Tansiyon Olculen Yerler Kan Basinci

Kan Basıncı Ölçülen Yerler

Kan basıncı genel olarak sol brakial arterden ölçülür. Hastanın du­rumuna ve aldığı pozisyona göre sağ brakial arterden de alınır.
Kalp hastalarında her iki koldan ölçmek ve aradaki farkı görmek gerekli­dir.
Kan basıncı palpasyon yönteminde radial arterden ölçülür. Bu amaçla ayak bileğindeki arterlerden de kan basıncı ölçülebilir.

Tansiyon Ölçme İlkeleri

• Kol düz şekilde olmalı ve desteklenmelidir. Kol kalp seviyesinde olmalıdır.
• Manşet ve steteskopun diyaframı doğru yere yerleştirilmeli,
• Manometrenin ibresi sıfırda olmalıdır.
• Tansiyon ölçülemediği zaman manşetteki hava tamamen boşaltılmalı ve 30-40 saniye beklenmeli, sonra yeniden ölçüm yapılmalıdır.
• Manşetin uzunluğu kola uygun olmalıdır.
• Kolda yara, enfeksiyon ve ödem olmamalıdır.
• Tansiyon ölçümü öncelikle sol koldan yapılmalıdır.
• Kolda enfeksiyon varsa manşetin altına gazlı bez konmalıdır.
• Hasta ruhen ve bedenen dinlenmiş olmalı.
• Fiziksel hareketlerden sonra hasta dinlenmelidir.
• Tansiyon aletleri bakımlı olmalı, doğru ölçüp ölçmedikleri sık sık test edilmelidir.
• Bazı ülkelerde mmHg biriminden başka birimler kullanıldığı için tan siyon aletleri çift göstergeli üretilmektedir. Hangi göstergeye göre tan­siyon ölçüleceği iyi bilinmelidir.
• Civalı tansiyon aletleri tercihen kullanılmalıdır.

Venöz Kan Basıncı Genel Bilgiler


Venlerde dolaşan kan, venlere 15 mmHg'lik civa basıncı yaparlar. Ven-lerdeki kan dolaşımı, venöz basınç ve venlerin anatomik yapıları yardımıyla kalbe doğru kolayca devam eder. Aynı zamanda arterlerin yanında yer alan venler, arterlerin genişlemesiyle daralırlar.

Bu daralma, vena kapakçıkları venöz kan basınç ve kalbin negatif emme gücü gibi mekanizmalar ile kan yer

Tansiyon Ölçme Teknikleri

Tansiyon Ölçme Teknikleri, Tansiyon Nasıl Ölçülür

Tansiyon ölçme tekniği, steteskop ile dinleme ve parmakla nabızı hissetme yöntemleriyle tansiyon aleti eşliğinde ölçülür.

