İyot Eksikliği, İyot Eksikliğinden Kaynaklanan Hastalıklar

İyot, vücudumuzda çok az bulunan ve toplam miktarı 15-20 miligramı geçme­yen bir mineraldir. T4 hormonunun yapısında 4 tane iyot molekülü vardır ve ağırlı­ğının %60'ını oluşturur. T3 hormonunda ise 3 tane iyot molekülü vardır. İyot yeter­li alınmadığında tiroit bezi tiroit hormonlarını (T3 ve T4) yeterince yapamaz. Bir toplumda iyot yetmezliğine bağlı olarak oluşan ve yeterli iyot alımıyla önlenebilen veya düzelen tüm hastalıklara "iyot yetmezliği hastalıkları" denir. İyot yetmezliğine bağlı olarak hipotiroidi denilen tiroit bezi yetmezliği (hipotiroidi) ile birlikte boy kısalığı ve zekâ geriliği varsa bu hastalığa kretenizm adı verilmektedir. Kretenizm, iyot yetmezliğinin çok fazla olduğu bölgelerde görülür. Eskiden ülkemizde sık gö­rülürken iyotlu tuz yenmesinin yaygınlaşmasıyla azalmıştır.

İyot yetmezliği, bebeklikten ileri yaşa kadar çeşitli evrelerde farklı hastalıklar yapar. Bu hastalıklar şunlardır:


İyot yetmezliği olan gebelerde düşük sayısı, ölü doğum, doğan bebekte sakat­lıklar olması, doğum sırasında bebek ölümü sıklığında artış vardır

Yeni doğan bebekte oluşan iyot yetmezliği guatra ve tiroit hormon azlığı nede­niyle beyin fonksiyonlarının iyi gelişmemesine ve buna bağlı zekâ geriliğinin orta­ya çıkmasına neden olabilir.

İyot yetmezliği çocukluk döneminde guatr, tiroit bezinde az çalışma (sadece TSH hormon
artışı), beyin faaliyetlerinde bozukluk ve zekâ geriliği, beden gelişim geriliği ve boy kısalığı yapar. İyot yetmezliği olan çocukların zekâ derecesi (IQ) 13 puan daha düşüktür.

Erişkin yaşlarda ise iyot yetmezliği guatr ve beyin faaliyetlerinde bozukluk ya­pabilir.
İyot yetmezliği şu anda bile dünyada önemli sağlık problemlerinden biridir. Dünyada 1 milyar 572 milyon insanda iyot yetmezliği vardır ki, bu dünya nüfusu­nun yaklaşık %30'unu oluşturur. 11.2 milyon insanda ise belirgin kretenizm yani iyot yetmezliğine bağlı tiroit bezinin az çalışması durumu vardır.

Türkiye'de İyot Yetmezliği ve Guatr Sıklığı

1960'lı yıllarda rahmetli Prof. Dr. Selahattin Koloğlu hocamızın yaptığı araştır­malarda Karadeniz yöresinde yetişen bitki ve sularda iyot eksikliği saptanmıştır. Yi­ne bu araştırmalar sonucunda Karadeniz bölgesinde çok yenilen kara lahananın bu bölgedeki guatrdan sorumlu olmadığı, yani kara lahananın guatr yaptığı iddiasının yanlış olduğu saptanmıştır.

1987 Türkiye'de yılında guatr sıklığı %30 olarak belirlenmiştir.
1995 yılında yapılan araştırmada da Türkiye'de okul çocuklarında guatr sıklığı %30 oranında bulunmuştur. Ö zamanki- iyotlu tuz kullanma oranı toplumda %24 olarak saptanmıştır.

Türkiye'de 20 şehirde 1997-1999 yılları arasında okul çağı çocuklarında ultra-son ile yapılan guatr taraması ve toplanan idrarlarda yapılan iyot ölçümleri, bölge­lere göre değişmek üzere, %5-56 oranında guatr olduğunu; ayrıca orta ve şiddetli iyot yetmezliği bulunduğunu göstermiştir. İyotlu tuz kullanma oranı ise artarak tüm Türkiye'de %48'e çıkmıştır.

1999 yılında yapılan çalışmalarda okul çağındaki çocuklarda %31.8 oranında guatr saptanmıştır.
Guatr sıklığı Kastamonu, Aydın, Edirne, Bayburt, Malatya ve Trabzon'da % 40; Burdur, İsparta, Samsun, Kayseri ve Erzurum'da %30 civarında bulunmuştur. Bu oranlar çok yüksek rakamlardır. Türkiye'de iyot yetmezliğine bağlı olarak gelişen guatr en fazla Karadeniz, Doğu Anadolu, İç Anadolu, Kastamonu bölgesi, İsparta ve Burdur bölgesinde saptanmıştır.

İçme sularında şiddetli iyot eksikliği ise Burdur, Bayburt ve Erzurum illerinde saptanmıştır.
1999 yılında Türkiye'de tüm tuzların iyotlanmasına ve iyotlu tuz kullanımının artmasına rağmen 2-3 yıl sonra yapılan araştırmalarda Burdur, Erzincan, Erzurum, Kütahya, Aydın ve Kayseri'de iyot yetmezliği şiddetinde herhangi bir değişiklik ol­mamıştır. Bu illerde iyotlu tuz kullanımının artırılması için acîl önlem almak gerek­mektedir.

