Obezite ve Hipertansiyon İliskisi

Obezite ve Hipertansiyon İlişkisi

Hipertansiyon kardiyovasküler hastalıklar (KVH) için önemli bir risk faktörüdür. KVH'ya bağlı ölümler tüm dünyada görülen ölümlerin %30'undan sorumludur ve özellikle hipertansiyonun KVH riskini en az iki kat arttırması nedeniyle önemi vurgulanmaktadır (50). Çocukluk çağında hipertansiyon erişkin döneminden daha az görülür; prevalansı yaklaşık %1-5'dir (50). Fakat çocuklarda ve adolesanlarda hipertansiyonun tanı oranı ile prevalansı artmaktadır ve bu artış koroner arter hastalığının erken gelişimine neden olabilmektedir
Çocuklarda hipertansiyon rastlantısal olarak tekrarlanan üç kan basıncı ölçümü sonucunda elde edilen kan basıncı değerlerinin yaşa, cinsiyete veya boya göre 95 persentil üzerinde olması olarak tanımlanmaktadır (50). ABD de çocukluk çağı hipertansiyon grubu tarafından geliştirilen raporda belirtildiği üzere yaş, cinsiyet ve boya göre kan basıncı değerleri için persentil tabloları geliştirilmiştir. Bu tablolara göre hipertansiyon evrelemesi 90 persentil altında ise normal olarak değerlendirilir. 90-95 persentil arası Prehipertansif, 95-99 persentil arası evre 1 hipertansiyon ve 99 persentil üzeri ise Evre 2 hipertansiyon olarak tanımlanır
Çocuklarda kan basıncı yüksekliği temel olarak esansiyel-primer hipertansiyon ve altta yatan patolojinin bulunduğu sekonder hipertansiyon başlıkları altında incelenmektedir. Hipertansiyon etyolojisinde preadolesan dönemde altta yatan hastalığa bağlı olarak sekonder hipertansiyon daha sık görülür
Erişkinlerde olduğu gibi son yıllarda çocuklarda da primer-esansiyel HT daha sık görülmeye başlanmıştır. Bunun nedeni olarak obezite prevalansının artışı düşünülmektedir.
ABD Sağlık ve Beslenme Grubu (NHANES) çocuklarda 1988-1994 ve 1999-2000 yılları arasında sistolik ölçümde ortalama 1.4 mmHg, diastolik ölçümde ise 3.3 mmHg artış saptamışlardır (50). Çocukluk çağında kan basıncındaki artışların (50) erişkin dönemde hipertansiyon gelişim riskini arttırmakta olduğu bildirilmektedir. Laver ve ark.nın çalışmasında kan basıncı 90 persentil üzerinde olan çocuklarda erişkin dönemde hipertansiyon riskinin 50 persentilde kan basıncı değerleri olan çocuklara göre 2.5 kat daha fazla olduğu belirtilmiştir.
Hipertansiyona bağlı çeşitli komplikasyonlar görülmektedir; bunlar arasında hipertansif ensefalopati, konvulziyon, serebrovasküler hasar ve konjestif kalp yetmezliği sayılabilir. Hipertansiyon prevalansının artışı ile birlikte komplikasyonların görülme sıklığında da artış gözlenmektedir. Bu nedenle hipertansiyonun uzun dönem komplikasyonlarını önlemek için çocuklarda hipertansiyonun erken tanımlanması ve müdahale edilmesi önemlidir

