Sigara içmek, hastalanmaya ve ölüme neden olabilir mi?

ilk kez sigara ile kronik hastalıklar ve ölüm oranı arasında bağlantı kuran bir çalışma, kadınlar üzerinde de erkeklerdeki gibi dikkatle yapıldı. Sonuç olarak, kanser­den ölümlerde, arterioskleroza yani damar sertliğine bağlı kalp hastalıklarında, mide ülserinde sigara içenlerin çok daha yüksek bir ölüm oranına sahip oldukları görülmüş­tür.


Bu inceleme, özellikle yemek alışkanlıkları Batılılarınkine benzemeyen ve sağlığı daha uygun olan kişiler üzerinde yapıldığı için önem kazanıyor. Kadın sigara tir­yakilerinde önceleri sanıldığından daha yüksek oranda si­garaya balı hastalıklar görülmüştür.

Çok ilginç bir noktada, sigaraya erken başlayanlarda, en önemli ölüm nedenlerine bağlı ölümün daha yüksek ol­masıydı. On dokuz yaşında sigaraya başlayanlarda, akci­ğer kaserinden ölüm oranı, yirmi dört yaşında başlayan­lardan daha yüksek, hiç içmeyenlere göre ise çok daha yüksekti.

Sigara içenler bu önemli istatistikleri tekrar tekrar okuyup akıllarına yerleştirmedikçe, çağdış tıbbın önemli gelişmelerinden hiçbir zaman yararlanamayacaklardır.

Sigara kullanıyorum. Bedenimde ne gibi etki­ler bırakır?

Sigara, vücudumuza girdiği andan itibaren zararları­nı göstermeye başlar ve bütün organlarda kalıcı izler bıra­karak ilerler.


Sigara önce ağız ve boğazda tesirini gösterir. Dudak kanserinden dil, yanak, damak, gırtlak kanserine kadar birçok amansız hastalığın sebebi olur. Bu arada ses tellerinin yıpranması, ses kısıklığı gibi başlı başına rahatsızlık­lara yol açar.
Gırtlak kanserinin yüzde 99'u sigara sebebiyle vuku-bulur.

Sigaranın ikinci hedefi akciğerlerdir. Sigara dumanı solunum sisteminin koruyucuları olan küçük kılçıkları yok eder. Bu kılçıklar yok olunca tüm zararlı maddeler ko­layca bronşlara, bronşitlere girer ve orada yerleşir. Sigara içenlerde oksijen seviyesi de azaldığından "zor nefes alma" ile kendini gösteren "anfizem" dediğimiz hastalık başgös-terir. Ardından öksürük denen harika mekanizma baş gösterir. Öksürük hem yolları genişletir, hem de tıkanıklığı giderir. Çok sigara içenlerin sık sık öksürmeleri bu yüz­dendir.

ABD'de yılda yaklaşık 85 bin kişi akciğer kanserinden ölmektedir. Yine sigaranın yol açtığı bronşit ve anfizemden ise yine ABD'de yılda 52 bin kişi hayatını kaybetmek­tedir.

Kalp, az oksijenli beslendiği için zorlanır. Hergün ar­tan bir güçle, kan pompalamaya devam eder. Yükü ağırla­şır, kalp kasları az oksijenle beslendiğinden, organın ken­disi zayıflar. Buna bağlı olarak çok sigara içenlerde kalp krizleri kalp hastalıkları artar.

Sigara dumanında birçoğu zehirli 4 bin kadar madde bulunmaktadır. Bunlardan bir bölümü damar için cidarındaki hücreleri bozarak damar sertliği geliş­mesini kolaylaştırır. Ayrıca sigara kanın pıhtılaşmasını arttırarak kanı koyulaştırır. Damarları genişleten bazı maddelerin yapımını azaltır. Bu yollarla damarların tı­kanmasına sebep olur. Veya bu olayı hızlandırır. İç organ­larda kanser yapar. İnfarktüs oluşturur. ABD'deki infarktüslerin % 15-30'u, İngiltere'de % 30-35'i sigara sebebi ile­dir.

Beyin, sigaradan çok etkilenir. Vücuda daha az oksi­jen girmesi yüzünden beyin yeteri kadar beslenmez. Kişi­de unutkanlık, dikkati bir noktaya toplayamama gibi du­rumlar meydana çıkar. Hatta damarlar tıkanabilir, felç olunabilir.
Oksijen azlığından bağırsaklar görevini yapamaz, sin­dirim sistemi tembelleşir. Özellikle midede ülserler ortaya çıkar.

Bazan yemek yerken birden hıçkırık tutması, beni tedirgin ediyor. Bunu çabuk yoldan kesme imkânı var mıdır?