Türkiye'de içme sularının yaklaşık %6'sında ciddi iyot eksikliği vardır.

Türkiye'de Tuzların İyotlanması:
Ülkemizde 1999 yılı Temmuz ayından itibaren zorunlu olarak tüm tuzlar iyotlanmaktadır. Günlük 3-6 gram tuz alınmasıyla yeterli iyot sağlanmış olur. Tavsiye edilen günlük iyot alımları şöyledir: Okul öncesi çocuklara 90 mg/gün, okul çocuk­larına (6-12 yaş) 120 mg/gün, Erişkinlere (12 yaş üzeri) 150 mg/gün, gebe ve em­ziren kadınlara: 200 mg/gün' dür.

Fazla İyotlu Tuz Yemenin Zararları

Günlük 150 mg'dan fazla iyot alınırsa vücudumuzda zararlı etkiler yapar. Bu zararlı etkiler şunlardır:
İyot nedeniyle tiroit bezi yetmezliğinin gelişmesi: Hashimoto tiroiditi gibi has­talığı olan kişiler aşırı iyot alınca tiroit bezinde hormon oluşumu azalır ve tiroit yet­mezliği gelişir.

Fazla iyot alan bazı tiroit hastalarında tiroit bezi fazla çalışır: En önemli komplikasyondur. İsviçre'de iyot alımı 90 mg/gün'den 150 mg/gün'e çıkarıldığında top­lumda hipertiroidi denilen tiroit bezinin aşırı çalışması hastalığı % 27 oranında art­mıştır. Nodüler guatrlı hastalar fazla iyotlu tuz yiyince de tiroit bezinde zehirli gu­atr denen aşırı çalışma meydana gelir.

İyotla oluşan tiroit bezi iltihabı (tiroidit): Fazla iyot almak bazen bağışıklık sis­teminde bozukluk yaparak tiroit bezi iltihabına yol açar. Buna tıp dilinde tiroidit adı verilir.

Guatr Tedavisi, Guatr Tedavi, Guatrın Tedavisi

Basit guatrlı bir hastada iyot yetmezliği varsa iyotlu tuz verilir ve tiroit hormo­nu ilaçları (Levotiroksin) ile tedavisi yapılır. Bu ilaçların dozunu yaşınıza göre ve diğer hastalıklarınızın olup olmadığına göre doktorunuz ayarlar. Bu ilaçların dozu­nu önerilen dozda almak çok önemlidir. Fazla alırsanız zararı olabilir.
Guatrlı kişilerde selenyum eksikliği varsa selenyum verilir.

Guatr içinde nodul varsa bunların tedavi ve değerlendirmesi için nasıl bir yol iz­lendiği kitabın "Nodüler Guat" bölümünde anlatılmıştır.

Plonjan guatr dediğimiz göğüs kafesine doğru girmiş guatrlarda hormonlar nor­mal ise ameliyat yapılır.

Guatr Nedenleri, Guatr Sebepleri

a) İyot yetmezliği
b) Selenyum yetmezliği
c) Genetik eğilim veya ailede guatr olması
d) Tiroit bezinin iltihabi hastalıkları (Hashimoto veya tiroiditler)
e) Psikiyatrik hastaların kullandığı lityum ilacı
f) Fazla soya yağı veya soya fasulyesi yemek (iyot yetmezliği ile beraber) . g) Tiroit hormon oluşumundaki genetik bozukluklar
h) Sigara içmek
i) Demir yetmezliğine bağlı kansızlığı olanlar
j) Gebelik (iyot yetmezliği olan bölgelerde)
k) Beyinde bulunan hipofiz bezinden aşırı TSH hormonu salgılanması

İç Guatr, Dış Guatr Nedir?

İç guatr ve dış guatr tanımı halk arasında kullanılan tanımlamalar olup tıbbi bir anlamı yoktur. Guatrın göğüs boşluğu içine girmesi belki iç guatr olarak adlandırı­labilir.

Bir Bölgede İyot yetmezliği Arttıkça Guatr Sıklığı Artar:

İdrarda atılan iyot miktarı o kişinin iyot durumunu gösterir. İdrarda iyot mikta­rı ölçülerek iyot yetmezliğinin şiddeti anlaşılabilir. İyot yetmezliği artıkça guatr sık­lığı da artmaktadır, iyot miktarına göre guatr oluşma riski şu şekilde saptanmıştır: İdrar iyodu hafif derecede yetmezlik gösteriyorsa yani 50-99 mg/dl arasında ise bunların %5-20'sinde, orta dereceli iyot yetmezliği varsa (idrar iyodu 20-49 mg/dl arasında ise) bunların % 20-30'unda ve şiddetli iyot yetmezliği varsa (idrar iyodu < 20mg/dl olması) bu kişilerin % 30'undan fazlasında guatr gelişir.

