Uyku Hastaligi Nedir Etkeni Tedavisi

Uyku Hastalığı Nedir, Uyku Hastalıkları

Uyku Hastalığı Etkeni; Tripanosoma cinsi bir organizmanın etken olduğu tropikal bir hastalıktır. Genellikle çeçe sinekleri (Böcek) tara­fından bulaştırılır.

Kuluçka devresi: 2-3 hafta.

Uyku Hastalığı Belirtileri: Hastalığın uzun süren gizli bir dönemi vardır. Erken dönemde vücut ısısı dönümlü olarak yükselir, dalak ve lenf bezleri şişer, bacaklarda şişme görülür. Bu be­lirtiler yaklaşık üç yıl kadar sürer. Bu dönemden sonra has­tada titreme nöbetleri başlar. Yüz ifadesi anlamsızdır, konuş­mada yavaşlama belirtileri baş gösterir. Daha sonra hasta gi­derek hareketsizleşir. Genel bir halsizlik durumu vardır. iştah hiç yoktur ve hasta giderek zayıflar. Vücut ısısı normalin çok altına düşer. Ölümden kısa süre önce hasta artık yerinden hiç kalkamaz ve sürekli uyku halinde komaya girer.


Uyku Hastalık Tedavisi: Erken teşhis edildiği takdirde ilaç tedavisi uygula­masıdır. Geç teşhis vakanın ağırlaşmasına neden olacağından tedavi uzun sürebilir.

Sıtma Hastalığı Nedir (Malarya Hastalığı)

Sıtma Hastalığının daha çok bilinen diğer adı malaryadır.

Tropikal ve subtropikal ülkelerin salgın hastalıklarından biridir (bugün Türkiye'de hemen hemen tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle de karşılaşılan va­kalar oldukça seyrektir). Sıtma, plazmodyum parazitinin etken olduğu bir hastalıktır. Sıtmaya neden olan dört tip plaz­modyum vardır: P. vivax, P. ovale, P. malariae ve P. falciparum. Bu parazitlerin hepsinin de alyuvarlar içinde üreyen trofozoit ve şizontları bulunur. P. falciparum dışında, diğer üç pa­razitin ikincil, alyuvarlar dışı doku hücrelerinde geçen yaşam dönemleri vardır. Alyuvarlar dışı yaşam dönemi sonucu sıtma tekrarlayabilmektedir.

Sıtma Mikrobu, Plazmodyumlar sivrisineklerle sporozoit halinde hastadan sağlam insana geçer. Kan nakli ve hastalık yoluyla da bu­laşabilirler. Plazmodiler plasentadan fetüse geçip tehlikeli ola­bilirler. Tropikal bölgeden dönen kişide görülebilecek ateşli bir hastalıkta, ateşle birlikte olan komada sıtmayı da düşün­mek gerekmektedir.

Kuluçka devresi: 10-14 gün.

Sıtma Hastalığı Belirtileri: Baş ağrısı, titreme, terleme ve kollarla bacak­larda ağrılar.

Seyri: P. malariae'nin etken olduğu sıtmada, etken orga­nizmalar, karaciğere gelişlerinden 8 gün sonra gelişmiş hücre şeklinde kan dolaşımına katılır ve evrim 72 saat sürer. Orga­nizmalar hem karaciğerde hem de alyuvarlarda ürerler. P. Vivax ve P. Ovale'nin etken olduğu sıtmada, gelişmiş hücreler 8. günde karaciğerden çıkarak kana karışırlar ve her 48 saatte bir alyuvarlardan ayrılırlar. Ancak, etken organizmaların hep­si birden karaciğeri terk etmezler ve eşeysiz üreme sürüp gider. P. falcifarum'un neden olduğu sıtma, «habis sıtma» adını alır ve en tehlikeli sıtmadır. Karaciğere yerleşen organizmaların tümü birden 6. günde gelişmiş hücre halinde kan dolaşımı­na geçerler. Organizmaların gelişimi her zaman olmadığı için aktif hücrelerin alyuvarlardan ayrıldıkları zaman ortaya çıkan ateşli dönemler düzensizdir. Organizmalar, hastalığın herhangi bir evresinde kitleler halinde beyin, omurilik, akciğerler ve böbreküstü bezlerinin kılcal damarlarını tıkayabilirler. Bu ne­denle ani ölümler ortaya çıkabilir. Ağır sıtma vakalarında en tehlikeli yan etki karasu hummasıdır. Nedeni kesinlikle belli değildir. Hastalık ani alyuvar yıkımı ile kendini belli eder.

Sıtma Tedavisi: Belirtilere yönelik ve hastalığa özgü olmak üzere iki tip tedavi uygulanmaktadır. Belirtilere yönelik tedavide nö­betler sürdüğü takdirde kesin dinlenmek gerekir. Terlemeler­de çamaşırlar değiştirilmeli, titreme nöbetlerinde hasta ısıtıl­malıdır. Ateşli dönemde hastanın diyeti hafif, ama kalorisi yüksek olmalıdır. Kusma, ishal, adale ağrıları ve baş ağrısı için hastalık belirtileri yönünden önlemler alınmalıdır. Ayrıca, yan etkiler de dikkate alınmalı ve hasta dikkatle izlenmelidir.


