Dizanteri Nedir Amip Dizanteri Tedavisi

Dizanteri Hastalığı Nedir, Çocuklarda Bebeklerde Dizanteri


Halk dilinde (kanlı basur) denilen hastalıklardır. Hastalı­ğı hâsıl eden mikroplar bakımından iki türlüdür.

1 — Basili dizanteri
2 — Ampili dizanteri

Basili Dizanteri

Çok eskiden beri bilinen ve salgınlar yapan bulaşıcı hastalıklardandır. Tarihte savaşan orduların bozulmasına ve perişan olmasına sebep olmuş büyük dizan­teri salgınları vardır. Zaten dizanteri harp, açlık ve sefalet za­manlarını fırsat bilen ve böyle zamanlarda ortaya çıkıp her ta­rafa yayılmak azgınlığında olan bir hastalıktır. Hastalığı ya­pan ufak çomak şeklinde bulunan (dizanteri basilleri) dir. Bu basiller hastaların kalın bağırsağında açılan yaralarda bulu­nurlar ve büyük aptes ile dışarıya çıkıp her tarafa yayılırlar.

Kendileri hiç hasta olmadıkları halde bağırsaklarında bu mikropları taşıyıp etraflarına bulaştıran (sağlam taşıyıcılar) da vardır. Bu mikroplar büyük aptes vasıtasıyla dışarı çıktıktan sonra sulara, topraklara, sebze ve meyvalara bulaşırlarsa bu suları içenler ve bu gıda maddelerini temizlemeden, pişirme­den yiyen insanlar hastalığa tutulmak tehlikesine düşmüş olurlar.
Mikrop insan vücuduna ağızdan ve sindirim yollarından girer. Bunlar kalın bağırsakta üreyip çoğaldıktan ve iltihaplar yaptıktan sonra hâsıl ettikleri zehirler bütün vücuda yayıla­rak hastalık ortaya çıkmış olur.

Dizanteri Belirtileri

Basilli dizanteri kırıklık halsizlik ve ateş yükselmesi ile başlar. Çok geçmeden hastada karın ağrıları ile birlikte ishal hâsıl olur. Büyük aptes başlangıçta sulu bir halde iken zaman geçtikçe içinde kan ve sümük gibi madde­ler peyda olur. Günlük dışarıya çıkma sayısı gittikçe fazlalaşır. Bu hal hastayı pek ziyade rahatsız eder. Günde (20 - 30) defa dışarıya çıkmak zorunda kalan hastalar Vardır. Karın ağrıları fazlalaşır. Dışarıya çıkma sırasında makatta ıkıntı, bu­runtu halleri baş göstererek hastaya çok sıkıntı verir.

Hastanın iştahı yoktur. Ateşi yükselir. Derin bir halsizlik içinde yatağa düşmüştür. Sıklaşan ishal yüzünden vücudun­dan çok su kaybeder. Dudakları kurur, dili paslanır, az za­manda çok zayıf düşer. Hastalık böylece bir hafta kadar sü­rer. Fakat bu şiddetli sıkıntılar hastanın kalbini ve damar sis­temini bozup zayıflatarak ölümlere sebep olabilir. Dizanteri mikropları kalın bağırsağın iç zarında sathî, geniş, etrafı gi­rintili çıkıntılı yaralar yaparlar. Büyük aptesin içine kan bu­laşması, hastada karın ağrıları olması bu yüzdendir.

Hastalık iyileşmeğe yüz tutarken bazı hastalarda, diz ka­paklarından başlayıp az zamanda öteki eklemlere de geçen, ro­matizma tarzında ağrı ve şişlikler olduğu görülür.


Hasta iyi bakılmaz, iyi tedavi edilmezse, perhizi çabuk bozarsa hastalık müzmin bir şekil alarak sürüncemede kala­bilir.
Hastalığın teşhisi için laboratuarlarda büyük aptesin muayene ve tahlili lâzımdır.

