Korpulmonale Belirtileri ve Tedavisi

Korpulmonale Nedir

Tanım

Korpulmonale akciğer ve akciğer damarlarının hastalığı ya da kronik ventilasyon sonucu ikincil olarak ortaya çıkan sağ ventrikülün yet­mezliğidir. Akut ya da kronik olarak ortaya çıkabilir.

Korpulmonale Nedenleri

Pulmoner fibrosis, pnömokonyoz gibi akciğer damarlarındaki rest-
rüktif bir olay.
Kronik bronşit
Amfizem
Bronşial astım

Belirtiler

Klinik bulgular genellikle sağ ventrikül yetmezliği gelişince belirginle­şir.
Hiperventilasyon Senkop, şok Anjinal ağrı
Kronik prodüktif bir öksürük Dispne Siyanoz
Halsizlik, kuvvetsizlik Çomak parmak
Karnın sağ üst kadranında ağrı, hepatomegali. Alt ekstremitelerde ödem. Polisitemi ve hematokritte artma görülür.

Tanı


Klinik muayene
Elektrokardiyografi
Radyolojik inceleme
Gerekirse sağ kalp kateterizasyonu
Kan gazlarının incelenmesi ile konur

Korpulmonale Tedavi

Tedavinin temel ilkesi hastanın ventilasyonunu geliştirmek, kalp ve akciğer hastalıklarını tedavi etmektedir.
Antikoagülan tedavi uygulanır.
Oksijen tedavisi uygulanır.
Antibiyotik tedavisi uygulanır.
Aralıklı pozitif basınçla solunum uygulanır.
Bronkodilatatör ilaçlar verilir.
Havanın nemlendirilmesi sağlanır.
Gerekirse atılmayan sekresyon bronkoskopi yardımı ile alınır.
Flebetomi yapılır.

Korpulmonale'de Hemşirelik Uygulamaları

Hasta yatak istirahatine alınmalıdır. Hastadaki belirtiler gözlenmeli ve rapor edilmelidir.
ilaçlara hastanın yanıtı izlenmelidir.
İkincil enfeksiyonlara karşı uyanık olmak için vücut ısısı takip edi­lir.
Günlük kilo takibi yapılır. Kayıt edilir. Balgam kültürü için örnek alınır.

Korpulmonale'de Hasta Eğitimi

Sıvı ve tuz kısıtlanmasının önemini anlatın. Hastaya kilosunu ölçmesini öğretin. Hasta ve ailesine hastalık konusunda bilgi verin. Sigara içmemesinin önemini, tozlu ortamdan sakınmanın gerekti­ğini anlatın.
İlaçlar konusunda bilgi verin. Araç-gereçlerin bakımını ve kullanımını hasta ve ailesine öğretin.

Atelektazi ve Tedavisi

Atelektazi

Atelektazi Nedir: Akciğer dokusunun bir kısmının veya tümünün kollabe olması, havasız kalması, büzülmesidir. Akut ya da kronik olabilir. Atelektazi enfeksiyonlar, plevral effüzyon, tümörler gibi çeşitli akci­ğer hastalıkları ile bir arada bulunabilir.

Nedenleri

Atılamayan sekresyon
Tümör
Bronkospazm
Yabancı cisim gibi nedenlerin oluşturduğu bronşiyal obstrüksiyondur.

Atelektazi Belirtileri

Bronş obstrüksiyonunun ve alveoler kollapsın gelişme hızına, se-
konder enfeksiyonun varlığına bağlıdır.
Yavaş gelişen atelektazilerde;
Hipoksemi
Dispne
Halsizlik
Hızlı gelişen atelektazilerde;
İleri derecede dispne
Siyanoz
Kan basıncında düşme
Taşikardi
Şok
Kaygı
Ateş görülebilir.

Tanı

Göğüs röntgeni Fizik muayene Bronkoskopi

Atelektazi Tedavi ve Hemşirelik Girişimleri

Atelektazi akut gelişmişse, neden olan faktör ortadan kaldırılmalı. Neden pnömotoraks veya hemotoraks ise hastaya torasentez ya­pılır.
Bronş obstrüksiyonunu ortadan kaldırmak için; Prodüktif öksürük uyarılır Sekresyon temizlenir

Etkilenen akciğer bölgesinin yüksekte kalması sağlanarak pozisyon verilir.
Ağrıyı azaltmak için önerildiği gibi ağrı kesiciler verilir. Derin nefes alma egzersizleri yaptırılır. Sekresyonun atımı ve yeterli hava yolu temizliğini sağlamak için

Atelektaziden Korunma

Atelektaziden korunma, devamlı yatan hastalarda ve post operatif devrede önem taşır.
Alınması Gereken Önlemler;
Hava yolları temiz ve açık tutulmalı.
Akciğerin havalanması ve bronş drenajının sağlanması için aralıklı pozitif basınçlı ventilasyon uygulanmalı.
Yatağa bağımlı hastalarda saatte bir pozisyon değiştirilmeli.
Sedatif ve narkotik vermekten kaçınmalı.
Rahat giysiler giydirilmeli.
Abdominal distansiyondan kaçınmalı.
Solunum egzersizi yapılmalı, hava nemlendirilmeli, Sakıncası yoksa bol sıvı verilmeli. Hasta hareket etmesi için cesaretlendirilmelidir.

Pulmoner Tuberkuloz Tedavisi

Pulmoner Tüberküloz

Tüberküloz basili (T.B) çoğunlukla akciğerlerde yerleşir ve enfeksi­yona neden olur. Bazen kan ve lenf yoluyla başka organlara yayılır. Basil, çocukluk yaşlarında solunum yoluyla akciğere girer. Sessiz, farkedilmeyen bir enfeksiyona neden olur (Primer enfeksiyon). An­cak bazen enfeksiyon her zaman sessiz seyretmez. Ateş, kırıklık, solukluk gibi klinik belirtiler görülür. Vücutta savunma yeterli olmaz­sa T.B. odağı ortasındaki doku ölür peynir gibi bir renk alır (kazeifi-kasyon nekrozu). Odak bronşa açılırsa ölü doku ile birlikte basiller balgam ile dışarı atılır. Nekroz yerinde kavite oluşur. Bu dönemde hasta mikrop saçar. Açık T.B. ismini alır.

Tanı Testleri

Tüberkülin intradermal testi (PPD) 48 saat içinde test bölgesinde
10 mm ve üzerinde endurasyon oluşursa (+) kabul edilir.
Göğüs radyogramı gereklidir.
Balgam kültürü yapılır. (Sabah balgamı tercih edilir).

Pulmoner Tüberküloz Belirtileri

Güçsüzlük, kilo kaybı
Yorgunluk, sinirlilik, vücut ısısında artma
Günün geç saatlerinde kronik öksürük, hemoptizi görülebilir. Bu
semptomlar genelde hastalık ilerlediğinde ortaya çıkar.
İlerlemiş olgularda dispne görülür.

Pulmoner Tüberküloz Tedavi

Aktif dönemde yatak istirahatı
İlaç tedavisi
İyi dengelenmiş yeterli beslenme

Korunma

Tüberküloz korunabilir bir hastalıktır. BCG aşısı ile insanların di­rençleri arttırılır. Aşının uzun süreli etkisi vardır. Aşı ne kadar erken tatbik edilirse o kadar etkili olur.

