Keneler ve Konak Nedir

Keneler ve Konak Nedir


Kenelerde konak seçiciliği azdır. Memeliler, kanatlılar, sürüngenler gibi su ortamı dışında yaşayan bütün omurgalılardan beslenebilirler. Konak seçiminde larva ve nimfler, olgun kenelere göre genellikle daha az seçicidirler.


Ixodidae ailesini oluşturan sert kene türleri, biyolojik gelişmelerine göre konak değiştirmeleri esas alınarak üç grup altında toplanır.


Bir Konakta Gelişme


Sert kene tüm evrim dönemlerini sadece bir konakta geçer. Merada yumurtadan çıkan larvalar, konak hayvana hücum eder, ondan kan emip doyduktan sonra konak üzerinde gömlek değiştirip nimf olur. Aç nimf kan emip doyduktan sonra aynı konak üzerinde tekrar gömlek değiştirerek erişkin hale gelir. Ortaya çıkan aç erişkin kenenin erkek ve dişisi kan emdikten sonra çiftleşir, dişiler konak hayvanı terk edip toprağa düşer, yumurtlar ve ölürler.


Böylece sert kenenin larva-nimf ve erişkin dönemleri aynı hayvanda geçer. Örneğin, Boophilus annulatus tüm evrim dönemini sığır üzerinde geçirir.


İki Konakta Gelişme


İki konaklı kenelerde, kene larva ve nimf dönemini bir konakta, erişkin dönemini ise farklı bir konakta geçirir. Nimfler kan emip doyduktan sonra konağı terk ederler. Meskende veya merada gömlek değiştirip aç erişkin hale gelirler. Aç kene ikinci bir konağa hücum ederek ondan kan emer, çiftleşir ve doyar. Daha sonra dişi kene toprağa düşer, burada yumurtlar ve ölür. Örneğin, Hyalomma türleri iki konakta gelişir.


Üç Konakta Gelişme


Üç konaklı sert kene türleri, larva, nimf ve olgun dönemlerinde ayrı ayrı konaklardan kan emer, gömlek değiştirme dönemlerini ise toprakta geçirirler. Yumurtadan çıkan larva yakaladığı konaktan kan emer ve toprağa düşer. Gömlek değiştirip nimf olur. Nimf ikinci bir konaktan kan emer, toprağa düşerler ve gömlek değiştirip olgun kene haline gelir. Aç olgun keneler ise üçüncü bir konaktan kan emer ve bu konak üzerinde çiftleşirler. Örneğin, Ixodes holocyclus üç konakta gelişir.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kenelerin Morfolojisi

Kenelerin Morfolojisi


Keneler çıplak gözle görülebilen, boyları 2-20 mm arasında değişen akarlardır. Kan emdikten sonra boyları iki kat artarken, ağırlıkları 100 katına ulaşabilir.


Kenelerin vücutlarının üzeri kütikül tabakası ile kaplıdır. Argasidae ve Ixodidae ailelerinde kütiküldeki kitinizasyon ve bunun vücuttaki dağılımı farklıdır. Argasidae ailesinde kütiküldeki kitin oranı daha az ve vücuda dağılımı daha homojen olduğu halde, Ixodidae ailesinde, kitin oranının kenenin gelişme dönemine ve cinsiyetine göre vücudun bazı kesimlerinde arttığı görülür. Bu nedenle Argasidae’ler yumuşak kene, Ixodidae’ler ise sert kene olarak adlandırılırlar. Ixodidae’lerin dorsalinde skutum adı verilen sert kitin tabakaları, erkeklerde tüm vücudu örter ve buna konskutum adı verilir. Bu yapı larvalarda, nimflerde ve tüm dişilerde başın arkasında yarım veya yaka şeklinde olup skutum olarak isimlendirilmektedir. Skutumun posteriorunda kalan vücut bölgesi alloskutum olarak adlandırılır. Ixodidae’lerde stigmanın çevresinde bulunan peritrem ve ventral yüzeyde bulunabilen anal ve adanal plaklar da kitinsi yapılardır. Bu kitinsi yapılar keneyi kurumaktan ve yaralanmaktan korur.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kenelerin Kokeni Hakkinda Bilgi