Hıçkırık, diaframın kasılmalarıdır ve çoğunlukla kendiliğinden geçer. Gerilimler ve tedirginlikler hıçkırığı arttırabilir. Daha ilk belirtide, bilinen şu metodlardan bi­rini uygulayın:


Bir bardak soğuk suyu duraklamadan için, sert bir ekmek kabuğunu çiğneyin veya 20 saniye için soluğunuzu tutun. Bunlar da fayda sağlamazsa, ağzınızı ve burnunu­zu sıkıca bir kâğıt torbanın içine sokarak solunum yapın. Böylece torbanın içinde karbondioksit yoğunlaşır ve çoğu kez hıçkırık kesilir.

Alkolün zihni açtığı doğru mudur?

Alkol, üstbenlik dediğimiz ahlâkî, vicdanî, baskının tesirini azaltır. Kişiye sahte bir güven, yalancı bir cesaret gelir. Herşeyi yapabileceğini zanneder. Halbuki gerçek hiç de böyle değildir. Bu yüzden zihni açılır gibi olursa da as­lında hem konsantrasyonu zayıflamıştır, hem de diğer zihni fonksiyonları zayıflamıştır.

Alkol insanı ısıtır mı?

Televizyondaki bazı dizilerin yanlış takdimiyle ya­yılan bu iddia doğru değildir. İçki vücuda girdiği zaman, beyin ve kalp kası gibi mühim organlara giden damarlar değil çevredeki (deri) ince kan damarları genişler. Yani so­ğuk havada alkol alındığında beyin ve kalb kasına az kan gider, kan deriye yayılır. Bu durum, insana ısınıyormuş sahte hissini verir. Böylelikle ısı kaybıyla donma, hayatî organlara az kan gitmesiyle de ölüm kolaylaşır.
Soğuktan korunmak için alkol almanın, evde ısınmak için evi yakmaktan farkı yoktur.

Alkol damar tıkanıklığına iyi gelir mi?

Artık bunu iddia eden tıp adamı kalmamıştır. Aksine alkol damarlardaki kolesterol miktarını yükselterek, uzun süre kullanıldığında damar tıkanıklığına sebep teşkil eder.

Alkol temizleyici midir?

Alkolün belli bir orandaki çözeltisi bakterisidir (mikrop öldürücü). Ancak vücut hücrelerini tahriş edici et­kisi olduğundan açık yaralarda kullanılması mahzurlu­dur. Zaten artık tıpta terkedilmekte, yerine alkolsüz so­lüsyonlar kullanılmaktadır.

Aldığımız mikrodalga fırının çalışma sistemi­ni bilmiyorum. Ama pişirdiği yemeklerin kanser yaptığına dair halk arasında söylentiler bulunuyor.

Mikrodalga fırını kullanmanızda bir mahzur yok. Ba­zı spekülasyonlar iddia edilmekle birlikte ciddi bir gerekçe söz konusu değil.


Mikrodalga fırınlar bizim yemeklerin pişirilmesi için çok uygun olmamakla beraber çok çabuk ısıtması ve bazı durumlarda zaman kazandırması oldukça avantajlı. An­cak 5-10 dakikada pişen bir pirinç pilavının lezzeti de tar­tışılır. Yani isteseniz de her durumda kullanamazsınız.


Kanserojen olduğu iddia edilen o kadar şey var ki hangisinden uzaklaşabiliyoruz? Onun için müsterih olabilirsiniz.

Usume Hastaligi Cok Usume Nedenleri

20 yaşında gencim. Ellerim ve ayaklarım çok üşüyor. Herhangi bir belirgin hastalığım yoktur. Bu üşüme hastalık mıdır?

Ellerinizde ve ayaklarınızda morarma veya solma-beyazlaşma tarif etmiyorsunuz. Sizde alt ve üst ekstremitelerdeki soğuğa karşı hassasiyet hali, cilt altı kapiller da­mar ağının aşırı hassasiyetinden kaynaklanıyor ve tama­men bünyesel bir durum. Yani hastalık değil.


Çaresi; soğukla teması azaltacak kalın yünlü eldiven ve çoraplar giymek gibi tedbirler olabilir.

Kendimi kötü ve halsiz hissediyorum. Hangi vitamin hapını tavsiye edersiniz?

Acaba vitamin hapları yepyeni bir güç mü sağlıyor? "Her derde deva" vitaminler çok yaygın kullanılıyor.


Gerçekte şuursuzca vitamin hapı kullanmak yarar­dan çok zarar getirir. ilaç sanayi, vitamin haplarını hüc­releri geliştirip gençleştirdiği, yorgunluk ve bitkinliği gi­derdiği iddialarıyla, "tiryakiliğe" varan vitamin kullanımı­na teşvik etmektedir. Uluslararası ilaç sanayi yalnızca Amerika'da vitamin satışından trilyonlarca lira ciro sağlı­yor. Ve yine bu rakam yılda ortalama yüzde 20 oranında bir artış sağlıyor.