Guatrlı Kişide Ne Gibi Şikayetler Olur:

Guatrlı hastaların çoğunda herhangi bir şikayet yoktur. Guatr çok büyük olursa nefes borusu ve yemek borusuna baskı yaparak öksürük ve nefes darlığı gibi şika­yetler yapabilir. İyot yetmezliği aşırı ise tiroit bezi yetmezliği yani tiroit hormon sal­gılanmasında azlık (hipotiroidi) ve ona bağlı şikayetler olabilir. Hipotiroidi daha sonraki bölümlerde ayrı bir başlık halinde anlatılmıştır. Erken devrede ve çocukluk­ta yumuşak ve düz bir guatr vardır. Erişkinlerde ise her zaman guatr içinde nodül-ler ve kist oluşur. Tiroit hormon tetkikleri genellikle normal sınırlar içindedir. Baş­langıçta guatr içinde nodül yokken yaşın ilerlemesiyle nodüller ve kist gelişebilir. Volüm arttıkça yani guatr büyüdükçe TSH hormonunda azalma oluşur. Bu hastalar­da anti-TPO antikoru kanda yüksekse o zaman guatrın Hashimoto hastalığı nede­niyle geliştiğini düşünürüz. Hashimoto hastalığı ile bilgileri daha detaylı olarak iler­deki bölümlerde bulabilirsiniz.

Guatrlı Bir Kişide Hangi Tetkikler Yapılır?

Guatrı olan bir kişide serbest T3, serbest T4, TSH, anti-TPO antikor ve tiroit ultrasonu tetkikleri yapılır. İdrar iyoduna bakılarak iyot yetmezliği olup olmadığı an­laşılır. Ayrıca kanda selenyum düzeyi ölçülerek de eksiklik olup olmadığı anlaşılır. İyot yetmezliği olan bölgedeki guatrlı kişilerde radyoaktif iyot uptake testinde yük­seklik, total ve serbest T4 hormonlarının normal sınırlarda veya bazen düşük, oldu­ğu görülürken, T3 hormon düzeyleri normal veya yüksek olabilir. TSH hormon dü­zeyleri ise normal veya yüksek olabilir. Anti-TPO ve anti-TG antikorları iyot yet­mezliğine bağlı guatrda negatif iken (normal düzeyde), Hashimoto tiroiditine bağlı guatr varsa antikorlar yüksek olarak bulunur. Şiddetli iyot yetmezliğinde ise hipotiroidizm denilen tiroit yetmezliği gelişir ki, bu durumda TSH hormonu yüksek, T3 ve T4 hormonları normal düzeyin altına düşmüştür.

Guatr çeşitleri, Guatr Hastalıkları

Tiroit bezi büyümeleri yani guatr 3 şekilde olabilir:

1- Basit Guatr: Tiroit hormonları normaldir. Bez içinde nodul yoktur. Tiroit be­zinde büyüme vardır. Bu nedenle buna basit guatr adı da verilir.

2- Nodüler guatr nedir: Tiroit bezi büyür ancak bez içinde nodul dediğimiz nohut ve­ya leblebi büyüklüğünde yumrular vardır. Nodüler guatır durumunda tiroit hormonları normal veya artmış olabilir.

3- Dalan Guatr (Torasik veya Plonjan Guatr): Tiroit bezinin göğüs kafesi içine doğru büyümesi ve göğüs kafesi içine girmesi veya dalmasıdır.

Basit Guatr

Salgıladığı tiroit hormonları normal olduğu halde, içerisinde nodul olmadan bü­yümüş tiroit bezine düz veya basit guatr denir. Guatrın içinde nodüller varsa, no­düler guatr adını alır. İyot yetmezliği dünyada en sık rastlanan guatr nedenidir. İyot yetmezliği nedeniyle oluşan guatr ilk yıllarda düz bir büyüme şeklindedir; yani için­de nodul yoktur. Çocukluk ve ergenlik döneminde guatrda pek nodul bulunmaz. An­cak tedavi edilmez ve iyot eksikliği devam ederse, ileri yaşlarda guatr hem büyür hem de içinde nodüller oluşur. Bu nodüller ileride aşırı hormon salgılama özelliği kazanarak hipertiroidi dediğimiz kanda tiroit hormonlarının aşırı çalışmasına neden olabilirler.

İyot yetmezliğine bağlı guatrı olan kişilerin kanlarında T3 hormonu hafifçe ar­tar, TSH hormonunda biraz artış olabilir ve T4 hormonu biraz düşük çıkar.

Bir toplumda 6-12 yaş arası çocukların %5'inden fazlasında basit guatr varsa, buna endemik (yaygın) guatr denir. Endemik guatr iyot yetmezliği olan coğrafi bölgelerde sık görülür. Bu oran %5'ten az ise, sporadik (seyrek görülen) guatr de­nir. Sporadik guatr iyodun yeterli olduğu coğrafi bölgelerde görülür.

Guatr kadınlarda erkeklerden 4-5 kat daha sık görülür. Gençlik çağında da kız­larda erkeklere göre daha fazla görülür. Türkiye'de guatr sıklığı, bölgelere göre de­ğişmek üzere %5-56 arasında değişmektedir. Görüldüğü gibi bu çok yüksek bir orandır.

İyot yetmezliği olan bölgelerde guatr daha fazladır. Özellikle dağlık bölgelerde toprakta iyot az olduğundan guatr daha fazla görülür. Bilinenin aksine kara lahana yenmesiyle guatr oluşumu arasında bir ilişki yoktur.
Selenyum yetmezliği de ülkemizde önemli bir problemdir. Yaptığımız bir çalış­mada guatrlı kişilerde selenyum düzeyinin düşük olduğunu saptadık.

Suda bulunan perklorat ve kadmiyum fazlalığı da guatra neden olabilmektedir. Pillerin kirlettiği sularda kadmiyum yüksektir ve guatr ortaya çıkar.

Demir eksikliği olan kişilerde de guatr görülür.

