Kadinlarda Kisirligin Arastirilmasi

Kadınlarda Kısırlığın Araştırılması

Kitabımızın buraya kadar olan kısımlarında kısırlık nedeni olabilen faktörler birer birer açıklandı. Görüldüğü gibi çeşitli faktörler kısırlığa yol açabilmektedir. Bu nedenle tüm bu faktörler, ayrı ayrı araştırılarak hatanın nerec!e olduğu bulunmalıdır. Burada yine tekrarlayalım. Kadın­da kısırlık araştırılması, kocasının sperm muayenesinden sonra (Sper-mogram) başlatılmalıdır. Şimdi, kısırlık nedeni ile başvuran bir kadın­da ne tür tetkikler yapıldığını sırayla görelim:

1— Jinekolojik muayene: Gayet tabiidir ki, ilk muayene bir uzman tarafından yapılacak olan jinekolojik muayene olmalıdır. Bu muayene sırasında gözle görülebilen bazı kısırlık faktörleri ortaya çı­karılabilir. Örneğin üreme organlarında doğumsal bir anomalinin olup olmadığı, üreme organlarının tam gelişmesi veya gelişmemiş olması gibi önemli faktörler ortaya konabilir. Bu muayene bulguları hekimi yönlendirerek, daha sonra yapacağı araştırmaları değerlendirmesin­de yardımcı olur.

2— Kan tetkiki: Kansızlık, kan uyuşmazlığı veya herhangi bir iltihabi hastalığın var olup olmadığı araştırılır.

3— İdrar tahlili: İnsanın anatomik yapısı gereği, idrar yolla­rına ait özellikle bazı mikroplu hastalıklar, üreme organlarını da etki­leyebilmektedir. Bu nedenle idrar yollarının sağlığı konusunda bilgi edinmek için idrar tahlili yapılması uygun olacaktır.
Yukarıda kısaca belirttiğimiz temel ve esas muayenelerden sonra kısırlığa neden olabilen faktörler teker teker araştırılır. Şimdi sırayla bunları görelim:

4— Yumurtlama olup olmadığının araştırılması

Kadında araştırılması gereken önemli faktörlerin başında kadının yu­murta yapıp yapmadığının anlaşılması gelir.


Bunun anlaşılması için birçok fiziksel-kimyasal ve biyolojik testler ileri sürülmüştür. Bu testlerden günümüzde iki tanesi en sağlıklı ka­bul edilmektedir. Birtanesi ara ara hormon ölçme yöntemidir. İkincisi ise yumurtalığın aynası kabul edilen rahim içi zarının belli zamanlar­da alınarak tetkik edilmesidir. Bunun haricinde önceden de belirttiği­miz gibi birçok başka testler de vardır.

Günümüzde kullanılan bu testleri tek tek izah etmeye çalışalım: a) Hormon ölçme testleri
Bu yöntemde kadının kanı alınarak hipofiz (FSH, LH) ve yumurta­lık hormonları (östrojen, progesteron) ölçülür, bu ölçmeler bir defa ol­maz. Bir âdet boyunca defalarca yapmak icap eder. Bu şekilde bir âdet boyunca kandaki hormon seviyesi değişiklikleri ortaya konur ve nor­mal yumurtlama olayına uygun olup olmadığı anlaşılır. Günümüzde gelişen hormon tetkikleri ölçme yöntemleri ile özellikle çok kolaylaşmış ve zengin ülkelerde çok kullanılan bir yöntem haline gelmiştir.


Ancak anlaşılacağı gibi pahalı bir yöntemdir. Verdiği sonuç ölçme­ler doğru yapılmışsa sağlıklı bir sonuçtur.

