Kabızlık Kudret Helvası ve Nari
Kudret helvası bazı dişbudak çeşitlerinin, özellikle Fraxinus ornus cinsinin suyudur. Bu bitki ilk çağlardan beri hafif yumuşatıcı özelliğiyle tanınmakta ve doğu Akdeniz yöresinde sahilde oturan halk tarafından özellikle kabızlık çeken çocuklara yedirilmektedir. Kudret helvası yazın dişbudak gövdesi çizilip yarılarak beyaz ve şekerli bir sıvı şeklinde elde edilir. Şeker gibi veya onun yerine özellikle kabız çocuklara verilmek üzere içeceklere konarak kullanılır.
Bu bitki Kuzey-Batı ve Batı Anadolu'da yaygın olarak bulunmasına karşılık, kudret helvası memleketimizde elde edilmemekte, aktarlarda Avrupa'dan (Sicilya) getirilerek satılmaktadır. Bileşiminde %30-80 mannitol, glukoz, levüloz gibi diğer şekerler ve rezin bulunmaktadır.
Doğu Anadolu (Erzurum, Diyarbakır ve Siirt bölgeleri) da yetişen bazı meşe (Quercus Libani Olivier, Q.Persica Jaub. ve Spach.Q.vallonea Kotschy ve diğerleri) türlerinin yapraklan üzerinde oluşan usarenin toplanmasıyla elde edilen sakkaroz ve glukoz içeren meşe kudret helvası (Manna Quercina) orta çağdan beri tanınan tad verici ve zararsız bir yumuşatıcı ve söktürücüdür
Evliya Çelebi Malatya bölgesinde elde edilen kudret helvası için şöyle yazmaktadır:
"Dağlarında Grengu denilen kudret helvası olur. Allah'ın emriyle gökten yağıp meşe ve pelit ağaçlarının yapraklarında olan bir müshil helvadır."
Türk kudret helvası Diyarbakır kudret helvası veya Gezengevi isimleriyle tanınır.
Kudret Narı Faydaları
Vatanı Hindistan olmakla beraber, bütün tropikal Asya ve Afrika'da bulunur. Türkiye'de bilhassa Güney sahillerinde bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir;
10-15 cm uzunlukta iğ biçiminde üzeri pürtüklü, önce yeşil ve sonra parlak sarı veya turuncu renkli bir meyvedir. Bileşiminde rezin, yumuşatıcı etkiye sahip bir bileşik (momordicin) bulunmaktadır.
Kudret narı macunu
Olgun meyvenin bal ile ezilmesiyle elde edilen macun mide ve bağırsak ülserleri ve kabızlık için yumuşatıcı veya iç sürdürücü olarak kullanılır.
Hünnap Meyvesi
Batı ve Güney Anadolu'da yetişen Zizyphus jujuba türü dikenli bir ağacın meyvesi (fructus jujubae) olup 1İ4-3 cm uzunlukta, olgunlukta koyu kırmızı veya siyahımtırak renkli ve tatlı lezzetlidir. Hünnap meyvesi şekerler, müsilaj, C vitamini ve pektin içerir. Evliya Çelebi Karabiga toprağının özelliklerinden bahsederken, bu bölgede yetişen hünnap ağacından da bahsetmiştir
İçerdiği pektin ve müsilaj nedeni ile kabızlığa iyi gelmektedir.
Ağar Ağar
Ağar ağar deniz yosunu olup kurutulmuş toz halinde satılır. Yoğurt ve çorbalara konarak ya da salatalara serpilerek yenilir.
Ağar ağar su çekme özelliği sayesinde etki eden hafif, fakat mükemmel bir yumuşatıcı ve helme (müsilaj)dir. Bir sünger gibi bağırsaklardaki suyu emerek şişer ve böylece dışkıyı sulandırıp hacmini arttırır. Hemen hemen kepekle aynı etkiye sahip bu kurutulmuş deniz yosunu bağırsak geçişini hızlandırır, bağırsak mukozasını nemlendirerek kaypak hale getirir. Günde 3 gr (3 defa 1 kahve kaşığı) bol su ile alınmalıdır. Ağar ağar pektin gibi doğal bir pelteleştirici olduğu için reçellerde ve özellikle jölelerin yapımında kullanılır.
