Terleme Nedenleri, Aşırı Terleme, El ve Ayak Terlemesi

Terlemeyen insan sağlıklı sayılmaz. Hiçbir şey yap­madan da devamlı terleriz, çünkü terleme insan vücudu­nun en tabii, en sıradan fonksiyonlarından biridir. Su ve tuz miktarını ayarlamak için vücudumuz durmadan ter salgılar, hatta uyurken bile.

Bununla metabolizma da hareketlenir. Takriben iki milyon kadar ter bezi organizmanın dakikada 0,3 gr. kadar ter salgılamasını sağlar, yani oldukça yorucu bir iş. Yüksek ateş bu salgılamayı daha da fazlalaştırır.

Ter, derinin üzerinde buharlaşarak vücut ısısını de­vamlı olarak 37 derecede sabit tutar. Terlemekten aşırı rahatsız olan kişi şunları aklından çıkarmamalıdır:
Yaz aylarında terlemediğimiz takdirde birkaç saat içinde ölmemiz gerekirdi.
Terleme olmasaydı vücuttan dışarıya atılamayan or­ganizma artıkları onu uzun süre rahatsız ederdi.


Terlemeseydik derimiz gevşek ve kuru olurdu. Çünkü, ter cildin kendi yağı ile birlikte deriyi nemli tutan bir ko­ruyucu tabaka oluşturur.
Terleme ile tuz kaybı olur. Bu yüzden yazlan tuzu bi­raz daha fazla kullanmalıyız.

Ter Kokusu, Terleme Hastalığı, Ter Kokusunun Tedavisi

Terlemesek hayatımız son bulurdu; daha doğrusu ateş yüksekliğinden ölürdük. Terlemenin temel fonksiyo­nu, ter toksinlerimizin (zehir) küçümsenmez bir bölümü­nü dışlamamıza yardım eder.

Terleme, derimizin içinde bulunan ter bezleri sayesin­de ve dışa açılan gözenekler yoluyla toksinlerin atılmasını sağlar.

Ter; su, üre, tuz, yağlı maddeler ve kimi kokulu öğe­lerden oluşur. Aslında bu koku tiksindirici değildir. Ama, hastalık durumunda tiksinti verir (bu koku, mesela idrar kokusunu andırıyorsa, bu bir böbrek bozukluğunun belirtisidir).
Duygusal yapılı, fazla heyecanlı, sinirli veya anemik (kan seviyesi düşük) kişiler fazla terlerler.

Ne yapılmalı? Eğer çok terliyorsanız (ellerde, ayaklar­da, koltuk altlarında veya tüm vücutta) bazılarının dedi­ğinin tersine, su içmeyi kesmeyin. Su içmeyi keserseniz hastalanırsınız.

Baharatlı yiyecekleri listenizden çıkarınız.

Tabii ipliklerden yapılmış giysiler giyinin (yün, pa­muk, keten, ipek ve benzerleri); sentetik (suni) olanları giymeyin.

Muhakkak, günde birkaç kez yıkanın. Temizlenmemiş koltuk altlarına koku gidericiler uygulamayın. Asalak bakterilere ve alerjiye yol açabilir.
Eczaneden alacağınız koku gidericileri temizlendikten sonra uygulayabilirsiniz.

Güneş Yanığı Nasıl Olur, Güneş Cilt Yanıkları Tedavisi

Güneş yanığı, isteyerek yapılmış da olsa, gerçek bir yanıktır. Böyle bir yanığı ve onun acısını tadan, hiç de şa­ka olmadığına tanıklık edebilir.

Ateş, yakıcı sıvılar, ültraviyole lambası ya da güneş yanıkları, deriyi ve deri altındaki dokuyu aynı şiddetle tahrip ederler. Bunun derecesi sadece teknik bir sorun olup, derideki kızartıya, kabarcıklara, serum sızıntısına ve toksik etkilere göre sıralanır.

