Dizanteri Hastalığı Nedir, Çocuklarda Bebeklerde Dizanteri


Halk dilinde (kanlı basur) denilen hastalıklardır. Hastalı­ğı hâsıl eden mikroplar bakımından iki türlüdür.

1 — Basili dizanteri
2 — Ampili dizanteri

Basili Dizanteri

Çok eskiden beri bilinen ve salgınlar yapan bulaşıcı hastalıklardandır. Tarihte savaşan orduların bozulmasına ve perişan olmasına sebep olmuş büyük dizan­teri salgınları vardır. Zaten dizanteri harp, açlık ve sefalet za­manlarını fırsat bilen ve böyle zamanlarda ortaya çıkıp her ta­rafa yayılmak azgınlığında olan bir hastalıktır. Hastalığı ya­pan ufak çomak şeklinde bulunan (dizanteri basilleri) dir. Bu basiller hastaların kalın bağırsağında açılan yaralarda bulu­nurlar ve büyük aptes ile dışarıya çıkıp her tarafa yayılırlar.

Kendileri hiç hasta olmadıkları halde bağırsaklarında bu mikropları taşıyıp etraflarına bulaştıran (sağlam taşıyıcılar) da vardır. Bu mikroplar büyük aptes vasıtasıyla dışarı çıktıktan sonra sulara, topraklara, sebze ve meyvalara bulaşırlarsa bu suları içenler ve bu gıda maddelerini temizlemeden, pişirme­den yiyen insanlar hastalığa tutulmak tehlikesine düşmüş olurlar.
Mikrop insan vücuduna ağızdan ve sindirim yollarından girer. Bunlar kalın bağırsakta üreyip çoğaldıktan ve iltihaplar yaptıktan sonra hâsıl ettikleri zehirler bütün vücuda yayıla­rak hastalık ortaya çıkmış olur.

Dizanteri Belirtileri

Basilli dizanteri kırıklık halsizlik ve ateş yükselmesi ile başlar. Çok geçmeden hastada karın ağrıları ile birlikte ishal hâsıl olur. Büyük aptes başlangıçta sulu bir halde iken zaman geçtikçe içinde kan ve sümük gibi madde­ler peyda olur. Günlük dışarıya çıkma sayısı gittikçe fazlalaşır. Bu hal hastayı pek ziyade rahatsız eder. Günde (20 - 30) defa dışarıya çıkmak zorunda kalan hastalar Vardır. Karın ağrıları fazlalaşır. Dışarıya çıkma sırasında makatta ıkıntı, bu­runtu halleri baş göstererek hastaya çok sıkıntı verir.

Hastanın iştahı yoktur. Ateşi yükselir. Derin bir halsizlik içinde yatağa düşmüştür. Sıklaşan ishal yüzünden vücudun­dan çok su kaybeder. Dudakları kurur, dili paslanır, az za­manda çok zayıf düşer. Hastalık böylece bir hafta kadar sü­rer. Fakat bu şiddetli sıkıntılar hastanın kalbini ve damar sis­temini bozup zayıflatarak ölümlere sebep olabilir. Dizanteri mikropları kalın bağırsağın iç zarında sathî, geniş, etrafı gi­rintili çıkıntılı yaralar yaparlar. Büyük aptesin içine kan bu­laşması, hastada karın ağrıları olması bu yüzdendir.

Hastalık iyileşmeğe yüz tutarken bazı hastalarda, diz ka­paklarından başlayıp az zamanda öteki eklemlere de geçen, ro­matizma tarzında ağrı ve şişlikler olduğu görülür.


Hasta iyi bakılmaz, iyi tedavi edilmezse, perhizi çabuk bozarsa hastalık müzmin bir şekil alarak sürüncemede kala­bilir.
Hastalığın teşhisi için laboratuarlarda büyük aptesin muayene ve tahlili lâzımdır.

Ampili Dizanteri

Bu hastalığı yapan mikrop (dizanteri amibi) dedikleri ufak, tek hücreli bir hayvancıktır. Hastalığı hasıl eden amibin erişkin ve hareketli şekilleri ise de mikro­bun ufak, yuvarlak ve (kist) dedikleri mukavemetli şekiller al­dığı da olur.
Dizanteri amibi de sulara, çiğ yenen sebze Ve meyvalara ve çeşitli gıdalara bulaşarak insanlara ağız yolundan girip has­talığı hasıl eder.

Ampili Dizanteri Belirtileri, Amip Dizanteri

Ampili dizanteri, basilli dizanterinin tersine olarak, sinsi ve gürültüsüz bir tarzda başlar. Hastada kırık­lık, halsizlik, iştahsızlık, hazımsızlık gibi haller görülür.
Hastanın başlangıçta büyük aptesi suludur. Fakat birkaç gün sonra karında ağrılarla, ıkıntı ve buruntu ile beraber kan ve sümük ortaya çıkar. Basilli dizanterideki sümük koyu, bu­lanık ve cerahatli bir manzara olduğu halde amiplinin bağır­saklarından çıkan sümük cam gibi şeffaftır.
Amipli dizanteriye tutulmuş hastalara, çok defa, ateş ol­maz. Günlük dışarıya çıkma sayısı, basillide olduğu kadar çok değildir. En ağır vak'alarda yirmi dört saatte (10) defayı geç­mez.

Amipli dizanteri başlangıçta anlaşılıp tedaviye başlanmaz­sa derhal müzminleşir. Çünkü müzminleşmeğe son derece mü­sait olan bir hastalıktır. Zaman zaman ishal ve zaman zaman inkıbazlara sebep olmak suretiyle yıllarca sürer ve hastayı ca­nından bezdiren müzmin amipli dizanteri şekilleri vardır.

Amipli dizanteriye tutulmuş olanlarda amipler, barsaklardan karaciğere geçerek orada (karaciğer apsesi) dedikleri teh­likeli bir ihtilât hâsıl edebilirler.
Amipli dizanteriye tutulmuş olanlarda amipler, bağırsaklar hastalıklı iken harpler ve göçler dolayısıyla dünyanın bir­çok yerlerine yayılmıştır.
Bizim memleketimizde de şurada burada tek tük vak'alar halinde her zaman görülmektedir.

