İnsülin Nedir, İnsülin Yetmezliği, İnsülin Kullanımı ve İnsülin Tedavisi

Vücudunda yeterince insülin üretilemeyen şeker hastasının kanındaki glikoz, hücrelere gerektiği gibi ve yeterli miktarda geçemez. İnsülin ayrıca glikozun karaciğerde ketonlara ve yağlara dönüştürülebilme­si için de gereklidir. Böylece, vücudun istenen ölçü­de insülin üretememesi sonucu, hücrelerde enerji sıkıntısı başlar, depolanan yağlar ayrışır, kilo kaybı görülür ve "ketosis" dediğimiz, kanın kullanılamaya­cak durumdaki şeker, keton ve yağ asitleriyle yüklen­mesi hali meydana gelir.


Bu nedenle, karbonhidratların enerji halinde kul­lanılmasında ve vücudun besinlerden alınan yağ asitlerinden yararlanmasında çok önemli bir rol oynayan insülin yaşamsal önem kazanır. Acil bir durumda, enerji sağlayabilmek için vücut kendi proteinlerini ay­rıştırmaya başlayacağından, insülin, tüm vücut me­tabolizmasında özel bir önem kazanır.

İnsülin Üretimi, Sağlıklı bir insanda, pankreas tarafından üretilen insülin, yeterli ölçüdedir. Açken oldukça düşük olan kan şekeri, yemekten sonra 30-60 dakika içinde yüz mililitrede 150 miligrama yükselir. (İnsülin Hormonu) Kan şekerinin yük­selmesi, pankreasa, daha çok insüline gereksinim du­yulduğunu hatırlatır. Pankreastaki özel hücreler de bu uyarıya bir tepki olarak insülin salgılanmasını hız­landırır ve kan şekeri düzeyinin yeniden düşmesini sağlar. Kan şekeri miktarı dengelendiğinde, Langerhans adacıkları, faaliyetlerine son verir ve insülin üre­timi durur. Eğer kan şekeri yüz mililitrede 170 mili­grama kadar yükselirse, böbrekler, geri emme işlem­lerini gerektiği gibi yapamazlar ve enerji verici özel maddeler sidiğe geçer. Bu geçiş nedeniyle kanda gö­rülen şekere tıp biliminde "glikozüre" adı verilir. Glikozüre, şeker hastalığının ilk belirleyici özelliğidir. Ne var ki, bazı insanların sidiklerinde de şeker hastası olmamalarına karşın glikozüre görülebilir. Bu, o ki­şilerin böbreklerinin normal insanlara göre daha sağ­lıksız olmasından kaynaklanır. Bazen hamilelik dö­nemlerinde, kadınların sidiğinde de şeker bulunabi­lir. Bu da yine böbreklerin o dönemde gerektiği gibi çalışmamasındandır, şeker hastalığı belirtisi olarak düşünülmemelidir.

Yukarıda da anlatıldığı gibi, şeker hastalığında, insülin yetmezliği, kan şekerinin yükselmesine, hüc­relerin yaşamsal gereksinimleri olan yakıttan yoksun kalmasına, vücudun yağlarını ayrıştırmasına ve şeke­rin sidik içinde atılmasına yol açar. Çok şaşırtıcı ol­makla birlikte, bazı şeker hastalarında insülin üretimi normal kişilere oranla çok daha fazla olabilir. Ancak bu miktar yine de bu kişilerin gereksinimini karşıla­maya yetmez. Örneklerle kanıtlanmıştır ki, insüline bağımlı insanların kan insülini düzeyi, normal insan­ların kan insülini düzeyine oranla daha yüksektir. Pe­ki, bu bol miktardaki insüline ne olmaktadır? Bazı bilim adamlarına göre, bu kişilerin kanında, insülinin etkisini yok eden bir madde vardır. Eğer bu varsayı­mı kabul edersek, bu tür insanların neden daha çok insülin ürettiklerini, böylece pankreaslarını aşırı bi­çimde neden yorduklarını ve sonuçta şeker hastası olduklarını mantıklı bir biçimde açıklamış oluruz. Ne var ki, kanda, insülini nötrleştiren bir maddenin var­lığı, bugüne kadar kanıtlanamamıştı.

Kesin olan şudur ki, şeker hastalığı belirtileri gös­teren bir kişinin fazladan insüline gereksinimi vardır. Özellikle yaşlı insanlar için bir alternatif olarak ağız­dan alınan özel haplar yapılmıştır. Bu haplar, hem kan şekerini düşürür, hem de yaşlanan ve yorulan pank­reasın daha çok çaba göstermesini engeller. Ne ya­zık ki, insülin bir hap yada şurup gibi ağız yoluyla alınamaz. Biyokimyasal olarak bir protein özelliği gös­terdiğinden ağız yoluyla alındığı takdirde midenin sindirici sıvıları tarafından ayrıştırılır ve etkisini yitirir. Bu nedenle, mutlaka damara enjekte edilmelidir.

İnsülin Çeşitleri, İnsülin Tipleri

İnsülinin pek çok değişik türü vardır. Etki sürele­ri çok değişik olan bu insülinlerin tümü, hayvansal kaynaklardan elde edilir. 65 yıl önce, ilk kez insülin üreten Banting and Best'in kullandığı yöntem bugün de geçerlidir. İnsülin halen inek ya da domuz pank­reasından çıkarılmaktadır. Pek çok ülkede, kasaplar hayvanların pankreaslarına "tatlı ekmek" adını verir­ler. Bu yakıştırma, organın işlevi gözönüne alındığı zaman son derece anlamlıdır. Ne var ki pankreas, insülin üreten ilaç firmaları tarafından âdeta kapışıldığından, sofralarda yer almaz. İnsülinin yapay olarak elde edilmesi için çalışmalar sürmekteyse de, bu ko­nuda henüz önemli bir adım atılamamıştır. Her şeker hastası, kişisel gereksinimine göre, bu çok önemli ilacı almak zorundadır.

Vücud Şekeri Nasıl Kullanır, Diyabet Hastalığı, Diyabet Hakkında Bilgiler

Vücudumuzun normal işlevlerini yerine getirebil­mesi, büyümesi ve enerji gereksinimini karşılayabil­mesi için besin alması gerekir. İnsan gıdasının en önemli üç unsuru protein (örneğin et), yağ (örneğin tereyağı) ve karbonhidrattır (şeker ya da patates, ek­mek ve tahıl gibi besinlerden aldığımız nişasta gibi). Vücudumuzun bu üç besin türünden birini sindirme ve özümleme sistemlerinde meydana gelebilecek bir aksaklık, ötekileri de etkileyecektir. Böylece, prote­in özümleme yetersizliği vücudun yağı gerektiği gi­bi değerlendirememesine yol açacak, o da karbon­hidrat özümlenmesini etkileyecektir. Karbonhidrat özümlemesindeki yetersizlikten kaynaklanan şeker hastalığı ise öteki iki besin türünden vücudumuzun yeterince yararlanmamasıyla sonuçlanacaktır. Besin­lerin, vücut içinde değerlendirilmesine, bilim dilinde "metabolizma" adı verilir. Yunanca olan bu sözcük, "değişme işlemi" anlamındadır. Metabolizma işlemi­nin vücut içindeki süreci ise, alınan besin bileşkele­rinin kimyasal parçalara ayrılması, yani enerjiye dönüşmesi ve gereksiz maddelerin sıvı, katı ve kar­bondioksit biçiminde dışarıya atılmasıdır.