Ne yazık ki, güneşe âşık olanlar, kıştan zayıf düşmüş derilerini ilk kez güneşe gösterdiklerinde, bir an önce sağ­lıklı bronz bir renge dönüşebilme heyecanı içinde ölçüyü kaçırırlar. Yavaş yavaş bronzlaşmak, derideki pigmentin güneşin şiddetli ışınlarına karşı deriyi korumasını sağlar.

Bronzlaşmaya, ilk gün yirmi - otuz dakikayla başla­mak doğru olur. Ondan sonra, kişinin önceki deneyimleri­ne, deri rengine ve duyarlılığına göre, bu süre, yavaş ya­vaş artırılır. Açık tenliler, güneşten, esmerlerden daha çok zarar görürler.
Güneş suya ve kuma yansıyınca, ışınları bulutların arasından geçse bile şiddet kazanır. Güneş yanığı krem ve losyonlarının koruyucu etkileri vardır, ayrıca, çabuk bronzlaşmayı da sağlarlar. Tümüyle koruyucu oldukları sanılıp güneşte dikkatsizce fazla kalındığında bunlar da tehlikeli olabilirler. Güneşteki ültraviyole ışınları gözlere dokunduğu için, hafif renkli gözlüklerle korunmalıdır. Bu gözlükler iyi kaliteli olmazsa, koruyuculuk bir yana, göz­leri bozabilirler.

Bütün uyanlara rağmen bir yaz gecesi ağrılı yanma­lar duyarsanız, deriyi hafif bir antiseptik sabunla ve pa­mukla hırpalamadan temizleyin. Duyarlı ve ağrılı deriyi sert gazlı bezler ya da kaba havlularla ovuşturmayın. Te­peleme dört çay kaşığı bikarbonat yani soda bir bardak so­ğuk musluk suyunda eritilirse, yumuşatıcı ve koruyucu etki sağlar. Soğuk kompres, geçici bir rahatlık verir. Ya­nık deriyi ağır yağlı merhemlerle örtmeyin. Bu, bütün ya­nıklar için geçerli bir öneridir. Bugün güvenli kullanılabi­lecek bazı ağ kesici merhemler vardır. Ama bunlar ve ağrı kesici ilaçlar doktor tavsiyesiyle kullanılmalıdır. Her ailede güneş yanığına karşı bir takım kocakarı ilaçlan bu­lunur. Bunların birçoğu iyi iş görürse de hiçbiri, akıllıca güneşlenmenin yerini tutamaz.

Güneşte çok fazla kalmaktan deri kanserine yol açar mı?

Çok değişik iki sorun üzerindeki kaygılan aynı ke­feye koyamayız. Deri kanseri ciddi bir sağlık tehlikesi olup, dikkatle gözetilmelidir. Yüzdeki kırışıklıklarsa sade­ce bir güzellik sorunudur.

Güneşten gelen ültraviyole ışınlarıyla aşın derecede karşı karşıya kalmanın şiddetli yanıklara ve böylece de deri kanserine yol açabileceğini savunan uzmanlar gittik­çe artıyor. Bu konudaki istatistikler nedeniyle çok kişi güneş banyosu zevkinden yoksun kalmaktadır. Derisi esmer olanlar güneşte daha uzun süre güvenle kalabilirler, so­luk, şeffaf tenlilerse birkaç dakika bile dayanamıyor.

Doktor başka türlü bir tavsiyede bulunmazsa, ölçülü bir güneş banyosu, genellikle yararlıdır.


Derinin kırışması yıllardır üzerinde durulan bir konu­dur ve aşırı derecede güneşte kalmanın deriyi kuruttuğu kabul edilmektedir. Erken yaşlanmaya yol açan bazı deği­şikliklerin, orta yaşlılarda görülen kahverengi karaciğer lekelerinin bu nedenle olabileceği de kabul ediliyor.
Bence bu korkular güneş banyosunu engellememeli­dir. Bundan, ancak doktorunuz özel bir sakınca bulundu­ğunu söylerse kaçınmalısınız. Kırışıklıklara gelince, yararları ve zararları kendiniz ölçüp, kendiliğinizden bir ka­rara varmalısınız.

