Okul Sağğı Hizmetleri Ve Hemşireliği


Okul sağlığı hizmetleri bir sağlık ekibi ile sunulur. Sağlık ekibi; doktor, hemşire, idareci, öğretmen, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, veli, diş hekimi meslek gruplarından oluşur. Öğrencinin sağlığının ilk sorumlusu ailesi olsa da sağlığın korunması ve geliştirilmesinde, öğretmen de anahtar rol oynar. Öğretmen ve öğrencinin birlikte geçirdiği süre dikkate alındığında, doğru sağlık alışkanlıklarını etkili bir şekilde meydana gelişini sağlamak için yeterli olduğu değerlendirilebilir. Sağlıklı bir okul yaşantısının gerçekleştirlmesi, öğretmenin konu ile ilgili tutumları ile ilşkilidir. Öğretmenin sağlık hakkındaki bilgileri, görüş ve davranışları okul sağlığı hemşiresinin hazırlayıp yürüteceği sağlık eğitim programının başarısında da büyük rol oynar. Sağlıktan sapma durumlarını bilen öğretmen sağlık durumunda değişme olan öğrenciyi fark edip hemşireye ya da doktora yönlendirir, bu durumda erken teşhis ve tedavi için olanak sağlar. Öğretmenlere, bu yeteneği kazandırma sorumluluğu ise yine hemşireye ya da doktora aittir. Öğretmen, hemşire ve doktor arasındaki sıkı işbirliği her öğrencinin sağlığı açısından değer taşır.


Toplumun birçok alanında görev yapan hemşirelerin okul sağlığını koruma, geliştirme ve sürdürme faaliyetlerinde de pek çok sorumluluğu vardır. Bu faaliyetler kapsamında; okulda görev yapan personelin ve öğrencilerin sağlığını korumak, sürdürmek ve geliştirmek için; eğitici, danışman, araştırıcı, savunucu, lider vb bağımsız rollerini kullanabilir. Öncelikle kendisi sağlıklı bir yaşam biçimini benimsemeli ve hizmet verdiği gruba rol modeli olmalı daha sonra sağlık eğitimi verdiği öğretmenler aracılığıyla dolaylı kendi sağlık eğitim programları ile de direk olarak öğrenciye ulaşmalıdır. Aldığı eğitim ve bilgileri ile yeterli sağlık donanımına sahip hemşire; öğrenci ve ailesi ile iletişimde olup öğrenci vasıtalı ile de topluma ulaşmalı toplumun sağlık açısından kalkınmasına yardımcı olmalı ve “sağlıklı toplum” çıktısına ulaşmak için çaba göstermelidir



Okul sağlığı çalışmalarında, sağlık personeli, öğretmenler, veliler, toplum ve sektörler arası işbirliği sağlanmalı; bu işbirliği planlama, uygulama ve finansman konularında da sürdürülmelidir.


http://zehirlenme.blogspot.com

Adölesan Dönemi Sağğı



Adölesan Dönem ve Sağğı Geliştirme



Latincede “olgunlaşma evresi” anlamına gelen Adölesan dönem bireylerin; fiziksel, sosyal ve entelektüel özeliklerini geliştirerek yetişkin rol ve sorumluklarına hazırlandığı, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olarak adlandırılır. 10–19 yaş grubunu “adölesan dönemi” olarak tanımlayan Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre; Dünya nüfusunun 1/5’i (~1.2 milyar), Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003 (TNSA 2003) verilerine göre de Türkiye nüfusunun 1/5’i (~14.6 milyon) adölesan yaş döneminde bulunmaktadır. 10-12 yaş erken adölesan dönem olarak kabul edilir



Bu dönem boyunca adölesanlar; fiziksel ve seksüel olgunluğa ulaşırlar, mantık süreçlerini geliştirirler, eğitim ve iş ile ilgili kararlara alırlar. Hızlı biyolojik, bilişsel, psikososyal gelişimlerin yaşandığı bu dönem, bireylere sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını kazandırma ve riskli sağlık davranışlarından korumak için kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Çünkü yaşam tarzını ve sağlıklı olmayı belirleyen birçok değişkene ilişkin temeller bu dönemde atılmaktadır ve kazanılan sağlık davranışları bireyin tüm yaşamını etkilemektedir. Yeniliğe, değişime, gelişmeye en uygun olan bu yaş grubuna, sağlığı geliştirme yöntemleri ile sağlığı öğreterek ve olumlu sağlık davranışları kazandırarak adölesan sağlık düzeyi yükseltilebilir



