Sistemik Hastalıklar ve Romatizmal Hastalıklar

Romatizmal şikayetlere yol açabilen bazı sistemik hastalıklar da vardır. Bunlardan bazıları şunlardır.

A- Psikiyatrik hastalıkları: Romatizmal hastalıklar zaman za­man kronik bir seyir gösterdiği için hastada bazı psikolojik so­runların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bazende psikolojik sorunlar romatizmal hastalığın başlamasına sebep olabilir. Hasta hastalığının kaçmılmaz gerçeği karşısında korku ve depresyona kapılır. Korku, endişe ve gerginlik hastanın uyku düzenini ve ağrı eşiğini bozar. Uyku düzeni bozulan hasta gereği gibi dinleneme-diği için eklemlere komşu kasları gevşeyemez ve eklem üzerinde devamlı bir yük söz konusu olur. Eklem üzerindeki bu devamlı yüklenme eklemdeki romatizmal hastalığın artmasına ve kronik­leşmesine neden olmaktadır.

Psikolojik olarak etkilenen romatizmal hastalıkların başında kas romatizması gelmektedir. Kas romatizması çoğu zaman psi­kolojik sorunlara bağlı olarak ortaya çıkmakta ve hastalıkta psi­kolojik sorunları artırarak bir kısır döngü oluşturmaktadır. Hekim hastanın psikolojik olarak canlı kalmasına gayret göstermelidir. Ancak bu şekilde, fonksiyonel kayıplar minimuma indirilir ve hasta hastalığına rağmen normal bir yaşantı sürdürebilir.

Tıpkı gözyaşlarının belli fizyolojik özellikleri olan bir sıvı ol­ması yanında duygusal bir iletişimi göstermesi gibi sırt boyu, bel Ve diğer eklem ağrılarıda çoğu zaman bir duygu ve davranış bo­zukluğu belirtisi olabilmektedir.

Psikolojik yapı ile ilgili olabilen diğer bir hastalık grubuda yaygılı romatizmal hastalıklar içindeki romatoid artrit ve Ankilozan spondilittir. Bu hastalıklarda stres denilen ve kişinin psikolo­jik yapısını etkileyen olaylardan sonra başlayabilmekte veya ön­ceden başlayanlan hastalık ağırlaşabilmektedir.

B- Kan hastalıkları: Bazı kan hastalıkları hareket sistemini etkileyebilirler. Doğuştan olabilen veya sonradan ortaya çıkan pıhtılaşma bozuklukları, bazı kansızlıklar, kan kanserleri bunlar arasında sayılabilir.

Doğumsal pıhtılaşma bozuklukları içinde en önemlisi Hemo-fili'dir. Hastalık hafif veya ağır seyredebilir. Hastalık çoğu zaman 5-6 yaşlarında ortaya çıkan diz içi kanamaları ile kendini göste­rir. Kanayan eklemler şiş, sıcak ve ağrılıdır. Kanamanın derecesi­ne göre bilirtiler günler veya haftalar boyunca devam eder. Ek­lemde kanın kalış süresi ve kanama tekrarı arttıkça eklemdeki olay kalıcı ve kronik bir hal alır. Eklem kıkırdağı ve kemikler aşı­nır. Eklem hareketleri kalıcı olarak kısıtlanır. Bazen büyüme etki­lenebilir. Bazen pıhtılaşmayı azaltıcı ilaç kullanılırken de eklem içine kanamalar görülebilmektedir.
Doğuştan olma veya sonradan kazanılma kansızlıklarda da el ve ayaklarda ağrılı şişlikler görülebilir. Bu duruma "El-ayak has­talığı" denilir. Uyluk ve kol kemiklerinde erimeler de olabilir.

Özellikle çocuklarda görülen hızlı seyreden kan kanserlerinde eklem ağrıları ilk belirti olabilir. Etkilenen eklemde şişlik, kızarık­lık, sıcaklık ve hareket kısıtlılığı ile birlikte değişen derecelerde ağrı vardır. Lenfbezi kanserlerinde de değişik eklem ve kas ağrı­ları olabilmektedir.

