Lens Takmak, Lens Takılması Sağlıklı Mıdır?

Bunun kararı, her vaka için, reçeteyi yazan göz uz­manı tarafından verilir. Yumuşak lens kullanmak, çok yönden yararlıdır. En önemli avantajlarından biri, daha uzun süreli olarak ve baştan itibaren rahat biçimde kulla­nılabilmeleridir. Yumuşak lenslerde mekanik tahriş ya az olur ya da hiç olmaz. Bu nedenle, daha uzun saatler kulla­nılabilir.

Yumuşak lenslerin kullanılmasına, tıp bazı nedenlerle karşıdır. Bunlardan biri, yumuşak lenslerin, sert lensler gibi yararlı olmaması ve bazı astigmatizmleri düzeltememesidir. Başka bir takım etkenler de vardır.

Şunu da eklemeliyim ki, kontak lensin şu ya da bu tipi herkes için uygun değildir. Bu nedenle, böyleleri, daha yararlı ve güvenli önlemler getiren gözlükleri kullanmalı­dırlar.

Astigmat Nedir, Göz Astigmat Hastalığı Tedavisi

Gözün ön tarafındaki yamukluğa astigmat denir, yani gözün ön tarafı homojen bir yuvarlaklığa sahip değildir; iki ayrı eksende ayrı kırılmalar söz konusudur. Has­tanın eğri görme, baş ağrısı, hem yakın hem uzağı gör­meyle ilgili sorunları vardır.

Gözlükle tedavisi mümkün değildir, gözlük yalnızca tashih edicidir.

Gözün Kaşınması, Gözde Kaşıntı ve Bahar Nezlesi Tedavisi

Bahar nezlesi, allerjik bir zemin üzerinde gözde ka­şıntı, sulanma kızarıklık ve ışıktan rahatsız olma şikayet­leri yapan bir hastalıktır. Erken yaşta başlayıp uzun müddet devam eder. Genellikle 6-20 yaşlan arasında gö­rülür. 20 yaş geçmesine rağmen bazı şikayetler devam edebilirler.

Kapak ve limbik olmak üzere iki şekli vardır. Bazıla­rında hafif, bazı kimselerde ise şikayetler fazla olabilir.

Ender olarak gözün saydam tabakasında leke bıraka­bilir.

Tedavide kortizonlu damla ve pomadlar kullanılır. Bu ilaçları bir göz hekiminin tavsiye ve takibinde kullanmak gerekir.

Havuç Gözleri Kuvvetlendirir Mi, Havucun Yararları

Havuçtaki zengin beta-karoten maddesi vücutta A vitaminine dönüşür. A vitamini göz retinasının (ağ tabaka) iyi çalışmasına yardıma olur. Havuç ayrıca gece kör­lüğünü önlemeye ve gözlerin karanlığa daha çabuk alış­masına da yardımcı olur.

Karanlıkta Kitap Okumak Gözleri Bozar Mı?

Doğru. Yetersiz ışık, baş ağrısı ve yorgunluğa yol açan göz zorlamasına neden ojur. Bu durum, özellikle gençlik yıllarında miyopluğa yol açabilir. Genel kural ola­rak yaklaşık bir metre uzaklıkta bulunan, üzeri korumalı 150 Watt'lık bir ampul, sağlıklı okuma için yeterlidir. Işık sizden uzaklaştıkça daha yüksek Watt'lı ampul gerekir. Gözünüzü dinlendirmek için, her 15-20 dakika okumadan sonra, başka yönlere bakınız. Bu hareket göz kaslarını dinlendirerek miyopluğu önleyebilir.

Arpacık Nedir, Gözde Arpacık Hastalığı Tedavisi İçin

Gözün üst ve alt kapaklarında gözün kurumasını engelleyen bezler vardır. (Ust kapakta oniki, alt kapakta sekiz tane) Bezlerin ağzı çeşitli sebeplerle tıkandığında bezler şişer, enfeksiyonda kaparlarsa arpacık denilen şey olur.

Arpacığın iki sebebi vardır. Bir, kırma kusuru olanlar­da, yani astipmatlar da görülebilir. İki, vitamin eksikliği, özellikle de A vitamini eksikliğinden kaynaklanabilir.


İlaçlar kullanılır. Geçmezse cerrahi yollara başvuru­lup, bez yarılarak iltihap alınır, bu halde aynı bezde bir daha arpacık çıkma ihtimali kalkar.

