Kaplıca Tedavisi
İçmeceler dışında su ile uygulanan diğer tedaviler de vardır:
Durgun veya akan bu banyoları ve kuru veya yaş lapa veya çamur uygulamaları özellikle bağırsak hareketleri üzerine etkilidir.
Basınçlı veya basınçsız çok ince yağmur şeklindeki duşların sinirleri yatıştırıcı, sakinleştirici etkileri vardır. Su altı basınçlı banyolar da kalınbağırsağın farklı bö¬lümlerine masaj yapmaya yarar.
Nihayet, dışkılık yoluyla kalınbağırsak içine nisbeten önemli miktarda suyu damla damla lavman şeklinde vermek, kabızlık çok eski olduğu ve beraberinde bir yumu¬şatıcı alışkanlığı bulunduğunda, kalınbağırsak cidarının kan dağılımını sağlayarak iyi gelmektedir. Bunun için 37 -41 C'lik sıcaklıklarda, haftada 2-3 kez Glauber tuzlu ve sodyum klorürlü sular ile lavman yapılabilir.
Ayrıca, kaplıca ve içmece tedavilerinin önemli psikolojik yararları da vardır. Ger¬çekten bütün sorunlardan uzak olarak hastalar kaplıcada tam olarak dinlenirler ve ruhsal yönden gevşerler ki, bu durum sindirim sisteminin yeniden düzgün şekilde çalışması için gerekli bir unsurdur.
Karın Su Tedavisi (Hidroterapisi)
Karına dışarıdan su tatbik ederek bağırsak geçişini uyaran farklı yöntemler vardır:
Soğuk su ile karnın masajı karın kasları için mükemmel bir güçlendirici¬dir. Avuca alınan bir miktar soğuk su ile karın cidarı birkaç dakika sü¬reyle ovulur. Bu işlemi sabah-akşam 3-4 kez yapmalıdır.
Daha iyisi karın cidarı üzerine soğuk su kompresini 10-15 dakika uygu¬lamaktır.
Omurga boyunca yapılan soğuk su duşu mükemmel bir uyarıcıdır.
Tatilde, plajda ayak bileğine kadar su içinde uzun yürüyüşler yapmanın da bağırsak geçişi üzerinde yararlı etkisi vardır.
Kalınbağırsağın özel masajı, basınçlı su ile sağdan ve aşağıdan başlayıp yukarı çıkarak ve sonra aşağı ve sola inerek uygulanır.
Nihayet 10-15 dakikalık soğuk su oturak banyosu da kalınbağırsak hare¬ketlerini uyarabilir.
Fango veya çamur paketleri doğrudan bağırsaklar üzerine dairesel tarzda yerleştirilerek 42°-50°C arasında 30-60 dakika süre ile uygulanır. Ancak kişinin dayanma derecesine göre sıcaklık ve sürede değişiklikler yapıla¬bilir. Paketler yemek saatlerine yakın zamanlarda uygulanmalıdır. Uy¬gulama sonrası 35 C'lik temizleyici bir duş ve 40°C'lik kısa süreli (15 saniye) ikinci bir duş karma uygulanır. Bu uygulama 2 günde bir yapılır ve sonrası 2 saat dinlenilir.
Türkiye'de Kabızlığa İyi Gelen içmece Merkezleri
Çağlar öncesine dayalı kültürel, mimari özelliklere ve doğal enerji kaynakları yönünden dünya ülkeleri arasında önde gelmesi gereken bir potansiyele sahip ülkemizde 1500'ü aşkın sıcaklığı 30 C'nin üzerinde, yoğun madensel tuz ve gaz taşıyan sular vardır
Yurdumuzun farklı bölgelerinde kaplıca, ılıca, çermik, girme, içme, içmece gibi adlar alan sıcak ve soğuk maden suları, ülke düzeyinde geniş bir dağılış göstermektedir. Toplum olarak da yüzyıllardan beri bu kaynaklardan yararlanmayı a-maçlayan bir kaplıca-hamam-içmece geleneğine sahip bulunmaktayız.
Biz burada kabızlığa iyi geldiği saptanmış özellikle içeriği sülfatlı olan bazı içmecelerin listesini vermekle yetineceğiz. Lakin bu içmecelerin, hekim kontrolü olmadan kullanılmasının çok sakıncalı olduğunu hatırdan çıkarmamalıdır!