Hemşirelik Uygulamaları

Bugün, tüberküloz hastalarının çoğu, hastahanede yatmadan te­davi edilrmektedir.
Hastaların aktif dönemde izolasyonları şarttır. Eğer prodaktif öksürük varsa, hastaya ağzını kağıt bir medille kapatarak öksürmesini ve mendili bir torbaya atarak elini yıkamasını öğütleyin..
Hastaya ilaçlar hakkında bilgi vermeye ve onunla bu bilgileri tek­rarlamaya hazır olun. ilaçları aksatmadan günü gününe almanın önemini belirtin.
Tüberküloz tedavisinde uygun beslenme ve yeterli dinlenme önemlidir. Bir diyetisyenin hastanın koşullarına uygun beslenme planı yapmasını sağlayın.
Hasta ailesinin eğitimi de en az hasta kadar önemlidir. Ailenin teda­viyi anladığından ve tüberküloz açısından kendilerinin de test edil­diğinden emin olun.

Pnomoni Hastaligi ve Tedavisi

Pnömoni Hastalığı Nedir

Pnömoni, akciğer parankimasının akut inflamatuar bir hastalığıdır. Etiyolojisinde çeşitli nedenler rol oynamaktadır.
a) Bakteriyel Pnömoniler (Pnömokoklar, streptekokolar, stafilokok-lar, tüberküloz basili ve diğer bakterilerdir).
b) Virüsler.
c) Mantarlar
d) Radyasyon, travma, zehirli gaz irritasyonu gibi fizik etkenler pnö-moniye neden olur.

Pnömoni Tanı İşlemleri

Göğüs röntgeni
Balgam kültürü
Nazofaringeal kültür
Kan kültürü
Arteriyel kan gazlarına bakılmalıdır.

Belirtiler

Güçsüzlük, kilo kaybı.
Hızlı ve yüzeyel solunum
Yüksek ateş, titreme, terleme
Göğüs ağrısı
Öksürük, koyu pas renkli balgam
Siyanoz
Dispne

Pnömoni Tedavisi

Yatak istirahati sağlanmalıdır. (Bakım aktiviteleri ve istirahat peri-
yodları düzenlenerek oksijen gereksinimi azaltılır).
İlaç tedavisi uygulanır.
Antitüsifler, ekspektoranlar, antipirektikler
Spesifik organizmaya özgü antibiyotikler.
Analjezikler
Oksijen tedavisi uygulanır eğer gerekli ise odanın nemlendirilmesi sağlanır.
Sıvı tedavisi uygulanır. (Ağızdan, gerekiyorsa İntravenöz yoldan)
iyi dengelenmiş diyet ile yeterli beslenme sağlanır.

Hemşirelik Uygulamaları

Hayati bulgular gözlenmeli ve rapor edilmelidir.-Solunum yetmezliği belirti ve bulguları gözlenmelidir. (Dudaklarda ve tırnak diplerinde siyanozun hipoksiyi işaret ettiğini hatırlayınız, Kan ve balgam kültürü için örnek olabildiğince çabuk alınmalı, labratuvara yollanmalıdır.
Antibiyotik tedavisi uygulanmalı antibiyotiğin olası reaksiyonlarına uyanık olunmalıdır.
Üst solunum yolları temiz tutulmalı, aspirasyon işlemi yapılıyorsa steril teknik ile çalışılmalıdır.
Balgam, miktar, kıvam, renk ve içindeki maddeler yönünden göz­lenmeli, hasta durumunun kötüye gittiği durumlarda balgam rengi beyaz-sarı-yeşile döner.
Hastaya uygun derin solunum egzersizleri yaptırılmaldır. Yeterli sıvı alınması sağlanmalıdır. (Sıvı sekresyonun solunum yo­lundan atılmasını kolaylaştırır).
Hastaya uygun pozisyon verilmelidir (genellikle semi-favvler pozis­yonu).
Oksijen önerildiği şekilde uygulanmalıdır. Dudak ve dil bakımı içeren ağız temizliği sağlayın, kurumuş doku ve mukozayı nemlendirin.

Pnömonide Hasta Eğitimi

Hastaya derin solunum ve öksürme egzersizlerini öğretin Hasta ve ailesine hastalığın yayılmasını önlemek için sekresyon ile temastan önce ve sonra el temizliğinin önemini anlatın. Hasta ve ailesine; tüm ilaçların özellikle antibiyotiklerin önemi ko­nusunda bilgi verin.
Hastaya ve ailesine; pnömoninin tipi, tedavi, beklenen yanıt, olası komplikasyonlar ve olası hastalık süresi hakkında bilgi verin. Hastaya ve ailesine; balgamdaki renk değişiklikleri, aktiviteye tole­ransın azalması, antibiyotiğe karşın devam eden ateş, artan göğüs ağrısı gibi sağlık durumundaki değişikliklerin hekime bildirilmesinin önemini anlatın.
Hastaya bol sıvı alımının önemini anlatın. Hastaya istirahat ve egzersizin önemini açıklayın.

Koah Hastaligi Nedir Koah Tedavisi

Solunum Sistemi Hastalıkları ve Hemşirelik Bakımı

Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığı (KOAH Hastalığı)

Koah Nedir


Kronik obstriktif akciğer hastalığı, ekspiryum akım hızının azalması ile karakterizedir. Kronik bronşit, amfizem, akciğer astması, bronşektaziyi içerir. Bu hastalıklar patolojik olarak farklı, ancak aynı semptomlarla ortaya çıkarlar.

Koah Akciğer Hastalığı Belirtiler

Hırıltılı solunum Nefes darlığı Öksürük Balgam çıkarmadır.

1. Kronik Bronşit

Bronşlarda aşırı müküs salgısının neden olduğu kronik öksürük ile karakterize klinik bir durumdur. Kronik bronşit; üç yılı aşkın bir sü­rede her yıl üç aydan daha çok süren öksürük eşliğinde balgam çı­karma olarak da tanımlanır. Üç şekilde görülür. Basit kronik bronşit, minumum belirtiler vardır. Nedenleri; Sigara içimi, hava kirliliği, herediter faktörlerdir. Tekrarlayan ve sürekli enfeksiyonla beraber olan bronşit Hava yolu tıkanıklığı ile beraber olan kronik bronşit (bu durumda enfeksiyon ve tıkanıklık sıkı ilişki halindedir.)

2. Amfizem

Akciğerin terminal bronşiyollerinin distalindeki hava yolları ve alveollerin gerilme ve çeper harabiyeti ile genişlemesidir. Genişleme üç primer mekanizmaya bağlıdır. Artmış transpulmoner basınca Akciğerin esnekliğinde azalmaya
Havanın girişi çıkışa oranla daha az engellendiğinde sübap me­kanizmasına.

Belirtiler

Dispne (efor dispnesi)
Öksürük
Ortopne pozisyonu
Hiperventilasyon
Siyanoz
Şişkin göğüs ile solunum
(fıçı göğsü) İştahsızlık
Sert ve ağrılı karın kasları Özellikle yatarken dolgun
boyun vehleri

Etiyoloji; Amfizem genellikle kronik bronşit ile beraber görülür. Kro­nik bronşit amfizem ve hava yolları arasındaki tıkanmanın gelişme­sinde etkisi olan faktörler şunlardır; Bireyin yatkınlığı Sigara içimi Çevresel faktör Hava kirliliğidir.

3. Akciğer Astması

Bireyin duyarlı bulunduğu bir madde ve cisme (antijene) karşı gös­terdiği alerjik tepkilerden meydana gelen akciğer hastalığıdır. Etiyo-patolojisinde; immun mekanizmalar rol oynar.

