Müzikle Terapi ve Kanser Tedavisi

Müzikle Terapi ve Kanser Tedavisi
Müzik; seslerin organize edilmesi ile oluşan, işitsel iletişim sağlayan soyut bir sanat şekli olmakla birlikte insanlar üzerinde çok güçlü bir etki bırakmaktadır (171). Çok çeşitli tonlardan ve ritimlerden oluşan müzikle birlikte insanların duygu ve düşünceleri anında harekete geçmektedir.
Müzikle tedavi, müziğin bu etkilerinden yola çıkılarak uygulanmaya başlamış sanat terapisidir. Ruhsal ve fizyolojik sorunu olan kişilerin çeşitli tonlarda ve ritimlerde sesler kullanılarak bir uzman eşliğinde sağlıklarına kavuşturulması ve bunun devamının sağlanması için uygulanan sistemli tedavi şekline “müzik terapisi” denilmektedir . Afrika, Amerika, Asya, Avrupa ve Türkler tarafından kullanıldığı bilinen çok eski zamanlardan günümüze kadar uygulanmaya devam edilen bir tedavi şeklidir .
İlk kullanıcılarının ilkel kabileler olduğu bilinmekle birlikte birçok medeniyet tarafından kullanılmış bir tedavi şeklidir. İlkel kabilelerde kötü ruh ve cinler tarafından olduğuna inanılan hastalığın tedavisinde ayinler düzenlenip sert, yumuşak, yavaş vb. çeşitli müzikler kullanıldığı bilinmektedir (95,173,174). Günümüzde Afrika, Sudan gibi ülkelerde hala bu tarz ayinler uygulanmaktadır (174). Türklerde tedavi amacıyla kullanılmaya ilk olarak İslamiyet Öncesi dönemde başlanmış, ciddi anlamda tedavide kullanımının ise Selçuklular ve Osmanlılar döneminde görülmüştür (95,173).
Günümüzde birçok alanda müziğin etkileri üzerinde çalışma yapılmaktadır. Doğru seçim müzikler ile yapılmış çalışmalar sonucunda; yoğun bakım hastalarının ağrı ve anksiyete durumlarının, kan basınçlarının azaldığı ve kalp atışlarının yavaşladığı (175,176), yeni doğan bebeklerin beyinlerinin sağ bölümünün fonksiyonel özelliklerin arttığı (177), yeni doğan yoğun bakım ünitesinde kalan düşük ağırlıklı bebeklerin streslerinin azaldığı, kilo alımlarının arttığı bunun sonucunda yoğun bakım ünitesinde kalış sürelerinin kısaldığı (178), kanser hastalarının durumluluk kaygı düzeylerinin azaldığı ( 179) bildirilmiştir.
Müzik, yaşamın her alanında her yaştan insanı etkilemektedir. Anne karnında müzik dinletilen bebeklere doğumdan sonra aynı müzik dinletildiğinde kalp atışlarında yavaşlama ve sakinleşme görülmesi (180) bunu doğrulamaktadır. Ayrıca yaşlı insanların kendilerine olan güvenlerinin gelmesine ve kendi öz bakımlarını ve ihtiyaçlarını kendilerinin karşılamalarına yardımcı olmaktadır (172). Yener’in (172) belirttiğine göre küçük yaşlarda müzik enstrumanı çalan çocukların ileri yaşlarda matematik ve okuma alanlarında daha başarılı ve IQ oranların da daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Aroma Terapi ve Kanser Tedavisi

Aroma Terapi ve Kanser Tedavisi
Bitkilerin tohumlarından, yapraklarından, köklerinden, ağaçların reçinelerinden, çiçeklerden vs. elde edilen yağ esansı ile yapılan tedavi şeklidir. Tedavi, esans yapılırken oluşan buharın koklatılmasıyla uygulanmaktadır. Buhar içindeki aromatik koku ile burundaki reseptörlerin uyarılması ile tedavi sağlandığına inanılmaktadır. Koku reseptörlerinin uyarılması ile uyarının önce limbik sisteme daha sonra hipotalamustaki duyusal merkeze iletildiği ve bu saya de antibakteriyel, analjezi ve anti-enflamatuar etkinin yaratıldığı öne sürülmektedir.
Alopesi tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bunun yanı sıra öğrenme davranışlarında (166), anksiyolitik ve sedatif etki sağlamada (167,168), ileri evre demans hastalarının tedavisinde (169), immünolojik ve psikolojik (170) faydaları olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır. Aromaterapide kullanılan yağların kesinlikle ağız yoluyla kullanılmaması önerilmektedir.

Homeopati ve Kanser Tedavisi

Homeopati ve Kanser Tedavisi
Samuel Hahnemann Christian tarafından yaklaşık 200 yıl önce Almanya’da geliştirilmiş ve 19. yüzyılda Amerika’da da kullanılmaya başlanmış bir yöntemdir. “Homeo” benzer ve “pati” acı/hastalık anlamına gelmektedir. Çeşitli maddelerin çok az dozlarda fazla dilüe edilerek hastalara verilmesine dayalı bir sistemdir. Tedavide ki amaç; vücuda verilen maddeler ile kişinin kendi kendini iyileştirmesi için uyarılmasını sağlamaktır, çünkü insan vücudunun kendi kendini iyileştirme gücü vardır.
Alman Doktor Hahneman yaptığı araştırmalar sonucunda sağlıklı kişide hastalığa sebep olan maddelerin hasta kişilerde iyileştirme sağlayacağı görüşünü savunmuştur (87). Bu görüş sonunda oluşturulan sağlık sistemin iki temel prensibi vardır. Birincisi “benzeri benzer ile tedavi etmek” ya da benzerlerinden faydalanmaktır. İkinci prensip ise çok küçük dozların fazla dilüe edilip iyice eritilerek verilmesini sağlamaktır (3). Uykusuzluk sorunu yaşamakta olan bir hastaya homeopatik dozda kahve verilerek bu hastanın tedavi edilmesi buna bir örnektir.
Her insanın özelliği birbirinden farklı olması nedeniyle bazı maddeler bazı insanlarda etki oluştururken bazı insanlara hiç etki etmeyebilmektedir. Bu doğrultuda homeopatik tedaviye başlanmadan önce hastalıktan çok hastaya odaklanılmasını öngörür. Homeopatik ilaçlarda bitkiler, mineraller ve hayvansal olmak üzere doğal maddeler kullanılmaktadır. Bu sistemin birçok kronik hastalıkta kullanılabileceği söylenmesine karşın etkisi ve güvenliği ile ilgili yapılan yeterli çalışma bulunmamaktadır