Miyop Nedir, Miyop Göz Kusuru Hastalığı Irsi Midir?

Uzaktaki nesneleri bulanık görmeye miyop denir.


Genel nüfusun yüzde 20'sinde görülen bu basit görme sorunu, göz küresinin önden arkaya gereğinden fazla uzun olmasından kaynaklanabilir. Böylece gelen ışınlara,

Retina yerine, onun biraz önünde odaklanabilir. Bunun neticesi olarak uzaktaki nesneler bulanık görülür. Yakın­daki eşyalar rahatlıkla görülebilir, ama eğer miyopluk de­recesi çok fazlaysa bunda da bazı problemler çıkabilir.

Miyopluk genelde çocukluk döneminde ortaya çıkar. Kız ve erkek çocuklarda aynı oranda görülür. Ergenlik dö­neminde hızla ilerleyebilir. Daha sonra bir yavaşlama dö­nemi başlar. 20'li ve 30'lu yaşlarda gözlük veya lens deği­şimi gerebilir.
Miyopluğun kalıtsal (irsi) olduğu sanılmaktadır.

Tedavide gözlük veya kontak lens kullanılır. Genelde iç bükey lenslerle yapılan düzeltmeler görmeyi normale yakın, hatta normal hale dönüştürebilirler. Bunun için göz hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.

Göz Ameliyatı ile Miyop Ameliyatı Tedavisi

Bu ameliyatın adı radyol keratatomidir. Hafif veya orta derecede miyopileri düzeltmek için geliştirilen yeni bir ameliyat tekniğidir ve henüz yaygınlaşmış değildir. Rusya'da geliştirilen bu metod, basit gibi görünmekle bir­likte çok özenli, ince teknikleri gerektirmektedir.


Her iki gözün de kornealarında bir dizi radyal (bisik­let tekerleği şeklinde) gayet dikkatli kesimler yapılır. İki gözdede de bu ameliyat teker teker gerçekleştirilir. Bu iş­lem sonucu korneanın merkezi düzleşir ve dıştaki aşağı doğru eğimli bölüm daha dikleşir. Bu da ışınların kırılış şekillerini değiştirecek, retinada odaklamalarını sağlar.

Bu ameliyat için hastanın hastanede yatması gerek­mez. Tüm işlem 15 ila 30 dakika kadar sürer. Ameliyat edilecek hastaya lokal anestezi verilir. Kişi birkaç gün için gözlerini bir kapak veya koyu gözlüklerle örter.

İstanbul Beyoğlu Kuledibi Hastanesi Göz kliniğinde yaygın olarak yapılmaktadır.

Çocuklarda Bebeklerde Şaşılık Nedenleri ve Tedavisi

Şaşılığın sebebi, genellikle gözün tembelliğidir. Böyle bir gözde adalenin (kas) çekme gücü tam değildir. Görüşü iyi olan göz bir cisme bakarken öbürü bunu seçe­mez. Onun için de içe, dışa, aşağıya, yukarıya doğru dö­ner. Bazen gözler bir yöne bakarken uyumlu olurlar, baş­ka bir yöne bakılırken bu uyum sağlanamaz.

Şaşılık, genellikle çok küçük yaşta ortaya çıkar. 12 ya­şından önce düzeltilmelidir; yoksa, geç kalınmış olur. Ba­zen bir göze küçük bir ameliyat gerekebilir. Egzersiz ge­nellikle faydalı olur. Tembel gözü güçlendirecek mercekler de yararlıdır.

Cocuklarda Bebeklerde Havale Gecirme

Çocuklarda Havale, Bebeklerde Havale
Havale Geçiren Çocuk Tedavisi

Konvulsion veya havale geçirme beyinde nöron de­nilen hücrelerden anormal elektrik boşalmaları sonu­cu bilinç değişikliğiyle ortaya çıkan klinik bir tablodur. Bu nöbetlerin sık sık tekrarlamasına epilepsi (sara) denir. Konvulsion ve epilepsiler çeşitli nedenlere bağlı olduğun­dan sınıflandırılmaları da karışıktır. Örneğin, en sık görü­len bir havale çeşidi altı ay ile altı yaş arası görülen ateşe bağlı havalelerdir.

