Migren Hastalığı, Migren Tedavisi Şifalı Bitkilerle

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Lavanta çiçeği, Melek otu, Fesleğen, Böğürtlen, Biberiye, K. Şeker

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Lavanta çiçekleri kaynar suda demlendikten sonra süzülür. El­de edilen sıvıdan yatmadan önce baş ve boyun kısmına masaj yapılır.

Melek otu ve fesleğen kurutulduktan sonra dövülerek ezilir. Elde edilen karışım süzüldükten sonra dinlendirilir. Dinlendirilen sıvı­ya şeker ilâve edilerek, şerbet kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan şerbetten yatmadan önce bir bardak içilir.

Böğürtlen yemişinin olgunlarından bir avuç, biberiye bitkisi­nin yaprakları ile birlikte yarım saat süreyle kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıdan, ıslatılan pamuklu bir bezle alın ve şakaklara masaj ya­pılır.

Mide Usutmesi Bebeklerde Tedavisi

Mide Üşütmesi, Çocuklarda Mide Üşütmesi Tedavisi Bitkisel Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Havlican, Yabani yulaf, Yıldız çiçeği (Ayı kulağı), Şam fıstığı, Zencefil, Kuşburnu pekmezi

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Havlican bitkisinin kökü, dövülüp ezildikten sonra yıldız çi­çekleri ile birlikte on beş dakika süre ile suda kaynatılır. Süzülerek el­de edilen posaya yulaf unu karıştırılarak lapa kıvamına gelinceye ka­dar yoğrulur. Hazırlanan lapa, yatmadan önce ısıtılarak midenin üze­rine konup sarılır.

Havanda dövülerek ezilen şam fıstıkları, süt otu ile birlikte ya­rım saat süreyle kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıya, şurup kıvamı­na gelinceye kadar, kuşburnu pekmezi ilâve edilerek karıştırılır. Ha­zırlanan şuruptan, rahatsızlık süresince günde üç fincan ısıtılarak içi­lir

Mide Şişmesi, Miğde Şişmesi Bitkilerle Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Isırgan tohumu, Sarımsak, Sumak, Arpa, Papatya, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Isırgan tohumu, közde pişirilmiş sarımsak ile birlikte dövüle­rek ezilir. Ezilen karışıma, macun kıvamına gelinceye kadar, sumak ilâve edilerek süt ile yoğrulur. Rahatsızlık süresince, hazırlanan bu macundan günde üç-beş çorba kaşığı yenir.

Isırgan tohumu, haşlanmış arpa taneleri ile birlikte dövülerek ezilir. Elde edilen karışım muhallebi kıvamına gelinceye kadar bal ilâ­ve edilerek karıştırılır. Hazırlanan muhallebiden, rahatsızlık süresince yemek aralarında yarım kâse yenir.

Papatya çiçekleri üzerine kaynar su dökülerek yarım saat sü­reyle demlenmeye bırakılır. Sıkılarak elde edilen sıvıya, şurup kıva­mına gelinceye kadar, bal ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan şerbet­ten tedavi süresince günde üç bardak içilir.

Mide Kanamasi Tedavi Bitkisel Tedavi

Mide Kanaması Tedavi, Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Patlıcan, Pirinç, Ekşi nar, Susam, Sefercel çiçeği, Badem unu, Sirke, Pekmez

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Patlıcan bir gün süre ile sirkeli suda bırakılarak dinlendirilir. Dinlendirilen patlıcan dilimlenerek pirinçle birlikte suda pişirilir. Sı­kılarak elde edilen posa, lapa kıvamına gelinceye kadar dövülmüş ek­şi nar taneleri ile karıştırılarak yoğrulur. Rahatsızlık süresince hazırla­nan lapadan bol bol yenir.

Hastalık süresince ekşimiş nar, bal ve hazırlanan pirinç çorba­sı bol bol yenir.

Susam daneleri, sefercel çiçeği ile birlikte dövülerek ezilir. El­de edilen karışım, sirkeli suda pişirildikten sonra sıkılarak süzülür. Sü­zülen posa, macun kıvamına gelinceye kadar badem unu ilâve edile­rek pekmezle yoğrulur. Hastalık süresince, bu macundan yemeklerden sonra iki çorba kaşığı yenir.

Mide Bulantısı İçin, Çocuklarda Mide Bulantısı Bitki, Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Dere otu, Misk otu, Güneş gülü (çiğ otu), Limon kabuğu, Nane, Aslanpençesi otu, Şeker, Damla sakızı otu

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Damla sakızı çiçekleri, dere otu tohumlan ile birlikte demlenir. Süzüldükten sonra elde edilen karışımdan, bulantı esnasında bir fin­can ısıtılarak içilir.

Hazırlanan misk otu tentüründen, üç-beş damla kesme şeker üzerine damlatılır. Bulantı esnasında, hazırlanan tentürlü şeker ağıza alınarak emilir.

Kurutulmuş güneş gülü, kaynar suda demlendikten sonra sıkı­larak süzülür. Süzülerek elde edilen sıvıya rendelenmiş limon kabuğu ve dövülmüş nane ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan bu karışım­dan, bulantı esnasında bir fincan içilir.

Aslan pençesinin kök ve yapraklan, kaynar suda yarım saat sü­re ile kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıdan, rahatsızlık süresince kahvaltıdan önce bir fincan içilir.

Mide Karin Agrisi Bitkisel Tedavisi

Mide Ağrısı, Mide Karın Ağrısı İçin Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Amber kabuğu, Ağulu kök,. Atkuyruğu otu, Amberbaris, Papatya tohumu, Bakla unu

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Amber kabuğu ve ağulu kök yarım saat süre ile suda haşlandık­tan sonra süzülür. Elde edilen sıvıya dövülmüş papatya tohumu ilâve edilerek şurup kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan bu ka­rışım tatlandırılmadan ve rahatsızlık süresince yemeklerden sonra bir fincan içilir.

Atkuyruğu kökü veya meyveleri ince ince kıyılarak demlenir. Süzülerek elde edilen sıvı bir kaba doldurularak dinlendirilir. Dinlendi­rilen bu sıvıdan rahatsızlık süresince sabah ve akşam birer fincan içilir.

Amberbaris meyveleri ezilerek posa haline getirilir. Elde edilen posaya, bakla unu ilâve edilerek macun kıvamına gelinceye kadar yoğ­rulur. Hazırlanan macundan yemeklerden önce günde üç kaşık yenir.

Liziz, Ateş Düşmesi, Ateşin Düşmesi Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Lonas çiçeği, Su teresi, Şevket otu, Okaliptüs, Sirke, Şeker

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Lonas çiçekleri toplanıp kurutulduktan sonra üzerlerine kay­nak su dökülerek demleme sağlanır. Süzülerek elde edilen sıvı şerbet kıvamına gelinceye kadar şeker ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan bu şerbetten günde üç bardak içilir.

Su teresi otu ile şevket otu, sirkeli bir kapta bir gün süre ile emilmeye bırakılır. Sıkılarak elde edilen sıvıdan yemeklerden önce iki çorba kaşığı içilir.

Okaliptüsün yapraklan kıyıldıktan sonra, yirmi dakika süre ile kaynar suda bekletilir. Süzülerek elde edilen sıvıdan hastalık süresin­ce yemekten önce ve sonra yarımşar fincan ısıtılarak içilir.

Linit, Mide Şişmesi Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Rezene, Kızıl kantaron, Nane, Biberiye, Papatya, Menekşe

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Rezene bitkisinin yaprakları, kızıl kantaron çiçekleri ile birlikte demlenir. Süzülerek elde edilen sıvı ağzı kapanan bir kaba dolduru­larak kırk sekiz saat süre ile güneş görmeyen serin bir yerde bekleti­lir. Arada bir çalkalandıktan sonra bu karışımdan, yatmadan önce bir fincan içilir.

Nane yaprakları ile biberiye bitkisinin çiçekleri, birlikte on da­kika süre ile sıcak suda demlenir. Süzülerek elde edilen sıvı, ağzı ka­panan bir kaba konarak serin bir yerde bir gün bekletilir. Bekletilen sı­vı, tekrar süzüldükten sonra bu karışımdan günde üç fincan içilir.

Papatya veya menekşenin kurutulmuş çiçekleri havanda dövü­lerek elenir. Elenen toz, kaynak suda on dakika süre ile bekletildikten sonra, ince bir tülbentte süzülür. Süzülerek elde edilen sıvıdan kahval­tıdan önce bir fincan içilir.

Liken Hastalığı (Zorunlu Kaşıntı) Liken Deri Hastalığı Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Dulavrat otu, Ebegümeci, Ardıç meyvesi, Kırlangıç otu, Susam yağı, Gül suyu

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Dulavrat otu, ebegümeci ve ardıç meyveleri yarım saat kayna­tılır. Süzülerek elde edilen sıvıdan rahatsızlık süresince günde üç fin­can içilir.

Cilt sabunla yıkanıp temizlendikten sonra, vücut günaşırı su­sam yağı ile ovulur ve kaşınan mahale kırlangıç otu melhemi sürülür.

Kırlangıç otunun yaprakları kurutulduktan sonra dövülerek toz haline getirilir. Elenen toza, krem kıvamına gelinceye kadar susam ya­ğı ilâve edilerek yoğrulur. Hazırlanan krem gül suyu ile birlikte hasta mahale sürülür.

Liken Deri Hastalığı (Zorunlu Kaşıntı) Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Linit Mide Şişmesi Hastalığı Bitkisel Tedavisi

Liziz Ateş Düşmesi Hastalığı Bitkisel Tedavisi

Mide Karın Ağrısı Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Mide Bulantısı Tedavisi İçin Bitkisel Tedavi

Mide Kanaması Hastalığı Bitkisel Tedavisi

Mide Şişmesi Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Mide Üşütmesi Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Migren Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Kuduz Hastalığı Tedavisi, Kuduz Hastalıkları Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Çavşir otu, Kuduz otu, Sedef çiçeği, Acı badem, Bakla, Yaş incir, Bal, Zeytinyağı

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Çavşir otu yaş incirle dövülüp ezildikten sonra, melhem kıva­mına gelinceye kadar zeytinyağı ile karıştırılıp yoğrulur. Elde edilen bu melhemden ışınlan yere sarılır.

Kuduz otu ve sedef çiçeği dövülerek ezilir. Elde edilen lapaya tuz ve bal ilâve edilip macun kıvamına gelinceye kadar karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan bu macundan hastaya tedavi süresince yemekler­den sonra bir çorba kaşığı yedirilir.

Acı badem ve bakla suda kaynatıldıktan sonra süzülerek ezilir. Hazırlanan bu karışıma bir miktar tuz ilâve edildikten sonra lapa kıva­mına gelinceye kadar bakla unu ile karıştırılarak yoğrulur. Elde edilen lapa ışınlan yere sarılır.

Kolera Hastalığı Tedavisi, Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Semiz otu, Kına, Fındık (kavrulmuş), Patates, Muz, Bal, Pekmez

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Semiz otu suda pişirilir. Süzülerek elde edilen sıvı, şurup kıva­mına gelinceye kadar pekmez ile karıştırılır. Hazırlanan bu şuruptan günde üç bardak içilir.

Kavrulmuş fındık, kına ile birlikte dövülerek ezilir. Elde edi­len karışım pekmezle karıştırıldıktan sonra yemek araları bir kaşık ye­nir. Bu küre bir süre devam edilmelidir.

Patates haşlanarak yenilebileceği gibi, muzla birlikte ezilir. El­de edilen lapa bal ile karıştırılarak macun haline getirildikten sonra günde üç çorba kaşığı yenir.

Koleraya karşı önlem almak için bol bol muz yenmelidir.

Kanser Hastalığı Bitkilerle Tedavisi, Bitkisel Tedavi Kanser Hastalığı İçin

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Salkım söğüt, Nar, Karabaş otu (Keşiş otu), Domalan mantarı, Zakkum, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Salkım söğüdün kurutulmuş yapraklarından yakılarak elde edi­len kül, macun kıvamına gelinceye kadar bal ile yoğrulur. Hazırlanan bu macundan tedavi süresince kahvaltıdan önce bir çorba kaşığı yenir.

Narın kök kabukları suda yarım saat kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıya ezilmiş domalan mantarından ilâve edilerek lapa kıvamı­na gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan lapadan yemekten önce bir çorba kaşığı yenir.

Karabaş otunun kök ve yaprakları saf suda yirmi dakika kay­natılır. Süzülerek elde edilen sıvıdan yemek arası bir çay bardağı içi­lir. Bu tedaviye en az iki ay devam edilmelidir.

Karabaş otundan elde edilen posaya ufalanmış söğüt ve zakkum yaprakları ilâve edilerek macun kıvamına gelinceye kadar bal ile yoğru­lur. Hazırlanan bu macundan yemekten önce bir çorba kaşığı yenir.

Kangren Hastalığı Tedavisi, Gizli Kangren ve Bitkisel Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Sarımsak, Meyan kökü, Arpa, Mercimek, Maydanoz, Biberiye, Buğday, Zeytinyağı

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Meyan kökü, kurutularak sarmısakla birlikte dövülür. Elde edilen posa pomad kıvamına gelinceye kadar arpa unu ilâve edilerek zey­tinyağı ile yoğrulur. Hazırlanan bu pomaddan günaşırı yaraya sürülür.