1. Dinleme Yöntemi ile Tansiyon Ölçme

• Hastaya tansiyonunun ölçüleceği anlatılır.
• Hastanın durumuna göre oturtulur veya yatırılır.
• Hastanın tercihen sol kolu yastık üzerine veya bir yere konur. Giysiler kolu sıkmayacak şekilde dirsekten yukarıya sıyrılır. Giysiler kolu sıkıyorsa çıkarılmalıdır.
• Elin ayası üste gelecek şekilde kola pozisyon verilir.
• Manşetin alt kenarı dirsekten iki parmak yukarıya gelecek şekilde yerleştirilir. Sarılarak tesbit edilir. Manşetin genişliği kola uygun olmalıdır.
• Manometre, tansiyonu ölçene bakacak şekilde üste tesbit edilir.
• Brakial arter üzerine baş parmak hariç diğer üç parmak yerleştirilir. Palpe edilerek brakial arter bulunur (Nabız hissedilerek).
• Steteskopun diyatramı bulunan brakial arter üzerine konur.
• Manometre ibresinin (0) da olmasına dikkat edilir. Steteskop kulağa takılır.
• Pompanın vidası sıkıştırılır. Pompa avuç içine alınır ve parmaklarla sıkıştırılarak manşet hava ile doldurulur. Manşet hava ile dolarken manometrenin ibresi yükselir. İbre yaşlılarda 180, yetişkinlerde 160, çocuklarda 130'a gelinceye kadar hava pompalanır. Yukarıdaki değerlerden 20-30 mmHg daha fazla şişirilerek ölçüm için işlem başlatılır. Bu sırada arterden kan geçmediği için steteskoptan ses duyulmaz.
• Pompadaki vida gevşetilerek hava boşalmaya başlar. Hava boşaldıkça ibre inmeye başlar.
• Steteskoptan duyulan ilk kalp sesi ile birlikte ibre dura dura inmeye devam eder. Duyulan ilk ses tesbit edilir. Bu ses sistolik basınçtır. Yani maksimum tansiyondur.
• ibre inmeye devam ederken steteskoptan kalp sesleri duyulmaya devam eder. Bir süre sonra ses duyulmaz. En son duyulan kalp sesi minimum tansiyondur. Yani diastolik basınçtır.
• Manşette kalan hava tamamen boşaltılır. Manşet koldan çıkarılır.
• Tesbit edilen maksimum ve minimum basınç değerleri gözlem kağıdına işlenir. Tansiyonun ölçüldüğü saat de yazılır.

2. Palposyon Tansiyon Ölçüm Yöntemi

Palpasyon yöntemi, radial arterden nabız alma işlemi ile tamamlanır. Steteskop kullanılmaz.
• Dinleme yönteminde olduğu gibi, manşet kola takılır.
• Radial arter üç parmak ile palpe edilerek nabız hissedilir.
• Pompanın vidası sıkıştırılarak manşete hava pompalanır. Manşet hava ile şişince nabız alınmaz (Hissedilmez).
• Vida gevşetilir. Manşet içindeki hava yavaş yavaş boşaltılır.
• Manometre gözle takip edilir.
• Nabiz alınan ilk rakam manometreden tesbit edilir. Bu sayı maksimum kan basıncı yani sistolik tansiyonu gösterir.
• Manşetin havası tamamen boşaltılır. Manşet hastanın kolundan çıkarılır.
• Bulunan maksimum basınç rakamı gözlem kağıdına işlenir. Tansiyo nun alındığı saat de yazılır.Palpasyon yöntemi ile tansiyon ölçmede sadece sistolik kan basıncı ölçülür. Diastolik kan basıncı nabızdan tesbit edilemez. Çünkü kal­bin diastol devresinde nabız hissedilmez.

Tansiyon Aletleri Çeşitleri

Tansiyon Aletleri Çeşitleri, Dijital Tansiyon Aleti, Tansiyon Ölçer

Tansiyon Ölçme, Tansiyon Cihazları, Mekanik Tansiyon Aleti

1. Riva - Rocci Tansiyon Aleti

Sütun şeklinde civalı manometresi, lastik hortumları, pompası ve manşeti vardır. Civa tüpünün bir tarafında mm cinsinden civa basıncını gösteren 0-300 arasında rakamlar vardır.

Civalı manometre düz zemin üzerine konur. Civa 0 çizgisindedir. Civalı manometre tam göz hizasından okunacak şekilde bir yüksekliğe yerleştirilir.
Civalı tansiyon aletleri, kan basıncını en doğru ölçebilen araçlardır.

2. Vaköz Tansiyon Aleti (Vaquez)
Yuvarlak metal bir manometresi vardır. Gösterge rakamları dairesel ola­rak sıralanır. Hava ile genleşen ibre sistemi vardır. İbrenin gösterdiği rakamlar tansiyonun maksimum ve minimum rakamlarıdır.
Tansiyon ölçmeden önce, ibrenin (0) da olmasına dikkat edilmelidir. Zaman zaman doğru ölçüp ölçmediği kontrol edilmelidir.

3. Oscillometrioue Tansiyon Cihazı (Osilometrik)
Osilometrik aleti tansiyon ölçümü yanında damar fonksiyonlarını da ölçmeye yarar. Titreşimlerin kaydedilmesi esasına dayanan bir ölçümdür.

