Kas Gevsetici İlac İsimleri

Kas Gevşetici İlaçlar ve İsimleri

1. Asetilkolinin sentezi, depolarunası ve salınımını inhibe edenler: Bunlar ze­hir veya toksinler olup klinik kullanım-ları yoktur. Asetilkolinsiz blokaj oluştu­rurlar.
2. Kas gevşetici ajan olarak klinik kullanımda olan ilaçlar: Salınmış olan asetilkolinin etkisini önleyerek etkileri­ni gösterirler.
Etki mekanizmalarına göre iki gruba ayrılırlar:
a- DepoIarizanlar
b- Non-depolarizanlar (kompetetif= yarışıcı)

a. Depolarizan blok yapan kas gevşeticiler: Bu grupta agonist etkide olan veya reseptör aktivatörü olan ilaç­lar yer alır. Bunlar, nörotransmitter olan asetilkolinin etkilerini hemen hemen bütün kolinoseptif noktalarda takljt ederler. Ancak asetilkolinesteraz tara­fından parçalanmadıkları için oluştur­dukları depolarizasyon, asetilkoline gö­re daha uzun süreli olmaktadır. Bu süre içinde sinir yolu ile gelen uyarıya kas lifi yanıt vermez. Süksinilkolin ve dekametonyum bu sınıftan iki kas gevşe-ticidir.

Kas gevşetici hap

b. Non-depolarizan blok yapan kas gevşeticiler: Presinaptik ve postsi-naptik kolinerjik reseptörler için asetilkolinle yarışırlar. Yeterli sayıda postsi-naptik reseptöre bağlandıkları zaman, asetilkolinin reseptöre bağlanmasına engel olurlar, postsinaptik membran eşik potansiyelinde düşme ofuşmaz ve kas kontraksiyonu oluşamaz.

Depolarizan Kas Gevşeticiler

Süksinilkolin (süksametonyum)


Süksinilkolin, yapı bakımından bir biasetilkolindir. Yapısındaki iki esleri, bağlayan bağlar labil olduğundan, plaz-madaki kolinesteraz enzimi etkisiyle hızla hidrolize olur. Birinci kolin, bile­şikten hızla ayrılarak geride nöromus­küler blokaj gücü asıl bileşiğin 1/20-1/70 arasında değişen şükşinümonoko-lini bırakır. Bu zayıf etkili metabolit, ikinci kez hidrolize edilerek süksinika-sit ve koline parçalanır. Süksinilkolinin oluşturduğu depolarizan blok, normal enzim mıktarında azalma veya atipik pseudokolinesteraz varlığında uzar.

Kas gevşetici haplar

Plazma kolinesterazlarının etki et­mesi sonucu hızla enzimatik hidrolize olması nedeniyle etkisinin kısa sürmesi, süksinilkolinin en büyük üstünlüğüdür. Enjeksiyonla verilen süksinilkolin do­zunun muhtemelen %5-10'dan daha kü­çük bir bölümü, motor son plağa ulaşır. Süksinilkolin, artık plazma kolineste­razlarının etkisinden kurtulmuştur ve bunun buradaki etkisi, hücre dışı sıvıya veya kas lifi içerisine difüzyonla uzak­laşmasıyla sona erer.

Süksinilkolin etkisinin beklenildi­ğinden uzun sürmesi, plazma kolineste­raz aktivitesi düşüklüğüne bağlı olabilir. Bu durum, karaciğer hastalıkları, açlık, kanser^gebelığın ilen dönemleri ve do­ğumdan hemen sonra görülebilir. Diğer yandan plazma kolinesterazı, ilaçların veya diğer enzimlerin inhibisyonu altın­da bulunabilir. Bazı ekotiyopatlı göz damlaları, organofosfor insektisitleri, heksaflorenyum ve takrin (tetrahidroa-minoakrin), kemoterapötikler, neostigmin, piridostigmin ve bir monoaminok-sidaz inhibitörü olan fenelzin, kolines­terazı inhibe edebilmektedir. Lityum karbonat ve Myasteni sendromu da, bu kadar açık olmamakla birlikte aynı yön­de etkilidir. Ayrıca hastaların küçük bir bölümünde (1/1500-1/3000) süksinilko­lin metabolizmasına ilişkin, genetik ola­rak belirlenmiş (atipik plazma kolines­terazı) bir yetersizlik söz konusudur. Et­kili bir süksinilkolin hidrolizi gerçekle­şemediğinden etki süresi uzamaktadır.