Vücudumuza giren karbonhidratlar (ekmek, pata­tes, tahıl ürünleri, şeker, pasta, tatlılar, vs.) önce tükürük tarafından ağız içinde, sonra da mide ve ba­ğırsakta başka salgılar aracılığıyla glikoz halinde ay­rışırlar. Dolaşım sistemine geçen glikoz, kan aracılığıyla beyinden, büyümekte olan tırnak uçlarına kadar vücudun tüm noktalarına gider. Yemekten sonra kan­da oluşan yüksek düzeydeki kan şekeri, iki üç saat içinde vücudu dolaşır ve bu arada fazla gelen miktar çeşitli hücreler tarafından alınır. Burada ikinci bir de­ğişim meydana gelir. (Glikozun kandan hücrelere ge­çebilmesi için insülin gereklidir.) Hücreye giren glikoz, enzim denilen özel maddeler aracılığıyla ya enerjiye dönüştürülür, ya da glikojen sırasında su ve karbondioksit açığa çıkar. Bu maddeler, daha sonra dışarı atılmak üzere dolaşım sistemi tarafından böb­reklere ya da akciğerlere taşınır. Glikozdan elde edi­len glikojen, hücrenin daha çok enerjiye gereksinim duyduğu anlarda kullanılmak üzere depolanır. Vücu­dun farklı kesimlerindeki farklı hücreler, kan gliko­zunu değişik amaçlar için kullanırlar. Örneğin beyin ve sinir sistemi hücreleri ile kalbin özel kas hücrele­ri, kan glikozunu depolayamazlar, zira anında kullan­mak zorundadırlar. Karaciğere gelen glikozun tamamına yakın bölümü ise glikojen ya da yağ şek­linde depo edilir.


Bilindiği gibi, yağ, uzun süreli yoksunluklarda kul­lanılmak üzere depolanan bir maddedir. Glikoz, ka­raciğere ulaştığında, yine özel enzimler aracılığıyla, yağ asitleri denilen trigliseridlere dönüştürülür. Bun­lar, dolaşım sistemi aracılığıyla vücuda aktarılır ve gereken yerlerde yağ biçiminde depo edilir. En çok de­polanan yerler, karın, deri altı, göğüsler, baldırlar ve kalçalardır. Böylelikle, aşırı yemek yiyen insanlar, ya da hücrelerine gerekenden çok daha fazla karbonhid­ratlı besin alan kişiler, aşırı bir biçimde şişmanlar. Vü­cut için gerekenden çok daha az oranda karbonhidrat] alan kişilerde ise bu sistem tersine döner. Yağ, yağ! asidi (bu kez keton adını alır) haline dönüşür.karaciğer, ketonu tekrar glikoza çevirir ve böylelikle hücrelerin glikoz gereksinimi karşılanmış olur. Bu nedenledir ki, uzun süreli açlıklarda ya da hastalık dö­nemlerinde, vücut, yağ depolarını eritir, kilo kaybı gö­rülür ve insan zayıflar.

Şeker hastalığında ne olduğunu anlayabilmek için, bu ileriye ve geriye dönük çalışan sistemin, sağlıklı bir insan vücudunda sürekli gerçekleştiğini unutmamak gerekir. Vücut, uzun süre besinsiz kalmaya dayanamaz. Bünyeden bünyeye değişmekle birlikte birkaç haftalık açlık, ölümle sonuçlanabilir. Yüksek enerji gereksiniminin ortaya çıktığı çok daha kısa sü­reler içinde, vücudumuz, beyin ve kalp kasları için ge­rekli olan glikozu sağlayabilmek amacıyla derhal yağ depolarının tüketimine geçer. Yağların ayrıştırdığı­nın bir belirtisi olarak, kanda ketonlar görülür.

Keton miktarı, aşırı düzeylere ulaştığı takdirde, böbrek tarafından dışarı atılır. Doğum yapan bir ka­dının sidiğinde, ketonlar, aseton biçiminde görülür. Bu da, kadının çocuğunu dünyaya getirebilmek için ne denli büyük bir enerji harcadığını, vücudunun da bu enerji gereksinimini karşılayabilmek için tüm ener­ji kaynaklarını nasıl faaliyete geçirdiğini gösterir. Ke­tonlar, hasta bir çocuğun soluğunda, ter kokusu bi­çiminde kendilerini belli ederler. Denetim altına alın­mamış ve ilerlemiş şeker hastalıklarında, bu koku çok daha belirgindir.

Açıklamalı Tıp Terimleri Sözlüğü, Sağlık Hakkında Bilgiler

P

PARTİKÜL: Zerre, en küçük parça
PARANTERAL YOL: Maddenin enjeksiyon yoluyla vücuda verilmesi
PATOGEN: Patolojik duruma neden olan mikroorganizma veya madde
PASTÖRİZASYON: Gıda maddesinin yüksek ısıda kısa zaman tutulup birden
soğutulması olayı (mikrop öldürme metodu)
PASTEUR: Pastör, 1822-1895 yılları arasında yaşamış Fransız Kimyacısı ve
Bakteriyologu, Kuduz aşısını buldu
PERİODİK: Eşit aralıklarla, aralıklı, sistemli
PNÖMOPERİTUAN: Periton aralıklarına hava dolması
PRİMER: Birincil, ilk defa oluşan
POLİVALAN: Çok yönlü, çok çeşitli maddelere karşı etkili
PORTÖR: Hasta olmadığı halde patojen mikrop taşıyan, yayan
POZİSYON: Duruş, duruş şekli
Pro-vltamin: Vitaminin öncül maddesi. Pro-hormon: hormonun öncül maddesi
7-dehidrokolesterol, ergosterol, 1,25-dihidroksikolekalsiferol: D vitaminin kimyası yapılarıdır. D vitaminin geçirdiği evreleri belirtebilmek için söz edilmiştir.

Pantotenik asit Enerji metabolizmasında işleri olan, yetersizliğinde saçlarda beyazlama ve sinir sisteminde bozukluk görülen B grubu vi­taminlerinden.
Parahaemolytikus Kirlenmiş deniz ve göllerden elde edilen su ürün­leriyle insana geçebilen hastalık etkeni.
Paratroid hormonu Kalsiyum metabolizmasını düzenleyen hormon.
Pastörizasyon Besinlerin belirli sıcaklık derecesinde belirli süre ısı­tılarak zararlı mikroplardan arındırılması süreci.
Patojen Zararlı mikroorganizma.
Pektin Bitkilerde hücrelerin arasında yer alan katılaştırıcı olarak reçel ve marmelatlara katılan katkı öğesi.
Pepton Midede proteinlerin sindirimi sonucu oluşan küçülmüş protein.
Pellegra ne demek Niasin yetersizliğine bağlı sinir ve sindirim sistemleri bo­zuklukları ve deride simetrik yaralarla belirlenen hastalık.
Pepsin Mideden salgılanarak protein sindirimine yardım eden enzim.
Pernisiyöz anemi B12 vitamini yetersizliğine bağlı kan hücrelerinde ve sinir sisteminde bozuklukla belirlenen kansızlık.
Pika nedir Besin dışı şeyleri yeme alışkanlığı.
Polisakkarit Bileşiminde çok sayıda monosakkarit bulunan kar­bonhidrat türü.
Posa Sindirim enzimlerinden etkilenmeyen selüloz, hemilselliloz, lignin ve pektin gibi maddelerin oluşturduğu, kalın bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayan karışım.
Potasyum Hücre içi sıvının başta gelen elektroliti.
Prematüre Gebeliğin 37'nci haftasından daha önce doğan veya doğum ağırlığı 2500 gr dan düşük olan bebek.
Prostoglandinler Çoklu doymamış yağ asitlerinden sentezlenen sin­dirim salgıları ve kanın akıcılığını düzenleyen hormonlar.
Protrombin nedir K vitaminin yardımıyla oluşan kanın pıhtılaşma faktörü.
Pürin Nüklelik asitlerin bileşimini oluşturan, metabolizma bozukluğunda gut hastalığı görülen molekül.
Pyridxine B6 vitaminin kimyasal adı.