Bazı kaliteli krem ve losyonlar güneş yanığına karşı deriyi koruyabilirler. Güneş banyosunu, birkaç dakikadan başlayarak yavaş yavaş arttırmak da, ağrılı yanıkları ön­leyebilir.

Ciltteki Siyah noktalar Nasıl Oluşur, Yüzdeki Siyah Nok­ta Tedavisi

Siyah noktalar ergenlik sivilcelerinin ilk basamağı­dır. Bazı kişilerde daha fazla görülür ve bazılarında da si­vilceye dönüşür. Siyah noktaları çok olanlarda siyah nok­talara yönelik soyucu kremlerin kullanıldığı bir tedavi uy­gulanır. Ancak ilaçlar yaşa, siyah siyah noktaların sayısı­na ve başka özelliklere de bağlı olduğu için kullanılacak ilaçlardaki maddelerin oranları cilt doktorunca belirlen­melidir. Türkiye'de siyah noktalar için kullanılan ticari bir ilaç henüz yok. Eczanelerde, cilt doktorlarının önerdiği oranlar doğrultusunda ana maddelerden karışımlar hazır­lanmaktadır. Tedavide benzoyleperoxyd içeren ilaçlar kul­lanılır. Derinin özelliğine göre retinoik asit de kullanıla­cak maddelerin yüzdelerinin uzman doktor tarafından be­lirlenmesi çok önemlidir.

Tırnak Kırılması Nedenleri, Kırılan Tırnaklar İçin

Tırnak Kırılmasının Sebepleri: Yetersiz beslenme, deterjanların tesiriyle ve bazen de özellikle tiroit beziyle ilgili metabolizma hastalıklarından olur.

Önlenmesi için altta yatan rahatsızlığın ortaya çıka­rılması gerekir. Bunu da cildiye ve iç hastalıkları uzmanı, muayene ve tahlillerle tesbit eder. Tedavi buna göre yapı­lır.

Tırnakların Çabuk Kırılması ve Çocuklarda Tırnak Kırılması

Eğer vücutta özel bir vitamin eksikliği yoksa, beslen­me bozukluğundan kaynaklanmıyorsa tırnak kırılması ge­nellikle dış etkenlere (deterjan, güneş vb.) bağlıdır. Tırna­ğın sertliğini azaltıp esnekliğini arttıran, böylece kırılma­ların önüne geçen sölüsyonlarlar var. Sertlik solüsyonları diye satılmakla birlikte asıl olarak tırnağı esnetmektedir­ler. Maalesef pahalı olanlarının daha iyi olduğunu düşü­nerek, tanınmış isimlerin çıkardığı solüsyonları almakta yarar vardır. Bu solüsyonlar kullanıldığında tırnak iki üç haftada düzelip uzamaya başlar. Bunun dışında dış etken­lerden korumak, kurutucu, alkalen maddelerden uzak Tutmak gerekir.

Tırnak batması Tedavisi, Ayak Tırnak Batması İçin

Tırnak batmasının teşekkülünde rol oynayan en önemli unsur basıdır. Uygun olmayan sıkı ayakkabılar en büyük sorumludur. Ayak tırnaklarının yanlış kesilmesiyle tırnakların serbest köşelerinde dikensi uzantıların ortaya çıkması olayı hazırlayan ikinci unsurdur. Böylelikle, tır­nakların uçtaki serbest köşeleri iki yandaki tırnak kıvrım­larına batmaya başlarlar. Bu durum sürdükçe, giderek tırnak kıvrımı bölgesindeki deri ve deri altı dokusunda bir reaksiyon gelişir. Kenarlarından iltihabi sızıntısı gösteren ağrılı, kırmızımsı renkli bir kabarıklık gelişir.


Bu kadar bir reaksiyon oluşmadıysa tedavisi basit sa­yılabilir. Ayaklar günde iki defa ılık su içerisine sokularak tırnak uçları dışarıya çıkarılmaya çalışılır ve tırnak altına pamuk ile destek yapılır. Hastaya tırnağını kavisli değil düz kesmesi ve bol ayakkabı giymesi tavsiye edilir.