Ergenlik çağındaki çocuklarda bazen guatr oluşur ve buna adölesan veya er­genlik guatrı denir. Ergenlik döneminde artan hormon ihtiyacını karşılamak için, tiroit bezi biraz büyür ve guatr oluşur. Çoğu çocukta veya gençte bu guatr daha son­ra kaybolur.

Yalancı guatr ise tiroit bezinin doğuştan normal yerleşim yerinden biraz yuka­rıda olması ve özellikle ince boyunlu kadınlarda guatr varmış izlenimi vermesidir. Yapılacak ultrasonda tiroit hacminin artmadığı ve guatr olmadığı ortaya çıkar.

Gebelikte ve menopoz döneminde de tiroit büyüklüğü artar ve guatr oluşabilir.
Yüksek düzeyde iyot yetmezliği olan kadınlarda gebe kalma ve çocuk doğurma sıklığı düşüktür. İyot yetmezliği üremeyi engelleyebilmektedir. Bu nedenle çocuğu olmayan kadınlarda iyot yetmezliği olup olmadığı araştırılmalıdır.

Guatrın ailesel özellik gösterdiği bilinen bir gerçektir. Bazı ailelerde guatr faz­la görülür. Yapılan çalışmalar guatr gelişiminde kalıtımsal geçişin iyot yetersizliği olan bölgelerde yaşayan kadınlarda %39 oranında, iyodun yeterli alındığı bölgeler­de yaşayanlarda ise % 82 oranında olduğunu ortaya koymuştur.

Guatr Nedir, Guatr Hastalığı, Guatr Nedenleri

Tiroit bezinin herhangi bir nedenle büyümesine guatr diyoruz. Tiroit bezinin bü­yüklüğü sağlıklı kişilerde de bazı farklılıklar gösterir. Bu farklılıkların nedenleri aşağıda verilmiştir:

Tiroit bezi büyüklüğünü belirleyen faktörler:

Beyinde bulunan hipofiz bezinden salgılanan TSH hormonu tiroit bezinin büyümesini etkiler. Aşırı salgılanan TSH hormonu tiroit bezini uyararak büyümesini sağlar; buna karşılık TSH az salgılanırsa bu defa tiroit bezi küçük kalır.

Kişinin gıda veya içilen sularla aldığı iyot miktarı da tiroit bezi büyüklüğünü etkilemektedir. İyot alımı yetersiz olunca tiroit bezinde büyüme olmaktadır.

Selenyum minerali de tiroit hormon metabolizmasında önemli rol oynar. Se­lenyum mineralinin az alındığı durumlarda, kanda TSH ve T4 hormonu yükselir, fa­kat T3 hormonu düşer. İyot yetmezliği ile birlikte selenyum eksikliği varsa, iyot yet­mezliğine bağlı hastalıklar daha şiddetli olarak ortaya çıkmaktadır.

Vücut ağırlığı veya büyüklüğü ile tiroit hacmi arasında ilişki vardır. Özellikle vücudun yağsız kısmı ile tiroit hacmi arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Erkekler­de tiroit hacminin kadınlardan fazla olması ise erkeklerin vücut ağırlığının daha faz­la olması ile açıklanmaktadır.

Doğum sayısı da tiroit bezinin büyüklüğünü etkiler. Gebelikte tiroit hacminde artma olmaktadır. Doğum sayısı arttıkça tiroit bezinin hacmi (kitlesi) artmaktadır. Özellikle iyot yetmezliği görülen coğrafi bölgelerde bu duruma daha fazla rastlanır.

Sigara içenlerde tiroit bezinin daha büyük olduğu saptanmıştır. Sigara içenlerin kanlarında tiroit hormonu üretimini engelleyen tiyosiyanat isimli bir maddenin dü­zeyi artar. Artan tiyosiyanat hem kandaki iyodun tiroit bezi tarafından tutulmasını önler hem de tiroit hormon oluşumunu azalttığından hipofiz bezinden TSH salınışı artarak daha fazla hormon üretilmesi sağlanmaya çalışılır. Artan TSH hormonu ise bu defa tiroit bezinde büyüme yapar. Sigara içenlerde bu nedenle guatr sıklığı daha fazladır.

Adet döneminde tiroit bezinde değişiklikler olur. İki adet kanaması arasındaki dönemin ilk yarısında tiroitin hacmi yaklaşık %50 kadar artabilmektedir. İki adet arasındaki zamanın ikinci yarısında (luteal faz) bu artış geriye döner ve bez eski ha­line gelir. Bu hacim (kitle) değişiklikleri östrojen hormonunun tiroit bezindeki kan­lanmayı etkilemesine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.
Genetik faktörler: Yukarıda sayılan nedenler içinde en önemlisi genetik fak­törlerdir. Tiroit bezindeki büyüklük %71 oranında genetik olarak belirlenmektedir. Guatrın bazı ailelerde sık görülmesi de bunu desteklemektedir. İyot yetmezliği ol­mayan coğrafi bölgelerde saptanan guatrın nedeni genetik faktörler yani anne ve ba­bamızdan gelen kalıtımdır.

Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda tiroit bezi hacmi daha küçük bulun­muştur.