Bal ve ballı kudret narı
Balın bağırsaklardaki yumuşatıcı özelliği halkımız tarafından iyi bilinmektedir. Bu yumuşatıcı özelliği çok hafif olmakla beraber, bal bilhassa yaşlı ve çocuk kabızlıklarında diğer kabızlık düzeltici yiyeceklerle birlikte kullanılır.
Balın ayrıca bağırsaklardaki mayalanmayı önleyici ve onu düzeltici etkisi de vardır. Bütün bal çeşitleri yumuşatıcı olmakla beraber, genelde biberiyeli bal, süreğen spastik (kasıntılı) kabızlıklarda portakallı veya ıhlamurlu, atonik (gerimsiz) kabızlıkta ise lavantalı, okaliptuslu veya kekikli bal önerilir.
Amele bal arıları (Apis mellifera L-Apidae) tarafından çiçeklerden alınan nektarda bulunan şekerler, arının bal torbasında, arınm tükürüğünde bulunan invertaz etkileriyle evirtik şeker haline geçer. Bileşiminde %70-75 glukoz ve le-vüloz, %2-3 sakkaroz, dekstin ve vitaminler bulunur. Bu bileşim elde edilen bölgeye göre değişiklik gösterir. Yumuşatıcı olarak bir defada 50-100 gr yenilmelidir.
Taze Sebzeler
Dengeli bir beslenmede, kabızlığın yok edilmesine etkili olarak sürdürmek için günde 400-500 gr sebze yemelidir. Sebzeler düşük enerji değerleri nedeniyle büyük üstünlük sağlarlar. Bu nedenle kilo alma tehlikesi olmaksızın sebzeleri oldukça fazla miktarlarda yeme olasıdır.
Kalori değerlerine göre sebzeler üç sınıf altında toplanabilir:
İlk grup 100 gramında 30 k kaloriden daha az enerji veren, bu nedenle miktar kısıtlaması gerekmeksizin yenebilen sebzelerdir. Bunlar organizmaya gerekli olan vitamin, madensel tuzlar, lifler gibi üç unsuru da içerirler. Bu sebzeler:
Kuşkonmaz, patlıcan, kereviz, mantar, hindibağ yaprağı, beyaz ve karala-hana, karmbahar, balkabağı, hıyar, kabak, ıspanak, rezene, yeşil fasulye, marul, şalgam, kuzu kulağı, dolmalık biber, turp ve domatestir.
İkinci grup sebzeler de onların enerji değerleri bilinerek sorun yaratılmaksızın yenebilir (100 gramında 30-60 k kalori):
Pancar, havuç, kereviz, Brüksel lahanası, kırmızı lahana, hurma, palmiye göbeği, soğan ve pırasadır.
Daha yüksek enerji veren sebzeler üçüncü gruba girerler (100 gramında 60 kalorinin
üstünde):
Enginar, bezelye, patates ve teke sakalıdır.
Bu besinleri yüksek kalorili diye beslenmemizden çıkarmak yerine, bilakis fazla yememeye dikkat edilmelidir.
Gerçekten bu sebzeler diğerlerine nazaran biraz daha fazla enerji verirlerse de mönülerde giderek daha sık kullanılan şeker ve yağa göre çok daha az kalorileri vardır. Örneğin patatesi ele alalım:
Patates, maalesef özellikle ince ve zayıf kalmak isteyen kadınlar tarafından pek sık yenmez. Bu sebzenin bileşimi hakkında biraz bilgi vermek bize ilginç görünmektedir.