Ancak hadisenin ilerlediği durumlarda tırnağın kıs­men veya tamamen çıkarılması ve çevrede reaksiyon neti­cesi gelişen dokunun ise elektrik ile yakılması gerekecek­tir.

Siğil Hastalığı, Siğil Nedir, Siğil Nedenleri Hakkında

Tıptaki adı veruka olan siğil, selim seyirli epider-mik popül ile karakterize, viral bir epitelyal tümördür. Daha çok gençlerde rastlanır. El sıkma, yalınayak yürüme gibi yolarla temas ele geçebilir. En çok el sırtı, parmaklar, dizler, yüz ve saçlı deride görülür.

Tedavisinde; çeşitli kimyevi karışımlar kullanılmakta­dır. Bir başka metod elektrokoagülasyon, yani elektrik ile yakmadır.

Fakat daha etkili ve yan tesiri olmayan zararsız bir metot daha vardır. İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyeleri­nin hazırladığı "Özel Tanı ve Tedavi" adlı ders kitabından takip edelim:


"Bazen inanma (okutma) ile de lezyonların spontan olarak (yani kendiliğinden) kaybolduğu müşahade edil­mektedir. Siğili olanlara tavsiye ederiz.

Saç Dökülmesi Nedenleri, Kellik Sorunu ve Tedavisi

Tırnaklar ve tüyler gibi saçların da deriyi koruyucu özelliği vardır. Üç aylıkken (anne karnında) saçlar çıkma­ya başlar. Yeni doğan bir bebeğin saç yapısı yetişkin bir insanla aym değildir. Vücudumuzda 5 milyon tüy vardır ve ayrı yapılardadır, yaklaşık 100.000 tane olan saç teli­mizin yapısı ve gücü diğer tüylerden farklıdır.

Saçlar, çok ince olmasına rağmen oldukça büyük bir alan kaplarlar. Birbirine sürtüldüğü zaman negatif dur­gun bir elektrikle yüklenirler, bu sebeple pozitif yüklü maddelere doğru çekilir. Sebum (yağ) bezleri ile bağlantılı oldukları için kirlenirler.

Saçlarımız yumuşak ve güçlüdür; ama zarar görebilir ve kırılabilirler. Fazla nem, vücut içindeki dengesizlikler, sağlıksız beslenme, dıştan gelen etkenler (kötü maddeler kullanma, özen göstermeme), bazı ilaç tedavileri, saçlara zarar vermektedir.

Saç normal olarak günde ortalama 0.3 mm. uzar (ayda 1 ila 1.5 cm) kadınlarda bu uzama erkeklere göre daha hızlı olmaktadır.

Bir saç teli, 3 ile 4 sene uzar; sonra durulur. 1 ila 3 hafta daha sonra ise ölür, fakat hemen düşmez ve 3 ay bo­yunca başımızda kalır. Bu arada yeni bir saç çıkmaya baş­lar, bu sebeple, devamlı saçımız döküldüğü halde saçsız kalmayız. Günde 50 ile 100 saç teli dökülmesi normaldir. İlkbahar ve özellikle sonbaharda daha çok saç dökülür.
Saçların dökülmesine çoğu zaman çok kötü bir olay gözüyle bakılmaktadır. Kelliğin sebebini erkeklik hormo­nu (testosteron) olduğu ileri sürülmektedir.

Saçların yeniden çıkması için eskiden beri çeşitli teda­viler uygulanmaktadır, ama hiçbiri parlak neticeler ver­mez. 4 erkekten 3'ü kel kalma tehlikesiyle karşı karşıya­dır. Bu olay sebum salgılanımını etkileyen erkeklik hor­monlarıyla bağlantılıdır. Aynı zamanda irsî bir olaydır. Eğer dedeniz, babanız veya amcanız kel ise sizin kel olma şansınız fazladır. Buna dengesiz bir beslenme veya ba­kımsızlık da eklenince ihtimal yüzdesi daha da artır. Çe­şitli şoklar, üzüntüler, stresler de saç dökülmesine sebep olabilir.