4. Dijital Göstergeli Tansiyon Cihazları

Bu aletler elektroniktir. Kol manşetti olanları ve parmaktan kan basıncını ölçen tipleri vardır. Göstergeleri dijital rakamlıdır.Elektronik tansiyon aletleri tansiyonu ve aynı zamanda nabız sayısını da gösterirler. Pil veya akü ile çalıştığından her zaman güvenilir sonuçlar ver­meyebilir.

Tansiyon Aletleri Özellikleri

Tansiyon Aletleri ve Kan Basıncı Birimi

Tansiyon Hastalığı, Tansiyon Hakkında Bilgi
Tansiyon, sfigmomanometre adı verilen aletle ölçülür. Bu alete de tansiyon aleti denir. Kan basınç birimi mm Hg'dir. Yani mm yüksekliğindeki civa basıncı 1 birim kan basıncına eşittir.


Tansiyon aleti ile ölçülen sistolik basınç üste, diastolik basınç ise biraz alta yazılır. Örneğin; 130/80 mmHg gibi. Bu örnekte 130 rakamı sistolik basıncı, 80 rakamı da diastolik basıncı gösterir. Sistolik ve diastolik basınç arasında normal tansiyonda 30-50 mmHg'lik bir fark vardır. Bu farka, nabız basıncı denir.

Normal kan basıncı erişkinlerde 130/80 mmHg'dir. Çocuklarda ise 110/ 60 mmHg'dir. Kan basıncı ırk, cins, yaş ve zamana göre değişiklik gösterir. Fi­ziksel hareketler ve psikolojik etkenler, tansiyonu etkiler.
Kan basıncı normalden yüksek ise, hipertansiyon, normalden düşükse hipotansiyon olarak tanımlanır.

Tansiyon aletlerinin bir çoğu aynı bölümlerden yapılmıştır.

Tansiyon aletlerinin ortak özellikleri şöyledir.

1. Manşet
Manşet, kola sarılan ve içi hava ile doldurulan parçadır. Manşet şişirilince damara basınç yaparak kan akışını durdurur. Manşet çocuklara, şişmanlara ve normal insanlara uyacak ölçüde olmalıdır.

2. Lastik Pompa
Avuç içine sığacak kadar büyüklüktedir. Lastik pompa, manşete hava pompalamaya yarar. Lastik pompa sıkılınca spobu kapanır ve içindeki havayı lastik kanal ile manşete gönderir. Gevşetilince arkasındaki sipaplı deliğinden içine hava alır. Lastik pompanın bir tarafında parmaklara desteklik yapan metal kılıfı vardır.

3. Vida
Lastik pompanın manşete bağlanan ucunda vida vardır. Bu vida sıkıştırılınca hava doğrudan manşete gider. Vida gevşetilince manşet içindeki hava, vidada bulunan ince kanaldan dışarı çıkar. Böylece manşet boşalır.

4. Lastik Hortumlar
Lastik hortumlardan birisi, pompa ile manşet arasında ikincisi ise, manşet ile manometre arasında yer alır. Lastik hortumlar, hava akışını sağlayan yollardır.

5. Manometre
Manometre, tansiyon aletinin göstergesidir. Manometre göstergesi saat kadranı gibi, dikey civa sütunu gibi veya dijital rakam göstergeli olarak üretilmiştir. Manşetteki hava yavaş yavaş boşaltılmaya başlayınca damardan kan akışı başlar. Kalp atışları, manometre ibresinden izlenir.

6. Steteskop
Steteskop tansiyon aletinin bağımsız bir parçasıdır. Tansiyon ölçerken damardaki ilk ve son atımı (dalgalanmayı) duymaya yarar. Bazı manşetlere monte edilen steteskoplar vardır.

Steteskoplar kalp ve akciğer seslerini dinlemeye yarayan önemli bir araçtır. Steteskoplar, sesi toplar ve yükselterek kulağa iletirler.
Steteskop, diyafram, hortum, kulaklık borusu ve kulaklıktan oluşur.