Ampili Dizanteri

Bu hastalığı yapan mikrop (dizanteri amibi) dedikleri ufak, tek hücreli bir hayvancıktır. Hastalığı hasıl eden amibin erişkin ve hareketli şekilleri ise de mikro­bun ufak, yuvarlak ve (kist) dedikleri mukavemetli şekiller al­dığı da olur.
Dizanteri amibi de sulara, çiğ yenen sebze Ve meyvalara ve çeşitli gıdalara bulaşarak insanlara ağız yolundan girip has­talığı hasıl eder.

Ampili Dizanteri Belirtileri, Amip Dizanteri

Ampili dizanteri, basilli dizanterinin tersine olarak, sinsi ve gürültüsüz bir tarzda başlar. Hastada kırık­lık, halsizlik, iştahsızlık, hazımsızlık gibi haller görülür.
Hastanın başlangıçta büyük aptesi suludur. Fakat birkaç gün sonra karında ağrılarla, ıkıntı ve buruntu ile beraber kan ve sümük ortaya çıkar. Basilli dizanterideki sümük koyu, bu­lanık ve cerahatli bir manzara olduğu halde amiplinin bağır­saklarından çıkan sümük cam gibi şeffaftır.
Amipli dizanteriye tutulmuş hastalara, çok defa, ateş ol­maz. Günlük dışarıya çıkma sayısı, basillide olduğu kadar çok değildir. En ağır vak'alarda yirmi dört saatte (10) defayı geç­mez.

Amipli dizanteri başlangıçta anlaşılıp tedaviye başlanmaz­sa derhal müzminleşir. Çünkü müzminleşmeğe son derece mü­sait olan bir hastalıktır. Zaman zaman ishal ve zaman zaman inkıbazlara sebep olmak suretiyle yıllarca sürer ve hastayı ca­nından bezdiren müzmin amipli dizanteri şekilleri vardır.

Amipli dizanteriye tutulmuş olanlarda amipler, barsaklardan karaciğere geçerek orada (karaciğer apsesi) dedikleri teh­likeli bir ihtilât hâsıl edebilirler.
Amipli dizanteriye tutulmuş olanlarda amipler, bağırsaklar hastalıklı iken harpler ve göçler dolayısıyla dünyanın bir­çok yerlerine yayılmıştır.
Bizim memleketimizde de şurada burada tek tük vak'alar halinde her zaman görülmektedir.

Dizanteri Tedavisi, Kronik Dizanteri

Dizanteri Hastalıkları tedavisinde en önemli mesele perhizdir. Gıdalar hastalığın devrine, hafif veya şiddetli olmasına göre sulu, hazmı kolay ve kalın bağır­sakta posa bırakmayacak olan maddeler arasından seçilmeli­dir. Dizanterilerde karın ağrısı, ateş, kırıklık, kalp zayıflama- sı gibi sıkıntıları ortadan kaldırmak için uygun ilâçlar kullan­mak, karın üzerine kuru veya yaş şekilde sıcak tatbikat yap­mak hastanın çabucak rahatlamasını temin eder.
Özel tedaviye gelince: basilli dizanteri eskiden kendi özel serumu ile tedavi edilirdi. Fakat son yıllarda ortaya çıkan sulfamid'ler ve bir takım antibiyotik ilâçlar basilli dizanteri hastalığında pek şifalı tesir gösterdiğinden doktorun vereceği bu ilâçlarla hastalığın kolayca tedavisi mümkündür. Bugün artık dizanteri serumu kullanılmaz olmuştur. Bilhassa bağırsakta erimeyen (sulfaguanidin) kökünden olan ilâçların basilli dizan­teride büyük faydaları vardır. Vücudundan çok su kaybetmiş, derin bir halsizlik ve zayıflık içine düşerek kalp ve damar sis­temi bozulmak tehlikesine uğramış hastalara kalp ve damarları kuvvetlendirici ilâçları enjeksiyon suretinde tatbik etmek ve lüzum hâsıl olursa hastaya kan nakli yapmak lâzım gelir. Amipli dizanterinin biricik tesirli ilâcı (Emtein) dedikleri maddedir. Fakat bu ilâç aynı zamanda zehirli olduğundan yapılma tarzı ve miktarları mutlaka doktor tarafından tayin ve tatbik edilmelidir. Çünkü bu ilâç deri altından şırınga edil­mez. En tesirli şekli damar içinden enjeksiyon tarzıdır. Bu da çok dikkat ve itina isteyen bir meseledir. Emerin tedavisi sı­rasında hastayı yatakta yatırmak ve daima doktorun kontrolunda bulundurmak lâzım gelir.

