Gebelik hastalıkları, Gebelik Hastalığı

Gebelik normal olmakla birlikte, Hamilelik sırasında görülmesi mümkün olan hastalık ve bozuklukların vaktinde teşhis ve te­davi edilmesi gerekir. Bunun için de gebe kadının doğumdan önce düzgün olarak kontrol altında bulundurulması şarttır. Ge­be kadının, gebeliği süresince sağlıklı olması hem kendisi hem de bebeği için son derece önemlidir.

Düşük, Gebelikte Düşük, Hamilelik Düşük Nedir


Gebeliğin 28. hafta içinde son bulmasına düşük adı verilir. Düşük, fetüsün ölmesi ve rahimden atılması olayı­dır. Düşük yapmanın çeşitli nedeni olmakla birlikte, bunlar dört grupta toplanabilir: Hamilelikte Düşük Nedenleri;

1. Döllenmiş yumurtadaki gelişim bozuklukları (% 50).
2. Rahimde görülebilecek yapı bozuklukları (% 20).
3. Bulaşıcı hastalıklar ve diğerleri (% 30).
4. Kazalar (% 100).

Belirtileri: Karın alt bölgesinde sancılar ve vajinal kana­malar.
Tedavi: Yatak dinlenmesi ve hormon tedavisi, vitamin ve­rilmesi.
Korunma: Her türlü vajinal kanama mutlaka doktora ha­ber verilmelidir.

Dış gebelik (Tuba Gebeliği)


Anormal olan bu gebeliğe çok ender olarak rastlanır. Yumurta normalde fallop borusu için­de döllenir ve rahime inerek plasentaya yerleşir. Fakat çok en­der olarak döllenmiş yumurta fallop borusunun duvarına ya­pışarak gelişimini burada sürdürür. Yumurtanın süratle geli­şimi sonucu fallop borusu yırtılır ve karın içine kanama olur. Eğer kanama şiddetliyse kadın birkaç dakika içinde bayılır. Kanamanın yavaş olması halinde karında sancı ve vajinal ka­nama olur.

Dış Gebelik Belirtileri: Bütün karın bölgesinde ve omuzlara kadar ya­yılan şiddetli ağrıyla birlikte vajinal kanama görülür. Tedavi: Ameliyat.
Gebelik kusmaları: Gebe kadınların çoğunluğu gebeliğin 8-16 haftalarında mide bulantısı ve kusmadan şikâyet ederler. Genellikle gebeliğin ilk haftalarında başlayan kusmalar 3. ay­da kesilir. Özellikle gebeliğin 4. ayından sonra başlayan kus­maların mutlaka tedavi edilmesi gereklidir. Bu tip kusmalar genellikle ilk kez doğum yapacak kadınlarda çok sık görülür ve çoğunlukla psikolojiktir.
Belirtileri: Günde 5-10 kez kusma, zayıflama ve halsizlik.

Süreci: Genel sağlık durumunda bozulma görülür. Aşırı kus­ma sonucu su ve tuz kaybı büyüktür. Tedavinin geciktirilmesi halinde idrarda aseton miktarı yükselir, bayılmalar ve karaci­ğer bozuklukları ortaya çıkar.

Dış Gebelik Tedavisi: Hastane tedavisi gereklidir. Vücuttan kaybolan su ve tuz damar yoluyla verilir. Daha sonraki kusmalar da ilaçlar­la önlenir. Her şeyden önce kadının psikolojik sorunlarının or­tadan kaldırılması gerekli ve önemlidir.

Eklampsi Nedir, Preeklampsi


İdrarda albümin bulunması, kan basıncının yükselmesi ve dokularda su toplanması gebe kadın için son derece tehlikeli göstergelerdir. Böyle durumlar tedavi edilmedikleri takdirde pre eklampsi ve eklampsi nedeni olurlar. Her ikisi de genellikle ilerlemiş gebeliklerde ya da doğumdan he­men sonra görülen nöbet ve koma halidir.

Belirtileri: Başın arka kısmında ağrı, göz kararması, mide bulantısı ve kusma, bacaklarda su toplaması, idrarda albümin miktarının yüksek olması, kan basıncının yükselmesi ve doku­larda su toplanması.

