Cocuklarda Uyku Sorunlari Tanisi

Çocuklarda Uyku Sorunlarının Tanısı

DEHB ile uyku problemleri arasındaki ilişkinin tanımlanması DEHBli çocukların tam olarak tedavi edilmesi açısından oldukça önemlidir. Klinisyenler DEHBli çocukları dikkatli hikaye alarak ve uyku işlevini değerlendirerek taramalıdır. Uyku sorunlarının tanımlanmasına yardımcı olmak için pek çok yöntem mevcuttur; ebeveyn ve çocuk ölçekleri, klinik görüşmeler, uyku günlükleri ve objektif uyku testleri.
Çocuklarda uyku sorunlarını değerlendirmek için bazı ebeveyn-çocuk ölçekleri geliştirilmiştir. Bunlar arasında Uyku Rahatsızlık İndeksi, Uyku Bozuklukları Ölçeği, Çocuklar için Uyku Rahatsızlık Ölçeği, Çocuklarda Uyku Ölçeği (ÇUÖ) ve Çocuklar için Uyku Alışkanlığı Ölçeği (ÇUAÖ) yer alır. Bu ölçeklerden Çocuklarda Uyku Ölçeği (ÇUÖ) ve Çocuklar için Uyku Alışkanlıkları Ölçeği (ÇUAÖ) nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması bulunmaktadır.
ÇUÖ, poliklinik şartlarında bozulmuş uyku semptomlarını değerlendirmek amacıyla geliştirilmiştir. Uyku bozukluklarını gösteren gece ve gündüz davranışlarını (uykusuzluk, gündüz uyku hali, gece terörü, horlama, yatma direnci, uyku hijyeni ve uykuda solunum bozukluğu) değerlendirir. Polisomnografi çalışmaları ÇUÖnün tıkayıcı uyku apnesi, periyodik bacak hareketi bozukluğu ve huzursuz bacak sendromunda kullanımını desteklemektedir.
ÇUAÖ, okul çağı çocukları için tasarlanmış ebeveyn bildirimlerine dayanan bir tarama ölçeğidir. Bu yaşta yaygın uyku bozukluklarını üç başlıkta inceleyerek üzerinde durur: dissominalar (uykuya dalma veya uykuya devam etmede güçlük), parasomnialar (uyurgezerlik/uykuda konuşma, gece terörü, gece altını ıslatma, huzursuz bacak sendromu, vb.) ve uykuda solunum bozukluğu. ÇUAÖ bu çocuklarda sık görülen medikal veya davranışsal tabanlı farklı uyku sorunlarını tanımlayabildiği için özellikle DEHBli çocukları değerlendirmede yararlı olabilir.
Polisomnografi (PSG), başta uykuda solunum bozuklukları olmak üzere pek çok uyku bozukluklarını saptamak için kullanılan kayıt ve metot tekniklerinin genel ismidir. PSG ile uyku sırasında çok sayıda fizyolojik parametre, genellikle bütün gece boyunca, devamlı olarak belli bir periyotta ve eş zamanlı olarak kayıt edilir. Elektroensefalogram (EEG) ile beyin aktivitesi, elektrookülogram ile göz hareketleri, elektromiyogram ile kas hareketleri, EKG ile kalp ritmi, puls oksimetri ve nazal ve oral hava akımı ile solunum fonksiyonları değerlendirilir Günümüzde PSG tıkayıcı uyku apne sendromu (TUA) ve diğer uyku bozukluklarının tanısında altın standart testtir. PSG bu iş için düzenlenmiş uyku laboratuvarında, deneyimli teknisyen gözetiminde gerçekleştirildiğinden kolay ulaşılabilir bir yöntem değildir. Standart PSG için olgunun bir gece uyku laboratuvarında kalarak uyku kayıtlarının alınması gereklidir. Çocuklarda PSG daha zor uygulanır ve daha fazla teknik uzmanlık gerektirir. Pediyatrik uyku merkezi sayısı daha az olduğu için çocuklar açısından PSG testine ulaşmak daha zordur. Son yıllarda çocuklara daha uygun, daha ucuz ve evde yapılabilen PSG testleri geliştirilmiştir.
Aktigrafi, uyku sırasında fizik hareketlerini değerlendirmek için hareket bilgilerini depolayan saat benzeri bir aktigraf kullanır. Aktigrafi insomnia, sirkadiyen ritim uyku bozuklukları ve huzursuz bacak sendromunun klinik değerlendirilmesi için kullanılır. Ayrıca farmakolojik ve davranışsal tedavilerin etkinliğini değerlendirmek için kullanılabilir. Aktigrafi uyku başlangıç zamanı ve uyanma gibi uyku referans zamanlarını ölçmede PSG kadar doğru sonuçlar vermez. Buna rağmen PSGnin dezavantajları göz önünde bulundurulduğunda aktigrafi kullanımı giderek artmaktadır. Aktigrafinin kullanımı basit ve kolaydır. Çocuğun doğal uyku ortamında bulunması ve geceden geceye farklılıkları önleyen pek çok gecede kayıt alınması aktigrafinin avantajlarındandır.