Adölesanlarda morbidite ve mortalite oranları, birçok ülkede öncelikli ve endişe duyulan önemli bir alandır (10). Son 30 yılda, adölesan ölüm nedenleri; enfeksiyon hastalıklarından kaynaklanan nedenlerden, kazalara, intiharlara, güvenli olmayan cinsel deneyimler sonucu oluşan gebelikler ve hastalıklar ile diğer olumsuz sağlık davranışlardan kaynaklanan hastalıklara doğru yön değiştirmiştir. Adölesan sağlık davranışları ile yapılan pek çok literatür adölesanların, kazalar, şiddet, sigara ve alkol kullanımı, adölesan gebelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, obezite ve fiziksel inaktivite gibi riskli sağlık davranışlarına odaklanmaktadır. Çok az araştırmada adölesanların, sağlığı geliştirme davranışlarının risk boyutu tartışılmaktadır . CDC’nin, adölesanlar için belirlemiş olduğu riskli sağlık davranışlarını, sigara, alkol ve madde kullanımı, sağlıksız beslenme, yetersiz fizik aktivite, cinsel davranışlar ve şiddete bağlı davranışlardır.



Adölesan dönemde görülen en önemli, mortalite ve morbidite nedenlerinden biri, madde suistimalleridir. Bu maddelere çoğunlukla adölesan dönemde başlanmakta ve kolayca yetişkinlik döneme taşınan bir alışkanlık haline gelmektedir. CDC’nin 2005 yılında yaptığı sürveyans araştırmasında; her yıl meydana gelen 440.000 ölümün sigaraya bağlı olarak geliştiği ve önlenebilineceği bildirilmektedir. Sigara kullanımı kalp hastalığına, kronik obsturiktif akciğer hastalığına, akut solunum yolu hastalıklarına, akciğer, larenks, farenks, pankreas, serviks kanserlerine, yakalanma riskini yükseltir. Bu duruma ek olarak sigara kullananlar kullanmayanlara göre alkol ve uyuşturucu madde kullanma, şiddet olaylarında bulunma, silah taşıma ve intihar girişiminde bulunma açısından daha riskli bir gruptur.



Alkol kullanımı bağımlılık yapması nedeniyle uzun vadede sağlığı olumsuz yönde etkiler. Adölesanda sistemler tam olarak olgunlaşmadığı için az miktarlarda alkol alınması halinde bile kolayca toksik etki gelişebilir. Amerika’da 2004 yılında meydana gelen ölümcül motorlu taşıt kazalarında, 20 yaş altındaki sürücülerin % 20’sinin kan muayenesinde alkol olduğu tespit olmuştur. Bahsedilen nedenlerden dolayı, adölesanda alkol kullanımı özellikle ele alınması gereken bir konu olarak düşünülmektedir.



CDC’nin sürveyans sistemi için kullandığı riskli sağlık davranışları ülkemize de uyarlanarak birçok eğitim kurumunda adölesan gruplara yapılan araştırmalarda kullanılmıştır. Böylece bu eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin riskli sağlık davranışları belirlenmiştir.



Adölesanlarda dönemsel özelliklere bağlı olarak gelişen fizyolojik ve psikolojik değişiklikler, psikososyal düzeyde bazı sorun olabilecek davranışlara da yol açmaktadır. Özellikle adölesanlar, bağımsızlık kazanmak ve yeni statüler edinmek için aileden duygusal olarak uzaklaşıp kendisine yeni ortamlar aramaktadırlar. Adölesanların içerisine girdikleri yeni ortamlarda kendini ispat çabaları, yeni deneyimlerle birlikte yeni sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Bu arayışlara bağlı olarak adölesanlarda morbidite ve mortaliteye neden olabilecek riskli davranışlar gelişebilmektedir.



Adölesan yaş grubu sağlık ekibi ile birlikte mutlidisipliner yaklaşımla ele alınması gereken, sağlık açısından yüksek riskli bir gruptur. Birçok araştırma göstermektedir ki, bu dönemde kazanılan riskli davranışların önüne geçilebilirse adölesan sağlını geliştirmek mümkün olacaktır. Bir başka deyişle adölesanın fiziki çevre koşullarını iyileştirmek, iyi bir beslenme eğitimi sağlamak, bulaşıcı hastalıklardan ve kazalardan korumak, sağlık eğitimi ile beden ve ruh sağlığını korumak, onlara değer vererek ve dinleyerek yaşamla ilgili sorunlarına eğilerek, sigara ve madde kullanımlarından uzaklaştırarak sağlıkları geliştirilebilir. Erken adölesan dönemden itibaren adölesanlara sağlığı geliştirme ile ilgili verilecek olan basit-net, neden ve sonucu açıklayan, düşündürmeye yönelik mesajları içeren sağlık eğitimleri sayesinde onları bu dönem boyunca karşılaşacakları risklerden, birçok kronik hastalıktan korumaya ve yaşam kalitesini artırmaya yardım edecektir.