R

RESPÎRASYON: Solunum, solunum yapma
REAKSİYON: Tepki, zıt davranış, karşı cevap
RETİKÜLO ENDOTELİAL SİSTEM:Kan yapan sistem
RHESUS: Bir maymun türü - Kanın Rh faktörü bu tür maymunda tespit edilmiştir.
RİSK: Tehlike, zarar, uygun olmayan
RİTM: Düzen, ahenk, düzenli çalışma
RULO: Sarılarak yuvarlak hale getirilmiş sargı, yuvarlak, silindir gibi
Rafine Besinlerin içerisindeki istenen madde dışındakilerin ayrılması.
Raşitizm ne demekYetersiz veya aşırı D vitamini alımına bağlı kemik bo­zuklukları.
Rennin Süt proteinine etki ederek katılaşmasını sağlayan enzim. Pey­nir mayasının içinde yere alır.
Riboflarin B2 vitaminin kimyasal adı.


S

SATHİ: Yüzdlysel, yüzeye yakın bölüm
SEDASYON: Uykulu hal, sakinleştirme, teskin etme
SEKONDER: İkincil, sonradan oluşan
SEPTUM: A/a aar, Bölme, ara duvar, perde
SEREBRAL LEZYON: Beyinde yaralanma, harabiyet
SENDROM: Araz, belirti, bulgu
SEMPTOMATİK: Belirtiye göre yapılan işlem
SİSTOL: Kalp kasının kasılması, ventriküllerin kasılması
SPİRAL: Dairesel, devir ederek sargı sarma
SİYANOZ: Morarma, oksijensiz kalma
SPATÜL: Üçgen şeklinde küçük kürek
SPAZM: Daralma
SPEKÜLÜM: Açıcı, genişletici (burun deliklerinin açılması)
SPEKTRUM: Tesir alanı, etkililik
SPESİFİK: Tam karşılığı, maddeye özel, belirgin hastalık veya olay
SPORADİK: Tek görülen, nadiren olan
STAZ: Duraklama, durma, yavaşlama
SOLİT: içi boş, organın boş oluşu
SOLÜSYON: Eriyik, karışım
SOKET: Yuva, diş kökü çukuru
Safra nedir Karaciğer tarafından yapılarak safra kesesinde depolanan ye yağların mideye gelmesiyle 12 parmak bağırsağına dökülüp yağların sin­dirimine yardımcı olan karışım.
Sakkaroz Bir molekül glikoz ve 1 molekül fürüktozdan oluşmuş, di-sakkarit, çay şekerinin % 99'dan çoğu sakkarozdur.
Sakistoksin ne demek Kirli denizlerde yaşayan midye ve istiridye gibi canlılarda bulunan zehirli madde.
Salisilat Domates tozu adı ile satılan, aspirinin temel maddesi, aşırı alındığında, sindirim aygıtında kanamaya neden olur.
Saprofit Zararsız mikroorganizma.
Salmonella İyi pişirilmemiş besinlerden insana bulaşarak bağırsakların bozulmasına neden olan etken.
Selenyum Antioksidant özelliğiyle okside eden ajanları etkisizleştiren mineral.
Sellüloz İnsanın sindirim aygıtında sindirilemeyen, posa mad­delerinden.
Sistein Kükürtlü amino asitlerden, elzem amino asit olan metionine ge­reksinmeyi azaltır.
Siroz nedir Aşırı alkol alımı, bulaşıcı sarılık ve diğer toksinlerle karaciğer hüc­relerinin bozularak işlevlerini yapamaz hale gelmesi.
Skorbüt C vitamini yetersizliğine bağlı diş etleri kanaması ve eklem ağrılarıyla belirlenen hastalık.
Sodyum Tuzun bileşeni, hücre dışı sıvının temel elektroliti.
Solanin Yeşillenmiş ve çimlenmiş patateste bulunan zehirli madde.
Sprue İnce bağırsakların harabiyeti sonucu besin öğelerinin emilimlerinde bozuklukla belirlenen hastalık.
Stafilokokus aureus nedir Uygunsuz koşullarda hazırlanan, pişirilen ve saklanan besinlerde çoğalarak besin zehirlenmesi yapan mikrop.
Sterilizasyon Yiyecek ve içeceklerin tüm mikroplardan arındırılması.
Streptekokus laktis Sütün yoğurt haline gelmesinde etkin olan za­rarsız bakteri.


Ş

Şekerlenme Reçele gereğinden çok şeker konması veya şekerin ay­rışmasını sağlayan limon suyu konmaması nedeniyle şekerin sıvıdan ay­rılması durumu.
Şeker hastalığı Kan şekerinin düzensizliğiyle belirlenen hastalık.
Şişmanlık Harcanandan çok enerji alımı sonucu vücudun yağ küt­lesinin yağsız kütleye olan oranının artması.

T

TANNİK ASİT: Yanıkta kullanılan bir asit türü, çay yaprağı maddesi
TAŞİKARDİ: Kalbin normal sayıdan fazla sistol yapması
TENDOM: Kasları kemiğe bağlayan telsel bağ dokusu, kiriş
TRAKSİYON: Çekme, gerdirme
TRANSFÜZYON: Kan nakli, nakletme, verme
TRİYAJ: Yaralıları seçme, ayırma, sınıflandırma
TROMBOZ: Damarları tıkayan organik tıkaç
TRENDELENBURG POZİSYONU: Ayakların vücut düzlemine göre 25 derece yukarıda
tutulması, baş aşağı, şok pozisyon
TOKSİN: Zehir, mikropların artık maddesi, salgısı
TOKSEMİ: Kana toksinlerin karışması
TOTAL: Toplam, genel toplam, yekun
TONİK: Takviye eden, tembih edici özellik
Toksik : Bir maddenin vücut için zararlı olacak düzey ve miktarı
Tiroid, kretinizm, goitre: Tiroid; vücudumuzda yapımın oluşmasında etkin olan tiroid hormonunu salgılayan ve hayvanlarda uykuluk denilen, boynun altında nefes borusunun her iki yanında ele gelebilen bir dokudur. Bu dokunun genellikle iyot madeni azlığı ile büyümesi ve kitle oluşturmasına goitre ve iyot azlığı nedeniyle gelişen hastalığa da kretinizm denilmektedir.