Huzursuz Bacak Sendromu ve Periyodik Hareket Bozukluğu

Huzursuz bacak sendromu (HBS); genellikle bacaklarda görülen karıncalanma, iğne batması, uyuşma hissi gibi değişik şekillerde ifade edilen huzursuzluk hissi, bu hislerin giderilmesi için bacakları hareket ettirme dürtüsü ile karakterize, dinlenme sırasında ya da hareketsiz iken artan bir hareket bozukluğudur. Bu durumun dinlenme sırasında, özellikle de gece yatarken ortaya çıkması uyku bozukluklarına ve yaşam kalitesinin bozulmasına neden olmaktadır.
Etyolojisinde genetik ve çevresel faktörler rol oynar. HBS, otozomal dominant bir hastalıktır. Özellikle demir eksikliği ve spesifik beyin yolaklarında azalmış dopamin aktivitesinin semptomların gelişmesinde önemli faktör olduğu düşünülmektedir. HBS için tek bir tanı testi yoktur, tanı klinik özelliklere ve tanısal ölçütlere göre konulur. Bu nedenle HBS tanısı için çeşitli kriterler geliştirilmiş ve çocuklara göre düzenlenmiştir. 2002 yılında Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından kabul edilmiş "çocuklar için HBS kriterleri oluşturulmuştur.
HBS ile Periyodik Ekstremite Hareket Bozukluğu (PEHB) %80 oranda birliktelik gösterirler. HBS tanısı klinik olarak konulurken Periyodik Ekstremite Hareket Bozukluğu tanısı polisomnografi ile konulur. Uykuda periyodik kol ve bacak hareketleri, PSGde sıklıkla NREM uykuda görülen en az ardışık 4 hareketin görüldüğü 0,5-5 sn süreli ortalama 20-40 sn aralıklarla gelen stereotipik kol ve bacak hareketleri ile karakterize PSG bulgusudur. PSGde periyodik bacak hareketi sayısı ve indeksi (PLMİ) >5 klinik olarak anlamlıdır ve HBS tanısını destekleyici niteliktedir.
Demir eksikliği anemisi, dopamin eksikliği, hipotroidi ya da kronik metabolik hastalığı olanlarda HBS ve periyodik ekstremite hareket bozukluğu belirtileri ortaya çıkabilmekte ve HBSye neden olan etkenlerin tedavisi ile HBS belirtilerinde tamamen düzelme sağlanabilmektedir.
HBS ve PEHB çocukluk çağında artan sıklıkta tanı almaktadır ve -7r\ prevalansı %2 olarak bulunmuştur. HBS erişkinlerde yaygın olarak bulunmasına karşın bunların %38i semptomların 20 yaşından önce, %10u 10 yaşından önce başladığını bildirmiştir.

Uyku Teroru (Pavor Nokturna) Nedir

Uyku Terörü (Pavor Nokturna)