Belirtiler

Zaman zaman tekrarlayan bronşlarda, bronşiollerde spazm, öksürük,
Bronş müküs salgısında artma
Bronş mukozasında ödem
Bronş mukozasında ödeme bağlı olarak gelişen expiratuvar tipte
birdispne
Hırıltılı solunum
Neden olan faktörler; Dışsal astma (atopik astma)
(Toz, ilaçlar, insektisitler, polenler, hayvan tüyü gibi organizma dı­şındaki maddeler neden olur). İçsel Astma (non atopik astma) (Bakteriler, mantarlar, virüsler, parazitler ve antijenler gibi doğrudan doğruya hasta organizmada bulunabilecek maddelerden olur).

Astım bronşiole krizi: (Status astmaticus) ilerlemiş bronşial astım­da, krizin aralıksız uzun süre devam etmesi durumudur. İki kriz ara­sında hasta rahattır. Krizi başlatan nedenler; Spesifik antijen ile temas, Ani heyecan, Psikolojik gerginlik hali, Aşırı efor
Ani soğuk havaya çıkma, Solunum yolu enfeksiyonu, Toz ve duman inhalasyonudur,

Kriz Belirtileri

Göğüste sıkıntı hissi
Kuru öksürük
Ekspiratuvar dispne
Ağır krizde ortopne pozisyonu
Whezing (ekspirasyonda) tarzında solunum
Inspirasyon sert ve kısa, ekspirasyon uzundur.
Şişkin göğüs, siyanoz vardır.
Astım bronşiole nöbetinden korunma; Alerjenlerden kaçınma
Hiposensitizasyon Testi: Intra dermal olarak belli başlı antijenler­den hazırlanan çözeltiler uygulanarak, duyarlı olunan etken sapta­nır.

4.Bronşektazi

Orta ve küçük çaptaki bronş dallarının genişlemesine bronşektazi denir.

Akciğer enfeksiyonları ve bronş tıkanması, Doğumsal nedenler,
Erken çocuklukta grip, kızamık, boğmaca, yabancı madde aspi-rasyonu neden olur.

Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığında Gözlemler

Solunum izlenmeli ve bulgular kayıt edilmelidir. Hastanın ekspi­rasyon sırasında solunumuna özellikle abdominal veya omuz, bo­yun kaslarının kullanılıp kullanılmadığına bakılmalıdır.
Derinin rengi kontrol edilmelidir. Oldukça pembe deri rengi oksijen retansiyonu olduğunu gösterir. Siyanoz oksijenlenmede yetmezlik olduğunu gösterir.
PaO2 75 mmHg'nin altında, PaCC>2 50 mmHg'nın üzerinde ise bu laboratuvar bulguları solunum yetmezliği olduğunu gösterir. Juguler ven distansiyonu sıklıkla solunum distresi ile birlikte sağ kalp yetmezliğinin işaretidir.
Serebral anoksi huzursuzluk ve konfüzyonla farkedilebilir. Parmakların çomaklaşması uzun süreli akciğer hastalıklarının ba­zılarında yaygın bir belirtidir. (Örneğin pulmoner fibrozis) Öksürük genellikle bulunur. Akciğer sesleri dinlenmelidir.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının semptomları yönünden hasta gözlenmelidir.

Koah Tedavisi

İnhalasyon tedavisi, (aerosol şeklinde bronkodilatatör ilaçların bir­likte kullanımıyla) yapılır.
Mukozadaki sekresyonu yumuşatmak için nebülizatör, vaporiziter ya da ağızdan su verilebilir.
Göğüse fizik tedavi uygulanır ve postural drenaj yapılması önerile­bilir.
İlaç tedavisinde steroidler (prednizolone) bronkodilatatörler (amni-nophylin) ve antibiyotikler verilebilir.
Endotrekeal intübasyon ile bronşlarda birikmiş olan sekresyon atı­labilir.
Oksijen, (kan gazları izlenerek) verilebilir. Kronik akciğer hastalığı olan bireylerde 1 litre/dk. veya daha az olacak şekilde ayarlanmalı­dır. Daha fazla verilmemelidir. Hekim önerisi olmadan oksijen mik­tarı 2 litre/dk'ya çıkarılmamalıdır.

Koah Hemşirelik Uygulaması

Yetersiz ve etkisiz solunum nedeni ile hastalara oksijen verilir. Hemşire oksijen aygıtının sürekli çalışır durumda olmasını sağla­malıdır.
Uygulanan oksijen nemlendirilmelidir.
Hastalar, odada hareket halinde iken oksijen maskelerini takmalı, maskesiz hareket etmemelidir.

Hastalar, sedatif ilaçlardan, trankilizan, hipnotik ve narkotik ilaçlar­dan kaçınmalıdır. Çünkü bu ilaçlar solunum yollarını desprese eder, refleksi azaltır ve ölüme neden olabilirler. Hastalara elle kullanılan nebülizatörün kullanımı öğretilmelidir. Hastalar enfeksiyondan kaçınmalıdırlar. Antibiyotik tedavisi gere­kirse, genel olarak, balgam kültürü sonuçlanıncaya kadar ilaca baş­lanmamalıdır. Balgam hasta sabah kalktıktan sonra solunum tedavisi sırasında
alınmalıdır.
Balgamın miktarı, yoğunluğu, rengi ve balgamın kokusu kayıt edil­melidir.
Biriktirilen balgam 24 saatten fazla bırakılmamalıdır. Hastaların etkin soluk alıp vermeleri sağlanmalıdır. Amfizemli hastalara karın solunumu öğretilmelidir. Süt ve süt ürünlerinden mukoza sekresyonunu koyulaştırdığı için
kaçınılmalıdır.
Astım hastaları üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmalıdır.

Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığında Hasta Eğitimi

1. Hastaya ve ailesine uygulanması gereken solunum tekniklerini ve postural drenaj tekniklerini öğretin.
2. Hastaya üst solunum yolu enfeksiyonlarından gripten kaçınması­nın önemini anlatın.
3. Bronkodilatatör ve kortikosteroid ilaçlar hakkında bilgi verin.
4. Hastaya kendi kendini değerlendirmesini öğretin. Solunum prob­lemi olduğunda hasta ve ailesinin yapması gerekenleri açıklayın.
5. Hastaya balgam renginde değişiklikler, aktiviteye toleransın azal­ması, oksijen gereksiniminin artması, iştah azalması, ateş gibi sağ­lık problemi olduğunda hekime haber vermesi gerektiğini açıklayın.
6. Yeterli miktarda sıvı tüketiminin önemini anlatın.
7. Solunum yollarını rahatsız eden koku, tüy, temizlik malzemeleri, tozdan uzak kalmasının ve sigara içmemesinin önemini anlatın.
8. Alternatif yiyecek ve içecek reçeteleri hazırlayın, tartışın.
9. Hastaya ve ailesine evde kullanılan solunum aletlerinin ve oksi­jen tüplerinin bakımı temizlenmesi ve saklanması konusunda bilgi verin. Oksijen toksisite belirtilerini açıklayın.
10. Hastaya ve ailesine hava kirliliği değerleri, ikincil enfeksiyonlara yakalanmasının tehlikeleri konusunda bilgi verin.
11. Hastaya bronkospazma neden olabilecek pudra ve aerosol ürünlerini kullanmamasını öğütleyin.

Varis Nedir, Varis Hastalığı

Venlerin valvüllerinin yetersizliğine bağlı olarak anormal derecede genişlemesi ile karakterize hastalıktır. Herediter olarak ven duvarındaki yapısal zayıflık ve valvüllerin yetersizliği, gebelik, uzun süre ayakta durma, intra abdominal basıncın artması ve tromboflebit varise yol açabilen en belirgin durumlardır. Venlerin travma ve enfeksiyonları da varislere neden olur.