Eğer 30 yaşında saçların yarısı dökülmemişse önemli bir kellikle karşılaşılmaz. 50 yaşında ilk saç dökülmelerle karşılaşılırsa kellikten söz edilmez. Yalnızca saçlarda azalma görülür.

Kalıtsal karakter gösteren saçsızlık hala tüm teda­vilere direnmektedir. Vitaminler, hormonlar, pahalı krem ve losyonlar, titreşimli masajlar biraz değişiklik sağlaya­bilirse de, genellikle etkisizdirler.

Yüksek ateşe, barsak solucanına, hormon yetmezlikle­rine ve psikolojik baskılara bağlı alopesi ya da saç dökül­meleri vardır. Lokal enfeksiyonlara uygulanacak tedaviler dışında, tedavi etmeden de hemen her zaman iyileşirler.

Son olarak, en çok ümit veren metod, saç transplan­tasyonu, yani saç naklidir. Bu arada yapılan işlem, ufak ufak saç tutamlarını çıkarıp, saçsız bölge etrafına dikmek­tir. Metod yorucu olmakla birlikte, bazı dış ülkelerde ba­şarılı sonuçlar alınmaktadır. Ülkemizde henüz deneme safhasındadır.

Saç Dökülmesini Önleme, Saç Dökülmesine Karşı Önlemler

Saçı olmayanlara yapılacak hormon tedavisi gerçekten saçları yeniden çıkarır mı?

Hormonlar nedense bazılarına büyülü birşey gibi görünür. Belki bu yüzden, saçları dökülenler için bir sürü hormonlu losyon ve kremler ortaya sürülmüştür. Bunların aslı astarı yoktur.
İçlerinde azıcık hormon var diye, basit, ucuz ilaçları, değerlerinden çok daha pahalıya satarlar.
Erkeklerdeki saçsızlıkta, bir zamanlar, erkeklik hor­monu testosteron denenmişti. Ona bağlanan umutlar boşa çıktı.

Hormonların fazla kullanılması, bazı yan etkiler yapa­bileceği için, doktorun tavsiye ve kontrolü dışında kulla­nılmamalıdırlar.

Saç Transplantasyonu

Bu konuda operatör ve deri uzmanlarınca yüzlerce başarılı vaka bildirilmiştir.
Bu iş için, saçların bol olduğu "verici" bölgeden alınan saç ve deri, saçsız kısıma küçük küçük dikilir. Her seferin­de böyle on - kırk graft yapılır ve yeni bir grup graft yapıl­madan önce, bu yeni bölgenin iyileşmesi için iki - üç hafta beklenir.

Bazen "alıcı" bölge, otograftları reddedebilir. Enfeksi­yonlar ender görülür ve kolayca kontrol altına alınabilir. Yeniden saç büyütme tekniğinde daha büyük başarı sağ­lamak için hormon, ilaç ve antibiyotiklerle, yoğun bir ça­lışma sürdürülmektedir.

Kepek Sorunu, Kepek Problemi İçin Çözüm

Kepek Nedir; kafa derisinin pul pul dökülmesidir. Deri pullar halinde kabarır, kopar ve saça karışır. Saçta küçük beyaz taneler halinde görülebilir, omuzlara dökülebilir.

Kepeğe Yol Açan Sebepler: Kepek bulaşıcı olmadığı gibi anormal de de­ğildir. Normalin değişik bir şeklidir. Keratin pullan halin­deki ölü deri hücrelerin hergün deriden atılmaktadır. Far­kına varmadan bunlar çevreye sürtünüp kaybolur. Kafada saçın varlığı, bu pulların farkedilmeden kaybolmasını ön­ler. Bu yüzden birikip, görünen parçalar halinde koparlar. Derideki hücrelerin dönüşüm hızı iç ve dış birçok faktöre bağlıdır. Güneş yanığı (soyulma şeklinde) bu dönüşümü hızlandırır. Derinin iltihabi hastalıkları (dermatit) sıkıntı ve üzüntülerde güneş yanığı gibi tesir yapar. Bu etkenle­re karşı derinin tepkisi değişiktir. Kepek olması, kafa de­risinin hassas bir dönemde olduğunu gösterir. Uyarıp daha fazla hassas yapacak şeylerden kaçınılması gerekir. Amaç kafa derisini sakinleştirmek olmalıdır: Masaj, ov­ma, kuvvetli fırçalama ve tarama, pulları parmakla tek tek koparma durumu kötüleştirir.

