Hiperbarik Oksijen Tedavisi Yan Etkileri

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Yan Etkileri
HBO tedavisinin kullanıldığı kesin endikasyonlan arasında klostridyal myonekroz (Gazlı gangren), yara iyileşmesinin geciktiği durumlar (Diabetik yara, venöz staz ülserleri, dekübitus ülserleri, arteryel dolaşım yetersizliği ülserleri, yumuşak dokunun nekrotizan infeksiyonları (derialtı, fassia, kas) vardır.
Komplikasyonlar (Yan Etkileri)
HBO tedavisinin uygulanımı süresince en sık rastlanan yan etki ortakulak barotravmasıdır. Daha çok st solunum yolu infeksiyonunun varlığında ve valsalva ile kulak açma hareketinin doğru yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında zorlu valsalva sonrasında kulakta oval veya yuvarlak pencere rüptürü, sinüs sıkışması, myopi, oksijenin santral sinir sistemi ve pulmoner sisteme toksisitesi görülebilecek diğer komplikasyonlardır.
Kontrendikasyonlar
Göğüs tüpü yereştirilerek tedavi edilmemiş pnömotoraks olgularında HBO tedavisi kesinlikle kontrendikedir. Bunu dışında ağır aritmiler ve KOAH'da dikkat edilmesi gereken durumlardır. Üst solunum yolu infeksiyonu, yüksek ateş, konjenital sferositoz, amfizem, epilepsi, geçirilmiş toraks operasyonu, gebelik ise relatif kontrendikasyonlardır

Saglikli Kisilerde Hiperbarik HBO Tedavisi

Sağlıklı Kişilerde Hiperbarik Tedavisinin Etkisi
1)  HBO tedavisinin mikrosirkülasyona etkisi: HBO tedavisi eritrosit elastisitesini düzeltir ve trombosit agregasyonunu azaltır. Bir çok dolaşım bozukluğuna bağlı durumlarda plazmada erimiş oksijen taşınarak hipoksik dokularda oksijenlenmeyi sağlar. Böylece mikrosirkülasyonu düzeltir.
2) HBO, kas egzersizi, dayanıklılık: HBO tedavisi yorgunluğu azaltır ve dayanıklılığı artırır. Bu etkisini esas olarak laktik asit üretimini azaltarak yapar. HBO'in kas kontraksiyonu üzerinde direkt etkisi vardır. Mc Kenzie ve Dundas 1981 yılında HBO tedavisinin izometrik kas kontraksiyonuna olan etkisini hayvanlarda araştırmışlardır. Kas dayanıklılığı 35 barın üstüne kadar çıkarıldığında ve yine aynı zamanda güç gelişimi ve total çalışmada da belirgin bir artış olmuştur.
3) HBO'nun biokimyasal etkileri:
a)  Asit-baz dengesine olan etkisi: Kan parsiyel O2 basıncındaki artış, oksihemoglobinin hemoglobine indirgenmesini bozar. Alkalizasyonun nötralize edilmesi C02'in transportu ile olur. HBO tedavisi CO2'in eriyebilirliğini artırarak CO2 birikmesine sebeb olur. Bu da dokularda hafif hidrojen artışı yaparak pH'mn düşmesine neden olur.
HBO tedavisi, aşırı laktat oluşumunu, hipoksik durumlarda olduğu kadar egzersiz sırasında da azaltır.
b) HBO nun enzimlere etkisi:
Siklooksijenaz inaktivasyonu: Bu enzim hiperoksik dokular tarafından oluşturulan prostasiklinde azalmaya sebeb olur. Yamaha ve arkadaşlan tarafından 1984 yılında insan umbilikal arterinden yapılan çalışmada, arterlerin hipoksik ortama maruz kalması siklooksijenaz enziminin aktivitesinde %30 azalmaya neden olduğunu, buna karşın hipoksik arteriel segmentlerde ise bu enzimin aktivitesinde %49 oranında artış olduğunu göstermişlerdir.
Lesitin kolesterol asetil transferaz aktivasyon artışı: Kosukhin 1984 yılında fareler üzerinde deneysel olarak oluşturduğu aterosklerozda, HBO tocoferol ile beraber kullanıldığında, bu enzimin aktivitesinde 3/5 oranında artış olduğunu tespit etmiştir. Yine aynı zamanda lineolat/oleat oranında fosfolipitlerin, serbest yağ asitleri ve trigliseritlerdeki azalmaya bağlı olarak değişmelerle beraber serbest kolesterolde de 1.5 kat azalma olmuştur.
