Kisirlik Hakkinda Bilgiler Anasayfa

Kısırlık Nedir, Kısırlık Hakkında Bilgiler

Hamile Kalma, Nasıl Gebe Kalınır

Kısırlık Nedenleri, Kısırlık Sebepleri

Erkeklerde Kısırlık Nedenleri

Kadınlarda Kısırlık Nedenleri Belirtileri

Yumurtalık (Yumurtlama) Kısırlık Sorunu

Kadınlarda Diğer Kısırlık Faktörleri

Kadınlarda Kısırlığın Araştırılması

Kısırlık Tedavisi Yöntemleri; Prolaktin, Endometrium Biopsi...

Kısırlık Tedavisinde Diğer Yöntemler

Laporoskopi Nedir ve Ameliyatı Hakkında Bilgiler

Kısırlıkta Rahim Ağızının Faktörü ve Tedavi Testleri

Kısırlıkta Kadınlara Uygulanan Tedavi Yöntemleri

Rahimden Kaynaklanan Kısırlık Nedenleri ve Tedavisi

Sperm Bankası Türkiye, Suni Döllenme

Tüp Bebek Yöntemi ve Aşamaları Hakkında Bilgiler

Erkekte Kısırlık, Erkeklerde Kısırlık Nedenleri

Aslında kesinlikle erkek kısırlık konusunda kadın doğum uzman­larının söz söylemeye hakkı yoktur. Konu kadın doğum uzmanlarına müracaat edildiğinde ve erkekte bir kusur tespit edildiğinde erkek üre­me organları uzmanına yollanmalıdır. Ancak, biz burada çok kısa da olsa erkekte olabilecek kısırlık nedenlerini size bir fikir verebilme açı­sından sıralamak istiyoruz.

Erkekte tıpkı kadında olduğu gibi erkek tohum hücresi onun yu­murtalıklarında yapılır. Yalnız bu yapılma işinde idare "hipotalamus" dediğimiz beynin altında bulunan bir bölgededir. Bu bölgenin üretti­ği hormonlar ile emirler, gene kafatası içinde bulunan "baş gudde", "baş iç ifraz bezi" diyeceğimiz "hipofiz" bezine gelir. Onda üretilen hormonlarda erkek yumurtalıklarına (testisler) giderek orada erkek to­hum hücreleri üretimi ve erkeği erkek yapan erkeklik hormonlarının (androjen hormonları) yapımı mümkün olur. Olayın ikinci kademesin-deüretilmiş kâfi miktarda normal şekilli ve normal hareketli erkek to­hum hücrelerinin (spermlerin) birtakım borucukluklarla erkek penisi­ne aktarılmasıdır. Eğer bu borucuklarda bir tıkanma veya hastalık varsa olayın ikinci bölümünde yetersizlik var demektir. Unutulmaması la­zım gelen bir konu da da son zamanlarda tespit edildiği gibi normal olarak testislerde hazırlanmış olan erkek tohum hücrelerine (sperm) kadındaki yumurtayı dölleme kabiliyeti verilmedikçe (kapasitasyon) spermler yumurtayı dölleyememektedir. İşte bu ikinci bölümdeki tüp­lerdeki bazı bezler bu spermlere akışkanlık, direnç, dölleme kabiliyeti veren sıvılar, enzimler, proteinler vererek onları kadın vücudunda gö­rev yapabilmeleri, yumurtayı dölleyebilmeleri için cihazlandırmakta, güçlendirmektedir.

0 halde eğer erkekte bir kısırlık söz konusu ise iki bölümde ele alınmalıdır.

1 — Erkek tohum hücrelerinin oluşmasına kadar olan basamaklardaki yetersizlikler,


2— Meydana gelmiş tohum hücrelerinin taşınması ve cihazlanmasında oluşan yetersizlik veya engelleme.

O halde sebepleri daha ayrıntılı sıralayalım:

I— a) Hipotalamus işlev bozuklukları,

b) Hipofiz bezi işlev bozuklukları.
Bunun içine bu bezin hormonları FSH (Folikül sitimüle edici hor­mon), LH (Luteinize edici hormon) gibi hormonların yetersiz yapma­sı yanında, PRL (prolaktin, "Süt hormonu) gibi hormonu fazla yapma­sı gibi olaylar girebilir. Bu arada hipof izin tiroid, böbreküstü bezi, pank­reas v.b. gibi bezleri de iyi çalıştıramaması üreme olayının sistemini bozabilir.

c) Yumurtalıklarda doğuştan veya sonradan (iltihap tümör v.b.) gibi nedenlerle olan işlev bozukluğu burada hem erkek hücre üretme bo­zukluğu (sayıca, şekilce, hareketçe yetersizlik) söz konusu olduğu gi­bi doğrudan doğruya erkeklik hormon yapımı yetersizliği de söz ko­nusudur.
Erkek testislerinde sperm yapma gücünün hiç olmaması veya ye­tersiz olması doğuştan olduğu gibi sonradan çevre faktörleri veya ikin­cil hastalıklara bağlı olabilir.