Dizanteri Tedavisi, Kronik Dizanteri

Dizanteri Hastalıkları tedavisinde en önemli mesele perhizdir. Gıdalar hastalığın devrine, hafif veya şiddetli olmasına göre sulu, hazmı kolay ve kalın bağır­sakta posa bırakmayacak olan maddeler arasından seçilmeli­dir. Dizanterilerde karın ağrısı, ateş, kırıklık, kalp zayıflama- sı gibi sıkıntıları ortadan kaldırmak için uygun ilâçlar kullan­mak, karın üzerine kuru veya yaş şekilde sıcak tatbikat yap­mak hastanın çabucak rahatlamasını temin eder.
Özel tedaviye gelince: basilli dizanteri eskiden kendi özel serumu ile tedavi edilirdi. Fakat son yıllarda ortaya çıkan sulfamid'ler ve bir takım antibiyotik ilâçlar basilli dizanteri hastalığında pek şifalı tesir gösterdiğinden doktorun vereceği bu ilâçlarla hastalığın kolayca tedavisi mümkündür. Bugün artık dizanteri serumu kullanılmaz olmuştur. Bilhassa bağırsakta erimeyen (sulfaguanidin) kökünden olan ilâçların basilli dizan­teride büyük faydaları vardır. Vücudundan çok su kaybetmiş, derin bir halsizlik ve zayıflık içine düşerek kalp ve damar sis­temi bozulmak tehlikesine uğramış hastalara kalp ve damarları kuvvetlendirici ilâçları enjeksiyon suretinde tatbik etmek ve lüzum hâsıl olursa hastaya kan nakli yapmak lâzım gelir. Amipli dizanterinin biricik tesirli ilâcı (Emtein) dedikleri maddedir. Fakat bu ilâç aynı zamanda zehirli olduğundan yapılma tarzı ve miktarları mutlaka doktor tarafından tayin ve tatbik edilmelidir. Çünkü bu ilâç deri altından şırınga edil­mez. En tesirli şekli damar içinden enjeksiyon tarzıdır. Bu da çok dikkat ve itina isteyen bir meseledir. Emerin tedavisi sı­rasında hastayı yatakta yatırmak ve daima doktorun kontrolunda bulundurmak lâzım gelir.

Korunma

Dizanteriden korunmada en esaslı tedbir vü­cut, eşya ve gıda maddelerinin temizliğidir. Büyük aptes, lâ­ğımlar, sular daima gözönünde bulundurulmalı, pislikler üze­rindeki mikropları her tarafa taşıyıp bulaştıran kara sineklere karşı şiddetli bir savaş açılmalıdır. Şüpheli suları kaynatmak, sebze ve meyvaları iyi temizlemek ve pişirmek lâzımdır.

Yilancik Hastaligi Nedir Tedavisi

Yılancık Nedir, Yılancık Hastalığı Hakkında Bilgiler

Yılancık hastalığı, vücudun derisi veya muhat gışaları içinde iltihap hâsıl olmasıyla kendisini gösteren mikroplu has­talıklardan birisidir.
Yılancığı yapan amil, mikroskop altında zincir şeklinde görülen, ufak yuvarlak bir mikroptur. Bu mikroplar deri veya muhat gışaları üzerindeki ufak bir yara veya sıyrıktan içeriye girip iltihaplar yaparak yılancık hastalığını ortaya çıkarırlar. Yılancık, vücudun birçok yerlerinde görülebilirse de en zi­yade görüldüğü yer yüzdür. Buna (yüz yılancığı) derler.

Deri ve muhat gışaları üzerinde zararsız olarak yaşayan yılancık mikropları günün birinde gözlerin, kulakların, burun deliklerinin, dudakların kenarlarında hâsıl olan sıyrık veya si­vilcelerden içeriye girdikten birkaç gün sonra hastalık başlar.

Yılancık Belirtileri

Mikropla bulaşan insanda hastalık kırıklık, yorgunluk, baş ağrısı, halsizlikle başlar. Ateş, bir titreme ile, az zamanda yüksek dereceye çıkar. Yüzün mikrop giren yerin­de bir kırmızılık belirir. Bu kırmızılık gittikçe genişler. Kıza­ran saha sağlam olan deri kısımlarından yılankavi bir hudut ile ayrılmıştır. (Bunun için yılancık demişler). Kızaran yerlere el ile dokunulursa düz, parlak ve ağrılıdır. Hastanın dili paslı, iştahı yoktur. Yüzü gittikçe şişer.

Kırmızılıklar ve iltihaplar, çok defa, boyun bükülmeleri gibi derinin kemiğe yakın olduğu kıvrımlar hizasında durur, ileriye geçemez. Fakat bazı vak'alarda hiç bir engel tanımayıp ilerleyerek gittikçe genişler, yukarıdan başın saçlı kısmına aşa­ğıdan bofun derisi üzerine, hattâ daha aşağılara kadar iltihap inebilir.

Bir takım hastalarda da iltihapların bir yerde sönüp diğer yerlerde başlamak suretiyle bütün vücudu gezip dolaştığı gö­rülür (Göçmen yılancık). İltihabın ilerlemiş devrinde hastanın ateşi yüksek, dudakları kuru ve kavruktur. Bazı hastalar bu sırada kendilerini kaybederler. Mikrop zehirlerinin merkezî sinir sistemine tesirleri dolayısıyla, yataklarından kalkmak, dışarıya kaçmak isterler. Yersiz, mânâsız sözlerle sayıklarlar, korkulu bir durum gösterirler.

Bu sırada hastaların yüzlerindeki kırmızılıklar üstünde, içinde su toplamış bir takım kabarcıklar çıkmış, bunlar cera­hatli çıbanlar haline gelmiş olabilir. Hastalık başka arızalarla karışmazsa günün birinde ateş birden bire veya yavaş yavaş düşer. Yüzdeki kırmızılık solar, kabarcıklar çatlar, yaralar ka­buklanır. Hasta artık iyiliğe dönmüş olur.

Bu örneklik tablodan başka ufak bir deri kırmızılığı ile gayet hafif geçen yahut çok ağır bir halde geçip mikroptan ileri gelen şiddetli bir kan zehirlenmesi (septisemi) haliyle hastayı az zamanda tehlikeye düşüren ağır şekiller de vardır.
Yılancık hastalığı sırasında iltihaplı yerlere yakın lenfa boğumlarında cerahatli abseler, akciğerlerde zatürrie tarzında iltihaplar, kalp zayıflaması, böbreklerin bozulması, eklemlerin, romatizma hastalığında olduğu gibi, şişmesi tarzında hastalığı uzatan ve hastayı üzüp zayıflatan birçok ihtilâtlar görülebilir.