Saçta Kepekten Korunma: Kepeğin sebebi sebore veya seboreik dermatit (Kulaklar, burun, kaşlar, kirpikler, göğüs, omuzlar gibi fazla yağ salgısı olan bir bölgede meydana gelen dermatit) olabilir. Kafa derisinde iltihap varsa ya da sulanı­yorsa, bunun tedavisi için doktora başvurmalıdır. Dermatit oluşma eğilimi katılımla geçtiği için bu durumun orta­ya çıkması engellenemez.

Kepek Tedavisi, Kepek Nasıl Önlenir

Saçı 2-3 günde bir şampuanla yıkamalıdır. İlaçlı bir şampuan kullanmamalıdır. İçindeki antiseptik madde kafa derisini tahriş edip durumu kötüleştirebilir. Asla gereğinden fazla (bir defadan fazla) yıkanmayın ve saçınızı ovup şampuanı saçınızda bir dakikadan fazla bı­rakmayın. Kuvvetle masaj yapıp fırçalamayın, taramayın.

Tıbbi tedavi: Eğer seboreik dermatidiniz varsa, dok­tor iltihab çözücü bir steroid krem veya losyon verebilir. Bu ilacı kafa derinize bir santimlik şeritler üzerine ince bir tabaka halinde sürmelisiniz.

Kaşıntı Nedenleri, Vücutta ve Deride Kaşıntı

Kaşıntı Nedir; Kaşıntı, gerçekte, bir tür ağrıdır. O denli şiddetli olabilir ki, en şiddetli ağrılardaki gibi dayanılması güç olabilir. Alerjiye bağlı deri ya da kulak kaşıntısı çekmiş olanlar, buna hemen tanıklık edebilirler.

Öyle görünüyor ki, dış kulağınızda ve hemen altında­ki derinin üzerinde bir mantar enfeksiyonu vardır. Bura­sı, mantarın üremesi için mükemmel bir yerdir. Herhangi bir kronik akıntı ya da kulak kiri birikmesi, bu rutubetli, sıcak, karanlık yerde evine yerleşen mantar için çok güzel bir beslenme yeridir. Deri iltihaplanıp tahriş edildiğinde başka bakterilerin de saldırısına uğrar ve oldukça ağrılı bir enfeksiyon doğurur.

Kaşıntının tedavisi, mantara karşı güçlü bir saldırıy­la olur. Hassas kulak dokusunu daha çok zedelememek için yıkama aygıtıyla doğrudan görerek kulak yıkanmalı­dır. Mantar o denli hızlı ürer ki, doktor onu yıpratmak için sürekli kontrol altında tutmalı ve kulağı yeni kortizon ve antibiyotik ilaçlarıyla tedavi etmelidir.

Sürekli Kaşınma Alerji Neden olabilir? Ciltte Kaşıntı Tedavisi

Kaşınma Sebepleri: Dermatit gibi iltihaplar. Uyuz, bitlenme gi­bi hastalıktır. Sıkıntı ve üzüntü. Müzmin kaşıntı.
Belirtiler: Gittikçe daha fazla kaşıntıya yol açan ka­şınma. Kaşınma sürerse deri kalınlaşır ve kaşınma alış­kanlık halini alır.
Bir türlü geçmeyen kaşıntılar cildiye uzmanına mua­yene ettirilmelidir.
Korunma: Kaşıntının altında yatan faktörü tedavi et­mek gerekir. Birkaç gün üst üste kaşınırsanız mutlaka doktora danışmandır.
Kalamin gibi serinletici losyonların faydası olur. Lo­kal anestizik içerebilecek kaşıntı giderici spyreylerden kullanmak doğru değildir.