Kan Basıncı Tansiyon Nedir

Kan Basıncı Nedir, Tansiyon Tanımı ve Genel Bilgiler

Kalbin, sistol devresinde ana atardamar aort yoluyla atardamarlara pompalanan kanın damar çeperine yapmış olduğu basınca tansiyon denir.
Kan basıncına karşı arterler de karşı direnç gösterirler. Bu direnç arter­lerde fazla, venlerde azdır. Arterlerdeki kan basıncına arterial tansiyon, venlerdeki kan basıncına ise venöz tansiyon denir. Kalbin sistol durumun­daki kan basıncına maksimum (en yüksek) diyastal durumundaki kan basıncına da minimum (en düşük) basınç denir. Maksimum basınca sisto-lik basınç, minimum basınca diastolik basınç da denir.
Kan basıncı yaşa, cinsiyete, günün değişik zamanlarında ölçülmesine ve ölçme tekniğine göre değişir.

Kan basıncını Etkileyen Faktörler, Tansiyon Nedenleri, Sebepleri

1. Kanın Volümü
Dolaşım sistemi içinde dolaşan kan hacmi (volümü) normal olduğu sürece kan basıncı da normaldir.
Kanamalar sonucu meydana gelen kan kaybı, kan hacminin azal­masına neden olur. Kan hacmini azaltan plazma kaybı da aynı şekilde tan­siyonu etkiler.

2. Damarların Genişlemesi
Kan hacmi normal olduğu halde, damarlar gevşerse (Vasodilata-syon) kan dolaşımı bozulur. Kan dokularda birikir. Sonuç olarak tansiyon düşer. Kollapsta olduğu gibi.

3. Damar Esnekliğinin Kaybolması
Damarların yapısın oluşturan düz kaslar ve sinir sistemi normal çalışmadığı zaman damarlar esnekliğini kaybeder. Damarlar kan basıncına djrenç gösterir ve genişleyemez. Damar esnekliği kaybolursa tansiyon yükselir.

4. Kalbin Pompalama Gücü
Dolaşım sisteminin merkezi kalptir. Kalp, kendi kasından, damar ve sinir sisteminden kaynaklanan nedenlerle kanı arterlere pompalayamaz veya ye­tersiz pompalar. Kalp yetmezliğinde tansiyon düşer. Kalbin kan pompalama volümü azalır.
Kalp normalin üstünde kasılırsa, volümü azalır. Dolayısıyle tansiyon düşer.

5. Kapiller Direnç
Kapiller atardamarların dokulardaki en ince damarlarıdır (Kılcal da­marlar). Bunlara arterioller de denir. Arterioller venlerin kılcal başlangıcıdır. Kılcal damarlardan kanın dolaşımı zor ve dirençli ya da kolay-dirençsiz ise tansiyon etkilenir. Kılcal damarlar nörojenik nedenlerle daralır veya genişlerler.

6. Kanın Yoğunluğu (Vizkositesi-Kıvamı)

Kan hücrelerinin ve plazmadaki kan proteinlerinin yoğunluğu (azlığı-çokluğu) kanın akıcılığını etkiler. Plazma, tuz ve sıvı kaybında kanın vizkosi-tesi bozulur. Vizkosite bozukluğu tansiyonu düşürür.

Solunum Sayma Nedir

Solunum Sayma Nedir

Solunum, nabız sayıldıktan sonra sayılır. Hasta oturur veya yatarken solunum sayılabilir. Solunum saymadan önce hasta sakin ve dinlenmiş olmalıdır. Solunumun sayıldığı hastaya hissettirilmez. Hastanın nabzı sayılıyormuş gibi intiba verilir. Fakat solunum sayılır.


Solunum normalde 30 saniye sayılır. Tesbit edilen rakam iki ile çarpılarak solunum sayısı bulunur.
Solunum düzensiz ise 1 dakika sayılmalıdır.