Çevre faktörlerine örnek, yüksek yerlerde oturan (yüksek dağ) er­keklerin çocukları veya ısı değişikliğine uğrayan (sıcak) erkeklerde spermler testis içinde gelişememekte bu kademede gelişme işlemi durmaktadır.

Fizik çevre etkileri arasında röntgen ışınları da yer almaktadır. Ba­zı zatürree, sarılık, grip v.b. enfeksiyon hastalıklarının geçici olarak sprem yapımını durdurduğu da bilinmektedir. Bazı fiziksel etkiler ve kimyasal maddelere maruz kalan işçilerde de sperm gelişmesinin dur­duğu bilinmektedir. Çelik işçileri, fırıncılar, maden eriticileri v.b. gibi.

Testisleri harap eden hastalıklar arasında özellikle ülkemizde en başta kabakulak ve tüberküloz gelmektedir. Ayrıca belsoğukluğu ge­çirmiş olmak bu konuda önemli bir faktörü oluşturmaktadır. Çiçek has­talığı, lepra ve adi mikroplar ile mantarların iltihaplarının testisi çalış­maz hde getirdiği bilinmektedir. Şeker hastalığı vetiroid hastalıkları da erkek kısırlığında önemli etkenler arasında sayılabilir.

II— Testislerden çıkan olgunlaşmış spermlerin görevlerini yapa-' bilmesine mani olan hastaların başında mikrobik hastalıklar önemli bir yer tutar. Epididimis dediğimiz bölgenin iltihapları, prostat iltihap­ları bunlar arasında sayılır. "Varikosel" testis bölgesi mavi kan damar­ları genişlemelerinin kısırlık sebebi olduğu da bilinen başka gerçeklerdendir.

Ayrıca vücudu ileri derecede bitkin düşüren genel iltihabı hasta­lıklar, kansızlık ve bağışıklık sebebi ile olan sperm hastalıklarında da kısırlık söz konusu olabilir.

Kısırlık şüphe edilen bir ailede işte bu nedenle erkek muhakkak ürolog tarafından muayene edilmeli ve onun tarafından yapılan (sper-mogram) sperm muayenesi değerlendirilmelidir. Bugünkü bilgilerimi­ze göre ortalama 2-3 santimetre küplük sperm sıvısı içinde 1 santimet-reküp en alt hudut 40-45 milyonsperm ihtiva etmeli ve bunların yüzde 80-90'ı normal şekil ve hareketli olmalıdır

Kuşkusuz bu rakamların daha altındaki sperm sayılı erkekler de ço­cuk sahibi olabilir. Yani, 1 santimetreküp 10 milyon spermi olan erke­ğin de çocuğu olur ama bir tesadüftür ve beklenilmesi lazım gelen bir olaydır. Kitabın başında da anlatıldığı gibi normal tariflerin dışında kalır. Şimdiye kadar anlattıklarımızdan ve de daha sonra ayrıntılı anlata­cağımız gibi dölleme için erkeğin cinsel temasta bulunma gücü ço­cuk sahibi olmada önemli bir rol alacaktır. Ancak, cinsel temasta bu­lunma gücü, çok normal olmasına rağmen bir erkeğin yetersiz sayı ve fonksiyonda spermi yoksa (oligospermi) o erkeğin çocuğu çok zayıf ihtimalle olur. Eğer hiç spermi yoksa (azospermi, aspermi) o erkek ke­sin kısırdır ve hiç çocuk sahibi olma ihtimali yoktur.