Tedavi: Hastane tedavisi öngörülmelidir. Hastaya yatıştı­rıcı ilaçlar verilmeli ve sakin bir ortam sağlanmalıdır. Eğer hasta gebeyse ve doğum olayı henüz başlamamışsa, yapay do­ğum ya da sezaryen uygulanmalıdır.
Korunma: Gebelik süresinde düzgün olarak doktor kontrolünde bulunmalıdır.

Loğusalık humması (puerperal humma)


Mikroplu bir has­talıktır. Genellikle plasentanın atılmasından sonra rahimin ya­ra yüzeyinin mikroplanması sonucu olur.

Belirtileri: Genel sağlık durumunda bozulma görülür. Ateş sık sık yükselir. Loğusalık akıntısı artar ve çok kötü kokar. Rahimde büyüme ve dokunmaya karşı duyarlık vardır.
Seyri: Tedavi geciktirildiği takdirde dış üretim organla­rında iltihaplı durumlar ortaya çıkar. Ağır vakalarda yumurta­lıklar, fallop boruları ve karın zarı iltihapları görülür.
Tedavi: Antibiyotik tedavisidir. Penisilinin bulunuşundan beri hastalık öldürücü niteliğini kaybetmiştir.
Korunma: Tek korunma çaresi doğum sırasında ve sonra­sında temizliğe önem verilmesidir.

Memenin Akut İltihabı (Kronik Mastit Nedir)

Meme
apsesi loğusalık dö­neminin en sık rastlanan bir hastalığıdır. Stafilokok cinsi bir bakterinin neden olduğu bu hastalıkta bakteriler genellikle meme ucundaki çatlaklardan içeri girerler ve süt bezlerini ilti­haplandırırlar.

Belirtileri: İltihaplı bölgede kızarıklık, ağrı, ateş, huzur­suzluk


Süreci: Meme bezleri şiş ve dokunulduğu zaman duyarlı­dır. Parmaklarla yoklandığında tek tük düğümcükler hissedi­lir. Düğümcüklerin üzerindeki deri iyice kızarmış ve geril­miştir.

Tedavisi; İlaç tedavisidir. Yatak dinlenmesi verilir. Bebek memeden kesilir ve memedeki süt elle sağılarak boşaltılır. Eğer apse oluşmuşsa mutlaka yarılıp iltihabın boşaltılması ge­rekir.

Gebelikten korunma Yolları, Korunma Yöntemleri

Evli çiftlerin ekonomik, sosyal ve sağlık koşullarına göre çocuk yapmak ya da çocuk sayısını ar­tırmak istememeleri çok doğaldır. Gebelikten korunmak birbirinden farklı yöntemleri vardır. Gebelikten korunma için alınacak tüm önlemlerde amaç, dişi yumurta ile erkek dölleyici hücresinin birleşmesini engellemektir.

Gebelikten Korunmak için başlıca üç yöntemi vardır:

1. Gebeliğin doğal yöntemlerle önlenmesi:
— Cinsel birleşme sırasında boşalmanın vajen dışına ya­pılması.
— Menstrüasyon kanaması döneminin takvimle izlenmesi ve cinsel birleşimin tehlikesiz dönemlere rastlayan günlerde gerçekleşmesi. Normal menstrüasyon devresinin 28 gün oldu­ğu kabul edilecek olursa, devrenin 8. ve 18. günleri arası teh­likeli günler olarak kabul edilmelidir.
— Vücut ısısının ölçülmesiyle de gebeliğin önlenmesi mümkündür. Birinci âdet gününden itibaren sabah ve akşam alman vücut ısısı bir grafiğe işlenir. On dört gün civarındaki yükseliş yumurtanın atılış zamanını gösterir.

2. Gebeliğin mekanik yöntemlerle önlenmesi:
— Kondom ya da prezervatif.
— Rahim ağzına ya da içine yerleştirilen yüksük, diyaf­ram ve spiral gibi engelleyicilerin kullanılması.