Genellikle 5-7 yaş arasında görülür. Okul çağı çocuklarında sıklık %1-6 iken ergenlik döneminde sıklık azalır ve erişkinlik döneminde %1in altına düşer. Uyku terörü tanısı alan çocukların birinci derece akrabalarında parasomnia tabloları görülme riski 10 kat daha fazladır. Her iki cinsiyette eşit orandagörülür.
Uykunun ilk saatlerinde, gecenin ilk 1/3lük kısmında ortaya çıkan çığlık atma ve ağlamanın eşlik ettiği, yoğun korku ile birlikte pupil dilatasyonu, terleme, taşikardi ve takipne gibi otonomik belirtiler ve davranışsal değişikliklerle karakterize gürültülü bir tablodur. Başlangıçtan sonra çocuk konfüze ve ajitedir. Genellikle 15 dakika içinde tam bir uyanıklık hali oluşmadan tablo yatışır ve ertesi sabah çocuk bu tabloyu hatırlamaz. Böyle çocukların çoğunda EEG normaldir.
Uykuda kabus bozukluğu, epilepsi ve SSSnin organik hastalıkları ayırıcı tanıda akılda tutulması gerekli hastalıklar arasındadır.
Tedavide yatak odasının güvenliğinin sağlanması gibi genel önlemlerin yanında özellikle imipramin olmak üzere antidepresanların yararlı olduğu bildirilmiştir.
Uyurgezerlik
NREM uykusu sırasında, özellikle gecenin ilk 1/3lük kısmında ortaya çıkan ani motor aktivite ile karakterize bir tablodur. Yaygınlığı %2.5-5 dolaylarındadır. Çocukların %25-30unda uyurgezerlik görülür. 5 yaş civarında başlar, 12 yaş civarında en yüksek görülme sıklığına ulaşır. 15 yaşından sonra genellikle geçer. 18 yaşından sonra başlaması nadirdir. Cinsiyetler arasında görülme sıklığı açısından fark yoktur. Çocukların aile üyelerinin %80inde uyurgezerlik ya da uyku terörü olduğu tespit edilmiştir.
Uyurgezerlik epizotları yatakta oturmayla başlar ve karmaşık motor hareketlerle devam eder. Çocukta anlamsız yüz ifadesi, çevreye ilgisizlik ve uyandırılmaya karşı tepkisizlik vardır. Hareketler amaçsız fakat organizedir. Epizod genellikle 10 dakika sürer ve çocuk yatağına dönüp tekrar uykuya devam eder.
Uyku teröründen çığlık atma ve yoğun otonomik cevabın olmaması ile ayırt edilir.
Oda düzenlemesinin yapılması, çocukta utanç ve anksiyete oluşturmamak için gündüz bu olaydan bahsedilmemesi, ailelerin endişelerinin giderilmesi, ergenlik döneminde büyük oranda azalıp geçeceğinin söylenmesi önemlidir. Epizodun meydana geldiği saatten önce çocuğun uyandırılması ve imipramin tedavisi yararlı olabilmektedir.
Kabus
Genellikle REM döneminde, gecenin son üçte birlik kısmında uyanmaya yol açan korkutucu düşler ile karakterize bir bozukluktur. Genel popülasyonda yaygınlığı %5tir. En sık 3-5 yaş arasında görülür. Bu yaştaki çocukların %10- 50sinde çevrenin fark edeceği şiddette kabuslar görülmektedir. 7-11 yaşlarında sıklığı giderek azalmaktadır. Sık sık uyanmalar ve kabus görme endişesi nedeniyle insomnia ile beraber olabilir. Rüyaların içeriği çocuk tarafından hatırlanır. Uyku terörü ile karıştırılabilir. Gecenin son üçte birlik kısmında görülmesi, kişinin kolay uyandırılabilmesi, uyandırıldığında bilincin açık olması, korkudan dolayı tekrar uyumak istememesi, olayın ertesi gün hatırlanması gibi özelliklerle uyku teröründen ayırıcı tanısı yapılır.

Sirkadiyen Ritm Uyku Bozuklugu

Sirkadiyen Ritm Uyku Bozukluğu

Sirkadiyen ritm uyku bozuklukları, uyuma zamanlamasının gece gündüz değişimine uygunsuz olması ile karakterizedir. Ergenlerde sık görülen tipi gecikmiş uyku fazı sendromudur. İstenen yatma zamanından en az 2 saat daha geç yatma ve kişinin günlük aktiviteler konusunda çatışma ve zorluk yaşaması olarak tanımlanabilir. En sık ergenin sabaha karşı uyuması ve uyanması gerekli saatte uyandırılamaması şeklinde karşımıza cıkmaktadır. Sıklıkla bu kişiler uykusuzluktan yakınırlar ve biyolojik ritmle uygunsuz zamanlarda uyuma gereksinimi duyarlar. Bu kişilerde nokturnal melatonin sekresyonu gecikmiştir. Ayrıca puberte ile birlikte normal fizyolojik sirkadiyen ritimde yaklaşık 2 saat kayma gecikmiş uyku fazı sendromunun oluşumuna katkıda bulunmaktadır.