Ülkemizdeki adölesan nüfus değerlendirildiğinde, sağlıklı davranışların kazandırılması için eğitim gereksinimi olan büyük bir grubun var olduğu görülmektedir. Adölesan sağlığını korumak, geliştirme ve sürdürmek için yapıcı stratejilere ve programlara ihtiyaç olduğu açıktır. Adölesanın bu gereksiniminin karşılanması için yapılacak girişimlerin ise okul eğitimi kapsamında yer alması bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Sağlığı korumak, sürdürmek ve geliştirmek için adölesana verilen eğitim, onların gelecekteki yaşamlarını da etkileyerek olumsuz sağlık davranışlardan uzaklaşmasını ve sağlıklı davranışları kazanmasını sağlar ve gelecekte sağlıklı toplumlar oluşturulmasını destekler.



Okul dönemi ve yaşı; yaşam içinde önemli bir dönemdir. Aileden sonra ilk sosyalleşme yeri okul olarak bilinir ve 6-22 yaş arasını kapsar. Bu yaş grubu arasında büyük payı da adölesan çağdaki bireyler oluşturur. Okul sağlığı hizmetleri: “öğrencilerin ve okul personelinin sağlığının değerlendirilmesi, geliştirilmesi ve sürdürülmesi, öğrenciye ve dolayısı ile topluma sağlık eğitimi verilmesi için yapılan çalışmaların tümü” olarak tanımlanmaktadır. Okullar özel sosyal ve fiziksel çevre ile uygun öğrenim ortamı içinde öğrencilerin yetiştirilmesini ve yetişkinliğe hazırlanmasını sağlayan kuruluşlar olup bireyin üst seviyede biyolojik ve psikolojik gelişimini, kültür değişimini sağlayan sistemlerinde başındadır. Okul döneminde benimsetilecek sağlık bilgisi ve davranışların kalıcılığı gelecek toplumların sağlık düzeylerini belirlemede kaçınılmaz bir gerçektir.



Okul çağındaki bireyler; bu yaş grubu özellikleri ile paralel olarak öğrenmeye ve kişilik biçimlenmesine açık olup sürekli büyüme ve gelişme süreci içerisindedirler. Okullar, toplu halde yaşanan özellikte olmaları nedeniyle pek çok faktör öğrencilerin bedensel ve ruhsal sağlığını etkiler. Çocukların bir arada bulunmaları ve sağlıkla ilgili bilgi, tutum ve davranışları daha çok burada kazanmaları, bu dönemin önemini daha da artırmaktadır. Kötü beslenme, alkol, uyuşturucu kullanma gibi tehlikeli olumsuz davranışlar da çoğunlukla okul döneminde başlamaktadır ve pek çoğu yetişkin döneme taşınmaktadır. Etkili bir sağlık eğitimi ve okul sağlığı hizmetleri ile öğrenciler bu alışkanlıklardan uzaklaştırılıp yerine sağlıklılarını korumak için gerekli bilgileri öğrenerek, sağlığın önemini anlayarak, sağlıklarını en üst düzeyde tutacak davranışları kazanarak, sağlıkları için gerekli deneyimleri benimseyerek okul çağındaki bireylerin sağlıkları geliştirebilirler.



Ülkemizde 1930 yılında çıkarılan 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Yasası ile okul sağlığı ile ilgili ilk girişimler başlamış 154 sayılı yönerge ile de sağlık hizmetlerinin sosyalleştirildiği bölgelerde okul sağlığı hizmetlerinin yürütülmesinin sorumluluğu sağlık ocağı hekimine ve personeline verilmiştir (47). 28.5.1982 tarih ve 17707 sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Sağlık Eğitim Merkezleri Yönetmeliği ile Sağlık Eğitim Merkezlerinin amaç, kuruluş, yönetim ve eğitim işleriyle bu kurumlardaki görevlilerin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin temel konuları kapsamı belirtilmiş ve okul sağlığı hizmetlerinin nasıl yürütüleceği açıklanmıştır.


Dünya Sağlık Örgütü 1995 yılında, okullarda sağlığı geliştirmek için düzenlenmesi gereken 6 ana konu başlığını belirlemiştir. Bu konular;



1. Okul sağlığı politikaları


2. Okulun fiziksel çevresi


3. Okulun sosyal çevresi


4. Okul ile toplum arasındaki ilişkiler 5.Personelin sağlık bilgisi ve becerisi geliştirme 6. Okul sağlık sevisi yapılanması.


http://zehirlenme.blogspot.com