Önce biraz tarihçesinden bahsedelim. Patates, ancak XVIII. yüzyılın sonuna doğru Türklerin beslenmesine girmiştir. Bileşimi patatesinkine oldukça yakın olan kestanenin tüketimi giderek azaldığı halde, XIX. yüzyılda patates çok fazla tüketilmiştir. Güncel olarak patates, ekmekten sonra Türklerin beslenmesinde başlıca nişasta kaynağıdır. Oldukça yüksek su içeriği nedeniyle (%77) zannedildiğinin aksine kaloriden çok zengin değildir. (100 gramında 70 k kalori). Ayrıca, gerçekten hiç yağ içermez (%0,1). İçeriğinde diğer bitkisel proteinlerin aksine, beslenmede iyi bir denge unsuru olan %2 protein ve %15 nişasta vardır. Sudan oldukça zengin bir gıda için nisbeten yüksek (%3.5) lif içerir.
Böylece patates mükemmel bir sebzedir. Fakat besleyici nitelikleri pişirme usullerine göre ziyan edilmektedir. Kızartma patates çok yağ çeker ve beslenme dengesinin bozulmasında önemli bir etken olmaktadır. Bu suretle yağda kızarmış patates, kızarmamış patatese nazaran 5-6 defa daha fazla enerji vermektedir. (100 gramında 400 kalori). Gerçek yağdan bir plak olan cips için bu rakam daha da yüksektir (100 gramında 550 kalori). Yani kızarmamış patatesin enerji değerinden 7 defa daha fazladır. Böylece bu çeşit yağlı gıdalar hiç bir zaman önerilmez. Patatesleri suda veya daha iyisi de sebzedeki vitaminleri koruyan düdüklü tencerede pişirmek tercih edilmelidir. Bu şekilde pişmiş patates beyaz peynirli sos veya biraz tereyağlı yenirse mükemmel olur.
Son bir öneri, eğer sakınca görülmüyorsa pişmiş patatesi kabuklarıyla da yenilebilir. Zira kabuk kısmı özellikle liften zengindir.
Bütün sebzeler iyi bir bağırsak geçişi sağlamak için beslenmemizde önemli bir yer tutmalıdır. Şişmanlamak için hiçbir endişe olmamalıdır.
Kabızlıkta Meyve ve Sebzeler
Meyve ve yeşil sebze konusundaki öneriler, tahıl ürünlerine göre çok daha az sorun yaratırlar. Herşeyden önce, tüketilen miktar tahminleri daima aynı değildir. XXI. yüzyılda tahıl ürünleri tüketimi düştüğü halde, sebze ve meyve tüketimi artmıştır. Böylece halkımız geçmiş yıllara göre daha fazla meyve yemektedir. Ayrıca, meyve ve sebzelerin içeriği 100 yıldan beri çok değişmemiştir. Buna karşın tahılların, iyi bir sağlık formu için esas olan vitamin ve madensel tuzlardan zengin bağırsak geçişi için gerekli, liften zengin dış tabakaları çıkarılarak gittikçe rafine şekilde yendiğini görüyoruz.
Meyve ve sebzeler günde 15 gr lif sağlamaktadır. Çeşitli bitkilerin lif içeriği çok değişiktir. Bunu basitleştirmek için 100 gramında 2 gr tahmin edilen ortalama bir değeri almak seçilir. Buna göre günde 250-350 gr meyve, 400-500 gr taze sebze yenmelidir.
Meyve ve sebzeler lif zenginliği dışında kalsiyum, magnezyum, potasyum, demir gibi yüksek değerli madensel tuzlar ve vitaminler de içerirler:
C vitamini en fazla maydanoz, frenk üzümü, Brüksel lahanası, tereotu, çilek, limon, karnıbahar, ıspanak, portakal, greyfurt ve domates de bulunur.
A vitamini ön maddesi (karoten)den organizma A vitamini yapar. Havuç, ıspanak, maydanoz, kavun, kayısı, şeftali, portakal, tereotu, hindiba, sarımsak, karahindiba karoten açısından zengindir.
B grubu vitaminleri ve özellikle B9 veya folik asit (modern beslenmede eksikliği duyulan) kuşkonmaz, havuç, domates gibi koyu yapraklı sebzelerde bulunur.