Tahin Susamın ezilmesiyle yapılan yüksek enerjili besin.
Tanen Çay ve kahveye koyu renk ve buruk tadı veren, birlikte alın­dığında demirin ince bağırsaklardan kana geçişini azaltan madde.
Tartarik asit Tahin helvası yapımında kullanılan asitliği düzenleyici katkı öğesi.
Tiamin B1 vitaminin kimyasal adı.
Timol nedir Kekiğe özel tat ve koku veren madde.
Tramin Antidepresson ilaç kullanımıyla trozin amino asidinin me­tabolizmasının bozulması sonucu ortaya çıkan madde.
Treonin ne demekİnsan vücudunda yapılamayan tahıl proteinlerinde ikinci de­recede sınırlı bulunan elzem amino asit.
Trigliserit Bir molekül gliserolün, 3 molekül yağ asidiyle yapmış olduğu ester, yağın esas bileşeni.
Tripsin Pankreastan salgılanarak ince bağırsaklarda proteinin sin­dirimini sağlayan enzim.
Triptofan İnsan vücudunda yapılamayan, mısır proteininde yetersiz bu­lunan, insan vücudunda niasine dönüşebilen elzem amino asit.
Troidhormonları Troid bezinden salgılanan, bazal metabolizmayı dü­zenleyen iyod içeren hormonlar.
Trozin Troid hormonlarının yapısına giren, elzem amino asit olan fenilalanine gereksinmeyi azaltan amino asit.


U

Uzun ömürlü süt nedir Sütün 135-150 °C'de 3-5 saniye ısıtılıp tüm mik­roplarından arındırıldıktan sonra hava geçirmez özel karton esaslı kutularda saklanan içme sütü.
Ülser Mide ve 12 parmak bağırsağında yara oluşması.
Üre Proteinlerin yıkımı sonucu oluşan, idrar ve terle dışarı atılan azotlu molekül.
Üremi Böbreklerdeki bozukluk sonucu kanda üre düzeyinin aşırı yük­selmesi durumu.
Ürik asit Pürün metabolizması sonucu oluşan, kanda düzeyinin yük­selmesi, eklemlerde birikmesiyle gut hastalığına neden olan madde.
Ürtiker Deride kızartı ve sivilceler şeklindeki allerji belirtisi.


V

VAKUM: Hava boşluğu yaparak emme
VENA: Toplar damar, kanı kalbe getiren damarlar
VENÖZ KANAMA: Toplar damarın kesilmesi ile oluşan kanam
VENÖZTAZ: Kanın toplar damar içinde duraklaması
VİTAL: Hayatsal

Valin İnsan vücudunda yapılamayan elzem amino asit.
Vejeteryan ne demek Bitkisel besinlerle beslenen. Bazıları hiç hayvansal besin yemezken, diğer bazıları hayvanın öldürülmesiyle elde edildiği için et yemez.
Versinia enteroccrhtica İyi pişirilmemiş kanatlı hayvan etlerinden geçen hastalık etkeni.
Vibrio kolera Temiz olmayan yiyecek ve içeceklerle insana geçerek şiddetli bağırsak bozukluğu yapan etken.
Vinterize Bitkisel yağların saflaştırılması işlemlerinden biri.

Y

Yağ asitleri Bir asit grubuna bağlı değişik sayıda karbon ve hid­rojenden oluşmuş yağ bileşenleri. Karbonlarının hepsi hidrojenlenmiş olanlar "doymuş", 2 ve daha çok hidrojeni eksik olanlar "doymamış" olarak ad­landırılırlar.
Yarpuz ne demekNanenin yabanisi.

Z

Zayıflık Vücudun yağ doku kitlesinin yağsız doku kitlesine oranının azalmış olması:
Zehirlenme Vücuda zehirli maddelerin veya zehirlenme yapan mik­roorganizmaların girmesi sonucu oluşan hastalık.

Sağlık Bilgileri, Sağlık Hakkında Genel Terimler ve Açıklamalı Anlatımları

K

KARDİATONİK: Kalp takviye eden, kalp toniği ilaç grubu
KARDİAJENİK: Kalple ilgili, kalbe ait, nedeni kalp olan durum
KALP FİBRİLASYONU: Miyokardın iflası, durması
KARDİAKARİTMİ: Kalp atışlarının düzensizliği, ritim bozukluğu
KRAMP: Yorgunluk maddesine bağlı olarak kasın sertleşmesi, kasılı kalması KOLİNESTRAZ: Asetil koline tesir eden enzim
KOMATÖZ: Derin şuur kaybı, koma hali
KOMPLEKS: Birden fazla organın iştiraki, karışık, karmaşık durum
KOMPLİKE: Karışık durum, iki-üç olgunun birlikte görülmesi
KONJEKTİVA: Göz akını ve kapakların içini örten zar
KONTAMINASYON: Organizma dışında her şeyin mikropla veya diğer faktörlerle kir­lenmesi
KOORDİNE: Beraber, birlikte olma
KOTERİZASYON: Dokuyu yakma işlemi
Kuvaşiorkor : Beslenme bozukluğu olup, sıklıkla bebeklerde yeterli enerji almış, ancak protein gereksinimini alamamış, ödemli, şiş, kof kilolu çocuk.
Keratinlzasyon: Ağız içindeki deri yapısındaki cildin, el sırtındaki cilt gibi
sertleşmesi
Kafein Çay, kahve, kakao, kolalı içeceklerde bulunan uyarıcı etkinliği olan madde.
Kalsiferol Ergesterolden güneşin ültraviyola ışınının etkisiyle oluşan D2 vitamini.
Karatonler Bitkilerde, sarı rengi veren, vücutta A vitaminine dönüşen moleküller.
Karvakrol Kekiğe özel tat ve koku veren madde.
Katabolizma Besin öğelerinin hücrelerde yıkımıyla enerji oluşması olayı.
Kazein Hayvan sütlerinin en önemli proteini.
Kefir Sütün zararsız bakteri ve mayalarla mayalandırılmasıyla elde edi­len süt ürünü.
Keshan kardiyemiyopatisi Selenyum yetersizliği sonucu kalp kas­larının zayıflaması.
Ketosiz nedir Karbonhidrat kullanımının bozulmasıyla enerjinin daha çok yağ ve proteinden sağlanması sonucu kanda keton cisimlerin artması, idrarda aseton görülmesi.
Kolesterol Karaciğerde yapılan, yağlı hayvansal besinlerde bulunan, bazı hormonların öncüsü, damar sertliğinin oluşmasında risk faktörü olan molekül.
Kobalamin B-12 vitamininin kimyasal adı.
Kollojen Sulu sıcaklıkta jelatine dönüşen bağ dokusu.
Kritenizmİyod ne demek yetersizliğine bağlı merkezi sinir sistemi bozukluğuyla belirlenen hastalık.
Kuvaşiorkor Saf karbonhidratla (şeker-nişasta) beslenmeyle protein yetersizliği sonuca oluşan beslenme bozukluğu.
Kür Tek bir tür besinle beslenmek.


L

LEZYON: Yara, harabiyet, hücre bütünlüğünün bozulması
LOKAL: Yersel, bölgesel, yerel
Laktalbumin İnsan sütünde hayvan sütünden daha çok bulunan suda kolay çözünür protein.
Laktoglubulin nedir İnsan sütünde hayvan sütünden daha çok bulunan suda kolay çözünür protein.
Laktik asit Glikozun oksijensiz ortamda ve süt şekeri laktozun laktik asit baterileriyle yıkımı sonucu oluşan asit.
Laktabasillus bulgarikus ne demek Yoğurt yapımında esas olan süt şekeri lak­tozu lakik aside çeviren zararsız bakteri.
Laktoz Süt şekeri.
Lesitin Yağ-fosfor-kolin bileşeni. Hücre yapısında yer alır. Yağla suyun karışmasını sağlar. Karaciğer hastalığının iyileşmesinde yardımcıdır.
Linoleik asit Çoklu doymamış, insan vücudunda yapılamayan en çok bitkisel yağlarda bulunan yağ asidi.
Linolenik Asid çoklu doymamış inek sütünde olmayıp insan sütünde bulunan elzem yağ asidi.
Lipaz ne demekYağın sindiriminde rol alan enzim.
Lipoprotein Kandaki yağ-protein karışımı kolesterol taşıyıcıları.
Lizin Tahılların proteinlerinde sınırlı bulunan, insan vücudunda ya­pılamadığı için elzem olan amino asit.
Loysin İnsan vücudunda yapılamadığı için elzem olan amino asit.