Tirozin hidroksilaz: Bu enzimin oksijen saturasyonunda artışı ile katekolamin siklusunda artışa sebeb olur. Farelerin %100 oksijene 2 saat maruz bırakılmaları ile beyin ve kalpte katekolamin siklusunda iki kat artış olmuştur.
Süksinik dehidrogenaz (SDH) ve Sitokrom oksidazaktivasyonunda artış: Bu enzimlerin aktivasyonunda artış yapar. Bu enzimlerin seviyeleri intestinal obstruksiyonlu hastaların karaciğer ve böbreklerinde azalır ve bu enzimlerin aktivasyonu, bu durumun cerrahi olarak düzeltilmesinden sonrada normale dönmez. Oysa cerrahi operasyondan sonra "hasta HBO tedavisine alınırsa bu enzimlerin aktiviteleri normale döner.
Glikojen fosforilaz: Uzun süre HBO tedavisine maruz kalanlarda karaciğer ve kaslarda bu enzim aktivitesinde artış olur.
4) Yara iyileşmesine etkisi: Yaralanmış doku hipoksiktir, parsiyel oksijen basıncı 5-15 mmHg'ya ve hatta daha düşük değerlere kadar düşebilir. Oysa yara iyileşmesi için gerekli kollajenin fıbroblastlarca sentezlenmesi için minimum 30-40 mm. Hg parsiyel oksijen basıncı gereklidir. HBO ile doku oksijen parsiyel basıncının artırılması, fibroblastik aktivite artışı ve kollajen matriks birikimine yol açar. Angioneogenesis ise hipoksi ile uyarılır. Böylece günde 2-4 saat süreyle uygulanacak hiperbarik oksijen, kollajen matriks birimini sağlarken geri kalan sürede de hipoksinin angiogenesisi uyarıcı etkisiyle vasküler proliferasyonun gelişimine katkıda bulunur.
HBO, kemik dokuda bozulan iyileşme sürecinde de, hipoksiyi ortadan kaldırıp osteogenezisi uyararak iyileşmeyi sağlar veya hızlandırır. Bu etkileriyle HBO'dan diabet ve varis   ülserlerinde,   termal   yanıklarda,   deri   greft   ve   fleplerinde,   osteoradyonekrozda, osteomyelitte, mikrocerrahiden sonra yardımcı tedavi olarak yara iyileşmesini hızlandırmak için kullanılır.
5) HBO'nun klinikte uygulanımı ile insan vücûdu üzerine etkileri:
a) Mekanik etki veya basıncın direk etkisi: Temel gaz kanunlarından Böyle Kanunu'na göre, gazların basınçları ve hacimleri arasında ters bir orantı söz konusudur. Basıncın artışıyla, dolaşımdaki ve dokulardaki gazlann hacimleri ve gaz kabarcıklannm çapları küçülür. Ayrıca kabarcıkların yüzey gerilimleri de büyüklükleri ile ters orantılıdır ve kabarcıklar, küçüklerken daha stabildir. Kabarcıklar küçüldükçe yüzey gerilimi artacağından, çap belli bir değere düştükten sonra kollabe olup absorbe edilirler. Basıncın mekanik etkisi en iyi dekompresyon hastalığı ve iatrojenik hava embolisi vakalarının tedavisinde görülür. Bu gibi hastalıkların tedavisinde kabarcıkların küçülüp kollabe olması önem taşımaktadır. Böylece doku perfüzyonu tekrar sağlanabilmektedir.
b)   Vücuttaki tüm dokularda, kanda ve hücrelerde oksijen parsiyel basıncının artışı:
Hiperbarik ortamda % 100 oksijen solunduğunda gaz kanunları gereğince plazmada oksijenin çözünürlüğü artar. Hastanın fizyolojik ve fizyopatolojik koşullarına bağlı olarak, artmış oksijen basıncının etkisi dokularda, biyokimyasal reaksiyonlarda gözlenir.
Hiperoksinin vazokonstriktif etkisinden dolayı dokulara giden kan miktarı azalır, fakat plazmada artmış olan çözünmüş oksijen parsiyel basıncı nedeniyle perfüzyon azaldığı halde dokulann yüksek düzeyde oksijenasyonu sağlanır.