Dislipidemi Nedir Obezite ve Dislipidemiler

Dislipidemi Nedir, Obezite Dislipidemiler Hakkında

Çocuklarda obezite ve MS prevalansının artması dislipidemili çocuk populasyonunda artışa yol açmaktadır. Dislipideminin çocuk ve adolesanlarda aterosklerotik lezyonların başlaması ve progresyonu ile ilişkili olduğu gösterilmiştir (46). Çocukları erken ve hızlanmış ateroskleroz için risk altında bırakan dislipideminin tespit edilmesi için serum lipid seviyelerinin değerlendirilmeye katılması gerekmektedir. Gençlik döneminde dislipideminin erken fark edilmesi ve kontrol altına alınmasının erişkinlik hayatının başlangıcında KVH riskini azalttığını göstermektedir
Çocuklarda ve adolesanlarda HDL-K dışı kolesterol seviyesi, ateroskleroz varlığının belirgin bir göstergesi olarak tanımlanmıştır. Obezite genellikle hafifçe artmış TK ve LDL-K seviyeleri, orta ile ciddi derece artmış TG seviyesi ve düşük HDL-K seviyesinden oluşan bir dislipidemi tablosu ile ilişkilidir. Çocukluk döneminde en sık gözlenen dislipidemi tablosu budur.
Dislipidemi veya MS komponentlerinden biri olarak kardiovaskuler risk faktörlerinden biri olmasının yanında erişkin dönemde kronik renal yetmezlik gelişiminde ve progresyonunda da önemlidir.
Glovvinska ve ark. (48) obez adölesanların aynı yaşlardaki kontrol gruplarına göre belirgin bir şekilde daha yüksek LDL-K ve TG ve daha düşük HDL-K konsantrasyonlarına sahip olduğunu göstermiştir .
Friedlan ve ark. (47) 8-12 yaşlar arasındaki obez çocukların %52 sinde TK değerlerinin obez olmayanlara göre yüksek olduğunu saptamışlardır.
Obezitede hepatik üretimi aşırı artan dolaşımdaki serbest yağ asitleri tübüler epitel hücrelerini etkileyerek inflamatuar cevabı başlatır (49). Dislipidemi beraberinde glomeruler kapiller endotele zarar verir ve mezangial hücrelerin yanı sıra podositlerde hasara yol açar. Hiperkolesterolemi ve hipertrigliseridemi, podosit yaralanması ile ilişkili mezanjiyal skleroza neden olmaktadır (49). Dislipidemi mezangial hücre proliferasyonuna, artmış mezengial matriks birikimine ve IL-6, trombosit kaynaklı büyüme faktörü (PDGF), TGF-(3, TNF-a salınımı yoluyla böbrek hücrelerinde inflamasyonunun artmasına neden olur. Böbrek üzerine TG den zengin lipoproteinlerin olumsuz etkileri Chang ve ark. tarafından belirtilmiştir (49). Ryu ve ark göre, artmış TG ve düşük HDL-K düzeyleri ile KBY prevalansı arasında anlamlı artış ile ilişkili bulunmuştur

Obezite ve Ortopedik Sorunlar

Obezite ve Ortopedik Sorunlar

Çocuk ve adolesan dönemde obezitenin yol açtığı ortopedik komplikasyonlar sıklıkla görülmektedir. Obez çocuk ve adolesanlarda görülen ayak tabanında düzleşme, bu bölgede statik ve dinamik basıncın artışına, sonuçta eklem ve bağlarda ağrılara yol açar. Kilo artışı ile dengenin daha az sağlanabildiği, bu nedenle travma ve kırık riskinin arttığı da belirtilmektedir. Femur başı epifiz kayması obez çocukların iyi bilinen sorunlarından birisidir.
Gastrointestinal Komplikasyonlar
Yakın zamanda yapılan, geniş serili bir çalışmada özellikle adolesan dönemde obezite derecesi ile gastroözofageal reflü hastalığının ilişkisi gösterilmiştir. Aşırı obez adolesanlarda reflü riski %40'lara ulaşmaktadır.
Obezite sıklığının artması ile birlikte özellikle adolesan kızlarda safra taşı sıklığında artış olduğu bildirilmektedir.
Polikistik Över Sendromu
Obezite ve MS'e sıklıkla eşlik eden sorunlardan birisidir. Kompleks bir bozukluk olan polikistik över sendromunun etyopatogenezinde hiperinsülinizm gösterilmiştir.
Psikososyal Komplikasyonlar
Obez çocuk ve adolesanlarda psikososyal sorunlar genellikle göz ardı edilmekte ve metabolik sorunlar ön plana çıkmaktadır. Oysa psikososyal sorunların çok daha fazla olduğu belirtilmektedir. Obez çocuklar genellikle toplumda ayrımcılık yapılan, dışlanabilen, öz güven sorunu yaşayan bireylerdir. Sosyal çevreleri daha kısıtlı hale gelir. Bu kısır döngü okul başarısında, ileri yaşlarda ise iş başarısında azalmaya kadar uzanan sonuçlara yol açabilir.
Sonuç olarak, çocuk ve adolesan yaş grubunda obezite pek çok sistemi etkileyen, ciddi morbidite ve mortalite ile sonuçlanabilecek komplikasyonlara yol açmaktadır. Bu komplikasyonların erken tanınması ve tedavilerinin yapılması obez olguların yaşam kalitesinin ve süresinin artmasını sağlayacaktır.