İşin en korkulu tarafı mikrobun kana karışarak bütün vü­cuda yayılması ve (septisemi) denilen bir çeşit kan zehirlenme­si hâsıl etmesidir. Bütün bu tehlikeli hallere rağmen hastalık, çok defa, şifa ile neticelenir. Bu defa hastalığa tutulan bağışık­lık kazanmaz. Bilâkis bazı kimselerde mikrop odağı (mihrakı) ortadan kaldırılmazsa sık sık nüküsler görülür.

Yılancık Tedavisi, Yılancık Hastalığı Tedavisi

Ateşli zamanda hastayı yatağa muhafaza et­mek, yüzdeki yaralar üzerine yumuşatıcı merhemler sürmek, ateşe ve ağrılara karşı uygun ilâçlar kullanmak lâzımdır.
Hastalığın en şifalı ilâcı (sulfamid) ler ve (Penicillin) dir. Bu ilâçların hastalık mikrobu üzerine kat'î tesiri mevcut oldu­ğundan hastaların kolayca iyileştirilmesi ve ihtilâtlardan ko­runması mümkündür. Bu ilâçların keşfinden sonra yılancık hastalığının artık eski önemi kalmamıştır.

Yılancıktan Korunma Yolları

Vücudu gayet temiz tutmak, derinin her­hangi bir yerinden kıl koparmamak, sivilceleri tırnaklamamak lâzımdır. Bu suretle deri üzerinde sıyrıklar açılmasına ve yı­lancık husulüne meydan verilmemiş olur.
Hastalığın koruyucu bir aşısı yoktur.

Tifüs Nedir, Tifüs Hastalığı Hakkında Bilgiler


Bu hastalığa (Lekeli humma) da derler. Çok bulaşıcı Ve çok tehlikeli hastalıklardan birisidir. Hastalığı yapan (Riket-siya) adında, ufak yuvarlak bir mikroptur. Bu mikrobun bir sürü tipleri mevcut olduğu yapılan araştırmalardan anlaşıl­mıştır. Tifüsü yapan da ayrı bir tiptir. Bu mikrop hayatının bir devresini elbise bitlerinin vücudunda geçirmekte, bitler vasıtasıyla hastadan sağlama bulaşmaktadır.
Açlık, yorgunluk, pislik, harpler, insanların toplu bir hal­de ve sıkışık durumda yaşamak zorunda kalmaları bulaşmayı kolaylaştıran ve hazırlayan sebepler arasındadır.

Tifüs Hastalığı Belirtileri

Mikrop vücuda girip yayıldıktan sonra has­talık kırıklık, halsizlik, baş ve bel ağrıları ve ateş yükselmesiy­le başlar. Hastanın dudakları kuru, yüzü kırmızı, dili paslıdır. Dalak hafifçe büyür. Dört beş gün içinde vücudun derisi üze­rinde, pire ısırması şeklinde, ufak, kırmızı lekeler ortaya çıkar. (Bundan dolayı hastalığa lekeli humma denilmiştir.) Ateşin yüksek devresinde hastalar kendilerini kaybederler. Sayıkla­ma, bağırma, yataktan atılma halleri görülür. Hasta bazı defa o kadar ağır olur ki, idrar ve büyük aptesini bile, hiç haberi ol­madan altına kaçırabilir.
Hastalığın süresi (12 - 14) gün kadardır. Bu müddeti atla­tabilen hastalar kurtulmuş demektir. Çünkü bu müddetten sonra ateş düşer, hasta kendine gelir. Genel durumu yavaş ya­vaş düzelerek nekahat devresine girmiş olur.

Tifüs esnasında hastanın akciğerlerinde, kulaklarında, böbreklerinde, kalbinde ve damar sisteminde bir takım tehli­keli ihtilâtlar olabilir ki ölümü mucip olan, çok defa, bunlar­dır.


Tifüslü hastayı ateşli zamanında ısıran bitler ondan aldık­ları kanda mevcut mikroplan, üç dört gün içinde, vücutların­da olgunlaştırırlar. Ondan sonra bu bitler çok tehlikeli bir hal alırlar. Bunların sağlam bir insanı hastalığa bulaştırmaları ısırmak suretiyle değildir. Bitin pisliği ile veyahut deri üzerin­de ezilmesiyle vücudundan dışarıya çıkan hastalık mikropları şahsın kaşınmak suretiyle deride açtığı ufak tırnak yaraların­dan vücuda girerek Tifüs hastalığına sebep olur.

Tifüsün biricik bulaşma vasıtası bittir. Ortada bit bulun­mazsa hasta ile ve onun bütün eşyasıyla temas edilse de hasta­lık bulaşmasından korkulmaz. Yalnız bitlerin pislikleri ile bu­laşmış olan eşya ve çamaşırlar üzerinde bitler zamanla kendi kendilerine ölmüş olsalar bile pislikler içinde kalan mikroplar uzun müddet dayanabileceklerinden bu gibi eşyanın, bitsiz ol­duğu halde, hastalığı bulaştırabileceği anlaşılmıştır.

Tifüs Hastalığından Korunma Yolları

Çok tehlikeli olan bu hastalıktan korunmak için biricik çare bitten sakınmaktır. Hasta bitsiz olmalı ve hastalarla temas etmiş olan eşya ve çamaşırlar bitten dikkatle temizlenmelidir. Koruyucu aşısı vardır.

Tifüs Tedavisi

Hasta sağlamlardan ayrılarak tedavi olunur. Eskiden özel surette mikroplar üzerinde tesir edecek bir ilâcı olmayan bu hastalık çok tehlikeli salgınlar yapmış, bütün dün­yada pek çok insan öldürmüştür. Birinci büyük dünya sava­şında bizim yurdunuzda da Tifüs pek büyük tahribata sebep olmuş, başta hastalara bakan hekimlerimiz olduğu halde çok sayıda insanlar bu hastalığa kurban olmuşlardır. Yeni antibi­yotik ilâçların keşfinden sonra hastalığın tedavisi kolaylaşmış­tır. Çünkü bunlar arasında (Chloramphenicol) (Terramycin), (Aureomycin) gibi ilâçlar Tifüste pek şifalı tesir göstermekte ve hastanın hayatını kurtarmaktadırlar.