I. Sodyum Sülfat ve Sodyum Kloriir İçmeceler
1. Zeytinliada içmecesi: Balıkesir-Erdek-Zeytinadası
2. Sığacık içmecesi: İzmir-Seferihisar-Sığacık köyü
3. Adliye içmecesi: Gemlik-Adliye köyü
4. Saparca ılıcası: İçel-Silifke-Keben köyü
5. Zeytinpınarı içmecesi: Balıkesir-Burhaniye-Pelit köyü
6. Gölenye içmecesi: Muğla- Marmaris
7. Aşın içmecesi: Muğla-Milas-Küllük
8. Tavşanburun içmecesi: Muğla-Bodrum
9. Sultaniye içmecesi: Muğla-Köyceğiz-Sultaniye köyü
10. Belceğiz içmecesi: Muğla-Fethiye-Ovacık köyü
11. Gebeler ılıcası: Muğla-Fethiye-Gebeler köyü
12. Erikli içmecesi: Sivas-Divriği-Erikli köyü
13. Mahmutlu ılıcası: Kırşehir-Çiçekdağ
14. Tuzla içmecesi: Kocaeli- Tuzla
15. Divriği içmeceleri: Sivas-Divriği
16. Ayaş içmecesi: Ankara-Ayaş
17. Ilıcapmar içmecesi: Konya-Cihanbeyli
18. Ekşisu içmecesi: Konya-Cihanbeyli
II- Sodyum Sülfat ve Bikarbonatlı İçmeceler
1. Çerçin içmecesi: Burdur-Çerçin köyü
2. Sudel içmecesi: Manisa-Salihli-Sudel-Çakallar köyü
3. Alaşehir ılıcası: Manisa-Alaşehir
4. Gölemez çamur ılıcası: Denizli-Gölemez köyü
5. Hamamboğazı içmeceleri: Kütahya-Uşak-Banaz bucağı
6. Babacık ılıcası: Denizli-Sarayköy-Kurttepe köyü
III-Sodyum Sülfat, Bikarbonat ve Klorürlü İçmeler
1. Kisarna köyü içmecesi: Trabzon-Kisarna köyü
2. Bulancak içmecesi: Giresun-Bulancak
3. Tülit içmecesi: Kayseri-İncesu-Araplı köyü
4. Dereköy içmecesi: Balıkesir-Susurluk-Dereköy
IV- Kalsiyum Sülfatlı İçmeceler
1. Murat dağı kaplıcaları: Kütahya-Gediz
2. Horthort içmecesi: Niğde-Aksaray
V- Sodyum Sülfat, Klörür ve Magnezyumlu İçmeler
1. Kurttepe içmecesi: Seyhan-Kurttepe köyü
VI- Sodyum Sülfatlı İçmeler
1. Gepeköy ılıcası: Çanakkale-Bayramiç-Etik-Tepeköy
2. Çan ılıcası: Çanakkale-Biga-Pazarköy
3. Karadikmen ılıcası: Yozgat-Akdağmadeni-Karadikmen
4. Akçakocalı içmecesi: İçel-Tarsus-Akçakocalı köyü
Kabizlik Su Tedavileri
Bağırsak bozukluklarını önlemek için gerekli günlük su ihtiyacı dışında, su aynı zamanda kabızlığın gerçek tedavisinin başlıca unsuru olabilir. Bunlar özellikle:
İçmece
Kaplıca
Çeşitli su tedavi (hidroterapi) yöntemleridir.
İçmece Tedavisi
Kabızlık tedavisi herşeyden önce özellikle su ve liften yeteri kadar zengin, mükemmel dengeli bir beslenmeyi gerektiriyorsa da, bazı tamamlayıcı tedaviler de kuşkusuz yardımcı olmaktadır. İşte bunlardan biri içmece tedavisidir. Fakat bu tedaviden mucize beklenmemelidir. 3 haftalık tedavi sindirim sistemi için daima yararlı olmaktadır. Lakin beslenme sağlığındaki basit kurallara günü gününe uyulmazsa kabızlık bu şekilde düzelmeyebilir.
Kabızlığın çeşidine göre içmeceler de 3 sınıfta toplanmaktadır:
Bilhassa atonik işlevsel kabızlıklar için kullanılabilecek içmeceler.
Özellikle kasıntılı işlevlerin tedavisi için gerekli içmeceler.