C- İyi ve kötü huylu tümörler: İyi ve kötü huylu tümörler de bazen kas ve eklem ağrılarının ortaya çıkmasma sebep olabilirler.
Özellikle yayılabilen kötü huylu tümörler içinde ileri yaşlarda or­taya çıkan prostat ve sidik kesesi tümörleri, akciğer ve meme tü­mörleri bunları başında gelir. Bu tümörlerden kemiklere yayılan hastalık kemik ve eklem ağrısı yapabilir.

D- Nörolojik hastalıklar: Bazı sinir sistemi hastalıkları eklem ve ekleme komşu yapıları etkileyebilirler. Özellikle sempatik sinir sistemi hastalıkları kol ve bacaklarda inatçı ağrılı rahatsızlıklara yol açabilirler. Başlangıçta kol ve bacaklarda şişlik, sıcaklık ileri dönemlerde ise sertleşme ve kas zayıflıkları ortaya çıkar.
Omurilikte yerleşen, sebebi tam olarak bilinmeyen bazı has­talıklarda omurilik tarafından gönderilen sinirler aracılığıyla bazı bölgelerde ağrı ve kas güçsüzlüğü ortaya çıkmasına sebep olmak­tadır.

E- Allerjik hastalıklar Allerjik özelliği olan bazı mikroplar, ilaçlar ve bazı gıdalar allerjik eklem ağrılarına yol açabilirler.
Prensip olarak her türlü ilaç allerjiye yol açabilir. Ancak en sık olarak penisilin allerjisi görülmektedir. Allerjik olayda eklem ağrısının yaında başka belirtiler de ortaya çıkar.

Tedavide allerji­ye yol açan ilacın kesilmesi gerekir. Bazı aşılanmalardan ve se­rum kullanmalarından sonra da eklem ağrıları olabilir. Bu tür al-lerjilerden sonra özellikle kortizon etkilidir.

F- Kalp hastalıkları: Kalp damarlarının yetmezliği bağlı ola­rak ortaya çıkan göğüs ağrıları ileri yaşlarda sık olarak görülmek­tedir. Ağrı genellikle istirahatte değil bir çalışmayı takiben ortaya çıkar ve göğüs kemiği arkasına vurur. Genellikle şiddetlidir. Ağrı bazen sol omuz ve kola yayılarak boyun kireçlenmesine bağlı ağ­rılarla karışabilir. Kalp kapaklarının bazı hastalıkları ve kalp zar­larının iltihaplan da göğüs ve sol omuza vuran ağrı nedeni ola­bilir.

G- Akciğer hastalıkları: Solunum sisteminin bazı hastalıkları o bölgedeki kaslarda ve diğer yumuşak dokularda romatizmal şi­kayetlere sebep olabilirler. Bu hastalıklar içinde akciğer tümörleri, akciğer ve zarının iltihapları, akciğer damarının tıkanmaları ve akciğere komşu yapıların tümörleri sayılabilir. Bazı roamatizmal hastalıklarda da akciğerlerde fibroz sertleşmeler ve akciğer zarı il­tihapları ile akciğerde düğümler oluşabilir. Bunlarda sırt ve omuz ağrısı yapabilirler.

H- Karaciğer hastalıkları: Karaciğer hastalıkları içinde eklem ağrısı yapan en önemli hastalık hepatit'tir. Karaciğer iltihaplan­ması demek olan hepatit'de eklem ağrıları ve eklemde şişlikler olabilir. Bu nedenle sebebi bulunamayan eklem ağrılarında hepatit düşünülmelidir. Romatizmal hastalıkların seyrinde de karaci­ğer etkilenerek hastalanabilir. Ayrıca romatizmal hastalıkların te­davisi için kullanılan bazı ilaçlarda karaciğerde zarara yol açabi­lirler. Karaciğerin etkilenmesi bazı vitaminlerin metabolizmasını bozarak kemik yapılışını etkilemektedir.

1- Böbrek hastalıkları: Bel ve sırt ağrılarının içinde böbrek ve idrar yolları hastalıkları önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle böb­rek ve idrar yolları taşları gözden kaçabilen bir bel ve sırt ağrısı sebebidir. İleri yaşlarda ortaya çıkabilen sidik kesesi ve prostat tümörleri, kadınlarda üreme organları kistleri ve tümörleri de bel ağrısı yapabilirler. Bazı romatizmal hastalıklarda eklemlerle bir­likte böbrekleri etkileyerek rahatsızlık verebilirler. Özellikle bir bağ dokusu hastalığı olan Sistemik Lupus hastalığı böbrekleri ciddi bir şekilde etkileyebilmektedir. Yine uzun süren bazı roma­tizmal hastalıklarda da böbreklerde Amiloidoz denilen rahatsızlık görülebilir.