Belirti ve Bulgular: Varisler ayakta durur pozisyonda daha belir­gin hale gelen koyu renkli, kabarık ve kıvrıntılı damarlar biçiminde görülür. Bunun yanı sıra ağrı, yorgunluk, bacaklarda ağırlık hissi ve kas krampları sıcak havalarda ve ayakta durma ile daha da ar­tar. Deride kahverengi bir renk kaşıtı ve ülserler oluşabilir.

Tanı

Trendelenburg testi ve inspeksiyonla kolaylıkla tanı konur.

Varis Tedavisi ve Hemşirelik Bakımı

Kişi ayakta fazla kalmamalı ve 2-3 saatte bir ayaklarını yükseltmelidir. Bunun yanı sıra kişi sabah ya­taktan kalkmadan önce varis çorabı giymelidir. Sıkı giyecekler ve bacakları sıkan yarım çoraplardan kaçınmalıdır. Variköz ven içine sklerozan madde enjeksiyonu, bir tıbbi tedavi yöntemi olmakla birlikte tromboflebit ve dolaşım yetmezliğine yol açabilmesi nedeniyle pek tercih edilmemektedir. Eğer varislerin bulunduğu bölgede deri ülserleşmişse, hasta yatak istirahatine alınır, bölge travma ve enfeksiyondan korunur.

Hasta Eğitimi

Hastanın sıkan elbise ve çoraplardan kaçınması
Fazla ayakta durmaktan kaçınması, Ayaklarını her 2-3 saatte bir yükseltmesi,
Ülser oluşmuşsa bacaklarını kaşımaması konularında eğitim yapı­lır.

Korunma

Varisten korunma hastalığın tedavisinden daha önemli­dir. Bu nedenle yatkınlığı olan kişiler ayakta fazla durmama ve be­lirli aralarla bacaklarını yükselterek dinlendirme konusunda bilgilen­dirilmelidir.

Tromboflebit (Ven Hastaliklari)

Ven Hastalıkları

Tromboflebit Nedir


Ven duvarında enflamasyonla birlikte trombus oluşmasıdır. Damar içindeki kan akımının durgunlaşması, damarın intima taba­kasında bir lezyon olması ve kanın koagülasyona yatkınlığının art­masının tromboflebit oluşumunda etkili faktörler olduğu Virchovv ta­rafından 1854'de ifade edilmiştir. Tromboflebit en çok gebelerde yeni doğum yapmış kişilerde ve şişmanlarda görülür. Ven duvarında iltihabi reaksiyon olmaksızın trombus oluşmasına ise flebotromboz adı verilmektedir. Tromboflebit kilinikte iki şekilde karşımıza çıkabilir. Yüzeyel tromboflebit Derin ven trombozu

Tromboflebiti Belirti ve Bulgular

Yüzeyel tromboflebitlerde; hasta ven üzerinde ağrı, kızarıklık, fokal ısıda artış görülür. Palpasyonda ven kalın ve sert bir biçimde hissedilir. Hastada beden ısısında yükselme ve hal­sizlik olabilir.

Derin ven trombozunda

Klinik tablo trombozun yerleşim yerine göre özellik gösterir. Bacakta şişme, duyarlılık, siyanoz vardır. Mus-küler aktivite ağrıyı artırır. Beden ısısı, nabız ve lökosit sayısı art­mıştır. Derin ven trombozu üst ekstremitede daha ender görülür.

Tanı

Hastanın kliniği, Doppler ultrasonografi, pletismografi, radyo izotop tetkikler tanı için kullanılabilir.

Tromboflebit Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Yatak istirahati, ekstremitenin elevasyonu, elastik çorap, antibiyotikler, antikoagülan ilaçlar, lokal sı­cak uygulama tedavi ve bakımın temelini oluşturur. Yatak istirahati 4-7 gün arasında değişir ve tam bir hareketsizlik şeklinde değildir. Hastanın pozisyonu sık sık değiştirilir ve bacak kaslarını çalıştıra­cak aktif hareketler yaptırılabilir. Bacak sağ atrium düzeyini geçe­cek şekilde 30 derecelik elevasyona getirilir. Bu uygulama periferik venöz basıncı düşürerek ödem ve ağrıyı azaltabilir. Hasta mobilize edileceği zaman kesinlikle elastik çorap kullanılma­lıdır. Böylece kan akımı yüzeyel venlerden kollaterallere doğru arta­cak ve kollaterallerin gelişimi hızlanacaktır. Elastik bandaj sakınca­lıdır. Çünkü damarları ip tarzında sıkabilir. Ekstremiteye Jobst makinesi ile interrnıtan pozitif basınç uygulaması yararlıdır. Tromboflebit tekrarlayıcı ise tedavide cerrahi yöntemlere baş vuru­lur.
Korunma: Tromboflebitten korunmak için risk grubunu oluşturan kişilerin önlemler konusunda eğitimi oldukça önemlidir. Gebeler, yeni doğum yapmış kişiler, şişmanlar, kalp ve damar hastalığı olanlar, kontraseptif kullananlar, uzun süre yatmak ve oturmak du­rumunda olan kişiler tromboflebitin risk grubunu oluşturmaktadır. Tromboflebit oluşmaması için alınabilecek önlemler şunlardır; Su içinde yapılan yürüme egzersizleri, Fazla kiloların verilmesi, Fizik egzersizleri Bacak elevasyonu Elastik çorap Erken ambulasyon
Uzun süre ayakta durmamak ve oturmamak, Kontraseptif ilaçlardan kaçınmak, Sigara içmemek,
Kanın akışkanlığını artırmak için sakıncası yoksa bol su içmek, Ekstremiteleri çarpmalardan korumak

Raynaud Hastaligi

Raynaud Hastalığı

Tanım: Arterler ve arteriyollerde aralıklı vazospazma neden olan bir hastalıktır. Kadınlarda daha sık görülür ve üst ekstremiteleri tu­tar. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte soğuk ve emosyonel stresin etkili olduğu düşünülmektedir.

Belirti ve Bulgular

El parmakları ve uçlarında uyuşma, beyazlaş­ma ve balmumu görünümü vardır. Bir süre sonra spazm kaybolur, parmaklar parlak kırmızı-mor bir renk alır. Beraberinde ağrı, karın­calanma, iğnelenme bulunabilir. Ataklar birkaç dakikadan, bir saat­te kadar sürebilir. Nabız normaldir.

Tanı

Hastanın özgeçmişinde iki yıldır belirtilerin varlığı, tanı için değerlidir.

Tıbbi Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Tedavide krizlerin oluşması­na yol açan durumlardan korunmak önemlidir. Ellerin ve vücudun sıcak tutulması krizi sona erdirebilir. Hasta kesinlikle sigara içmemeli, yazın bile çok soğuk su ve çok soğuk denize girmekten kaçın­malıdır. Damar genişletici ilaçlar ve diazepamın yararlı olmadığı du­rumlarda son çare sempatektomidir.

Tromboanjitis Obliterans (Buerger Hastalığı)

Orta ve küçük boy arterleri ve venleri tutan ve zamanla tı­kanmalarına yol açan kronik enflamatuvar bir hastalıktır. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte sigara ve tütün kullanımının hasta­lıkla ilişkisi olduğu ve erkeklerde daha sık görüldüğü bildirilmekte­dir.