Tifüs en ziyade vücudun her tarafına bir örümcek ağı gibi yayılmış olan incecik kan damarları sistemine dokunup orada felçler husule getirdiği için hastalık sırasında doktor kalp ve damar ilâçları vermek suretiyle hastayı muhafaza etmek mec­buriyetindedir.
Hastalık sırasında hastasına ve yerine göre verilecek pek çok ilâç vardır. Bunları ancak doktor tayin eder.

Yemekler sulu ve sindirimi kolay gıdalar arasından seçilir. Hastaların, hastalığa mukavemet edebilmesi için iyi beslenme­leri, vücutlarının gayet temiz tutulması lâzım gelir.

Salgın Hastalık Menenjit Nedir, Menenjit Hastalığı Nedenleri

Bir takım mikroplar beynin üzerini kaplayan zarlara gelip oturdukları zaman orada bazı iltihaplar yaparlar ki bu iltihap­lara (Menenjit) denir. Menenjit yapan mikroplar pek çoktur. Hastalık, çok defa, iltihabı yapan mikrobun adına göre adlan­dırılır.
Bunlar arasında beyin zarlarında oturup iltihap yapmak azgınlığında olan (Menengokok) adında bir mikrop vardır. Bu mikrop salgın Menenjit denilen bulaşıcı ve tehlikeli bir Menen­jit hâsıl eder. Bu mikrop ufak, kahve taneleri şeklinde çift çift dizilmiş bir halde görülür. Belsoğukluğu mikrobuna pek ben­zer, fakat ondan ayrıdır. Hastalarda baştan boğazda, badem­ciklerde, burnun arka delikleri hizasında nezle ve iltihaplar yapar.

Günün birinde birden bire kana karışarak gelip beyin zar­larında oturup (Salgın Menenjit) hâsıl eder.


Boğazlarında mikrop taşıyanların veya hastaların öksü-rür, aksırır ve söz söylerken ağızlarından, burunlarından fırla­yan tükürük damlacıkları ile bulaşan, ve istidatlı olan insanlar bu hastalığa tutulurlar.
Kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında mikrop taşıyan ve etrafa bulaştıran sağlam insanlar da vardır. Bunlar çok tehlikeli olan (Mikrop taşıyıcıları) dır.
Hastalık, çabuk bulaşması, ağır bir hastalık olması ve sal­gınlar yapabilmesi bakımından çok önemlidir.

Menenjit Belirtileri

Hastalık, çok defa, üşüme, titreme ve ateş yükselmesiyle, birdenbire başlar. Hastalarda şiddetli bir baş ağrısı vardır. Bunun arkasından kusmalar gelir. Vücutta kır­gınlık, halsizlik, dermansızlık hâsıl olur. Vakaların çoğunda dudaklarda, burunda uçuk dedikleri ufak kabarcıklar belirir.
Hasta baş ağrısından çok şikâyet eder. Gözleri kapalı, yata­ğa serilmiş, hatta bazı vakalarda yarı baygın bir halde bulunur.

Bir müddet sonra hastada bir (ense sertliği) başlar. Bu sertlikten dolayı hasta başını önüne eğemez. Başını el ile tutup önüne doğru eğdirmek isterseniz hastaya sıkıntı ve zorluk vermiş olursunuz. Bacakta ve bel kemiğine ait kaslarda da sert­likler hâsıl olduğu için hasta kaldırılıp oturtulmak istenirse bacakları uzanmış bir halde yatakta doğrulup oturamaz. Diz­leri bükülür.

Hastanın karnı çökük ve çok defa pekliği vardır. Hastaya yan üstü yatarken bakılırsa başı arkaya doğru çekilmiş, oyluk­ları karnına, baldırları oyluklarına doğru bükülmüş bir halde olduğu görülür ki bu duruma doktorlukta (Tüfek tetiği vazi­yet) derler. Bazı hastaların derisi üzerinde ufak kırmızı lekele­rin çıktığı da olur.

Hasta bir müddet sonra kendisini kaybeder. Yataktan fır­lamak, atılmak ister. Manasız sözlerle sayıklar. Bağırır, tükü­rür. İnsana endişe veren bir takım korkunç haller gösterir.

Hasta derhal tedaviye başlanmazsa netice ölümdür.
Bu hastalıktan kurtulabilenlerin bazılarında körlük, sağırlık, aptallık, sarsaklık gibi bütün ömür boyunca devam edecek olan arızalar kaldığı da görülmektedir.

Menenjit şüphelisi bir hasta karşısında hastalığa kesin teşhis koymak ve hastalığın hangi mikroptan ileri geldiğini an­lamak için mutlaka bel kemikleri arasından iğne sokup bir parça omurilik suyu almak ve bunu laboratuvarlarda tahlil et­tirmek lâzımdır. Beyin zarları üzerinde cerahat mikroplarının yaptığı iltihaplarda ve salgın menenjitte omurilik suyunun ba­sıncı fazla ve rengi, içinde toplanan cerahatten dolayı, bulanık­tır. Bu suyun tortusundan bir damla alıp cam üzerinde boya­narak mikroskopla bakılacak olursa bir sürü cerahat hücrele­ri ve bunların içinde ve aralarında hastalık mikroplarını görüp tanımak mümkündür. Bu suretle (Salgın Menenjit) verem, frengi ve cerahat mikropları ile virüslerin yaptıkları öteki me­nenjitlerden kolaylıkla ayırt edilmiş olur.

Menenjit Tedavisi, Çocuklarda Bebeklerde Menenjit Tedavi

Salgın Menenjit yakın zamana kadar çok ağır ve öldürücü bir hastalık halinde iken sülfamid'lerin ve en meş­hur bir antibiyotik olan (Penicillin)in keşfinden sonra iş de­ğişmiştir.

Salgın Menenjit'in tedavisi eskiden bu hastalığın mikrop­larına karşı hazırlanmış olan (Manengokok serumu) yerine göre, hastanın derisi altından, kaba etinden, damarından veya bel kemiği içinden şırınga edilmesiyle yapılırdı.

