Kene Hastaliklarindan Korunma

Kene Hastalıklarından Korunma


Kene kontrolünün amacı kenelerden kene ile bulaşan hastalıklardan korunmak olarak özetlenebilir.


Kenelerden kaçınabilmek için kene dağılımı ve kene davranışı konusunda detaylı bilgi sahibi olmak gereklidir. Tüm dünyada, kıtalarda, ülkelerde, illerde ve hatta lokal bölgelerde kene dağılımı ile ilgili araştırmalar yapılmıştır ve halen yapılmaya devam edilmektedir Bu şekilde, hangi bölgelerde hangi tür kenelerin bulunduğu bilgisine ulaşabilmek mümkündür. Yine de kenelerin coğrafi dağılımı zaman içerisinde değişebileceği için, aktif sürveyans programları kene ile ve kene ile bulaşan hastalıklarla karşılaşma riskinin azaltılmasında önemlidir.


Sıklıkla söz edilen önlemler arasında pantolon paçalarının çorapların içine sokulması ve üzerinden bantlanması, koyu renkli olan kenelerin daha iyi görülebilmesi için açık renkli kıyafetler giyilmesi, kıyafetlerin üzerine N,N-dietil-m-toluamid (DEET) gibi repellent ve/veya akarisid (permetrin) sıkılması ve kıyafetlerin üzerinde kene olup olmadığının araştırılmasıdır. Kene ile bulaşan hastalıklar sıklıkla, kenenin konağa tutunmasından sonra hastalık etkenini aktarabilmesi için bir zaman gerektirir. Bu nedenle dikkatli bir şekilde kişinin kendisinde kene olup olmadığını kontrol etmesi ve kene ısırması fark edilmesi durumunda kenenin en kısa sürede kişiden çıkarılması kene ile bulaşan patojenlere karşı alınabilecek en önemli önlemlerdendir Kene çıkarılmasının en etkili yöntemi kenenin ağız organellerinin yakınından ince bir pens veya benzer bir aletle tutulması ve yavaşça dik bir şekilde düz olarak çekilmesidir. Ancak yapılan çalışmalar az sayıda insanın bu önlemlere uyduğunu göstermektedir. Gereksinim duyulduğunda riskli bölgelerde toplum eğitim programları uygulanabilir


Kenelerin konakları dışında yaşam sürelerini etkileyen iki faktör bulunmaktadır; bunlar kenelerin kaybettikleri sıvı ve enerji miktarıdır. Erişkin dönem öncesi keneler daha az su kütlesine sahiptir ve kütikülleri daha incedir. Bu nedenle, keneler bu dönemde çevrenin nem düzeyinin düşüklüğüne daha hassastırlar. Nem azalınca kene su kaybeder ve sık sık konak aradığı yeri bırakıp, bitkinin aşağılarına iner. Böylece enerji rezervi hızla tükenir. Sonunda konak bulamadan ölür.


Kene yaşam alanlarında rölatif nemin ve toprak nemliliğinin düşürülmesi, mekanik olarak bitkilerin temizlenmesi, yaprak artıklarının toplanması, kontrollü yakma işlemi uygulanması ortamda bulunan kene sayısını azaltan yöntemler arasında sayılabilir. Bu yöntemler kene ile karşılaşma riskinin yüksek olduğu, insanların oturduğu, park alanları gibi yerlerde, özellikle çimenlik alandan ormanlık alana geçiş olan yerlerde uygulanabilir . Özellikle kenelerin çoğu ağaçlık, ormanlık arazi gibi bölgelerin birkaç metre içinde bulunan çimenlik alanlar, bitki düzenlemesi yapılmış alanlar, taş duvarlarda bulunabilir. Çalı çırpı ve yaprak döküntülerinin toplanması ve bitkilerin biçilmesi keneler ve onların küçük memeli konakları için yaşam alanlarını azaltacaktır. İşlem görmemiş doğal taşlar, kuru ağaç kabuğu parçaları gibi kuru bariyerler kene hareketini engelleyerek kene popülasyonunun azaltılmasında etkili yöntemler arasında sayılabilir.


Aşılar, keneye karşı ve kenenin taşıdığı etkenlere karşı olmak üzere iki farklı amaçla kullanılabilir. Konakların keneye veya kene ile bulaşan patojene karşı immun yanıtı karmaşıktır ve kenenin beslenme başarısını ve kene ile bulaşan hastalık geçişini etkiler. Sığırlarda East Coast Ateşi, anaplasmosis, insanda kene kaynaklı ansefalit, LH’a karşı aşı geliştirilmiştir. Ayrıca kene ısırmasına karşı sığırların aşılanması da etkili yöntemler arasındadır. B. microplus proteini Bm86 temel alınarak B. microplus türü keneye karşı aşı mevcuttur


Kenelerden korunmada biyolojik kontrolde önemlidir. Doğada keneler, kene ile beslenen hayvanlar, kene parazitleri ve hastalıklar tarafından etkilenebilirler. Oxpecker kuşları Afrika kökenlidir ve kenelere spesifik tek kuş türüdür. Keneleri yiyen artropodlar ise başlıca karıncalar, kınkanatlı böcekler ve örümceklerdir. Fakat bunlar nonspesifik olarak kene ile beslenirler


Parazitoidler, ergin öncesi gelişim dönemlerinde konak içinde ya da üzerinde gelişen ve sonuçta konağı öldüren canlılardır. Kenelere karşı etkili olan az sayıda parazitoid biyolojik silah olarak kullanılmaktadır. Ixodiphagus soyuna ait yedi tür bulunmaktadır ve tümü keneler üzerinde parasitoiddirler.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kene Yoluyla Bulasan Parazitler

Kene Yoluyla Bulaşan Parazitler


Bu grupta sadece babesiosis bulunmaktadır.