Mercimek, maydanozla birlikte havanda dövülerek ezilir. Ha­zırlanan karışım arpa suyu ile yoğrularak melhem kıvamına getirilir. Elde edilen bu melhemden yaranın üzerine sürülür.

Biberiye, kurutulduktan sonra dövülerek toz haline getirilir. Ha­zırlanan toz, melhem kıvamına gelinceye kadar buğday suyu ile yoğru­lur. Pansumandan sonra hazırlanan bu melhemden yaraya sürülür.

Lösemi Kan Kanseri Hastalığı Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Kekik, Çavdar unu, Isırgan tohumu, Karabaş otu, Sirke, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Kekik, suda kaynatıldıktan sonra süzülerek bir süre dinlendiri­lir. Dinlendirilen kekik suyuna bir miktar sirke karıştırılarak tekrar kaynatılır. Elde edilen sıvıya sarımsak suyu ilâve edilerek yemekten sonra bir fincan içilir.

Çavdar unundan lapa yapılır. Hazırlanan bu lapadan tedavi sü­resince yemek arası iki çorba kaşığı yenir.

Isırgan tohumu ile karabaş otunun çiçekleri dövülerek ezilir. Elde edilen karışım, şurup kıvamına gelinceye kadar sulandırılmış bal ile karıştırılır. Hazırlanan bu şuruptan tedavi süresince yemeklerde bir fincan içilir.

Isırgan otunun tohumlan, bal ile karıştırılarak ezilir. Elde edi­len karışım macun kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan bu macundan günde üç çorba kaşığı yenir.

Kalp Çarpıntısı, Kalp Çarpıntıları Tedavisi Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Lebak ağacı, Ballıbaba çiçeği, Tarçın kabuğu , Turunç, ağacı (merkep turuncu)

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Lebak ağacının yaprakları suda kaynatıldıktan sonra meydana gelen buharı rahatsızlık süresince koklanır.

Ballıbaba bitkisi suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıdan
yemek esnasında ısıtılarak bir fincan içilir.

Tedavi süresince yemekten sonra turunç ağacının ekşi meyve taneleri bol bol yenir.

Rahatsızlık esnasında bir parça tarçın kabuğu ağıza alınarak çiğnenir.

Kalp Ağrısı, Kalp Ağrısı Hastalığı Halinde Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Ada çayı, Ihlamur, Katırtırnağı çiçeği, Civan perçemi, Sarımsak, Akdiken yaprağı

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Ada çayı ve ıhlamur karışımından bir demleme yapılır. Süzü­lerek elde edilen karışımdan sabah-akşam bu demlemeden birer bar­dak içilir.

Akdiken yaprağı, kırlangıç otu yaprak ve kökü ile katırtırnağı çiçeği suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıdan kalp üzerine sık sık kompres yapılır.

Civan perçemi kaynak suda on beş dakika bekletilerek demlenir. Süzülerek elde edilen sıvıya sarmısak suyu ilâve edilerek karıştırılır. Ha­zırlanan sıvıdan ısıtılarak akşam yatmadan önce bir fincan içilir.

Kasilma Hastaligi İspazmoz Tedavisi

Kasılma Hastalığı, Kasılma Tedavisi, Bebeklerde Kasılma Bitkisel Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Ebe gümeci, Ihlamur, Gelincik, Akdiken, Öküzgözü otu, Menekşe, Sığır kuyruğu otu, Şeker

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Ebe gümeci, sığır kuyruğu ve ıhlamur kaynar suda on beş dakika demlendikten sonra süzülür. Elde edilen karışıma gelincik tozu ilâve edilerek şurup kıvamına gelinceye kadar şeker ile tatlandırılarak karıştırılır. Hazırlanan şuruptan bir fincan içilir.

Akdikenin kurutulmuş çiçekleri ile öküzgözü otu kaynar suda on beş dakika demlenir. Süzülerek elde edilen karışım şeker ile tatlan­dırılarak şerbet kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan şer­betten, doktor gelinceye kadar bir bardak içirtilir.

Menekşe ve ıhlamur kaynar suda on dakika demlendikten son­ra süzülür. Elde edilen karışımdan ısıtılarak bir fincan içilir.

İshal Hastaligi Bitkisel Tedavisi

İshal Bitkisel Tedavi, Bitkilerle İshalin Tedavisi
Çocuklarda Bebeklerde İshal hastalığı Tedavisi

Bulunması Gereken,Şifalı Bitkiler: Cavşir otu, Kadife çiçeği, Ilgın çiçeği (katır çiçeği), Katuna, Elma, Gül yağı, Gül suyu

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Cavşir otu kaynar suda yarım saat bekletilir. Süzülerek elde edilen sıvıya gül suyu ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan bu karı­şımdan tedavi süresince günde üç bardak içilir.

Ilgın çiçeğinin yaprakları sıcak suda haşlandıktan sonra süzü­lür. Elde edilen sıvıya gül suyu karıştırılarak içilir.

Kadife çiçeğinin tohumları kavrulup yemekten sonra gül yağı ile içilir.

Katuna daneleri orta ateşte kavrulur. Gül yağı ile birlikte içilir.

Soyulmuş elma kabuklan suda kaynatıldıktan sonra süzülür. Elde edilen suyu süzülerek bir kavanoza konarak dinlendirilir. Dinlen­dirilen bu sıvıdan günde üç bardak içilir.

İdrar Yollarında İltihap, İdrar Yolları İltihaplanma Bitkisel Tedavisi

Gereken Şifalı Bitkiler: Arpa, Papatya, Kereviz, kenevir tohumu, Katır kuyruğu

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Arpa, suda bir süre kaynatılır. Süzülerek elde edilen suyu teda­vi süresince sabahları aç karına bir bardak içilir.

Papatya ve kereviz suda haşlandıktan sonra süzülür. Elde edi­len sıvı hastalık süresince yemeklerden sonra bir fincan içilir.

Kenevir tohumu suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen su teda­vi süresince sabahları aç karına bir fincan içilir.

Katırkuyruğu bitkisinin taneleri suda kaynatılır. Sıkılarak elde edilen sıvı bir gün dinlendirilir. Tekrar süzüldükten sonra yeniden ısı­tılır. Hazırlanan sıvıdan yemek arası bir fincan içilir.

İdrar Yanması, İdrar Yaparken Yanma ve Bitkisel Tedavisi
İdrar Yanması İçin Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Semiz otu, Lahana, Turp, Karpuz, Siyah nohut, Havuç tohumu, Şalgam Tohumu, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Semiz otu suda kaynatılır. Süzüldükten sonra yemek esnasın­da bir fincan ılık olarak içilir.

Lahana suda haşlandıktan sonra suyu süzülür. Elde edilen sıvı­dan yemek esnasında bir fincan, sabah-akşam aç karma birer bardak içilir.

Rendelenmiş turp ve siyah nohut birlikte kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı dinlendirildikten sonra hastalık süresince günde iki bardak soğutularak içilir.

Bol bol karpuz suyu içilir.

Havuç tohumu, şalgam tohumu ve lahana tohumu bal ile karış­tırılarak ezilir. Bu karışımdan, macun kıvamına getirildikten sonra hastalık süresince günde üç çorba kaşığı yenir.

İdrarda Kan, İdrardan Kan Gelmesi Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Kuru incir, Badem, Dere otu, Karpuz, Muz, Ölü çiçeği, Sarımsak, Sirke, Zeytinyağı

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Kuru incir ve badem havanda dövülerek ezilir. Hazırlanan karışıma şeker ilâve edilerek macun kıvamına gelinceye kadar karıştın--lir. Elde edilen macundan sabah-akşam bir çorba kaşığı yenir.

Dere otu, karpuz ve muz hastalık süresince her gün devamlı yenir.

Ölü çiçeği sirke içinde on dakika kaynatılır. Süzüldükten son­ra elde edilen sıvıdan hastalık süresince günde üç fincan içilir.


Sarımsak dövülüp ezildikten sonra suda pişirilir. Sıkılarak el­de edilen sıvıya zeytinyağı ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan sıvı bir gün dinlendirildikten sonra tekrar süzülür. Tedavi süresince bu sı­vıdan günde iki fincan içilir.

İdrar Akıntı, İdrar yollarında Akıntı ve Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Beyaz hardal (İngiliz hardalı), Pirinç unu, Üvez, Salep, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Beyaz hardal meyvesi dövülerek ezilir. Pirinç unu ve bal ilâve edilerek hazırlanan macundan yemekten önce bir kaşık yenir.

Üvez meyvesi suda pişirildikten sonra süzülerek dinlendirilir. Elde edilen sıvı şerbet kıvamına gelinceye kadar süzme bal ilâve edi­lerek karıştırılır. Hazırlanan şerbetten, hastalık süresince ısıtılarak içi­lir.

Salep otu, hastalık süresince süt ve pirinç unu ile karıştırılarak lapa yapılır. Hazırlanan lapa yemek aralarında yenir.

İdrar Akıntısı, İdrar Yollarında Akıntı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

İdrarda Kan, İdrardan Kan Gelmesi Şifalı Bitkilerle Tedavisi

İdrar Yanması Şifalı Bitkilerle Tedavisi

İdrar Yollarında İltihaplanma Bitkisel Tedavisi

İshal Hastalığı Bitkisel Tedavisi

Kasılma Hastalığı (İspazmoz) Bitkisel Tedavisi

Kalp Ağrısı Tedavisi Şifalı Bitkilerle

Kalp Çarpıntısı Tedavisi Bitkilerle Tedavi

Kan Kanseri (Lösemi) Hastalığı Bitkisel Tedavisi

Kangren Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Kanser Hastalığı Bitkilerle Tedavisi

Kolera Hastalığı Alternatif Tıp Tedavisi

Kuduz Hastalığı Alternatif Bitkisel Tedavisi

Hayvan İsirmalari Bitkisel Tedavisi

Hayvan Isırmaları, Hayvan Sokması Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Havuç, Sarımsak, Ceviz, Soğan, Kokulu yonca, Sirke, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Ceviz ve soğan dövülerek ezilir. Hazırlanan karışım sirke ile yoğrularak melhem kıvamına getirilir. Hazırlanan bu melhemden ışı­nlan yere sürülür.

Rendelenmiş havuç ve sarmısak dövülerek ezilir. Hazırlanan karışım melhem kıvamına gelinceye kadar soğan tozu ilâve edilerek tuzlu suyla karıştırılır. Elde edilen bu melhemden ısırılan yere sürülür.

Dövülüp elenmiş kokulu yonca, bal ve sirke ile karıştırılarak melhem kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan bu melhem­den, kompres yapıldıktan sonra ışınlan yere sürülür.

Hickirik Hastaligi Bitkisel Tedavisi

Hıçkırık, Hıçkırık Hastalığı, Hıçkırık Tedavisi, Bitkisel Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Oğul otu; Bağ sarmaşığı, Tarhun otu, Kesme şeker, Sirke

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Oğul otunun demlenmesinden elde edilen sıvı, sıkılarak süzü­lür. Dinlendirilen sıvı ile belirli aralarla gargara yapılır.

Kesme şeker üzerine bir kaç damla sirke damlatılır. Hıçkırık es­nasında sirkeli şeker ağıza alınarak emilir.

Bağ sarmaşığı yaprakları, sirke içinde bir gün dinlendirilir. Sı­kılarak elde edilen sıvıdan, hıçkırık esnasında ağıza alınarak gargara yapılır.

Hıçkırık esnasında tarhun otunun taze yapraklarından, bir tu­tam ağıza alınarak çiğnenir.

Hazımsızlık İçin, Hazımsızlık Kabızlık Tedavi, Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Sarımsak, Limon, Andız kökü, Karanfil, Menekşe çiçeği, Gül, Kuşburnu, Oğul otu - Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Havanda dövülerek ezilen sarmısak, macun kıvamına gelince­ye kadar limon suyu ile karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan macunla bakla iriliğinde yapılan haplardan günde üç-beş tane yutulur.

Andız kökü dövülüp ezildikten sonra karanfil ve menekşe ile birlikte demlenir. Süzülerek elde edilen sıvıya gül suyu ve süzme bal ilâve edilir. Hazırlanan karışım şurup kıvamına gelinceye kadar karış­tırılır. Hazırlanan şuruptan ısıtılarak günde üç fincan içilir.

Kuşburnu ve oğul otunun yaprakları, kaynar suda yirmi daki­ka süreyle demlenir. Süzülerek elde edilen karışıma rendelenmiş li­mon kabuğu ve süzülmüş bal ilâve edilerek şerbet kıvamına gelince­ye kadar karıştırılır. Hazırlanan şerbetten yemekten önce bir bardak içilir.

Haya Hastalıkları, Haya Şişmesi, Haya Şişliği Şifalı Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Buğday, Bakla unu, Zeytin, Teşbih ağacı, Üzüm sirkesi, Süzme bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Dövülerek ezilen buğday, bakla unuyla karıştırılır. Hazırlanan karışım, ezilmiş zeytin ve sirke ilâvesiyle pomad kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan pomad, yatmadan önce husyeler üzerine konur.