Eğer yumurtlama olmamış ise sebebi nedir? Kabahat hipotalamus-ta mı, hipofizde mi, yumurtalıkta mıdır? Aralarındaki hareketsizlikte midir, yoksa vücudun genel yetersizliği veya diğer iç salgı bezlerinin düzgün çalışmamasına mı bağlıdır.
Günümüzde hipotalamusun ürettiği hormonlar, hipofizin ürettiği hormonlar, yumurtalığın ürettiği hormonlar kanda ölçülerek bu bozuk­luğun yeri ölçülebilir. Ayrıca tiroid bezi, böbreküstü bezi gibi iç ifraz bezi ürettiği
hormonlarda çevresel faktörler kapsamı içinde ölçülebi­lir.

Kadınlarda kısırlık nedeni olan diğer faktörler

Buraya kadar, kadınlarda kısırlığa yol açan kadın üreme organları­na ait faktörleri, teker teker açıklamaya çalıştık. Bunlardan başka ba­zı hastalıklarda dolaylı veya direkt olarak kadın üreme organlarını olum­suz yönde etkileyerek kısırlık nedeni olabilirler. Şimdi sırayla bunlar­dan önemli olanlarını kısaca görelim.

Pelvis organlarının iltihaplı hastalıkları

Pelvis boşluğu halk arasında leğen boşluğu olarak bilinir. Bu boş­luğun içinde de rahim, yumurtalıklar, tüpler ve hazne bulunur, işte bu nedenle pelvis boşluğunda bulunan diğer organların hastalıkları, ka­dın üreme organlarını da etliyebilirler. Bu hastalıklara en önemli olarak iki örnek vermek mümkündür, genital tüberküloz ve belsoğukluğu Üreme organlarının tüberkülozu: Kadın üreme organlarının tüberkülozu, belirgin şikâyetlere yol açmadığından genellikle hasta kısırlık 'için araştırılırken ortaya çıkar. Akciğer tüberkülozunun yayılması so­nucu oluşur. En fazla zarar verdiği organ da fallup borularıdır. Böyle üreme organlarının tüberkülozu, kısırlık vakalarının yaklaşık yüzde 5'ini oluşturur.

Belsoğukluğu Cinsel birleşme ile bulaşan bir zührevi hastalıktır. Fallup borularında tıkanıklıklara ya da yapışıklıklara yol açarak kısır­lık nedeni olabilir.Bu iki önemli hastalıktan başka mikropların yol açtığı iltihaplı has­talıklarda kısırlık nedenleri arasındadır. Fakat şunu unutmamalıdır ki, her iltihaplı hastalık kısırlığa yol açmaz. Genellikle uzun ve ağır sey­reden ve iyi tedavi edilmeyen bu tür hastalıklar üreme organlarına zarar vererek kısırlık nedeni olabilir.

Endometriosis Daha önce de sözünü ettiğimiz gibi rahim içi boşluğunu döşeyen rahim iç örtüsünün (endometriumun) normal yeri olan rahim içinden başka yerlerde de bulunması tıpta "endometriosis" adını alır. Böyle ihallerde normal yerinin dışında bulunan bu doku, her ay hormonların et­kisine cevap vererek aynen âdet kanaması gibi kanamalara yol açar. Ancak bu kanama, âdet kanı gibi dışarı akamadığı için bulunduğu yer­de birikir. Bu kan zamanla vücudun savunma mekanizmaları sonucu, yok edilmeye çalışılırken yapışıklıklara yol açar. Böyle kadınlar genel­likle her ay âdet kanamalarına paralel olarak bel ve kasık ağrıları, ağrı­lı âdet görme gibi şikâyetlerle hekime başvururlar. Böyle endometrio-sisli hastaların yaklaşık yarısına yakın bir kısmında kısırlık problemi vardır. Endometriosisin bizzat döllenme yolları tıkanıklığı dışında ne gibi etkilerle (bağışıklık maddeleri, süt hormonu artması v.b.) kısırlık yaptığı araştırılan tartışma konularıdır.