Belirti ve Bulgular

En tipik belirti ağrı olup egzersiz anında alt ekstremitede hissedilir (Intermitant klodikasyo). Ağrı istirahatle ge­çer. Soğuk ve sigara içilmesi, belirtileri artırır. İlerlemiş olgularda parmaklarda ülserasyon ve kangren oluşabilir. Hasta ekstremite di­ğerine oranla soğuktur ve nabız hızı azalmıştır.

Tanı

Ossilometri ve Doppler gibi arteriyel akım testleri ile öykünün değerlendirilmesi tanıya yardımcıdır.

Tıbbi Tedavi

Sigara kesinlikle yasaklanır. Vazodilatör ilaçlar, ağrı için analjezikler kullanılır. Burger-Allen egzersizi kan akımını sağ­layarak kollateral dolaşımın gelişebilmesi için yararlı olabilir. Egzersiz yapılırken hasta bir ayağını 45 derece yukarı kaldırır, bir dakika sonra aşağıya indirir. Ardından yatağın yanından 45 derece aşağı­ya indirir. Bir dakika bekledikten sonra yatak düzeyine kaldırır. Eg­zersiz diğer bacak ile tekrarlanır.
Tıbbi tedaviye yanıt alınamadığı durumlarda hastada kangren de var ise amputasyon önerilir.

Hemşirelik Bakımı

Burgerli hasta ayakları hafif yükseltilerek yatak istirahatine alınır. Hastanın eğitimi çok önemli olup eğitim; Sigaranın zararlı etkileri Sıkmayan giysiler kullanma Vücudunu sıcak tutarak, soğuktan kaçınma Ayak bakımı Burger-Allen egzersizine ilişkin bilgi gereksinimleri üzerine plan­lanmalıdır.

Arteriyel Emboli ve Trombus

Arteriyel Emboli ve Trombus

Tanım: Ven ya da arterlerin içinde, trombosit, kırmızı küre ve lökositlerden oluşmuş fibrin yumağına tromboz adı verilir.

Kan damarlarının trombüsten kopan parça, yağ, bakteri kümesi ve hava gibi maddelerle tıkanması ise emboli olarak adlandırılır.
Emboli en çok mitral kapak hastalıklarında, atriyal fibrilasyonda, subakut bakteriyel endokardit ve miyokard enfarktüsünden sonra ve yapay kalp kapağı takılmış olan hastalarda görülür. Arteriyosklerozda da kopan parçalar arteriyal emboliye yol açabilir. Ender olarak
arteritler arteriyal emboliye neden olabilir.

Belirti ve Bulgular

Embolide olay anidir. Klinik belirtiler tıkanma­nın olduğu bölgenin aşağısında ortaya çıkar. Tıkanan damarın bes­lediği bölgede kan akımının kesilmesine bağlı olarak, solukluk, ağ­rı, his kaybı, motor kayıp, nabız yokluğu, ekstremitede çabuk yorul­ma ve bitkinlik ortaya çıkar.

Trombüsde ise olay daha yavaş gelişir. Bu nedenle zamanla kolla-teraller gelişeceğinden, belirtiler fazla dikkati çekmeyebilir. Hasta­nın yakınması sadece yavaş gelişen bir klodikasyon (egzersiz sıra­sında alt ekstremitede hissedilen ağrı) olabilir.
Tedavi: Emboli büyük bir arteri tıkayarak hayatı tehdit edici olursa acil müdahale gerektirir. Bu durumda hasta cerrahiye alınarak embolektomi ameliyatı yapılır.
Tıbbi tedavide ise hastaya antikoagülan ilaçlar verilir. Antikoagülan-ların en çok kullanılanlarından biri heparindir. Bunun yanı sıra anti-lipidemik ve fibrinolitik ajanlar kullanılabilir. Ayırca lipit ve koleste­rolden fakir bir diyet verilir.

Hemşirelik Bakımı

Arteriyel trombus ve embolisi olan bir hasta antikoagülan ilaçlarla tedavi ediliyorsa bakım verilirken şu noktalar göz önünde bulundurulmalıdır.
Yatak istirahati Ağrının giderilmesi Kanamaya yatkınlık Nabızların kontrolü Diyete ilişkin bilgi gereksinimi
Arteriyal ya da venöz trombüsü olan hastanın kesinlikle yatak istira-hatine alınması gerekir. Aksi halde trombüsten kopan parça siste-mik emboliye yol açabilir.
İskemik bölgeye olan kan akımının uyarılması genellikle ağrıyı da azaltır. Bunun için uygun pozisyon, ılık uygulama (23 °C), vazo-konstriksiyona neden olduğu için sigara ve tütün kullanmama yarar­lı olabilir. Ağrı yine geçmiyorsa analjeziklerden yararlanılabilir. Antikoagülan ilaç alan hasta kanamaya yatkın olacağı için çarpma ve travmalardan korunur. İdrarı, dışkısı kanama yönünden kontrol edilir. Nabızların kontrolü hasta bakımından dikkat edilmesi gere­ken bir başka noktadır. Etkilenen bölgedeki nabızların yanı sıra et­kilenen bölgenin dışındaki nabızlar da kontrol edilmelidir. Çünkü başka bir emboli atağı da olabilir. Etkilenen bölge renk ısı ve duyu yönünden kontrol edilmelidir. Hastaya şişmanlamaması ve lipit ve kolestrolden fakir diyet uygulamasına ilişkin bilgi verilir.

Arter Hastaliklari Hipertansiyon

Arter Hastalıkları

Hipertansiyon (Arter Hastalığı)


Sistolik kan basıncının 140, diyastoiik kan basıncının ise 90 mm Hg'dan yüksek olması durumudur. Sınıflandırma: Etiyolojik faktörlere göre hipertansiyon iki gruba ay­rılır.
Primer (esansiyel) hipertansiyon : Nedeni bilinmemektedir. Sekonder hipertansiyon: Böbrek hastalıkları, feokromasitoma. Ku-şing sendromu, aort koarktasyonu, gebelik toksemisi, kafa içi ba­sıncının yükselmesi sekonder hipertansiyona yol açabilen başlıca durumlardır.

Tipleri

Hipertansiyonun üç klinik tipi vardır.
Sistolik hipertansiyon (Volum Hipertansiyonu): Hastada sade­ce sistolik kan basıncı yüksektir.
Diyastoiik (vazokonstriktif) hipertansiyon: Sadece diyastoiik kan basıncı yüksek bulunur.
Miks hipertansiyon: Hem sistolik hem de diyastoiik kan basıncı yüksektir.

Belirti ve Bulgular

Hipertansiyon erken dönemde genellikle asemptomatiktir. Baş ağrısı, sallantı hissi (dizziness) kulak çınla­ması, geç dönemlerde ise gözde; göz dibi arterlerinde daralma, pa-pilödemi (malign hipertansiyonda), görme bozuklukları, beyinde; mental ve nörolojik bozukluklar, ensefalopati, serebro vasküler olay, kardiyovasküler sistemde; sol ventrikül yetmezliği, anjina, ko-roner ve periferal arterlerde arteriosklerotik sürecin hızlanmasına ilişkin belirtiler, böbreklerde ise böbrek yetmezliğine ilişkin belirti ve bulgular ortaya çıkar.

Tıbbi Tedavi

Hipertansiyon sekonder ise buna yol açan nedenin tedavisi gerekir. Esansiyel hipertansiyonda ise tedavi üç aşamalı­dır.
Diyet: sistolik tip hipertansiyonda diyette sodyum kısıtlamasının yanı sıra kalori de azaltılır. Hayvansal yağlar kısıtlanır. Hasta sigara içmemelidir.
Antihipertansit ve diüretik ilaçlar: reserpin, metil dopa, aldomet gi­bi antihipertansiflerin yanı sıra tiyazid grubu diüretikler, aldosteron, kalsiyum antagonistleri ve furosemid kullanılabilir. Beta reseptör blokerleri ise kalp atımlarını ve kardiyak out-put'u azaltarak tansiyo­nu düşürürler.