Hormon Bozuklugu ve Romatizma

Hormon Bozuklukları ve Romatizmal Hastalıklar

A- Cushing sendromu: Kendiliğinden veya uzun süreli korti­zon benzeri ilaçların kullanılması sonucu gelişen bu hastalıkta kemiklerde yaygın zayıflık, omurlarda kırıklar, bel ve sırt ağrıları, boy kısalığı, kol ve bacak kemiklerinde kırıklar, sinir sıkışmaları ve kaslarda güçsüzlükler ortaya çıkar.

B- Diabetes mellitus (Şeker hastalığı): Şeker hastalığı kişiyi pek çok yönden etkileyen bir hastalıktır. Şeker hastalarında ek­lemler ve sinirlerde etkilenebilir. El ve ayaklarda uyuşmalar, kuv­vetsizlik, kemik zayıflığı, eklemlerde kireçlenmeler, yumuşak do­kularda sertleşmeler, kemik ve eklem iltihaplanmaları görülebilir.

C- Paratiroid bezinin aşın çalışması: Hiperparatiroidi denilen paratioid bezinin aşırı çalıştığı durumda kemiklerin yüzeylerinde yenilikler, eklemlerde ağrı ve romatizmal şişlikler, eklemin bağla­rında gevşeklik, kıkırdaklarda kireçlenmeler, ürik asit yüksekliği ve kas güçsüzlüğü ortaya çıkmaktadır.

D- Paratiroid bezi tembelliklerinde: Kan kalsiyumunun azal­masına bağlı olarak kas krampları, eklemlerde hareket sınırlılık­ları, el ve ayaklarda uyuşmalar ve ciltaltı dokularda kalsiyum bi­rikmesi görülür.

E- Tiroid bezinin aşırı çalışması: Hipertiroidili hastalarda el ve ayak parmaklarının uç kısımlarında çomaklaşma, yumuşak dokularda sertleşme ve kas zayıflıkları görülür.

F- Tiroid bezi tembelliği: Eklemlerde şişlik ve ağrı, kas güç­süzlüğü, bağlarda zayıflık ve gevşeklik ve ürik asit miktarında artış görülür

Gut Hastaligi Nedir

Gut Hastalığı

Gut nedir; Serum ürik asit düzeyinin nedeni bilinmeyen bir meta­bolizma bozukluğu sonucu yükselmesi demektir. İlk belirtilerini eklemlerde gösterir.
Gut hastalığı, sıklıkla 35-40 yaş üzerindeki erkeklerin has­talığıdır. Kadınlarda nadir. Sosyo-ekenomik seviyesi yüksek olanlarda görüldüğü için "zengin hastalığı" olarak ta isimlendiril­miştir. Gelişmiş ülkelerde sık görülen gutun harp yıllarında gö­rülmediği bildirilmiştir. Gutta eklem hastalığı ile birlikte böbrek hastalığı ve cilt altında bezelye, nohut büyüklüğünde şişlikler (to-füs) görülür.

Gut hastalığı nedenleri, gut ppt

Gut, pürin metabolizmasının kalıtımsal bir bozukluğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Pürin özellikle hücrelerin çekirdeğinde bulu­nan bir proteindir. Besinlerle alman veya vücudumuzdaki hücre­lerin yıkımından sonra açığa çıkan pürinler, metabolizması nor­mal olanlarda yıkılarak ürik aside döner ve vücuttan atılır. Nor­mal bir metabolizma ürünü olan ürik asit herkeste belli miktarlar­da bulunur. Ürik asidin normal değerleri erkeklerde % 4-6 mg, kadınlarda % 3-5 mg dır. Erkeklerde üst sınır 7 mg, kadınlarda ise 6 mg olarak kabul edilmektedir. Ürik asit miktarı yalnız meta­bolizma bozukluğu sonucu değil, bazı ikincil faktörlere bağlı ola­rakta artabilmektedir. Bu faktörler içinde fazla pürinli gıdalarla beslenme, vücutta hücre yapım ve yıkım olaylarının arttığı kanser vb. hastalıklar olduğu zaman ve ürik asidin vücuttan atılımının bozulduğu bazı böbrek hastalıkları olarak sayılabilir.