Kısırlık Nedenleri, Kısırlık Sebepleri

1 — Yaş: Kadınların çocuk sahibi olabilme şansının en yüksek ol­duğu dönem 20-26 yaşları arası olup, bu şans 30 yaşından sonra hızla azalmaktadır.
Tam sağlıklıbirkadının18-20 yaş arası gebe kalma oranı yüzde 94, 20-24 yaş arası yüzde 91, 25-29 yaşı arası yüzde 86, 30-34 yaşı arası yüzde 77, 35-39 yaşı arası yüzde 60, 40-45 yaş arası yüzde 30'dur.
Yaşla bu ilişkinin sebepleri arasında en önemli etken,kadının sağ­lıklı yumurta yapma kabiliyetidir ki, o da kadın yaşlandıkça güçleşir ve seyrekleşir.
2— Evlilik süresi: Kitabın başında da belirttiğimiz gibi evliliğin ilk yılı içinde gebe kalma şansı yüzde 75 kadarken, bu oran bir yıl da­ha beklemekle, yani 2 yıl sonunda ancak yüzde 10 bir artış göstererek yüzde 85'e çıkmaktadır.
3— Eşlerin çocuk sahibi olma isteği:Evli bir çiftte,eğer eşler­den biri isteksiz ise, o çiftin çocuk sahibi olma şansı azalmaktadır.
4— Evlenme yaşı: 16-20 yaşlar arasında evlenmiş kadınlarda an­cak yüzde 4.5 oranında bir kısırlık
görülmektedir. Buna karşılık 35-40 yaşları arasında evlenmiş olanlarda ise bu oran yüzde 31.3'e yüksel­mektedir. 40 yaşından, sonra evlenmiş olan kadınlarda ise bu oran yüzde 70 dolaylarındadır.
5— Cinsel birleşme sıklığı: Çocuk sahibi olabilmek için en uy­gun cinsel temas haftada 2-4 kezdir. Haftada 2-4 kezden fazla veya az sayıdaki temaslar çocuk sahibi olabilme şansını azaltmaktadır. Bunun yanında, cinsel temas günlerinin, kadının yumurtlama günlerine rast­layan günlerde yapılması da gebelik şansını arttırmaktadır.
6— Cinsel birleşme tekniği: Gebe kalabilmek için en uygun tek­nik, klasik olarak bilinen kadının altta, erkeğin üstte olduğu "yüz-yüze" olan tekniktir. Ayrıca temas sonrası bir süre kadının sırt üstü yatması da gebelik şansını artırmaktadır.
7— Cinsel birleşmenin ağrılı oluşu: Tıpta "disparoni" adı ve­rilen ağrılı cinsel temas bazı hastalıklardan kaynaklanabilir ve bu ne-' denle isteksizlik ve korkuya yol açarak cinsel birleşmeyi engelleyerek, gebelik şansını azaltır.
8— Aşırı şişmanlık: Bu durum genellikle hem bir hormonal bo­zukluğun sonucu olabileceği gibi, hem de sağlıklı birleşmeye engel olarak gebe kalma şansını azaltabilir.
9— Beslenme bozuklukları: Yetersiz ve dengesiz beslenme so­nucu görülen vitamin eksiklikleri de kesin olmamakla birlikte kısırlık nedenleri arasında kabul edilmektedir.
10— Zehirlenmeler: Özellikle keyif verici maddelerin yol açtığı ortaya çıkan kronik zehirlenmeler de gebe kalmayı engellemektedir. Bu keyif verici maddelere, aşırı sigara ve alkol alışkanlıkları da dahil­dir.
11— Gerilim (ruhsal baskı, stres): Gerilim, başta yumurtlamayı olmak üzere tüm kadın üreme organlarını olumsuz yönde etkileyerek, gebelik şansını azaltır.
12— Bilgisizlik: Ülkemizde cinsel eğitim eksikliği kısırlık etken­leri arasında önemli bir yer almaktadır. Bilgisizce yapılan cinsel temas­lar, çocuk olması için kullanılan kocakarı ilaçları, çocuk düşürme teşebbüsleri, sonunda ciddi bir şekilde kısırlık nedeni olabilmektedir.


Buraya kadar (Kısırlık Belirtileri) kısırlık hakkında genel bir bilgi verdik. Bundan son­ra da erkek ve kadını ayrı ayrı ele alarak önce erkekteki sonra da ka­dındaki kısırlığa rol açan faktörleri, teşhisini ve tedavilerini birer birer ele alacağız.