Çocuklarda Tıkayıcı Uyku Apnesinin Tanı ve Tedavisi

TUA uyku sırasında üst solunum yolunun kısmen ya da tamamen tıkanması sonucunda gelişen; yineleyici apne ya da hipopne atakları şeklinde kendini gösteren; oluşan hipoksi, hiperkapni ve soluyabilmek için fazladan çaba göstermeye bağlı olarak solumanın normale dönmesini sağlayan uykuda bölünmeler; uykunun REM döneminin ve NREM uykunun 3. ve 4. evrelerinin kaybı ve gündüz bunlardan kaynaklanan aşırı uykululukla seyreden bir bozukluktur. Gece uykuda tıkanmaya bağlı apne ve hipopnelere gündüz uykululuk gibi belirtilerin eşlik etmesi tanı ölçütüdür.
PSG çocuklarda TUAnın tanısında altın standarttır. PSG uyku yapısını ve solunumun parametrelerini kapsamlı bir biçimde değerlendirme olanağı sağlar. Polisomnografi uykuda solunum bozukluğunun varlığını ve şiddetini objektif olarak gösterir. Solunum eforunu, kalp hızını, elektroensefalografi, elektrookülografi parametrelerini kaydeder. Tıkayıcı apnelerin (solunum eforu devam ederken hava akımının 1 veya daha fazla solunum siklusu boyunca kesilmesi) ve hipopnelerin (hava akımında 1 veya daha fazla solunum siklusu boyunca %50 veya daha fazla azalma) sayısı saptanır. Çocuğun uykunun kalitesi gibi uykunun davranışsal yönleri de değerlendirilebilir. PSG uykuda solunum bozukluğu için doğru bir gösterge olmasına rağmen pahalıdır, zaman alır ve her merkezde yoktur.
Toplam apne ve hipopne sayılarının toplam uyku süresine bölünmesiyle elde edilen apne-hipopne indeksi (AHI), respiratuar rahatsızlık indeksi olarak da bilinmekte olup tanı için önemli bir parametredir. AHI<1 1="" 5="" ahi="" d5="" derece="" edilmektedir.="" hafif="" kabul="" normal="" olarak="" orta="" usb="">10 ise ciddi derece USB olarak sınıflandırılmaktadır.
Çocuklarda TUA genellikle büyümüş tonsiller, adenoidler ve daha az sıklıkla obeziteden kaynaklanmaktadır. Tedavinin temellerini büyümüş ve obstruksiyona neden olan tonsillerin ve adenoidlerin çıkarılması oluşturmaktadır.65 Topikal nazal steroidlerin enflamasyonu azaltarak tıkayıcı semptomları düzelttiği gösterilmiştir. Bu nedenle kısa süreli ve hafif semptomları olan çocuklarda başlangıçta medikal tedavi denenebilir.

Uykuda Solunum Bozukluğu Sınıflandırılması

Uykuda solunum bozukluğu, hiçbir klinik önemi olmayan basit horlama ile kardiyovasküler sorunlar oluşturan ağır TUA arasında değişen bir spektruma sahiptir.
Basit horlama uykunun yapısının normal olduğu benign bir durumdur. Tıkanma nöbetleri ile beraber olan horlamalar patolojik sayılır. Basit horlaması olan çocukların çoğunda zamanla uykuda solunum bozukluğu gelişmez. Horlama olmadan TUA olabileceği gibi TUAlı çocukların çoğu horlar.
ÜHDSde inspirasyon sırasında apne ve hipopne olmadan kısa elektroensefalografik (EEG) uyanmalara ve uyku bölünmelerine neden olan negatif intratorasik basınç oluşur. Çoğunlukla REM uykusu sırasında olur. Hava akımı ve oksijen değerleri normaldir. ÜHDSdeki klinik bulguların TUAlı çocuklardaki klinik bulgulara benzer özellikler göstermesine rağmen ÜHDS rutin apne-hipopne ölçümleri ile saptanamaz. Bu hastalıkta özefageal basınç ölçülmelidir. ÜHDSnin prevalansı bilinmemektedir ancak çocuklarda TUAdan daha yaygın olduğu ve TUA gibi klinik sekellerinin olabileceği düşünülmektedir.
TUA spektrumun en son ve ağır bölümünü oluşturur. Devamlı torasik ve abdominal solunumsal efora rağmen hava akımının azalması (hipopne) veya kesilmesi (apne) olarak tanımlanır. TUAlı çocuklar hava akımı değişikliklerinin ve uyku bölünmelerinin eşlik ettiği horlama ve uykuda tıkanma ile başvurur. Tıkayıcı apne hava yolu tamamen tıkandığında, tıkayıcı hipopne hava yolu parsiyel olarak tıkandığı zaman gelişir.