Babesiosis


Etken: Eritrosit içi sporozoan parazit Babesia soyuna ait türler etkendir. Amerika’da küçük kemirgenlerin paraziti olan Babesia microti (B. microti), Avrupa’da Babesia bovis (B. bovis) ve Babesia divergens (B. divergens) önemli bir etken olarak saptanmıştır.


Vektör: Amerika’da etken olan B. microti, I. scapularis türü keneler tarafından bulaştırılır. Avrupa’da ise B. divergens, I. ricinus türü kenelerle bulaştırılır.


Epidemiyoloji: Meksika, Kanarya Adaları, Mısır, Güney Afrika, Mozambik, Çin, Tayvan’da B. microti Avrupa’da B. divergens görülür.


Babesia paraziti intraeritrositik olması ve ılımlı ve subklinik seyredebildiği için endemik bölgelerde kan ürünlerinin transfüzyonu ile bulaşma riski önemli bir problemdir


Klinik, tanı ve tedavi: Amerika’da B. microti tarafından oluşturulan hastalık daha hafif seyreder ve immun sistemi normal kişilerde görülür. Hafif, kendini kısıtlayan, ateşli hastalık olarak ortaya çıkabilir Avrupa’da ise B. divergens’in oluşturduğu hastalık sıklıkla yaşlı, splenektomili, immun yetmezlikli kişilerde daha ağır bir klinik tablo ile ortaya çıkar.


Hastalığın kuluçka süresi 1-6 hafta arasında değişir. Klinik bulgular arasında yüksek ateş, anemi, anoreksi, kaşeksi, hemoglobinüri sayılabilir.


Laboratuar değişiklikleri hastanın parazit yükü ile ilişkilidir. Karaciğer fonksiyon testleri yükseklikleri ve hemoliz bulguları ortaya çıkabilir. Tanıda kan yaymalarının incelenmesi, serolojik tanı yöntemleri ve PCR kullanılır.


B. microti tarafından oluşturulan hastalık daha hafif olması nedeni ile sıklıkla tedavi gerektirmeden iyileşir. Ağır olgularda standart tedavi klindamisin ve kinin kombinasyonudur. B. divergens’in oluşturduğu hastalık ise daha ağır olması nedeni ile acil tedavi gerektirir. İntravenöz klindamisin, oral kinin tedavisi ile birlikte eritrosit transfüzyonu sıklıkla kullanılır


http://zehirlenme.blogspot.com

Kene ve Lyme Hastaligi

Kene ve Lyme Hastalığı (LH)


Etken: Genel olarak Borrelia burgdorferi (B. burgdorferi) olarak bilinen bir grup spiroket etkendir. Bu grupta en az 11 genotip bulunmaktadır.


Vektör: Avrupa’da I. ricinus, doğu Avrupa ve Asya’da I. persulcatus, doğu ve kuzey Amerika’da I. scapularis, batı ve kuzey Amerika’da I. pacificus vektördür.


Epidemiyoloji: Amerika ve Avrupa’da görülür, Afrika’da bildirilmemiştir Yılda on binlerce olgu bildirilmektedir. Kuzey yarıkürenin ılımlı bölgelerinde en çok bildirilen kene ile bulaşan hastalıktır.


Rezervuar konakları küçük kemirgenler ve kuşlardır. İnsanlar sıklıkla nimf döneminde bulunan Ixodes türleri tarafından ısırılarak enfekte olurlar. Geç ilkbahar ve erken yaz aylarında enfeksiyon daha sıktır.


Klinik, tanı ve tedavi: Enfeksiyonun karakteristik erken belirtisi eritema migrans, belirgin kırmızı dairesel deri lezyonudur. Enfektif kene ısırmasından 3-30 gün sonra inokülasyon yerinde ortaya çıkar. Birkaç hafta içinde çok sayıda eritema migrans döküntüleri, menenjit, kranial veya periferal nörit, kardit tabloya eklenir. Tedavi edilmemiş olgularda büyük eklemlerde artrit yaklaşık 3 ay veya daha sonra görülebilir


Aşısı 1998’de lisans almış fakat satış sorunları nedeni ile 2002 yılından itibaren marketlerden kaldırılmıştır. Antimikrobiyal proflaksi önerilir.


http://zehirlenme.blogspot.com

Akdeniz Lekeli Atesi Nedir

Akdeniz Lekeli Ateşi (MSF) Nedir


Etken: Rickettsia conorii (R. conori) dir.


Vektör: Pek çok bölgede temel vektör R. sanguineus türü kenelerdir.


Epidemiyoloji: Kuzey Doğu Avrupa, Rusya, Orta Doğu, Güney Asya, Akdeniz, Afrika’da görülür. Afrika’da vektör kene ile karşılaşma riski en çok çalılık yerlerde olmaktadır, özellikle safariden dönenlerde ateş nedeni olarak hızla artmaktadır


Enfekte keneler, kemirgenlerde, vahşi etoburlarda, toynaklı hayvanlarda, köpeklerde ve insanda bulunur. Köpekler önemli konaklardır çünkü enfekte keneleri ormanlık yerlerden ağıllara, evlere taşıyabilirler.