Oysa vücuda gerekli olan vitaminlerin, üstelik gerekli oranlarda mevcut yiyeceklerde bulunduğu bir gerçektir. Bu sebeple vitamin hapı kullanmak için sebep yoktur.

Ayrıca fazla vitamin hapı alanlarda, vitamin birikme­sine bağlı olarak birçok rahatsızlıklar ortaya çıkabilmek­tedir.


Bu yüzden vitamin hapı yerine meyve ve sebzeleri bol yemek yeterlidir. Özellikle müzmin hastalıkları olanlar, hamile ve çocuk emziren kadınlar, alkolikler ve çok fazla sigara içen tiryakiler normalin üstünde vitamine ihtiyaç gösterirler. Vitaminler ancak çok yönlü bir tedavi kapsa­mı içinde ve doktor kontrolünde alındığında yararlı olabi­lirler.

Bu yüzden önce halsizliğinizin sebebinin araştırılma­sını, buna uygun tedbir alınmasını tavsiye ederiz.

Sekerleme Yapmak Yogun Calismak

Bazen ertesi güne işimi yetiştirmek için sa­bahlamam gerekiyor. Tavsiyeniz nedir?

Bu konudaki son araştırmalar gündüz bir süre "şe­kerleme" yapmanın bütün gece uyanık kalmayı sağladığı­nı göstermektedir. Ancak şekerlemenin dinçlik veren tesi­ri 24 saatten fazla sürmüyor.


Uykuyla ilgili olarak bir çalışmada araştırmacılar gö­nüllülerden 48 saat uyanık kalmalarını istediler. Gönüllü­lerin bir bölümünün bir önceden gündüz 8 ile 2 saat ara­sında uyumalarına izin verildi. Gündüz uyuyan grup uyu­mayanlara göre ilk gece kendilerini daha dinç hissettiler. Ancak ikinci gece iki grup arasında bir fark görülmedi. Sekiz saatlik bir uyku deposunun bile, ikinci 24 saatte ki­şiyi uykudan kurtarmaya yetmediği anlaşıldı.

Biyopsi Nedir, Biyopsi Nasıl Yapılır

Biyopsi, bir doku parçasının mikroskop altında mu­ayenesinde içindeki hücre türlerini inceleme işidir.


Bir hastanede vücudun herhangi bir kısmından bir doku çıkarıldığında, en ayrıntılı bir şekilde incelenmek üzere hemen laboratuara gönderilir. Doku özel eriyiklerle işlenir ve paratinin içinde saklanır. Sertleştikten sonra, ince dilimler halinde kesilir. Uzman pataloglar bu kesil­miş parçalan mikroskop altında inceleyip habis hücreler ararlar. Bunlar bulunursa, patalog, kanserin derecesini tesbit edip cerrahın ve hekimin yapacağı tedaviye yar­dıma olabilirler.

Bazen ufacık bir örnek parça ağrısızca çıkarılabilir ve tahlil için laboratuvara gönderilir. Biyopsi raporu olum­suzsa, yani habis hücrelere rastlanmamışsa ameliyatı da­ha ileriye götürmek gerekmeyebilir. Biyopsi muayeneleri birçok hastalıkların teşhis ve tedavileri için değerli bilgi­ler sağlar.

Yemekten Once ve Sonra Hap Kullanmak

Niçin bazı haplar yemekten önce, bazıları ise yemekte veya yemekten sonra alınırlar?

Doktor ilaçları yazdığında, onların amacını ve en iyi nasıl etki yapacağını bilir. Onun tavsiyeleri dikkatle yeri­ne getirilmelidir, çünkü belirli bir zamanda alınmalarının mutlaka bir sebebi vardır.


Bazı ilaçlar mideye, özellikle boş olduğu zaman doku­nabilir. Bu yüzden bu ilaçlar, mide ve incebağırsak mukazasına temas etmesin ve yiyeceklerle karışabilsin diye, ye­meklerde alınırlar.


Bazı ilaçlar da boş midede daha kolay emilebilirler. B sebeple, çabuk ve en yüksek tesiri sağlamak için yemek­lerden önce verilirler.
Mide suyu tarafından tahrip edilebilecekleri için, mi­de suyunun en az olduğu aralıklarda alınması gereken ilaçlar da vardır. Gece ve gündüz kesintisiz aralıklarla alı­nınca yararlı olan birçok ilaç vardır. Mesela, enfeksiyonu yapan bakterileri tahrip edebilecek yüksek bir dozda tutulması gereken antibiyotikler, bir kan konsantrasyonu sağlarlar.