3. Gebeliğin kimyasal yöntemlerle önlenmesi:
— Doğum kontrol tabletleri gebeliği büyük bir olasılıkla önlemektedir. Yalnız, doğum kontrol tabletlerinin bir doktora danışıldıktan sonra kullanılması salık verilir.
— Cinsel birleşimden önce vajene köpük tabletleri ya da merhemler sürmekle gebeliğin önlenmeye çalışılması.Bütün bu yöntemlerin hiçbir zaman kesinlikle gebeliği ön­leyeceği söylenemez. Kullanılan kondomlarda olabilecek küçük bir delik gebeliği gerçekleştirebilir. Doğum kontrol tabletleri­nin de bir gün aksatılması aynı sonucu doğurur. Kimyasal maddelere de yeteri kadar güvenilemez. Ayrıca, bu tür bileşik­lerin vajeni tahriş ederek birçok hastalıklara yol açabileceği unutulmamalıdır. Cinsel birleşim sırasında geri çekilme yön­temi de psikolojik yönden sakıncalı olabilir.

Kalıtsal Hastalıklar Nelerdir, Kalıtsal Hastalıklar Hakkında

Kalıtım öğelerini taşıyan faktörler gen adını alır. Genler, belirli bir özelliğin kuşaktan kuşağa ge­çişini kontrol ederler. Bazı hastalıklar ve benzerlikler kalıtım yoluyla geçerler. Kalıtım yoluyla yalnızca hastalık geçmez, has­talık eğilimleri de kuşaktan kuşağa aktarılabilir. Ancak, bu eğilimlerin ilerde ortaya çıkacağı da garanti edilemez. Kalıtsal hastalıklar için şu örnekleri verebiliriz: Geri zekâlılık, şizof­reni, epilepsi (sara), şekil bozuklukları, üretim organlarındaki bozukluklar vb.

Böyle hastalıkların görüldüğü durumlarda, bu kalıtsal hastalıkla­rın ya da bozuklukların kalıtım yoluyla kuşaktan kuşağa ge­çip geçmeyeceğini, geçerse hangi olasılıklarla ortaya çıkabile­ceğini saptamak hemen hemen olanaksızdır. Bununla birlikte, yapılan araştırmalardan şu pratik sonuç alınabilir:
— Kan akrabalığı olan evliliklerde, kalıtsal hastalık nede­ni olan aynı unsurlar birleşerek gelecek kuşağın hastalıklı doğ­ma olasılığını artırır.
— Kan akrabalığı olmasa bile, eğer eşler kalıtsal hastalık nedeni olan aynı kalıtım unsurlarını taşıyorlarsa, aynı kalıtsal hastalığın gelecek kuşakta ortaya çıkması olasılıdır.

Kalıtsal Hastalıkların Önlenmesi, Kalıtım Hastalığı Tedavisi


Evlenmeye karar veren eşlerin, evliliklerinden sağlıklı bir çocuk dünyaya getirebilme­leri için birbirleri hakkında birtakım araştırma yapmaları ge­rekir. Ancak bu şekilde çocukların sağlıklı doğması ve sakat doğumların üçte birinin önlenmesi mümkün olabilir. Sakat do­ğan çocukların üçte birinin de erken teşhisle iyileştirilmesi ola­nak içindedir. Kalıtım yoluyla oluşabilecek hastalık ya da sa­katlık tehlikesi şu durumlarda oldukça büyüktür:

— Daha önce sakat bir çocuk doğurulmuşsa.
— Eşlerden birinde ya da ailesinde sara, sağırlık, kör­lük, yarık dudak ya da damak vb. gibi bozukluklar varsa.
— Özellikle anne 35 yaşın üstündeyse.
— Kan akrabalığı varsa.
— Kadın çok fazla düşük yapmışsa.

Bazı kalıtsal hastalıklar bir kuşağı atlayabilirler. Bu ne­denle eşler kendilerinden önceki kuşaklarda kalıtımla ilgili bir hastalık bulunup bulunmadığını araştırmalıdır. Ana-baba ka­lıtımla ilgili hastalıkların tehlikesi, önemi ve tedavi olasılıkları üzerinde bilgilendirilmelidir. Tehlikenin var olduğu hallerde evli çiftlere çocuk yapmamaları salık verilmelidir. Eğer çocuk yapmaktan kaçırılmamışsa, gebe kadının, gebeliği sırasında ve doğumdan sonra da bebek sürekli kontrol altında tutulmalı, herhangi bir olasılıkta erken teşhis ve tedavi yönüne gidilme­lidir.