M

MASAJ: Friksiyon, sistemli ve metodlu hareket ettirme
MAYİİ: Sıvı haldeki madde, su, likit
MEDİASTEN: Orta, Akciğerler arasındaki bölge
MEKANİK ASFEKSİ: Soluk yollarının dışardan yabancı cisimle tıkanması
MEKANİZMA: Olur, oluşma şekli, oluşum
MELANA: Dışkıda kanın olması
MEÇ: Bir çeşit pansuman malzemesi, kompres
MESANE: idrar torbası, idrar kesesi
MENENJİAL TÜMÖR: Beyin zarında oluşan ur, anormal hücre çoğalımı
MİKROORGANİZMA: Mikroskopla görülebilen en küçük canlılar
MİKS: Karışık, karışık oluşum
MÜSKÜLÜS: Kas, adale
MUKOZA: iç örtü dokusu, iç deri
MORBİDİTE: Hastalık oranı
MORTALİTE: Ölüm oranı
Mitokondri: Hücrelerimizin içinde olan, salama benzer yapıda, enerji üreten, evlerdeki kazan gibi çalışan, hücrelerimiz için işlev yapan hücre içi elemanı (organeli)
Marasmus: Bir beslenme bozukluğudur. Genellikle bebeklik döneminde rastlanan, enerji ve protein gereksinimini sağlayamamış, ileri derecede zayıf bebektir.
Mineral: Maden ve mineral eş anlamlı kelimelerdir.
Metabolizma: Hücrelerde veya organizmamızda besin maddelerinin yapısal canlı maddelere dönüşümü veya yıkılışını (işlevini) inceler. Yapıma anabolizma, yıkıma katabolizma denilmektedir.

Maltoz İki molekül gliozdan oluşmuş, mayalanmış tahıllarda bulunan disakkarit.
Malnutrisyon nedir Kötü beslenme.
Makrositik anemi Folik asit yetersizliğinde kan hücrelerinin sayı ve şekil bozukluklarıyla belirlenen kansızlık.
Marasmus Uzun süre yetersiz beslenenlerde aşırı zayıflıkta belirlenen protein-enerji yetersizliği hastalığı.
Mayalanma Besinlerin zararlı olmayan bakteri ve mayalarla bileşimlerindeki karbonhidratların asit, alkol, karbondioksit gibi maddelere çev­rilerek değişik ürünlerin elde edilmesi olayı.
Mentol Naneye özel tat ve koku veren esans maddesi.
Metionin Yapısında kükürt de bulunan, insan vücudunda yapılamayan, kuru baklagil ve yağlı tohumlarda sınırlı bulunan elzem amino asit.
Mikotoksinler Zararlı küflerin ürettiği zehirli maddeler.
Moogliserit Bir molekül gliserolün 1 molekül yağ asidi ile birleşmesiyle oluşan ester, yağın içinde az miktarda bulunur, yağ ile suyun kaynaşmasına yardımcı olur.
Monosakkarit Karbon, oksijen ve hidrojenden oluşmuş, sindirim ay­gıtında başka maddeye değişmeyen basit şeker.
Monosodyum glutamat nedir Hazır çorbalıklar ve et su tabletlerinde lezzet artırıcı olarak kullanılan katkı öğesi.


N

NARKOTİK: Uyutucu, uyuşturucu madde veya ilaç grubu
NAZOFARENKS: Burnun arka boşluğu, yutak ile burun arası
NEDBE: Sikatris, yara izi, sertleşmiş epitel doku
NEKROTİK: Ölmüş doku ile ilgili, ölü doku
NİKOTİN: Tütün bitkisinin zehiri, etkili maddesi
NÖROTOKSİN: Sinir sistemine tesir eden zehir
NÖROTERMİNAL PLAK: Kas lifinde sinir uzantısının dağıldığı yer
NÖTÜRLEŞTIRME: Bir maddenin tesirini yok etme, kimyasal yapısını değiştirme
Nükleo-proteinler: Nükleik asitlerden oluşan yapısal proteinler olup, genetik mesaj iletilmesi ve genetik karakterlerin aktarılmasında rol oynarlar

Nefrit ne demekÜst solunum yolu rahatsızlığı yapan mikrobun zamanında önlem alınmadığında böbreklere geçerek iltihap oluşturması durumu.
Niasin Protein, yağ, karbonhidrat metabolizmasında işlevi olan, ye-tersizliğide peilegra görülen B grubu vitaminlerinden, pellagradan koruyucu anlamına gelen pp vitamini de denir.
Nikotinik asit Niasinin kimyasal adı.
Nitrat, Nitrit Et ürünlerine kırmızı rengi korumak ve dayanıklığı art­tırmak amacıyla katılan katkı öğeleri.
Nitrozamin Sindirim aygıtında nitrit ve nitratlardan ve proteinli be­sinlerin yüksek sıcaklıkta muamelesiyle oluşan kanser yapıcı molekül.
Norvvalk ajanı Kirlenmiş deniz ve göllerden elde edilen su ürünleriyle insana geçebilen hastalık etkeni.
Nükleik asitler Hücre çekirdeğinde kromozon ve genlerin yapısını oluşturan moleküller.
Nükleo protein nedir Nükleik asit-protein bileşeni.


O

ODİSTİLE: Damıtılmış su, saf su
OLİGEMİ: Vücuttaki kan hacminin azalması,
OPERASYON: İş, müdahale, ameliyat
ORGANİZMA: Vücut, beden, göde
ORGANİK: Canlı, organla ilgili, organizma ile birleşebilen
ORAL YOL: Ağızdan bir maddenin verilmesi, ağız yoluyla alma
OKSİJENERASYON: Oksijen ihtiyacının sağlanması, oksijen verme
ÖZOFAGUS: (Oesophagus) Yemek borusu

Oksidasyon: Genellikle bir molekülün oksijenle karşılaşarak elektronegatif atom almasıdır. Demirin paslanması, vitaminlerin bozulması bir oksidasyondur. Besinlerin oksijenle birlikte yakılıp enerji elde edilmesi oksidasyondur. Zıt anlamı redüksiyon; moleküle hidrojen atomu veya elektropozitif atom eklenmesi veya oksijenin veya elektronegatif atomun çıkarılmasıdır.
Osteoporoz, osteomalazi, raşitizm: D vitamini ve kalsiyum madenindeki eksiklikler nedeniyle gelişen erişkinlerdeki ve çocuklardaki hastalıklar, Raşitizm hızlı büyümekte olan kemiklerde ve özellikle çocukluk yaş grubunda oluşan, kemiklerde şekil bozukluklarına yol açan hastalık
Dehidratasyon : Vücudun susuz kalması, kuruması

Oleik asit Tekli doymamış ençok zeytin ve yağında bulunan yağ asidi.
Oksidasyon ne demek Herhangi bir molekülün oksijen olarak yapısının bo­zulması. Doymamış yağlar oksijen alarak parçalandıklarında zararlı öğeler oluşur.
Okzalat Ispanak gibi yapraklı bitkilerde bulunan ve C vitamininin vü­cutta yıkımıyla oluşan, kalsiyumla çözünmez bileşik yaparak biyo yararlılığını azaltan madde.
Osteomalasia Uzun süre kalsiyum ve D vitamininden yetersiz bes­lenmeye bağlı olarak kemiklerin kalsiyum içeriğinin azalarak yumuşaması durumu.
Osteoporosız Kemiğin mineral yoğunluğunun azalmasıyla kırılabilir duruma gelmesi.
Otobur Sadece bitkisel besinlerle beslenenler.
Ozmatik denge nedir Hücre içi ve dışı sıvının sodyum ve potasyum iyon­larının oluşturdukları karşılıklı basınçla dengede tutulması.