Tiroid Yetmezliği, Hipotiroid Nedir, Hipotiroidi Hastalığı Belirtileri

Tiroit bezi az çalışan binlerce insan bu hastalığının farkında olmadan yaşamak­tadır. Bu kişilerde yorgunluk, saçlarda dökülme, kilo alma ve depresyon vardır. Özellikle yorgunluk ve halsizlik günlük hayatımızda çoğu zaman çok çalışmaya ve uykusuzluğa bağlandığı için, tiroit bezi yetmezliği pek akla gelmez ve atlanır. Özel­likle kadınlarda 55 yaşından sonra bu hastalığın sıklığı daha da artar ve her 8-10 ka­dından birinde tiroit yetmezliği gelişir. Bazı kadınlar bu belirtilerin menopoza bağ­lı olduğunu sanarak yorgunluk, halsizlik ve unutkanlık içinde yaşar giderler.

Bazı kişiler ise önceden tiroit ameliyatı geçirmiştir ve günün birinde tiroit hor­mon yetmezliği gelişebileceğini bilmeden bu şikayetlerle birlikte yaşarlar. Oysa ameliyat geçiren tiroit hastaları veya radyoaktif iyot tedavisi gören kişiler, belirli aralıklarla tiroit hormon tetkiklerini yaptırmak ve endokrinoloji uzmanının kontro­lünde olmak zorundadır.

Çok uyuyan, üşüyen, eli yüzü şişen bir kişide de tiroit bezi yetmezliği olabilir. Kilo alımının bir nedeni de tiroit bezinin az çalışmasıdır.

Özellikle kilo vermek istediği halde bir türlü zayıflayamayan kadınlarda tiroit bezi az çalışıyor olabilir. Bu kadınlar bir çok diyet yöntemi uygulamalarına rağmen bir türlü kilo veremezler, ta ki tiroit hormon tetkikleri yapılıncaya kadar.

Depresyondaki kişilerde de hipotiroidi sık olarak bulunabilir. Depresyonda ise­niz mutlaka tiroit hormonunuza baktırınız. Diğer hormon yetersizlikleri ve kan şekerindeki düşüklükler de bazı kişilerde depresyona neden olabilir. Bu nedenle dep­resyonunuz varsa bir Endokrinoloji uzmanına başvurarak hormon kontrolü ve şeker yükleme testi yaptırmanız sağlığınız için çok önemlidir.

Çocuğunuzda dişler geç çıkıyorsa, geç yürümüş, geç konuşmuşsa, sık sık enfeksiyona yakalanıyorsa veya okulda başarısız, konsantrasyonu bozuk veya hiperaktii ise tiroit yetmezliği yönünden mutlaka araştırılmalıdır.
Şeker hastalığınız varsa sizde tiroit yetmezliği gelişme riski fazladır. Bu neden­le yılda bir defa TSH hormonu ölçtürerek kontrollerinizi yaptırmayı unutmayınız.

Ailenizden birisinde tiroit yetmezliği varsa, sizde veya çocuklarınızda da orta­ya çıkabilir. Bu nedenle anti-TPO antikor ve TSH ölçümlerini yaptırınız.

Tiroit bezi yetmezliği olan bazı kadınlar adet bozukluğu nedeniyle Kadın-Doğum uzmanlarına giderler. Eğer tiroit hormonlarının ölçümü unutulursa ve altta ti­roit bezi yetmezliği varsa tedaviden sonuç alamazlar.
İstediği halde çocuğu olmayan veya sık düşük yapan kadınların bazılarında ti­roit yetmezliği veya kanlarında tiroit bezine ait anti-TPO antikor yüksekliği olabi­lir. Bu kadınların mutlaka tiroit hormon tetkikleri yaptırması gerekir, aksi takdirde uygulanacak tedavilerden fayda görmeleri çok zordur.

Göz altlan şiş, çok uyuyan, üşüyen, kansızlığı olan ve seks isteği azalmış kişi­lerde de tiroit yetmezliği olabilir.


Kan kolesterol düzeyi yüksek olan ve bu amaçla kolesterol düşürücü ilaçlar kul­lanan ve diyet yapan bazı kişilerde kolesterol bir türlü düşmez. Bu kişilerin bazıla­rında tiroit hormon yetmezliği olabileceği ve bu nedenle kolesterolün yüksek olabi­leceği akla gelmezse tedavilerden sonuç alınamaz.

Kansızlığı olan kadınların bir kısmında tiroit yetmezliğine bağlı demir ve B12 vitamin eksikliği olabilir. Tiroit yetmezliği fark edilmez ise yapılacak kansızlık te­davilerinde başarı sağlanamaz.

Tiroit bezi yetmezliği TSH, serbest T3 ve serbest T4 hormonlarının ölçülmesiy­le kolayca tanınır ve tedavisine başlanır. Tedavi için yapay T4 hormon ilacı kulla­nılır. Bu ilaçlar aç iken iyi emildiğinden aç karna alınır. İlacı önerilen dozda aldığı­nız halde şikayetleriniz geçmiyorsa, ya ilaç az geliyordur ya da emilimi bozuktur. Böyle bir durumda doktorunuzla konuşunuz.

TSH düzeyinin 1.5-2.5 civarında olması sizin için idealdir.