Bir an önce sağlığınıza kavuşmak için söylenenlere dikkatle uymalısınız.

Sik Sorulan Sorular Saglikla İlgili

Yemekten Önce ve Sonra Neden Hap Alınır?

Biyopsi Nedir, Biyopsi Nasıl Yapılır?

İş Yoğunluğu İçin Tavsiyeler

Halsizlik Halinde Vitamin Alınmalı mıdır?

Üşüme Hastalığı, Gençlerde Üşüme Nedenleri

Mikrodalga Fırınlarda Kanser Riski Varmıdır?

Alkolün İnsan Vücuduna Yararı Varmıdır?

Hıçkırığı Önlemek İçin Ne Yapılmalıdır?

Sigaranın Vücudumuza Etkileri Varmıdır?

Sigara İnsanı Öldürür Mü, Hasta Yapar Mı?

Akupunktur ve Doktor Görüşleri

Kaplıcaların Sağladığı Faydalar

Çekap (Check Up) Hakkında Bilgiler

Hastalık ve Tedavi Süresi Belirlenebilir Mi?

Diastolik ve Sistolik Kan Basıncı ve Tansiyon

Kan Basıncı Nedir, Düşük Yüksek Kan Basıncı

Kalp Çarpıntısı, Ani Çarpıntı Neden Olur?

Öksürük Nedir, Nedenleri ve Tedavisi Hakkında

Plörezi Nedir, Plörezi ve Tüberküloz İlişkisi

Kabızlık Sorunu, Nedenleri ve Tedavisi

Kolit Hastalığı Hakkında Bilgiler

Mide Gürültüsü, Mide Sesi Nedenleri

Gaz Çıkarma, Osurma Hastalığı

Mide Gazı, Midenin Gaz Yapması

Antibiyotik Kullanımının Zararları

Makattan Kan Gelmesinin Nedenleri

Artrit Hastalığı (Eklem İltihabı)

Sarılık Nedir, Sarılık Hastalığı

Bağırsak Parazitleri ve Tedavisi

Epigenetik

DNA Mentilasyonu

Boğulmalarda İlk Yardım, Suda Boğulmada İlkyardım

Boğulmada solunum yolunun tıkanması, solunuma yardımcı adalelerin felci, solunum merke­zinin felci sonucunda ortaya çıkabilir. Zehirli gazlarla da boğulma olabilir. Boğulma sıklıkla suda görülür ve bu durumda kalp çalışmaya devam ettiğinden, acil ilk yardımdan yararlanılan bir durumdur. Bu nedenle sudan çıkartılan bir kişiye yardım etmekte acele edilmesi gerekir. 3-5 dakika içinde hastaya ilk yar­dım uygulanabilirse hayata döndürmek mümkündür. Bu durumdaki bir hastaya hemen suni solunum yapılmalıdır. Bu sırada akciğerlere giren hava, suyun atı­lmasına yardımcı olur. Tıbbi tedavi sağlanıncaya kadar suni solunuma de­vam edilmelidir. Yüzükoyun yatan has­tanın karnından tutularak kaldırılması da suyun boşaltılmasına yardımcı olur. Küçük çocuklarda yutulan su ayakları­ndan tutarak baş aşağı pozisyona getiri­lerek çıkartılabilir. Suda boğulan kişi ayağa kaldırılmamalıdır. Üstündeki giysi­ler çıkartılmalı ve vücudu ısıtılmalıdır

Sok ve İlkyardim Sokta İlk Yardim

Şok ve İlkyardım

Şok, hayati organların kanlanma bozukluğu ile karakterize bir akut dolaşım yetmezliğidir. Kan basıncı alınmayacak kadar düşüktür. Bilinç kaybı sıklıkla son dönemde oluşur. Şok çok çeşitli nedenlerle meydana gelebilir. Başlıca nedenler şöyle sıralanabilir:

Hipovolemik (volum azalması) şok
Kardiyojenik şok
Septik (sepsiste) şok
Alerjik şok
Ağrı şoku

Bütün şoklarda kan kaybı, plazma kaybı ve kalbe dönen kan miktarında azalma söz konusudur. Şokun derecesi de bu kayıplara bağlıdır. Şiddetli ishallerde bağırsaklardan akan dışkı ile bol miktarda sıvı kaybedilir. Kanamada da damardan doğrudan kan akar. Her iki durumda da kan hacmi azalır. Dolaşım, dokuları beslemede yetersizleşir. Ayrıca kalbe dönen kan miktarı azaldığından kalbin pompalama gücü de düşer.
Şokta mekanizma oldukça karmaşıktır. Birden fazla olaylar dizisi söz konusudur. Yanıklarda da zedelenen kısımdan sıvı kaybı ile şok ortaya çıkar. Başlıca şok belirtileri şunlardır:

Hastanın vücudunun soğuması
Hastanın şuurunda bulanıklık veya dalgınlık
Hızlı yüzeysel solunum
Nabız hızında artma
Solukluk
Terleme

Şokta İlk Yardım

Hastanın başının altından yastık alınır. Ayaklar yükseltilir. Hasta ısıtılır. Özellikle ayakları altına termafor konabilir. Kanayan bölgelerde kanamanın durdurulması önemlidir. Periferden merkeze kan akımını sağlamak amacıyla kol ve bacaklar sarılabilir. Hastanın bulunduğu yerin hava­landırılması gerekir. Hastanın üzerinde sıkı giysiler varsa bunlar çıkartılmalıdır. Terleme sık sık kontrol edilmelidir. Bilinci yerinde ise hastaya ağızdan bol sıvı verilmelidir. Şoktaki hastanın mümkün olduğunca az hareket etmesi gerekir. Böyle bir hastaya emniyet telkin edilmesi ve korkusunun giderilmesi önemlidir. Şok olayında sıvı kaybının ne kadar önemli ol­duğu bilinmektedir. Özellikle çocuklarda bu durum, daha da önemlidir.

Alerji, zamanında ve bilinçli bir müdahale ile tedavi edilebilir. Alerjisi olan kişiler özellikle nelere karşı alerjilerinin olduğunu belirten bir kartı yanlarında taşımalıdırlar. Bazen hasta en ağır şok tablosundan kurtarılırken bir alerji nedeniyle kaybedebilmektedir. Alerjik tedavide özellikle hızlı tedavi önem taşır.

Kalp Masajı Nedir, Çocuklarda İlk Yardım Kalp Masajı

Nabız atışlarının hissedilememesi, kalp seslerinin duyulamaması, morarma (siyanoz), göz pupillerinin genişlemesi, şuur kaybı ve solunum durması, vücut ısısının azalması kalp durmasının başlıca belirtileridir. Kalp durmasında hızla masaj yapılmalıdır. Kalp durduğu zaman dokular oksijensiz kalabilir ve kalıcı zedelenmeler söz konusu olabilir. Hasta sert bir yere sırt üstü yatırılır. Elin sert aya kısmı ile göğüs kemiği (iman tahtası) üzerine basınç yapılır. İki elin birbiri­ne dik pozisyonda konulması basınç sağlar. Dirsekler bükülmemelidir. Bir dakika 60-100 defa bu uygulama tekrarlanmalıdır. Çocuklarda ise tek el ile masaj yapılabilir.

Kalp ve solunum durmasında kalp masajı ve suni solunum bir arada yapılmalıdır. Beş kez kalp masajı, beş kez de suni solunum uygulamak üzere masaja başlanır. Daha sonra bir kez suni solunum, beş kez kalp masajı şeklinde devam edilmelidir

Kalp Hastalarında İlk Yardım

Kalp hastalıkları konusunda çevrenin bilinçlendirilmesi çok önemlidir. Doğuştan kalp hastalık­larının pek çoğunda genetik faktörler, akraba evliliği, enfeksiyonlar ve ilaçlar rol oynamak­tadır.

Edinsel kalp hastalıklarının çoğunda ise enfeksiyon hastalıkları ile beslenme hataları rol oynar. Enfeksiyonlar açısından eğitim ve zamanında tam tedavi önemlidir. Kalp hastalıklarının belirti­lerinin de, sağlık konusunda eğitim veren kişiler tarafından öğretilmesi gerekir. Kişiler kalp hastalıklarının belirtilerini ve yapılabilecek ilk yardım uygulamalarını bilmelidirler.

Çabuk yorulma, nefes darlığı, morarma, vücutta şişme kalp hastalıklarının başlıca belirtileridir. Kalbi besleyen atardamarın (koronerier) ani tıkanıklığı sonucu miyokard enfarktüsü, diğer kalp hastalıkları arasında en acil bakım gerektirmektedir. Hasta ani olarak göğüste şiddetli ağrı his­seder. Soluklaşma, terleme, nefes darlığı gözenir. Böyle bir hastanın yakası açılıp rahatlatılmalı ve hızla mümkün olduğu kadar hareket ettirilmeden bir acil servise ulaşımı sağlan­malıdır.

Solunum Durmasında İlk Yardım, Kalp Durmasında İlkyardım

Bilinçli ve çabuk ilk yardım solunum yolunun açılması, solunumun sağlanması, organların, do­kuların, hücrelerin oksijensiz kalmalarını ve bu nedenle metabolizmanın ve sistem fonksiyon­larının bozulmasını önler. Kalp yetmezliği ve kalp durmasında ilk yardım aynı şekilde dokuların hızla fonksiyonlarını kaybetmelerini önler. Kan dolaşımının bir an önce başlatılması ve devam ettirilmesi özellikle beyin açısından önemlidir.