Ö

Ödem Böbreklerin işlevlerindeki bozukluk veya uzun süreli protein ye­tersizliği sonucu vücudun belirli yerlerinde su toplanması.
Ölüm katılığı Yeni kesilmiş hayvanların kaslarının metabolizmanın durması sonucu sertleşmesi.

Sağlık Terimleri Sözlüğü, Tıp Terimleri Sözlüğü, Sağlık İle İlgili Terimler

E

EFOR: Enerji, güç
EKİMOZ: Kan oturması, epitelyum arasına kan sızması, hücreler arası kanama EKSİZYON: Excision: Yara kenarlarındaki ölü hücrenin kesilerek alınması, yara kenar­larının düzeltilmesi
EKSPRİASYON: Nefes verme, soluk verme
EKSTREMİTE: Orta çizgiden uzak noktalar, uç
ELEKTROLİT: Elektrikli yüke sahip mineral atomları
EMBOLİ: Tıkaç, damarı tıkayan kütle
ENFEKSİYON: Mikropların lokal veya genel olarak organizmada yerleşmesi ENFEKTE: Mikropla kirlenmiş organik madde
ENFEKSİYOZ AJAN: Enfeksiyon yapabilen etken, mikroorganizma
ENDOTEL: İç örtü tabakası
ENTEROTOKSİN: Barsaklara tesir eden toksin
ENSEKT: Böcek, haşere
ENSEKTİSİT: Böcekleri öldüren kimyasal bileşikler
ENZİM: Maya, salgı
EPİDEMİ: Geniş kapsamlı hastalık görülmesi. Bulaşıcı hastalığın bir bölgede yoğun olarak görülmesi
EPİTELYUM: Deri, dış örtü dokusu
EPİSTAKSİS: Burun kanaması
ERİTEM: Kızarıklık, derinin güneşte yanmasıyla olan kızarma
Enzim: Tüm vücudumuzda her türlü işlemi yapan protein yapısında organik moleküller
Antijen: Vücuda girdiğinde kendisine karşı antikor adı verilen madde sentezlenen,
genellikle protein ve polisakkarit yapısında maddeler
Epitel: Özellikle ağız içi gibi vücut yüzeyini kaplayan hücre dizisi

E. Coli İnsan ve hayvan atıklarıyla bulaşmış yiyecek ve içeceklerden insana bulaşan mikrop.
Elastin Pişmeyle değişikliğe uğramayan bağ dokusu.
Elektrolit Vücudun sıvı dengesini sağlayan sodyum, potasyum, klor gibi mineraller.
Embriyo Tanelerin % 2.5'ini oluşturan öz kısmı, ruşeym de denir. Yeni döllenmiş hücre için de kullanılır.
Egzama Deride görülen yaralar."
Enfeksiyöz hepatit nedir Bulaşıcı sarılık.
Enzim Protein yapısında vitamin ve minerallerin yardımıyla kimyasal tepkime düzenleyiciler.
Ergesterol Bitkilerde bulunan ültraviyola ışınlarıyla D2 vitaminine dö­nüşen molekül
Etobur Etle beslenen.



F

FİBRİNOJEN: Kanı pıhtılaştıran faktörlerden biri
FILİFORM NABIZ: Sayılamayacak kadar süratli ve zayıf nabız
FİKSASYON: Sabitleştirme, tespit etme
FİSSÜR: Kemik çatlağı
FONKSİYON: İşleyiş, iş görme, işlev
Fermantasyon: Mayaların basit şekerleri parçalayarak karbondioksit ve alkol oluşturmaları
Florozis: Flor madeninin fazla alındığında gözlenen tablodur. Dişte lekelenme ve
yumuşak dokularda kireç çökmesi, adelelerde sertleşme, eklemlerde tutukluluk gelişir.
Fenilalanin İnsan vücudunda yapılamayan elzem amino asit. Femilketonüri Fenilalenin metabolizması bozukluğu ile oluşan ka­lıtımsal hastalık.
Fitatlar Tahıl ve kuru baklagillerin daha çok dış yüzeylerinde bulunan demir, kalsiyum ve çinko gibi minerallerin biyoyararlılığını azaltan bileşikler.
Flavon glikozidi Maydanoza özel tat veren bileşik.
Flourid Dişin mine tabakasının oluşmasını, dolayısıyla dişin çürümesini önleyen element.
Folik asit nedir Kan hücrelerinin yapımı ve nükleik asitlerin me­tabolizmasında rolü olan B grubu vitaminlerinden.
Fotosentez Yeşil yapraklarda bulunan klorofil ve güneş ışınlarının et­kisiyle karbondioksit ve suyun birleşerek karbonhidratların yapımı olayı.
Fürüktoz Meyvelerde serbest, şekerde glikozla birleşik halde bulunan monosakkarit.


G

Glikojen: Hayvansal çoğul şeker olup, glikoz basit şekerden yapılırlar.
Gliko-protein: Glikoz ile proteinlerin oluşturdukları yapı
Galaktoz Süt şekeri, laktozun bileşiminde bulunan monosakkarit.
Gastroenterit Zararlı mikropların sindirim aygıtına girmesiyle görülen ishal ve kusma durumu.
Gastrit Midenin hafif iltihaplanması.
Glikogan Karaciğerde glikojenden glikoz yapımını hızlandıran hormon.
Glikojen Karaciğer ve kaslarda kısa süreli ihtiyaç için biriken po-lisakkarit türünde karbonhidrat.
Glikoz Serbest olarak başta üzüm, üzümden yapılan ürünler, bal ve meyvelerde, bileşik olarak şeker, nişasta ve diğer karbonhidratlarda bulunan monosakkarit.
Gliserol Yağ asitleriyle birleşerek yağı oluşturan 3 karbonlu mo­nosakkarit.
Glüten Buğday ve çavdarda bulunan proteinli bileşik.
Gut Ürik asidin kanda yükselmesi ve eklemlerde birikmesi sonucu ağ­rılarla belirlenen hastalık.
Guvatr ne demek İyod yetersizliği sonucu troid bezinin genişlemesiyle ortaya çıkan hastalık.

H

HEMATOM: Doku arasında kanın lokalize olması, kan toplanması
HEMOPTİZİ: Akciğer kanaması
HEMOTÖRAKS: Plevra zarları arasına kan toplanması
HEMORRAJİ: Kanama
HEMORRAJİK: Kanama ile ilgili, kanamaya bağlı
HEMOTOKSİN: Kana tesir ederek hemoliz eden zehir
HEMOLİZ: Eritrositlerin parçalanması, erimesi
HİDROFİL: Suyu emen, su ile birleşen
HİPERSANSİBİLİTE: Aşırı hassasiyet, duyarlık
HİPERGLİSEMİ: Kanda şeker oranının, yükselmesi
HİPOKSİ: Organizmada oksijen azalması, yetmezliği
HİPOTANSİYON: Düşük tansiyon, 130/80mm Hg. den düşük
HİPOVOLEMİK ŞOK: Dolaşan kan hacminin azalmasına bağlı oluşan şok HOMOJEN: Bir yerde maddenin aynı oranda veya aynı yoğunlukta bulunması
Hormon: Bazı dokuların kana salgıladıkları protein yapısında maddeler olup,
genellikle vücudumuzda oluşan olayların denetiminde rol oynarlar.
Hipernatremi: Kanda fazla oranda sodyum birikmesi. Ters anlamlısı hiponatremi; kanda tuz azlığıdır.