Ürik asitin serum değerleri herhangi bir nedenle yükseldiği zaman ürik asit kristallare eklemin sinoviyal zarında ve kıkırdaklarında çökerek, yangı olayını başlatmaktadır.

Gut hastalığı belirtileri:

1- Artrit: Gutlu hastalarda genellikle ilk belirti ayak başpar­mağı dip ekleminde artrit tablosudur. Bu bölgenin tutulma nedeni olarak bu bölgenin fazla yük altında kalması gösterilmektedir. Di­ğer eklemlerin tutulması çok nadirdir. Sağlıklı görünen ve her­hangi bir şikayeti olmayan hasta gece aniden ayak başparmağın­da şiddetli bir ağrıyla uyanır. Ağrı bir iki saat içinde yerleşir ve gittikçe hafifler. Travmalar, alkol alınması, enfeksiyonlar, bazı ilaçların kullanılması, ameliyatlar, uzun süren açlık ve aşırı ye­mek artrit atağını başlatabilmektedir. Ekleme dokunmak bile çok ağrılıdır. Hasta ağrıdan kıvranır. Ağrılı eklemin üzeindeki cilt in­celir. Bu ani yerleşen eklem rahatsızlığı 2-3 gün içinde kendili­ğinden kaybolur. Bu dönemde vücut ısısı ve nabızda artma olur. Ayrıca bulantı, kusma ve başağrısı olabilir. Gut atakları çok tipik­tir. Hatta hastanın anlatması ile dahi tanınabilir. Hasta ikinci ata­ğa kadar herşeyi unutabilir. İkinci atakta yine aynı eklem tutula­cağı gibi başka bir eklemde etkilenebilir. Ayak bileği, diz ve el bi­leği de seyrekte olsa etkilenebilir. Çene, omuz, kalça ve omurga eklemleri hemen hiç tutulmazlar. İkinci atak herhangi bir zaman­da ortaya çıkabilir. Atak sıklığı tedavi yapılmayan hastalarda ar­tar.

2- Tofüsler: Tedavi görmeyen hastalarda kulak kepçesinde, diz, dirsek ve topuk üzerinde toplu iğne başından bezelye, nohut büyüklüğüne kadar değişebilen şişlikler oluşur. Bunlara tofüs de­nilir.

3- Böbrek tutulumu: Gutta gerekli önlemler alınmazsa en önemli hasan böbreklerde yapar ve çoğu zaman ölüm nedeni olur. Bazı hastalarda da böbrek taşlan ortaya çıkar.

Gut'un tedavisi:

Tedavide 3 prensip vardır.

a- Akut artrit atağının tedavisi: Kolşisin artrit atağının tedaviside oldukça etkilidir. İlaç 2 saat arayla bir tablet olmak üzere verilir ve çoğu zaman 1 veya 2 gün içinde eklem bulguları tama­men düzelir.

b- Uzun vadede yapılacak şey ürik asit yapımının azaltılması veya ürik asidin idrarla atılmasını artırmaktır. Bu amaçlarla kul­lanılan Allopurinol ürik asit yapımını azaltan bir ilaçtır. Probene-cid ise idrarla ürik asit atılmasını artıran bir ilaçtır.

Gut hastalığı diyet
c- Diyet ayarlanması: Fazla pürin ihtiva eden beyin, böbrek, karaciğer, dalak ve kalp gibi iç organ etleri yasaklanır. Yine balık ve yağlı kuru yemişlerde pürin miktarı fazla olduğundan yasak­lanmalıdır. Bol sebze ve meyve verilir. Hastalara bol sıvı almaları tavsiye edilir. Bol sıvı böbrek taşlarının gelişmesini önler

Rasitizm Hastaligi Nedir

Raşitizm Hastalığı Nedir, Raşitizm Vitamin

Günümüzde seyrek görülen ve iskelette çeşitli şekil bozuklukları yapan raşitizm, çoğunlukla süt çocuklarının kafatası ke­miklerinde başlar.