Klinik, tanı ve tedavi: Endemik bölgelerde hastalık ılımlı, ya da ölümle sonuçlanan formlarda görülebilir. Kuluçka süresi 5-7 gün arasındadır. Ani başlayan yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı ile seyreder.


Ateş başlaması ile sıklıkla primer lezyon (taş nuar) enfektif kenenin ısırdığı yerde görülür.


Taş nuar, 2-5 mm çapında, siyah kabuk ve etrafında eritematöz halodan meydana gelir. Ateşin 4.-5. gününde deride yaygın makülopapüler döküntü ortaya çıkar ve sıklıkla avuç içi ve ayak tabanını kapsar.


Tedavi edilmezse hastalık birkaç günden 2 haftaya kadar sürebilir. Az sayıda hastada görülen malign formda tabloya peteşiyel döküntüler, nörolojik, kardiyak, nefrolojik komplikasyonlar eşlik eder.


Korunmada kenelerin yaklaşık %5’inin köpeklerde, %95’inin ise köpek yaşam alanında bulunduğunu dikkate almak gereklidir


http://zehirlenme.blogspot.com

Kene Yoluyla Bulaşan Bakteriyel Hastalıklar


Bu grupta, Afrika kene ateşi, insan granülositik anaplasmosis, insan monositik erhlichiosis, Lyme borreliosis, Akdeniz lekeli ateşi, Q ateşi, Kayalık Dağlar lekeli ateşi, kene kökenli dönek ateş ve tularemi yer alır.


Tularemi


Etken: Gram negatif bir basil olan Francisella tularensis’dir. F. tularensis kenede ve vertebralı konağında pek çok dokuyu tutabilme özelliğine sahiptir.


Vektör: Hastalık keneler, tabanid sinekleri ve sivrisineklerle geçer. Pek çok kene türü biyolojik vektör olabilme kapasitesindedir. F. tularensis vertikal olarak kenenin bir döneminden diğerine geçer, fakat transovaryal geçiş nadirdir. Tavşan kenesi, H. leporispalutris önemli bir enzootik vektördür. İnsana geçmesinde önemli vektörler, Kuzey Amerika’da D. variabilis, D. andersoni, D. occidentalis, A. americanum, Avrupa ve Asya’da D. reticulatus’tur


Epidemiyoloji: Kuzey Yarıkürede Arktik bölgelerden subtropikal bölgelere kadar yaygındır. Kuzey Amerika, Avrupa, İskandinavya, Rusya, Tunus, Türkiye, İsrail, İran, Çin, Japonya’da görülür.


Klinik, tanı ve tedavi: Kuluçka süresi 3-5 gündür, takiben akut başlangıçlı ateşli hastalık tablosu görülür. F. tularensis en bulaşıcı bakteriyel ajanlardan birisi olup, önemli bir biyolojik silahtır. Kontamine su ve gıdalarla büyük salgınlara yol açar. Yüksek derecede enfeksiyöz olup ağır hastalık tablosuna neden olur. F. tularensis laboratuar çalışanları için de tehlikelidir. En çok görülen klinik formu, ülseroglandüler ve glandüler tularemidir. Ateş, bölgesel lenfadenopati, ülseratif lezyon olabilir. Daha ciddi formları tifoidal form, plöropnömoni, menenjittir. Tedavi edilmemiş ağır formlarda ölüm oranı %30 lara ulaşır.


Lekeli Ateş Grubu Riketsiyozlar


Etken: Rickettsia rickettsii (Kayalık dağlar lekeli ateşi etkeni), Rickettsia conorii kompleksi (Akdeniz lekeli ateşi etkeni), Rickettsia sibirica (Kuzey Asya kene tifüsü etkeni), Rickettsia australis (Queensland kene tifüsü etkeni) dir .


Vektör: D. variabilis, D. andersoni, D. occidentalis gibi kene türleridir.


Epidemiyoloji: Rickettsia rickettsii Kanada ve Arjantina arasındaki bölgede, Akdeniz lekeli ateşi, tüm Akdeniz ve Karadeniz çevrelerinde, Orta Doğu ve Afrika’da, Hindistan’da, Kuzey Asya kene tifüsü, Sibirya, Orta Asya, Çin, Mongolia, ve Pakistan’da, Queensland kene tifüsü, Avusralya’nın doğusunda görülür.


Klinik, tanı ve tedavi: Kuluçka süresi 2-12 gündür. Ateş (tedavi edilmezse 2-3 hafta sürebilir), baş ağrısı, myalji, makülopapüler döküntü, bulantı, kusma, karın ağrısı, konjunktivit, sıklıkla görülür. Döküntü genellikle hastalığın 3. gününden sonra görülür. Döküntü el bileği ve ayak bileğinden başlayarak vücudun geri kalanına yayılır, peteşial veya ekimotik özellik kazanır. Hastalık kene ısırması yanı sıra, enfekte kenenin parçalanması ile ortaya çıkan sıvılarla temas ile de bulaşabilir.