Yumurtalıklara (yumurtlama) ilişkin kısırlık faktörleri

Yumurtlama Bozukluğu
kadı­nın çocuğunun olabilmesi için muhakkak yumurta üretmesi lazımdır. Bunun için insan vücudunda üç merkezin normal çalışması şarttır. Ayrıca vücutta çevre etkileri diyeceğimiz ikinci etkenlerin de yu­murtlama olayını bozmaması lazımdır. Bu üç merkezi şöyle ele alabi­liriz:

a) Hipotalamus: Beyinin alt kısmında 1.5x2 santimlik bir bölge.
b) Hipofiz bezi: Beynin altında özel bir kemik mahfaza içinde bu­lunan insan vücudundaki iç salgı bezlerine tıpkı orkestra şefi gibi hük­meden bez.
c) Yumurtalıklar (överler): Kadın rahiminin iki yanında bulunan or­talama, 2.5 x 3 santimetre boyutlarında 1 santimetre kalınlığında ba­dem şeklinde hem hormon yapan hem de yumurtayı imal eden organ­lar.


Gelin şimdi bunların nasıl aralarında bir düzen kurarak yumurtayı oluşturduklarını görelim:

Kadında Yumurtlama, Kadınlarda Yumurtlama

Bir kız çocuğunda beyin gelişmesi tamamlandıktan, başka bir de­yişle hipotalamus bölgesi tam oluştuktan sonra artık vücudun hormon ve yumurta yapan organlarına emir verebilecek hale gelir. Biz buna bu­lûğa erme (ergenlik) diyoruz. Zira kız çocuğu, bu andan itibaren hor­mon yapmaya ve âdet görmeye başlar ve ikincil seks organları dediği­miz organlarında gelişmeler başlar.

Hipotalamus beyin bölgesi, bu emirleri daha önce belirttiğimiz "hipofiz" bezine verir. Emir aracı olarak kullandığı norohormon dedi­ğimiz bir maddedir ve hipotalamus bölgesi hücreleri tarafından üreti­lir. Bu maddeler son 30 yıl içinde anlaşılmaya başlanmıştır. Şimdiye kadar tanıdığımız hipofiz hormonlarını etkileyici, onları salgılayıcı mad­de "gohodotropin riziling faktör" adını alır.

Son 15 yılda hipotalamusta süt hormonu salgılayıcı ve durdurucu maddeler olmak üzere iki ayrı norohormon da tespit edilmiştir (Pro-laktin riziling faktör, Prolaktîn inhibe edici faktör).

Bu maddeler hepsi hipofize etki ederek ordan yumurtalıktaki yu­murta yapımını ve döllendikten sonra da gebeliğin devamını sağlaya­cak hormonları çıkartmayı sağlarlar.

Hipofizdeki bu maddeler bugünkü bilgilerimize göre üç tanedir. Bir tanesi yumurtalıkta bir benzetmeyle buzdolabında duran ve kadının doğuşunda hazır olan yüzbinlerce yumurtadan birisini yuvasında oluş­turacak FSH (folikül stümüle edici hormon) ikincisi de yumurta oluş­tuktan sonra onun yuvasından atılıp döllenmeye yollanmasını temin eden ve ayrıca gebelik oluşmuşsa gebeliğin sağlıklı devamını sağla­yan LH (lutein hormon)'dur.

Süt hormonu dediğimiz prolaktin (PRL) de yumurtlama olayı için belli bir oranda muhakkak bulunmalıdır. Aksi takdirde yumurtlama olayı meydana gelmez, gelse de sağlıklı olmaz.

İşte hipotalamustan emir gelince hipofiz, yukarıda saydığımız FSH, LH, PRL hormonlarını üreterek yumurtaya haber yollar. Kan yolu ile bu hormonlar yumurtalığa başta da belirttiğimiz gibi emir getirirler. Bu emir, doğuştan mevcut yüzbinlerce yumurtadan bir tanesinin o âdet döneminde hazır olması emridir

Yumurta, 14-15 gün içinde döllenebilecek hale gelir ve yuvasında hazır olur. O esnada yumurtalık da yüksek seviyede kadınlık hormonu dediğimiz östrojen hormonu üretir.