Tiroid Hastalıkları, Tiroid İlaçları ve Hormon İlaçları – Kemik Erimesi İlişkisi

Tiroit hormonları sağlıklı bir kemik gelişimi için gereklidir. Doğuştan tiroit be­zi yetmezliği olup da tedavi edilmeyen çocuklarda boyun kısa kalması, iskelet ge­lişimi anormallikleri, kol ve bacaklarda kısalık, tiroit hormonlarının kemik gelişimi için ne kadar önemli olduğunu göstermeye yeter. Bununla birlikte tiroit bezinin az veya fazla çalışması de kemik sağlığını ve sağlamlığını bozmaktadır. Tiroit yetmez­liği tedavisinde kullanılan tiroit hormon ilaçlarının doktor kontrolü dışında aşın dozda alınması da kemiklere zarar verebilir. Bu durumlar aşağıda anlatılmıştır:

A) Tiroit bezinin aşırı çalışması (hipertiroidi) kemik erimesi yapabilir:

Hipertiroidi, yani tiroit bezinin aşırı çalışması kemik erimesine neden olmakta­dır. Bu durum tiroit hormonlarının kemik erimesi yapan osteoklast isimli kemik hücrelerini uyararak onları daha fazla çalışmaya zorlamasından ileri gelmektedir. Hipertiroidili hastaların %12-20'sinde kemiklerde erime saptanır. Hipertiroidi has­talığının tedavisiyle kemik erimesi durursa da erimede tam anlamıyla düzelme ol­maz.
Kemik erimesi TSH hormon düşüklüğüyle orantılı olarak meydana gelmekte­dir. TSH ne kadar düşükse kemiklerde erime oranı o kadar fazladır.

Sadece TSH düşüklüğü ile seyreden başlangıç halindeki tiroit bezi fazla çalış­ması durumunda (TSH düşük, T4 ve T3 hormonları normal) bile kemik erimesi ola­bilir. Bu nedenle başlangıç halindeki hipertiroidi hastalığının da doktor kontrolün­de tedavi edilmesi gerekir. Tiroit bezi fazla çalışan hastaların kalsiyum desteği al­maları bu nedenle faydalı olabilir. Tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Kemik erimesinin arttığını anlamak için idrarda hidroksipirilin veya çapraz bağlı telopeptit tip 1 kollajenaz (beta-crosslaps) artmasıyla saptanır. Ayrıca kanda alkalen fosfataz ve osteokalsin düzeylerin artması da erimenin başladığını gösterir. Kemik mineral dansitesi (diğer adıyla BMD) ölçümü de kemik erimesi hakkında bi­ze bilgi verir. Endokrinoloji uzmanına başvurarak bu konuda bilgi alınız.

B) Tiroit hormon ilaçlarıyla yapılan tedavinin kemiklere etkisi

Tiroit bezi yetmezliği (hipotiroidi) tedavisinde veya nodüler guatrın tedavisin­de kullanılan tiroit hormon ilaçlan eğer aşırı dozda alınırsa kemik erimesi yapabi­lir. Kemik erimesinden korunmak için TSH hormonunun normal sınırlarda olması gerekir. TSH normal sınırlar içinde ise kemiklere zararlı olmaz. Özellikle menopoz­daki kadınlarda kemik erimesi fazla olduğundan bu ilaçlar kullanırken TSH düze­yinin fazla düşmemesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle endokrinoloji uzma­nının kontrolünde ilaçlarınızı alınız.

C) Tiroit beziniz az çalışıyorsa kemikleriniz sağlam değildir

Tiroit bezi yetmezliği (Hipotiroidizm) durumunda da kemik kırık riski artabilir.
Aslında hipotiroidisi olan hastalarda kemik dansitesi yüksektir; ancak kemik kalitesi iyi değildir. Bu hastalarda her yıl kemiklerde %2 oranında kayıp vardır. Bu nedenle hipotiroidisi olan hastalarda kemik dansitesi kontrolü ve tedavi için endok­rinoloji uzmanına başvurmaları gerekir.

ki olduğu yapılan çeşitli çalışmalarda ortaya konmuştur. Kan T3 düzeyi azaldıkça depresyon oluşması riski ve nüksü artmaktadır.

Kandaki anti-TPO antikorlarının yüksekliği ile depresyon arasında da bir ilişki vardır. Bu nedenle depresyonu olan hastalarda ve özellikle depresyonu sık tekrarla­yan kişilerde TSH, T3, T4 hormonları ile anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları mutlaka ölçülmeli ve anormallik varsa endokrinoloji uzmanına başvurulmalıdır. Ti­roit bezi yetmezliği varsa bu hastalar tiroit hormon ilaçlanyla (levotiroksin) tedavi edilirler.

Bazı bilim adamları depresyonlu kişilerde "beyinde hipotiroidizm" olduğunu, yani beyinde tiroit hormon azlığı olduğunu, ancak kanda tiroit hormonlarının nor­mal olduğunu iddia etmişlerdir. Kadınların %15'inde doğum sonrası depresyon görülmektedir. Buna "Doğum Sonrası Depresyonu" adı verilir. Doğum sonrası olu­şan depresyon ile tiroit hormonları ve anti-TPO antikoru arasında bir ilişki olduğu çeşitli bilimsel çalışmalarda ortaya konmuştur. Gebeliğin ilk 3 ayında ölçülen anti-TPO antikor düzeyleri doğum sonrası depresyona girilip girilmeyeceği konusunda bilgi vermektedir. Anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlarda doğum sonrası dep­resyonu 3 kat daha fazla görülmektedir.

Depresyonun kendisinin de tiroit hastalıklarının gelişimine katkıda bulunabildi­ğini unutmamak gerekir. Stresli veya depresyondaki kişilerde Graves hastalığı denen, tiroit bezinin aşırı çalışması ile karakterize olan bir hastalık ortaya çıkabilmektedir.