Cocuklarda Tikayici Uyku Apnesi

Çocuklarda Solunum ile İlişkili Uyku Bozuklukları ve Tıkayıcı Uyku Apnesi

Çocuklarda uykuda solunum bozukluğu (USB) basit horlama ile tıkayıcı uyku apnesi arasında değişen bir şiddet spektrumuna sahiptir. Çocuklarda uykuda solunum bozukluğu tıkayıcı uyku apnesi (TUA) ve üst hava yolu direnci sendromunu (ÜHDS) içine alır ve tanısı son 20 yılda artmaya başlamıştır.
Yapılan çalışmalara göre çocuklarda TUA prevalansı %1 ila %5 arasındadır. ÜHDS muhtemelen daha yaygındır. Çocukların %9-10u sürekli horlar ve bu çocukların geçici uykuda solunum bozukluğu dönemleri olabilir. Çocuklarda uykuda solunum bozukluğunun klinik özellikleri erişkinlerdekinden farklıdır ve tanısı zordur. Çocuklarda horlama dışında çok az belirgin gece semptomu vardır. Çünkü çocuklarda tıkanma nöbetleri kısadır ve uyanmalar daha az belirgindir. Ayrıca çocuklarda gün içinde davranışsal değişiklikler çok belirgin değildir ve erişkinlerdeki kadar gün içi uyku hali yaşamazlar. Ağır TUA nadir de olsa büyümeyi bozabilir, sistemik hipertansiyona neden olabilir ve sağ kalp yetmezliği ve kor pulmonale gibi kardiyovasküler sorunlara yol açabilir.
Son yıllarda yapılan çalışmalarda gece normal nefes alıp veren çocuklarla karşılaştırıldığında uykuda solunum bozukluğu olan çocuklarda nörokognitif ve davranışsal fonksiyonların daha kötü olduğu gösterilmiştir.
Çocuklarda TUA en sık adenotonsiller hipertrofi ile birliktelik gösterir. Çocukların çoğu 2 ve 8 yaş arasındadır. Bu yaş aralığı lenfatik ve tonsiller dokuların büyümede pik yaptığı zamanla uyumludur. Bu yaş grubunda erkekler ve kızlar eşit etkilenir. TUAlı çocuklar normal ağırlıkta veya zayıftır. Bu çocuklarda büyüme geriliği görülebilir. TUA orta ve geç adölesan dönemde ikinci bir pik yapar. Bu dönemde erkekler daha fazla etkilenir ve etkilenen çocuklar genellikle obezdir. Bu dönemdeki TUAnın klinik özellikleri erişkinlerdeki özelliklerle aynıdır.
Ebeveynler genellikle gün içinde ağız solunumu, burun akıntısı, hiponazal konuşma ve katı yiyecekleri yutmada güçlük sorunlarını iletirler. Daha az sıklıkla çocuklar sabah baş ağrılarından yakınırlar. Artmış irritabilite ve konsantrasyonda azalma gibi davranışsal değişiklikler sık görülür. Gün içi uyku hali erişkinlerden azdır. Uykuda solunum bozukluğu olan çocukların çoğunda gürültülü horlama, horlamada kısa kesilmeler ve bu kesilmeleri takip eden fark edilmeyen uyanmalar vardır. Ebeveynler çocuğun uykuda huzursuz olduğunu ve fazla yastıkla dik oturur pozisyon veya daha iyi nefes almak için boynun ve başın aşırı ekstansiyonu gibi anormal pozisyonlarda olduğunu bildirir. Gece alt ıslatma görülebilir. Erişkinlerin aksine TUAlı çocuklar zayıftır ve bazılarında gelişme geriliği vardır.
Ebeveynler uykuda solunum bozukluğu hikayesi olan çocuklarda sıklıkla davranış ve duygudurum sorunları bildirir. Ayrıca, TUAlı çocuklarda dikkat azlığı, hafıza ve zeka testlerinde düşük skorlar bildirilmiştir. Dikkat eksikliği bozukluğu horlayan çocuklarda horlamayanlara göre daha fazla bulunmuştur.

Çocukluk Çağındaki Davranışsal İnsomnia

Çocukluk çağındaki davranışsal uyku sorunları dört gruba ayrılabilir. Bunlar arasında uykuya dalma güçlükleri, uykuyu sürdürme ile ilgili güçlükler, gece uykusu sırasında olağan dışı davranışlar ve gündüz uykulu olma hali sayılabilir.

