Genetik faktörler



Tüm tümörlerde olduğu gibi rektal kanserlerde de kromozomlarda değişiklikler mevcuttur. Birçok kanser hücresinde kromozomal distorsiyon ve atipik konfigürasyon izlenmiştir. Atipinin artmasıyla prognozun kötüleştiğine dair çalışmalar mevcuttur (1). Moleküler genetik çalışmalarla; erken dönemde adenomdan karsinoma dönüşte gen mutasyonu ve Sa kromozomunda delesyon olduğu ispatlanmıştır. Familial polipozis sendromlarında Ras onkogen aktivasyonu ve 6,17,18. kromozomlardaki delesyonların etkin olduğu bildirilmiştir.



Familial Adenomatöz



Polipozis otozomal dominant geçişlidir. Puberte çağında polipler görülmeye başlanır. Polipler başlangıçta seyrek olup sayıları giderek artar. Koruyucu kolektomi yapılmazsa kanser gelişme olasılığı çok yüksektir.



Gardner sendromu, Turcot sendromu, Peutz Jeghers sendromu ve Juvenil polipozis koli sendromlarında kanser riski artar.


Diet faktörleri



Çevre riski faktörlerinden en önemlisi; diet alışkanlıklarıdır. Hayvansal yağdan zengin gıdalarla beslenen toplumlarda kolorektal kanser görülme sıklığı artmıştır. Özellikle doymamış yağların adenomdan kansere dönüşümünde etkili olduğu gösterilmiştir. Yağın yıkım ürünleri mikroflorayi etkileyerek anaerobik bakterileri artırarak epitelyal proliferasyonu hızlandırır. Yağ aynı zamanda fekal safra asitlerine dönüşerek bir karsinojen olan litokolik ve deoksikolik aside bakteriler tarafından metabolize edilir. Safra asidi konsantrasyonunu artıran kolesistektomi, gastrik cerrahi (terminal ileum rezeksiyonu) gibi durumlarda kolorektal Ca riski artar.



Karoten, selenyum, C ve E vitaminleri, retinoidler ve bitki yağları kolorektal kanser riskini azaltır. Dietsel kalsiyum alımında azlık ve D vitamini eksikliği Ca riskini artırır.