Bu hem hasta, hem de hekim için büyük zorluklar ve sı­kıntılar veren bir tedavi tarzı idi.
Bugün (sulfamid) ler ve (Penicillin) ile yapılan tedavi bü­tün bu zorlukları ortadan kaldırmıştır. Bu harika ilâçlar yardımıyla hasta az zaman içinde kurtulup şifa bulmaktadır.
Bu sayede Salgın Menenjitin yaptığı ölümler pek azalmış, tehlike ortadan kalkmıştır. Bütün mesele hastalığı çabucak teşhis etmek ve hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamaktır.
Hastalığın ateşli devresinde: doktor, vücudu ve kalbi kuv­vetlendirmek, ağrı ve sıkıntıları izale etmek için daha birçok ilâçlar verir. Bu suretle hastanın az zamanda şifaya kavuşma­sı sağlanmış olur.

Menenjitten Korunma Yolları

Sağlamlar hasta ile temastan sakınmalıdır­lar. Okul, kışla, sinema tiyatro gibi kalabalık yerlerde aksırıp öksürenler arasında menenjit mikrobu taşıyan insanlar bulu­nabileceğinden hastalığın salgın olduğu zamanlarda böyle yer­lere gitmek doğru değildir.

Ağzın, burnun ve bütün vücudun temiz tutulması lâzımdır. İnsan kendisini soğuktan, yorgunluk ve uykusuzluktan koru­malı, nezle ve anjin olmamağa çalışmalıdır.

Salgın menenjit mikroplarından yapılmış koruyucu bir aşı varsa da bu aşının koruma yeteneği şüpheli olduğundan tatbi­kat alanında geniş bir yer tutmamıştır.

Hastalığın salgın olduğu zamanlarda hastanın yakınında bulunanlara koruyucu olarak geçici bir zaman için sulfamid vermenin faydalı olacağını söyleyenler vardır.

Tifo Hastalığı Nedir, Tifo Hakkında Bilgiler

Tifo Hastalığı, mikroplu ve bulaşıcı hastalıklardan birisidir. Bu hastalığı yapan mikrop çomak şeklindedir. Adına (Tifo basili) derler.

Tifo basilinin en çok bulunduğu yer tifolu hastaların dış­kıları (büyük aptesleri) dir. Bundan başka hastaların kan­larında idrarlarında, vücutla­rında çıkan leke ve deri dö­küntülerinde, hattâ bazı hal­lerde tükürük ve salyaların­da da bulunabilir.

Bir takım insanlar kendi­leri hiç hasta olmadıkları hal­de bağırsaklarında tifo mik­roplarını taşırlar ve büyük aptesleriyle bu mikroplan etrafa saçarlar.
Tifo hastalığına tutulup iyileşmiş olan, nekahatteki in­sanlar da aynı rolü oynayabi­lirler.


Hastalardan veya mikrop taşıyıcılardan çıkıp aptesanelere ve lağımlara geçen mikrop­lar, eğer bu lağımlar muhafazalı bir surette kapatılmamışlarsa veya lağım suları bahçeleri, bostanları sulamakta kul­lanılırsa etrafa yayılmağa başlarlar. Bu kirli sularla temas eden sebze ve meyvalar mikroplarla bulaşırlar. Lağımlardan sızan sular, yakından geçen su yollarına karışacak olurlarsa içilecek suların da mikroplarla bulaşması mümkündür. Bu gi­bi suları içenler de hastalığa tutulmak tehlikesine düşmüş olurlar.

Hastaların ve mikrop taşıyıcıların büyük aptesleriyle bu­laşmış kirliliklere, süprüntülere ve lağım pisliklerine konan karasinekler ayaklan, hortumları ve kanatlarıyla aldıkları tifo mikroplarını yiyecek ve içeceklere taşıyabilirler.
Tifo hastalığı, en ziyade sıcak mevsimlerde, yaz ve sonba­har aylarında görülür. En çok tutulanlar çocuklar ve gençler­dir. Tifo ihtiyarlarda nadir olur. Bir defa hastalığa tutulup at­latanlar bütün ömürleri boyunca bağışıklık kazanıp bir daha tutulmazlar.
Hastalarla temas edenlerde, hastaların çamaşırlarını yıka­yanlarda daha çok görülür. Yorgunluk, uykusuzluk, açlık, ka­labalık, kirlilik gibi haller hastalığın ortaya çıkmasını kolay­laştırmaktadır. Tifo mikrobu en ziyade ağızdan ve sindirim yollarından girerek hastalığı hâsıl eder.

Tifo Belirtileri, Tifo Hastalığı Belirtiler

Tifonun Belirtileri, Mikrop alındıktan (10 - 15) gün kadar son­ra hastalık yavaş yavaş başlar. Hastada ufak kırgınlıklar, yor­gunluklar, baş ağrıları olur. ilk günlerde ayakta dolaşabilir­ler. Ondan sonraki günlerde yavaş yavaş ateş yükselir. Hasta­lar artık yatağa girmeğe mecbur olurlar. Bu sırada bazıların­da burun kanamaları, kadınlarda rahimden kan gelmesi, ha­fif bir bronşit, mide, bağırsak bozuklukları ve ishaller görülür.

İkinci haftada ateş yükselmiştir. Hastanın göğsünde, sır­tında, karnında ufak, pire ısırığı gibi bir takım kırmızı lekeler hâsıl olur. Bu lekeler tifonun tanınmasına yardım eder.

Hastanın dalağı büyür. Hastaların kimisinde ishal; kimi­sinde, inkıbaz vardır. Dil paslıdır. Hasta solgun Ve iştahsızdır. Erişkin ve sağlam vücutlu insanlarda ateşin yüksek olmasına rağmen, nabız sayısı azdır. Bu hal de tifoya delâlet eden bir alâmettir.

Üçüncü haftaya gelince, ateş yine yüksek olarak devam eder. Hasta daha ziyade dalgınlasın Bazı hastalar bu devrede kendilerini kaybederler. Mânâsız hareketler ve mânâsız söz­lerle sayıklayıp yataklarından kalkmak, atılmak isterler. Dil çok paslı, yer yer çatlamış, kanamış, kupkuru bir halde bu­lunur.