Kalitim Kromozom Nedir Kromozomlar

Kalıtım, Kromozom Nedir, Kromozom Yapısı

Kalıtım faktörleri hücrede bulunan 46 (23 çift) kromozom sayısı ara­sında dağılmış durumdadır. Hayvan, bitki, canlı organizma ve insanlardaki kalıtım faktörlerinin yapısı birbirinin benzeridir. Kalıtım faktörü olan kromozom, protein zincirinden oluşmuş ve birbirine sarılmış iki iplikçikten meydana gelmiştir. İnsan organizmasındaki her çift kalıtım iplikçiğinde on milyar tek parça bulunduğunu düşünmek bile şaşırtıcıdır.

Kromozomlar, Canlılarda Kromozom

Her hücrede toplam olarak 46 tek (23 çift) kromozom vardır. Kromozomlar çifter çifter sıralandıkları için 23 çift kromozom olduğunu düşünmek daha olumlu olur. İn­san cinsliğini belirleyen bu kromozomlardan yalnızca bir tanesidir. Bu nedenle bunlara «cinslik kromozomları» adı verile­bilmektedir. İnsan vücudundaki her hücrede 46 tek kromo­zom, yani 23 çift kromozom olmasına karşın, döllenme yetene­ği olan yumurta ve sperma hücresindeki kromozom sayısı, bu miktarın yarısıdır. Kromozom sayısının yarıya inmesinin ne­deni, yumurta ve sperma hücrelerinin olgunlaştıktan sonra bö­lünmesidir. Döllenmeyle oluşan embriyondaki kromozom sa­yısı, ana-baba hücrelerindeki kromozom sayısının katkısıyla yine 23 çifte ulaşır. Bir hücrenin her bölünüşünden sonra kro­mozom sayısı iki katına çıkar, böylece, oluşan iki yeni hücrenin kromozom sayısı, her birinde yine 23 çifttir.

Cinslik kromozomları

Kadında XX, erkekte XY-cinslik kromozomları bulunur. Bu kromozomların birer tanesinin bir­leşiminden bebeğin cinsliği oluşur. Geri kalan 22 çift koromozom erkek ve kadında değişmez. Yumurtanın olgunlaşma bö­lünmesinden sonra hücrede daima bir X-cinslik kromozomu, sperma hücresinde ise, bölünmeden sonra ya X ya da Y cinslik kromozomu vardır. Dişi bir hücrenin, X-cinslik kromozomu taşıyan bir erkek hücreyle birleşiminden kız özelliğini veren XX-cinslik kromozomu taşıyan hücre oluşur, yani doğacak be­bek kızdır. Eğer dişi hücre, Y-cinslik kromozomu taşıyan bir erkek hücresiyle birleşirse, oluşan hücrede XY-cinslik kromo­zomu ortaya çıkar, bu takdirde de doğacak bebek erkektir. Bu tablo, cinsliğin tamamen babanın kromozomlarına bağlı oldu­ğunu göstermektedir.

Doğacak çocuğun cinsliğini gebelikten önce saptamak mümkün olamaz. Cinsliğin saptanabilmesi için ana rahminde­ki embriyonun bulunduğu kese içindeki sıvıdan bir miktar alı­nır ve özel yöntemlerle sıvı içindeki hücreler büyütülerek bö­lünmeleri sağlanır. Bölünme sırasında görülebilen kromozom­lar sayılır. İki X ya da bir XY kromozomları belirlenir. Eğer iki X kromozomu varsa bebek kız, bir XY kromozomu varsa bebek erkek olacak demektir.