Cilt hekimi, uygun tedaviyi tavsiye edecektir.

İnsanı rahatsız eden, hatta uykudan bile uyandıra-bilen, deriyi el ve tırnakla kazımak isteğine kaşıntı (tıp di­linde pruritus) denir. Çoğu kez deri hastalıklarına bağlı olarak meydana gelen kaşıntılarda deride lezyon denilen bir dış belirti vardır. Bazı deri hastalıklarında ise kaşıntı olmaz.

Kaşıntılı deri hastalıklarının başında uyuz paraziti­nin yaptığı ve en çok parmak araları, bileğin ön yüzü ve karında sillon şeklinde izleri görülen bulaşıcı hastalık ge­lir. Bitlenmede de en çok omuzlarda olmak üzere gece gündüz kaşıntı vardır. Alerjik kaşıntılar toksik dermit, kontakt dermit veya ürtiker gibi deri belirtisi meydana getirirler. Bağırsak parazitleri özellikle çocuklarda burun kaşıntısı yapar. Hodgkin hastalığında, kan kanserlerinde ve bazı mantar hastalıklarında da başlangıçta kaşıntı var­dır. Kurdeşen kaşıntı yapan allerjik deri hastalıklarının tipik belirtisidir. Bir bakteriye, yiyeceğe, ilaca, sıcak veya soğuğa alejisi olanlarda görülür. Strofulus, lichen, plans, psoriasis (sedef) gibi deri hastalıkları da kaşıntılı seyre­derler.

Lokal (yani belli bölgede) kaşıntılar anüste, vulvada, kulakta, gözde, burunda çeşitli sebeplerden (kir, akıntı, il­tihap, nörodermatid, parazit) meydana gelmektedir. Psi-konejik (ruhî) sebeple de kaşıntı olur ve kaşındıkça lokal nörodermatit ve ödem gelişir. Tedavi kaşıntının sebebine göre yapılır. Endojen kaşıntılarda en çok antihistaminik ilâçlar kullanılmaktadır. Tavsiyemiz; ayrıcı teşhis için cil­diye uzmanına müracaat etmenizdir.

Çocuklarda bağırsak parazitleri, Parazit Hastalıkları, Asalak Parazitler

Paraziter hastalıklar bilhassa çocuklarda olmak üze­re, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın olarak bulunmakta, bunlar da kendi aralarında değişik gruplara ayrılmaktadır. Bunlardan helmint grubu içinde en sık gö­rülenleri oksiyur (kıl kurdu) ve askaris (yuvarlak solu­can); sestodlar içerisinde halk arasında şerit olarak bili­nen tenya; protozoonlar içerisinde amipli dizanteriyi saya­biliriz.

Genel olarak parazitin bulaşma şekli ağız yolu iledir. Örneğin kıl kurdu çocuklarda çok sık rastlanan iplik şek­linde bir parazittir. İnfekte kişilerde anüs çevresinde bu­lunan yumurtaların yatağa, çamaşırlara bulaşması ile di­ğer şahıslara geçmekte, ayrıca o bölgede kaşıntı olduğu için çocuklarda elle tekrar ağızdan bulaşma olabilmekte­dir. Yassı solucanlardan en sık görüleni tenya (şerit) in-fekte etlerin pişirilmeden yenmesiyle bulaşır. Ekinekoklar (kist hidatik) kistli etlerin köpeklerce yendikten sonra in­sanlara köpekle doğrudan temas yoluyla veya köpeğin dış­kısından bulaşır. Amipli dizanteri hastalarının dışkısının bulaştığı su ve besinlerle geçer.

Görüldüğü gibi paraziter hastalıklar çok geniş grupları kapsamakta olup, genelde korumada esas hijyenik kural­lardır.