Lifleri Gevrekleştirmek İçin Pişirme
Lif açısından yeteri kadar zengin, dengeli bir beslenme günde 750 gr civarında sebze ve meyve içermelidir. Fakat sebzelerin 2/3'si pişmiş olarak yenmelidir. Gerçekten pişme esnasında selüloz parçalanarak iki önemli sonuç yaratır:
Bir taraftan bu lif parçalanarak vitamin ve madensel tuzlar gibi besleyici
maddeleri açığa çıkarır ve dolayısıyla organizma onları daha iyi özümleyebilir.
" Diğer taraftan parçalanmış selüloz, sindirim borusu için daha az zararlı ve daha gericidir.
Günde 750 gr çiğ sebze çoğu kimsede bazı bağırsak sorunları yaratır. Bu durum sert lifleri olan (lahana, karmbahar, sert salatalar, şalgam, tekesakalı, turp, kereviz, hıyar gibi) bütün sebzeler için daha geçerlidir. Eğer bunlar çiğ yenecekse özellikle iyi çiğnenmeiidir! Ayrıca patates, patlıcan, pırasa gibi özellikle sert bazı lifli sebzeler zorunlu olarak pişirilmelidir. Zira çiğ hali ile sindirilmeleri mümkün değildir. Fakat pişirmenin de bir usulü/yordamı vardır. Çiğ sebzenin içerdiği su, pişirme ile serbest kalarak bitkinin hacmini küçültür. Dolayısıyla oldukça azaltılmış hacimdeki bitkilerden fazla miktarda yemek olasıdır. Örneğin havucu alalım,
Havuç çiğ ve rendelenmiş olarak büyük bir hacim teşkil eder ve ondan ancak küçük miktarlarda yenebilir. Halbuki piştikten sonra 5-6 havucu birden yemek çok kolaylaşır. Pişmiş bir sebze porsiyonu hazırlamak için çiğ 250-500 gr gerekirken, çiğ sebze porsiyonu için ortalama 75 gr yeterlidir.
Pişirmenin de sakıncaları vardır! Vitamin ve madensel tuzlar kaybolur. Isı etkisiyle bir kısım vitaminler harap olur ve bir miktar vitamin ve madensel tuzlar pişirme suyuna geçer. Bazı önlemler bu kayıpları sınırlayabilir:
Yıkama evresinden itibaren, suya geçen bir miktar kayıp vardır. Sebzeler akan suda çabucak yıkanmalı, fakat su içinde tutulmamalıdır. Ayrıca, yıkamadan önce onlar ne kesilmeli, ne de ayıklanmalıdır!
Vitamin yoğunluğu sebze ve meyvelerin kabuklarının altındaki tabakada bulunur. Kabuk aynı zamanda liften de zengindir. Bu nedenle olabildiğince meyveler kabuklarıyla yenmelidir.
Pişirme yöntemi çok önemlidir! Düdüklü tencerede pişirmede, sebzeler ışık ve havaya maruz kalmadıkları gibi çok yüksek ısıda ve çok kısa sürede pişerler. Bütün bu koşullar vitaminlerin tahribini azaltır.
Ayrıca, pişirme için gerekli su miktarı az olmamalıdır; dolayısıyla sudaki vitamin ve madensel tuzların difüzyon ile kayıpları çok azaltılmış olacaktır. Su ile pişirme, mikrobesinlerin hem su içine geçmesine ve hem de haraiyetine neden olarak, en fazla kayıp husule getiren bir yöntemdir. Pişme suyunu limon suyu veya biraz sirke ilavesiyle asitleştirerek vitaminlerin harap olmasını azaltmak mümkündür. Sıkça kullanılan buğulama tarzında pişirmede, bitkiler kendi sularıyla pişer.