Kenelerin Kökeni Hakkinda Bilgi


Keneler (Acari: Parasitiformes: Ixodida) dünyada milyonlarca yıldır var oldukları için yaşayan fosil örneği olarak kabul edilmektedirler. Kenelere ait en eski fosil kayıtlar 90-94 milyon yıl öncesine aittir. Günümüzde, kenelerin asıl kökeninin evrimleşme şekli halen tartışmalı bir konudur. En çok kabul gören hipoteze göre keneler 250 milyon yıl önce bugünkü argaslara benzeyen eski bir ata kene türünden, konaklarının evrimleşmesiyle uyumlu olarak evrimleşmişlerdir. Yakın zamanlarda yapılan kene-konak ilişkisi ile ilgili çalışmalar bu hipotezi desteklemektedir. Özellikle başta Barker ve ark. kene evriminde biyocoğrafya, çevresel faktörler ve konak büyüklüğünün, kene-konak ilişkisinde ve kene evriminde çok daha önemli olduğu ileri sürmektedir.


http://zehirlenme.blogspot.com

Kenelerin Kökeni Hakkında


Kenelerin Morfolojisi


Keneler ve Konak


Yumuşak Kene Çeşitleri


Sert Kene Çeşitleri


Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı


Akdeniz Lekeli Ateşi


Kene İle Bulaşan Ansefalit


Kene Yoluyla Bulaşan Bakteriyel Hastalıklar


Kene ve Lyme Hastalığı


Kene Nedeniyle Bulaşan Parazitler


Kene Hastalıklarından Korunma

Kenelerin Tarihcesi

Kenelerin Tarihçesi



Kenelere ait bilinen en eski referanslar, M.Ö. 1550 yılına ait kene ateşinden bahseden Mısır papirüsleri ve M.Ö. 850 yılında köpeklerde kene bulunduğunu belirten İzmirli bir İyonyalı olan Homerosun İlyada adlı eseridir. Kenelerin binominal sistematiği ise ilk kez İsveç’li bilim adamı Linnaeusun Systema Nature adlı eserinde yer almaktadır.



Keneler vektörlüğü ilk kanıtlanan artropodlardır. Smith ve Kilbourne adlı iki bilim adamının, 1893 yılında Teksas sığır ateşinin etkeni Babesia bigeminanın vektörünün Boophilus annulatus adlı kene türüne ait olduğunu keşfetmeleri ile ortaya konulmuştur . Bu keşiften sonra vektörler üzerine çalışmalar yoğunlaşmış ve sivrisineklerin malaryanın, sarı ateşin ve filariasisin vektörü olduğu, pirelerin vebayı bulaştırdığı keşfedilmiştir. Kenelerin bir insan hastalığında vektör olduğu ise ancak ilk olarak 1903 yılında endemik dönek ateş vektörünün bir yumuşak kene olan Ornithodorus moubatanın gösterilmesi ile ortaya konulmuştur (13). Bu keşfi yapan Dr. Duttonun, çalıştığı etkenle enfekte olması sonucu ölmesi nedeniyle kene ile bulaşan hastalıkların önemine dikkat çekerek vektörle bulaşan hastalıklarda çığır açan insanlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Kısa bir süre sonra H.T. Ricketts adlı bilim adamı, Dermacentor kenelerinin Kayalık dağlar lekeli ateşinin vektörü olduğunu gösterdikten sonra, diğer ilişkili riketsiyal tifüslerle olan çalışmaları sırasında hastalığa yakalanarak ölmüştür. R.R.Parker ve E. Francis 1920 yılında kenelerin Pasteurella (Francisella) tularensis’in vektörü olduğunu ve bu hastalığın laboratuar kazası ile bulaşabilen ve ölümcül olabilen tehlikeli bir hastalık olduğunu göstermişlerdir. Kene ile bulaşan hastalıkların bu ilk ve tehlikeli keşiflerinden sonra, günden güne artan sayıda kenelerle bulaşan mantar, bakteri, virüs ve protozoan hastalıkları ortaya konulmuştur


Ülkemizde keneler üzerine ilk kitap bilgilerinin 1912 yılında İsmail Hakkı tarafından verildiği, kene ile ilgili ilk çalışmaların yine aynı araştırmacı tarafından yapıldığı ve daha sonraki çalışmaların ise Nevzat Ahmet, Oytun, Kurtpınar, Mimoğlu, Unat, Merdivenci tarafından devam ettirildiği, bu çalışmalarda Türkiye’de görülmüş olan kene türleri, konak ve yayılışları hakkında bilgi verildiği Merdivenci tarafından bildirilmiştir.


http://zehirlenme.blogspot.com