Epilepsilerde ailevi yatkınlık olabilir, bazı ailelerde daha sık tır. Yine havaleyi (nöbet) tanımlarken nöbetin başlama yaşı, şekli, ateşle birlikte olup olmadığı, süresi, diğer aile bireylerinde olup olmadığının sorulması, çok önemlidir. Bu arada çocuğun iyi bir muayene ve bazı özel kan tetkiklerinin yapılması gerekir. Bir diğer tamamlayıcı tetkik ise nöbet cinsini tayin ve tedavi ayarlamalarını gerektiren EEG'dir (elektroansefalografi). Görüldüğü gib olayın çözümlemesi oldukça komplikedir. Tedavi başarı­sında ilaç dozunun ayarlanması, düzenli olarak gün atla­madan verilmesi, hatta bazen senelerce bile kullanılması gerekebileceği önemli yer tutmaktadır. Bu konuda aile ile çok yakın işbirliğinde olmalıdır.

Yine bu ilaçların kullanılması sırasında huzursuz­luk, sinirlilik gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Sorunuzda-ki ikinci çocukta havale düşmeye bağlı olabileceği gibi kardeşinde de olması ailevi bir yatkınlığı da akla getir­mektedir. Birinci çocuktaki sinirlilik durumu kullandığı ilaçlarla ilgili olabilir. Her iki çocukta nöbetin tanımlan­ması ve EEG sonuçları gerekmektedir. Bu sonuçlarla bu konuda uzman (pediatrik nörolog) danışmak yararlı ola­caktır.

Bebek Emzirme Süresi, Bebeğin Emzirme Süreleri

Bebeğin istediğimi zaman annesini emmesi anne sütünün bollaşmasını sağlayacaktır. İlk 6 ay yalnız anne sütü (su dahi verilmeksizin) alan bebek 6 aylık oluncaya kadar meyve suyu vb. de ihtiyacı da yoktur. Bebek 6 aylık olduktan sonra anne sütü yanında katı gıdalara başlan­malıdır. İnek veya diğer hayvan sütleri yerine anne sütü­ne 2 yaşına kadar devam etmekle hem bebeğe en iyi, en temiz, en ucuz, en koruyucu gıdanın verilmesi ve hem de annenin bu süre zarfında hamile kalmasının önlenmesi tabii yoldan sağlanmış olacaktır. Kur'an-ı Kerim'in baka­ra suresinde anne sütünün bebeklere 2 yaşına kadar ve­rilmesi gereğinden söz edilmesi bu duruma paralel düş­mektedir.

Çocuğuma süt veriyorum. Ağrı kesici haplar almamda mahzur var mı?

Sık olarak kullanılan ağrı kesiciler, antibiyotikler ve öksürük şurubu vs. gibi ilaçların pek çoğunu emziren anneler kullanabilir. Bazı ilaçlar anne sütüyle çok az mik­tarda bebeğe geçse de bunun önemi yoktur. Zaten ilaçla­rın prospektüsünde emziren annelerin ilacı kullanımı ile ilgili not vardır. Bu yönden okunması faydalıdır.

Anne Sütü Arttırma, Süt Arttırma Yolları Nelerdir?

Anneler bebeklerini emzirmeye özendirilmelidir. Bütün hamileler, anne sütünün faydaları konusunda bil­gilendirilmeleri gerekir.
Ayrıca doğumdan sonraki ilk bir saat içinde bütün annelerin bebeklerini emzirmeleri hususunda ısrarlı olun­malıdır.
Tıbbi açıdan mecburi değilse, yeni doğan bebeklere altı aylık oluncaya kadar anne sütünden başka hiç bir içe­cek ve yiyecek bir şey verilmemelidir.
Yeni doğan bebekler, annelerinden hiç ayrılmamalı, özellikle ilk 24 saatin bir arada geçirmeleri sağlanmalıdır.

Bebeklere yalancı meme veya emzik verilmemelidir.


Çocukların hayatlarının kurtulmasına ve sağlıkları­na yaptığı katkıların yanı sıra, anne sütü ile beslenme, hem ana babalar, hem de sağlık hizmetleri açısından ta­sarruf sağlayıcı bir fonksiyona sahiptir. Solunum yolu enfeksiyonlarıyla ishal, hemen hemen bütün gelişmekte olan ülkelerde en yaygın çocuk hastalıklarıdır. Ve kliniklerle hastanelere yapılan müracaatların yüzde 50'sinden çoğu bu iki sebepten dolayıdır.