Raşitizmin nedeni D vitamini eksikliğidir. D vitamini güneş ışınları etkisiyle ciltteki bir maddeden oluşur. Yeterli güneş ışığı olmayan yerlerde vücut gerekli D vitamini yeteri kadar yapamaz ve dışardan vermek gerekir. D vitamininin kalsiyumun barsaklardan emilmesi için gereklidir. D vitamini noksanlığında kalsiyum ve fosforun kemiğe yerleşmesi zorlaşır. Sonuç olarakta kemikler ve özellikle kasların kemiklere yapıştığı bölgelerde yumuşar ve kolayca eğilip bükülebilir bir hale gelirler. Süt çocuklarında D vitamini yetmezliğinin belirtileri önce çocuk 2 aylık iken ortaya çıkar. Gece huzursuzlukları, aşırı terleme, renk solukluğu, iştahsızlık, isteksizlik ilk belirtilerdir. Bronşit, zatürre ve kas kramplarına eğilim vardır.
İskelette ilk önce kafatasında yumuşama, kaburgaların ke­mik, kıkırdak birleşim yerlerinde şişlikler görülür. Zamanla göğüs alt bölümü çan şeklinde genişer. Kaburgalar kolayca kırılır. Süt dişleri ufalanır. Kafatasında biçim bozuklukları sırtta kamburluk 0 veya X şeklinde bacaklar oluşur. Kaslarda genel bir güçsüzlük vardır. Yürümede gecikme ve ördekvari yürüme görülür. Tedavi edilmeyen çocuklar cüce kalırlar.

Raşitizm hangi vitamin

Serumda kalsiyum normal veya azalmış olup fosfor ise daima düşüktür. Röntgende kırıkla karışabilen açık renkli çizgiler şek­linde görüntü veren yıkım alanları tipiktir.
Yeni doğanların yağ dokusu içinde D vitamini depoları var­dır. Sonraları da anne sütü ile ihtiyaç karşılanır. Besinlere D vita­mini eklenmezse sadece prematüre çocuklar raşitizme yaklanırlar. En geç ilk ayın sonunda hatta daha erken mamaya D vitamini ka­tılması uygundur.
Özellikle az güneşli mevsimlerde günlük D vitamini verilebi­leceği gibi uzun aralıklarla birden de tek doz olarak verilebilir.

Bir yaşından sonra organizmada yeteri kadar D vitamini ya­pılmaya başlar ve besinlerle alınmaya başlar. D vitamini balık ya­ğında, balıkta, kakaoda, yumurta sarısında, tereyağında ve inek sütünde yeteri kadar vardır.


Şiddetli raşitizm yüksek doz D vitamini ve kalsiyum ile tedavi edilmelidir. D vitaminin toksik etkisi günlük 3000-4000 ünitelik dozların uzun süre verilmesinden sonra ancak ortaya çıkabilir. 1-2 haftalık tedavi ile cevap alınır.

Osteomalazi Hastaligi Nedir

Osteomalazi Hastalığı

Osteomalazi nedir; Kemikleşmedeki bir bozukluk nedeniyle kemiklerin sertlik ve dayanıklılıklarının kaybolmasıdır.

Osteomalazinin nedenleri

a- Kalsiyum ve fosforun yetesiz alınması b- Normal alınan kalsiyum ve fosforun yetersiz emilimi c- Normal alman ve emilen kalsiyum ve fosforan aşırı atılması. Osteomalazili hastaların en önemli şikayeüeri ağrıdır. Kemik­lere yalnız bastırmak ve vurmak değil en küçük bir yüklenme da­hi ağrı ortaya çıkarır. En çok ağrılı kemikler sırt omurları, kalça, ayak ve bazende kaburgalardır. Tam istirahat anında ağrılar ta­mamen kaybolur. İleri dönemlerde kemiklerde eğrilik ve çarpık­lıklar ortaya çıkar. Serumda kalsiyumun düşmesine bağlı olarak kaslarda kasılmalar görülür. Kemik ve kas güçsüzlüğü nedeniyle hastalar paytak, paytak yürürler. Kirişlerin kemiklere yapıştığı yerlerde yalancı kırıklar ortaya çıkar.