Tiroid ve Saç Dökülmesi, Tiroid Hastalığı

Vücuttaki kılların veya saç kıllarının ve hatta kaşların gelişimi için tiroit hormonlarının kanda yeterli miktarda olması gerekir. Tiroit bezi yetmezliğinde tiroi hormonları kanda azaldığından saçlarda dökülme başlar ve hatta kaşların dış kısımlarında da dökülme olur. Tiroit hormon azlığında vücudun bütün metabolizması ya yasladığından, bağırsaklardan emilen vitamin ve minerallerin emilmesindeki bozukluk da saçların dökülmesine katkıda bulunur. Bu kişiler tedavi amacıyla tiroi hormon ilaçları kullanmaya başladıktan sonra, saç dökülmesi azalır, durur ve saçla yeniden çıkmaya başlar. Bunun yanında vitamin desteği yapılmalı ve eksik mineraller varsa (demir, çinko gibi) alınmalıdır. Ayrıca omega 6 yağ asitleri desteği de fay dalı olabilir. Tüm bu tedaviler için endokrinoloji uzmanına başvurunuz ve onun kontrolünde ilaç alınız. Hormonlar normale gelse bile saçların tam olarak düzelme si uzun zaman alır. Bu nedenle acele etmeyiniz. Hormonlar normale geldiği hald saç dökülmesi devam ediyorsa, başka hormon bozuklarının araştırılması gerekil Özellikle kadınlarda görülen erkek tipi saç dökülmesi, kandaki erkeklik hormonunun (testosteron) artmasından kaynaklanabilir. Bu kişilerde yumurtalıkların ve böb reküstü bezi hormonlarının incelenmesi gerekebilir.

Alopesi areata denen saçın bir kısmındaki dökülme (halk arasındaki adıyla saç kıran) bazı Hashimoto hastalarında görülebilir. Saçkıranı olan hastalarda tiroit hormonlarına ve anti-TPO antikoruna bakılması faydalıdır. Eğer hormon düşüklüğü ve ya antikor yüksekliği varsa endokrinoloji uzmanına başvurunuz..
Tiroit bezi fazla çalışan yani kanında tiroit hormonları yüksek olan hastalarda saçlarda incelme ve dökülme olabilir. Bu hastalık ilaçlarla tedavi edilince saç dökülmesi azalır ve kaybolur.

Tiroit hormon ilacı kullanan bazı hastalarda saç dökülmesinin arttığı şikayeti ile çok sık karşılaşırız. Bu ilaçlar aslında saç dökülmesini artırmaz. Ancak ilacın dozu fazlaysa bazen saç dökülmesinde artış olabilmektedir. Böyle bir durum varsa en­dokrinoloji uzmanına başvurunuz. Bu doktorunuz sizden hormon ölçümü ve bu ara­da demir eksikliği, çinko eksikliği ve kansızlık yönünden tetkikler isteyecektir. Özellikle kadınlarda demir eksikliğine bağlı kansızlık ve saç dökülmesi çok sık ol­duğundan, öncelikle demir eksikliği yönünden araştırma yapmak gerekebilir.

Tiroid Bezi Hastalığı, Kansızlık ve Tiroid Belirtileri

Kansızlık veya tıp dilindeki adıyla anemi, özellikle tiroit bezi yetmezliğinde sık görülür. Kandaki kırmızı kan hücrelerinin (eritrosit sayısı), hemoglobin ve hemotokrit tetkiklerinin düşmesine kansızlık denir. Tam kan sayımı tetkikiyle bu durum anlaşılabilir.

Graves hastalığı ve Hashimoto hastalıklarında pernisiyöz anemi denen B12 vi­tamini yetersizliği sık görülür. Hashimoto hastalarının %10'unda, Graves hastaları­nın %5'inde B12 vitamini yetmezliği vardır. Yaşlılarda B12 vitamini eksikliği daha fazla olduğundan 60 yaşın üzerindeki tiroit hastalarında kanda B12 vitamini ölçtür­mek faydalıdır. B12 vitamin eksikliği varsa doktorunuz tedavinizi ayarlayacaktır.

Tiroit hastalarında trombosit adı verilen ve kan pıhtılaşmasını sağlayan kan hüc­resi sayısında azalma olabilir. Trombosit sayısı azaldıkça vücutta kolay morarmalar, kanama süresinin uzaması gibi durumlar görülebilir. Böyle bir durum varsa aspirin ve romatizma ilaçları almayınız ve doktorunuza başvurunuz.

Tiroit bezi az çalışan yani hipotiroidi hastalığı olanlarda %30 gibi çok yüksek bir oranda kansızlık görülür. Bu hastalarda tiroit yetmezliği olduğu akla gelmezse yıllar boyu demir tedavisi yapılır ve sonuç alınamaz. Hipotiroidinin tiroit hormon ilaçlarıyla yapılan tedavisi sonrasında kansızlık düzelir. Bu hastaların %2-15'inde demir yetersizliğine bağlı kansızlık (anemi) görülmektedir. Çoğunlukla adet kanamalarının sık olması veya midedeki asit yokluğu nedeniyle demirin bağırsaklardaki emilememesi nedeniyle kansızlık meydana gelmektedir. Ayrıca folat vitamini ve B12 vitamin eksikliğine bağlı kansızlık da gelişebilir. Kansızlığınız varsa tedavi için doktorunuza başvurunuz.