Ana Rahmi Gorevleri Anne Rahimi

Ana Rahmi Görevleri, Anne Rahmi

Ana rahmi 40 hafta süreyle fetüsü barındırır ve korur. Rahim 40. haftanın sonunda normal­deki büyüklüğünün yaklaşık 30 katına ulaşır. Gebeliğin 16. haftasında elle muayene edildiği takdirde vajen açıklığının iki santim kadar üstünde duran rahimin varlığını hissetmek müm­kündür. Gebeliğin 24. haftasında üst kenarı göbek bölümü hi­zasına, 36. hafta sonunda ise kaburga kemiklerinin alt yayı düzeyine kadar ulaşır. Fetüsün büyümesiyle orantılı olarak ge­nişlemesi fetüs için gerekli boşluğun oluşmasına yeterlidir. Ra­himin en büyük görevi, döllenmiş yumurtanın yuvalanabilece­ği plasentayı hazırlamaktır. Fetüse, canlı bir organizmanın yaşaması için gerekli olan her şeyi sağlamak plasentanın görevi­dir. Plasenta ana fetüs arasındaki bağı gerçekleştirir ve fetüse gerekli olan oksijenle gıdayı sağlar, solunum nedeniyle oluşan karbonik asit ve çeşitli gıda artıklarını dışarı atar; böylece fetüsün akciğer, mide, bağırsak, karaciğer ve böbrek işlevleri­ni yüklenmiş olur. Ana-fetüs arası kan bağlantısı plasenta ta­rafından sağlandığı halde, ana ile fetüs kan dolaşım sistemi birbirinden ayrıdır. Plasentanın görevleri arasında hormonları salgılamak da vardır. Gebelik dönemi sırasında salgıladığı hormonlardan üçü gebeliğin sürmesini gerçekleştirir, ayrıca salgılanan hormonlar gebe anneyi doğuma hazırlar. Döllenmiş yumurtanın embriyona ve fetüse dönüşümü ilk on iki hafta içinde gerçekleştiğinden bu dönem çok önemlidir. Bu dönem­de mikroplar, ilaçlar, oksijen yetmezliği gibi birtakım etken­ler embriyonu ya da fetüsü etkileyebilir. Ayrıca kadının, fetüse zararlı ilaçlar kullanması, uyuşturucu maddeler alması olduk­ça tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Döllenme Nedir, Döllenme Çeşitleri, Üreme Döllenme

Cinsel birleşim sırasında içinde yaklaşık 200 milyon dolayında sperma hücresi bulunan 3-4 cm. küp kadar meni boşalımı olur. Sperma hücresi baş ve kuyruk olmak üzere iki parçalı­dır. Boyu ortalama 0.05 mm.'dir. Sperma hücresinin başı 0.003 mm. kadardır ve kalıtım özelliğini gösteren kromozomları ta­şır. Sperma hücresi hareketini kuyruğuyla sağlar. Meni için­de 200 milyon kadar sperma hücresi olduğu halde, dişi yumur­tayı ancak biri döller. Döllenme fallop boruları içinde gerçek­leşir. Rahim boynundan fallop borularına geçen sperma hücre­si, fallop borusundan rahime inmekte, olan yumurtayı döller ve böylece gebelik gerçekleşmiş olur. Gebelik süresi yaklaşık 270-280 gündür. Gebeliğin ilk işareti âdet kanamasının kesilmesidir. Bundan sonra memelerde büyüme, sık idrara çıkma ve sabah ya da akşam kusmaları başlar. Yapılan gebelik test­leri pozitifse gebelik kesinleşmiş olur.

Döllenmiş Yumurta, Döllenen Yumurta


Döllenmiş olan yumurta yaklaşık üç gün içinde rahime iner. Bu üç gün süre içinde yu­murta hücresi, bölünerek 4, 8, 16... hücre grubu oluşturur. Döl­lenmiş yumurtanın rahim duvarındaki plasentaya yerleşmesi uzun sürer. Yerleşmenin tamamlanmasından bir hafta kadar sonra döllenmiş yumurta embriyon adını alır. Embriyon dö­nemi sekiz hafta kadardır. Embriyon, göbek kordonuyla pla­sentaya bağlıdır ve sıvı dolu bir kese içindedir. Dördüncü haf­tanın sonunda embriyonda kulaklar, kol ve bacaklar tomur­cuklar halinde kesinleşmeye başlar. Sekizinci hafta sonunda embriyon kesinlikle insan şeklini alır. Embriyon döneminin sonunda, embriyon, fetüs adını alır ve fetüsle birlikte başlayan gebeliğin ikinci dönemi doğuma kadar sürer. Gebeliğin 28. gü­nünde fetüsün boyu 1 santimi bulur. 16. haftanın sonunda fetüsün boyu 16 santim ve ağırlığı yaklaşık 100 gramdır. 28. haf­tanın sonunda ise boy 35 santim, ağırlık 1000 gram olur. 36. haftanın sonunda fetüsün boyu 45 santime ağırlığı 2500 grama ulaşır. Artık doğum olayı ile gebeliğin ikinci dönemi bitmek üzeredir.