Tifo mikrobu vücuda girdikten sonra kana karışarak bü­tün vücuda yayılır. Daha sonra bağırsaklarda oturarak orada yaralar hâsıl eder. Hastalığın üçüncü haftasında bu yaralar­dan birisinin kanaması veyahut yara tesiriyle bağırsağın delin­mesi gibi tehlikeli ihtilâtlar olduğu vardır. Hastada bağırsak kanaması veya bağırsak delinmesi olduğu zaman ateş birden­bire düşer. Nabzın sayısı fazlalaşır ve nabız zayıflar. Hastanın yüzü solar, gözleri çukura batar, alnında soğuk ter damlaları belirir, hali fenalaşır. Bunlar tifoda tehlike alâmetleridir. Ba­ğırsak kanamasını gösteren en önemli belirti hastanın büyük aptesinin simsiyah, katran renginde çıkmasıdır.

Bu sıkıntılardan başka tifonun kalbe damarlara, akciğerlere, göz ve kulak sinirlerine, vücudun daha başka organları­na dokunarak oralarda türlü türlü ihtilâtlar yaptığı da vardır. Bütün bu devreleri atlatabilen hastalar hastalığın dördüncü haftasından sonra yavaş yavaş iyileşmeğe başlarlar. Ateş düşer, vücuttaki sıkıntılar kaybolur, iştah açılır ve pek ziyadeleşir, hastalar bu suretle nekahet devresine girmiş olurlar.

Tifonun bu örneklik şeklinden başka çok daha ağır geçen şekillerinden tutunuz da hastayı yatakta yatmağa bile mecbur etmeyen gayet hafif şekillerine kadar, muhtelif tabloları var­dır. Tifonun teşhisi için kan tahlilleri yapmak lâzım gelir.

Paratifo Nedir, Tifo Paratifo

Görünüş ve üreyiş itibariyle tifo mikroplarına pek ziyade benzeyen bir takım mikroplar daha vardır. Bunlara (paratifo mikroplar) derler. Fakat bunlar tifo mikroplarından çok ayrı mikroplardır.
Paratifo mikroplarının çok çeşitleri mevcuttur. Bunların bir kısmı alfabe harfleriyle adlandırılırlar.

Paratifo (A) sınıf tıpkı tifo hastalığının belirtilerine ben­zeyen fakat ondan daha hafif geçen hastalık yapar.

Paratifo (B) sınıfı bir gruptur. Son zamanlarda yapılan incelemeler bunların sayısını pek ziyade fazlalaştırmıştır. Bu sınıftan olan mikroplar etlerin, sütlerin, sebzelerin, meyvaların, bayatlamış birçok gıda maddelerinin içinde üreyip bun­ları zehirli bir hale getirirler. Farkına varmadan bu gibi gıda­ları yiyip içen insanlarda kusmalar, şiddetli karın ağrıları, is­hal, bazen ateşle geçen bir çeşit (gıda zehirlenmesi) hâsıl eder­ler. Halkın bakır çalmasına atfettiği sıkıntılardan bir kısmı bu çeşit zehirlenmeden başka bir şey değildir.

Bu gıda zehirlenmeleri, bazı defa, insanları öldürebilecek derecede şiddetli ve tehlikeli olabilirler.

Paratifo mikropları da, tıpkı tifo mikropları gibi, hasta­lar, lâğım, sular, yiyecek ve içecek maddeleri, karasinekler ve mikrop taşıyıcılar ile etrafa yayılırlar.
Hastaların kanında, büyük apteslerinde, bulunurlar. Ti­fo hastalığı nasıl ve hangi yollardan bulaşıyorsa bunlar da ay­nı suretle bulaşırlar. Bu bakımdan bu hastalıkları da doktor­lar tifo hastalığının yakım olan arızalardan saymışlardır.

Tifo Tedavisi ve Paratifo Tedavisi

Tifo ve paratifolu hastalar, sağlamlardan ayrılarak tedavi edilirler. Tifoya tutulmuş has­tayı tam bir yatak istirahatinde ve doktorun kontrolü altında tedavi etmek lâzımdır.

Yemekler sulu ve hafif gıdalardan seçilir. Süt, yoğurt, yu­murta sarısı, ayran, hoşaf ve meyva sulan, limonata, portakal suyu, bu gıdalar arasındadır. Fakat hastalık uzun sürdüğü tak­dirde bu maddeler hastanın beslenmesine ve hastalığa karşı tam bir mukavemetle mücadelesine imkân vermeyeceğinden doktorun tavsiyesine göre yumurtalı çorbalar, iyice kıyılmış et­ten yapılan köfteler, sebze ve meyve püreleri verilmesi lâzım-gelir. Bağırsaklarda husule gelen yaraların delinmesinden kor­kup uzun zaman derin bir perhiz yapmak doğru değildir. Has­tanın uzun süren ateşine karşı küçük dozlarda ateş düşürücü ilâçlar verilebilir.

En iyisi hastanın kalbi ve damarları kuvvetli olduğu ve doktor müsaade ettiği takdirde banyolar ve ıslak sarmalarla ateşi düşürmeğe çalışmaktır. Antibiyotik ilâçların keşfinden sonra tifo ve paratifoların tedavisi çok kolaylaşmıştır. Bunlar­dan (Shloramphenicol) esasından gelen ilâçlar tifo mikrobuna karşı çok tesirli olduğundan doktorun bu ilâçla yapacağı mü­nasip bir tedavi sayesinde hastanın ateşi süratle düşerek tifo­nun uzun sürücü devresi kısaltılmış, hastaların sıkıntıları iza­le edilmiş ve tehlikeli ihtilâtların önüne geçilmiş olur. Paratifo­larm tedavisi için de antibiyotikler içinde çok tesirli olanları vardır. Yalnız bu ilâçların miktar ve tatbik tarzlarım mutlaka doktorların tayin etmesi lâzım gelir.
Hastaların vücudunu ve çamaşırlarını gayet temiz tutmak icap ederse kolonya veya alkol mahlûlleri ile friksiyonlar yap­mak uygundur. Hastanın kirli ifrazlarla pek fena bir hale ge­len ağzını, paslanan dilini her gün oksijenli su veya glycerine mahlûlleri ile temizlemek pek faydalıdır. Bütün itinalara rağ­men bağırsak kanaması olursa hastanın yemeklerini geçici ola­rak kesmek, karnına buz kesesi koymak, kan durdurucu ilâç­ları süratle enjeksiyon yaparak kanı kesmek, gerekirse hasta­ya kan nakli yapmak tedavinin esasını teşkil eder.