Hemoglobin Kırmızı kan hücrelerinin bileşiminde oksijen taşıma işlevi gören demir protein bileşiği.
Hepatit A virusu Kirli sulardan elde edilen ürünlerle insana geçen hastalık etkeni.
Hidrokortizon ne demekKaraciğerde amino asitlerden glikoz yapımını hız­landıran hormon.
Hiperglisemi nedir Kan şekerinin gereğinden çok yükselmesi.
Hipertansiyon Kan basıncının gereğinden çok yükselmesi.
Hipertrodizm Troid bezinin aşırı çalışmasıyla bazal metabolizma hı­zının artması.
Hipotonik iyon yoğunluğu düşük sıvı.
Histidin Çocukların vücudunda yeterli düzeyde yapılamadığı için elzem olan amino asit.
Hormon İç salgı bezlerinden salgılanarak vücut organlarının ça­lışmasını düzenleyen bileşikler.


I

İDAME ETTİRME: Devam ettirme, sürdürme
İFRAZ: Salgı, salgılanan madde.
İHTİLAT: Komplikasyon, bir şeye bağlı olarak meydana gelen yeni durum İNTOKSİKASYON: Bir madde veya ilaçla zehirlenme, zehirli maddenin alınmasıyla ze­hirlenme
İNHALASYON: Solunumla buhar veya gaz haline gelmiş maddenin alınması, soluma İNAKTİF: Aktif olmayan, işlevsiz
İNSPİRASYON: Nefes alma, soluk alma
İNSÜLÜN: Pankreasın iç salgısı, kanda şeker düzeyini ayarlayan iç salgı İRRİGASYON: Sıvı madde ile yıkama, sulama
İRRİGATÖR: Yıkamada, sulamada kullanılan tıbbi araç
İRREVERSİBLE: Geri dönmeyen, düzelmeyen, dönüşü olmayan

İyon: Suda çözünmüş sodyum gibi minerallerin oluşturdukları pozitif veya negatif
yüklü serbest maddeler
Insülin : Pankreas adlı dokudan salgılanan, hücre içine glikoz adlı şekerin girmesini
kolaylaştıran bir hormondur. Eksikliğinde veya etkisizleştiğinde şeker hastalığı gelişir.

İnsulin Pankreastan salgılanarak kan şekerinin, karaciğer glikojenine çevrilmesi ve oksidasyonunda rol alarak normal düzeyde tutulmasını sağ­layan hormon.
İntrinsik faktör Mideden salgılanarak, bağırsaklardan B12 vitamininin kana emilmesini sağlayan molekül.
İzolöysin nedir İnsan vücudunda yapılamadığı için elzem olan amino asit.


J

Jelatin ne demekBağ dokusu kollojenin sulu.sıcaklıkta ısıtılmasıyla oluşan, doğal olmayan protein.
Joul Enerji birimi-Bir Kalori=4184 joul

Açıklamalı Tıp Terimleri Sözlüğü, Sağlık Terimleri Sözlüğü, Sağlık Bilgi

A

ABDOMEN: Kalça ile göğüs arası, karın
ABDOMİNALİS: Karınla ilgili, karın bölgesi
ABDÜKSİYON: Yana hareket, orta çizgiden uzaklaştırma
ABSORBE: Emilme, emme
ACİDOSE: Kan asit-baz özelliğinin aside kayması
ADDUKSİYON: Orta çizgiye yaklaştırma
ADİNAMİ: Dinamik olmayan, hareketsiz
AEROP: Oksijeni seven, havalı şartlarda yaşayan
AFAZİ: Konuşmama, konuşamama
AGLÜTÜNASYON: Kümelenerek çökme
AJAN PATOGEN: Hastalık yapan amil, hastalık etkeni
AJİTASYON: Ağrının tesiri ile davranışın bozulması
ALLERJİ: Aşırı hassaslık sonucu oluşan kılcal damar patolojisi
ALLERGEN: Allerji yapabilen madde
ALLERJİK: Allergenin doğurduğu reaksiyon, Allerji ile ilgili
ALKALEN: Baz özelliği olan madde, baz olma
ALKALOİD: Hydroksitli metal maddeler
AMFOTER OKSİT: Asit ve baz karşısında değişik tesir gösteren
AMİP: Tek hücreli suda yaşayan mikroorganizma
AMPUTASYON: Hastalıklı organın, kısmen kesilip alınması
ANAEROP: Oksijensiz ortamda yaşayan mikroorganizma
ANALJEZİK: Ağrı kesici ilaç grubu
ANAFLAKSİ: Aynı kan proteininin ikinci zerkinde oluşan reaksiyon
ANALEPTİK: Dolaşım ve solunumu düzenleyici ilaç grubu
ANEMİ: Hemoglobin redüksiyon sonucu ortaya çıkan kansızlık
ANDEMİK: Hastalığın dar bir bölgede görülmesi
ANTERAL: (Yol) Sindirim kanalı ile ilacın verilmesi
ANTİ: Karşıt, zıddı
ANTİKOR: Bağışıklık cisimciği
ANTİJEN: Antikor yapımına neden olan madde veya özellik
ANTİDOT: Tesirli maddeyi nötürleştiren
ANTİHİSTAMİN: Dokuda açığa çıkan histamini yok eden
ANTİSPAZMOTİK: Spazm durumunu düzelten, çözen
ANOKSEMİ: Kandaki oksijen miktarının azalması, tükenmesi
ANOKSİK: Kanda normalin altında oksijen bulunması
APNE: Solunumun durması
APSE: İltihabın doku içinde lokalize olmuş şekli
ARTER: Atardamar
ASETON: Dimetil ve ketonlu madde, yıkım maddesi
ASPİRE ETME: Emme, geriye çekme
ASPİRATÖR: Maddeyi çeken, emen cihaz
ASTMATİK: Astım özelliği olan
ATEL: Tel, tahta veya plastik tespit gereçleri, takımı
ATP (Adenozin Tri Fosfat = ATP): Hücre içinde enerjiyi taşıyan madde olup, üç fosfat yapısında adenozin molekülüdür.
Aminoşeker: Aminoasitlerle şekerlerin birleşerek oluşturdukları bir yapı
Adrenalin nedirKan şekerini yükselten hormon.
Aflatoksinler İyi saklanmamış besinlerde çoğalan zararlı küflerin üret­tiği zehirli öğeler
Amilaz Nişastanın sindirimini sağlayan enzim.
Allerji Dışardan alınan herhangi bir etkene karşı vücudun gösterdiği tepki.
Amino asit Karbon, oksijen, hidrojen ve azot elementlerinden oluşmuş, protein yapı taşları, Üç tanesinde kükürt elementi de bulunur. Sekiz tanesi insan vücudunda yapılamaz. Bunlara elzem amino asitler denir.
Alkaloidler Bazı bitkilerde bulunan zehirli öğeler
Alliin nedir Sarımsakta bulunan kükürtlü bileşik.
Anabolizma Besin öğelerinin yapı taşları ve yıkım ürünlerinin bir­leşerek hücrelerin yapımı olayı.
Andromedatoksin Bazı ballarda bulunan zehir.
Anemi Kan hücrelerinin sayı ve şekil bozukluğu ve hemoglobin mik­tarının azalmasıyla belirlenen hastalık, halk arasında kansızlık denir.
Antasitler Mide asitlerinin etkisini azaltan ilaçlar.
Antibiyotik Zararlı mikropların öldürülmesi için kullanılan ilaçlar.
Antioksidant Oksidasyon karşıtı öğe. Yağların acımasını geciktirme, sebze ve meyve işlemede kararmayı önleme için kullanılır. Hücre zarının yıpranmasını önler.
Atideprassan nedir Sinir sistemini baskılayan ilaç.
Anoraksi norvoza Uzun süre yeterli miktarda besin almama sonucu oluşan sinir hastalığı.
Antrenman Bedenin daha hızlı hareketi için yapılan düzenli alış­tırmalar.
Arginin Çocuklar için elzem amino asit.
Arsenik Çevre kirlenmesi sonucu besinlerde miktarı artan zehirli ele­ment.
Aseton nedirKontrol edilmeyen şeker hastalıklarında aşırı yağ yıkımı sonucu idrarda görülen öğe.
Asidosiz Kontrol edilmeyen şeker hastalarında vücudun enerjisinin daha çok karbonhidrat olmayan öğelerden sağlamaları sonucu kan ve idrarın asitliğinin artması.
Asit-baz dengesi Kanın asit veya baza dönüşmemesi durumu.
Araşidonik asit Çoklu doymamış, insan ve hayvan dokularında bu­lunan prostoglandin hormonlarının öncüsü olan yağ asidi.
Askorbik asit C vitamininin kimyasal adı.
Avidin Çiğ yumurta akında bulunan B vitaminlerinden biotinin işlevini engelleyen öğe.