Bu devreler tam âdetin ortasına rastlar (iki adet kanaması arasına) yuvasında hazır olan yumurta döllenmek üzere tüplere geçer, buna yu­murtlama denir (ovulasyon).
Bundan sonra yumurtanın atılmış olduğu geri kalan yuvası (korpus luteum) gebelik hormonu dediğimiz progesteronu üretmeye başlar. Bu hormon eğer döllenme olmuş ise, gebeliğin devamı için şarttır.


Âdet döneminin son 15 günü içinde o nedenle bu hormon kadının kanında yüksek seviyede mevcuttur. Eğer döllenme olmamışsa 15 gün sonunda bu hormonun yapımına ihtiyaç yoktur. Korpus luteum saf dı­şı olur. Yumurtalıklar yukarıdan gelen emirle artık yeni âdetin yeni yu­murtasını hazırlamaya başlarlar.

İşte bir âdet boyunca kadınlık hormonunun östrojen, kadının ka­nında seviyesinin yükselmesi âdetin ikinci yarısında da gebelik hor­monu kadının kanındaki seviyesinin yükselmesi bitmiştir. Biraz evvel belirttiğimiz gibi bu iki hormonu yoğun seviyede üreten korpus lute­um saf dışı kalmıştır. Dolayısıyla iki hormonun da (östrojen, proges-teron) seviyeleri âdetteki başlangıç seviyelerine düşmüştür.

İşte bu hormon değişiklikleri, bir âdet süresince (28 gün) kadın üre­me organlarında değişmeler yaparlar. Rahimin içindeki zarların bu hor­monların etkisi ile (hormon seviyelerinin düştüğü an) olan değişimle­ri rahim zarının yüzeyel kısmının dökülüp dışarı atılması ile sonuçla­nır (âdet kanaması).

Ancak her âdet kanaması o kadında o ay yumurtlama olduğu ala­meti için kesin değildir. Bazen kadınlarda yumurtlama olmasa da âdet meydana gelebilmektedir. Görüldüğü gibi önce kısırlık vakalarında yu­murtlama olup olmadığı tespit edilmelidir. Eğer yumurtlama yoksa, ne­deninin yukarıda belirttiğimiz hipotalamusa mı ait olduğu, hipofize mi ait olduğu, yumurtalığa mı ait olduğu yoksa bunların arasındaki ahenksizliğe mi ait olduğu veya vücutta bulunan diğer bozukluklarını bu çok hassas organizasyonları bozduğuna mı bağlıdır, araştırılmalıdır.


Kadın kısırlığında en önemli noktalardan biri yumurtlama olayıdır.; Normal yumurta yapamayan veya yaptığı yumurtayı gebelik için ge­liştirip hazırlamayan kadınların çocuklarının olmasına imkân yoktur. Kitabın diğer bölümlerinde de yer yer belirtildiği gibi yumurtlama ola­yı, beyin-hipofiz bezi ve yumurtalık arasındaki belli haberleşme ve an­laşma ile mümkün olan bir olaydır.

Beyin (hipotalamus), hipofiz, yumurtalık işlevlerini yapacak güçte değillerse veya aralarında telsiz-telgraf anlaşması gibi kurulmuş hor­mon ilişkileri yoksa o kadın yumurta yapamaz. Kadında yumurtanın meydana gelmesi için yumurtalık bezinin (över) oluşması lazımdır. Yu­murtalık bezi olmayan veya hiç gelişmemiş olan kadınlarda yumurta oluşmasına imkân yoktur.
Normal teorik bilgilere göre, bir kadın her ay bir adet yumurta ya­par, iki âdetin ortasına rastlayan günlerde (yani âdet başlangıcından 14-15 gün sonra) yumurta yapar ve bu yumurtanın döllenmeye müsait 36 saatlik bir zamanı vardır. Bu süre zarfında spermle karşı karşıya ge-lemezse hiçbir zaman gebelik söz konusu olamaz.