Osteomalazi ppt

Serumda kalsiyum ve fosforun azaldığı tesbit edilir. Ayrıca alkalen fosfataz denilen enzim artmıştır.

Röntgende genellikle kalça kemiğinde ve kürek kemiğinde yalancı kırıklar, uyluk kemiği ve kaburgalarda gerçek kırıklar gö­rülür. Uzun kemiklerde (özellikle bacakta) şekil bozuklukları or­taya çıkar.

Osteomalazi tedavisi

Hastalığın seyri böbrek bozukluğu yoksa iyidir. Tedavide amaç kemikleri kuvvetlendirilmesidir. Diğer vitaminlerle birlikte D vitaminin verilmesi çoğu zaman yeterli olur. Kas zayıflığını ön­lemek için düzenli egzersizler tavsiye edilir. Özellikle su içi egzer­sizler faydalıdır. Egzersizler hastanın gücüne göre düzenlenmeli­dir. Kırık gelişmişse cerrahi müdahele gerekir. Bütün bunların yanında diyetin proteinden ve vitaminden zengin gıdalardan oluşmasına dikkat edilmelidir.

Metabolizma ve Romatizmal Hastalıklar

Osteoporoz (kemik zayıflığı) ve kemik erimesi nedir


Kemik ağırlığının olması gere­ken değerlerin altına düşmesi yani kemik ağırlığının hafiflemesi demektir. Kemikte oluşan zayıflık nedeniyle kemikler kolay kırı­labilir hale gelirler.

Osteoporoz "sessiz hırsız" olarak isimlendirilir. Çünkü hasta­lığın erken belirtisi yoktur. Osteoporoza yol açan bir çok neden olmakla birlikte her zaman kesin nedeni tesbit etmek mümkün olmaz. Genellikle yaşlılarda ve menapozdan sonra gelişen osteoporozun tedavisinden ziyade önlenmesi hem çok önemli hem de daha kolaydır.

Kemikler neden zayıflar, kemik erimesi belirtileri

Genellikle insanlar kemiklerinin ölü bir yapı olduğunu zan­nederler. Bu doğru değildir. Vücudun diğer dokuları gibi kemikler de yaşayan bir dokudur ve damar, sinir taşı. Hayat boyunca kemiklerde devamlı bir yapım ve yıkım olayı vardır. Yapım ve yı­kım olayı arasında bir denge vardır. 35-40 yaşlarına kadar yapım olayı daha hızlı bu yaşlardan sonra ise yıkım olayı daha hızlı sey­reder. Kemikte yıkım yapımdan fazla olunca kemiğin ağırlığı git­tikçe azalır. Eğer 35 yaşlarına kadar kemik ağırlığı olması gere­ken değerlere ulaşmamışsa kemik ağırlığında azalma dahada hızlı olur. Kemiğin yapım ve yıkımını etkileyen bir çok faktör vardır.

Kemik zayıflığına yol açan sebepler: kadınlarda kemik erimesi

Kemik zayıflığının en önemli nedeni yaşlılık ve menapozdur. Ancak diğer bazı faktörlerde kemik zayıflığına yol açabilmektedir.

1- Yaşlılık: İleri yaşlarda vücudumuzun bütün fonksiyonları ile birlikte kemik fonksiyonları da yavaşlar ve kemik yapımı ya­vaşlar. Yıkım ise aynı hızda devam ettiğinden kemik ağırlığı aza­lır ve kemik zayıflar. Ayrıca ileri yaşlarda hormonlarda azalma. Kasların gücünde azalma böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında azalma da kemikleri olumsuz yönde etkilemektedir.

2- Menapoz: Kadınlarda östrojen hormonu kemikleri koruyan ve yıkımını engelleyen bir hormondur. Menapozdan sonra bu hormonun azalması ile kemikler korunamaz ve kemik zayıflığı ortaya çıkar. Özellikle erken menapoza girenlerde kemik zayıflığı daha belirgindir.