Solunum sayma tekniği şöyledir.

Solunum saymak için tepsi içinde saniyeli bir saat, siyah kalem ve not defterine ihtiyaç vardır.

• Oturan veya yatan hastanın ön kolu göğsün üzerine konur.
• Bir el bilekteki radial arterin üzerine nabız sayacakmış gibi yerleştirilir.
• Hastanın solunumu sayılır. Bir nefes almak ve bir nefes vermek bir solunum olarak kabul edilir.
• 30 saniye veya 15 saniye sayılır iki veya dört ile çarpılarak solunum sayısı bulunur. Not defterine yazılır.
• Derece ve gözlem formuna işlenir.Solunum derece formuna siyah kalem ile solunum sayısı hizasındaki çizgiye nokta konur. Daha sonraki sayım noktası ile bir önceki nokta birleştirilir. Noktaların birleşmesinden meydana gelen çizgi, solunum grafidir.

Solunum ve Solunum Çeşitleri

Solunum ve Solunum Çeşitleri

1. Normal Solunum
Ritmik olarak devam eden inspirasyon ve ekspirasyondur. Hızı ve derinliği değişmez. Dakikada 16-20 solunum yapılır. Solunumda hırıltı yoktur. Solunum zorlama olmadan devam eder. Efordan sonra ve spor yaparken so­lunum sayısı artar. Derinliği azalır. Sonra normale döner.

2. Dispne Solunum (Dyspnee)
Soluk alma ve verme güçlükle yapılır. Buna nefes darlığı da denir. So­lunumda zorlanma vardır. Soluk yollarının bir bölümünde daralma olabilir. Soluk yolundaki yabancı cisim de dispneye neden olur.

3. Apne Solunum (Apnoea)
Solunumun bir süre durmasıdır. Apne Cheyne-Stokes tipi solunumda görülür. Kussmaul solunumda da apne görülür.

4. Cheyne-Stokes Solunum (Çeyn stoks)
Kısa süre duran solunum (10-15 saniye) yavaş yavaş yüzeysel olarak başlar. Gittikçe derinleşir. Hızlanır ve tekrar durur. Düzensiz ve güçlükle yapılan bir solunumdur. Komada, üremide, kalp hastalıklarında, alkol komasında, tetanozda ve can verme döneminde görülür.

5. Kussmaul Solunum (Kusmal)
Solunum sık ve derindir. Derin komada özellikle diabetik komada görülür. Göğüs solunumun etkisiyle titrer.

6. Stertorlu Solunum
Gürültülü solunumdur. Derin koma halinde görülür. Larenks tam açık tutulursa gürültülü solunum giderilebilir. Bunun için yan yatış pozisyonuna alma ve çenenin göğüsten uzaklaştırılması gereklidir.

7. Biot Solunum
Düzensiz bir solunum tipidir. Değişik tip solunumlar görülür. Solunum durabilir. Hasta solunum durmasından sonra derin bir hava alır. Yani içini çeker.
Menenjitte biot solunum tipi görülür.

8. Bradipne (Bradypnee)
Solunumun yavaşlamasıdır. Solunum sayısı azalır. Bradipne uyutucu ve uyuşturucu ilaçları fazla alanlarda, beyin tümörlerinde menenjitte, tüberkülozda ve diyabet komasında görülür.

9. Taşipne (Tachypnee)
Solunum sayısının artmasıdır. Ateşle seyreden enfeksiyonlarda, kalp ve solunum sistemi hastalıklarında görülür.

10. Astma (Astım, Astımlı Hastada Solunum)

Nefes vermede güçlük çekilir. Solunum yollarında ödem vardır. Akciğerdeki artık hava miktarı artar. Özellikle kalp yetmezliğinde görülür.

Solunum Nedir Hakkında Bilgiler

Solunum Nedir, Solunum Hakkında Genel Bilgiler (Respirasyon)

İnsanlarda Solunum, Canlılarda Solunum, Solunum Yolları
Solunum sistemi, kana oksijeni veren, kandan karbondioksiti alan ve dolaşım sistemiyle ortaklaşa görev yapan bir sistemdir. Gaz değişimini solu­num sistemi, gaz taşımayı da dolaşım sistemi üstlenmiştir.