Meyveler
Kabızlıkla mücadele için meyvelerin önemi daha büyüktür. Bir taraftan onların liften zengin oluşu dışkı hacmini arttırırken, diğer taraftan bazı meyvelerin içerdiği ve hafif yumuşatıcı etkisi olan "Sorbitol" veya "Fruktoz" gibi küçük şekerler kabızlığı kolaylaştırır. Örneğin erik lif, fruktoz ve sorbitol gibi bu yumuşatıcıları ve dihidroksil fenil isatin'i önemli miktarda içerdiğinden, birkaç eriği bir bardak suda bir gece bırakıp, ertesi sabah aç karnına bu erikleri yemek ve suyunu da birlikte içmek çok uygulanan bir reçetedir.
Lif içeriklerine göre meyvelerin sınıflaması:
100 gramında 1 gramdan az (%1'den az) lif içeren meyveler şunlardır: Şeftali (Durakı tipi), klemantin, kavun, greyfurt, üzüm.
100 gramında 1-2 gr arasında (%l-2) lif içeren meyveler şunlardır: Kayısı, ananas, kiraz, limon, portakal, mandalina, ayıklanmış armut ve elma.
100 gramında 2-3 gr arasında (%2-3) lif içeren meyveler şunlardır: Çilek, şeftali, ayıklanmamış armut ve elma.
100 gramında 3 gramın üzerinde (%3'ten fazla) lif içeren meyveler şunlardır: Ahududu, frenk üzümü, ayı üzümü.
Fakat gerçekte bütün diğer meyvelerin de yumuşatıcı etkileri vardır ve dengeli bir beslenme günde 250-300 gr meyve içermelidir. Ahududu, frenk üzümü, ayı üzümü, çilek gibi meyveler enerji değerleri düşük olduğu halde (100 gramında 30-40 kalori) liften oldukça zengindirler. Dolayısıyla arzu edilmeyen kiloları almak korkusu olmaksızın rahatlıkla yenilebilir.
Portakal, limon, greyfurt, mandalina gibi narenciye meyvelerinin enerji değeri daima 100 gramında 50 kalorinin altında olmasına karşın lif içeriği oldukça iyidir. Kayısı ve kavun yukarıdaki narenciye ile aynı enerji değerinde olduğu halde, (ananas, şeftali, armut, elma) biraz daha fazla kalori verirler. (Muz, durakı şeftalisi, kiraz, erik, üzüm ve incir, dut) çok daha fazla enerji sağlarlar (100 gramında 60 kaloriden fazla).
Fakat bazıları, meyvelerin kalori değerini nazarı dikkate alarak, kabızlık sorununu, şişmanlık sorununa dönüştürmekten korkarlar.
Meyveler olabildiğince kabuğu ile tam olarak yenmelidir. Zira meyvelerin kabuk ve etli kısımları fazla miktarda lif içerirler. Buna karşın meyve sularında pek az lif vardır ve kabızlığa karşı aynı etkisi yoktur.
Sorbitol (Üveyz ağacı meyve şekeri)
Üveyz ağacının meyvesinden de elde edilebilen glukoz ve fruktozun enzimlerle indirgenmesi sonucu yapay olarak üretilen, zeytinyağı gibi safra akıtıcı ve safra salgısını tembih edici, dolayısıyla bağırsaklar üzerine özellikle kabızlığa etkili bir şekerdir.
Laktos (Süt şekeri)
Laktos sütte bulunan doğal bir şeker olup sindirim sisteminde çabucak sindirilir ve bağırsaktaki metabolik parçalanmasıyla dışkının akışkanlığını arttırır. Ayrıca, laktosun mayalanması bağırsak geçişini hızlandıran peristaltik hareketleri arttırır. Laktos toz halinde her içeceğe şeker gibi konup kullanılabilir. Laktozun temini kolay, tadı hoşça, kalorisi fazladır. Bu nedenle bilhassa kabızlığı olan zayıf bireyler için elverişlidir.