Teşbih ağacının kurutulmuş yapraklan suda demlenir. Tülbent­te sıkılarak elde edilen sıvıya süzme bal ilâve edilir. Hazırlanan karı­şım şurup kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Elde edilen şurup, ısı­tıldıktan sonra tedavi süresince günde iki fincan içilir.

Teşbih ağacının yapraklarından elde edilen posa, ezilmiş zey­tin ile birlikte yoğrularak lapa kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan bu lapadan, yatmadan önce hayalara sürülür.

Bakla unu, sirke ile birlikte yarım saat süre ile kaynatılır. Sü­zülerek elde edilen posaya bal ilâve edilerek lapa kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan bu lapadan, hayaların üzerine sürülerek sa­rılır.

Hastalık Hastalığı, Histeri Hastalığı, Histeri Tedavisi Şifalı Bitkilerle

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Oğul otu, Atkuyruğu otu, Çoban çantası otu, Ökse otu, Sirke

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Oğul otu, atkuyruğu veya çoban çantası otundan demleme ya­pılır. Süzülerek elde edilen sıvıya sirke ilâve edilerek bir gün dinlen­dirilir. Hazırlanan karışımla vücudun ağrıyan yerleri ıslatılmış bezle ovulur.

Kurutulan ökse otunun dal ve yaprakları üzerine, kaynar su dö­külerek bir gün emilmeye bırakılır. Süzülerek elde edilen sıvıdan, te­davi süresince kompres, masaj ve pansuman gibi işlevlerde faydalanılır.

Dövülerek elenen ökse otunun tozu, yağmur suyunda bir gece emilmeye bırakılır. Sıkılarak elde edilen posa ile banyodan bir saat önce cilde masaj yapılır.

Halsizlik Bitkinlik İçin, Halsizlik Bitkisel Tedavisi, Halsizlik Kırgınlık

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Havlican, Zencefil, Badem, Antep fıstığı, Bal, Süt,

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Havlican ve zencefil suda pişirilir. Hazırlanan bu karışıma ezil­miş badem ilâve edildikten sonra muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Soğutulan bu muhallebiden kahvaltıdan önce bir kâse ye­nir.

Süzülen sudan banyo suyuna ilâve edilerek hazırlanan karışım­la el ve ayak banyosu yapılır.

Ezilen badem süte karıştırılır ve on dakika süre ile hafif bir ateş üzerinde pişirilir. Hazırlanan karışıma ezilmiş antep fıstığı ile süzül­müş bal ilâve edildikten sonra muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Bu muhallebiden yemekten sonra bir kâse yenir.

Güneş Çarpması, Çocuklarda Bebeklerde Güneş Çarpması Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Gelincik çiçeği, Ebegümeci, Hatmi çiçeği, Marul, Yumurta, Yoğurt, Ayn-ı safa çiçeği

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Ayn-ı safa çiçeği, gelincikle birlikte demlenir. Süzülerek elde edilen posa yoğurt ile karıştırılarak yakı kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan yakı temiz bir beze yayıldıktan sonra başa sarı­lır.

Ebegümeci kökü havanda dövülüp ezildikten sonra, hatmi çi­çeği ile birlikte on dakika süre ile kaynatılır. Süzülerek elde edilen sı­vıya limon esansı karıştırılarak losyon hazırlanır. Hazırlanan losyon ile alın kısmı ovulur.

Hatmi çiçeği tohumu ile yumurta şansı birlikte ezilir. Elde edi­len karışım yakı kıvamına gelinceye kadar gelincik tozu ilâve edilerek yoğrulur. Hazırlanan yakı başa sürülür.

Marul sıcak suda haşlandıktan sonra süzülür. Elde edilen posa melhem kıvamına gelinceye kadar pişmiş yumurta şansı ile yoğrularak melhem kıvamına getirilir. Hazırlanan mememle şakaklar ovulur.

Guatr Hastalığı Tedavisi, Guatrın Bitkisel Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Biberiye, Ada çayı, Lahana, Tere otu, Ispanak, Pelin otu, Civan perçemi

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Guatır Hastalığı için, Biberiye ve ada çayı sıcak suda demlenir. Elde edilen karışım süzüldükten sonra şeker ile karıştırılarak şerbet kıvamına getirilir. Ha­zırlanan bu şerbetten tedavi süresince yemeklerden önce bir fincan içilir.

Biberiye ve ada çayından elde edilen posa yakı kıvamına ge­linceye kadar tere otu tozu ilâve edilerek yoğrulur. Hazırlanan bu ya­kı pansumandan sonra yaralı mahale sarılır.

Lahana, tere otu ve ıspanak sıcak suda pişirilir. Süzüldükten sonra elde edilen sıvı yemek esnasında bir bardak içilir.

Pelin otu ve civan perçemi sıcak suda demlenir. Süzülerek el­de edilen karışım şurup kıvamına gelinceye kadar bal ile tatlandırıl­dıktan sonra, tedavi süresince günde üç fincan içilir.

Göz İltihabı, Göz Küresi Tabakalarının İltihaplanması Şifalı Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Göz otu, Sütlüce otu, Hamame bitkisi, Soğan, Salkım Söğüt, Ceviz ağacı kökü, Salkım söğüt, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Göz İltihaplanması için, Göz otu sıcak suda demlenir. Süzülerek elde edilen pomad gö­zün üstüne sarılır.

Sütlüce otunun dallarından dövülerek elde edilen süt, göze sür­me gibi çekilir.

Soğan suyu süzme bal ile karıştırılıp göze sürme gibi çekilir.

Hameme yapraklarının ezilmesinden elde edilen sıvı tedavi sü­resince göze sürme gibi çekilir

Ceviz ağacının kökünün kabukları soyulur. Kabuklar sıcak su­da kaynatıldıktan sonra süzülerek elde edilen sıvı temiz bir bez parça­sı ile ısıtılarak gözün üzerine konur.

Söğütün yemişi sıcak suda kaynatılır. Elde edilen sıvı tülbent­le süzüldükten sonra dinlendirilir. Dinlendirilen sıvıdan göze kompres yapılır.

Göğüste Ağrı, Sol ve Sağ Göğüste Ağrı ve Şifalı Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Eğrelti otu, Hatmi yaprağı, İncir, Çemen; Şebboy, Bal, Sirke

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Taze eğrelti otu yaprakları sert bir zeminde ezilir. Elde edilen posa melhem kıvamına gelinceye kadar sirke ile yoğrulur. Hazırlanan melhem yatmadan önce göğüse sürülür.

Hatmi yaprağı kurutulmuş şebboy çiçekleri ile on dakika sü­reyle sıcak suda demlenir. Suyu süzüldükten sonra elde edilen lapa te­davi süresince göğüse konarak sarılır.

İncir posası macun kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazır­lanan macun sabahları aç karına bir çorba kaşığı yenir.


Kurutulmuş incirler bıçakla dilimlenerek, bir miktar çemenle birlikte kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bal ile tatlandırılarak şu­rup yapılır. Hazırlanan şuruptan ılık olarak iki fincan içilir.

Göğüs Ağrısı Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Göz İltihaplanması Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Guatr Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Güneş Çarpması Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Halsizlik Bitkinlik Bitkisel Tedavisi

Histeri (Hastalık Hastalığı) Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Haya Şişmesi, Haya Şişliği Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Hazımsızlık Mide Rahatsızlığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Hıçkırık Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Hayvan Isırması, Hayvan Sokması Bitkilerle Tedavisi

Frengi Hastalığı Bitkisel Alternatif Tıp Tedavisi Bitkilerle

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Su teresi otu, Kuru üzüm, Çöp-i çini, Meyan kökü, Karanfil, Havlican, Süt

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Kurutulmuş su teresi otu dövülerek toz haline getirilir. Hazır­lanan bu toz siyah kuru üzümle birlikte suda kaynatılır. Sıkılarak elde edilen posa, meyan kök tozuyla karıştırılarak macun kıvamına gelin­ceye kadar yoğrulur. Nohut iriliğinde hazırlanan haplardan günde üç-beş tane yutulur.

Çöp-i çini, meyan kökü ve kuru üzümle birlikte suda kaynatı­lır. Süzüldükten sonra elde edilen karışımdan, tedavi süresince sabah­ları aç karına bir bardak içilir.

Karanfil ve havlican kurutulduktan sonra dövülerek toz haline getirilir. Elenen toz peynir suyuyla karıştırılır. Elde edilen karışımdan yemek arası iki çorba kaşığı alınır.

Fıtık Tedavisi, Alternatif Tıp Fıtık Tedavi, Bitkisel Fıtık Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Soğan, Nar kabuğu, Mazı, Servi kozalağı, Çam, Kasnı otu, Selvi

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Nar kabuğu, mazı ve servi kozalağı soğanlı suda kaynatılır. Sü­züldükten sonra elde edilen lapa, fıtık üzerine konarak sarılır.

Çam ve selvi dalları bir saat müddetle suda kaynatılır. Süzüle­rek elde edilen sıvı dinlendirildikten sonra tedavi süresince yemek ' araları bir fincan içilir.

Çam ve servi kozalağı dövülerek ezilir. Elenen karışım sıcak suda kaynatıldıktan sonra süzülür. Elde edilen lapa, yakı kıvamına ge­linceye kadar pişmiş soğanla birlikte yoğrulur. Hazırlanan yakı fıtık mahaline konarak sarılır.

Kasnı otunun yapraklan sıcak suda demlenir. Suyu süzüldük­ten sonra elde edilen posadan aç karma bir çorba kaşığı yenir.

Felclerden Korunma Yontemleri Yolu

Felçlerden Korunmak İçin

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Kekik otu, Küçük kuşata otu, Limon, Lavanta çiçeği, Defne yağı

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Küçük kuşuta bitkisinin tohumları pişirildikten sonra sıkılarak süzülür. Elde edilen posa defne yağı ile karıştırılarak lapa kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan lapa yemek aralarında bir çorba kaşığı yenir.

Kekik demlemesinden süzülerek elde edilen sıvı banyo suyuna ilâve edilir. Hazırlanan bu karışımla on beş günde bir banyo yapılır.

Limon veya portakal suyundan hazırlanan şerbet bol bol içil­melidir.

Lavanta çiçeklerinin demlenmesinden elde edilen sıvı banyo suyuna ilâve edilir. Hazırlanan bu karışımla sık sık banyo yapılır.

Yüz Felci Tedavisi, Yüz Felçi Şifalı Bitkilerle Tedavileri

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Nezle otu, Beyaz çam fıstığı, Lavanta çiçeği, Zeytinyağı, Sirke

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Nezle otu, zeytinyağı ile pişirilir. Tülbentten süzülerek elde edilen sıvı tedavi süresince ve sık aralarla felçli olan yere masaj yapı­larak uygulanır.

İnce ince kıyılmış nezle otu kökü, sirke dolu bir şişede bekle­tilir. Süzülerek elde edilen sıvı felçli yüze masajla tatbik edilir.

Ezilerek hazırlanan beyaz çam fıstığı zeytinyağı ile yoğrularak melhem kıvamına getirilir. Elde edilen bu melhemden felçli bölüme günde iki kez masaj yapılarak sürülür.

Lavanta çiçeği, sirke içine bırakılarak iki gün dinlendirilir. Tülbentten geçirildikten sonra, elde edilen lapa felçli yüz üzerine ma­saj yapılarak sürülür.

Dil Felci Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Lavanta çiçeği, Nezle otu, Zencefil kökü, Sarımsak, Sirke

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:


Sirke içinde bekletilen lavanta çiçeği süzülerek ezilir. Elde edi­len lapadan dil üzerine sürülür.


Suda kaynatılan zencefil köküyle sarımsak süzüldükten sonra ezilir. Hazırlanan lapadan tedavi süresince dil üzerine sürülür.


Sirke içinde bekletilen nezle otu kökünün süzülmesinden elde edilen sıvı ile, ağız sık sık çalkalanır.

Eklem İltihabı, Eklem İltihapları Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Civan perçemi, Kedi otu, Ayrık otu, Karanfil, Sığırkuyruğu otu

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Civan perçemi otu kaynar suya bırakılarak demleme yapılır. Süzüldükten sonra elde edilen sıvı bir gün dinlendirilir..Tedavi süre­since hastaya bu sıvıdan günde iki fincan içirtilir.

Sığırkuyruğu otu sıcak suda demlenir. Süzülerek elde edilen sı­vı banyo suyuna karıştırılır. Tedavi süresince bu karışımla banyo yapı­lır.

Dövülerek ezilen ayrık otu kökü elenir. Elde edilen toz karan­fil tohumu ile birlikte saf suda demlenir. Süzülerek elde edilen karışım tekrar ısıtıldıktan sonra tatlandırılmadan günde hastaya bir fincan içir­tilir.
Kedi otunun kurusu dövülerek ezilir. Elendikten sonra yarım saat kaynar suda bekletilir. Süzülerek elde edilen sıvı tatlandırılma­dan, hastaya günde üç fincan içirtilir.

El ve Ayak Titremesi, El Kol Titremisi Sendromu Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Karanfil, Tarçın, Kantaron çiçeği, Akır-ı karha, Karabaş otu, Çavdar – Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Karanfil, tarçın, kantaron çiçeği ve akır-ı karha aynı kapta demlenir. Süzüldükten sonra elde edilen posaya macun kıvamına gelinceye kadar çavdar unu ve bal ilâve edilerek yoğrulur. Elde edilen macundan fasulye iriliğinde haplar yapılır. Bu haplardan günde üç-beş tane yutulur.