Korunma

Dizanteriden korunmada en esaslı tedbir vü­cut, eşya ve gıda maddelerinin temizliğidir. Büyük aptes, lâ­ğımlar, sular daima gözönünde bulundurulmalı, pislikler üze­rindeki mikropları her tarafa taşıyıp bulaştıran kara sineklere karşı şiddetli bir savaş açılmalıdır. Şüpheli suları kaynatmak, sebze ve meyvaları iyi temizlemek ve pişirmek lâzımdır.

Yilancik Hastaligi Nedir Tedavisi

Yılancık Nedir, Yılancık Hastalığı Hakkında Bilgiler

Yılancık hastalığı, vücudun derisi veya muhat gışaları içinde iltihap hâsıl olmasıyla kendisini gösteren mikroplu has­talıklardan birisidir.
Yılancığı yapan amil, mikroskop altında zincir şeklinde görülen, ufak yuvarlak bir mikroptur. Bu mikroplar deri veya muhat gışaları üzerindeki ufak bir yara veya sıyrıktan içeriye girip iltihaplar yaparak yılancık hastalığını ortaya çıkarırlar. Yılancık, vücudun birçok yerlerinde görülebilirse de en zi­yade görüldüğü yer yüzdür. Buna (yüz yılancığı) derler.

Deri ve muhat gışaları üzerinde zararsız olarak yaşayan yılancık mikropları günün birinde gözlerin, kulakların, burun deliklerinin, dudakların kenarlarında hâsıl olan sıyrık veya si­vilcelerden içeriye girdikten birkaç gün sonra hastalık başlar.

Yılancık Belirtileri

Mikropla bulaşan insanda hastalık kırıklık, yorgunluk, baş ağrısı, halsizlikle başlar. Ateş, bir titreme ile, az zamanda yüksek dereceye çıkar. Yüzün mikrop giren yerin­de bir kırmızılık belirir. Bu kırmızılık gittikçe genişler. Kıza­ran saha sağlam olan deri kısımlarından yılankavi bir hudut ile ayrılmıştır. (Bunun için yılancık demişler). Kızaran yerlere el ile dokunulursa düz, parlak ve ağrılıdır. Hastanın dili paslı, iştahı yoktur. Yüzü gittikçe şişer.

Kırmızılıklar ve iltihaplar, çok defa, boyun bükülmeleri gibi derinin kemiğe yakın olduğu kıvrımlar hizasında durur, ileriye geçemez. Fakat bazı vak'alarda hiç bir engel tanımayıp ilerleyerek gittikçe genişler, yukarıdan başın saçlı kısmına aşa­ğıdan bofun derisi üzerine, hattâ daha aşağılara kadar iltihap inebilir.

Bir takım hastalarda da iltihapların bir yerde sönüp diğer yerlerde başlamak suretiyle bütün vücudu gezip dolaştığı gö­rülür (Göçmen yılancık). İltihabın ilerlemiş devrinde hastanın ateşi yüksek, dudakları kuru ve kavruktur. Bazı hastalar bu sırada kendilerini kaybederler. Mikrop zehirlerinin merkezî sinir sistemine tesirleri dolayısıyla, yataklarından kalkmak, dışarıya kaçmak isterler. Yersiz, mânâsız sözlerle sayıklarlar, korkulu bir durum gösterirler.