Çocuğa Kundak Yapılması, Çocuğun Tuzlanması

Kundağın çocuğa faydalı olduğu tıbben ispatlanmamıştır. Bazı hekimler, çocuğun gelişmesini engellediği­ni ileri sürerek şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Bizim dediğimiz şudur; kundak, yaz aylannda isilik ve pişik yaparak çocuğu rahatsız etmektedir. Kışın ise aksine çocuğu so­ğuktan korumaktadır. Tabi, çok sıkı olmamak şartıyla. Bu yüzden kış aylarında ve çocuğu dışarı çıkardığınızda so­ğuk için yapabilirsiniz. Yazın ise faydası olmadığı gibi bebeği rahatsız bile eder.

Çocuğu tuzlamanın tıbbi hiçbir dayanağı yoktur. Tavsiye etmeyiz.

Çocuğun durumuna, zevkinize ve adetlerinize göre istediğinizi seçebilirsiniz. Çocuğu uyutmak için beşikte hafifçe sallamanın hiçbir mahzuru yoktur.

Çocuk doğumdan sonra ılık su ile banyo yapılmalı­dır. Hemen anne sütü vermeye başlamalı ve ilk gününü annesi ile geçirmelidir. ismi, alay edilecek şekilde olmadı­ğı gibi her iki cinse verilenlerden de olmamalıdır.

Balın Faydaları ve Yararları, Balın Cilde Faydası

Balın kimyasal analizlerinde; içinde kalsiyum, sodyum, krom, manganez, nikel, silikon, titanyum ve çinko bulundurduğu belirlenmiştir. Bu analizlerle belirlenen enzimler: Iipaz, piyastaz, invertoz,katalaz, peroksidaz ve amilaz; asitler: formik asit, sitrik asit, tartarik asit, okzalik asit; vitaminler ise, Bı, B2, B3, Bs, C, E, K vitaminleri.

Balın son olarak boğazda üreyen ve tedavi edilmediği takdirde böbrek, kalp, eklem yeri gibi organlarda önemli hastalıklara yol açan B hemolitik streptokoklara karşı et­kili olduğu anlaşılmıştır.

Binlerce yıldır zevkle ve yaygın olarak kullanılmasın­dan hiçbir şey kaybetmeyen bal, özellikle çocukların ve yaşlıların sağlıklarını korumada tavsiye edilen bir gıda maddesidir. Mide ülserlerini tedavisinde, balla oldukça başarılı sonuçlara alınmış durumdadır. Ayrıca, balın anti­biyotik (mikrop öldürücü) ve antimikotik (mantar öldü­rücü) özellikleri de vardır.

Sarımsak Faydaları, Sarımsak Suyu, Sarımsak Tansiyon İlişkisi

Nihayet sarmısağın değeri anlaşıldı ve Avrupalılar da yüzyıllardır küçümsedikleri bu kokulu bitkiyi, 1989 yı­lının gıdası ilan ettiler. Doğu ülkeleri mutfaklarının vaz­geçilmez gıdası olan sarmısak, içindeki pekçok değerli yan maddeleri sebebiyle, sağlığa son derece yararlı. Meselâ bir uygarlık hastalığı olan damar sertliği ve yüksek kolesterolü önlüyor. Araştırmalara göre, sarımsağın içindeki etkili maddeler, kandaki kolesterol seviyesini düşürüyor ve bunların damar sertliği olayını da önlüyor.


Sarmısak ister taze olarak yensin, isterse batı ülke­lerinde görüldüğü gibi hap olarak alınsın, kanı sulandırıcı etkisi sebebiyle, kalp krizlerini de önleyici olarak kabul ediliyor. Almanya'daki bir araştırmada, enfarktüs geçir­miş 220 hastaya hergün uygun dozda sarımsak yağı içeren tablet verilmiş ve 4 yılın sonunda bu kontrol grubundaki kişilerin ikinci bir enfarktüs geçirme tehlikesinin yüzde elli oranında azaldığı görülmüştür. Kanı sulandırarak kalp krizi tehlikesini azaltan sarmısağın çeşitli cilt ilti­haplarında da iyileştirici etkisi var. Sarmısakyağı, solu­num yollarında da balgam söktürücü tesiriyle bu tür has­talıklarda başvurulabilecek bir ilaç sayılıyor.