Süksinilkolin etkisinin hızla başla­ması, entübasyon yapılıncaya kadar ha­vayolunun korumasız kaldığı süreyi kı­saltırken, hızla yıkılması da başarısız entübasyon girişimlerinde spontan solu­numun kısa sürede dönmesini sağla­maktadır. Etkisinin kısa oluşu süksinil-kolini çok kısa süreli gevşeme gerekti­ren girişimler için de uygun bir ajan yapmaktadır.

Süksinilkolinin entübasyon için eriş-kinlerdeki dozu 1-1.5 mg/kg'dır. Uzun süreli kas gevşemesi' için Tekrarlanan küçük dozlarda (10 mg) veya devamlı infüzyon (500-1000 ml'de 1 g) ile uygu­lanır. Uzun süreli kas gevşemesi için süksinilkolin bu yöntemle uygulandı­ğında, nöromusküler fonksiyon, sinir uyarıcısı ile sürekli monitörize edilerek doz aşımı önlenir. Kısa etkili mivakur-yumun bulunmasından sonra, süksinil­kolinin infüzyon şeklindeki uygulanışı popülaritesini kaybetmiştir

Non-Depolarizan Kas Gevşeticiler

Bunlar kavşak sonrası membrandaki kolinerjik nikotinik reseptörler için ase-tilkolinle yarışmaya girerler. Reseptör­lerle reversıbl birleşerek asetilkolinin reseptörlerle birleşmesini önlerler. Böy­lece asetilkolinin kas son plağı üzerin­deki depolarizan etkisini azaltır veya ta­mamen engellerler. Bu ilaçlar, reseptör­lerle reversıbl olarak birleşirler, spontan olarak reseptördeki etki yerlerinden ay­rılır ve tekrar birleşirler. Bu arada re­septörün serbest kaldığı sırada asetilko-lin reseptörü etkileyebilir.

Non-depolarizan kas gevşeticilerin plazma konsantrasyonları enjeksiyonla­rını izleyen 1-2 dakika içinde zirveye ulaşır. Ancak maksimum blok, kalp de­bisini, iskelet kaslarının kalpten uzaklı­ğını ve iskelet kasının kan akımını yan­sıtacak şekilde, .i-7_dakika içinde baş­lar. Non-depolarizan ilaçların klinik etki süresi, plazma konsantrasyonlarının kri­tik bir seviyenin altına düşmesi için ge­reken süre ile belirlenir.

Kardiyovasküler yan etkileri genel­likle histamin salınımına, periferik oto­nom sinir sisteminin uyarılmasına veya inhibisyonuna ya da serum potasyum düzeyinin motor son-plak depolarizas-yonundan sonra yükselmesine bağlıdır. Histamin salimini, klinik kullanımdan sonra görülen hipotansiyon ve taşikar-dinin önde gelen nedenidir. Disritmilere ve anaflaktoid reaksiyonlara neden ola­bilirler

Nöromusküler İleti ve Kas Gevşetici İlaçlar

Kas gevşetici ilaçların anesteziye gi­rişi, Güney Amerika yerlilerinin zehir olarak oklarının ucuna sürdükleri kura­rın, nöromusküler blok oluşturucu etki­lerinin öğrenilmesi ile başlar. Fransız fizyolog Claude Bernard, 1850-60 yıl­ları arasında doğrudan kas uyarısı yar­dımıyla, kurarın etki mekanizmasının ilkelerini aydınlattı ve hastalar üzerinde yapılan nöromusküler bloğun kantitatif olarak ölçülmesinin temellerini attı. Ku­rar, ilk kez 1942 yılında Harold Griffith tarafından klinikte uygulanmıştır.

Anesteziyi gerçekleştirmede kullanı­lan üç ana ilaç grubundan (hipnotikler, analjezikler, kas gevşeticiler) biri olan kas gevşetici ilaçlara, endotrakeal entü-basyonun ve cerrahi girişimin yapılabil­mesi, kontrollü solunumun uygulanabil­mesi için gereksinim duyulur. Kas gev­şetici ilaçların kullanımı ile daha az anestezik ilaç kullanılmakta, kanama azalmakta ve cerrahi travma süresi kı­salmaktadır.