Bu sırada hastaların yüzlerindeki kırmızılıklar üstünde, içinde su toplamış bir takım kabarcıklar çıkmış, bunlar cera­hatli çıbanlar haline gelmiş olabilir. Hastalık başka arızalarla karışmazsa günün birinde ateş birden bire veya yavaş yavaş düşer. Yüzdeki kırmızılık solar, kabarcıklar çatlar, yaralar ka­buklanır. Hasta artık iyiliğe dönmüş olur.

Bu örneklik tablodan başka ufak bir deri kırmızılığı ile gayet hafif geçen yahut çok ağır bir halde geçip mikroptan ileri gelen şiddetli bir kan zehirlenmesi (septisemi) haliyle hastayı az zamanda tehlikeye düşüren ağır şekiller de vardır.
Yılancık hastalığı sırasında iltihaplı yerlere yakın lenfa boğumlarında cerahatli abseler, akciğerlerde zatürrie tarzında iltihaplar, kalp zayıflaması, böbreklerin bozulması, eklemlerin, romatizma hastalığında olduğu gibi, şişmesi tarzında hastalığı uzatan ve hastayı üzüp zayıflatan birçok ihtilâtlar görülebilir.

İşin en korkulu tarafı mikrobun kana karışarak bütün vü­cuda yayılması ve (septisemi) denilen bir çeşit kan zehirlenme­si hâsıl etmesidir. Bütün bu tehlikeli hallere rağmen hastalık, çok defa, şifa ile neticelenir. Bu defa hastalığa tutulan bağışık­lık kazanmaz. Bilâkis bazı kimselerde mikrop odağı (mihrakı) ortadan kaldırılmazsa sık sık nüküsler görülür.

Yılancık Tedavisi, Yılancık Hastalığı Tedavisi

Ateşli zamanda hastayı yatağa muhafaza et­mek, yüzdeki yaralar üzerine yumuşatıcı merhemler sürmek, ateşe ve ağrılara karşı uygun ilâçlar kullanmak lâzımdır.
Hastalığın en şifalı ilâcı (sulfamid) ler ve (Penicillin) dir. Bu ilâçların hastalık mikrobu üzerine kat'î tesiri mevcut oldu­ğundan hastaların kolayca iyileştirilmesi ve ihtilâtlardan ko­runması mümkündür. Bu ilâçların keşfinden sonra yılancık hastalığının artık eski önemi kalmamıştır.

Yılancıktan Korunma Yolları

Vücudu gayet temiz tutmak, derinin her­hangi bir yerinden kıl koparmamak, sivilceleri tırnaklamamak lâzımdır. Bu suretle deri üzerinde sıyrıklar açılmasına ve yı­lancık husulüne meydan verilmemiş olur.
Hastalığın koruyucu bir aşısı yoktur.

Tifus Nedir Tifus Hastaligi Halk Dilinde Nedir

Tifüs Nedir, Tifüs Hastalığı Hakkında Bilgiler


Bu hastalığa (Lekeli humma) da derler. Çok bulaşıcı Ve çok tehlikeli hastalıklardan birisidir. Hastalığı yapan (Riket-siya) adında, ufak yuvarlak bir mikroptur. Bu mikrobun bir sürü tipleri mevcut olduğu yapılan araştırmalardan anlaşıl­mıştır. Tifüsü yapan da ayrı bir tiptir. Bu mikrop hayatının bir devresini elbise bitlerinin vücudunda geçirmekte, bitler vasıtasıyla hastadan sağlama bulaşmaktadır.
Açlık, yorgunluk, pislik, harpler, insanların toplu bir hal­de ve sıkışık durumda yaşamak zorunda kalmaları bulaşmayı kolaylaştıran ve hazırlayan sebepler arasındadır.