Bu küçük yumruk bitki; tıp açısından etkili yağının yanı sıra birçok vitamin ile demir, bakır, çinko ve mangan gibi eser elementler de ihtiva ediyor. Bütün bu mineraller­de, vücudun direncini ve hastalıklara karşı koymasını sağlayan immün sistemi güçlendiren son derece önemli maddeler. Ayrıca bu maddelerin bileşimi sebebiyle, sarmı­sağın iştahsızlığa, yorgunluğa ve depresyona karşı da bi­rebir olduğu biliniyor.

Sonuç olarak sofrasından sarmısağı eksik etmeyen, mevsim ne olursa olsun, ister taze ister kurusundan gün­de bir diş sarmısak yiyen veya hapını yutan kişi, kendisini daha aktif, sağlıklı hissedecek, immün sisteminin güçlen­mesi sayesinde hastalıklara karşı daha dirençli hale gele­cektir.

Soganin Yararlari Soganin Faydalari

Soğanın Yararları, Soğan Nelere Faydalıdır

Şifalı bitkiler içerisinde soğanın tartışılmaz bir yeri vardır. Sağlık üzerine olan olumlu etkileri yüzyıllardan beri bilinen soğanın faydalı yönleri uzmanlar tarafından bir reçete haline getirilmiştir. Sağlık üzerine olumlu etki­lerinden bazıları şöyle:

* Soğan idrar söktürücü bir bitkidir. Vücutta birikmiş olan su, tuz ve zararlı maddelerin atımına yardımcı olur. Böbreklerde taş ve kum teşekkülünü önler, varsa vücut­tan atılmasını sağlar.
* Soğan bronşları açar, öksürük söktürür, grip ve so­ğuk algınlığı gibi rahatsızlıkların tedavisinde yardımcı olur.
* Soğan, pankreas bezlerini çalıştırarak insülin salgı­sını arttırır, bu yönüyle şeker hastaları için çok yararlı bir bitkidir.
Kandaki şeker seviyesini düşürerek şeker hastaları­nın dışardan insülin alma ihtiyaçlarını giderir.
* Soğan, nişastalı unlu yiyeceklerin sindirimini kolay­laştırır.
* Dezenfektan görevi görür, gıdaların bağırsaklarda kokuşup vücudu zehirlemesini önler.
* Sinirleri teskin eder, uyku verir.
* Arı sokmalarında acıyı keser, şişmeyi önler (Arının iğnesi çıkarıldıktan sonra, bu yere soğan sürülmelidir).
Bileşiminde bol miktarda A, B, C vitaminleri, fosfor, iyot gibi vücuda yararlı özellikleri yanında kokusu itici bir özelliği var, ancak soğanın kokusunu gidermek için ye­mekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğne­yerek bu olumsuz özelliğini de bertaraf edebiliriz.

Soğan gerçekten şifa hassası çok olan bir sebzedir. Birçok sebze piştiği zaman vitaminlerinin önemli bir kı­sım kaybettikleri halde soğan bazı vitaminleri korur. Ye­meklere doğrudan doğruya pişmek üzere konabilir veya firina verilebilir. Tavada kızartmak doğru değildir.


Soğanı çiğ yemesini severseniz hiç durmayın. Daha yararlı olur.
Soğan kanı ve vücudu temizler, teni güzelleştirir.
Böbrek taşı üzerindeki tesirine gelince; soğan vücut­taki fazla suyu almakta en iyi idrar söktürücülerden biri­dir. Üreyi düşürür, sodyumu atar. Hatta dıştan kullanıldı­ğı zaman bile söktürücüdür. Limon gibi, ikiye kesilmiş bir soğanı böğürlerinize sürünüz. İdrarınız en az % 25 oranın­da artacaktır. Böbrekler çalıştıkça da taşların düşmesi ko­laylaşacaktır.

Evet, yemeklere konmasının ve fırına atılmasının yanısıra sürülme şeklinde kullanılır. Bir tesirli şekil daha vardır: Bu da soğanı ince ince kıyıp rende şeklinde kullan­mak...

Soğanın özelliklerini toparlayacak olursak, şöyle sı­ralayabiliriz: Uyarıcı, mikrop öldürücü, idrar söktürücü, solucan düşürücü, diş etlerini güçlendirici, romatizma gi­derici. Ayrıca soğan iyi bir antibiyotiktir. Şeker hastaları için de çok faydalı olduğu anlaşılmıştır.