Soluk alma (Insplrasyon), soluk verme(eksplrasyon) işlemine so­lunum denir. Solunum, solunum sistemi, iskelet, kasları ve sinir sistemi ile yapılır.
Solunum dakikada yeni doğanda 38-40, gençte 20-24 ve yetişkinde 16-20 defadır. Eforla veya patolojik durumlarda sayısı, kapasitesi ve solunum hacmi azalır ya da çoğalır.


Solunum Yetersizliği, Solunum güçlükle yapılıyor ya da durmuş ise suni solunum ile gaz alışverişi devam ettirilebilir. Solunum refleksi tekrar uyandırılabilir.
Solunum sistemi, burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğerlerden meydana gelir. Diyafragma, kaburgalar ve kaburgalar arası kaslar, göğüs kasları, solunum sisteminin yardımcı organlarıdır.

İç Solunum ve Dış Solunum

Solunum ile alınan 02, canlılar için çok önemli bir gazdır. Oksijen hücrelerde meydana gelen oksidasyonun ve enerjinin temel unsurudur. Oksi­jensiz canlılık devam edemez.

Solunum, dış solunum (Eksternal respirasyon) ve iç solunum (internal respirasyon) olmak üzere iki ayrı ortamda devam eder.
Dış solunum, oksijenin alınıp, karbondioksitin verilmesidir. Dış solunum yapılırken vücut ısı ve sıvı kaybeder. Dış solunum, akciğerdeki gaz alış­verişidir.

İç solunum ise, eritrositler ile doku hücreleri arasında yapılır. Oksijen (02) hücrelere, hücrelerde oksidasyon sonucu meydana gelen karbondioksit (C02) eritrositlere bağlanır. Eritrositler, karbondioksiti akciğerdeki alveollere getirirler. Alveol boşluğuna geçen karbondioksit hava ile dışarı atılır.

Solunum Fizyolojisi

Solunum sistemi merkezi sinir sistemindeki solunum merkezi (medulla oblangata) uyarıları ile çalışır. Akciğerde karbondioksit gazının belli yoğunluğa ulaşması, solunum merkezini uyarır. Merkez ise diyafragma ve so­lunum kaslarına sinirsel uyarılar gönderir. Bu uyarı sonucu diyafragma ve so­lunum kasları kasılarak soluk alma (insplrasyon) işlemi yapılır, yani göğüs kafesi genişler.

Gevşeme sonucu soluk verme ( eksplrasyon) işlemi yapılır, yani göğüs kafesi daralır. Otonom sinir sistemi ile solunum isteğimiz dışında devam eder.
Solunumla genel olara 500 cc hava alınır ve verilir. Aslında alveollerde sürekli olarak 2000 cc hava vardır. Buna artık hava denir. Derin nefes alıp verme ile bu miktar akciğerin kapasitesine bağlı olarak 3000-5000 cc'e çıkarılabilir.

Alveoller ortam havadaki gazı seçerek alma özelliğine sahiptir. Yani solunan hava da normal karışımın dışında gaz-basıncı artarsa eritrositlere basıncı fazla gaz ulaşarak hemoglobinde birleşir. Gaz zehirlenmesinin me­kanizması da bu prensibe bağlı olarak gelişir.

Nabız Sayma Nabız Alma Tansiyon

Nabız Alma, Nabız Sayma, Tansiyon

Nabız genel olarak radial arterden alınır. Nabız almak için saniyeli saat, kırmızı kalem, not defteri gibi araç-gereçlere ihtiyaç vardır.
Nabız alma (sayma) tekniği şöyledir:

• Nabız alınacak kol, hastanın göğüs üzerine bırakılır (Hasta oturarak veya yatarak nabız alınır).
• İşaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağı yan yana gelecek şekilde bilekteki radial arterin üzerine konur. Baş parmak, bileği arkadan kavrar.
• Nabız hissedilme başlayınca saate bakılır.
• Yeni yatan, kalp hastası ve solunum sistemi hastalığı olanlarda 1 da kika nabız sayılır.
• Devamlı yatan hastalarda 15 saniya süre ile nabız saymak yeterlidir. 15 saniyede sayılan nabız sayısı, 4 ile çarpılır. Deftere yazılır.
• Kırmızı kurşun kalem ile derece kağıdına işlenir. Apikal nabız almak için steteskop kullanılır.