Nöromusküler İletinin Anatomi ve Fizyolojisi


Çizgili kaslar hızlı iletimli alfa mo­tor nöronlar ile innerve olmaktadır. Myelinli olan bu ön boynuz motor nö­ronların aksonları, kas hücrelerinin ya­kınında çok sayıda myelinsiz liflere ay­rılır. Bu liflerin herbiri kas hücresi membranındaki (sarkolemma) bir kıvrı­mın içine girer. Her bir sinir lifi ve uyardığı kas liflerine bir motor ünite denir. Motor ünitelerin büyüklükleri, kasın ince motor işlevlerine göre değiş­kenlik gösterir. Kaba çalışan kaslarda bir motor birim yaklaşık 1000 kas hüc­resinden oluşurken örneğin gluteus ka­sı, ince motor işlevleri olan eksternal oküler kaslarda 5-10 kas hücresinden meydana gelir. (Kas gevşetici haplar)

Sinir ve kas kavşağının zarları birbi­rine çok yakındır. İki zar 200-300°A ge­nişliğinde bir kavşak ile ayrılmıştır. Bu aralık nöromusküler kavşağı (sinaps), kavşak öncesi (presinaptik) ve sonrası (postsinaptik) bölgelere ayırır. Presi­naptik membran sinir lifi, postsinaptik, membran ise kas lifı membranıdır. Kavşak öncesi bölgedeki myelinsiz motor sinir ucu yassılaşarak sinir son plağı adını alır. Sinir son plağı, içi asetilkolin molekülleri ile dolu olan binlerce vezi-kül içerir. Sinaptik aralık ekstrasellüler sıvı ile doludur ve asetilkolinesterazları içerir. Çizgili kas membranının üzeri çı­kıntılı yapıda olup, üzerinde asetilkoli-ne özgü reaksiyon veren yaklaşık 5-10 milyon reseptör bulunur. Reseptörler, kas hücrelerinde sentezlenir. Nikntinik yapıdaki bu reseptörler; ikisi alfa (a), birer beta_(3), epsilon (e) ve gammadan (5) oluşan beş üniteli bir glikoprotein kompleksidir. Tübüler yapıdaki bu re­septörler, membranın her iki tarafı ara­sında bir geçiş yolu oluşturacak şekilde kas hücresi membranına yapışıktırlar. Sinir aksonu eşik değerin üzerinde uyarıldığında, bu noktadan aksiyon po­tansiyeli doğar ve akson boyunca depolarizasyon dalgası (impuls) şeklinde ya­yılır. Aksiyon potansiyeli, motor sinir ucuna ulaştığında sinir ucu membranı depolarize olur ve asetilkolin molekül­leri veziküllerden sinaptik aralığa ser­bestleşir. Depolarizasyon ye salıverilme olayları arasındaki bağlantıyı, depolari­zasyon sırasında sinir ucuna giren Ca++ iyonları sağlar. Ayrıca Ca++ iyonları, ve-ziküllerin aksoplasmik membrana ya­pışmasını da sağlar. Yapışma yerinde membran erir ve vezikül içeriği ekzosi-toz yoluyla kavşak aralığına dökülür. Her bir vezikülden yaklaşık 6000-8000 asetilkolin molekülü serbestleşir. Boşa­lan veziküller tekrar sitoplazmaya dağı­lırlar ve sentez edilen asetilkolin mole­külleri ile yeniden dolarlar. Asetilkolin 0,1 msn içinde kas membranınm tübü-ler yapıdaki reseptörlerine bağlanır. Normalde kapalı olan tübüller açılarak, Na+ve Ca++ hücre dışından hücre içine girer, K+ ise hücre içinden hücre dışına çıkar. Böylece depolarizasyon oluşur. Belli sayıda reseptörün aynı anda aktive olması ile eşik değerini aşan son plak potansiyeli oluşup kas hücresinin sar-koplazmik retikulumunda bulunan, bağ­lı haldeki Ca++ iyonlarının salınmasına yol açar. Bu iyonlar, aktin-myozin siste­mini etkileyerek çizgili kas hücresinin kasılmasına neden olur.

Kas gevşetici ilaç isimleri

Asetilkolin

Asetilkolin, sinir ucunda kolinaseti-laz enziminin aracılığı ile kolinin asetilasyonu sonucu oluşur (Asetilasyon).
Kolin + Asetil CoA =>
Kohnasetilaz => Asetilkolin Asetilkolin molekülleri, reseptörler ile birleşip impuls iletimini sağladıktan sonra, kavşakta bulunan asetilkolineste­raz enzimi tarafından hızla kolin ve asetikasite parçalanır (Hidroliz).
Asetilkolin =>
Asetilkolinesteraz =>
Kolin + Asetikasit

Asetilkolinin parçalanması sonucu açığa çıkan kolin aktif transport ile sinir ucuna geri alınır ve burada asejilkolın sentezinde kullanılır.
asetilkolin veziküller içinde depolanır.