B

BAĞIŞIKLIK: Antikorla bünye direncini artırma, aşılama
BANDAJ: Sargı, pansuman tekniği, pansuman malzemeleri
BATIN: Karın, göğüs ve kalça arasındaki bölge
BAZ: Alkali, Metal ve hidroksitin birlikte oluşu
BESSTRATKA: Anafilaksinin açığa çıkarılmasında kullanılan test
BİOKİMYASAL: Organizmada geçen kimyasal olayla ilgili
BİOLOJİ: Canlıları inceleyen bilim dalı
BRADİKARDİ: Kalp atışının normalden yavaş olması
BOTİLİNUM: Toksin çıkaran bir tür mikroorganizma
BÜL: Lokal olarak deri katları arasında su toplanması
Biyokimya: Yaşayan organizmalardaki kimyasal özellikli maddeleri inceleyen bilim dalı
Baharat Yemeklerin lezzetini arttırmak için kullanılan öğeler.
Bakır Vücutta demirin işlevine yardımcı olan element.
Bağlantı dokusu kas liflerini birbirine bağlayan protein yapısında do­kular.
Basur otu Halk ilacı olarak kullanılan yabani bitki.
Bazal metabolizma ne demek Uyanık, mutlak dinlenme anında, yemek yen­dikten 12 saat sonra ölçülen, canlılığın sürdürülmesi için gerekli enerji mik­tarı.
Beden kitle indeksi (BKİ) Boya uygun ağırlığı belirleyen formül. BKİ=Ağırlık (kg)/(Boy m2)
Beriberi B1 vitamini yetersizliğinde görülen çok yönlü sinir sis­temi bozukluğu.
Beta-hemolitik streptekok Üst solunum yolu rahatsızlığı yapan, za­manında önlem alınmazsa kalp ve böbreklere geçerek kalp ve böbrek has­talıklarına neden olan mikrop.
Biotin tanımı Üre oluşumunda, sinir sisteminin çalışmasında işlevi olan, ye­tersizliğinde saç dökülmesi görülen B grubu vitaminlerinden.
Brucella İyi pişirilmemiş süt ve etten insana bulaşan, uzun süre ateşli hastalık yapan mikrop.

C

CRREPİTÜS: Krapitasyon: Kırık kemiğin hareketiyle çıkan ses
COLLES: Kolles fraktür: Radius'un tam bileğin üzerinden kırılması
COLLAPS: Vazomotor felç - Damar felci, damarların genişlemesi.
COLLOİD: Maddelerin hücre zarından emilebilen en küçük parçası
Campylobakter, jusunle İyi pişirilmemiş kanatlı hayvan etlerinden in­sana bulaşan hastalık etkeni.
Clostridium botulinum, Clostridium perfringes Havasız ortamda çoğalan, iyi hazırlanmamış konserve ve havasız ortamda saklanan besinler yoluyla insana bulaşarak zehirlenmeye neden olan mikroplar.

Ç


Çöliyak Buğday ve çavdarda bulunan glütene karşı duyarlılık nedeniyle bağırsaklardaki harabiyet sonucu besin öğelerinin emilimi bozukluklarıyla be­lirlenen hastalık.
Çoban çantası Çeşitli hastalıklar ve zayıflama için halk arasında kul­lanılan yabani bitki.
Çöğen suyu Tahin helvasının yapımında yağla sulu kısmın karışımını sağlamak için kullanılan madde.


D

DEFANS MÜSKÜLER: (Defence musculer) Çizgili kasın kasılması, sertleşmesi DEHİDRATASYON: Hücre içi ve dışındaki serbest suyun kaybedilmesi
DEJENERATİF: Organda hücresel bozulmaya sebep olan
DEJENERASYON: Hücresel yıkım, bozulma
DELİRYUM: Yer ve zaman bakımından uyumsuzluk, Haiüsinasyon ve illüzyon gibi be­lirtilerin görülmesi
DEPRESYON: Hayatsal fonksiyonların normalin altına düşmesi, yavaşlaması
DİABET: Şeker hastalığı
DİABETİK: Şeker hastalığı ile ilgili
DİARE: İshal, barsak hareketlerinin çoğalmasına bağlı artıkların hızla atılmasıdır
DREN: Yarada akıntının, organ salgısının dışarı atılmasını sağlayan plastik borusonda.

Dağ kavunu nedir Halk arasında sinüzit tedavisi için kullanılan yabani bitki.
Damping sedromu Mide ameliyatlarından sonra görülen, basit şe­kerlerin kana çok hızlı geçmesi yüzünden kan-şeker düzenindeki bozuklukla belirlenen hastalık.
Damar Sertliği Kalbi besleyen damarların kolesterollü maddelerle da­ralması durumu.
Dehidrokolesterol İnsan ve hayvan dokusunda bulunan güneşin ult-raviyola ışınları ile temas sonucu D3 vitaminine dönüşen madde.
Dehidratasyon İshal ve kusma ile aşırı su ve elektrolit kaybı sonucu vücut sıvısının azalması-kuruma.
Dekstroz Basit şekerlerden glikozun diğer adı.
Digliserit Bir molekül gliserolün iki molekül yağ asidi ile birleşmesiyle oluşan ester. Yağ ile suyun karışmasında yardımcı olur.
Disakkarit İki molekül monosakkaritin birleşmesiyle oluşan şeker.
Diabetes mellitus anlamı Kan şeker düzeyindeki düzensizlikle' belirlenen hastalık-şeker hastalığı
Diüretik İdrar söktürücü madde.