Hemşirelik Bakımı

Hipertansiyonu olan hastanın bakım ve bilgi gereksinimi şöyle özet­lenebilir;
Çevresel stres ve anksiyetesini azaltma yöntemlerine ilişkin bilgi gereksinimi,
Diyetine ilişkin bilgi gereksinimi Tıbbi tedavisine ilişkin bilgi gereksinimi, Uygun aktivitenin önerilmesi Tansiyon ölçebilmeyi öğrenme
Bu gereksinimler doğrultusunda hastaya çevresel stresten korunma ve anksiyetesini azaltma yöntemlerine ilişkin bilgi verilir. Gevşeme teknikleri öğretilir.
Diyet kısıtlılığı varsa bunun önemi üzerinde durulur. Hayvansal katı yağların olumsuz etkilerinden söz edilir.

İlaçların düzenli kullanılmasının gerekliliği üzerinde durulur. Tansi­yonu düştüğü zamanlarda da ilaçlarını almaya devam etmesi ge­rektiği anlatılır.

Bunların yanı sıra hastanın hareketsiz kalmaması ve yorucu olma­yan bir aktiviteyi düzenli yapmasının önemi üzerinde durulur, örne­ğin düz yolda yürümek gibi.
Hasta günde üç kez kendi tansiyonunu ölçüp, kaydetmelidir. Hasta­ya kendi tansiyonunu nasıl ölçeceği öğretilmeli, sonuçlarını bir yere kaydetmesi gerektiği anlatılmalıdır.

Akup Kalp Tamponadi

Akup Kalp Tamponadi

Perikard boşluğunda kan ya da sıvı toplanması ya da peri­kard yapraklarının birbirine yapışması sonucu, kalbin diyastoiik do­luşunun engellenmesi ile ortaya çıkan acil bir durumdur.

Belirti ve Bulgular

Dispne, ortopne,
Taşikardi
KB düşer
CVP artar
Kalp sesleri derinden gelir,
Hasta huzursuz ve sıkıntılıdır.
Röntgende kalp gölgesi genişlemiştir.

Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Akut kalp tamponadının hemen tanınması gereklidir. Bu nedenle hemşirenin hastayı kalp tamponadı belirtileri açısından gözleyerek, durumu hemen hekime rapor etmesi önemlidir. Akut kalp tampona­dı gelişen hastaya yapılacak uygulama perikard ponksiyonudur. Bundan sonra tamponada yol açan durum tedavi edilmelidir.

Perikardit Nedir

Perikardit

Kalbi çevreleyen zarın iltihabı hastalığıdır. Perikarditte, vis-seral ve pariyatal perikard yaprakları arasındaki boşlukta enfeksi­yon ve hemorajiden oluşan bir sıvı birikir. Hatta bazı durumlarda pariyatal ve visseral perikard yaprakları fibrotik bir doku halini ala­rak esnekliğini kaybedebilir. Perikarditin en sık nedeni bakteriyel ve viral enfeksiyonlardır. Bununla birlikte travma ve üremi de perikardite yol açabilir.

Belirti ve Bulgular

Perikarditte belirti ve bulgular arasında;
Beden ısısında yükselme,
Dispne, çarpıntı
Perikard frotmanı (sürtünme sesi)
Aritmiler
Diyafragmatik irritasyona bağlı hıçkırık,
İlerleyici EKG değişiklikleri (ST yüksekliği, T dalgasında düzleşme
Ya da negatifleşme) sayılabilir.

Tanı

Tanı için şu tetkikler yapılır.
CBC: BK yüksektir.
EKG: ST yüksektir, T negatifleşebilir.
ESR artmıştır.
Ekokardiyografi: Perikardiyal sıvıyı gösterir.

Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Hasta yatak istirahatine alınarak aktiviteleri kısıtlanır. Antibiyotikler, kortikosteroid ve antiiflamatuvar ajanlar verilir, Üremiye bağlı ise diyalize alınır. Perikard ponksiyonu yapılabilir. Total veya parsiyel perikardiyektomi yapılabilir. Kalp tamponadı gelişebileceğinden, hastada kalp tamponadı belir­tileri izlenir. (AB azalır, CVP artar, dispne, ortopne, taşikardi)

Miyokardit Tedavisi

Miyokardit

Tanım: Miyokardın enflamatuar hastalığıdır. Etken mikroorganiz­ma, radyasyon ve ilaçlar olabilir. Hastalık kendi kendine düzelebilir ya da akut ve fötal bir gidiş gösterebilir.

Belirti ve Bulguları

Miyokarditin belirti ve bulguları arasında;
Yorgunluk, halsizlik, ateş
Aritmi
Dispne, çarpıntı
Göğüs ağrısı
Kalpte büyüme sayılabilir.

Tanı

Tanı için yapılması gereken işlemler şunlardır; X-Ray: Kalp büyümesini gösterir EKG: Ventriküler iletim bozukluğu bulguları vardır CPK: Kalp kası harabiyetine bağlı olarak yükselir Kan Kültürü: Spesifik etkeni gösterir.

Miyokardit Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Hasta mutlak yatak istirahatine alınır.
Oksijen verilir.
Spesifik antibiyotik tedavisine başlanır.
Diüretik verilir.
Antiaritmikler verilir.
Kortikosteroidler verilebilir.
Semifawler pozisyonu diyafragmatik basıncı dolayısıyla ağrı ve
dispneyi azaltır.
Derin soluk alma ve öksürük egzersizleri yaptırılır.

Endokardit Tedavisi

Endokardit

Endokardiyum ya da kalp kapaklarının ya da kalbe giren ve çıkan damar endotellerinin mikroorganizmalar sonucunda oluşan il­tihabı hastalığıdır. Genellikle bir akciğer enfeksiyonu, kapak replasman cerrahisi, tromboflebit ya da aseptik şartlarla yapılmayan IV ilaç uygulamaları sonucunda gelişir.

Belirti ve Bulgular

Endokarditlerde görülen belirti ve bulgular
Halsizlik, yorgunluk
İştah ve kilo kaybı
Eklem ve başağrısı
Titreme ve ateş
Öksürük
Gece terlemesi
Mukoza ve ciltte peteşiler
Tırnak yataklarında hemorajiler
Konjestif kalp yetmezliği belirti ve bulgularıdır (çabuk yorulma,
ödem, pulmoner konjesyon, boyun venlerinde dolgunluk)

Tanı

Kan sayımı, kan kültürü, EKG ve ekokardiyografi ile konur.

Endokardit Tedavisi ve Hemşirelik Bakımı

Hasta yatak istirahatine alınır. Etke­ne uygun antibiyotik verilir, günlük yaşam aktivitelerinde yardımcı olunur.

Akut Miyokard Enfarktusu

Miyokard Enfarktüsü

Tanım: Bir ya da daha fazla koroner arterde kan akımının azalma­sına bağlı olarak miyokardda iskemi ve nekroz oluşmasıdır. Miyo­kard enfarktüsüne yol açan neden sıklıkla koroner arterlerin athe-rosklerozu trombozu, embolisi, spazmı, hipertansiyon nedeniyle miyokardın oksijen gereksiniminin artması ve hipotansiyon nedeniyle miyokarda olan kan akımının azalmasıdır.