Solunum ve dolaşım yetmezliği tedavisi geciktiğinde (3-4 dakikadan daha geç) beyin dokusun­da harabiyet olacağından bitkisel hayat ortaya çıkacaktır. Özellikle çocuklarda solunum ve kalp durmasında ilk yardım çok başarılı sonuç verir. Çocukların oksijensizliğe dayanıklılığı da­ha fazladır. Ancak her yaşta erken ve çabuk kararlarla bilinçli bir ilk yardım uygulaması hayat kurtarıcı olur.


Suni Solunum Yöntemleri

İlk yardımda uygulanabilecek başlıca suni solu­num yöntemleri şunlardır:

Ağızdan Suni Solunum, Ağızdan Ağza Suni Solunum: Hastanın burun delik­leri kapatılır, ağzı açılır ve ağızdan ağıza dışarı hava sızmayacak şekilde hava üflenir. Göğsün şiştiği gözlenir ve daha sonra havanın dışarı çıkması beklenir. İşleme hastanın kendi solunu­mu başlayıncaya kadar devam edilir

Holger Nielson Metodu, Holger Nielsen Tekniği: Hasta yüzü koyun yatırılır. Yastık olarak iki el başının altına konulur. Hastanın başı tarafında bir ya da iki diz yerleştirilir. Eller hastanın kürek kemiklerinin alt uçlarından aşağıda, parmaklar açık, baş par­maklar birbirine dokunur durumda konulur. Kollar tam gergin duru­ma getirilip baskı yapılır ve ciğer­lerdeki hava çıkarılır. Daha sonra eller kaydırılıp baskı kaldırılarak, hastanın dirseklerinden kavranıp, uygulayana doğru çekilir

Schaffer Yöntemi: Hasta yüzükoyun yatırılır. Tek kolu uzatılır ve başı bu kol tarafına çevrilir. Diğer kolu baş ile dik açı yapacak şekilde uzatılır. Hastanın dizleri üzerine oturulur ve her iki elle göğüs kafesi üzerine baskı yapılır. Baskı kaldırılınca dışarıdan akciğerlere hava girer. Dakika­da 15-20 civarında aynı uygulama tek­rarlanır. Bu yöntem hasta sırtüstü ya­tarken de uygulanabilir

Slyvaster Yöntemi: Yüzükoyun yata-mayan hastalara bu yöntem uygulana­bilir. Hastanın başı geriye çekilir ve yan çevrilir. Hastanın dirseklerinden tutula­rak kollar yukarı çekilir ve daha sonra yere doğru hastanın göğsüne kollar in­dirilerek baskı yapılır. Böylece akciğer­lere dolan hava dışarı çıkar.

Eve Yöntemi: Hasta yüzükoyun sed­yeye bağlanır. Sedye bir destekle tahtaravalli gibi aşağı yukarı sallanır. Küçük çocuklarda ilk yardımcı, kolları üzerinde bu uygulamayı yapabilir.

Gözde Yabancı Cisim, Göze Yabancı Cisim Kaçması

Günlük yaşantıda göze yabancı cisim çok sık kaçabilir. Küçük partiküllü cisimler batma, ağrı, gözde sulanma, kanlanma, ışığa bakamama meydana getirir. Kimyasal maddeler yakıcı, özel­likle korneada harabiyete yol açar. Pütürlü maddeler ise göz hareketi ile zedelenme yaparlar. Göz bir süre kapalı tutulursa artan göz yaşı ile yabancı cisim kendiliğinden dışarı atılabilir. İlk yardım olarak gözün bol su ile yıkanmasının çok büyük yararı olur. Hastanın yukarı bakması is­tenir ve içten dışa su lavajı yapılır. Daha sonra bir göz damlası damlatılarak gözün kapatılması yararlı olur. Göz kesinlikle ovulmamalı, bu durumda daha çok harabiyet oluşur. Göze kaçan katı partiküller göz kapağı çevrilerek temiz bir pamuklu çubukla veya mendille kuy­ruğa doğru çekilerek alınabilir. Eğer yabancı cisim göz yuvarlama gömülü ise uğraşılmadan göz kapatılarak doktora gönderilmelidir


Yabancı cisim kulakta, burunda, boğazda, gözde çok sık karşılaşılan bir durumdur. Zaman za­man çok acil ve tehlikeli durumlar ortaya çıkmaktadır. Evde, okulda, işyerinde hemen herkes günlük yaşantıda karşılaşabilir. Bilinçli ilk yardım ve acil tedavi hayat kurtarır. Yabancı cismin kaçtığı organa göre uygulamalar değişir.