Hastalığa özgü tedavide, yüzyıllardan bu yana sıtmaya kar­şı kullanılan kinin bugün için eski önemini kaybetmiş, yerini sentetik sıtma ilaçlarına bırakmıştır. Etken organizmaların yal­nızca bölünmüş hücrelerine etkili olan kinin, akut nöbetleri bastırıp kandaki organizmaları parçaladığı halde hastalığa et­kili olamamaktadır. Bu nedenle, hastalık sık sık tekrarlayabilmektedir. Kinin tedavisi sırasında baş dönmesi, kulak çınla­ması, bulantı ve çarpıntı görülebilir. Bazı kişilerde ise kinin allerjik reaksiyonlara neden alabilir. Bugün için sıtmaya karşı kullanılan en yararlı sıtma ilacı atebrindir. Bununla birlikte bazı etken organizmaların bu ilaç'a karşı bağışıklık kazandığı görülmüştür. Organizmaları henüz kan dolaşımına katılmadan alyuvarlarda eşeysiz üreme yaptıkları sırada öldüren ilaçlar vardır ve çok etkili olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, karaciğer­de yaşayan P. vivax ve P. malariae'leri öldürerek hastalığın tek­rarlanmasını önleyici ilaçlar da bulunmaktadır.

Korunma: Sıtmanın aşısı ya da koruyucu serumu yoktur.

Hastalık genel olarak sivrisineklerle taşındığı için sivrisinek­lerle mücadele, bataklıkların kurutulması, büyük su birikinti­lerinin ilaçlanması, evlerde DDT uygulanması, sıtma mevsim­lerinde cibinlik kullanılması, sıtma vakalarının öncelikle teda­visi, sıtmalı bölgelere gidenlerin ya da bir süre o bölgelerde yaşayanların koruyucu ilaçlar alması gibi önlemler alınmalı­dır. Koruyucu ilaçların sıtma nedeni organizmanın sivrisinek­lerde üremesini önleyici etkileri de vardır.

Toksoplazmoz Hastaligi Nedir

Toksoplazmoz Hastalığı Nedir

Yeni tanınan ve Orta Avrupa'da çok sık rastlanan bir hastalık türüdür. Mikrop kaynağı özellikle kedi­ler, köpekler ve kuşlarla diğer memeli evcil hayvanlardır. Ge­be kadınlar için oldukça tehlikeli sayılan bir hastalıktır. Fetüse bulaştığı takdirde sonuç ya ölü doğum ya da düşüktür. Ço­cukta genellikle körlüğe, spazmlara ve hidrosefaliye yol açar. Ayrıca, karaciğer, dalak ve akciğerlerde de yıkım görülür.

Toksoplazmoz Belirtileri: Çocukta doğmalık olarak bulunan hastalık protozonları göz iltihapları, beyinde kireçlenme gibi durumlarla ortaya çıkar. Üstelik, beyin zarı iltihaplanmalarına yol açabi­lir. Büyüklerde kronik ya da akut halde seyrederek beyin, kalp, akciğerler, bağırsak, göz vb. organlarda görülebilir. Bir­çok durumlarda hastalık büyüklerde gripal bir hastalık şeklin­de belirtiler gösterir ve üzerinde durulmaya değecek bir bo­zukluk bırakmaz.

Tedavisi: Çocuklar büyüklerden daha çok zarar görürler. Aptallık ve körlük çok sık rastlanan bozukluklar ara­sındadır. Yalnızca sülfonamit tedavisi uygulanır.

Korunma Yolları: Gebe kadınlar çiğ et yememelidir. Kedi, köpek ve kuş gibi hayvanlardan uzak durulmalıdır. Ev kedileri, mik­robu taşıyabileceği için sokağa çıkartılmamalıdır.

Ruam Hastalığı Hangi Hayvanlarda Görülür

Çoğunlukla at, katır ve eşek gibi hayvan türlerinde görülen ve kimi zaman insanlara da geçebilen bulaşıcı bir hastalıktır. Genellik­le veteriner, hayvan bakıcıları ve laboratuvar personelinde gö­rülür. Mikropların giriş yeri genel olarak deridir. İç organlar­da da görülebilir.

Kuluçka devresi: 3-5 gün.

Ruam Hastalığı Belirtileri: Akut ruam ateş, baş ve vücut ağrılarıyla bir­likte birdenbire başlar. Mikroplu deri bölgesinde sayısız ap­seler oluşur. Kimi zaman lenf bezleri de etkilenir. Kronik ruam hastalığı yıllarca belirli ısıda eklem ve organ ağrılarıyla apse­ler oluşturarak sürebilir.