Gebe Kalma Hamile Nasil Kalinir

Gebe Kalma Koşulları Nelerdir, Nasıl Hamile Kalınır

Kanımızca bir ailede çocuk olmaması problemini anlayabilmek için önce bir çocuk nasıl meydana gelir onu bilmek gereklidir. Gelin bu iş için önce ana ilkelere bir göz atalım:

1— Bir yavruyu oluşturmak için annede yumurtaya ve babada da erkek tohum hücrelerine ihtiyaç vardır.
2— İkinci önemli nokta bu hücreler sağlıklı ve döllenebilir olmalı­dırlar. Daha açıklarsak bu hücreler belli bir zaman içinde döllenirler ve üzerlerinde döllenmeyi sağlayacak ve döllendikten sonra da rahimde yerleşecek kimyasal birtakım maddelere de noksansız (enzimler, polipeptitler, proteinler v.b.) olarak sahip olmalıdır.
3— Kadının rahim ağzının anatomik yapısı ve "servikal mukus" adı verilen rahim ağzı salgısı, spermlerin rahim içine geçebilmeleri için uygun özelliklerde olmalıdır.
4— Yumurta ve erkek tohum hücresi (sperm) yollarda durdurulma­dan tubada (rahimle yumurtalık arasındaki 11-12 santimetre uzunluğun­da ve 1.5 milimetre kalınlığındaki boru) muhakkak karşılaşmalıdırlar.
5— Bu karşılaşma sırasında yumurta, 1 tanedir ama spermler yüz- lerce, binlerce olmalıdır.
6— Karşılaşma yeri tubanın ampulla(tubanın yumurtaya yakın kıs­mında, uzunluğu 5-6 santimetre ve kalınlığı 5 milimetre olan bölümü) kısmında olmalıdır.
7— Döllenmiş yumurta (ampulla tubada) hiçbir güçlüğe uğrama­dan rahim içine doğru ilerlemelidir.
8— Döllenmiş yumurta rahim boşluğunda yerleşebilecek enzim ve hormonal desteği sahip olmalıdır.
9— Rahim boşluğu çocuk büyütecek genişlikte olup rahim adale­si de bu büyümeye ayak uydurabilecek kapasitede olmalıdır.
10— Bu olayların meydana gelmesi sırasında sperm ve yumurta arasında bağışıklık maddeleri açısından hiçbir problem olmamalıdır.

Bir Çocuk Nasıl Doğar

Gelin şimdi bu kilometretaşı diyebileceğimiz ana noktaları tespit ettikten sonra çocuğun meydana gelişini izleyelim.

Spermler vagina (hazne)nın içine cinsi münasebet esnasında mil­yonlarca olarak atılırlar. Bu olayın gerçekleşmesi için erkeğin orgazm olması şarttır, ancak hemen kaydedelim kadının gebe kalması için or­gazm olması şart değildir. Hazne içine atılan 30-60 milyon kadar sperm kendi içinde bulundukları sıvılarında mevcut birçok koruyucu öğelere rağmen haznenin asit vasatında veya yollarını şaşırdıkları için rahim ağzından girmeden telef olurlar. Rahim ağzından ancak 500-1000 ci­varında sperm geçebilir. Bu spermler çok süratle hareket ederek yu­karı rahimin içine doğru ilerlemeye çalışırlar.

Ancak rahim ağzının gerek fiziki, gerek kimyasal ve gerekse ba­ğışıklık (immünolojik) açısından bu spermlere geçiş izni vermesi şart­tır. En müsait geçiş zamanı bugünkü bilgilerimize göre kadının âdet­lerinin ortasında yumurtlama zamanı civarındadır.


Spermler süratle rahimin içinden geçerek tubaya ulaşmaya çalı­şırlar. Ancak rahim içinde de birçoğu fiziksel ve kimyasal engelleme­lerle yok olurlar (spermlerin 1 dakikada 1-3 mm yol alabileceği cinsel münasebetten 30 dakika sonra tubalarda spermlere rastlandığı ileri sü­rülmüştür).

Spermler, en fazla 2 saat sonra tubanın rahim kısmını geçerek ampulla bölgesine gelmelidirler. Burada yumurta ile karşılaşacaklar­dır. O halde aynı saatlerde yumurtada kadının yumurtalığında hazır­lanmış olmalı ve tubanın içine atılmış bulunmalıdır.

Gene bugünkü tıp bilgilerimize göre, kadın yumurtalığı, normal âdet gören kadında ayda bir tane yumurta yapar. Bu yumurtanın belli bir süre döllenme ve yaşama kabiliyeti vardır. İnsanda yumurta için döl­lenme kabiliyeti 36 saat kabul edilmektedir. O halde spermle buluş­ma, bu 36 saat içinde tubanın ampulla kısmında olmalıdır. Erken veya geç olan bu karşılaşmada döllenme düşünülemez. Ayrıca spermin de dölleme kabiliyeti saatle sınırlıdır. Muhtemelen de bu süre 48 saat­tir.