Eğer barsak delinmesi olursa hiç vakit geçirmeden hasta­yı ameliyata sevketmek lâzımdır.

Tifodan Korunma

Hastalara bakanlar ellerini, yüzlerini, bütün vücutlarını daima temiz tutmalı, hasta ile her temastan sonra eller (binde bir sublime mahlûlü) ile temizlenmelidir. Hastala­rın idrar ve büyük apteslerini taşıyan oturaklara (cresylol), (kireç kaymağı) gibi mikrop öldürücü maddeler konulmalı, bunlar bu maddelerle bir müddet temasta bırakıldıktan ve mikropları öldürdükten sonra dökülmelidirler.

Tifo ve paratifo hastalıklarına karşı hazırlanmış koruyucu bir aşı vardır. Hastalığın çıktığı veya çıkmak ihtimali mevcut olduğu zamanlarda sağlamların bu aşı ile aşılanmaları hasta­lıktan korunmak için yapılması lâzım gelen en önemli tedbir­lerden biridir.

Salgın Grip, Grip Hastalığı

Bu hastalığın adına (influenza), (paçavra hastalığı) da derler. Bir yerde çıktığı zaman kolaylıkla etrafa bulaşan, bir memleketten ötekine atlayıp büyük salgınlar yapan meşhur hastalıklardan biridir.
Dünya üstünde eskiden beri birçok salgınlar yaparak milyon­larca insanın hayatına mal ol­muştur.


Gribin mikrobu uzun zaman bulunamamıştır. Nihayet bunu yapan mikrobun çeşitli cinsleri olan özel bir virüs olduğu anla­şılmıştır. Grip virüsü hastaların ve sağlam taşıyıcıların ağız, boğaz ve burunlarında pek çoktur. Bunlar söz söyler, aksırır, öksürürken dışarıya fırlayan tükürük damlacıkları içindeki grip virüsü, etrafa saçılarak, sağlam in­sanların da bulaşmasına sebep olur.
Bazı kimseler grip hastalığını, hafif bir şekilde, ayakta ge­çirirler. Bunlar yer yer dolaşıp hastalığı etraflarına bulaştırır ve gribin büyük bir süratle yayılmasına kapı açarlar. Kış gün­lerinde havaların birden bire soğuması salgınların patlak ver­mesine sebebiyet verir.

Okul, kışla, sinema, tiyatro gibi birçok kişilerin bir araya toplanıp yığılışma halinde yaşadıkları yerler, gribin yayılma­sında büyük rol oynarlar. Yorgunluk, uykusuzluk, açlık, kirli­lik ve soğuk algınlıkları vücudun mukavemetini kırarak gri­bin ortaya çıkmasına zemin hazırlamış olurlar.

Grip Belirtileri, Grip Nedenleri

Grip Hastalığı Belirtileri'nde Hastalık birden bire üşüme ve titreme ile başlar. Ateş az zamanda yükselir. Hastaların Vücudunda bü­yük bir kırıklık ve halsizlik vardır. Kendilerini pek bitkin his­sederler. Şiddetli bir baş ağrısı hâsıl olur. Boğaz gırtlak ve bü­yük nefes borusunda nezle hali baş gösterir. Kuru bir öksürük vardır. Yüz kırmızı, gözler kanlıdır. Dudaklar kuru, dil paslı­dır. Bilhassa vücudun kalça kısımlarındaki ağrılar daha şid­detlidir.

Bazı hastalar bu yüksek ateş sırasında karışık rüyalar gö­rür, abuk sabuk sözler söyler, yataklarında sayıklar, atılırlar.

Bazılarında burun kanaması olur. Bazılarının vücudunda ufak kırmızı lekeler çıkar. Bazıları bulantı, kusma, sürgün gibi mide ve bağırsak bozuklukları gösterirler.
Hastalık birkaç gün sürdükten sonra, ateş bol bir terleme ile düşerek hasta nekahate girmiş olur.

Grip hastalığı sırasında vücudun birçok organında ihtilâtlar ortaya çıkabilir. Grip zaturriesi ile en ince nefes boruları­nın da iltihaba katılması neticesi ortaya çıkan (Bronko - pnomoni) hastalıkları korkunç ve öldürücü ihtilâtların başına ge­lirler.

Bunlar griplinin tam iyileşeceği sırada ateşin tekrar yük­selmesi, göğüste ağrılar, nefes darlığı, kanlı balgam, dudaklar­da morarmalar ile kendilerini göstererek hastayı fenalaştırırlar. Biraz sonra kalp ve damar sistemi de bozularak hastanın hayatı tehlikeye girmiş olur. îhtilâtların önemi buradan gel­mektedir. İhtilatsız gripten korkulmaz. Bütün tehlike ihtilâtlardan gelir.

Grip Tedavisi, Grip Soğuk Algınlığı

Grip Hastalığının Tedavisi için Hasta yatakta yatmalı ve iyi bakılmalıdır. Ye­mekleri sulu, besleyici olmalıdır. Meyva suları, bilhassa limo­nata ve portakal suyu (C) vitamininden zenginlikleri bakımın­dan pek iyidir. Çünkü (C) vitamini grip tedavisinde pek fayda­lıdır. Çay, ıhlamur gibi sıcak içecekler iyi tesir eder. işe git­mek bahanesile yatağı erken terk edenler ağır ihtilâtlara uğra­yabilirler.

Yüksek ateşe ve vücut ağrılarına karşı az miktarda ateş; düşürücü ve ağrı kesici ilâçlar verilmelidir. (Kinin) gribe kar­şı pek faydalı bir ilâçtır. Hem tedavi edici hem de koruyucu bir tesiri vardır. (Sülfamid) sınıfından olan ilâçlarla antibiyo­tiklerin grip virüsüne karşı hiç bir tesiri olmadığından bunla­rı boş yere kullanmak doğru değildir. Bu gibi ilâçlar başka mikroplar tarafından husule getirilmekte olan ihtilâtlı vaka­larda kullanılırlar ve pek şifalı olurlar.