3- Diğer nedenler: Bu grubtaki nedenler daha nadir olmak üzere osteoporoza yol açarlar ve erken yaşlarda hastalığın ortaya çıkmasına sebep olurlar. Bu nedenler içinde hormonal düzensiz­likler, mide-barsak hastalıkları, doğuştan olma bazı hastalıklar, kanser vb. hastalıklar, romatizma! hastalıklar, bazı ilaçlar ile böb­rek ve karaciğer hastalıkları sayılabilir.

Hormonal düzensizlikler içinde şeker hastalığı, tiroid hormo­nu fazlalığı veya azlığı, büyüme hormonu ile ilgili hastalıklar, adet düzensizlikleri, erken adetten kesilme önemli sebeplerdir.
Uzun süren mide ve barsak hastalığı olanlarda alınan gıdala­rın emilmesi iyi olmadığı için kemiklerin yapımı olumsuz yönde etkilenir. Özellikle gıdalarla alınan kalsiyumun emilememesi ke­mik zayıflığına yol açan önemli bir nedendir

Doğuştan olma bazı hastalıklarda da kemiklerde zayıflık ola­bilir. Ayrıca kanser vb. hastalıklarda da gerek beslenme yetersiz­liğine bağlı olarak gerekse kemik yapımının bozulmasına bağlı olarak osteoporoz görülebilir.

Uzun süre kullanılan bazı ilaçlar kemik yıkımına yol açabilir. Özellikle kortizon grbu ilaçlar, guatr ilaçları ve bazı mide ilaçları­nın uzun süre kullanılması kemik zayıflığına yol açabilmektedir.

Kronik karaciğer ve böbrek hastalıklarında gıdalarla alınan D vitamininin metabolizması bozulduğu için kemiklerin yapımında önemli bir yeri olan D vitamini yetersizliğine bağlı olarak kemik zayıflığı ortaya çıkar. Yine uzun süren romtizmal hastalıkların seyrinde de kemik zayıflığı görülebilir.

Kemik erime

Kemik zayıflığına yol açan nedenlerden başka kemik zayıflı­ğının gelişmesini kolaylaştıran bazı "risk faktörleri" vardır. Bu faktörler mevcutsa kemik zayıflığının gelişme riski artar.
Risk faktörleri şunlardır.

a- Cinsiyet Kadınlarda osteoporoz görülme riski yüksektir.
b- Irk: Siyah ırkta kemik zayıflığı daha nadirdir.
c- Beden yapısı: Zayıf ve küçük beden yapısı olanlarda kemik zayıflığı daha kolay gelişir.
d- Kalıtım: Ailede osteoporoz mevcutsa çocuklarda görülüm ihtimali yüksektir.
e- Dengesiz ve yetersiz beslenme: Kalsiyum ve D vitaminin­den fakir gıdalarla ve tek yönlü beslenme kemik yapımını olum­suz yönde etkiler.
f- Alkol ve sigara kullanımı da kemik zayıflığına yol açan ve çoğu zaman gözden kaçan risk faktörlerindendir.
g- Kafeinli içeceklerin çok içilmesi de kemik yapılanmasına olumsuz yönde etkiler.
h- Haraketsiz bir yaşamda kemik yapımını olumsuz yönden etkiler ve osteoporoza neden olur.

Kemik zayıflığının belirtileri nelerdir:

1- Bel ve sırt ağrıları: Osteoporozda ilk belirtiler bel ve sırt ağrılarıdır. Başlangıçta ağrı hareketle gelir ve istirahatle kaybolur. Sonraları devamlı bir hal alır. Özellikle belli bir pozisyonda uzun süre kalınca ağrılar artar. Bazen de zayıflamış kemiğin kırılması­na bağlı olarak şiddetli ağrılar ve sinir, omurilik sıkışması belirti­leri ortaya çıkabilir.
2- Bel ve sırt kaslarında sertleşmeler ve güçsüzlükler ortaya çıkar. Bel ve boyun hareketlerinde sınırlılık ve zorlanmalar görü­lür.
3- Sırtta kamburluk ve bel kemiğinde eğrilikler ortaya çıkar.
4- Boy kısalır. İleri dönemlerde boyda 10 cm.ye kadar kısal­ma olabilir.
5- Kamburluk nedeniyle göğüs kafesi daralır, mide sıkışır ve erken doyma ile nefes darlığı gibi şikyetler ortaya çıkar.
6- Kırıklar, orteoporozun ileri dönemde ortaya çıkan en önemli ve tehlikeli belirtisidir.