Hatmi kökü ezildikten sonra suda kaynatılarak süzülür. Elde edilen sıvı bal ile tatlandırılarak şurup kıvamına gelinceye kadar ka­rıştırılır. Hazırlanan bu şuruptan sabahları bir fincan içilir.

Karabaş otu kaynak suda demlendikten sonra süzülür. Elde edilen sıvı bal ile tatlandırılarak şurup kıvamına gelinceye kadar ka­rıştırılır. Hazırlanan bu şuruptan, tedavi süresince sabah ve akşam bir fincan içilir.

Egzama İçin Şifalı Bitkiler, Egzema Bitkisel Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Kuzukulağı, Şahtere otu, Üzerlik otu (mahmur çiçeği), Huş ağacı; Papatya, Sirke

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Bitkisel Egzama Tedavisi. Kuzukulağı, şahtere otu sirkeli suda kaynatıldıktan sonra süzü­lür. Elde edilen bu karışım gün boyu dinlendirildikten sonra sabahları aç karına bir bardak içilir. Aynı zamanda bu karışıma papatya yağı ilâ­ve edilerek el ve ayak banyosu yapılır.

Üzerlik otu tohumu, kaynar suda on dakika kadar bekletilir. Süzülerek elde edilen sıvıdan tedavi süresince yatmadan önce bir çay bardağı içilir.

Egzemanın Bitkisel Tedavisi Süresince, yağmur yağmadan önce toplanan huş ağacı yaprakları vücudun egzamalı yerine sarılır.

Egzama Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

El ve Ayak Titremesi Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Eklem İltihabı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Felçler: Dil Felci Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Felçler: Yüz Felci Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Felçlerden Korunma Şifalı Bitkiler İle

Fıtık Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Frengi Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Dalak Şişliği Tedavisi Şifali Bitkilerle

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Kekik, Lahana, Meneviş (butum), Pirinç, Sarımsak, Kırgan otu

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

♦ Kekik, suda kaynatıldıktan sonra soğumaya bırakılır. Süzüle­rek elde edilen posaya pirinç unu ilâve edilerek yakı kıvamına gelin­ceye kadar yoğrulur. Hazırlanan yakıdan, yatmadan önce dalağa ko­nur, üzeri sarılır.
♦ Lahana suda haşlandıktan sonra süzülen suyu dinlendirilir. El­de edilen sıvı tatlandırılmadan günde üç bardak içilir.
♦ Menevişin yaprakları kaynar suda kaynatıldıktan sonra sıkıla­rak süzülür. Elde edilen posa, yaki kıvamına gelinceye kadar pirinç unu ve pişmiş sarmısak ilâve edilerek yoğrulur. Hazırlanan yakı dala­ğın üzerine konarak temiz bir bezle sarılır.
♦ Isırgan otu ve sarmısak tuzla birlikte dövülerek ezilir. Elde edi­len karışım suda pişirildikten sonra sıkılarak süzülür. Hazırlanan lapa ısıtılarak dalağın üzerine konur.

Dalak İltihabı Tedavisi Şifalı Alternatif Bitkilerle

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Şakayık (gelincik çiçeği), Ceviz yaprağı, Siyah helile, Zeytinyağı, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:


♦ Şakayık, yaş ceviz yaprağı ile birlikte suda kaynatılır. Sıkıla­rak elde edilen posası zeytinyağı ile yoğrularak yakı kıvamına getiri­lir. Hazırlanan yakı dalağın üzerine sarılır.
♦ Ayrıca elde edilen su dinlendirildikten sonra bal ile tatlandırılır. Hazırlanan şuruptan tedavi süresince sabah-akşam birer çay barda­ğı içilir.
♦ Siyah helile daneleri haşlandıktan sonra süzülür. Ezilerek elde edilen posası bal ile tatlandırılarak macun kıvamına getirilir. Hazırla­nan macundan tedavi süresince yemekten sonra bir çorba kaşığı yenir.

Dalak Ağrısı, Dalak Ağrıları Tedavisi Şifalı Bitkilerle

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Altın otu, Karabaş otu, Sinameki, Siyah helile, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:


♦ Altın otu, sirke ile kaynatılıp süzülür. Hazırlanan sıvı tedavi süresince kavrulmuş helile daneleri ile birlikte içilir.
♦ Karabaş otu, sinameki ile birlikte demlenir. Elde edilen sıvı bal ile tatlandırılarak yemeklerden sonra bir fincan içilir.
♦ Siyah helilenin danelerinden yapılan demleme süzülerek bal ile tatlandırılır. Hazırlanan şuruptan tedavi süresince yemeklerden sonra bir fincan içilir.

Cocuklarda Uykusuzluk Uykusuz Cocuk

Çocuklarda Uykusuzluk Tedavisi, Bebeklerde Uykusuzluk Şifalı Bitkilerle

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Acı badem, Anason, Gül, Haşhaş yağı, Hindistan cevizi

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

♦ Acı badem ve anason havanda dövülerek ezilir. Elde edilen ka­rışım melhem kıvamına gelinceye kadar gül suyu ile yoğrulur. Hazır­lanan bu melhemle çocuğun vücudu ovulur.
♦ Anason havanda dövülerek toz haline getirilir. Önceden hazır­lanan gül çayına çok az miktarda bu tozdan çaya atılarak karıştırılır. Hazırlanan çay ılık olarak uykusuzluk çeken çocuğa içirtilir.
♦ Rendelenmiş hindistan cevizi, haşhaş yağı ile karıştırılıp mel­hem kıvamına getirilir. Hazırlanan melhemle yatmadan önce çocuğun şakağına masaj yapılarak sürülür.

Çiçek Hastalığı Tedavisi Şifalı Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Menekşe, Sarımsak, Böğürtlen, Ağaç çileği, Civan perçemi, Melek otu, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

♦ Kurutulmuş menekşe yaprakları, sarmısakla birlikte dövülerek ezilir. Elde edilen bu karışım melhem kıvamına gelinceye kadar yoğ­rulur. Hazırlanan melhemden, tedavi süresince, ısıtılmış bir vaziyette vücuda masaj yapılarak sürülür.
♦ Böğürtlen ve ağaç çileği yarım saat boyunca kaynak suda bek­letilir. Sıkılarak elde edilen karışım şurup kıvamına gelinceye kadar bal ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan şuruptan günde üç fincan ısı­tılarak verilir.
♦ Civan perçeminden elde edilen demleme süzülür. Hazırlanan sıvıya süzme bal ilâve edilerek şurup kıvamına gelinceye kadar karış­tırılır. Bu şuruptan hastaya yemekten önce bir çorba kaşığı içirilir.

Çıban (Kangrenli Çıban) Tedavisi, Çıban İçin Şifalı Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Mercimek, Arpa, Biberiye, Anason, Badem yağı

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

♦ Öğütülmüş mercimek unu arpa suyunda pişirilir. "Sıkılarak el­de edilen posa bal ile karıştırılarak pomad kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan pomaddan pansumandan sonra çıban üzerine sü­rülür.
♦ Biberiye, anason suyu ile demlendikten sonra bir tülbentle sü­zülür. Elde edilen posaya, pomad kıvamına gelinceye kadar mercimek unu ve bal ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan pomaddan pansuman­dan sonra yaraya sürülür.
♦ Biberiyeden süzülerek elde edilen sıvıdan, tedavi süresince ve tatlandırılmadan yemek arası bir kahve fincanı içilir.

Cüzzam Hastalığı, Cüzam Şifalı Bitkilerle Tedavi, Bitkisel Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Kına-kına, Hurma, Siyah kuru üzüm, Deniz haşhaşı, Hind baklası

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:


♦ Bitkilerle tedavi yöntemi, Kına-kına bitkisi, meyan kökü ve siyah kuru üzüm birlikte kaynatılır. Elde edilen sıvı bir gün dinlenmeye bırakılır. Hazırlanan bu şuruptan aç karına bir kahve fincanı içilir.
♦ Ezilmiş hurmaya, macun kıvamına gelinceye kadar bal ilâve edilerek yoğrulur. Hazırlanan bu macundan günde üç çorba kaşığı ye­nir.
♦ Hind baklasının yaprağı suda haşlanır. Süzüldükten sonra elde edilen sıvıdan günde iki fincan içilir.

Cilt Kanseri Tedavisi, Cilt İçin Şifalı Bitkiler, Alternatif Tıp Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Kavak ağacı, Karabaş otu, Nar kabuğu, Isırgan otu, Salkım söğüt, Bal

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

♦ Kavak ağacının kabukları dövülür. Elde edilen özsu, tedavi sü­resince masajla cilde sürülür.
♦ Karabaş otu suda yirmi dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra elde edilen posa bal ile yoğrularak melhem kıvamına getirilir. Hazır­lanan bu melhem günaşırı cilt üzerine sürülür.
♦ Nar kabuğu, ısırgan otuyla birlikte kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı şurup kıvamına gelinceye kadar bal ile karıştırılır. Hazırla­nan bu şuruptan günde iki fincan içilir.
♦ Kurutulmuş söğüt yapraklarından elde edilen kül, ısırgan otu yağıyla karıştırılarak pomad kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Ha­zırlanan bu pomad, tedavi süresince cilt üzerine sürülür.

Cilt Kanseri Tedavisi Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Cüzzam Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Çıban (Kangrenli Çıban) Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Çiçek Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Çocuklarda Uykusuzluk Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Dalak Ağrısı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Dalak İltihabı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Dalak Şişliği Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bobrek Tasi Sifali Bitkiler Tedavisi

Böbrek Taşı Şifalı Bitkiler, Böbrek Taşı İçin Şifalı Bitki Tedavisi
Böbrek Taşı Düşürme

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Mısır püskülü, Çoban kesesi, Sedef otu, Hatmi, Hazenbel, Pekmez, Bayır turpu

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Mısır püskülü suda kaynatıldıktan sonra süzülür. Elde edilen sıvı tedavi süresince ve aç karına günde iki bardak içilir.

Çoban kesesi bitkisi ve sarı sedef otunun demlemesi yapılır. Süzüldükten sonra elde edilen sıvı tatlandırılmadan ısıtılarak bir fin­can içilir.

Bayır turpu dilimlenerek suda pişirilir. Süzülerek elde edilen sıvı tatlandırılmadan ve tedavi süresince aç karına bir bardak içilir.

Hazenbel bitkisinin kökü suda haşlanarak süzülür. Elde edilen sıvı şerbet kıvamına gelinceye kadar pekmez ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan şerbetten günde iki bardak içilir.

Böbrek Ağrısı, Şifalı Bitkiler Böbrek Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Alternatif Tıp Bitkiler; Hind kokası, Fener çiçeği, Mısır püskülü, Çoban kesesi, Turp, Arpa, Çördük (yabani armut)

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Çördüğün taze yapraklan hind kokası tohumlarıyla sıcak suda haşlanır. Elde edilen sıvıya sirke suyu ilâve edilir. Hazırlanan bu karı­şım yemek arası bir fincan içilir.

Fener çiçeğinin meyvesi kurutulduktan sonra havanda dövüle­rek elenir. Elenen toz macun kıvamına gelinceye kadar arpa suyu ile karıştırılır. Hazırlanan bu macundan yemekten önce bir çorba kaşığı yenir.

Mısır püskülünün kurutulmuş koyu renklisi sıcak suda haşla­nır. Süzülerek elde edilen sıvı tatlandırılmadan sabah aç karına bir bardak içilir.

Çoban kesesi bitkisi, dilimlenmiş turp, arpa ile birlikte kayna­tılarak süzülür. Elde edilen bu karışım soğutulduktan sonra aç karına bir fincan içilir.

Belsoğukluğu Tedavisi Şifalı Bitkilerle

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Meşe palamutu, Kereviz, Günlük, Bayır turpu, Bal, Sirke

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Meşe palamutu kereviz ile birlikte havanda dövülerek toz ha­line getirilir. Elenerek elde edilen karışıma bir tutam günlük ilâve edi­lerek sirke ile yoğrulur. Hazırlanan lapa tedavi süresince bele sarılır.

Suda kaynatılan tarçın kabuğu süzülerek dinlendirilir. Elde edilen sıvı şurup kıvamına gelinceye kadar bal ilâve edilerek şurup ya­pılır. Hazırlanan şuruptan ısıtıldıktan sonra yemek arası bir çay barda­ğı içilir.

Tedavi süresince vücut, sirke ile ovuşturulur. Dilimlenen bayır turpu ısıtılarak ağrıyan yere sarılır. Bu tedaviye bir saat ara ile devam edilir.

Basur İcin Sifali Bitkiler Tedavisi

Basur İçin Şifalı Bitkiler, Bitkisel Basur Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Çam sakızı, Çoban kesesi, Yumurta akı, Çoban düdüğü, Kuru üzüm, Badem yağı, Karabiber

Basur için; Çam Sakızı, çekilmiş karabiber tozu, bir çorba kaşığı badem yağı unla birlikte pişirilir. Süzülerek elde edilen posa, yumurta akıyla yoğrularak melhem kıvamına getirilir. Hazırlanan melhem tedavi sü­resince günaşırı basurun üzerine konur.