O halde düşünülürse bir kadın bir yıl içinde ortalama 11-12 tane yumurta imal edebilmektedir. Bu bilgilerin ışığı altında gebelik olayı­nın zaman bakımından ne kadar güç teşekkül ettiği ortaya çıkar. Do­ğaldır ki, bu söylediğimiz teorik bilgilerdir. Pratikte her kadında munta­zam her ay sağlıklı yumurta imal etmeme ihtimali de olabilir.

Kadınlarda Kısırlık, Kadında Kısırlık Nedenleri Belirtileri

Kadında kısırlığa yol açan faktörler önce ikiye ayrılabilir. Kadında Kısırlığın nedenleri;

1 — Üreme organları dışındaki faktörler: Bunlar, tüm vücudu ilgilendiren tüberküloz, aşırı derecede kansızlık veya ağır bir ateşli has­talık olabileceği gibi şeker hastalığı, tiroid bezi hastalıkları (guatr, hi-pertiroidi) ve böbreküstü bezi hastalıkları (cushing) gibi hormonal has­talıklar olabilir.
Üreme organlarının dışında olan bu gibi faktörler, kadınların yak-jlaşık yüzde 15-25'inde kısırlığa yol açmaktadır.
2— Üreme organlarına ilişkin kısırlık nedenleri: Çocuğu ol­mayan 100 kadından yaklaşık 77'sinde neden, üreme organlarındaki bir bozukluktur. Bundan sonraki bölümde, kadın üreme organlarını dış­tan içe doğru sırayla inceleyerek kısırlığa yol açan faktörleri birer bi­rer açıklayacağız.
Vulvaya ait kısırlık nedenleri


Vulva, kadınların dış üreme organıdır. Vulvadakl bir bozukluk kı­sırlık nedeni olmadan önce âdet görememe, cinsel birleşme yapama­ma gibi daha ciddi sorunlarla karşınıza çıkar. Başka bir ifade ile böyle bir hasta, kısırlıktan önce yukardaki şikâyetlerle ortaya çıkan, kısırlık ikinci planda kalır.

Vaginaya ait kısırlık nedenleri

Vagina, halk arasında döl yolu veya hazne olarak bilinir. Cinsel bir­leşme sırasında erkek, spermlerini vaginaya bırakır ve buradan da ra­him içine ve tüplere geçiş olur. Vaginanın doğuştan bazı yapısal bo­zuklukları (hiç olmayışı, bölmeli oluşu) vulvada olduğu gibi kısırlık­tan önce âdet görememe veya cinsel temas olmaması qibi şikâyetle­re yol açar.

Bundan başka vagina iltihaplan (vaginitisler) genelde kısırlık ne­deni olmamakla birlikte, ağır ve uzun süren vagina ihtilapları tek başı­na kısırlık nedeni olabilmektedir. Böyle bir vaginitis, vagina ortamının asitli olmasına ve dolayısıyla spermler için elverişsiz bir ortama ne­den olurlar. Bunun yanında vaginitislerde cinsel birleşmenin ağrılı olu­şu da gebelik şansını azaltan bir diğer faktördür.


Bunlardan başka son yıllarda belirli bir şikâyete yol açmayan fa­kat vaginada bulunması kısırlık nedeni olarak ortaya atılan mikroplar (Klamidiler, Mikoplazmalar) da ileri sürülmüştür.
Vaginanın boyunun uzunluğu yada kısalığı kısırlık nedeni değil­dir. Bir kadının vaginası normal cinsel birleşmeye engel olmuyorsa kı­sırlığa da neden olmaz.