Kabızlık ve Tam Ekmek
Ekmek üretimi maya, az miktarda tuz, un ve su karışımından yapılır. Fırıncılar az miktarda C vitamini, malt, soya lesitini, bakla ununu, mayanın mayalanmasını kolaylaştırmak ve ekmeğin görünüşünü değiştirmek için kullanırlar. Ekmeğin bileşimi doğrudan doğruya kullanılan un türüne bağlıdır. Un üretiminde buğday tanesi öğütülür, sonra elenerek, tanenin az çok önemli olan kısmı geriye kalır. Önceden elenen tanenin çevre kısmıdır. 100 kilo buğdaydan elde edilen unun yüzdesine verim denilir. Bu oran ne kadar azsa un o kadar liften yoksundur.
%100 ayırma oranı, tam una uyar ve tanenin bütün kapsamını içerir. %75 ayırma oranı, mutad ekmek üretimi için kullanılan beyaz una uyar. Bu unun üretiminde buğday tanesinin %25'i hayvan beslenmesinde kullanılır. Bunlar madensel tuz, vitamin ve liften zengin dış tabakaların zararını telafi eden çekirdek muhtevalarıdır. Türkiye'de hükümet politikası olarak, hayvan beslenmesinde kepek ön plana alındığı için uzun yıllar sadece beyaz undan yapılan tek tür ekmeğe izin verilmiştir. Ülkemizin birçok yörelerinde %79-81 verimli un kullanılmakta ve artık çeşitli türde ekmek üretilebilmektedir.
Ülkemizde ulusal düzeyde %35 oranında aile (İç Anadolu'da en yüksek) evlerinde ekmek pişirmektedir. Büyük kentlerde bu oran çok daha azdır.
Böylece "tam ekmek" buğday tanesinin bütün içeriğine sahiptir. Tam ekmek beyaz ekmeğe nazaran 3-4 defa (%2'A'a karşılık %8!4) daha fazla lif ve 4 defa daha fazla B1-B2 vitaminlerini, 2 defa daha fazla kalsiyum ve eksikliği endüstriyel ülkelerde giderek sık görülen magnezyumu 4 defa daha fazla içerir. Fakat tam ekmeğe kazandırılan lif kapsamının, kabızlığın tedavisinde ve diğer uygarlık hastalıklarına karşı korunmada gerekli olduğu aşikardır. Bu nedenle bu tam ekmekten en az günde 150 gr yenmesi önerilir. Bunun kalori değerinden endişeniz olmasın. Bir taraftan ona ününü kazandıran, çok daha az kalorisi olup 150 gramı ancak 370 kalori verir. Diğer taraftan liflerin varlığı beden ağırlığına yansıyan kalorilerin kötü etkisini azaltır.
Hamurlar ve İrmikler
Besinsel hamur ve irmik sert buğdaydan üretilir. Un halinde ezilmesi oldukça güç, taneleri büyük ve uzun, iri taneli buğday söz konusudur. Bu sert buğday, hamurlara ve irmiğe mükemmel bir besleyici özellik veren yumuşak buğdayınkinden daha yüksek protein içerir. Hamurların üretimi birçok aşamadan geçer. İrmik, önce yumuşak buğday ununun özü için kullanılankine benzer bir işlem şeklini izleyerek, sert buğday özü şeklini alır. Buğday tanesinin çevre tabakaları atılmıştır. Sonra irmik biraz su ile karıştırılır ve gerçek bir hamur yapmak için kaynaştırmaya yarayan mekanik yoğurmaya tabi tutulur. Bu işlem iyi bilinen farklı değişik hamurları elde etmeye yarayan şekillere (uzun makarna, diğer makarna çeşitleri, erişte, şehriye vb.) dönüştürülerek sonlanır.
Bu endüstriyel işlem şekli, içme suyu eklenmiş sadece sert buğday irmiğinden üretilen ürünlere verilen isimler ve kesin kurallara bağlıdır.