Uygun antibiyotik tedavisi başlanmazsa sistemik enflamatuar yanıt sendromu ve ölüm gerçekleşebilir. Ölüm oranı %5-20 arasındadır .


http://zehirlenme.blogspot.com

Kene İle Bulasan Ansefalit Nedir

Kene ile Bulaşan Ansefalit (TBE)


Etken: Bir grup flavivirüslerin neden olduğu bölgesel olarak farklılık gösteren hastalık grubudur. Santral Avrupa kene kökenli ensefalit, Rusya ilkbahar-yaz ansefaliti, Negishi viral ansefaliti, Powassan ansefaliti, Kyasanur orman hastalığı, Omsk hemorajik ateşi, Alkhurma hastalığı, Langat ansefaliti bunlar arasında sayılabilir.


Vektör: Ixodes türü keneler (Ixodes ricinus, Ixodes arboricola, Ixodes hexagonus, Ixodes trianguliceps, Ixodes ovatus, Ixodes persulcatus, Ixodes granulatus, Ixodes scapularis, Ixodes cookei, Ixodes marxi, Ixodes spinipalpis, Ixodes apronophorus), Haemapysalis türü keneler (Haemapysalis neumanni, Haemapysalis turturis), Dermacentor türü keneler (Dermacentor andersoni, Dermacentor marginatus, Dermacentor reticulatus) vektörler arasında sayılabilir.


Epidemiyoloji: TBE tüm Avrupa’da endemiktir. Avrupa ve Rusya’da her yıl binlerce olgu bildirilmektedir. Yüksek riskli yerler içeren bölgeler arasında, Almanya, Polonya, Çekoslavakya, Slovakya, Baltık bölgeleri ve Rusya sayılabilir (24). Avusturya yüksek insidanslı bölgeler arasında iken son 20 yılda aşılama ile büyük azalma göstermiştir.


TBE rezervuarı kirpiler ve kemirgenler gibi küçük memelilerdir.


TBE temel olarak kenelerle bulaşmasına rağmen, enfeksiyöz materyallerle temas, kontamine süt ve ürünlerinin oral yoldan alınması, artropodlar tarafından ısırılma ile de bulaşabilir.


Klinik, tanı ve tedavi: Kuluçka süresi 7-14 gündür. Ateş, kas ağrısı, bulantı, baş ağrısı gibi nonspesifik semptomlarla başlar. Hastaların %20-30’unda santral sinir sistemi bulguları eklenir. Laboratuar bulguları arasında lökopeni, trombositopeni, karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme bulunur. Hastalık nörolojik faza geçtiğinde serebrospinal sıvıda beyaz kan hücreleri sayısı artar. Virüs kandan veya beyin omurilik sıvısından (BOS) izole edilebilir, kanda veya BOS’da özgün IgM yanıtı gösterilebilir. Destek tedavisi uygulanır.


Korunmada Avrupa’da ve Avustralya’da yaygın kullanılan iki aşı bulunmaktadır; Encepur® (Novartis, Germany) ve FSME-IMMUN® (Baxter AG, Austria).


Kolorado Kene Ateşi (CTF)


Etken ve dağılım: Reoviridae ailesinden bir coltivirus etkendir.


Vektör: Temel vektör Kayalık dağlar orman kenesi (D. andersoni) dir.


Epidemiyoloji: CTF virüsü (CTFV), Kuzey Amerika’da, Kanada ve Kaliforniya’da, Kayalık Dağlar’ın 1,200m yükseklerinde, kenelerden ve kemiricilerden izole edilmiştir. İnsan olgularının çoğu Kolorado’dan bildirilmiştir. Kolorado Kayalık Dağlar Ulusal Parkı’nda hiperendemik odak bulunmaktadır, 1,200-3,000m arasında D. andersoni çok yoğun olarak bulunur.


Enfeksiyonlar tipik olarak, doğal alanlarda, boş zamanlarını değerlendirme ve mesleki aktiviteler sırasında, insanların D. andersoni ile ısırılma riskinin bulunduğu, yürüyüş, kamp yapma durumlarında görülür. Genç erişkin erkeklerde daha sık görülür. Enfeksiyonlar sıklıkla erken ilkbahardan ekime kadar görülür.


Klinik, tanı ve tedavi: Kuluçka evresi 3-6 gün arasındadır. Hastalık ani başlar, klinik bulgular arasında ateş, titreme, başağrısı, bitkinlik, sindirim sistemi yakınmaları, lökopeni, trombositopeni bulunur. Döküntü hastaların %5-10’unda görülür ve hastalığın Kayalık Dağlar lekeli ateşi ile karıştırılmasına neden olur. Hastalığın nadir komplikasyonları arasında menenjit, ansefalit, kardit ve orşit bulunur.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kene İle Bulasan Hastaliklar


Bu grupta Kırım kongo kanamalı ateşi, kene kökenli ansefalit, Kolorado kanamalı ateşi, Omsk kanamalı ateşi, Kyasanur orman hastalığı yer alır.


Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Nedir


Etken: Bunyaviridae ailesine ait Nairovirus etkendir.


Vektör: Temel vektörü H. marginatum türü kenedir. I. ricinus, D. marginatus ve bazı Rhipicephalus türleri potansiyel olarak ikincil vektör olabilirler. Hastaların %11.5-53.0’ında kene ile ısırılma öyküsü bulunmaktadır.


Epidemiyoloji: Kene ile bulaşan hastalıklar arasında en geniş coğrafi dağılıma sahip olanıdır. KKKA tipik olarak kısmi çöl, bozkır gibi kurak yerleşim yerlerinde görülür.