Belirti ve Bulgular

Miyokard enfarktüsünün en tipik belirtisi göğüs
ağrısıdır. Göğüs ağrısı;
Göğüs ortasında, substernal bölgededir. Boyun çene ve kollara yayılabilir.
Ani başlar.
Anjinal ağrıya göre daha şiddetli ve uzun sürelidir.
İstirahatle geçmez.
Ezici, sıkıştırıcı tiptedir. Pozisyon ve solunumla değişmez.
Koroner vazodilatör ilaçlara yanıt vermez.
Dispne, çarpıntı, bulantı kusma ve panik hissi ağrıya eşlik edebilir.

Tanı: Tanı için; Ağrı öyküsü, EKG'de ST yükselmesi, Q dalgası oluşması, T dalgasının negatifleşmesi CPK, LDH düzeylerinde artış tipik değişikliklerdir.

Akut Dönemde Tıbbı Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Hasta derhal koroner yoğun bakım ünitesine yatırılmalıdır. Hastaya acilen yapıl­ması gerekenler şunlardır; IV damar yolu açılır, Ağrı için narkotik analjezik verilir, Oksijen verilir.
Miyokard iskemisine bağlı ritm bozukluklarının izlenebilmesi için hasta monitöre bağlanır. Temiz hava yolu ve ventilasyon sağlanır.
Fawler pozisyonu verilir. Bir sakıncası yoksa pozisyonu iki saatte bir değiştirilir.
Hastaya günlük yaşam aktivitelerinde yardımcı olunur. Sürgü verilirken ıkınmaması gerektiği anlatılır ve hasta odada yal­nız bırakılmaz.
Konstipasyon gelişmemesi için gereken önlemler alınır. Hasta mutlaka stresten korunmalıdır. Miyokardın perfüzyonunun sağlanabilmesi için; IV yolla doku plazminojen aktivatörü (t-PA) IV yolla streptokinaz İntrakoroner streptokinaz
Perkütan transluminal koroner anjiyoplasti (PTCA) yöntemleri kulanılabilir.

PTCA (Perkütan Transluminal Koroner Anjiyoplasti)

Daralmış koroner arterin lümen çapını artırmak amacıyla uygulanan bu iş­lemde kardiyak kateterizasyon tekniği ile asendan aorta yoluyla da­ralmış koroner damar içine anjiyoplasti kateteri yerleştirilir. Kateter-deki balonların 3-5 saniye için şişirilmesiyle darlık genişletilir. İşlemin etkisini değerlendirmek için anjiyografinin tekrar edilmesi gere­kir. İşlem sonrası hastanın izlenmesi ve bakımı kalp kateterizasyo-nunda olduğu gibidir.
Akut dönemde ritm bozuklukları ve kardiyojenik şok tedavisi için; Antiaritmik ajanlar, Vazopresörler, İnotropik ajanlar, İntraaortik balon pompası uygulanabilir.

Komplikasyonlar

Miyokard enfarktüsü geçiren hastalarda gelişe­bilecek komplikasyonlar; Aritmiler,
Konjestif kalp yetmezliği, Kardiyojenik şok, Tromboembolizm,
Postmiyokardiyal enfarktüs sendromu (fibrinöz perikardit) Ventriküler anevrizma ya da kalp rüptürüdür.

Anjina Pektoris Nedir

Anjina Pektoris Nedir

Tanım: Koroner arterlerin atherosklerotik daralması ya da spazmı sonucu miyokardın bir bölümünün kanlanmasının sağlanamaması ile oluşan göğüs ağırısı ile karakterize klinik bir tablodur.

Ağrının Özellikleri: Anjina pektoriste ağrı; Substernal ya da retrosternaldir. Her iki kolun iç kısmına, boyna ve çeneye vurur.
Ani başlar.
Genellikle 10 dakikadan az sürer.
Efor, sıcak ya da nemli hava, çok yemek, stres ağrıyı başlatır.
Ağrı bazen dinlenme sırasında, bazen de uykuda başlayabilir.
(Prinzmetal anjina)

Tanı

Öykü ve oral nitratlarla ağrının geçmesi tanıyı destekler.

Anjina Pektoris Tıbbi Tedavi ve Hemşirelik Bakımı Şunları İçerir:

Hasta, istirahate alınır.
Dil altı koroner vazodilatör ilaçlar verilir ve hastanın yanıtı gözlenir.
Oksijen verilir.
Antiaritmik ilaçlar kullanılabilir.
Beta adrenerjik blokaj yapan ilaçlar (propranolol gibi) kullanılabilir.
Kalsiyum kanal blokerleri kullanılabilir.

Anjina Pektoris Hasta Eğitimi

Ağrı sırasında oturması ve yatması gerektiği anla­tılır. İlaçlarına ilişkin bilgi verilir.

İlaçlarıyla birlikte alkol almaması gerektiği üzerinde durulur. Aktivitelerini azaltması, dinlenmeye zaman ayırması konusunda hastaya bilgi verilir. Lipit ve kolesterolden düşük diyet almasının önemi üzerinde durulur.

Hasta göğüs ağrısı olduğu zaman 10'ar dakika ara ile en fazla üç doz dil altı vazodilatör ilaç kullanabilir. Üçüncü doza karşın geçmeyen göğüs ağrısı miyokard enfarktüsü olasılığı düşündürür.

Dijital Zehirlenmesi

Dijital Zehirlenmesi

Kanda dijital düzeyinin artmasıyla karakterize acil bir tablo­dur.

Belirti ve Bulgular

Dijital zehirlenmesinin belirti ve bulguları dört grupta incelenebilir.

Merkezi Sinir Sistemi Belirtileri: Baş ağrısı, baş dönmesi, konfüz-yon, halsizlik, letarji, konvülsiyon, koma, Gastrointestinal Belirtiler: İştahsızlık, bulantı kusma, diyare. Görmeye İlişkin Belirtiler: Renkli görme, çift görme, fotofobi. Kardiyovasküler Sistem Belirtileri: Taşikardi, bradikardi, ekstrasis­tol, kalp blokları

Tanı

Tanı için kan dijital düzeyi ölçümü ve EKG kullanılır.

Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Dijital zehirlenmesinde acil tedavi
ve bakım şunları içerir.
Hastaya ilaç verilmez ve durum hekimine rapor edilir.
K+ tedavisi yapılır.
Ventriküler ekstrasistol varsa düzeltilmesi için IV yolla sıvı içinde
lokal anestetik ajanlar kullanılır. Örneğin: Lidocain v.b.
Taşiaritmilerin kontrolünde propranolol kullanılır.

Koruma ve Hasta Eğitimi

Hastaya dijital grubu ilaç verilmeden önce mutlaka kalp atımları apeksten ve bir dakika süre ile sayılma­lıdır. Defisit olabileceğinden periferik nabız saymak doğru değildir. Dijital grubu ilaçları alan hastaya zehirlenme belirtileri ve kalp vu-rumlarını nasıl değerlendireceği öğretilmelidir.

Akut Ciger Odemi

Akut Ciğer Ödemi

Sol ventrikülün ileri derecede yetmezliğine bağlı olarak faz­la miktarda sıvının akciğerlerin intertisiyel boşluklarında ve alveollerde birikmesiyle karakterize acil bir durumdur.

Belirti ve Bulgular

Akut akciğer ödeminde hastada ileri derecede dispne, ortopne ve siyanoz vardır. Öksürükle birlikte hemoptizi (pembe köpüklü tarzda) bu belirtilere eşlik eder. Hasta boğulur gibi olduğunu ifade eder, solunumu sesli ve gürültülüdür. Ölüm korkusu ve panik tabloyu daha da ağırlaştırabilir.

Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Akut akciğer ödemi derhal müdaha­le edilmesi gereken bir durumdur. Bu durumdaki hastaya şunlar uy­gulanır.

Hasta sakin ve gürültüsüz bir yere alınarak ortopne pozisyonu ve­rilir.
Endişesi giderilmeye çalışır. Sedasyonu sağlamak için hekim iste­mine göre morfin sülfat IV ya da SC yapılabilir. Hekim istemine göre oksijen verilir. Oksijen verirken nazal kanül tercih edilmelidir. Çünkü maske hastanın sıkıntısını artırabilir. Diüretik verilir. Genelikle IV lasiks tercih edilir. Hızlı IV dijitalizasyon yapılır Bronş genişleticiler verilr.

Vazodilatör ilaçlar (nitratlar gibi) venöz kapasiteyi artırarak akciğer konjesyonunu azaltabilir.
Kalp yükünü azaltmaya yönelik olarak flebetomi yapılır. Ekstremitelere turnike uygulanabilir. Turnike onbeşer dakika ara­larla üç ekstremiteye dönüşümlü olarak uygulanır. Örneğin; sağ kol, sol kol, sol bacak on beş dakika sonra; sağ kol, sağ bacak, sol bacak, on beş dakika sonra; sol kol, sağ bacak, sol bacak, onbeş dakika sonra; sağ kol, sol kol, sağ bacak.
Airway, ambu gibi ilkyardım araç gereç ve malzemeleri hastanın yakınına konur.
Gerekliyse hasta koroner yoğun bakım ünitesine transfer edilebilir.

Sag Kalp Yetmezligi

Sağ Kalp Yetmezliği

Kalbin sağ tarafının pompa gücünün azalmasıyla, pulmoner dolaşıma yeterince kan gönderilmemesi sonucunda sistemik venlerde konjesyon oluşmasıdır.

Pulmoner hipertansiyon, ileri derecede mitral darlık, kronik akciğer hastalığının yol açtığı korpulmonale, triküspit darlığı ve yetmezliği, sağ ventrikülde miyokard enfarktüsü oluşması sağ kalp yetmezliğine yol açan başlıca durumlardır.

Belirti ve Bulgular

En belirgin belirti sistemik venöz konjesyondur. Buna bağlı olarak alt ekstremitede, sakral, lumbal, genital bölgelerde ödem, halsizlik, karaciğerde büyüme, iştahsızlık ve şişkinlik, karın boşluğunda asit birikimi boyun venlerinde dolgunluk sağ kalp yet­mezliğinin belirti ve bulgularının başlıcalarındandır.

Kalp Yetmezliklerinde Tıbbi Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Üç amaca yöneliktir.

Kalp yükünün azaltılması: Bu amaca yönelik olarak hasta mental ve fizik istirahate alınır. Hasta şişmansa kilo vermesi sağlanır. Gere­kirse sedatifler kullanılır.

Miyokardın kasılma gücünün artırılması: Bunun için hastaya kardiyak glikozidler (dijital) verilir. Dijital preparatı kullanan hastalarda dijital zehirlenmesi olasılığı oldukça önemli bir durumdur. Bu neden­le hemşirenin dijital tedavisinde olan hastayı bu açıdan değerlendir­mesi gerekir. Bunun için dijital verilmeden önce hastanın kalp atım­ları bir dakika apeksten sayılmalıdır. Kalp atımları 60'ın altında ve 90'ın üzerindeyse ve ekstrasistolleri varsa ilacı hastaya vermeden önce hastanın hekimine danışmak gerekir.

Miyokardın kasılma gücünü artırmak için daha az olarak epinefrin, izoproterenol ve dopamin de kullanılabilmektedir. Sıvı retansiyonunun kontrolü: Kalp yetmezliğinin tedavi ve bakı­mında üçüncü amaç olup, bunun için yapılacak işlem önce diyette sodyumu kısıtlamaktır. Sodyum en çok sofra tuzu ve kabartma toIzunda (NaHC03) bulunan bir mineraldir. Bu nedenle hastaların tuz­lu yememenin yanısıra kabartma tozu içeren tatlı besinleri ve sod­yum içeren hazır yiyecekleri de yememesi gereklidir. Sıvı rentansiyonunun kontrolünde sıvı kısıtlaması, yalnızca çok ileri yetmezliklerde yapılabilir. Diüretik ilaçların verilmesi sıvı retansiyonunun kontrol edilmesinde uygulanabilecek bir başka yöntemdir. Furosemid (lasiks) sıklıkla kullanılan bir diüretik olmasına karşın, uzun vadede hastada potas­yum kaybına yol açabileceği için aldesteron antagonistleri ile birlik­te kullanılmalıdır.
Kalp yetmezliğinde olan hastanın mevcut ve olası sorunları ile bir­likte yapılması gerekli hemşirelik uygulamaları aşağıda sıralanmış­tır.

Sol Kalp Yetmezligi

Sol Kalp Yetmezliği

Tanım: Kalbin sol tarafının pompa gücünün azalmasıyla, sistemik dolaşıma yeterince kan gönderilmemesi sonucunda akciğer kapillerinde konjesyon oluşmasıdır.
Atherosklerotik kalp hastalıkları, taşiaritmiler, miyokardit, valvüler kalp hastalıkları, hipertansiyon sol kalp yetmezliğine yol açan başlı­ca durumlardır.

Belirti ve Bulgular

Dispne, ortopne, paroksismal noktürnal disp-ne, halsizlik, noktüri, öksürük, vizing (wheezing) palpitasyon, siyanoz sol kalp yetmezliğinin belirti ve bulgularının başlıcalarındandır.

Konjesif Kalp Yetmezligi

Konjesif Kalp Yetmezliği

Tanım: Herhangi bir nedenle kalbin, dokuların gereksinimi olan miktardaki kanı pompalayamaması ile birlikte sistemik ya da pulmoner ven sisteminde konjesyon bulunması hali konjestif kalp yetmez­liği olarak tanımlanır. Kalp yetmezliğine yol açan durumlar şöyle özetlenebilir;

Miyokart hasarı: Koroner arter hastalığı, kardiyomiyopati, miyokar-dit ve hemokromatozis, amiloidozis, sarkoidozis gibi miyokardın in-filtratif hastalıkları sonucu miyokart kontraktilitesi azalır. Aşırı yükleme: Aşağıdaki durumlarda kalpte aşırı yüklenme olur.
Sistemik direncin artması: Hipertansiyon, pulmoner kapak ve aort kapağı darlığı sonucu kalp aşırı bir yüke karşı çalışır.

Vurum volumünün artması: Aort, mitral ve triküspit kapağı yet­mezliği sonucu miyokardın fırlatması gereken kan miktarı artar.
Vücudun oksijen gereksiniminin artması: Tirotoksikoz, anemi, ge­belik miyokardın daha fazla çalışmasını gerektirir. İatrojenik miyokard hasarı: Aşağıdaki ilaç ve tedaviler miyokarda da hasar verir.

Doxorubicin (Adriamycin) veya disopyramide (antiaritmik ilaç) te­davisi miyokarda hasar verir.
Mediastinal tümör ya da Hodgkin hastalığı nedeniyle radyasyon tedavisi miyokarda hasar verir.

Kalbin sol tarafının pompa gücü azalırsa olay sol kalp yetmezliği, sağ tarafının pompa gücü azalırsa sağ kalp yetmezliği olarak ad­landırılır.