Girpten Korunma Hakkında

Gripten korunmak için sağlamlar hastalarla temas etmekten çekinmelidirler. Grip hastalığını ayakta hafif bir surette geçirmekte olanların sağlamlar araşma karışabi­leceğim düşünerek sinema, tiyatro, kahvehane gibi kalabalık yerlere gitmemelidir. Hastalık büyük salgın yapmak tehlikesi gösterirse okulların bir müddet için tatil edilmesi uygun olur. Bütün vücudu bilhassa ağız ve burun boşluklarını gayet temiz tutmalı, vücudu üşütmemeğe çalışmalıdır.
Son yıllarda grip virüsü ortaya çıkarıldıktan sonra bunu taze yumurtanın zarında üreterek bir aşı hazırlamak mümkün olmuştur. Bu aşı henüz tatbik sahasında geniş bir yer tutama­mıştır.

Burun Nezlesi Hastalığı ve Burun Alerjisi

Havası oynak, soğuk ve rutubetli mevsimlerde daha çok görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Mikrobu bir virüstür. Soğuk alma, üşüme, burunda teneffüsü güçleştiren Ve tı­kanıklık yapan, arızalar, müzmin bademcik iltihaplan nezleyi kolaylaştıran sebepler arasındadır.

Burun Nezlesi Belirtileri


Nezle, burun ve boğazda kuruluk, gıcıklan­ma ve aksırıklarla başlar. Önceden burunda çok miktarda ve sulu bir akıntı olur. Sonradan bu akıntı gittikçe koyulaşır. Ne­fes almak güçleşir. Hafif bir ateş yükselmesi, baş ağrısı, baş­ta sersemlik, vücutta kırıklık, hastada iştahsızlık olur. Has­talık, genel olarak, orta kulakta, bademciklerde, gırtlakta ilti­haplara sebep olabilir. Bronşit, sinüzit yapabilir. Bu ihtilâtları yapmaması için tedbirli ve dikkatli olmak lâzımdır.

Burun Nezlesi Tedavisi


Nezle başlayınca hiç bir ilâç onun ilerleme­sine engel olamaz Fakat nezle başlar başlamaz derhal sıcak bir banyo yaparak vücudu güzelce kuruladıktan sonra yatağa girmek, vücudu sıcak tutmak hastalığın müddetini kısaltabi­lir. Gıdalar hafif ve besleyici olmalıdır.
İstirahat en önemli tedbirlerden birisidir. Vücudun mu­kavemetini artırır. İhtilatlara engel olur. Nezle iyice geçip vü­cut tamamen kendine gelmeden yataktan kalkmamalıdır.
Nezlenin özel bir ilâcı yoktur. Vücudun kırıklığını ve baş ağrısını gidermek için (salicölat) sınıfından ağrı kesici ilâçlar kullanılır. (C) vitamini çok faydalıdır.


Burundaki âdi mikropların arkalara kadar sürüklenip kemik boşluklarında iltihap ve ihtilâtlara sebep olmaması için burun yıkamaları yapmaktan sakınmalıdır, içinde (Ephedrin) ihtiva eden sulu damlaları kullanmak iyidir. Yağlı damlalar zararlıdır. Böylece burun içinin kanlanmasını önlemek, ifraz­ların kolay akmasını sağlamak mümkün olur.

Burun Alerjisi Nezlesinden Korunma


Burunda teneffüsün normal cereyanına en­gel olan eğrilik, fazla etler, ahtapot gibi arızalar varsa bunla­rı ameliyatla izale ettirmek lâzımdır. Nezleli kimselerin yanı­na yanaşmamalıdır.

Kışın meskenlerin sıcaklığı (18-20) santigrat derecesinde olmalı, havanın çok kuru olmaması için odaların içinde su do­lu bir kap bulundurmalıdır. Düzgün bir şekilde gıda alarak iyi beslenmek, vücudun mukavemetini sağlam tutmaya çalış­mak icap eder.
Soğuğa maruz kalan kimse nezle olmamak için sıcak bir banyo yapmalı, ayaklarını sıcak suya sokmalıdır.


Nezlenin koruyucu bir aşısı varsa da hazırlanmasının güç olması ve sağladığı bağışıklık müddetinin kısa bulunması dolayısıyla bu aşı henüz pratikte geniş bir tatbik sahası bula­mamıştır.

Bulaşıcı Hastalıklar ve Korunma Yolları Hakkında Bilgiler

Burun Nezlesi

Boğmaca Hastalığı

Çiçek Hastalığı ve Çiçek Aşısı

Difteri (Kuşpalazı) Hastalığı

Kabakulak Hastalığı

Kuduz Hastalığı ve Kuduz Aşısı

Kızamık Hastalığı

Kızamıkçık Hastalığı

Kızıl Hastalığı

Salgın Çocuk Felci, Çocuk Felci Aşısı

Salgın Menenjit Hastalığı

Salgın Grip Hastalığı

Su Çiçeği Hastalığı

Tetanos Hastalığı, Tetanos Aşısı

Tifo ve Paratifo Hastalığı

Tifüs Hastalığı

Verem Hastalığı, Verem Aşısı ve Tedavisi

Yılancık Hastalığı

Dizanteri Hastalığı, Amipli Dizanteri

Mantar Hastalığı (Aktinomikoz)

Dang Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi

Tifüs (Lekeli Humma) Hastalığı

Weil Hastalığı (Leptospiroz)

Trişinoz Hastalığı

Tularemi Hastalığı

Şarbon Hastalığı (Antraks)

Ruam Hastalığı

Toksoplazmoz Hastalığı

Sıtma (Malarya) Hastalığı

Uyku Hastalığı

Amipli Dizanteri

Kolera Hastalığı

Tekrarlayan Ateş Hastalığı

Veba Hastalığı, Salgın Veba

Cüzam, Lepra, Hansen Hastalığı

Sarı Humma Hastalığı

Mikroplar, Bulaşma Yolları ve Koruyucu Önlemler

Mikroplu Hastalıklar, Hastalık Mikropları Hakkında Bilgiler

Mikroplar Nasıl Bulaşır, Mikropların Bulaşma Yolları

Mikroplardan Korunma Yolları

Bebeklerde, Çocuklarda Aşı Planı

Dezenfeksiyon, Sterilizasyon ve Mikroplar

Septisemi (Kan Zehirlenmesi)

Papağan Hastalığı (Pisitakoz)

Zona Hastalığı (Herpes Zoster)