Keneler doğada bu virüsün temel rezervuarı olarak kabul edilirler (87). Pek çok bölgede tavşan, yabani tavşan ve kirpi vektör için önemli konaktır. Büyük memeliler ise yüksek yoğunlukta virüsü taşıdıkları zaman enfeksiyonun döngüsünün korunmasında önemli rol aldıkları bilinir. H. marginatum türü keneler memelilerden olduğu gibi kuşlardan da beslenebilirler. Göçmen kuşlar enfekte kenelerin yayılmasında önemli rol oynarlar. En yüksek kene aktivasyonu, Avrupa’da nisan ve ekim arası aylarda, Güney Amerika’da ise ocak ve şubat aylarında ortaya çıkar.


Klinik, tanı ve tedavi: KKKA en şiddetli ve çabuk ilerleyen kanamalı ateşlerden biridir. Kuluçka süresi 2-9 gün arasındadır, ani başlangıçlı ateş ve myalji, baş ağrısı, baş dönmesi, gözlerde hassasiyet, fotofobi gibi özgün olmayan bulgularla seyreder (87, 89, 92). Gastrointestinal ve diğer kanamalar 3-7 gün içinde başlar, sıklıkla ciddi kan kaybı görülür. Hastanın kanı ve vücut salgıları ileri derecede bulaştırıcıdır. Tükürük, kan, mukoza, solunum yolu ile sağlık personeline ve hasta yakınlarına bulaşabilir. Ölüm oranı ortalama %15-25 arasındadır.


Laboratuar tanısı virüsün veya virüse yönelik antikorların kanda gösterilmesi esasına dayalıdır. Viremi genellikle hastalığın başlangıcından itibaren ilk dokuz günde, antikor yanıt ise yedinci günden itibaren gösterilebilir (90). PCR, rekombinant virüs N proteini kullanılarak yapılan ELISA ile virüs antijenleri gösterilir (89). KKKA virüs spesifik antikor yanıtı ise, kompleman fiksasyon testi, jel difüzyon testi, immunofluorescense ve ELISA ile gösterilebilir (89). Laboratuar testlerinde düşük trombosit sayısı ve yüksek/düşük lökosit sayısı ve yüksek karaciğer fonksiyon testleri gibi biyokimyasal testler de tanıda önemlidir


KKKH’nın tedavisinde yoğun destek tedavisi ve bir antiviral olan ribavirin verilmesi önemlidir. Ayrıca bazı olgularda kene ile bulaşan diğer hastalıklar yönünden doksisiklin verilmesi de önerilir (94). Korunmada, 1970 li yıllarda KKKA inaktif aşı, fare beyin kültüründe elde edilerek Rusya’da ve Bulgaristan’da insanlarda kullanılmış ve yüksek antikor yanıt alındığı bildirilmiştir (87). KKKA virüsü Gn ve Gc genlerini eksprese eden inaktif DNA aşısı yakın zamanda elde edilmiş, fakat hastalığın hayvan modeli geliştirilemediği için etkinliği gösterilememiştir (95). Aşı çalışmaları devam etmektedir


Hasta ile temas eden sağlık personelinin de 14 gün süre ile klinik ve laboratuar testleri ile izlenmesi önerilir


http://zehirlenme.blogspot.com

Sert Keneler Hakkinda Bilgiler

Sert Keneler Hakkında Bilgiler


Ixodidae ailesine ait kenelerden insanları tutanlar başlıca Dermacentor, Rhipicephalus ve Ixodes olmak üzere altı soyda toplanmaktadır


Dermacentor Soyu


Tüm dünyada yaygındır. Yaklaşık 30 türü kapsar. Başlıca Yeni Dünya’da bulunmakla birlikte Asya, Avrupa ve Afrika’da da bulunur. İki tür dışında tümü üç konaklı kenelerdir. Amerika’da yaşamı tehdit eden Kayalık Dağlar lekeli ateşinin vektörü olarak önemli türleri içerir.


Dermacentor andersoni “kayalık dağlar orman kenesi” olarak da bilinir. Kanada ve Amerika’da yaygındır. Kuşlarda ve sürüngenlerde bulunmaz, memelilerin çoğunda bulunur. İmmatür evreler sıklıkla kemirgenlerde bulunur. Erişkin keneler büyük memelilerden ve insandan kan emerler. Amerika’da Dermacentor andersoni Kayalık Dağlar lekeli ateşinin etkeni olan Rickettsia rickettsii’nin ve Kolorada kene ateşi virüsünün vektörüdür. Bu kene türünün dişileri kene felcine neden olabilirler.


Dermacentor variabilis “Amerikan köpek kenesi” olarak da bilinir. Amerika, Kanada ve Meksika’da yaygındır. İmmatür evreleri kemirgenlerde ve erişkin evreleri memelilerin çoğundan beslenirler. Amerika’da Kayalık Dağlar lekeli ateşi’nin etkeni olan Rickettsia rickettsii’nin vektörüdür. Bu kene türünün de dişileri kene felcine neden olabilirler (54). Tularemi vektörüdür. İnsanda daha çok baş ve boyun bölgesini tercih etmektedir


Dermacentor occidentalis türünün erişkinleri bazen insanı ısırırlar. Kayalık Dağlar lekeli ateşi, Kolorado kene ateşi, tularemi ve Q ateşi etkenlerinin vektörüdürler. Bu türün dişileri özellikle çiftlik hayvanlarında kene felcine neden olabilirler. Fakat insanlarda kene felcine neden oldukları bildirilmemiştir.