Çoban kesesi yaprakları üzerine kaynak su dökülerek iki saat bekletilir. Sıkılarak bekletilen posa melhem kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan melhemden basur üzerine konarak, bu tedavi al­tı saat ara ile yenilenir.

Çoban düdüğü otunun kökleri, çam sakızı ve kuru üzümle bir­likte aynı kaba konarak ilâve edilen su çekilinceye kadar kaynatılır. Ateşten indirildikten sonra elde edilen posa yumurta akı ile birlikte melhem kıvamına gelinceye kadar ezilerek yoğrulur. Hazırlanan mel­hem günaşırı basurun üzerine konur.

Bağırsak Hastalıkları, Bağırsak Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Sarımsak, Papatya, Anason, Kekik, Bal, Sarı sabır çiçeği

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Doğal bitkilerle tedavi, Suda haşlanan sarımsak sert bir zeminde ezilerek elde edilen posa macun kıvamına gelinceye kadar bal ile karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan macundan fasulye iriliğinde haplar yapılarak günde 3 ila 4 tane alınır.

Hastalık süresince yemeklerden sonra bir çorba Kaşığı anason tohumu ağıza alınarak çiğnenir.

Sarı sabır çiçeği kekik ile birlikte on dakika süreyle kaynar su­da demlenir. Elde edilen çay süzülerek gün boyu dinlendirilir. Dinlen­dirilen sıvı şerbet kıvamına gelinceye kadar bal ile karıştırılarak tat­landırılır. Tedavi süresince hazırlanan şerbetten günde üç fincan içilir.

Akciğer Kanaması Hastalığı Alternatif Tıp Bitkilerle Tedavi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Meşe kabuğu, Çam sakızı, Çadır kuşağı otu, Arpa Sirke, Bal, Beşparmak ağacı

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Bitkileri kullanarak yapılan tedavi Beşparmak ağacının çiçekleri, on dakika süreyle sıcak suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı, bir kaba boşaltılarak iki saat din­lendirilir. Dinlendirilen sıvıdan, yarı oranında içme suyuna karıştırıla­rak, günde üç bardak içilir.

Ufalanmış meşe kabukları, yirmi dakika süreyle sirkeli suda kaynatılarak süzülür. Süzülen sıvı bir kaba boşaltılarak günboyu din­lendirilir. Dinlendirilen sıvıdan, bir bardak suya yarım fincan karıştı­rılarak günde üç bardak bal ile tatlandırılarak içilir.

Çam sakızı, çadır kuşağı otu ile birlikte yarım saat süreyle kay­natılır. Sıkılarak elde edilen posa, lapa kıvamına gelinceye kadar arpa unu karıştırılarak gül yağı ile yoğrulur. Hazırlanan lapadan, tedavi sü­resince ve yemeklerden sonra, bir çorba kaşığı yenir.

Akciğer İltihabı Hastalığı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Oğul otu, Nar, Isırgan otu, Misvak ağacı, Devetabanı, Çam fıstığı, Bal, Meyan kökü (Ayı kulağı)

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Doğadaki bitkileri kullanarak yapılan tedavi yöntemi Oğul otu, ufalanmış nar kabukları ile birlikte on dakika sürey­le suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen posaya, dövülmüş çam fıstı­ğı ilâve edilerek reçel kıvamına gelinceye kadar bal ile yoğrulur. Ha­zırlanan reçelden tedavi süresince günde üç çorba kaşığı yenir.

Isırgan otu tohumları, kıyılmış devetabanı yaprakları ile birlik­te sert bir zeminde dövülerek ezilir. Ezilen karışıma marmelat kıvamı­na gelinceye kadar petekli bal ilâve edilerek karıştırılır. Hazırlanan marmelattan, tedavi süresince yemeklerden önce bir veya iki çorba kaşığı yenir.

Kurutulmuş meyan kökü, misvak ağacının kabukları ile birlik­te sert bir zeminde dövülerek ezilir. Ezilen karışım, yarım saat sürey­le suda kaynatıldıktan sonra süzülür. Süzülen sıvı bir kaba boşaltıla­rak günboyu dinlendirilir. Dinlendirilen sıvıdan, bir bardak suya bir fincan karıştırılarak günde üç bardak yemek arası içilir.

Akciğer Delinmesi Hastalığı Bitkilerle Tedavi, Şifalı Bitkiler

Bulunması Gereken Şifalı Bitkiler: Karakafes otu, Atkuyruğu otu, Arpa
Bal, Bahçe şebboyu çiçeği

Hazırlanış ve Kullanım Reçetesi:

Bitkileri Kullanarak Yapılan Tedavi, Karakafes otunun kök ve yaprakları, sert bir zeminde ezilip, tütün gibi kıyıldıktan sona, on dakika süreyle suda kaynatılır. Sıkıla­rak elde edilen sıvıya, arpa unu ilâve edilerek lapa kıvamına gelince­ye kadar bal ile karıştırılır. Hazırlanan lapadan yemeklerden önce bir çorba kaşığı ısıtılarak içilir.

Atkuyruğu otu, yarım saat süreyle kaynak suda bekletildikten sonra sıkılarak süzülür. Süzülen sıvı, şerbet kıvamına gelinceye kadar bal ile tatlandırılarak karıştırılır. Hazırlanan şerbetten, tedavi süresin­ce günde bir çorba kaşığı içilir.

Bahçe şebboyu çiçekleri, on dakika süreyle suda kaynatılır. Sı­kılarak elde edilen posaya, arpa unu karıştırılarak lapa kıvamına ge­linceye kadar yoğrulur. Hazırlanan lapadan, tedavi süresince yemek­lerden önce bir çorba kaşığı yenir.

Akciğer Delinmesi Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Akciğer İltihabı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Akciğer Kanaması Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bağırsak Hastalıkları Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Basur İçin Şifalı Bitkilerle Tedavi

Belsoğukluğu Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Böbrek Ağrısı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Böbrek Taşı Şifalı Bitkilerle Tedavisi

A ve B - Harfiyle Başlayan Hastalıklar Şifalı Bitkilerle Tedavisi

C ve D - Harfiyle Başlayan Hastalıklar Şifalı Bitkilerle Tedavisi

E ve F - Harfiyle Başlayan Hastalıklar Şifalı Bitkilerle Tedavisi

G ve H - Harfiyle Başlayan Hastalıklar Şifalı Bitkilerle Tedavisi

İ ve K - Harfiyle Başlayan Hastalıklar Şifalı Bitkilerle Tedavisi

L ve M - Harfiyle Başlayan Hastalıklar Şifalı Bitkilerle Tedavisi

S - T - U - Ü - V Harfiyle Hastalıklar Şifalı Bitkilerle Tedavisi

Bagirsak Tikanmasi Bagirsak Donmesi

Bağırsak Hastalıkları: Bağırsak Tıkanması
İnce Bağırsak Tıkanması Hastalığı

Bağırsak içeriğinin bağırsak kanalında ilerlemesinin tam ve kalıcı olarak engellenmesine bağırsak tıkanması denir.

Bağırsak tıkanması, dışlanın bağır­sak kanalında ilerlemesinin tam ve kalı­cı olarak engellenmesiyle ortaya çıkan bir hastalık tablosudur. Sonuçlan çok ağır olabilen, erken ve doğru tanı ile za­manında tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanabilen bir hastalıktır.


Değişik bağırsak tıkanması tabloları arasında, oluşma biçimi ve hastalığın gelişme hızına göre farklılıklar görülür.

Bağırsak tıkanmaları mekanik ve di­namik tıkanma olarak ikiye ayrılır. Me­kanik tıkanmanın da kendi içinde akut
ve subakut biçimleri olabilir. Basit ba­ğırsak tıkanması olarak da bilinen me­kanik tıkanmanın (mekanik ileus) gidişi subakut olabilir. Bu tabloda bağırsak geçişi engellendiği halde bağırsak kan dolaşımı normaldir. Mekanik tıkanma­nın öteki türünde ise boğulan bağırsak parçası geçişi engelleyerek kangrene kadar gidebilen kan akımı bozuklukları yapar ve çok ağır bir tabloya neden olur. Aynı tablo bağırsak dönmesi (vol-vulus), bağırsak invajinasyonu ve bo­ğulmuş fıtıklarda da gelişebilir.

Dinamik tıkanmanın (dinamik ) en sık görülen tipi, karın zan iltihaplarında ortaya çıkan paralitik ileustur. Bu durumda bağırsak duvarındaki sinir ağı­nın felci sonucunda bağırsak kasları ça­lışamaz. Bu nedenle bağırsak içeriğinin ilerlemesi engellenir.

Mekanik Bağırsak Tıkanması

Bağırsak kanalı bağırsak dışı etkenler nedeniyle tıkanmıştır. Bağırsak duvarı­nın dışında bulunan hastalık etkenleri bağırsak kanalına dıştan baskı yaparak bütünüyle tıkanmasına neden olur. Ge­nellikle dölyatağı, yumurtalık ya da düzbağırsak (rektum) tümörleri bulun-duklan organın dışına taşarak bağırsak duvarlanna dayanıp baskı yapar ya da kann içi ameliyatlar sonrasında gelişen yapışıklıklar bağırsağa yavaş yavaş bas­kı yaparak kanalı kapatacak düzeye ula­şabilir. Bağırsak kanalında geçişi engel­leyen hastalık bazen de bağırsak duva­rında ortaya çıkar. En sık görülen nede­ni bağırsak kanseridir. Aynca bağırsa­ğın iyi huylu tümörleri, bağırsak veremi ve Crohn hastalığı da tıkanma nedeni olabilir. Son olarak, dışkı parçalarının sertleşmesi de nedenler arasında sayıl­malıdır.

Çocuklarda görülen en önemli tıkan­ma nedenleri yumaklaşan bağırsak kurt­lan, yabancı cisimler, sertleşmiş dışkı parçası (fekalom), bağırsak ile safrake­sesi arasında oluşan bir fistülden bağır­sağa düşen ve bazen bütün bağırsak ka­nalını tıkayacak kadar büyük olabilen safra taşlandır.

Bağırsak tam olarak tıkandığında o bölgeden gaz ve dışkı geçişi durur. Bunlar tıkanmanın gerisindeki bağırsak kıvrımlarında birikir. Bağırsak gerilir, genişler, içi sıvı ve gaz ile dolar. Biri­ken sıvı safra, pankreas ve bağırsak sal­gılarından oluşur. Ama sıvının en önemli bölümü tıkanma noktasının geri­sindeki bağırsak bölümünün aşın gerilmesiyle artan kılcal damar geçirgenliği sonucunda sızan kandır. Bağırsağın bu bölümüne damarlardan sıvı sızması, do­laşımdaki kan miktarını azaltarak ölüm­cül bir şok tablosunun gelişimine neden olur. Aşın gerilmiş ve tıkanma bölgesi­ne baskı yapan bağırsak kıvrımı delinir­se, içinde biriken sıvı karın boşluğuna boşalır ve şok tablosuna kann zan ilti­habı da eklenir.

Bağırsak Tıkanması Belirtileri

Tıkanma öncesinde, uzun süreli kabız­lık ve ancak bağırsaklar boşaldıktan sonra dinen ağrı gibi belirtiler görülür. Tıkanmadan sonra şiddetli karın ağrıları başlar. Aralıklı ya da sürekli olan ağrının nedeni, bağırsak içeriğinin engeli aşabilmesi için tıkanma noktası gerisin­deki bağırsak bölümünün şiddetli kasıl­malarıdır. Hasta kolayca kusar. Kusma ile önceleri sindirilmiş besinler, daha sonra ise acı ve san-yeşil safra sıvısı çıkarılır. Bağırsak artık bütünüyle tıkalı­dır. Engeli ne bağırsak içeriği, ne de gaz aşabilmektedir. Tıkanma gerisinde­ki bağırsak kıvrımları, gaz ve sıvı biri­kimi sonucu genişler. Hastanın karnı gergindir. Gerginlik karna genel olarak yayılmışsa, tıkanma sigmoit kolonda (kalınbağırsağın "S" biçi­minde kıvrım yapan bölümü) ve düzbağırsaktadır (rektum).

Bağırsak Tıkanması Tedavisi, Tanı ve Tedavi

Bağırsak tıkanması tanısı, tıkanmanın gerçek nedenini bulmaktan daha kolay­dır. Bazı olgularda geçirilmiş bir karın ameliyatının keşi izi, tıkanma nedeni olabilecek ameliyat sonrası karın içi ya­pışıklıkları düşündürebilir. Tanı açısın­dan en önemli belirtiler hastanın kesin­likle gaz ve dışkı çıkaramamasıdır. Ayrıca makattan ve koltukaltından yapılan ateş ölçümleri arasındaki ısı farkının değerlendirilmesi tanıda yol gösterici­dir. Ateş makattan ölçüldüğünde yük­sek, koltuk altında ise normal değerlere yakındır. Durumun önemi nedeniyle, hasta en kısa sürede hastaneye gönde­rilmelidir. Hastanede hemen hastanın şok tablosu ve sıvı yitimine yönelik te­davisine başlanır ve çekilen filmler ile tıkanma yeri ve özellikleri saptanır. Ama bazı olgularda çekilen filmler çok yararlı olmaz, yalnızca tıkanma belirti­leri saptanabilir. Bu olgularda tıkanma­nın niteliği ancak cerrahi girişim sıra­sında anlaşılabilir. Ameliyat kararı ön­cesinde, tıkanma nedeninin bir fekalom (taşlaşmış dışkı parçası) olmadığından emin olmak gerekir. Fekalomlar genel­likle bağırsak tembelliği (atonik bağır­sak) olan kimselerde görülür. Makattan uygulanan bir boşaltıcı ilaç ya da lav­man ile bağırsaklar boşaltılarak bu has­talar rahatlatılabilir. Bu durum dışında hastayı kurtarmak için yapılacak tek iş­lem ameliyattır. Ameliyat yöntemi tı­kanmayı oluşturan etkenin tipi, yerleşi­mi ve yapısına göre belirlenir.