Ruam Tedavisi: İlaç tedavisi sayesinde ölüm oranı çok düşük­tür. Organ ruamında teşhis güç olduğu için çok dikkatli bir araştırma ve tedavi uygulanmalıdır.

Şarbon Nedir (Antraks), Şarbon Hastalığı

Şarbon Hastalığının Tıp Dilindeki adı Antrakstır. Şarbon basilleri inek, koyun, at gibi hayvanlar arasında öldürücü salgınlara yol açarlar. Hastalık insanlara hayvanların yünü, eti ve derisi ile bulaşır. Hayvanlar­la doğrudan temasla bulaşma olasılığı da fazladır. Veteriner, kasap ve çiftçilerde çok sık görülen bir hastalıktır. Hastalığın asıl vatanı Avrupa ve Ön Asya'dır. Şarbon iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılabilir. Dış şarbon derideki çatlak ve yaralarla bulaşır, iç şarbon ise hasta hayvanın yününden uçuşan sporların solunumu ya da etinin yenmesi ile bulaşır.

Kuluçka devresi: 2-3 gün.

Şarbon Hastalığı Belirtileri: Mikroplar yüzde 95 oranında deriden girerek dış şarbonu oluştururlar. Mikropların genellikle yerleşme mer­kezleri yüz, eller, kollar ve bacaklardır. Önce ortasında siyah bir leke bulunan kırmızı bir kabartı oluşur. Daha sonra bu ka­bartı yayılarak patlar, iltihap akıtır ve üzeri siyah bir kabukla örtülür. Çevresindeki dokular belirgin bir şekilde şişer. Has­talık başka kabarcıkların oluşmasıyla yayılır. Gastro-enterit (mide-bağırsak iltihabı) enfeksiyonu şarbon sporlarının solunumuyla oluşur. Hastalık teşhisi oldukça güçtür, hatta kimi zaman olanaksızdır. Kusma ve ishalle birlikte görülen bağırsak şarbonuna pek ender rastlanır.

Şarbon Tedavisi: İlaç tedavisi sonucu hastalığın öldürücü etkisi bü­yük oranda kaybolur. Antibiyotik tedavi oldukça etkindir. Hastanın uzun süre hareketsiz yatması ve dinlenmesi gerekli­dir. Ameliyat gerekmez. Hastalık ve ölüm halinde gerekli sağ­lık kuruluşlarına bilgi verilmesi zorunludur.

Korunma Yolları: Şarbondan ölen hayvanların üzerine kireç dö­külür. Şarbonlu bölgelerdeki hayvanlar aşılanır. Aşıyla aktif bağışıklık sağlanabilir.

Tularemi Hastaligi Nedir Tedavisi

Tularemi Nedir, Tularemi Hastalığı

Ön planda kemirgenlerde (tavşan, fare, sincap vb.) öldürücü nitelikte olan bu hastalığın etkeni Pasteurella Tularensis'tir. Hastalık hayvanlardan doğrudan temasla geçe­bildiği gibi sinek ve kenelerle de taşınabilir.

Kuluçka devresi: Ortalama üç gün.

Tularemi Hastalığının Belirtileri: Hastalık birdenbire hızla yükselen ateş, şid­detli baş ağrısı, kırıklık, bulantı, kusma ve ishalle ortaya çı­kar.

Süreci: Pasteurella Tularensis yeri saptanamayan genel mikroplanmalara neden olduğu gibi, deride, gözde, akciğerler­de, ve sindirim yolunda da yerelleşebilir. Dış tularemide bulaş­manın başladığı yerler eller, gözler ve ağızdır. Buralarda önce küçük bir kabarcık oluşur, sonra ur şeklinde büyüyerek par­çalanır. Bulaşma yeri nedeniyle bu bölgelerdeki lenf bezleri şişer ve ağrır. İç tularemi ise, akciğer tüberkülozu ya da bağır­sak nezlesine benzeyen bir seyir izler. Böylece, vücuttaki tüm lenf bezleri şişip ağrıyabilir. Ateş durumu çok değişkendir. Ço­ğu kez kızamığa benzer deri döküntüleri ateşi izler. Tedavi edil­meyen hastalık 2-4 hafta sürer. En sık görülen yan etkisi lenf bezlerinin iltihaplanmasıdır.

Tularemi Hastalığı Tedavisi: Ölüm oranı ilaç tedavisi nedeniyle oldukça düşük­tür. İyileşme kimi zaman aylar sürebilir. Antibiyotikler aracı­lığıyla hastalığın tedavisinde büyük aşamalar sağlanmıştır» Lenf bezlerinin iltihaplı durumlarında cerrahi tedavi gereke­bilir.

Korunma Yolları: Hastalık ve ölüm halinde sağlık kuruluşlarına bilgi verilmesi gereklidir. Salgın durumlarında hastalık yapan hayvanların yok edilmeleri zorunludur.