Dermacentor parumapertus insanları ısırdığı nadiren bildirilen türler arasındadır. Pastorella tularensis vektörü olabileceği gösterilmiştir. Kolorado kene ateşi için de rezervuar olarak görev yapar.


Dermacentor albipictus Amerika’da geyiklerde bulunur, “beyaz eğrelti otu kış kenesi” olarak da bilinir. İnsanları ısırdığı nadiren bildirilen türler arasındadır.


Dermacentor reticulatus Avrupa ve Asya’da yaygındır. Otlarda, çayırlarda, ormanlarda bulunabilir. Erişkinleri sığır, at, koyun, köpek gibi evcil memelilerde ve geyik, tilki, yabani tavşan, kirpi gibi vahşi hayvanlarda bulunur. İnsanları sık ısıran kenelerdendir. İmmatür formları kemirgenlerde, böcekçil hayvanlarda ve nadiren kuşlarda bulunur. İnsanlarda kene kökenli ensefalit, Akdeniz lekeli ateşi, tularemi, Omsk kanamalı ateşi etkenlerinin vektörüdür. İnsanlar avcılık yaparken veya farelere tuzak kurarken ısırılırlar.


Dermacentor marginatus Almanya, İsviçre, Fransa, İtalya, İspanya, Doğu ve Orta Asya’da bulunur. İmmatur evreleri tavşanlarda ve küçük memelilerde, bıldırcın gibi yerde yuvalanan kuşlarda, erişkinleri koyun, sığır, köpek, kirpide bulunur. İnsandan da beslenir. Q ateşi, kene kökenli ansefalit virüsü vektörüdür, Omsk kanamalı ateşi’nın geçişinde ikincil olarak önemlidir.


Dermacentor nuttalli Orta Asya’da, Sovyetler Birliği ve Çin’de yüksek çayırlarda bulunur, ormanlarda ve nehir kıyılarında, dağlık ağaçlı yerleşim yerlerinde bulunmaz. Rickettsia sibirica ve Francisella tularensis vektörlerindendir.


Rhipicephalus Soyu


Dünyada kozmopolitan dağılım gösterir. Türlerin çoğu Afrika’da az sayıda tür Palearctik bölgede bulunur. Öncede Boophilus soyu içinde bulunan beş tür dahil, yaklaşık 79 tür içerir.


Rhipicephalus evertsi evertsi kırmızı bacaklı kene” olarak da bilinir. Sığır koyun at ve keçilerde nadiren domuz, köpek ve vahşi otoburlarda bulunur. Afrika’nın tropik bölgelerinde en yaygın Rhipicephalus türüdür. Herhangi bir insan hastalığında vektör olarak bilinmemekle birlikte sığırlarda Borrelia theileri vektörü olarak önemli rol oynar.


Rhipicephalus sanguineus kahverengi köpek kenesi, köpek kulübesi kenesi” olarak da bilinir. Dünyada en yaygın kenelerdendir. Tüm dünyada köpeklerde yaygın olarak bulunmakla birlikte pek çok evcil ve vahşi hayvanda bulunabilir ve insanı ısıran keneler arasındadır. Soğuk iklimlerde tüm evrim dönemlerini bina içerisinde tamamlayabilen nadir kene türlerindendir. Enfeste evlerin duvarlarında hatta halı ve mobilyalarında bulunabilir.


http://zehirlenme.blogspot.com

Yumusak Kene Cesitleri

Yumusak Kene Cesitleri


Yumuşak keneler Argas, Ornithoros, Otobius olmak üzere üç soydan oluşur.


Argas Soyu


Dağılımı kozmopolittir. Bu soya ait 60’ın üzerinde tür bulunmaktadır. Bunların başlıca konakları kuşlar ve yarasalardır.


Argas persicus dünyanın pek çok bölgesinde bulunur. Orta Asya’dan köken aldığı ve bu bölgede kümes hayvanlarının paraziti olduğu düşünülmektedir. Bu kene türünün insanları ısırdığı bildirilmektedir.


Argas monolakensis insanlarda bulunabilen önemli bir yumuşak kenedir. Mono Lake virüsü vektörüdür. Kalifornia ve Amerika’da bulunduğu bildirilmiştir.


Argas moreli ve Argas neghmei Peru ve Şili’de tavuk besleyen insanlarda bir kene türüdür.


Argas reflexus Avrupa’da güvercin eradikasyonu yapılan binalarda yaşayan insanlarda bulunmuştur. Bu kene türü ile anaflaksik şok bildirilmiştir.


Argas polonicus Polonya ve Çekoslovakya’da güvercinlerde bulunur. İnsanı ısırdığı bildirilen kene türleri arasındadır


Argas vulgaris Çekoslovakya’dan bildirilmiştir.


Argas vespertilionis yarasaların parazitidir. Portekiz’de, İngiltere’de, İsviçre’de bulunduğu bildirilmiştir. İnsanlara karşı agresif bir kene türüdür.


Argas cucumerinus ısırılması ile haftalarca süren kaşıntı tanımlanmaktadır.


Ornithodoros Soyu


Dünyada geniş bir coğrafik dağılımı vardır. Bu soya ait yaklaşık 115 tür bulunmaktadır. Bu 115 türden 22 türün insanı ısırdığı ve bunlardan 12 türün insanı sıklıkla tuttuğu bildirilmektedir. Başlıca yarasalar dahil memelilerden beslenir. Başlıca dönek ateş etkeni Borrelia türlerinin vektörüdürler. Ornithodoros soyuna ait keneler çoğunlukla konaklarının yuvalarında yaşarlar. İnsanlar hayvan yuvalarının olduğu yerlere girdiklerinde kenelerle karşılaşırlar.


