Bifosfonat Nedir

Bifosfonat Nedir


Bifosfonatlar sentetik bileşikler olup, pirofosfat anologlarıdır. Biyolojik özellikleri, aktiviteleri, farmakodinamikleri ve toksisiteleri farklıdır. İki yan zincirden biri kemik mineraline bağlanırken, diğeri sınıf ve gücü belirler.


Bifosfonatların hem in vivo hem de in vitro olarak kristal oluşumu üzerine doğrudan etkileri vardır. Yeni kristal oluşumunu engellerler, amorf kalsiyum fosfatın hidroksiapatite dönüşümünü durdurur ve apatit kristallerinin agregasyonunu geciktirerek daha büyük kümeler oluşumunu engellerler. Bifosfonatlar, olgun osteoklastların etkilerini doğrudan inhibe ederler. Kemiğe bağlanma sonrasında bifosfonatlar, kemik rezorbsiyonu sürecinde osteoklastlar tarafından oluşturulmuş asit ortama lokal olarak salınırlar. Daha sonra lokal etkileriyle veya hücre içine girerek veya ikisini birden gerçekleştirerek, hücreyi yok etmeden osteoklastların yıkıcı etkilerini durdururlar.


Bifosfonatların etki mekanizmaları;


- Olgun osteoklastların doğrudan inhibisyonu


- Osteoklast apopitozunun uyarılması


- Osteoklast aracılı osteoklast olgunlaşmasının engellenmesi


- Osteoklast prokürsörlerinin inhibisyonudur


Değişik bifosfontların yıkım karşıtı etkilerindeki farklılıklar, kemiğin yeniden şekillenmesi sürecinde farklı noktalara etki etmesiyle açıklanmaktadır. Histomorfometrik çalışmalar, bifosfonatların yeni kemik yapılanma birimleri oluşum hızını azalttığı gösterilmiştir).


http://zehirlenme.blogspot.com

Östrojen Nedir, Östrojen Eksikliği ve Fazlalığı


Östrojenin kemik metabolizmasındaki etkisi, kalsiyum dengesi üzerinden olduğu kadar kemik doku üzerinden de gerçekleşmektedir.


Östrojenin kemik metabolizmasındaki etkileri


- Prostaglandin sentezinin inhibisyonu


- Sitokinlerin sentezinde yavaşlama


- Büyüme faktörlerinin sentezinde artış


- Kalsitonin üzerinde olumlu etki


Prostaglandinler, özellikle E serisi prostaglandinler, düzeyleri artınca döngü hızı artar. Postmenopozal dönemde kullanılan düşük doz östrojenler, özellikle E(PGE2) olmak üzere prostaglandin sentezini azaltırlar ve bu yolla kemik döngüsü hızının yavaşlamasına yardımcı olurlar. Östrojen, kemik ve hemopoetik hücreler tarafından sentez edilen ve kemik yıkımının potansiyel uyarıcılarından olan TNF ve IL-1 gibi sitokinlerin sentezini yavaşlatır ve dolayısıyla postmenopozal kemik yıkımında azalma sağlar. Östrojen, kemik yapımının düzenleyicilerinden ve uyarıcılarından olan TGF-P ve IGF-1’in lokal sentezini arttırır ve bu yolla kemik yapımı üzerine yardımcı etki sağlar.


Östrojene cevap kortikal kemik ile trabeküler kemik arasında farklılık gösterir. Trabeküler kemiklerde belirgin bir artış saptanırken on kol gibi kortikal kemiklerde, sadece kemik yapısı korunur. Östrojen tedavisi ile on kol ve kalça kırıkları % 50-60 oranında azalmaktadır. Östrojen tedavisine Ca eklenmesi ile vertebral kompresyon kırıklarının % 80 azaldığı gözlenmiştir. Kemik yoğunluğunu korumak için 1-2 mg östradiol (E2) ya da 0,625 mg konjuge östrojen dozu yeterlidir (47, 48).Kemik kitlesinin devamı, kaybın önlenmesi için E2 kan düzeyi 40-60 pg/ml seviyesinde tutulmalıdır.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kalsitonin Nedir

Kalsitonin Nedir


Tiroidin parafolüküler hücrelerinden salgılanan polipeptid yapıda bir hormondur. 32 aa’den oluşur; molekül ağırlığı yaklaşık 3000 daltondur. Kalsitoninin insanlarda fizyolojik öneminin olup olmadığı tartışmalıdır. Bunun en başta gelen nedeni, vücutta kalsitonin eksikliğinin veya fazlalığının metabolik olayların fizyolojik düzeyinde belirgin bir değişme yapmaması ve bir klinik sendroma yol açmamasıdır. Nitekim troid bezi çıkartılıp kalsitonin salgılanması kesildikten sonra kalsiyum dengesinin düzeni bozulmaz. Troid medüller karsinomunda olduğu gibi aşırı kalsitonin salgılanması kemik dansitesini ve kalsiyum hemostazını pek etkilemez.