Genel önlemleri şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Tuvalet temizliğine dikkat edilmesi;
2- Yatak çarşafları ve çamaşırların iyice kaynatılıp yı­kanması;
3- Vücut temizliğine özen gösterilmesi;
4- Tırnakların kesilmesi;
5- İçme suyunun kontamine olmasının önlenmesi;

Öncelikle bu genel önlemler alınmalı, dışkı tetkiki bir kaç kez yapılmalı, daha sonra da parazite en etkili ilaç uy­gun doz ve sürede verilmeli ve en önemlisi tedavi tüm aile bireylerini kapsamalıdır.

Sarılık Nedir, Sarılık Hastalığının Nedenleri

Sarılık, derinin ve gözlerin sarı bir renk alması olup, kanda safra boyalarının birikmesi nedeniyle oluşur.

Sarılığın nedenleri çoktur, bazıları öbürlerinden daha ciddidir. Safra kesesi taşları ve safra yollarının iltihaplan­ması bunlardan bazılarıdır. Karaciğerdeki virüs enfeksi­yonu ya da siroz, amipli dizanteri ve birçok kan hastalık­ları bunun nedeni olabilirler. Pankreas kanseri ve kan naklini izleyen toksik reaksiyonlar da bu hastalığı oluştu­rabilirler.

Bu kadar çok nedeni sıralamamdaki amaç, sarılığın nedenini, herkesin anlamasının imkansızlığını anlatmak­tır. Doktor ayrıntılı incelemeler ve röntgen muayeneleriyle sarılığın nedenini bulup, gerçek nedenin tedavisine giri­şir.

Artrit (Eklem İltihabı) için günde kaç aspirin alınabilir? Çok fazla aspirinin alınmasının kalbi etkileyeceği, doğru mu?

Aspirinin kalbi etkilediği doğru değildir. Bu, bir ma­saldır. Bunun en küçük bir bilimsel ya da tıbbî dayanağı yoktur. Aslında, romatizmal kalp hastalıkları, aspirinin içinde en çok bulunan aktif madde olan salisilat'ın yüksek dozları ile tedavi edilmektedir.

Bazı kimselerde aspirine karşı alerji vardır ki, bu du­rumda bu ilaç verilmez.
Aspirin, öbür ilaçlar gibi, yüksek dozda alınırsa, bazı yan etkiler yapabilir. Bu nedenle, doktorlar ilacın dozunu dikkatle ayarlarlar.

Mide ülseri ya da ülseratif koliti olanlara aspirin ve aspirinli başka ilaçlar hiç verilmez.


Aspirin kanama eğilimini artırır, bu nedenle kanama olabilecek durumlarda alınmamalıdır.


Kuşkusuz, alınabilecek tabletlerin sayısı, yaşa ve ağır­lığa göre değişir. Bazı eklem iltihaplarında günde 5 grama kadar aspirin verilmektedir.
Tabletlerin sayısı doktorunuzca saptanmalıdır.

Makattan Kan Gelmesi, Makat Hastalıkları, Makatta Kanama

Hiç kuşkusuz, rektal kanamanın en sık rastlanan nedeni, hemoroidtir. Bütün eğitici kampanyalara rağmen, rektal kanamalarının "ciddi" olduğu korkusuyla bazı kim­selerin hekime gitmekte gecikmeleri, şaşılacak bir şeydir. Ciddî olabilir, fakat çoğunlukla değildir. Hasta sorunun basit bir şey olduğuna inandırılıncaya kadar aylarca ölüm korkuları çeker. Birçokları da, ameliyatın kaçınılmaz ol­duğu düşüncesiyle, danışmakta gecikirler. Bu korkuyu yıllarca sömürmüş olanlar tarafından yapılmış pahalı ve "büyülü" ilaçlara yem olurlar. Kanamanın nedenini tam olarak bulmak için mükemmel yöntemler geliştirilmiştir.


Diyetler, dikkatli bakım, banyolar, ilaç fitilleri ve bar­sak işlevlerinin yoluna konulması hemoroid kanamalarını hafifletebilir. Lokal tedavi etkili olmazsa ancak o zaman ameliyat gerekir.