Apikal nabız şöyle alınır.

• Hastaya nabız alınacağı anlatılır.
• Hastanın durumuna göre yatırılır veya oturuş pozisyonuna alınır.
• Steteskop kalbin apeks noktasına konur ve kalp sesi kulakla dinlenir.
• Apikal nabız, 1 dakika sayılır.
• Derece kağıdına işlenir.

Nabzın Derece Kağıdına İşlenmesi

Nabız sayısı, derece kağıdındaki çizgiye işlenir. Nabız sayısına isabet eden çizgi üzerine kırmızı kalem ile nokta konur. İkinci defa sayıldığında çizgi üzerine yeni bir nokta konur. Sonra iki nokta düz çizgi ile birleştirilir.

Sabah akşam alınan nabız sayıları, çizgiye dönüştürülerek nabız grafiğini oluşturur.

Derece kağıdında ateş grafiği mavi, nabız grafiği ise kırmızı çizgilerden oluşur.
Nabız grafiği, ateş grafiği ile birlikte değerlendirilerek hastalığın seyri hakkında bilgi verir.Nabızın normal olarak sayılması için hasta dinlenmiş olmalı, nabız hasta otururken veya yatarken alınmalıdır. Ayakta duran hastadan nabız alınmamalıdır. Alınırsa nabızın birçok özelliği tesbit edilemez.

Nabız (Tansiyon) Çeşitleri, Tansiyon Düşüklüğü, Tansiyon Değerleri

Nabız Büyüklüğü

Ancak özel araçlarla (Sphygmometre) ölçüldüğü zaman tesbit edilir. Parmakla zor hissedilebilen bir özelliktir.

Sıçrayan Nabız Yüksek Tansiyon (Pulbus magnus)
Ateşli enfeksiyon hastalıklarında ve aorta yetmezliğinde görülebilen sıçrayıcı nabızda, sistol ve diastolün damara yaptığı basınçlar arasında önemli fark vardır.

Küçük Nabız Tansiyon (Pulbus parvus)
Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ateş yükselmesi sırasında meydana gelir.

Sert ve Yumuşak Nabız - Tansiyon
Nabzın gerginliği ve sertliği yaşa göre değişir. Gençlerde nabız yumuşak (Pulbus mollis) ve yaşlılarda nabız serttir (Pulbus duruş ).
İnsan yaşlandıkça atardamarların esnekliği kaybolur. Damarlar sertleşir.

Nabız Yükselmesi, Tansiyon Yükselmesi, Alçalması
Kan basıncı ile damar genişler. Nabzın yükselme hızı arterin genişleyip, tekrar eski durumuna gelme süresidir. Nabız dalgasının vuruşu, ani ve kısa süre duyulur. Buna pulbus çeler denir. Aort yetmezliğinde görülür.
Ağır nabız ya da geç nabıza da Pulbus tardus denir. Yaşlılarda ve damar sertliğinde görülür.

Nabzın Hacmi Volumü

Kalbin sistal sırasında atardamara pompalamış olduğu kan hacmine kalp volümü denir. Nabız volümü de kalp volümüne bağlı olarak atardamar­dan geçen kan hacmidir. Damarın genişlemesi, nabız volümüne bağlıdır. Volüm fazla ise, nabız daha dolgun hissedilir.Kanamalarda ve şoklarda nabız volümü azalır. Bir çok enfeksiyon has­talığında nabız volümü artar.