Bağırsak Dönmesi (Bağırsak Volvulusu)

Bağırsak dönmesi bir bağırsak bölümü­nün kendi bağırsak askısıyla birlikte ek­seni etrafında dönmesiyle oluşur. Karın zarının bir kıvrımı olan bağırsak askısı bağırsağın belirli bölümlerinden karın boşluğunun arka duvarına uzanır. Karın zannın iki yaprakçığının birbiri üzerine kaynaşması ile oluşmuştur. İki yaprak-çığın arasında bağırsağı besleyen da­marlar bulunur. Kolayca anlaşılacağı gi­bi, dönme bölgesindeki bağırsak kıv­rımlarında kan akımı engellenir, hücre ölümü başlar ve kangrene kadar gidebi­len olaylar gelişir. Böylece, kan akımı­nın engellenmesi ile bağırsak tıkanması aynı zamanda gerçekleşir.
Bağırsak dönmesi hızlı gidişli bir hastalıktır. Erken tanı ile zamanında cerrahi girişim yapılmazsa hasta dola­şım yetmezliğinden yitirilebilir.

Bağırsak Dönmesi Nedenleri

En önemli neden, bir bağırsak bölümü­nün olağandışı hareketliliğidir. Bu ha­reketlilik, ilgili bağırsak bölümünün askısının normalden uzun olmasından ya da bağırsak askısı olmaması gere­ken bağırsak bölümlerinde de askı bu­lunmasından kaynaklanır. Öteki hasta­lık nedenleri arasında, geçirilmiş ame­liyatlar sonucu oluşan karın içi yapı­şıklıklar, bağırsak tümörleri ya da ba­ğırsak askısının kronik bir iltihap so­nucu çekilmesiyle iki bağırsak kıvrı­mının birbirine yaklaşması ve bu kıv­rımların zaman içinde dönmesiyle ge­lişen tıkanmalar sayılabilir. Bağırsak dönmesinin bu son biçimi daha çok sigmoit kolonda görülür. Bağırsak dönmesinin en yaygın nedeni, sığamsı bağırsak hareketlerinin artmasıdır (hiperperistaltizm). Hareket artışı ishal­lerde ya da ağır yemeklerden sonra gö­rülebilir.

Bağırsak İnvajinasyonu Nedir

Bağırsak invajinasyonu, bir bağırsak bölümünün, hemen yanındaki bir başka bağırsak parçasının içine girmesidir. Olay öne ya da arkaya doğru gelişebi­lir. İnvajinasyon bölgesinde birbirinin içine girmiş üç yuvarlak yapı görülür. Bu oluşumlar dıştan içe doğru invajine eden silindir, orta silindir ve iç silindir adlarını alırlar. învajinasyonda baş, kı­lıf ve yaka bölümleri bulunur. Baş iç silindirin dış bölümüdür ve katlanarak orta silindir boyunca devam eder. Orta silindirin dışa doğru devam edecek bi­çimde katlandığı yere invajinasyonun yakası denir. Dış silindirin yakadan, baş bölümü ile birleştiği noktaya kadar olan bölümüne ise invajinasyon kılıfı denir. İnvajine olan bağırsak bölümü­nün bağırsak askısı iç silindirle orta si­lindir arasında kalır. İnvajinasyon kat­ları arasında kalan damarlar, yaka bölü­münde baskıya uğrar. İnvajine olan bö­lümde dolaşım bozulmuştur. İlk aşama­da toplardamarlar baskıdan etkilenir. Bunun sonucunda toplardamarlarda kan akımı yavaşlar ve pıhtılaşma oluşu­mu kolaylaşır. İnvajine olan bölüm mo-rarır ve yeterli kan alamadığından renk değişimine uğrar. Kanama ve kan çö­keltileri görülür. Daha sonra baskı atar­damar dolaşımını da engeller. Doku ölümünün başlaması sonucunda invaji­ne olan parça, bağırsağın öteki bölü­münden kopar. Olay bu aşamadan son­ra iki yönde gelişebilir. Yaka bölümün­de delinmeyi önlemek amacıyla yapı­şıklıklar gelişmişse invajine olan bağır­sak parçası hiçbir zarara yol açmadan ortadan kaybolabilir. Ama çoğunlukla invajine olan bölümde gelişen kangren, bağırsak duvarını delerek ağır bir karın zan iltihabına yol açar. Yaşamsal tehli­ke doğuran bu yaygın enfeksiyon duru­munda hastayı korumak için hemen gi­rişimde bulunulmalıdır.

Bağırsak İnvajinasyonu Belirtileri

Hastalığın başlangıç belirtileri birincil ya da ikincil tablolarda birbirinden fark­lı bir seyir gösterir. Ama her iki olayda da hastalık oldukça ciddi gidişlidir; er­ken tanı ve acil tedavi gerekir. Genişle­yen parçanın içine giren bağırsak bölü­mü çok ender olarak kendiliğinden geri çıkıp iyileşebilir. Birincil invajinasyon, küçük hastalarda aniden ortaya çıkar. Şiddetli karın' ağrısı, inatçı kusma, karında gerginlik en önemli belirtilerdir. Hasta elini karnına koyunca genellikle sınırlan kesin olarak belli olan, çok ağrılı ve uzamış bir kütle duyumsar; bu küt­le invajinasyonun kendisidir.
Bağırsak kanalında gaz ve dışkı ge­çişi tam olarak durmadan önce, tahriş olan bağırsak mukozasından salgılanan bol sümüksü salgıyla birlikte az miktar­da kan çıkarılır. Bu kan invajinasyon bölgesinde kan dolaşımının bozulması sonucunda sızar.

Erişkinlerde ikincil invajinasyon gö­rülür ve belirtileri asıl hastalığı bastıra­rak bağırsağın bir bölümünü tıkar. İnvajinasyon erişkinlerde birden bire or­taya çıkmaz; daha önce birçok bağırsak rahatsızlığı görülür. Ağnlar ve inatçı kabızlık dönemleri birbirini izler. Has­talık süreci başladıktan sonra, gidişi hızlanır. Hasta erken tedavi edilmezse gittikçe kötüleşir, sıvı yitimi artar, karın zan iltihabı başlar ve kısa sürede ya­şamsal tehlike ortaya çıkar.

Bağırsak İnvajinasyonu Tedavisi

Hasta, bağırsak tıkanmasından kuşkulanıldığı anda hastaneye kaldırılmalıdır. Tanıya götürücü en işlevsel inceleme yöntemi karın filminin çekilmesidir. İlk olarak doğrudan karın filmi ile tıkanma bulgusu olup olmadığı kesinleştirilir. Tı­kanma belirtisi bulunursa, baryum sülfat gibi bir kontrast madde ile lavman yapıl­dıktan sonra çekilen karın filmiyle kesin tanıya ulaşılır. Cerrahi girişime karar vermeden önce, tıbbi tedavinin denen­mesi yararlıdır. Şoku önlemeye yönelik genel tedavi önlemleri ile invajinasyonu çözmeyi amaçlayan boşaltıcı lavman uy­gulaması başlıca tıbbi tedavi yöntemleri­dir. Tıbbi tedavinin basan oranı tanının erken konmasına bağlıdır. Tanının ge­cikmesi durumunda cerrahi girişime başvurulur. Ameliyatta kann duvarı orta hattan açılarak karın boşluğuna girilir, invajinasyonun yerleştiği bağırsak bölü­mü bulunur ve sıkışan bağırsak parçası yumuşak hareketlerle dışarı çıkartılmaya çalışılır. Ama ilk hastalık belirtileri gö­rüldükten sonra çok zaman yitirilmişse, invajinasyonu düzeltme girişimi başarısız kalır ve hastalıklı bağırsak bölümü kesilerek çıkartılır; iki yanda açık kalan bağırsak uçlan birbiriyle dikilerek ağızlaştırır ve devamlılıklar sağlanır (enteroenterostomi).

Mide, bağırsaklar ve sindirim bezlerinin 24 saatlik toplam salgı miktarı ne kadardır?

24 saatte sindirim kanalından salgılanan sıvı 8-9 İt kadardır. Bunun 1.500 cm3'ü tükürük, 2.500-3.000 cm3'ü mide salgısı, 500-800 cm3'ü safra, 500 cm3'ü pankreas salgısı ve 3.000 cm3'ü bağırsak salgılandır.

Su ve tuz yitimi nasıl gerçekleşir?

Su-tuz yitimi iki biçimde gelişir. Birinci durumda bağırsak kanalı salgılarında bulunan su ve elektrolitlerin (sodyum, potasyum, klorür vb) geri emiliminin bozulması sonucunda su ve elektrolit yitimi ortaya çıkar. İkinci durumda ise bağırsak duvarının anatomik yapısı ve işlevlerinin bozulması sonucunda da­mar yatağından bağırsağa geçirgenliğin artmasından kaynaklanır.

Hangi elektrolitler yitirilir?

Genellikle en çok yitirilen elektrolitler sodyum, potasyum ve klorürdür.

Zehirlenme tipi olaylar nasıl ortaya çıkar?

Zehirlenmeler özellikle karın zan düzeyinde bakteri toksinlerinin geri emilimine bağlı olarak ortaya çıkar. Zehirli maddeler bağırsak kıvrımlarının artan geçirgenliği sonucunda yoğun olarak emilir.

"Suboklüsiv" tıkanma tablosu nedir?

"Suboklüsiv" tablo, gaz ve sıvıların geçebildiği, ama katı maddelerin geçe­mediği tam olmayan bağırsak tıkanmasıdır. Mekanik bağırsak tıkanmalarında bu durumun hemen ardından tam tıkanma gelişir.

Belirtileri nelerdir?

Değişik özellikler gösterebilen nöbetleri sırasında bazen yalnız gazların geçişine olanak tanıyan açılmalar görülebilir.

Bağırsak tıkanması tanısına hangi inceleme yöntemleri yardımcı olur?

Bağırsak tıkanmasında tanıya götürücü en önemli inceleme kamın, doğrudan ve ayakta ön-arka düzlemde yatarak sağ ve sol yan filmlerinin çekilmesidir.

Hangi kan tahlilleri istenir ve anlamları nedir?

En yararlı kan tahlilleri şunlardır: Kanın yoğunluğunu gösteren hematokrit de­ğeri, kanda sodyum, potasyum ve klor değerlerindeki değişiklikleri gösteren plazma elektrolit ölçümleri, kanda bikarbonat ölçümü.

Besin Alerjisi, Çocuklarda Besin Alerjisi
Bebeklerde Besin Alerjisi

Hem çocuklarda, hem de erişkinlerde çok sık görülen bir sorundur. Tanısı genellikle güçtür, çünkü hastadan alınan bilgiler ve deneme beslenmeleri dışında veri yoktur.

Alerji, normal kişilerde herhangi bir rahatsızlığa yol açmayan bir ya da birkaç maddeye karşı aşırı duyarlılık­tır. Alerji yapan maddeler solunum, ağız ya da enjeksiyon yoluyla vücuda girebilir. Böyle bir madde vücutta ya­bancı ve özümsenemez bir cisim ola­rak tanınır; bir başka deyişle antijen etkisi gösterir ve kendisine karşı anti­kor denen engelleyici ya da etkisizleş­tiriri maddelerin oluşumunu uyarır. Antikorun antijenle birleşmesiyle alerjik tepki başlar. Alerjik tepkiye neden olabilen maddeler arasında çi­çek tozları, ev tozları, kozmetik ürün­ler, evde beslenen hayvanların kılları, değişik fiziksel etkenler, bitkisel mad­deler, ilaçlar, aşılar ve çeşitli besinler sayılabilir. Besin alerjisine yol açan maddeler besinlerde bulunan protein­lerdir; bazı besinlerin çok az protein içermesi de bu gerçeği değiştirmez. Yatkınlığı olan kişilerde alerjinin or­taya çıkması için çok küçük miktarda protein bile yeterlidir. Ama bu prote­inlerin bağırsaklardan kimyasal bü­tünlük içinde, yani normal sindirim süreçlerinde parçalanmadan emilmiş olmaları gerekir.