Tifüs Hastalığı Belirtileri

Mikrop vücuda girip yayıldıktan sonra has­talık kırıklık, halsizlik, baş ve bel ağrıları ve ateş yükselmesiy­le başlar. Hastanın dudakları kuru, yüzü kırmızı, dili paslıdır. Dalak hafifçe büyür. Dört beş gün içinde vücudun derisi üze­rinde, pire ısırması şeklinde, ufak, kırmızı lekeler ortaya çıkar. (Bundan dolayı hastalığa lekeli humma denilmiştir.) Ateşin yüksek devresinde hastalar kendilerini kaybederler. Sayıkla­ma, bağırma, yataktan atılma halleri görülür. Hasta bazı defa o kadar ağır olur ki, idrar ve büyük aptesini bile, hiç haberi ol­madan altına kaçırabilir.
Hastalığın süresi (12 - 14) gün kadardır. Bu müddeti atla­tabilen hastalar kurtulmuş demektir. Çünkü bu müddetten sonra ateş düşer, hasta kendine gelir. Genel durumu yavaş ya­vaş düzelerek nekahat devresine girmiş olur.

Tifüs esnasında hastanın akciğerlerinde, kulaklarında, böbreklerinde, kalbinde ve damar sisteminde bir takım tehli­keli ihtilâtlar olabilir ki ölümü mucip olan, çok defa, bunlar­dır.


Tifüslü hastayı ateşli zamanında ısıran bitler ondan aldık­ları kanda mevcut mikroplan, üç dört gün içinde, vücutların­da olgunlaştırırlar. Ondan sonra bu bitler çok tehlikeli bir hal alırlar. Bunların sağlam bir insanı hastalığa bulaştırmaları ısırmak suretiyle değildir. Bitin pisliği ile veyahut deri üzerin­de ezilmesiyle vücudundan dışarıya çıkan hastalık mikropları şahsın kaşınmak suretiyle deride açtığı ufak tırnak yaraların­dan vücuda girerek Tifüs hastalığına sebep olur.

Tifüsün biricik bulaşma vasıtası bittir. Ortada bit bulun­mazsa hasta ile ve onun bütün eşyasıyla temas edilse de hasta­lık bulaşmasından korkulmaz. Yalnız bitlerin pislikleri ile bu­laşmış olan eşya ve çamaşırlar üzerinde bitler zamanla kendi kendilerine ölmüş olsalar bile pislikler içinde kalan mikroplar uzun müddet dayanabileceklerinden bu gibi eşyanın, bitsiz ol­duğu halde, hastalığı bulaştırabileceği anlaşılmıştır.

Tifüs Hastalığından Korunma Yolları

Çok tehlikeli olan bu hastalıktan korunmak için biricik çare bitten sakınmaktır. Hasta bitsiz olmalı ve hastalarla temas etmiş olan eşya ve çamaşırlar bitten dikkatle temizlenmelidir. Koruyucu aşısı vardır.

Tifüs Tedavisi

Hasta sağlamlardan ayrılarak tedavi olunur. Eskiden özel surette mikroplar üzerinde tesir edecek bir ilâcı olmayan bu hastalık çok tehlikeli salgınlar yapmış, bütün dün­yada pek çok insan öldürmüştür. Birinci büyük dünya sava­şında bizim yurdunuzda da Tifüs pek büyük tahribata sebep olmuş, başta hastalara bakan hekimlerimiz olduğu halde çok sayıda insanlar bu hastalığa kurban olmuşlardır. Yeni antibi­yotik ilâçların keşfinden sonra hastalığın tedavisi kolaylaşmış­tır. Çünkü bunlar arasında (Chloramphenicol) (Terramycin), (Aureomycin) gibi ilâçlar Tifüste pek şifalı tesir göstermekte ve hastanın hayatını kurtarmaktadırlar.

Tifüs en ziyade vücudun her tarafına bir örümcek ağı gibi yayılmış olan incecik kan damarları sistemine dokunup orada felçler husule getirdiği için hastalık sırasında doktor kalp ve damar ilâçları vermek suretiyle hastayı muhafaza etmek mec­buriyetindedir.
Hastalık sırasında hastasına ve yerine göre verilecek pek çok ilâç vardır. Bunları ancak doktor tayin eder.

Yemekler sulu ve sindirimi kolay gıdalar arasından seçilir. Hastaların, hastalığa mukavemet edebilmesi için iyi beslenme­leri, vücutlarının gayet temiz tutulması lâzım gelir.