Rahim ağzına ait kısırlık nedenleri (Servikal faktör)

Kadınlarda kısırlık nedeni olarak rahim ağzı önemli bir yer alır. Ge­be kalamayan kadınların yaklaşık yüzde 10-50'sinde, gebe kalmayı en­gelleyen faktör rahim ağzına ait nedenlerdir. Bu nedenleri aşağıda sı­rayla görelim:

1— Servikal mukus: Rahim ağzında bulunan bezler sümüğe ben­zer, akışkan ve yapışkan özellikte "servikal mukus" isimli bir salgı ya­parlar. Bu mukus cinsel temas sırasında vaginaya bırakılan spermle­rin rahim içine geçişleri için katkıda bulunur. Servikal mukusun göre­vini tam olarak yapabilmesi için normal özelliklerde olması gerekir.
Kadınların ortalama 28 günlük âdet periyodları boyunca hormonal faktörlerin etkisinde kalarak servikal mukus da birtakım değişikliklere uğrar. Yumurtlama döneminde bu mukusun miktarı artar, yoğunluğu azalarak sulanır, daha akışkan bir hale dönüşür. Bu değişiklik sperm­lerin rahim içine geçişi için en uygun ortamdır. Âdet periyodunun di­ğer dönemlerinde ise bu özellik görülmez. Normalde servikal mukus spermler için elverişli olan alkali özelliktedir. Fakat iltihaplar bu özel­liği asit yöne kaydırarak spermler için uygun olan bu özelliği bozarlar.
2— Rahim ağzının doğumsal bozuklukları: Rahim ağzı hiç olmayabilir, normalden dar olabilir, içinde bir bölme olabilir ya da çift rahim ağzı olabilir.
3— Rahim ağzı yapışıklıkları: Doğum.düşük, kürtaj ya da rahim ağzına uygulanan bir müdahale sonucu rahimağzı kanalı birbirine yapışabilir ve daralabilir. Böylelikle spermlerin geçişi güçleşir.
4— Rahim ağzını kapatan tümörler: Rahim ağzından kaynak­lanan ya da buraya yerleşen tümörler spermlerin geçişini engelleye­rek kısırlığa yol açarlar.
5— Rahim ağzının yetersiz olması (Servikal yetmezlik): Ra­him ağzının bir diğer önemli görevi de, gebelik boyunca rahim ağzını kapalı tutmaktır. Bazı kadınlarda gebelik belirli bir aya ulaştığında, ra­him ağzı bu görevini yapamaz ve gevşeyerek açılır, bunun sonunda da düşükler olur. Böyle kadınlar arka arkaya düşükler yaparak, sonuçta çocuk sahibi olamazlar.
6— Rahim ağzının iltihapları (Servisitler): Rahim ağzı iltihap­ları, servikal mukus yapımını bozarlar ve ayrıca bu mukustaki iltihap spermlerin yaşamını olumsuz yönde etkilerler. Böylelikle kısırlık ne­deni olabilirler.

Rahime ait kısırlık nedenleri

Bilindiği gibi kadın yumurta hücresinin, erkek döl hücresi (sperm) ile döllenmesini takiben yaklaşık 280 günlük gebelik süresi rahim için­de devam etmektedir. Bu nedenle rahim normal yapı ve özellikte olmalıdır.

Rahimin doğumsal gelişim bozuklukları, örneğin, boynuzlu rahim, bölmeli rahim birer kısırlık nedeni olabilir. Ancak, böyle kadınlarda dü­şüklere ve erken doğumlara daha sık rastlanmaktadır.

Halk arasında"rahimin arkaya dönük oluşu" veya "rahimin ters oluşu" önemli bir kısırlık nedeni olarak kabul edilmektedir. Fakat ra-himi arkaya dönük olan her kadın kısır değildir. Ancak yapılan tüm araş­tırmalara rağmen, kısırlık için bir neden bulunamazsa, ancak bu tak­dirde, rahimin ters oluşu kısırlıktan sorumlu tutulabilir. Halbuki rahi-mi ters olan pek çok kadın kısırlıktan yakınmadıkları gibi,tam tersine gebelikten korunma yöntemleri uygulayarak, fazla sayıda çocuk do­ğurmaktan kaçınırlar.