Yüzlerce spermle, yumurta tubada karşılaşır ve spermler yumurta­ya hücum edip onun içine girmek isterler ancak yumurta bunlardan bir tanesine izin verir, o da içeri girer. Spermin başı yumurtaya girer kuyruğa atılır döllenme tamamlanmış olur.

Döllenme tuba (ampulla bölümü)'da meydana geldikten sonra döl­lenmiş yumurta 7 gün içinde rahim içine nakil olur. Döllenmede iki ya­rım hücre yani (22 tane normal bir cinsiyet kromozomu ihtiva eder, yu­murta ile 22 normal kromozom bir cinsiyet kromozomu ihtiva eden sperm ^bir araya gelir (22 + 1) = 23+ (22 + 1) = 23 = 46 kromozomlu tek hücre oluştururlar. İşte bu çocuktur ve bu tek hücre 7 gün içinde çoğalarak 25-30 hücrelik hale geldiği zaman rahim içine gelir yerleşir. Bu hücre­ler kümesini tubanın adale hareketleri içindeki tüycükler veya sıvı akım­ları rahime taşır. Rahim içinde bu hücre kümesi yerleşirse asıl gebelik başlamış demektir (nidasyon) günümüzde anlaşılmıştır ki, birçok kere normal âdet gören kadınlar, o bir ay içinde hamile kalmakta bir­çok aksaklıklara bağlı olarak o ayın içinde gebe kaldığının farkında ol­madan o hücre kümesini kaybetmektedirler.


işte çocuk, geri kalan günlerini sağlıkla 280 güne tamamlarsa, baş­ka bir deyişle normal gebelik süresini tamamlarsa doğabilecek hale gelmektedir.

Burada bu maceranın oluşunun anlatımına son verirken bir iki enteresan noktayı belirlemek istiyorum.


— Her gebelik demek ki bir dış gebelik olarak rahim dışında baş­lamaktadır.
— Çocuğun cinsiyetini ancak erkek hücre tayin eder. Zira kadının cinsiyet hücreleri yumurtasındaki de dahil kadiri cinsiyet hücresi özel­liği olan X kromozomu taşır. Erkekte ise hem X, hem de erkeklik kro­mozomu olan Y vardır dolayısıyla yumurtayı dölleyen sperm X taşıyorsa çocuk kız, Y taşıyorsa erkek olur.

Kısırlık Nedir, Kısırlık Hakkında Bilgiler

Kısırlığın sözcük anlamı döl veya ürün vermemedir. Tıp dilinde kul­lanılan deyimler sterilite veya infertilitedir. İnfertilite anlamı döllenememedir.

Bir aile için kısırlık tarifi tıp kitaplarında şöyle yapılmaktadır: 2 yıl süre ile hiç ayrılmadan yaşayan ve en az haftada ortalama 2 kere mü­nasebette bulunan bir çiftin çocukları halen olmamışsa o çift, kısır.ka-bul edilmeli ve o ailede tetkiklere başlanmalıdır. İstatistikler göster­mektedir ki, böyle bir normal çiftin 2 ay içinde gebelik meydana getir­me oranı yüzde 25, 6 ay içinde yüzde 45, 1 yıl içinde yüzde 75, 2 yıl sonunda yüzde 85'tir. Buradan da anlaşılacağı gibi iki yıl geçmiş ol­masına rağmen yüzde 15 oranında gebelik ortaya getirmemiş normal çiftler olabilir.

Bir kere daha gerçek ortaya çıkmaktadır telaş etmek, sabırsızlan­mak tıbbi istatistik verilerine aykırıdır. Zira, unutulmamalıdır ki, özel­likle kadının sağlıklı yumurta meydana getirdiği ve yumurtanın dölle­nebilir olduğu süreler. saatlerle ölçülebilen kısa zamanlardır ve döllen­me olayı her şeyden evvel rastlantı işidir.


Esasen özellikle belirli dönemlerde kadında fizyolojik kısırlık de­diğimiz doğal zamanlar vardır ve bu sürelerde döllenmesi kesinlikle mümkün değildir. Bu fizyolojik kısırlık dönemleri, genellikle kadınlar­da "hormonal nedenlere bağımlı olarak yumurtlamanın olmadığı za­manlardır.