Midede Yabancı Cisim, Mide Yabancı Cisim

Hastaların çoğunluğu yabancı cisim yutma hikayesi ile getirilir. Sıklıkla olayı gören biri vardır. Büyük çocuklar ise kendileri ifade edebilirler. Bazen bir şaşkınlık sırasında ağızda tutulan bir cismin kaybolması ile cismin yutulmuş olabileceği sanılabiiir. Bunun yanısıra küçük kemikler, balık kılçıkları, kabuklar, kürdan ve benzeri maddeler farkına varılmadan yutulabilir ve komplikasyon çıkıncaya kadar saptanamazlar. Yemek borusunda yabancı cisim çoğunlukla sıkıntı ve ağrı yapar. Cisim mideye geçinceye kadar göğüste ağrı hissedilir. Eğer cisim burada yer­leşirse öksürük, ateş, yutma güçlüğü, solunum yolu enfeksiyonu gelişir. Tanı uzun süre konul­maz ise ağır enfeksiyon tablosu gelişir. Mideye inen yabancı cisimlerin %90-95'i hiçbir sorun yaratmadan bağırsaklara geçer. Ancak barsak sisteminde de muhtelif kısımlarda takılması söz konusu olabilir. Radyoopak cisimler bağırsaklarda kolayca radyolojik inceleme ile gösterilir. Ye­mek borusundaki yabancı cisimler özefagoshopi ile cerrahi ile çıkarılır. Çıkarılamayan cisimler mideye itilebilir.

Mide ve daha aşağıdaki yabancı cisimlerin dışkı ile atılımı beklenir. Genelde bu süre 4-6 gündür. Bu sırada cisim radyolojik inceleme ile takip edilir. Bu sürede hastaya düzenli beslen­me uygulanır ve dışkının tamamı incelenir. Küçük, künt, yuvarlak cisimler genellikle kolayca atılır. Yabancı cisimlerin fizik etkileri yanı sıra kimyasal etkileri de göz önüne alınmalıdır.

Solunum Yolunda Yabancı Cisim Aspirasyon

Normalde yutma olayı sırasında küçük dil solunum yolunu kapatır. Yutkunurken ani nefes alma ağızdaki yabancı cisimin solunum yoluna kaçmasına neden olur. Madde, sıvı veya katı olabilir. Sıvı maddeler dışarı öksürükle atılabilir. Katı maddelerden küçük olanların bir kısmı atılabilir. Yabancı cisim daha aşağıda ise öksürükle atılma şansı yoktur. Yabancı cismin büyüklüğü, cin­si ve solunum yollarında bulunduğu yere göre hastada farklı tablolar bulunur. Hatta bazı hasta­larda ani ölümler söz konusu olabilir.

Yabancı cisim aspirasyonu karpuz çekirdeği, ay çekirdeği, leblebi, boncuk, fasulye ile sık ol­maktadır. Boğaza kaçan bir yabancı cisim sürekli geğirme, öksürük, korku ve heyecan yaratır. Yabancı cisim olayında en kısa sürede ve kesin olarak tanı koyma zorunluluğu vardır. Hastaların her an kaybedilebilme olasılığı nedeniyle hızla ilk yardım ve acil yardım planı yapılmalıdır.

Hikayede hasta yakınları yabancı cisim aspirasyonuna uyar bilgi verebilirler. Hikaye çok önem­lidir. Bazı hastalar günlerce zatürre, bronşit, alerji tanıları ile tedavi edilmiş olabilir. Aile yabancı cisim hikayesi veriyorsa, bulgular düşündürmese bile hasta bu yönden değerlendirilmelidir. Yabancı cisimlerden opak olanlar röntgen incelemesinde görülebilirler. Yemek borusunda ya­bancı cisim de solunum sıkıntısı yapabilir.


Aspire edilen yabancı cisim çıkarılmadığında çoğunlukla ölüme neden olur. Erken devrede ölmeyen çocuklarda zamanla zatürre, apse gibi geç komplikasyonlar ortaya çıkar.