Rahim Nedir (Uterus), Gebelikte Rahim

Armut biçiminde içi boş bir organ olan rallimin uzunluğu (Uterus Boyutları) 7-9 cm., genişliği 2-5 cm., kalınlığı 2-2,5 cm. kadardır. Rahim, rahim gövdesi ve rahim boynu olmak üzere iki bölümdür. Rahim gövdesi rektumun önünde, idrar torbası­nın arka üst kısmında, biraz öne eğik olarak durur. Rahimin duruşu, tabanı üstte olan bir üçgen görünümündedir. Rahimin üst kısmının sağ ve sol uçlarından fallop boruları başlar. Alt kısmı incelerek rahim boynunu (serviks) oluşturur. Rahim boynu vajenin üst kısmına açılır. Rahimin içi salgı bezleri yö­nünden çok zengin müköz bir zarla örtülüdür, duvarları gebe­lik sırasında genişleyebilen helezon biçiminde uzanan kas do­kusuyla kaplıdır. Rahim aşırı öne eğik ya da arkaya yatık ola­bilir. Bunun doğurmamış kadınlarda önemi yoktur. Gebe kadı­nın doğumdan sonra rahminin sarkması oldukça büyük tehli­keler doğurabilir. Bu durum basit bir ameliyatla düzeltilebilir. Rahimin iç yüzü endometriyum adını alır ve rahim her ay, döl­lenmiş yumurtanın yerleşebileceği gibi hazırlık yapar. Rahimin oluşturduğu tabaka (plasenta) gebelik olmadığı takdirde bir miktar kanla birlikte tekrar yenilenmek üzere rahimin dışına atılır. Rahimde görülen bu kanama âdet kanaması ya da menstrüasyon adını alır. Menstrüasyon olayının dört devrede ince­lenmesi mümkündür. Birinci devre sakin devredir ve yaklaşık 2 gün sürer. İkinci devre, endometriyum dokusunun kalınlaş­ma devresidir. Menstrüasyon devresinin başında yumurtalıkta olgunlaşan ve içinde bir yumurta bulunan folikülün salgıladığı östrojen, folikülün yumurtayı atmasından sonra oluşan sarı cismin salgıladığı projesteron hormonları sonucu endometri­yum dokusu kalınlaşır ve döllenmiş yumurtayı almaya hazırla­nır. Üçüncü devre, endometriyum dokusunun (plasentanın) yı­kım devresidir. Gebelik oluşmadığı takdirde östrojen ve projesteron salgılarının durması üzerine endometriyum dokusu yıkılır. Dördüncü devre, onarım devresidir. Menstrüasyon kanamasının durmasından sonra endometriyum onarımı başlar. Kan artıkları emilmeye uğrar ve yıkılan doku yeniden yapılır. Yıkılma devresinde rahim boşluğuna kan sızar ve bir süre son­ra sızan bu kanla birlikte yıkılmış olan endometriyum dokusu dışarı atılır. Menstrüasyon süresi 28 gündür. Normalde 5 gü­nü kan damarlarının dolması, 4 günü kanama, 7 günü onarım­la geçer. Geri kalan 12 gün sakin devredir. Yumurtlama 28 gün­lük devrenin yaklaşık 14. gününe rastlar. Döllenme fallop borularının içinde olacağı için her ayın üç günü gebelik gerçek­leşebilir. Menstrüasyon olayının tümü yumurtalık ve hipofiz bezinin yaptığı hormon salgılarının etkisi altında geçer.