Esas olarak diyet mağazalarında satılan tam hamurlar aynı ölçülere tabidir. Fakat sert buğday tanesinin tümünün kullanımından dolayı, madensel tuz, protein ve bilhassa kabızlık çekenler için esas unsur olan besinsel liflerden daha zengindir. Kabızlıkla mücadele için iyi ayarlanmış bir beslenme, mutad tüketilen hamurlar yerine tam hamurların kullanımını gerektirir.
Ülkemizde ulusal düzeyde evinde bulgur yaptırıp depo eden aile %64 oranında (en yüksek İç Anadolu'da), makarna üreten %45 (en yüksek İç Anadolu'da), tarhana hazırlayan %48 (Doğu'da daha az) ve nihayet kuskus yapan %14 oranında aile olduğu belirlenmiştir.
Pirinç
Pirinç tane şeklinde en sık kullanılan bir tahıldır. Dünya üretiminin %90'nına yakın kısmı Asya'da üretilir ve 1 milyardan fazla insan hemen sadece bununla beslenir. Türkiye'de üretilen pirinç miktarı (1989) yılda 160.000 ton olup ihtiyacımızın ancak 3/4'ünü oluşturmaktadır ve tüketimi büyük kent ve kentlerde daha fazla, köylerde ise genel olarak az miktardadır.
Maalesef halkımız, pirinç tanesinin içerdiği liflerin büyük bir kısmını kaybetmiş olan beyaz pirinci yemektedir. Bu da pirincin kabız yapma ününü açıklamaktadır. Bu suretle beyaz pirinci beslenmemizden çıkarmalı ve beyaz pirince nazaran vitamin ve madensel tuzlardan olduğu kadar, liflerden de daha zengin ve tadsal değeri olan esmer pirinci tercih etmelidir.
Mısır
Mısır Güney Amerika kaynaklı olup Avrupa'daki buğday ve Asya'daki pirincin yerini tutuyordu. Fransa'da mısır çok uzun süre kümes hayvanları için kullanılmıştır. Fakat şimdi Avrupa toplumu kullanmaya hazır konserve şeklinde satılan tane mısırı tüketmektedir. Bu seçim yerindedir. Zira bu tahıl göreceli olarak az enerji (100 gramında 90 kalori) ve %5'in üstünde lif içermektedir. Şu halde besinsel lif yokluğunu azaltmak için mısırın düzenli olarak yenmesi önerilmelidir. Sıcak halde et ve balıkların yanına, soğuk halde karışık salatalara konarak kullanılabilir. Ülkemizde mısır en fazla Karadeniz bölgesinde tüketilmektedir.
Yulaf
Yulaf protein açısından en zengin tahıldır. Bilhassa hayvan beslenmesinde kullanılır. Buharda kurutmanın ardından, tanelerin kabukları çıkartılarak elde edilen yulaf ezmesi mutfakta çeşitli yemeklerde kullanılabilmektedir. Yulaf ezmesi, gerçekten %7'den biraz fazla, oldukça yüksek oranda lif içerir. Fakat maalesef enerji değeri oldukça yüksek olup 100 gramında 370 kalori olduğundan büyük porsiyonlarda yememek lazımdır. Fazla şeker eklememek koşuluyla, yulaf ezmesi ve yağı alınmış süt karışımının 5 dakika pişirilmesiyle hazırlanan yulaf çorbası kahvaltı için mükemmel bir gıdadır:
Müesli (Müsli)
Meyve kurusu ve ezilmiş tahılla hazırlanan, müesli kahvaltı için mükemmel bir besindir. İçerisinde tam yulaf tanesi, mısır gevreği, kuru üzüm, arpa tanesi, badem, ayçiçeği tohumu, haşlanmış buğday, elma kurusu vardır. Lifden çok zengin bir karışım olduğu için kabızlığı önler; fakat aynı zamanda madensel tuzlardan çok zengin oluşuyla da sağlık ve zindelik için mükemmeldir. Buna rağmen çok şekerli olduğu için dikkatli olmalıdır. Oysa, lif, madensel tuz ve vitaminlerden yoksun boş kalori kaynağı olan şekerden zengin bütün ürünlerden kaçınmak önemlidir.