Ornithodoros moubata “gözsüz zehirli kene” olarak da bilinir. Güney Afrika’da kurak bölgelerde bulunur. Afrika’da dönek ateş etkeni olan Borrelia duttoni’nin bilinen tek vektörüdür.


Ornithodoros boliviensis ve Ornithodoros kelleyi sıklıkla yarasalarda parazitlenirler ve insanları sadece mağaralarda ve yarasa bulunan yerlerde ısırırlar.


Ornithodoros hermsi Amerika, Kolombiya, Kanada’da bulunur. Dönek ateş etkeni olan Borrelia hermsii’in vektörüdürler. Başlıca konakları sincaplar ve diğer kemirgenlerdir. Bu kemirgenlerin barınakları olan eski binalar ortadan kaldırıldığında insanlardan beslendiği bildirilmiştir.


Ornithodoros coriaceus Pasifik kıyıları, Amerika ve Meksika’da bulunur. Isırması ağrılı olduğu için korkulan bir kene türüdür (2). Sığırlarda düşüklere neden olan Borrelia coriaciae’nın vektörüdür.


Ornithodoros hermsi Kuzey Batı Amerika’da kene kökenli ateş etkeni Borrelia hermsi’nin vektörüdür. Başlıca konağı sincap ve farelerdir. Ölü ağaç kavitelerinde, ağaç kulübelerde, insan konutlarında bulunabilir (40).


Ornithodoros talaje Orta ve Güney Amerika’da Borrelia talaje’nin vektörüdür. Paraguay’da bulunduğu bildirilmektedir (41).


Ornithodoros turicata TBE etkenlerinden Borrelia turicatae’nın vektörleri arasındadır Çiftlik evlerini ve ahırları enfeste ettiğinde insanların ısırılma riski artar.


Ornithodoros amblus Peru ve Şili’de insanları ısırdığı bildirilmiştir.


http://zehirlenme.blogspot.com

Keneler ve Konak Nedir

Keneler ve Konak Nedir


Kenelerde konak seçiciliği azdır. Memeliler, kanatlılar, sürüngenler gibi su ortamı dışında yaşayan bütün omurgalılardan beslenebilirler. Konak seçiminde larva ve nimfler, olgun kenelere göre genellikle daha az seçicidirler.


Ixodidae ailesini oluşturan sert kene türleri, biyolojik gelişmelerine göre konak değiştirmeleri esas alınarak üç grup altında toplanır.


Bir Konakta Gelişme


Sert kene tüm evrim dönemlerini sadece bir konakta geçer. Merada yumurtadan çıkan larvalar, konak hayvana hücum eder, ondan kan emip doyduktan sonra konak üzerinde gömlek değiştirip nimf olur. Aç nimf kan emip doyduktan sonra aynı konak üzerinde tekrar gömlek değiştirerek erişkin hale gelir. Ortaya çıkan aç erişkin kenenin erkek ve dişisi kan emdikten sonra çiftleşir, dişiler konak hayvanı terk edip toprağa düşer, yumurtlar ve ölürler.


Böylece sert kenenin larva-nimf ve erişkin dönemleri aynı hayvanda geçer. Örneğin, Boophilus annulatus tüm evrim dönemini sığır üzerinde geçirir.


İki Konakta Gelişme


İki konaklı kenelerde, kene larva ve nimf dönemini bir konakta, erişkin dönemini ise farklı bir konakta geçirir. Nimfler kan emip doyduktan sonra konağı terk ederler. Meskende veya merada gömlek değiştirip aç erişkin hale gelirler. Aç kene ikinci bir konağa hücum ederek ondan kan emer, çiftleşir ve doyar. Daha sonra dişi kene toprağa düşer, burada yumurtlar ve ölür. Örneğin, Hyalomma türleri iki konakta gelişir.


Üç Konakta Gelişme


Üç konaklı sert kene türleri, larva, nimf ve olgun dönemlerinde ayrı ayrı konaklardan kan emer, gömlek değiştirme dönemlerini ise toprakta geçirirler. Yumurtadan çıkan larva yakaladığı konaktan kan emer ve toprağa düşer. Gömlek değiştirip nimf olur. Nimf ikinci bir konaktan kan emer, toprağa düşerler ve gömlek değiştirip olgun kene haline gelir. Aç olgun keneler ise üçüncü bir konaktan kan emer ve bu konak üzerinde çiftleşirler. Örneğin, Ixodes holocyclus üç konakta gelişir.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kenelerin Morfolojisi

Kenelerin Morfolojisi


Keneler çıplak gözle görülebilen, boyları 2-20 mm arasında değişen akarlardır. Kan emdikten sonra boyları iki kat artarken, ağırlıkları 100 katına ulaşabilir.