Bilhassa şişmanlık ile birlikte olan kabızlıklar için iyi gelen içmeceler.
Şifalı sular, madensel tuzlar ve özellikle önemli miktarda magnezyum klorür, sodyum bikarbonat, kalsiyum, potasyum, sodyum klorür, lityum, demir gibi elementleri içerir ve bu unsurlarla birçok özellikler gösterip bağırsak işlevini kolaylaştırır. Sindirim borusuna ilişik tükürük bezi, pankreas, safra kesesi gibi organların salgılarını arttırır ve daha kolay sindirim sağlar. Bundan başka safra salgısı kalınbağırsak kasılmalarını tembih ederek, bağırsak geçişini harekete geçirir.
İçmekürü belirli bir hastalığa, bir kişiye göre düzenlenmiş bir tedavi planı içinde, belirli süre ve dozda, düzenli aralıklarla uygun görülen maden suyunun içilmesi ile uygulanan banyo tedavisi (balneoterapik) yöntemidir. Kürün özelliği uzun süreli olması ve etkisinin hemen değil, yavaş yavaş ve belirli bir süre içerisinde ortaya çıkmasıdır. Kürün yararlı etkisini engelleyebilecek dolaşım veya böbrek yetmezliği, hiperal-doteronizm ve had infeksiyonlar gibi durumlar kür öncesi ortadan kaldırılmalıdır.
Bağırsakların hareket düzeni, maden suyunun emilme oranı ve hızı, miktarı, sıcaklığı ve madensel tuz içeriği (özellikle sülfat tuzları) yani (osmotik basınç) ile bağıntılı olarak etkilenmektedir. Önce bağırsağın üst bölümünün kanlanma derecesi ve peristaltizmi, kullanılan suyun miktarına bağlı olarak artar. Buna "peristaldk ekspansiyon refleksi" denir. Suyun sıcaklığı ise mide ve bağırsak hareketleri üzerinde yatıştırıcı etkiye sahiptir. Soğuk su ise ters etki yapar. Çözünen iyonların niteliği ne olursa olsun, hipertonik maden suları bağırsaklar üzerine uyarıcı bir etki gösterirler ve kan hücumu ve bol salgıya neden olurlar.
Sülfatlı ve magnezyumlu sularla yapılan içme kürleri sırasında, sülfat ve magnezyum iyonları osmos yolu ile içinde çözündükleri suyun emilimini engelleyerek, hipertonik çözeltiler gibi mide ve bağırsağa olan sıvı akımında artışa neden olurlar. Sonuçta bağırsak içeriği sulanır ve hacim olarak artar. Peristaltik ekspansiyon refleksi yoluyla bağırsaklar hızlı boşalır. Bu yüzden kısa süreli uygulanmalıdır. Sülfatlı ve magnezyumlu suların bir diğer önemli etkisi de Oddi sfinkterinin gevşemesine ve karaciğer hücrelerinden safra yapımının artışına neden olmasıdır.
İçme kürlerinde kullanılan suyun sıcaklığı genel olarak 10°C'den aşağı ve 30°C'den yukarı olmamalıdır. Mide sıcaklığı ile içilen suyun sıcaklığı arasındaki fark ne kadar fazla ise suyun mideden geçme hızı o kadar fazladır. Vücut sıcaklığına yakın sular mide bağırsak hareketlerini arttırmazlar; ancak, büyük miktarlarda kısa sürede içilirse peristaltik ekspansiyon refleksini uyandırabilirler.
Hangi suyun ne zaman verileceği planlanırken mide salgısının durumu saptanmalıdır. Açlık halinde midede yüksek asit bulunmuşsa, suyun yemeklerden 30-45 dakika önce içilmesi gerekir. Çok sık, üçer saat ara ile en az 100-150 ml'lik miktarların içilmesi en uygun yöntemdir.
Kasıntılı işlevsel kabızlıklarda çok sık, günde 4-5 kez ve küçük miktarlarda sodyum klorür düzeyi düşük ve sülfatsız, 30 C'nin üzerinde olmayan sular verilmelidir. En iyi sular ise Glauber tuzlu (sodyum sülfatlı) veya Epson tuzlu (magnezyum sülfatlı) sulardır.
İçme kürü sırasında rektumun boşalmasını sağlamada yeterli miktara ulaşmak önemlidir. Bu da ancak doktor ile hasta arasında iyi bir işbirliği ile sağlanabilir.