Nabız (Tansiyon) Özellikleri, Dakikadaki Nabız Sayısı,

Normal bir insanda nabız sayısı dakikada 70-80 arasında değişir. Çocuklarda daha hızlıdır. Nabız, ateşli enfeksiyon hastalıklarında ve bazı kalp ve akciğer hastalıklarında artar. Sarılık ve bazı hastalıklarda ise nabız sayısı azalır.

Nabız sayısı ile birlikte nabzın atım özelliği de değişik olabilir. Nabızın başlıca özellikleri şunlardır.

Nabız Ritmi, Nabız artışı, Düşük Nabız Tansiyon, Nabız Sayımı

Nabız sayısı, aralığı ve dolgunluğu normal olarak devam eder. Bu özellikteki nabıza düzenli nabız denir.
Aralıkları, vurgusu, dolgunluğu ve sayısı düzenli olarak devam eden nabıza da düzensiz (Aritmi) nabız denir. Örneğin her iki nabız veya her üç normal nabızdan sonra bir sıra dışı nabız oluyorsa buna ekstrasistal denir (Digeminus, trigeminus, guadrigeminus gibi). Ekstrasistal, kalp has­talıklarında, hipertansiyonda ve kalbi etkileyen cafeinli, teinli içeceklerin fazla içilmesinde görülür.

Nabız Sayısındaki Değişme

• Bradikardi, nabzın dakikada 60 ve daha altında olmasıdır.
• Taşikardi, nabzın dakikada 100-120 civarında olmasıdır.
• Filiform, nabzın dakikada 130'un üzerinde olmasıdır. Nabız çok hızlı ve zayıftır. Çoğu zaman zor hissedilir.


Nabızın hızı, birden ağır spor yapmada, korku ve heyecanda, ateşli hastalıklarda, şokta, kanamalarda ve alkol alınmasında artar.Nabzın hızı, hepatitlerde, beslenme yetersizliğinde, yorgunlukta, yaşlılarda ve eğitimli sporcularda, uyutucu ve uyuşturucu ilaç alımında azalır.

Nabız Nedir, Nabız atış hızı, İnsanda Nabız

Kalp, kasılma (Sistol) devresinde içindeki kanı sol karıncık (Ventrikül) tan aort atardamarına pompalar. Pompalanan kan, aort ve onun dalları olan perifer atardamarda kanın dalgalanmasına neden olur. Her sistol ile atılan kan, atar damarlara damar içinden basınç yaparak damarı genişletir.
Kalbin genişlemesi (Diastol) devresinde atardamarlardaki dalgalanma ve genişleme kaybolur ve atardamarlar normal durumuna döner. Yani kısılır.

Kalp sistol durumunda iken kanın, atardamar iç yüzeyine yapmış olduğu basıncın yani vuruşun parmak ile hissedilmesine nabız denir. Nabız, kısaca arter içine atılan kanın etkisiyle atar damarların genişleyip daralması sonucu atardamarlarda duyulan ritmik vuruşlardır.


Nabız, vücut yüzeyine yakın geçen her atardamardan hissedilir. Nabız, kalbin çalışması, kan dolaşımı ve kan basıncı hakkında bilgi veren vital belirtilerden birisidir.

Nabız Sayılan Yerler

Nabız, vücut yüzeyine yakın yani deri altından geçen atarda­marlardan (Arterler) alınır.
Genel olarak nabız, ön koldaki radial arterden alınır. Radial arter el bileği ile radius kemiğinin eklem yaptığı bölgenin iç yüzeyidir.
Nabız ayrıca, aşağıdaki arterlerin yüzeye yakın geçtiği nok­talardan alınır.

Bu yerler şunlardır:

• Bracial arterden (Kolun üst içi)
• Fasial arterden (Yüz)
• Temporal arterden (Şakak)
• Carotis arterinden (Boyun)
• Femoral arterden (Kasık)
• Arteria dorsalis pedisten (Ayak üstü)
• Apikal (Dinleyerek 5.6. kotlar
arasında ve ortadan 8 cm kadar solmeme ucu altından