Besin Alerjisi Görülme Sıklığı

Besin allerjisi bebeklik çağında daha sık görülür; yıllar geçtikçe azalır. Bunun çe­şitli nedenleri vardır. Bebeğin sindirim sisteminin tam gelişmemiş olması, gün­de birkaç öğün alerji yapma olasılığı yüksek tek bir besinle (süt) beslenmesi, alerji yapan besinle erken ve sürekli kar­şılaşması başlıca nedenlerdir.
Besin alerjisinin görülme sıklığı ko­nusunda kesin bir şey söylemek zordur. Kuşkusuz erişkinlerde görece seyrek ortaya çıktığı ve alerjik hastalıkların küçük bir bölümünü oluşturduğu söyle­nebilir. Ama konserve yiyeceklerin yaygınlaşması ve gıda sanayisi tekniklerinin gelişmesiyle besin alerjisinin gittikçe daha çok görüldüğü yaygın bir görüştür.

Bütün besinler alerji yapabilir, ama bazılarının alerjik tepkiye yol açma ola­sılığı daha yüksektir. Hayvansal besin­ler arasında en sık süt ve yumurta alerji yapar; etler daha çok pişirilerek tüketil­diğinden alerjiye seyrek olarak yol açar. Bitkisel kökenli besinler arasında ise en çok çilek, ceviz, çikolata ve tahıl­lar antijen özelliği kazanır. Bununla birlikte bilinen bütün besinlerin alerji yapabildiği kesinlikle unutulmamalıdır.

Bir besinin alerji yapıp yapmaması bir ölçüde tüketilmeden önce geçtiği iş­lemlere bağlıdır. Pişirilme genellikle alerjik etkiyi azaltır ya da yok eder. Sü­tün içerdiği albüminin alınması alerji yapma olasılığının azalmasına yol açar. Örneğin peynirlere karşı alerji çok sey­rek görülür, çünkü peynirin üretim sü­recinde sütteki albümin (laktalbümin) genellikle ayrılmaktadır. Az sayıdaki peynir alerjisi olguları yumurta, un, ni­şasta koku ve tat vericiler, küf gibi süt dışı maddelere bağlıdır. Sanayide kulla­nılan koruyucu maddeler de besinlerin alerji yapma özelliklerini değiştirebilir.

Besinlerin çoğu bir antijenler moza­iği gibi düşünülebilir. Örneğin yumur­tadaki albümin görece basit yapılı bir besin olmasına karşın beş ayrı antijen içerir. Karmaşık yapılı besinlerde bu bi­leşenlerin sayısı çok daha fazladır.
Doğal bileşenlerin yanı sıra besinle­re bulaşmış maddeler de antijen etkisi gösterebilir. "Bulaşma ürünü" denen bu maddeler besin olmadıkları halde besin alerjisi yapabilir. Bu yabancı maddeler besinlere kaza ya da rastlantıyla bulaşa­bilir. Örneğin süt hayvanlarında meme iltihabını (mastit) tedavi etmek ya da önlemek amacıyla kullanılan antibiyo­tikler (özellikle penisilin) inek sütüne geçebilir. Emziren kadınların aldıkları ilaçlar da sütlerine geçebilir. Bu yolla süte geçen, ama sütün normal yapışma yabancı bulaşma ürünü maddeler sütçocuğunda alerji tepkimesine yol açabilir. Gerçekte bebekte anne sütüne karşı alerji gelişmesinin tek yolu budur.

Besinlere yabancı madde bulaşması­nın bir aracı da üretim teknolojisidir. Besinlerin bozulmasını önlemek ama­cıyla çok yaygın olarak kullanılan şah­silik ve antiseptik maddelerle gene gıda sanayisinde çok kullanılan renklendiriciler besin alerjisine yol açabilen yaban­cı maddelerdir.

Besinlere sık sık bulaşan bir madde de nikeldir. Nikel özellikle baklagillere ve çileğe, ayrıca ekmeğe, etlere ve balığa bulaşabilir. Mutfak tuzunda ve margarin­lerde de bulunur. Besinlerin paslanmaz çelik tencerede pişirilmesi oksalik asit (ıspanak, ravent), malik asit (elma) ve sit­rik asit (özellikle turunçgiller) içermeleri durumunda nikel yoğunluğunu önemli ölçüde artırır. Bu yiyeceklerin yenmesi (5,6 mgr nikel=25 mgr nikel sülfat) gecikmiş bir aşın duyarlılığa bağlı bir egza­mayı, ama aynı zamanda ürtiker ya da kı­zarıklığı da yeniden başlatabilir.
Besinleri korumak, renklendirmek gibi bazı belirli amaçlara yönelik olmak koşuluyla gıda sanayisinde kullanılması­na izin verilen katkı maddeleri vardır. Ama bunlar ülkelere göre yüzde 0,03 ile yüzde 0,15 arasında değişen oranlarda istenmeyen yan etkilere yol açmaktadır.

Yalancı Besin Alerjileri

Alerji yapan besinle vücudun buna karşı ürettiği antikor arasındaki tepkimenin neden olduğu gerçek besin alerjisinde vücutta bazı maddeler açığa çıkar. Bun­lardan özellikle histamin alerjiyle ilgili belirti ve bozukluklardan sorumlu olan önemli bir maddedir. Ama kendi yapı­sında çok miktarda histamin bulunan ya da sindirildiğinde alerjik bir mekanizma­dan bağımsız olarak vücutta histamin salgısını uyaran birçok besin de vardır.

Bu besinlerin başlıcaları şunlardır:

• Yumurta akı çok etkili bir histamin serbestleştiricidir.
• Kabuklu deniz hayvanları (karides ve daha az olmak üzere yengeçler), çilek, domates, çikolata, balık ve domuz eti de benzer bir etki yapar.
• Ananas ve papaya gibi bazı tropik meyveler histamin serbestleştirici mad­deler içerir.
• Bakla, bezelye, fasulye gibi bazı seb­zeler, tahıllar, ceviz, yerfıstığı gibi çe­şitli besinler histamin serbestleştirici bir madde olan lesitin içerir.
Bütün bunlardan başka protein yapı­sında olmayan bazı besinler de böyle et­ki gösterebilir.
Ayrıca alkolün iyi bilinen damar ge­nişletici etkisiyle histamin serbestleştiri­ci etkisinin birlikte görüldüğü unutul­mamalıdır.
• Histamin açısından zengin besinler –

Aşın histamin yüklenmesi doğal olarak histamin açısından zengin ya da maya­lanmayla sonradan zenginleşmiş besin­lerin alınmasından kaynaklanır. Etteki histamin miktarının hayvanın öldürül­me anında arttığı bilinmektedir. Ruhsal gerginlik de adrenalin salgısını artırarak plazmada histamin düzeyini yükseltir. Histamin yüksek sıcaklıklara dayanıklı­dır; yiyeceğin pişirilmesiyle ya da hava­sı alınmış kapta ısıtılmasıyla yok ol­maz. Lahana turşusu, salam, mayalı peynirler ve özellikle konserve olmak üzere balık gibi besinlerde bol histamin bulunur.

• Karbonhidratlar- Bazı bitkisel ürün­lerde nişasta ve selüloz oranı yüksektir. Tahıllar, ekmek ve unlu besinler, tatlı ve şekerlemeler, ayrıca bezelye ve mer­cimek, fasulye gibi kuru sebzeler bunla-nn başında gelir. Selülozun tamamı, ni­şastanın ise bir bölümü çıkan kalınba­ğırsakta bulunan bakteriler tarafından parçalanır. Parçalanma ürünleri, gaz ve organik asitlerdir. Bunlar bağırsak flo­rasında yoğun mayalanma yapan bakte­riler tarafından büyük miktarlarda üreti-lirse sindirim sistemi mukozası zedele­nebilir. Organik asitlerin varlığında aşı-n nişasta tüketilmesi mukozamn kolay­ca zedelenmesine yol açar. Mikropların etkisiyle kısır bir döngü oluşur. Maya­lanmaya bağlı kalınbağırsak hastalıklan belirtilerine kaşıntı ve ürtiker gibi histamine bağlı belirtiler de eklenir. Gerçekten de yapılan birçok araştırma çeşitli bağırsak bakterilerinin histamin bireşimlediğini göstermiştir.

• Benzoat dokunması- Benzoat özel­likle meyvelerde bulunan doğal bir maddedir. Üzüm, ahududu, dut ve ya-banmersini bol miktarda benzoat içerir. Besinlerin bozulmasını önlemek ama­cıyla gıda sanayisinde de kullanılan bu madde nüfusun yüzde 10'undan çoğun­da alerjik tepkilere neden olabilir.

• Sodyum nitrat dokunması- Sodyum nitrat güçlü bir mikrop öldürücü ve ok­sitlenme önleyicidir. Jambon, salam, salamura peynir, işlenmiş ringa balığı gibi çeşitli ürünlerde kullanılır. Sod­yum nitrata tepkiyi ölçmek için 20 mgr sodyum nitrat verilerek yapılan test sonuçlanna göre bu madde insanların yüzde 5'ten biraz fazlasına dokunur; da­mar kaynaklı baş ağnlan, bağırsak bo­zukluktan ve ürtiker nöbetleri yapar.

• Alkol dokunması- Yalancı besin alerjisi olgularının yüzde 38'inde aşın alkol tüketimi saptanmıştır. Bu olgular­da alkol çeşitli etkilerine bağlı olarak kolaylaştırıcı bir rol oynar. Örneğin damarları genişleterek besinlerin sindirim sistemi mukozasından hızla geçmesini sağlar. Ayrıca alkolden elde edilen asetaldehit güçlü bir histamin serbestleş­tiricidir. Şarap ve hafif alkollü öbür iç­kilerin dokunma olasılığı daha düşük­tür. Vücudun alkolü kaldıramaması du­rumunda çarpıntı, kalp atışlarında hız­lanma, kaslarda güçsüzlük, baş ağnsı, ayrıca astım ve nezle gibi solunum sis­temiyle, ilgili belirtiler ortaya çıkar. Çok seyrek olarak gerçek alerji de gö­rülebilir. Bunda asetaldehidin histamin serbestleştirici etkisi belirleyici görün­mektedir. Bazı beyaz ve kırmızı şarap­ların çok miktarda histamin içermesi histamine aşırı tepki gösteren kişilerde­ki belirtileri açıklayabilir. Üzümde çok miktarda bulunan benzoat burun çevresi sinüslerinde polip olan ve aspirin ala­mayan astımlı hastalarda nezle ve astım nöbeti başlatabilir. Ayrıca bazı astım hastalan şaraplarda koruyucu madde olarak çok kullanılan kükürt dioksiti kaldıramama belirtileri gösterebilir.

Besin Alerjisi Belirtileri

Besin alerjisinin belirtileri öbür alerji bi­çimlerinde görülenlerden pek farklı de­ğildir. Bu belirtiler sindirim, solunum, deri, kalp-dolaşım, boşaltım, üreme, ek­lem ve sinir sistemleriyle ilgilidir. Belli bir yiyeceğe karşı alerjik yanıt hemen ya da gecikmeli olarak ortaya çıkabilir. Ay­nı kişide iki yanıt tipi de görülebilir, ama bunlar farklı antijenlere karşıdır. Ayrıca aynı antijen bir hastada erken ya­nıta, bir başkasında ise gecikmeli yanıta yol açabilir. Besin alerjisi solunum siste­mi düzeyinde astım ya da burun muko­zası iltihabı (nezle) belirtileriyle ortaya çıkabilir. Sindirim sisteminde mide-bağırsak iltihabı, ağız içi iltihabı, bulan­tı, kusma, karın ağrıları, ishal, kalınba­ğırsak iltihabı belirtileri verebilir. Deride kaşıntı, ürtiker, purpura ve anjiyonörotik ödem biçiminde ortaya çıkabilir. Sinir sistemiyle ilgili olarak baş dönmesi ya da baş ağrısı nöbetleri yapabilir. Boşal­tım sisteminde kan işeme (hematuri), dış cinsel organlarda kaşıntı ve eklem siste­minde çeşitli eklemlerde ağrı biçiminde görülebilir. Ama bütün belirtilere karşın hastalığın alerjik kökenini kanıtlamak çok güç olabilir. Bunaltı, huzursuzluk, saplantı gibi bazı ruhsal etkenler gizli alerji belirtilerini ortaya çıkararak ya da güçlendirerek nöbeti başlatabilir.

Besin alerjisine bağlı belirtilerin ço­ğunlukla besinin her alınışında değil, yalnızca arada sırada ortaya çıktığını unutmamak gerekir. Bunun çeşitli ne­denleri olabilir. Birincisi hastalığın olu­şumu yalnızca bağışıklık sistemiyle il­gili olmayabilir, ama belirtileri alerjiye benzeyebilir. İkincisi, belirtiler ancak alerjik olaya bir ya da birkaç kolaylaştırıcı etkenin eklenmesiyle ortaya çıkabi­lir. Son bir olasılık da alerjen maddeyle her karşılaşıldığında göreli bir duyar­sızlaşmanın gerçekleşmesi ve vücut ye­niden yeterli antikor üretinceye değin klinik belirtileri başlatacak düzeyde an­tikor bulunmamasıdır.