Rahime ait tümörlerde gebelik şansını azaltırlar. Kadınlarda sık­lıkla görülen "myomlar" bazen kısırlık nedeni olabilmektedir. Bir ka­dında myom oluşu, onun gebe kalma şansını yaklaşık yüzde 30 ora­nında azaltmaktadır.


Buraya kadar rahimin anatomik yapısı ile ilgili kısırlık faktörlerini inceledik. Bundan başka rahimin iç tabakasını oluşturan ve rahim iç örtüsü (endometrium) adını alan gebeliğin yerleştiği ve devam ettiği önemli bir tabaka vardır. Bir gebeliğin oluşumu ve devamlılığında da bu tabakanın sağlıklı oluşu gereklidir. Bu rahim iç örtüsü bir kadının âdet siklusu boyunca (ortalama 28 gün) hormonların etkisinde kala­rak değişikliklere uğrar, başka bir deyişle her ay gebelik için hazırlık yapar. Bu hazırlık, gebelik oluştuğunda sürekliliğini korur ve gebeli­ğin sonuna kadar devam eder. Eğer gebelik oluşmazsa, gebelik için hazırlanmış bu tabaka, her ay âdet kanaması şeklinde dışarı atılır. Bu nedenle, rahim iç örtüsünün, dengeli bir şekilde gelişimini bozan de­ğişik faktörler kısırlığa yol açarlar. Bu faktörleri aşağıda sırayla kısa­ca inceleyebiliriz.

Rahim boşluğunu çevreleyen rahim iç tabakasının (endometrium) iltihapları (endometritis) da, spermlerin yaşama şansını azalttığı ve döl­lenmiş ovumün yerleşmesini zorlaştırdığı için kısırlık nedeni olabilir.; Bazen de bu tabakayı ilgilendiren "Asherman sendromu" isimli bir has­talık kısırlık nedenidir.


Kadın kısırlığı Bu hastalıkta, rahim iç duvarları ya tamamen ya da kısmen birbiri­ne yapışmıştır (sinesi) ve rahim boşluğu ortadan kalkmıştır. Böyle bir durumda kadın genellikle âdet görememekten de şikâyetçi olmaktadır.

Fallup borularına (tüplere) ait kısırlık nedenleri

Fallup boruları, yani tüpler, kadın yumurta hücresi ile spermlerin birleştiği yani döllenmenin (aşılanma) olduğu ve bundan sonra da döl­lenmiş yumurta hücresinin yerleşip, gebeliğin devam edeceği rahim içine doğru ulaşmasını sağlayan önemli boru veya kanal biçiminde bir yapıdır. Fakat tüpler, sadece düz bir boru ve kanal gibi geçiş yolu de­ğildir, bunun yapan da fonksiyonu da olan bir yapıdır.


Yumurtalıktan atılan yumurta hücresinin yakalanmasında aktif bir rolü vardır, salgıladığı sıvı ile de yumurta hücresinin beslenmesini sağ­lar. Bu nedenlerle eskiden sanıldığı gibi, sadece tüplerin açık oluşu, gebelik oluşumu için yetmemektedir. Bunun yanında yukardaki gibi fonksiyonların da aksaması, kısırlık nedeni olabilmektedir. Son araş­tırmalar, fallup borularının açık olmasına karşılık, fonksiyon bozuklu­ğunun kısırlık nedeni olabileceğini göstermiştir. Böyle fonksiyon bo­zukluğunun kısırlık nedeni olabilme olasılığı yaklaşık yüzde 20-40 ka­dardır.Fallup borularının kapanmasında en önemli faktör, geçirilmiş ilti­haplı hastalıklar (tüberküloz, belsoğukluğu gibi) ve daha sonra bah­sedeceğimiz "endometriosis" isimli hastalıktır. İltihaplı hastalıklar ara­sında doğumlar, düşükler veya kürtajlar sonrasında oluşan iltihaplı has­talıkların da önemli bir yeri vardır. Özellikle sağlık koşullarına uyma­yan yerlerde ve dikkatsizce yapılan bu tür müdahaleler, iltihaplanma riskini artırmaktadır.