Kenelerin vücutlarının üzeri kütikül tabakası ile kaplıdır. Argasidae ve Ixodidae ailelerinde kütiküldeki kitinizasyon ve bunun vücuttaki dağılımı farklıdır. Argasidae ailesinde kütiküldeki kitin oranı daha az ve vücuda dağılımı daha homojen olduğu halde, Ixodidae ailesinde, kitin oranının kenenin gelişme dönemine ve cinsiyetine göre vücudun bazı kesimlerinde arttığı görülür. Bu nedenle Argasidae’ler yumuşak kene, Ixodidae’ler ise sert kene olarak adlandırılırlar. Ixodidae’lerin dorsalinde skutum adı verilen sert kitin tabakaları, erkeklerde tüm vücudu örter ve buna konskutum adı verilir. Bu yapı larvalarda, nimflerde ve tüm dişilerde başın arkasında yarım veya yaka şeklinde olup skutum olarak isimlendirilmektedir. Skutumun posteriorunda kalan vücut bölgesi alloskutum olarak adlandırılır. Ixodidae’lerde stigmanın çevresinde bulunan peritrem ve ventral yüzeyde bulunabilen anal ve adanal plaklar da kitinsi yapılardır. Bu kitinsi yapılar keneyi kurumaktan ve yaralanmaktan korur.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kenelerin Kokeni Hakkinda Bilgi

Kenelerin Kökeni Hakkinda Bilgi


Keneler (Acari: Parasitiformes: Ixodida) dünyada milyonlarca yıldır var oldukları için yaşayan fosil örneği olarak kabul edilmektedirler. Kenelere ait en eski fosil kayıtlar 90-94 milyon yıl öncesine aittir. Günümüzde, kenelerin asıl kökeninin evrimleşme şekli halen tartışmalı bir konudur. En çok kabul gören hipoteze göre keneler 250 milyon yıl önce bugünkü argaslara benzeyen eski bir ata kene türünden, konaklarının evrimleşmesiyle uyumlu olarak evrimleşmişlerdir. Yakın zamanlarda yapılan kene-konak ilişkisi ile ilgili çalışmalar bu hipotezi desteklemektedir. Özellikle başta Barker ve ark. kene evriminde biyocoğrafya, çevresel faktörler ve konak büyüklüğünün, kene-konak ilişkisinde ve kene evriminde çok daha önemli olduğu ileri sürmektedir.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kenelerin Kökeni Hakkında


Kenelerin Morfolojisi


Keneler ve Konak


Yumuşak Kene Çeşitleri


Sert Kene Çeşitleri


Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı


Akdeniz Lekeli Ateşi


Kene İle Bulaşan Ansefalit


Kene Yoluyla Bulaşan Bakteriyel Hastalıklar


Kene ve Lyme Hastalığı


Kene Nedeniyle Bulaşan Parazitler


Kene Hastalıklarından Korunma

Kenelerin Tarihcesi

Kenelerin Tarihçesi



Kenelere ait bilinen en eski referanslar, M.Ö. 1550 yılına ait kene ateşinden bahseden Mısır papirüsleri ve M.Ö. 850 yılında köpeklerde kene bulunduğunu belirten İzmirli bir İyonyalı olan Homerosun İlyada adlı eseridir. Kenelerin binominal sistematiği ise ilk kez İsveç’li bilim adamı Linnaeusun Systema Nature adlı eserinde yer almaktadır.



Keneler vektörlüğü ilk kanıtlanan artropodlardır. Smith ve Kilbourne adlı iki bilim adamının, 1893 yılında Teksas sığır ateşinin etkeni Babesia bigeminanın vektörünün Boophilus annulatus adlı kene türüne ait olduğunu keşfetmeleri ile ortaya konulmuştur . Bu keşiften sonra vektörler üzerine çalışmalar yoğunlaşmış ve sivrisineklerin malaryanın, sarı ateşin ve filariasisin vektörü olduğu, pirelerin vebayı bulaştırdığı keşfedilmiştir. Kenelerin bir insan hastalığında vektör olduğu ise ancak ilk olarak 1903 yılında endemik dönek ateş vektörünün bir yumuşak kene olan Ornithodorus moubatanın gösterilmesi ile ortaya konulmuştur (13). Bu keşfi yapan Dr. Duttonun, çalıştığı etkenle enfekte olması sonucu ölmesi nedeniyle kene ile bulaşan hastalıkların önemine dikkat çekerek vektörle bulaşan hastalıklarda çığır açan insanlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Kısa bir süre sonra H.T. Ricketts adlı bilim adamı, Dermacentor kenelerinin Kayalık dağlar lekeli ateşinin vektörü olduğunu gösterdikten sonra, diğer ilişkili riketsiyal tifüslerle olan çalışmaları sırasında hastalığa yakalanarak ölmüştür. R.R.Parker ve E. Francis 1920 yılında kenelerin Pasteurella (Francisella) tularensis’in vektörü olduğunu ve bu hastalığın laboratuar kazası ile bulaşabilen ve ölümcül olabilen tehlikeli bir hastalık olduğunu göstermişlerdir. Kene ile bulaşan hastalıkların bu ilk ve tehlikeli keşiflerinden sonra, günden güne artan sayıda kenelerle bulaşan mantar, bakteri, virüs ve protozoan hastalıkları ortaya konulmuştur


Ülkemizde keneler üzerine ilk kitap bilgilerinin 1912 yılında İsmail Hakkı tarafından verildiği, kene ile ilgili ilk çalışmaların yine aynı araştırmacı tarafından yapıldığı ve daha sonraki çalışmaların ise Nevzat Ahmet, Oytun, Kurtpınar, Mimoğlu, Unat, Merdivenci tarafından devam ettirildiği, bu çalışmalarda Türkiye’de görülmüş olan kene türleri, konak ve yayılışları hakkında bilgi verildiği Merdivenci tarafından bildirilmiştir.


http://zehirlenme.blogspot.com