Besin Alerjisi Tanısı Teşhis

Alerjik hastalıklarda belirtilerin değer­lendirilmesi ve sorumlu etkenlerin sap­tanmasıyla doğru tanıya ulaşılabilmesi büyük ölçüde hastadan alınacak bilgile­re bağlıdır.
Alerjinin tipik olarak bir aile özelli­ği biçiminde ortaya çıktığı kabul edilir, ama birçok başka hastalıktan farklı ola­rak kalıtımla nasıl aktarıldığı henüz ay­dınlatılmamıştır. Hatta alerji oluşumun­da kalıtımın dışında çevre, yaşama alış­kanlıkları, ruhsal koşullar gibi birçok başka etkenin de belirleyici olduğu bi­linmektedir.
Gebelik dönemi bebekte alerji olu­şumu açısından çok önemlidir. Gebelik­te anne ile dölüt arasındaki ilişki nede­niyle annenin etkisi büyüktür. Daha çok alerji yapıcı maddelerle (süt ve yumur­ta) beslenen annenin dölyatağında bir duyarlılık gelişebilir. Son araştırmalara göre sigara dumanının alerjik tepkiye yol açan IgE grubu antikor oluşumunu uyancı etkisi dölütte de görülmektedir. Bu etki annenin içtiği günlük sigara sa­yısıyla orantılı olarak artmaktadır. An­nenin doğumdan önceki alışkanlıklarıyla alerji arasında herhangi bir ilişki ola­bileceği uzun süre kabul edilmemiştir. Oysa günümüzde bu bilgilerin iyi de­ğerlendirilmesi tanı açısından büyük önem taşımaktadır.
Değerlendirilmesi gereken önemli bir öğe de çocuğa verilen besinlerin tü­rüdür. Bebekte en erken ortaya çıkan alerjinin inek sütüne bağlı olduğu artık kesinleşmiştir. Ayrıca inek sütü üzerin­de en çok araştırma yapılan ve en iyi bilinen alerji nedenidir, çünkü bebeğin yalnızca inek sütüyle beslendiği dö­nemde alerjinin tanısı kolaydır. Alerjik duyarlılık genellikle yaşamın üçüncü yılına doğru kendiliğinden ge­çer. Bu durum özellikle üç yaşından sonra, alerjinin kesin kanıtlan olmadı­ğında dikkate alınmalıdır.

Besinlerin içeriği başlı başına bir araştırma konusudur. Az miktarda, ama sürekli alman besinlerin bir kez büyük miktarda alınanlardan daha çok alerji yaptığı kanısı yaygınsa da, alınan besin miktarının önemi henüz tartışılmaktadır. Bazı besinler gerçek besin alerjisi belir­tilerine yol açan maddeler açısından özellikle zengindir. Bunlar yendiğinde "yalancı alerji" olarak nitelenen durum ortaya çıkar ve besin miktarı arttıkça ya­lancı alerji etkisi de güçlenir. Bununla birlikte bazı besinlerin hem alerji, hem de yalancı alerji yapıcı etkileri vardır. Bir besinin alerji yapıp yapmayacağı ay­nı anda alman öbür yiyeceklere, ilaçlara ve fiziksel gerginliğe bağlıdır. Dolayı­sıyla da sorun çok karmaşıktır.

Besin Alerjisi Tedavisi

Besin alerjisinin tedavisi öbür alerjik hastalıkların tedavisinden farklı değil­dir. Tedavide bir yandan alerji yaptığı düşünülen etkenlerin elenmesine, bu­yandan da belirtilerin ortadan kaldırıl­masına çalışılır.

• Beslenme tedavisi- Alerjinin beslen­meyle tedavisi, ilk bakışta kolay görü­nebilir. Hastaya dokunan besin ya da besinler saptandıktan sonra, bunları bes­lenmeden çıkarmak yeterlidir. Söz ko­nusu besinlerin besleyici değerinin az ve fıstık, deniz ürünleri, çilek gibi göre­ce olağandışı türler olması durumunda bu yöntem kolayca uygulanabilir.
Ama alerji yapan besinlerin besleyi­ci değeri yüksekse ve bunlar her gün tü­ketilen temel besinlerin yapısında bulu­nuyorsa sorun daha karmaşıktır.
Beslenme tedavisinin başarısı çeşitli etkenlere bağlıdır. En önemli önlemler­den biri kuşkulu yiyecek ya da yiyecek­lerin beslenme programından tümüyle çıkarılmasıdır, çünkü duyarlılığı hafif olan kişilerde çok küçük miktarlar bile bazen görünür olmayan hafif belirtilere yol açabilir; böylece duyarlılığın süresi­ni uzatarak, besine uyum geliştirilmesi­ni geciktirebilir.

Yumurta ve inek sütünün tümüyle kaldırılması güç olabilir. Oysa bunlar yerleşik beslenme alışkanlığının parçası olan bisküvi, tatlılar, karamela, dondur­ma gibi birçok besinde bulunur. Eleme yöntemine dayalı beslenme programla­rıyla besin alerjisi deneyimli uzmanların denetiminde tehlikesizce tedavi edilebi­lir. Tedavi sırasında bazı beslenme ye­tersizlikleri ortaya çıkabilir, İshal, şid­detli sancı, kabızlık, gaz fazlalığı gibi bazı belirtiler görüldüğünde beslenme­nin aşırı kısıtlanması ya da bu kısıtlama­nın gerektiğinden uzun bir süre uygulan­ması böyle bir gelişmeye yol açabilir.

Ama bu tür bir kısıtlamanın tanıya götü­rücü incelemelerin yapılabilmesi için ba­zen zorunlu olduğu ve tedavi sırasında gelişen besin yetersizliğinin de genellik­le fazlaca önemsendiği unutulmamalıdır.
Bir başka tehlike hastaya bir süre hiç verilmeyen bir besinin yeniden verildi­ğinde yaygnz ve ağır tepkilere yol açma­sıdır. Böyle ağır tepkiler hastanın geç­mişinde benzer olaylar bulunmaması durumunda da ortaya çıkabilir. Tepki besinin yeniden alınmasından sonraki birkaç dakika ile saat içinde görülebilir. Alerjik olduğu bilinen insanlar arasında görülme olasılığı da yüzde 5 kadardır. Ama alerjik tepkinin şiddetli olması, ay­rıca hastadan alman bilgilere ve testlere dayanılarak önceden belirlenememesi nedeniyle, alerji yapan besinin uygun ortamlarda ve sıkı denetim altında yeni­den verilmesi zorunludur.

Genel görüşe göre besin alerjisi ço­cuklarda bütünüyle iyileşme eğilimin­dedir. Bu nedenle hastanın geçmişinde çok şiddetli tepki görülmemişse alerji yapan besin her 6-12 ayda bir yeniden verilerek tedavi sürdürülebilir.
İyi gidişli olgularda belirtilerin şid­deti gittikçe azalır; alerjinin ortaya çık­ması için gerekli besin miktarı ise git­tikçe artar. Böylece yaklaşık 3-4 yaşla­rında besine tam bir uyum gelişir. Ol­guların büyük bölümünde bu süreç ger­çekleşir. Ama 8-10 yaşlarına ve hatta erişkinlik dönemine değin süren besin alerjileri de vardır.

• İlaç tedavisi- Bazen ilaç tedavisine geçilmesi zorunlu olur. Aşağıdaki du­rumlarda bu yola başvurulur:
- Beslenme açısından yerlerinin doldu­rulması güç çok sayıda besine karşı aşı-n duyarlılık gelişmesi.
- Hastanın önerilen beslenme rejimini kabul etmemesi.
- Alerji yapmayan besin ağırlıklı bir beslenme programı uygulanmasına kar­şın alerji belirtilerinin sürmesi.
- Hastalığın ağır olması ve hasta vücu­dunda deneme-araştırma yapılmasına olanak vermemesi.
- Alerji yapan besinin alınmasının önle­nememesi.
Alerjik hastalıkların tedavisinde etkili birçok ilaç vardır. Ama bu ilaçlardan ba­zılarının yanlış kullanılması alerjiyi teda­vi etmek yerine ağırlaştırabilir. Dolayı­sıyla seçilen ilacın tedavi edilmek iste­nen alerjiye uygun olması çok önemlidir.

Antihistaminikler ürtiker, alerjik nezle (rinit) ve ikinci kez karşılaşılan bir antijene karşı çok şiddetli alerji tepkile­rinde (anafılaktik tepki) özellikle yararlı­dır. Ama henüz tam bilinmeyen neden­lerle bu ilaçlar astım ve alerjik deri ilti­habı (dermatit) gibi bazı alerjik hastalık­larda etkisiz kalabilir, hatta zararlı olabi­lir. Ağır alerjilerde yarar sağlar, ama ağır alerjilere bağlı acil durumlarda ilk ilaç olarak kullanılmaz, adrenalinin ar­dından verilebilirler. Antihistaminikler kaşıntıyı önlediğinden histaminin temel bir rol oynamadığı, temasa bağlı alerjik deri iltihaplarında yararlı olabilir. Sakin­leştirici yan etkisi bazen sakıncalı olabi­lirse de bazı olgularda yarar sağlar. Antihistaminiklerin pomat ya da krem biçi­minde sürülmesi çok zararlıdır, çünkü aşırı duyarlılık yapabilir; ışığa karşı du­yarlılık gelişmesine ve özellikle hasta güneşe çıktığında yaygın alerji belirtile­rinin görülmesine yol açabilir.

Egzama Nedir, Egzama Hakkında Bilgiler

Egzama deride kızarıklık ve içi sıvı dolu kabarcık biçimindeki belirtilerini an­latan bir kavramdır. Alerjide önemli olan biçimleri a) özellikle çocuklarda de­rinin belirli bölgelerinde kaşıntılı kızarıklık biçiminde görülen atopik dermatit ya da egzama; b) temas dermatiti ya da egzamasıdır. Atopik dermatit bebek 3-6 aylık olunca daha çok deri kıvrımlarında ve ağız çevresinde görülür, ama bütün vücuda da yayılabilir. Kural olarak 3 yaşına doğru iyileşirse de deri ku­ru ve ince kalabilir. Ergenlik çağında tümüyle ortadan kalkabilir ya da kötüleşebilir; bu durumda yakınmalar yıllarca sürer.

Genellikle deri belirtileri geriledikten sonra alerji astım, nezle gibi başka bi­çimlerde ortaya çıkar. Hastaların yaklaşık yansında başka alerji biçimleri geli­şir. Temas dermatiti vernik, çimento, mineral tuzlan gibi bazı basit kimyasal bileşiklerin ya da nikel, krom gibi metallerin deriyi doğrudan etkilemesiyle or­taya çıkar. İltihap daha çok maddelerin deriye değdiği bölgelere yerleşir; el, bilek ve kulaklarda şık görülür. Başlıca nedenleri kozmetik ürünleri, saat, kü­pe ve kolye gibi metal takılar ve çeşitli sanayi ürünü maddelerdir.

Çocuklarda Bebeklerde Egzama önlemler var mıdır?

Evet, bazı uygulamalar özellikle yararlıdır. Örneğin sabun tahriş edicidir ve kullanılmaması önerilir. Bütün deri yüzeyi her gün yıkanmamalıdır. Ilık bir duş, sabunla uzun uzun yıkanmaktan çok daha iyidir. Suya sodyum bikarbonat eklenmesi ve temizleyici olarak özel kremler kullanılması önerilir. Ayrıca ço­cuğun aşın terlemesi, aşın hareket etmesi ve heyecanlanması önlenmelidir. Yatağı soba ya da radyatöre yakın olmamalıdır, Derisini tırmalaması önlenme­lidir. Çocuğa pamuk gibi doğal elyaftan yapılmış giysiler giydirilmelidir. Be­lirli aralarla ortamı değiştirmek de yararlıdır,

Ürtiker Nedir, Kronik Ürtiker Hastalığı Nedir?

Ürtiker deride şiddedi kaşıntı yapan küçük kızarıklık ve kabarıklıklardır. Belli bir bölgede görülebileceği gibi bütün vücuda yayıldığı da olur. Yüzde anjiyo-nörotik ödem ya da Quincke ödemi biçiminde görülür. Mukozalarda görülme­si özellikle tehlikelidir, çünkü glottis ödemi boğulmaya neden olabilir.

Çocukta belirli bir yiyeceğe karşı aniden beliren isteksizlik, besin alerjisi­ne bağlı olabilir mi?

Böyle bir kural yoktur. Eğer yiyecek hemen sancı gibi önemli belirtilere ne­den olursa, çocuk bunu istemeyecektir. Ama yiyecekler alerjik etkilerini bir­kaç saat sonra gösterdiğinden çocuk zararlı yiyecekleri geri çevirmez.

Temas Dermatit Nedir, Temas dermatiti sık görülen bir hastalık mıdır?

Evet, deri hastalıklarının sık görülen bir türüdür. Hastalığın ortaya çıkmasına neden olan çok sayıda alerji yapıcı madde vardır. Bunlar fabrikalardaki çalışma ortamında bulunduklarından soran çok sayıda sanayi işçisini ilgilendirir. Alerji yapıcı maddelere bağlı aşırı duyarlılık ve bunu izleyen egzama giysi, kozmetik ürünleri ve toz, pomat, krem biçiminde deriye uygulanan ilaçların kullanılma­sından sonra görülür. Temas dermatit bir meslek hastalığı kabul edilir ve top­lumsal ekonomiyle üretim maliyetlerini büyük ölçüde etkileyebilir.