Doğum kanalı (Vajen Nedir, Vajen Hastalıkları)


Kadının hem doğum kanalı hem de cinsel birleşim yoludur. Yaklaşık 7-10 cm. uzunlukta, esnek kaslardan yapılmıştır. Vajenin içi, salgı yönünden zengin müköz zarla kaplıdır. Vajenin ağız kısmına yakın ve iki tarafında, vajeni salgılarıyla nemli tutmakla görevli bir çift Bartolin be­zi vardır. Vajen içinde birtakım yararlı basiller yaşar ve bun­ların salgıladıkları bir çeşit asit birçok hastalık mikroplarını öldürür. Rahim boynu (serviks) vajenin dip tarafına açılır. Va­jenin ağzı iç ve dış dudaklarla (vulva) korunur.

Erektil organ (Klitoris, Klitoris Yapısı)


Görevi yalnızca cinsel birleşim sı­rasında cinsel duyguların uyarılması ile ilgilidir.

Himen (kızlık zarı): Vajen girişinde halka biçiminde bir zardır. Çok ince olan bu zar ilk cinsel birleşim sırasında yırtı­larak vajen ağzının kenarlarına çekilir ve zamanla yıkıma uğrar

Kadın Üreme Organları, Kadınlarda Üreme Organı

Kadın üreme organı, çoğalma yoluyla cinsin sürmesini sağ­lar, yaşamın durmayan akışına yön verir. Erkek ve kadın cins­leri arasında, genel olarak organlarda bir ayrım görülmezse de, üreme organları ayrım gösterir. Kadınlarda üreme organ­ları dış ve iç olmak üzere ikiye ayrılır. Dış üreme organları büyük ve küçük dudaklar, doğum kanalı ya da vajen, kızlık zarı (Himen) ve erektil organ ya da klitoristir. İç üreme organları rahim, yumurtalıklar ve fallop borularıdır.

Yumurtalıklar (Overler)


Yaklaşık 4 cm. boyunda, badem biçiminde, rahimin sağında ve solunda, yumurtalık kanalları­nın (fallop boruları) ağızları yakınında bulunan dişi seks bez­leridir. Yumurtalıklar doğurganlık dönemi boyunca, germ hücrelerinin gelişimini izleyen, dönümlü bir çalışma yaparlar. Görevi her 28 günde bir içinde tek yumurta bulunan bir folikül geliştirmektir. Yumurtalığın çalışması menopoz (âdetten kesil­me dönemi) dönemine kadar sürer. Yumurtalıklarda yaklaşık olarak dört yüz bini aşkın yumurta bulunmaktadır.

Folikül Nedir, Folikül Kist, Folikül Sayısı


Yumurtlama devresini hipotalamus ve etkilediği hipofiz bezi düzenler. Hipofiz bezinin salgıladığı folikülü hare­kete geçiren hornıan (FSH) etkisiyle her 28 günde bir 400 bin yumurtanın bir tanesinden yumurta yumağı gelişmeye başlar ve içi bir sıvıyla dolarak 5-8 mm. çapında bir baloncuk oluş­turur. Bu baloncuğun adı folikül'dür. Gelişmekte olan folikül bu yumurtayı korur ve östrojen hormonu salgısını yapar. Östrojen hormonu rahim dokusunun yumuşamasını, kan yönünden zenginleşmesini ve yumurtanın yerleşeceği bir ortamın ha­zırlanmasını sağlar. Gelişiminin on dördüncü günü folikül pat­lar ve yumurtasını dışarı verir. Folikül tarafından atılan yu­murta fallop boruları tarafından emilerek rahime kadar ulaştırılır. Yumurtanın atılmasından sonra folikül, «sarı cisim» adı verilen bir oluşum yapar ve bu oluşum on gün süreyle projesteron hormonu salgılar. Sarı cisimciğin oluşması, kandaki ös­trojen hormonunun artması üzerine hipotalamus bezinin uyar­dığı hipofiz bezinin sarı cisimcik yapımına olanak sağlayan hormon (LH) salgısıyla olur. Sarı cisimciğin salgıladığı hor­monlar rahim iç dokusunu yeniler ve yumurtanın yerleşmesi­ne olanak sağlayacak olan süngersi bir doku oluşturur. Yumur­tanın döllenmemesi halinde sarı cisim bozulur ve yerine beyaz bir kist oluşur. Bu oluşum üzerine hormon salgıları kesilir. Kandaki östrojen ve projesteron düzeyi azalınca da hipofiz bezinin yaptığı FSH ve LH hormon salgıları da azalır. Bunun üzerine rahim duvarı üzerinde oluşan süngersi doku (Plasenta) âdet kanamasıyla dışarı atılır. Bu devre tam 28 gün sürer.