Soğanı bol yemek için soğan çorbasını tavsiye ede­rim. Yapılışını bilmiyorsanız yemek kitaplarından öğrene­bilirsiniz.

Bağırsak Hastalıklarında Posalı Yiyeceklerin Önemi

Posalı yiyeceklerle kalınbağırsağın kronik hastalıkla­rı, hatta kanser arasında bir ilişki bulunup bulunmadığını araştıran ilginç bir inceleme yapılmıştır.
Sözü geçen araştırmanın sonuçlarına göre bol selüloz içeren bir diyetle kalınbarsaklardaki birçok hastalık önle­nebilir. Bunlar "Posalı besinler sayesinde, müshil ilaçları endüstrisini bir yana bıraktıracağız" diyor ve kabuğu alın­mamış buğday ekmeği yararlı bir besindir" diye ekliyor­lar. "Bu, sağlık için, isgarayı kesmek gibi bir şeydir".

Doktorların çoğunluğu, böyle bir yaklaşıma katılmak­tadırlar. Fakat yine de, kronik barsak sorunları. bulunan­lar, yüksek posalı rejime girişmeden önce doktorlarına da­nışmalıdırlar.

Bağırsak yumuşatıcı (Laksatif Nedir, Laksatif Kullanımı) etki han­gi meyvalarda bulunur?

Elma, portakal, incir, kuru üzüm, hurma, erik kuru­sunun yumuşatıcı oldukları söylenir.
Kuşkusuz, en iyi laksatiflerden biri, suyun sınırlandı­rılması için tıbbi bir neden yoksa, günde altı-sekiz bardak sudur

Şişmanlığın Önlenmesi ve Hareketli Yaşam
Zayıflamak İçin Yöntemler

Şişmanlık için; çeşitli çevrelerce sayısız diyet ve za­yıflama metodları teklif edilmiş, zamanla bunların birço­ğunun zararlı olduğu anlaşılmıştır. Bilhassa ileri yaşlarda ortaya çıkan şeker hastalığı, kalp rahatsızları, damar sertliği gibi hastalıklara sebep olarak kabul edilen şiş­manlık konusunda enteresan fikirler ortaya atılırken, bu konuyu çeşitli yönleriyle inceleyen İngiliz tıp otoriteleri şişmanlığın tedavisiyle ilgili sağlam prensipleri belirledi­ler.

İngiltere'de yayınlanan "British Medicial Journal" dergisinde yer alan araştırma yazısına göre, zayıflamada "diyetten çok alışkanlıkların değişmesi gerekiyor". Yazıda, iddialı diyetlerin faydalı olmayacağı, hatta tehli­keli olabileceği belirtilerek, zayıflamada "alkol,şeker ye yağ" gibi yüksek kalori sağlayan gıdalardan kaçınılarak 3 öğün yemek yemenin devam ettirilmesi gerektiği belirtili­yor.

"Zayıflama" ile "irade" arasında sıkı bir münasebet bulunduğuna yer verilen yazıda, "hastanın psikolojik bakımdan kendisini zayıflamaya hazır hissetmesi ve zayıflama mevzuunda kesin olarak niyetli olması gerektiği" bildiriliyor.
İngiliz tıp adamlarının şişmanlara zayıflamaları için 13 altın tavsiyesi şöyle:
* Alışkanlıklar, diyetten daha mühimdir. Diyetinizi değil, alışkanlıklarınızı değiştirin.
* Zayıflama kısa zamanda sağlanamaz, sabır gerekti­rir.
* İddialı diyetler, işe yaramaz, hatta tehlikeli olabilir.
* İlk 3-4 hafta boyunca haftada iki kilo, sonraki hafta­larda ise her hafta bir kilo zayıflamak en sağlıklı yoldur.
* Daha az miktarda yemek yeyin, önceden aldığınız kalorinin yarısını veya üçte ikisini almaya çalışın".
* Teknik bakımından en uygun kalori miktarı erkek­lerde günde 1500, kadınlarda ise 1000 kaloridir.
* Yağ ve şeker gibi gıdalardan vazgeçin.
* Günde 3 öğün yeme alışkanlığınızı devam ettirin.
* Önde gelen dört besin grubu (protein, yağ, karbon­hidrat ve vitaminlerden) belirli oranlarda alın. Birine ağırlık vererek, diğerlerini ihmal etmeyin.
* Düşük kalorili besinleri hergün biraz arttırarak ye­yin.
* Özel diyetlere yönelmeyin, gereksizdir.
* Çekici bulduğunuz besinleri satın almayın, yemeyin. Çünkü cazip gelen ve canımızın çektiği yiyecekler, genel­likle kalori değeri yüksek olanlardır ve üstelik ihtiyacımız olanlar değillerdir.
* Zayıflamaya başladığınız günlerde neler yediğinizi not edin, bugüne göre ileride yemeniz veya yememeniz ge­rekenleri tespit edin.