Özellikle omurlarda, kalça ve el bi­leği kemiklerinde kırıklar gelişir.
Kemik zayıflığı olan hastalarda laboratuarda önemli bir deği­şiklik çoğu zaman bulunmaz. Röntgen tetkiklerinde kemik yo­ğunluğunun azaldığı ve kemiklerin çöktüğü hatta kırıldığı görü­lür. Yalnız klasik röntgen fîlimlerinde kemik zayıflığı ancak çok ilerledikten sonra (% 25 kayıp) farkediliyordu. Bugün çok geliş­miş kemik yoğunluğunu ölçen cihazlarla kemik yoğunluğunda % İlik kayıpları dahi tesbit etmek ve erkenden kemik zayıflığının 'tanısını koymak artık mümkündür.

Osteoporoz nasıl önlenir, kemik erimesine karşı çözüm

Osteoporozun önlenmesi tedavisinden çok daha kolaydır. Bu nedenle 35 yaşlarına kadar kemik ağırlığını artırmak için gayret edilmelidir. Gıdalarla yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini alınmalı, düzenli her gün egzersiz yapılmalı, risk faktörlerinden uzak durulmalıdır. Menapozdan sonra ise hanımlar kemik yoğun­luklarını düzenli bir şekilde takip ettirmelidirler.

Osteoporozda tedavi ve kemik erimesi tedavisi

a- Hastanın eğitimi: Hastalığın geleceği, tedavisinin uzun sü­receği ve tedavinin sonucu hakkında hasta bilgilendirilmelidir.

Kontrollere dikkat etmesinin ve hekimin tavsiyelerine uymasının önemi vurgulanmalıdır. Sabırlı olunması gerektiği hatırlatılmalı­dır. Olayın kemik erimesi değil, ileri yaşlarda görülebicek bir ke­mik zayıflığı olduğu anlatılmalıdır.

b- Diyet ayarlanması: Kalsiyum ve D vitamininden zengin, proteini dengeli bir diyet önerilir. Günde en az 2 su bardağı süt veya yoğurt, yeşil sebze ve süt ürünleri tasiye edilir. Güneşten mümkün olduğu kadar faydalanma tavsiye edilir.

c- İstirahat: Özellikle ağrılı dönemde kesin yatak istirahi ge­rekir. Kemik zayıflığı olan bölgelere komşu kaslarda gelişen kas sertliği hastanın istirahati ile giderilir. Ancak istirahat süresi çok uzun tutulmamalıdır. İstirahat süresi içinde bazı egzersizler yapıl­malıdır. Yatağın zemini orta sertlikte ve düz olmalı, yatak fazla yüksek olmamalı, yastık alçak olmalı ve karyola kenarlıklı olmalı­dır.

d- İlaç tedavisi: Kemik zayıflığının tedavisi için değişik ilaçlar kullanılmaktadır. Ağrılı dönemde romatizma ilaçları, kas gevşetici ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Gerekirse sakinleştirici ilaçlar veri­lir. Uzun vadeli olarak kalsiyum, D vitamini, kalsitonin, florür preperaüarı, östrojen hormonu, bifosfonaüar ve anabolizan ilaçlar kullanılır. Bu ilaçların genel olarak kemik yapımını artırıcı ve ke­mik yıkımını yavaşlatıcı etkileri vardır.

e- Fizik tedavi programı: Kemik zayıflığı olan hastalara ağrılı dönemde sıcak tatbiki önerilir. Kemiklere komşu kaslarda gelişen kemik zayıflığı egzersizler ile giderilir. Kaslar güçlendirilir. Egzer­sizler kemik yapımını da uyarırlar. Yapılan çalışmalarda iki yıllık bir egzersiz programının kemik ağırlığını % 6 artırdığı gözlenmiş­tir. İleri derecede kemik zayıflığı olanlarda yardımcı cihazlar (kor­se, baston gibi) verilir.

f- Kırık gelişen vakalarda cerrahi olarak rahatsızlık giderilir.

Osteoporoz

Osteomalazi Hastalığı

Raşitizm

Gut