Yabancı cisimlerden %25'inin öksürükle atıldığı gösterilmiştir. İlk yardımda hasta yan yatırılır ve sırtına vurulur. Bu sırada soluk verme olacağından cisim dışarı atılır. Cisim boğazda kalırsa elle çıkarılır. Küçük çocuklar ayak bileklerinden tutularak yukarı kaldırılırsa yabancı cisim dışarı sürüklenir. Baş aşağı vaziyet almış olan çocuğun sırtına basınç yapılması veya öksürmesi ile yabancı cisim dışarı atılır
Yabancı cisim yutakta ise işaret parmağı ile cisim alınabilir. Parmakla alınamayan durumda kişi karnından tutulur elle desteklenerek baş ve vücut öne doğru eğdirilir. Sırta vurma ile basınç yapılır. Yabancı cismin yerine ve cinsine göre hastanede müdahale edilmesi gerekebilir. Bronkoskopi ile solunum yolundan cisim çıkarılır

Buruna Yabanci Cisim Kacmasi Burunda

Buruna Yabancı Cisim Kaçması, Burunda Yabancı Cisim

Burunda yabancı cisim çocuklarda sık görülür. Burundan yabancı cismi çıkartmaya çalışmak veya geriye ittirmek tehlikelidir. Derin nefes alıp sümkürmesi istenilmelidir. Dışarıdan bastırmak burun içinde zedelenme, kanama yapabilir. Bu durumda etraftaki dokular şişer ve yabancı cisim daha çok oturur. Burun arka bölmesine ka­çan cismin geriye ve trakeaya (nefes borusuna) kaçma ihtimali vardır. Hastanın hayatı tehlikeye girer. Pek çok çocukta aksırma ve sümkürme ile burundan yabancı cisim atılır. Burunda uzun süre kalan yabancı cisim iltihaplı, pis kokulu burun akıntısına yol açar.

Kulakta Yabancı Cisim, Kulak Yabancı Cisim

Dış kulak, kulak kepçesi ve kulak kanalından meydana gelir. Dışkulak yolu, yönleri dışarı doru kulak kıllarıyla kaplı olup, bu kanala pek çok yağ bezi salgısı açılır. Kıllar ve yağ bezi salgıları yabancı cisimlerin içeri girmesine engel olmaya çalışırlar. Ancak bazı durumlarda kum, taş, küçük taneli şeyler, hububat ve böcekler kaçabilmektedir. Bu yabancı cisimler zamanla kulak ka­nalını tıkayarak sağırlığa neden olabilir. Kulakta yabancı cismin çeşidine göre belirtiler değişir. Geçen zamana göre işitme kaybı, kulak akıntısı gözlenir. Böcek girmiş ise vızıltı, hareketli bir şeyin varlığı hissedilir. Hasta şiddetli ağrıdan şikayet edebilir.

Kulakta ilk yardım da kulağa kaçan cisme göre değişir. Erişkinde kulak, kulak kepçesi yukarı dışa, çocukta aşağı dışa doğru çekilerek cisim görülmeye çalışılır. Kesinlikle toka, firkete, iğne ile çıkartılmaya çalışılmamalıdır. Hububat gibi şişen maddelerde su, gliserin damlatılırsa şişer ve çıkartmak zor olur. Böcek kaçmasında yağ damlatılarak yüzen böceğin dışarı çıkması sağlanabilir. Sert cisim kaçmasında, dokunulmadan hekime ulaştırmak gerekir.

İlk Yardim Bilgileri Anasayfa

Sargı Çeşitleri, Sargı Bezi Kullanımı

Ambulansta Bulunması Gereken Malzemeler

Ambulans Malzemeleri (Kapsamlı)

İlk Yardımda Gerekli Araç ve Gereçler

İlk Yardım Çantası Malzemeleri

İlk Yardım Acil Bakım Hizmeti

Kaza, Kazazede, Travma Hakkında

Sağlık Nedir, Hastalık Nedir

İlk Yardım Müdahalesi ve Hedefleri

İlk Yardım Nedir, İlk Yardımın Amaçları

Baygın Yatan Yaralıya İlk Müdahale

Solunum Durmasında İlk Yardım

Kalp Masajı, Kalp Hastalarında İlk Yardım

Şok ve İlk Yardım

Boğulmalarda İlk Yardım

Acil Bakım Ünitesi

İlk Yardım ve Acil Bakımda Asepsi ve Antisepsi

Dezenfeksiyon ve Sterilizasyon

Sedye ve Sedye Çeşitleri

Ambu Cihazı

Oksijen Tüpü

Enfeksiyon Kontrolü

Temel ve İleri Yaşam Desteği

Multipl Travmalar

Vertebral Yaralanmalar

Toraks Travmaları

Ekstremite Travmaları

Abdominal ve Üriner Bölge Travmaları

Yanıklarda Acil Yardım

Kardiyovasküler Aciller

Pulmoner Aciller

Çevresel Aciller

--Yabancı Cisimlerde İlk Yardım

Pediatrik Aciller

Metabolik Aciller

Kulakta Yabancı Cisim

Burunda Yabancı Cisim

Solunum Yolunda Yabancı Cisim

Midede Yabancı Cisim

Gözde Yabancı Cisim