Sutun Faydalari Sut Uyku Getirir Mi

Sütün Faydaları, Süt Uykuya faydalı olur mu?

Zihnin aşın yorgun olduğu gecelerde, yatmadan ön­ce içilen ılık sütün uyumaya yardıma olduğu gözlenmiş­tir. Gece uykusuna yatmadan önce ılık süt içen insanla­rın, içmeyenlere kıyasla daha çabuk uykuya daldıkları ve daha derin bir dinlenme elde ettikleri tespit edilmiştir. Sütte bulunan L-triptotan adlı aminoasit insana uyuşuk­luk verir. L-triptotan, beynin üzerttiği uyku verici serotonin maddesinin teşekkülünü sağlamaktadır.

Çayın ve Kahvenin Zararları, Çay İçmenin Zararı Varmıdır?

Çayda ve kahvede bulunan biyokimyasal açıdan et­kin maddelerden biri de kafeindir. Bir fincan demli çayda 50 mgr. bir fincan kahvede ise 100 mgr kadar kafein var­dır. Kafeinin etkileri 50 mgr'ın üstündeki dozlardan itiba­ren başlar, 250 mgr'ın üstündeki dozlar ise belirgin tesir­ler oluşturabilir.
Ruhi belirtiler: Endişe hali ve sinirlilik-uykusuzluk ve var olan psikiyatrik bozukluklarda kötüleşme.

Fiziki belirtiler: Çok miktarda işeme, ishal, karında ve gaz ve gürültü, sindirim bozukluğu, sarsaklık ve titre­me, migren ve başağrısı, kalp ritminde anormallik, hızlı kalp atışı, yüksek tansiyon.
Saydıklarımız fazla miktarda içildiğindendir. Yoksa astımda faydalı oldukları gibi, ağrı geçirici tesirleri vardır.

Çayın ayrı özellikleri vardır:

Çok sıcak çay, kahve içince yemek borusu ze­delenebilir mi?

Tabi, şüphesiz. Besinleri ağızdan mideye indiren yemek borusunun içini döşeyen incecik zar bu durumda şiddetle yanabilir. Çok sıcak olan çoğu besin, yutulmadan önce, ağızda uygun, elverişli bir duruma getirilir. Çok sı­cak olan içeceklerin de elverişli duruma getirilmelerini ağızdaki koruyucu mekanizmadan beklemek, çok şey iste­mek olur. Çok sıcak bir sıvı almakla ağız mukozasında da şiddetli yanıklar olabilir.

Kalori nedir, Gereken Günlük Kalori İhtiyacı

Her makinenin çalışması için kendine göre bir yakıt gereklidir. Vücudumuz da bir makinedir ve büyüme, ken­dini yenileme, enerji depo etme gibi yaşamsal görevlerini yürütebilmek için, yakıt olarak besin alır.

Bu yakıtın ya da besinin yanmasıyla ortaya çıkan bi­rimine kalori denir. Bazı besinler öbürlerinden daha çok kalori verirler. Örneğin yağ, aynı ağırlıkta şekerin iki katı kadar kalori vermektedir.
Kalori gereksinimi, kişinin hacmine, ağırlığına, işine, sağlık durumuna, hatta iklime göre değişir.

Bir oduncu çok enerji harcar, onun için çok kaloriye gereksinimi vardır. Bedensel olarak değil de, kafasıyla, bir büroda çalışan kişinin gereksinimiyse azdır.
Vücutta, kalori gereksinimine göre kalori alımını den­geleyen duyarlı bir mekanizma vardır. Vücudunuzun ya­kıt olarak gereksindiğinden çok kalori alırsanız, kilonuz artar. Vücudunuzun yakacağından daha az kalori alırsa­nız, zayıflarsınız.