HBO'nun oluşturduğu vazokonstrüksiyon, kapiller kan basıncını düşürerek diapedesis ve vasküler permeabilite artışını azaltır. Böylece transkapiller sıvı geçişi değişerek ekstravasküler sıvı rezorpsiyonu hızlanır. İnterstisyel sıvı basıncını düşürerek hipoksi ve-iskeminin yarattığı ödemin gerilemesine yardımcı olmaktadır. Hiperbarik oksijenin bu etkisinden yanıklarda, serebral ödemde, periferik travmalarda, embolilerde, purpura fulminans tedavisinde yararlanılmaktadır.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Nedir

Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBO Nedir)
Hiperbarik oksijen tedavisi kapalı bir basınç odasında, 1 atmosferden (1 ATA= 760 mmHg ) daha yüksek basınç altında, maske veya başlıkla, aralıklı olarak % 100 O2 solutmak suretiyle uygulanan bir tedavi yöntemidir.
Tedavi, tek veya birden fazla hastayı barındırabilen basınç odalarında yapılmaktadır. Her iki basınç odası tipinde de hasta oksijeni maske, başlık veya endotrakeal tüpten solur. Ayrıca tek kişilik basınç odasında hasta oksijeni ortamdan da soluyabilir. 1 atmosfer basmçda % 100 O2 solunumu veya topikal uygulanımı hiperbarik oksijen tedavisi olarak kabul edilmez, hastanın basınç odasında inhalasyonla oksijen alması gerekmektedir.
Fizyoloji: Ot renksiz ,kokusuz ve yakıcı, hayatın devamı için şart olan yeryüzündeki en önemli elementtir. Oksijenin fiziksel, fizyolojik ve biyokimyasal özellikleri uzun yıllar araştırılmıştır.
HBO tedavisi ve C02 birikmesi: Venöz kan HBO tedavisi sırasında oksijenle %100 satüre olduğu zaman kan pCÛ2'sinde artış ve pH'da asit yöne kayma meydana gelir. Bu durumun sebebi mevcut CO2M taşımak için ortamda hiç hemoglobinin kalmamasıdır. Bu olay sadece mevcut olan C02'in %20'si için geçerlidir. Çünkü kandaki C02'in ancak %20'si hemoglobine bağlı olarak nakledilir. HBO tedavisi sırasında veya başka bir nedenden dolayı C02'de birikme olursa bu fazla CO2 plazmada eriyik olarak taşınabildiği gibi H2CO2 / HCO3 mekanizması ile de taşınır.
Venöz kandaki hemoglobin O2 ile %100 satüre olduğu zaman serebral venöz pCO2 yaklaşık 5-6 mmHg yükselir fakat kan akımının etkisi ile CO2 venöz kanda ve dokularda sürekli yükselmez ve böylece1 CO2 artışı büyük bir problem oluşturmaz.
HBO tedavisi sırasında doku oksijen basıncı: Lambertson ve arkadaşları 1953 yılında 3 ATA'da HBO tedavisi sırasında herhangi bir dokuda arteriovenoz oksijen farkının 350 mmHg kadar arttığını göstermişlerdir (43). Şayet dokulardaki kan akımı yarıyarıya azaltılacak olursa kapiller PO2 da buna uyumlu olarak 50 mmHg ile 288 mmHg arasında değişir. Çünkü doğal olarak her dokunun oksijen ihtiyacı da farklıdır.
Hail,1965 yılında HBO tedavisi sırasında oksijen, basıncına etkili faktörleri şu şekilde sıralamıştır;
l.Arteryel PO2 yüksek olduğu zaman doku PCVsi de yüksektir. Bu durumda oksijenin dokulara diffüzyonu ve girmesi de çok kolay olur.
2.Arteriel PCVnin derecesi mevcut oksijen miktarına bağlıdır.Bu durumda solunan oksijen ve mevcut Hb ile doğrudan alakalıdır.
3.Doku kan akımı dokulara oksijeni taşıması bakımından doku oksijen parsiyel basıncı ile ilgilidir.
4.Doku oksijen seviyesi mevcut oksijenin tüketimine görede değişebilir.
Doku oksijen basıncı üzerindeki bir diğer faktör de HBO'nun yaptığı vazokonstruktör etkidir. Bu etki ile kan akımı azaltılır. En etkili hücresel oksijenlenme çok yüksek arteriel P02'de ve çok düşük kan akımı hızında iken olur. Yani HBO tedavisi, kan akımını azaltıp çok yüksek arteriel P02 oluşturarak en etkili ve en iyi hücresel oksijenlenme oluşturur.