Uyku Bozukluklarının Uluslararası Sınıflandırması (ICSD-İnternational Classification of Sleep Disorders) davranışsal insomniayı etiyolojisine göre sınıflandırmıştır. Uyku başlangıcı ile ilişkili, sınır koyma ve kombine alt tip olmak üzere 3 tipe ayırmıştır. Uyku başlangıcı ile ilgili olan alt tipte geceleri sık uyanma yakınmaları belirgindir. En sık görüldüğü yaşlar, 6 ay-3 yaş arasıdır. Uygunsuz uyku çağrışımları (örneğin sallanma, tv izleme, anne baba yatak odasında uyuma) sonucudur. Çocuğun gece uyandığında tekrar uykuya dalmak için bu çağrışımlara ihtiyacı olmaktadır. Sınır koyma alt tipi, yatağa gitmeyi tekrarlayan bir şekilde reddetme ya da yatma zamanını geciktirmeye çalışma şeklinde daha çok süt çocukluğu, okul öncesi ve okul döneminde tutarsız ve kural koyma sorunları olan anne babaların çocuklarında görülür.
Çocukluk dönemindeki davranışsal insomnia yatma zamanı ve/veya gece uyanma sorunları olarak klinik belirti verir. Amerikada yapılan çalışmalarda bu sorunların yaygınlığı %20-30 olarak bulunmuştur. Bu oranın Asya ülkelerinde daha da arttığı gözlenmiştir. Tayvanda 0-6 yaş arası 506 çocuk ile yapılan bir çalışmada, %38inde sık gece uyanma deneyimleri, %70inde 30 dakikadan f-Q uzun uykuya dalma süresi saptanmıştır. Çinde yapılan bir çalışmada da katılımcıların (n=1129, yaş aralığı=1-23 ay) %66sında uyku başlangıcında annenin varlığına gereksinim duyma, uykuya dalma süresinin 30 dakikadan uzun olması, sık gece uyanma gibi uyku sorunları olduğu belirlenmiştir.

Çocuklarda Uyku Bozuklukları ve Sınıflandırması

Çocuklarda uyku sorunları yaygındır ve çocuk ve ergenlerin yaklaşık %25-40ını etkilemektedir. Bu uyku sorunları tedavi edilmezse öğrenme, hafıza, dikkat ve davranışı içeren işlevsellik üzerine ciddi olumsuz etkileri olabilmektedir. Pek çok pediyatrik uyku problemi insomniaya bağlıdır. Ancak yetişkinlerde uyku sorunları klinisyenler tarafından iyi tanınmasına karşın çocuk ve ergenlerde yeterince iyi tanınmamaktadır. Ayrıca pediyatrik uyku bozukluklarında ilaç araştırmaları sınırlıdır ve sıklıkla erişkin hastalarda yapılan çalışmalardan elde edilen verilere dayanılarak "off label kullanım söz konusudur.

Uyku bozuklukları DSM-IV-TR’de (11) üç ana grupta sınıflandırılır.
PRİMER UYKU BOZUKLUKLARI
DİSSOMNİALAR
Primer insomnia, Primer hipersomnia, Narkolepsi, Solunumla ilişkili uyku bozukluğu, Sirkadiyen ritim uyku bozukluğu, Başka türlü adlandırılamayan dissomnia
ARASOMNİALAR
Kâbus Bozukluğu, Uykuda korku (uyku terörü) bozukluğu, Uyurgezerlik bozukluğu, Başka türlü adlandırılamayan parasomnia
BAŞKA BİR MENTAL BOZUKLUKLA İLİŞKİLİ UYKU BOZUKLUKLARI
MEDİKAL BOZUKLUKLAR ve MADDE KÖTÜYE KULLANIMINA BAĞLI UYKU BOZUKLUKLARI
Dissomniler uykunun miktarı, kalitesi ve zamanlamasında değişmelerle karakterize iken (uykuya dalamama, sık uyanma ve gün içinde uykululuk hali), parasomniler uyku içinde ortaya çıkan davranış sorunlarını ifade etmektedir (kâbuslar, uyku terörü, uyurgezerlik, diş gıcırdatma, idrar kaçırma gibi). Bu sınıflama daha çok yetişkinlerde görülen uyku bozuklukları için uygundur. Aşağıda daha çok çocuklarda sık görülen uyku bozuklukları üzerinde durulacaktır.