Salmo salar türü bir balığın (salmon veya somon) ultimobranşiyal bezinden somon kalsitonin elde edilmiş ve buna salkotinin adı verilmiştir. Halen sentetik salkatonin ilaç olarak kullanılır. Salkatonin de 32 aa’den oluşmaktadır ve insan kalsitonine göre on kat daha güçlüdür. Biyolojik metaryeldeki veya incelenen preparattaki hormon etkinliği, MRC(Medical Research Council, İngiltere)ünitesi ile belirlenir.Saf domuz kalsitonin 10 mikrogram ve insan kalsitoni’nin 8,5 mikrogram yaklaşık olarak bir MRC ünitesine eşdeğerdir. Uluslararası ünite ile MCR ünitesi birbirine eşdeğer kabul edilir(79).


Hormon kalsitonin salgılanması esas olarak kan kalsiyum seviyesi ve gastrin başta olmak üzere gastrointestinal sistem hormonları ile olmaktadır. Midede gastrin salgılayan hücreler, besin içindeki kalsiyuma duyarlıdır. Besindeki kalsiyumla gastrin sevyesi artar böylece gastrin parafoküler hücreleri uyararak kalsitonin salımını artırır. Kan kalsiyum seviyesi yükseldiğinde hormon salgısı artar, kan kalsiyum seviyesi azaldığındahomon seviyesi azalır(79).


Plazma kalsitonin düzeyi erkeklerde, kadınlardakine göre belirgin derecede yüksektir. Kadınlarada menpoz sonrası östrojen düzeyinin azalması, kalsitonin düzeyinde azalmaya neden olur; bu durum dışarıdan östrojen verildiğinde düzelir. Parafoleküler hücrelerden kaynak alan tiroid bezinin medüller kanserinde hormon salgısı çok fazla artmaktadır. İnsanda salgılanan hormonun plazmadaki yarılanma ömrü 5–10 dakikadır. Doğal veya sentetik yapılan salmon kalsitoninin(salkatonin) plazmadaki eleminasyon yarılanma ömrü, insan veya diğer memelilerin hormonuna oranla daha uzundur(70–90 dakika). Hormon hidroliz ile inaktive edildiği sanılmaktadır. Metabolitleri ve kendisi böbrekten idrar içinde itrah edilir(79).


Kalsitoninin kemikler üzerinde etkisinin diğer bir özelliği, birkaç gün sürekli kalsitonin uygulandığında kemik hücrelerinde reseptör ‘downregulatonu oluşması’ etkinliğinin azalması ve başka bir deyişle bu hücrelerin kalsitonin etkinliğinden kısmen kurtulmasıdır. Bu durumda etki tamamiyle ortadan kalkmaz. Bağırsakladan kalsiyum emilimi üzerine etkisi yoktur. Böbreklerde kalsiyum ve fosfor atılımını artırarak diürez yapmaktadır(79).


Santral sinir sisteminde reseptör varlığı gösterilmiştir; ayrıca santral analjezik etkinlik gösterdiği bildirilmiştir. İnsanda intratekal injeksiyonu analjezi yapmaktadır. İnsan dışı kaynaklı kalsitonine karşı, uzun süre kullanıldığında, kanda antikor oluşur; bu nedenle olguların yaklaşık % 20’sindebir yıl içinde etkisine karşı kısmi tolerans gelişir(79).


Kalsitonin osteoklastlar üzerindeki özel reseptörlere bağlanırlar, siklik AMP mekanizması aracılığı ile osteoklastların inhibisyonuna yol açarak yıkımın durdurulmasını sağlar ve osteoblastları aktive eder(68). PROOF (prevention of recurrent osteoporotic fracture) çalışması, 6 yıldır menopozda, ortalama yaşları 50 olan 1000 kadının katıldığı randomize, plasebo kontrollü, çift kör yapılan çalışmada 100, 200, 400 İU/gün nazal kalsitonin ve 1000 mg. kalsiyum hastalara verilmiştir. Yeni vertebra kırığı oluşumu %39’luk azalma görülmüştür. 200 İU ile 400 İU arasında fark saptanmamıştır. Özellikle trabeküler kemiklerde bu etkisini göstermektedir. 5 yıllık kalsitonin tedavisinin vertebra kırık riskini % 36 azalttığı görülmüş, ancak proksimal femurda istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş saptanamamıştır(71).


Kalsitonin etkilerinin kalıcı olduğu ve ilaca karşı zaman içerisinde direnç gelişmediği görülmüştür. Kalsitonin, gün aşırı veya haftada üç kez 50–100 İU parenteral yolla, intramüsküler veya subkutan enjeksiyon ya da burun spreyi şeklinde 200 İÜ kullanılabilir. Nazal mukozadan çok hızlı bir şekilde emilir ve uygulamadan sonraki 31 – 39 dakika içerisinde doruk plazma konsantrasyonlarına ulaşır. Eliminasyon yarı ömrü 43 dakika olarak hesaplanmıştır. Çoklu dozlamda herhangi bir akümülasyon kanıtına rastlanmamıştır. Ancak kalsitonin kullanımın, sıcak basması, bulantı ve burun mukozası irritasyonu gibi yan etkileri olabilir. Ayrıca omurga kırıklarında ortaya çıkan ağrının da tedavisinde de oldukça etkili olduğu gösterilmiştir. Toksik etkisi olmaması nedeniyle çocuklarda, gebelikte ve emzirme sırasında da kullanılabilir.


http://zehirlenme.blogspot.com