Sistolik ve Diyastolik Kan Basıncı, Büyük Tansiyon, Küçük Tansiyon

Bir doktor ya da hemşire tarafından tansiyonunuz ölçüldüğünde, sonuç "milimetreciva" olarak belirlenir. Kalbin her atışı sırasında alınan en yüksek basınca "sistolojik basınç" denir. İki kalp atışı arasındaki en düşük basınca da "diyastolik basınç" adı verilir. Örneğin, doktorunuz tansiyonunuzu ölçtükten sonra, "120/70" demişse, "120" sistolik basıncı, "70" de diyastolik basıncı belirler. Sağlıklı bir genç ya da orta yaşlı insanda, sistolik ve diyastolik basınçların da bu düzeyde olması gerekir. Halk arasında, sistolik basınç "büyük tansiyon", diyastolik basınç da "küçük tansiyon" adıyla bilinir.

Küçük tansiyonun yüksek olmasının, büyük tansiyonun yüksek olmasına oranla uzun vadede daha büyük tehlikelere gebe olduğu bilinmektedir. Büyük tansiyondaki rakamın daha büyük olması nedeniyle bu yargı ilk anda bize tuhaf gelebilir. Oysa, büyük tansiyon ne denli yüksek olursa olsun, "yalnızca kalbin atışı sırasında" saniyenin küçük bir bölümü süresince etkilidir. Öte yandan, küçük tansiyon ise, "iki kalp vuruşu arasında", kan basıncının ölçüldüğü "en düşük nokta" demektir. Bu nedenle atardamar duvarının sürekli dayanmak zorunda olduğu en küçük basıncı göstermektedir. Bu bakımdan, küçük tansiyon ne kadar büyük çıkarsa, hipertansiyonlu hastanın damarlarında yıllarca ve aylarca yapacağı tahribat da o denli büyük olacaktır. İşte bunun içindir ki, doktorlar, hastalarının küçük tansiyonlarının yüksek olmasından, büyük tansiyonlarının yüksek olmasına oranla, daha çok endişe duyarlar.

Kan basıncı ölçümü

Bir hastanın tansiyonu, genellikle otururken ya da daha iyisi, yatırılarak ölçülür. Canlarının kesinlikle yanmayacağı vurgulanarak rahatlamaları sağlanır. Bir bez kılıfın içine yerleştirilmiş lastik torba, kolun üst kısmına sarılır. Lastik torbadan çıkan lastik tübün ucu, "spigmomanometre" denilen tansiyon ölçüm aygıtına takılıdır. Eğer çok acil bir durum söz konusu değilse, hastanın bu şekilde birkaç dakika dinlenmesi sağlanarak, kan basıncının normale düşmesine fırsat tanınır. Ancak, çoğu kez zaman sınırlı olduğundan bu uygulama yapılamaz. Ayrıca, hasta tansiyonunu ölçtürme alışkanlığını kazanmışsa, bu uygulama zaten gereksizdir. Ama yine de tansiyon ölçümünü bir oldu-bittiye getirmemekte yarar vardır.

Spigmomanometrenin görünümü, tipik bir cıva barometresi gibidir. Bir civa haznesinin üzerinde 26 santim yükselen bir cam tübün iki yanında rakamlar vardır. Bu gösterge, her 2 milimetrede bir birim olmak üzere 0-250 mm arasında numaralanmıştır.
Lastik bir el pompası aracılığıyla, kolun üst kısmına sarılan torbaya hava gönderilir. Bu hava, bağlantı borusu kanalıyla, civanın da yükselmesini sağlar. Bu arada doktor ya da hemşire, steteskobunu (dinleme aygıtı) koldaki atardamarın üzerine koymuştur. Hava boşaltım kapağını yavaşça açarak, basıncı kademeli olarak düşürür.

Basınç sistolik düzeye geldiğinde, sıkıştırılan damardaki kan dışarı fırlamak ister gibi hareket eder. Bu hareket, steteskobun altında da kendini gösterdiğinden doktor ya da hemşire tarafından kolayca algılanır. Sistolik basınçta, her vuruşta bir davul sesini andıran darbeler duyulur. Havanın boşaltılmasına devam edildikçe, bir yandan tüpteki cıva düşecek, bir yandan da steteskoptan gelen sesler gittikçe yavaşlayarak bir noktada kaybolacaktır. İşte bu nokta da "küçük tansiyon"dur. Bazı doktorlar, küçük tansiyon olarak, seslerin kaybolduğu noktanın biraz üzerini alırlar. Bu konuda, herhangi bir kuşkuya yer vermemek için tansiyon ölçümünden sonra örneğin 120/70/65 yazarlar. Burada, 70 onlara göre küçük tansiyon, 65 de seslerin tamamen kaybolduğu noktadır.