Fallop boruları, Fallop Tüpleri

Rahimin üst köşelerinden başlayarak yu­murtalıklara kadar uzanan fallop borularının uzunluğu 10-20 santim, çapı 2-10 mm. kadardır. Fallop borularının yumurta­lıklara açılan uçları serbesttir, ama parmaksı uzantılar yumurtalıklarla bağıntıyı sağlar. Boruların iç yüzeyleri, yumurtanın borulara girmesini ve rahime ulaştırılmasını sağlayan kirpiksi epitel dokuyla kaplıdır. Folikül patlayıp yumurtayı dışarı at­tığı zaman yumurta kirpiksi epitel doku vasıtasıyla rahime kadar ulaşır. Genellikle yumurtanın döllenmesi fallop tüpü içinde olur. Döllenen yumurtanın rahime inmesi 14 gün sürer. Döllenen yumurta kimi zaman fallop borusunun duvarında yu­valanır ve burada gelişerek fallop borusunun yırtılmasına ne­den olur (dış gebelik ya da tuba gebeliği). Yırtılma sonucu ka­rın boşluğu içine olan şiddetli bir kanama görülür. Tedavi mut­laka ameliyattır.

Kadin Hastaliklari Anasayfa

Kadın Hastalıkları ve Kadın Sağlığı Hakkında Genel Bilgiler

Kadın Üreme Organları; Yumurtalıklar, Fallop Tüpü, Folikül

Rahim (Uterus), Vajen, Klitoris ve Kızlık Zarı

Döllenme, Döllenmiş Yumurta Gelişimi

Ana Rahmi, Anne Rahminin Görevleri

Kalıtım ve Kromozomların Yapısı

Kalıtsal Hastalıklar ve Korunma Yolları

Gebelikten Korunma Yöntemleri

Gebelik Hastalıkları; Düşük, Dış Gebelik, Eklampsi, Mastit

Kadın Hastalıkları; Menstrüasyon (Adet Düzensizliği), Menopoz

Kadın Hastalıkları; Vajinit, Rahim Şekil Bozukluğu, Rahim Tümörü

Kadın Hastalıkları; Yumurta Kisti, Polip, Servisit, Rahim Kanseri

Kadın Hastalıkları; Meme Kanseri, Endometriyozi, Selülit

Kadin Hastaliklari Sagligi Hastalik

Kadın Hastalıkları, Kadın Sağlığı Hakkında Genel Bilgiler

Sağlık bilgisinin en eski dalı, doğum olayıdır. 17. Yüzyıla ka­dar doğum işleri yalnızca kadınların elindeydi. Doktorlar ya­vaş yavaş bu konuya girebildiler. Bu işe önce kadın vücudunu ve doğum olayını inceleyerek, aynı zamanda doğum olayı üze­rine dersler vererek başladılar. Daha sonra doğum uzmanları ameliyatları da programlarına aldılar. 1751 yılında ilk kez Göttingen Üniversitesi doğum kliniği açıldı ve doğum olayı bir tıp dalı olarak geliştirildi. Macar asıllı doktor İgnaz Philipp Semmelweis (1818-1865) ilk kez elle rahim muayenesini yaptı ve bu olay büyük bir aşama olarak nitelendirildi. Daha sonra Sezar­yen ameliyatı geliştirildi ve 170 doğum olayı başarıyla gerçek­leştirildi. Böylece, kadın hastalıklarını inceleyen jinekoloji da­lı, cerrahinin en yeni dalı oldu. Her şeyden önce kadın hasta­lıkları her ne kadar doğum alanına girmemekteyse de, kadın üreme organları hastalıkları, hormon bozuklukları ve düzen­sizlikleri, üreme organlarında oluşan kanserler genellikle jine­koloji dalında incelenmektedir.