Osteoartrit ve Kaplica Tedavisinin Etkileri

Osteoartrit ve Kaplıca Tedavisinin Etkileri



Diz osteoartritinde kullanılmakta olan tedavi yöntemleri hastalık semptomlarını gidermeye ve yaşam kalitesini artırmaya yöneliktir. Hastalığın başlıca yakınmaları olan ağrı ve hareket kısıtlanması, bunlardan kaynaklanan yaşam kalitesinde bozulma sorunlarında, çeşitli randomize kontrollü çalışmalarda da gösterildiği gibi kaplıca tedavisi ile önemli başarılar elde edilebilmektedir.



Kaplıcalarda tedavinin temelini kaplıcaya özgü termomineral sular ve bazen peloidlerin kullanımı oluşturur. Havuzlarda ve küvetlerde kullanılabilen banyoların, kas iskelet sisteminde ağrı kontrolü, kas ve eklem fonksiyonlarının düzenlenmesine yönelik bir çok etkileri vardır. Bunlar termomineral suların daha önce anlatılmış olan mekanik, termik, kimyasal ve genel etkilerine bağlı olarak gerçekleşir.


Kaplıca tedavisinin artritli eklemler üzerindeki etkileri



A. Eklem ve Ekstremite Fonksiyonlarına Etkileri



1. Kaslar üzerine sıcak uygulamanın sedatif etkisi


2. Vücut sıcaklığı artışı ile gamma fibrillerin aktivitesinin azalması, aynı zamanda taktil uyaranlarla kaslarda refleks relaksasyon ortaya çıkması


3. Kollajen dokunun esnekliğinin artması


4. Sinovyal sıvı vizkozitesinde artış sağlanması


5. Kaldırma kuvveti ile su içinde hareketin kolaylaşması, kaslarda gevşeme olması


6. Sıcak ve soğuk uygulamaların uzun sürede görülen anti-inflamatuar etkileri



B. Ağrı Kontrolüne Etkileri



1. Ağrı nedenini azaltarak veya ortadan kaldırarak



2. Endojen antinosiseptif reaksiyonların aktivasyonuyla



a. Çıkan antinosiseptif sistem yoluyla


b. İnen antinosiseptif sistem yoluyla


3. Kimyasal maddeler yoluyla


4. Olumsuz çevresel koşullardan uzaklaşarak

Diz Osteoartriti Tedavisi

Diz Osteoartriti Tedavisi


Günümüzde osteoartritte oluşmuş olan yapısal değişiklikleri (kıkırdak kaybı, yeni kemik oluşumu gibi) geri döndüren veya önleyen, etkinliği kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olmamasına karşın, hastalığı tedavisi olmayan bir hastalık gibi görmek de doğru değildir. Uygun tedavi ile osteoartritli hastalar büyük ölçüde rahatlatılabilir ve hayat kaliteleri ile fonksiyonel durumları düzeltilebilir. Osteoartritin tedavisindeki temel amaçlar şu şekilde özetlenebilir:


Hastanın OA ve tedavisi konusunda bilinçlendirilmesi


Ağrının giderilmesi


Fonksiyonun iyileştirilmesi ve sakatlıkların ortadan kaldırılması


Hastanın ilerlemesinin önlenmesi veya yavaşlatılması



Bu amaçlara yönelik olarak kullanımı kabul edilen tedavi yöntemleri ve kanıt seviyelerinin değerlendirmesi EULAR’ın 2003 yönergesinde sunulmuştur.



OA tedavisinde kullanılan tedaviler koruyucu önlemler, psikososyal yardım, hasta eğitimi, farmakolojik tedavi, kaplıca tedavisi, fizik tedavi ve cerrahi girişimler olarak ana gruplara ayrılabilir. Tercih edilecek tedavi yöntemleri hastanın beklentilerine, hastalığın dönemi ve şiddetine göre belirlenmelidir. Kanıta dayalı tedavi sunan yönergelerde basamaklı bir yaklaşım önerilmektedir.


Kaynak; http://zehirlenme.blogspot.com

Diz Osteoartriti Nedir

Diz Osteoartriti Nedir



Osteoartrit (OA) etiyoloji ve mekanizmalarındaki farklılıklar nedeniyle basitçe tanımlanabilecek bir hastalık değildir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan bir raporda yalnızca klinik bulgular dikkate alınarak ‘eklemin kullanımı ile ilişkili olan, her ay ve ayın birçok gününde karşılaşılan ve başka açıklayıcı bir sebebi bulunmayan ağrılı tablosu’ olarak tanımlanmaktadır. Aynı raporda patolojik bulgular temel alınarak, sinovyal eklemler içinde eklem kıkırdağının lokal kaybı ve eşlik eden kemik hipertrofileri (osteofitler ve subkondral kemik sklerozu) ve eklem kapsülünün hipertrofisi olarak tanımlanmaktadır. Sinovyal eklemlerin yaralanmaya verdiği bir yanıt olarak kabul edilebilir. Tüm eklemlerde görülebilse de en sık el ve el bileği, omurga, diz, kalça ve ayak eklemlerinde karşımıza çıkar.



Epidemiyoloji



OA en sık rastlanan eklem hastalığıdır ve fiziksel özürlülüğe en çok yol açan nedenlerden biridir. İleri yaşlarda diz eklemi tutulumu farklı ülkelerden bildirilen serilerde %20 ile %70 arasında değişmekteyse de, uzun takipli çalışmalar 50’li yaşlardan itibaren her yıl her 100 kişinin yaklaşık ikisinde diz osteoartriti ortaya çıktığını göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Dr. G. Harlem Brundtland’ın yaptığı açıklamalara göre 70 yaşın üzerindekilerin %40’ında diz osteoartriti ile ilişkili yakınma bulunmaktadır. Osteoartritli hastaların %80’inde az veya çok bir hareket kısıtlanması bulunmakta, %25’i günlük aktivitelerini yeterince yerine getirememektedir.



Tanı kriterleri



1986 yılında Amerikan Romatoloji Birliği’nin Tanı ve Tedavi Kriterleri Komitesi’nin yayınladığı kriterler halen en yaygın olarak kullanılan tanı kriterleridir. Bu kriterler yalnızca klinik bulgular veya klinikle birlikte radyolojik bulgular veya klinikle birlikte laboratuar bulguları kullanılarak farklı seçenekler şeklinde verilmiştir