Tiroit Tetkileri; Tiroid Sintigrafisi, Tiroid Ultrasonu

Tiroit hastalıklarının teşhisi için bazı tetkiklerin yapılması gerekir. Bu tetkikler aşağıda verilmiştir:

a) Kan Testleri:


Sıklıkla kullanılan kan testleri serbest T3, serbest T4, TSH, anti-TPO antikoru, anti-tiroglobulin antikoru, TSH-reseptör antikoru, tiroglobulin ve kalsitonin hor­monlarının kan düzeylerinin ölçülmesidir.

T4 ve T3 hormonlarının normal sınırın altında veya üstünde olması, tiroit bezi­nin iyi çalışmadığını gösterir. T4 ve T3 hormonları düşük ise beziniz az çalışıyor, buna karşılık T4 ve T3 hormonları yüksek ise beziniz çok çalışıyor demektir. T3 ve T4 ölçümü yaptırırken serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını ölçtürmek en iyisidir. Total T4 ve Total T3 artık pek kullanılmamaktadır. Gebelerde, doğum kontrol hapı kullananlarda ve östrojen alanlarda mutlaka serbest T3 ve serbest T4 hormon öl­çümleri yapılmalıdır.

Tiroit bezinin az veya çok çalıştığını gösteren en iyi tetkik TSH hormon ölçü­müdür. TSH ölçümünün normalden düşük olması tiroit bezinin aşırı çalıştığını gösterir. Kan TSH düzeyinin normalden yüksek bulunması ise tiroit bezinin az çalışacağını gösterir.

Tiroit bezi hastalıklarını teşhiste ayrıca tiroit antikorları denen anti-TPO (diğer adı anti-mikrozomal antikor) ve anti-tiroglobulin antikorları da ölçülür. Bu antiko ların yüksek olması, tiroit hastalığının otoimmün hastalık denilen bağışıklık sister bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıktığını gösterir. Otoimmün hastalık vücudu kendi dokusunu (burada tiroit bezini) yabancı bir doku olarak algılayıp onu yok e meye çalışmasıdır. Bu nedenle bağışıklık sistemi tiroit bezini yok etme amacıyla a ti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları üretir. Bu antikorlar tiroit bezine yapışan hücreleri tahrip eder. Vücudun neden böyle davrandığı henüz bilinmemektedir.

Anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları en çok Hashimoto hastalığı denen t hastalıkta yükselir. Hashimoto hastalığı tiroit bezi yetmezliği yapan bir hastalık Antikoru yüksek olan her kişide tiroit hormon bozukluğu görülmeyebilir.

Graves hastalığı denen, gözlerde büyüme yapan tiroit bezinin aşırı çalışması durumunda, kanda TSH-reseptör antikoru yükselebilmektedir, bu yüzden ölçüm yapması gerekebilir.

Tiroglobulin ölçümü ise ameliyat olmuş ve tiroit bezi tamamen alınmış tire kanserli hastaların izlenmesinde kullanılır. Diğer tiroit hastalıkların teşhisinde p< kullanılmaz, çünkü kanser olmayan guatrlı bazı hastalarda da tiroglobulin düze yüksek çıkabildiği gibi tiroit bezi iltihabında da yükselir.

Kalsitonin ölçümü ise medüller tip tiroit kanserinin teşhisi ve izlenmesinde fa dalıdır. Kanser olmayan Hashimoto hastalığında da kan kalsitonin düzeyi yüksel bilir. Bu nedenle hafif kalsitonin yüksekliği kanser olmadan da ortaya çıkabilen t durumdur. Kalsitonin düzeyi çok yüksek olan nodüler guatrlı hastalarda medüll kanser şüphesi artar ve başka testler yapılır. Ameliyat olan medüller kanserli hast larda kalsitonin düzeyinin yüksek olması vücutta kanserin bulunduğunu ve deva ettiğini gösterir.

b) Tiroid Ultrasonu, Tiroid Ultrason

Tiroit ultrasonu ses dalgaları gönderilerek tiroit bezinin yapısının veya resmin bilgisayar ekranında ortaya konduğu bir tetkiktir. Herhangi bir radyoaktif mad. kullanılmaz. Bu nedenle gebelere güvenle uygulanabilir. Tiroit ultrasonu tiroit bezinin büyüklüğünü, bezin şeklini ve nodul varsa onun büyüklüğünü anlamamıza yarar. Ultrason ile nodul içinde sıvı olup olmadığı, yani nodulun kistik bir yapısın olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca ilaç tedavisiyle bezin veya nodülun ne kadar küçüldüğünü (veya küçülmediğini) daha iyi anlamamızda bize yol gösterir. Nodul kakımının Doppler ultrason ile incelenmesi nodüllerin iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığı konusunda kesin olmayan ek bilgi verir.

c) Tiroid sintigrafisi, Tiroit Sintigrafi

Damardan teknesyum denilen radyoaktif bir madde verilerek tiroit bezinin fil­minin çekilmesidir. Damardan teknesyum ilacı verildikten sonra kamera altına ya­tarsınız; bu kamera teknesyum maddesinin tiroit bezi tarafından ne kadar tutulduğu­nu saptar ve tiroit bezinin filmi ortaya çıkar. Radyoaktif madde verildiğinden sintigrafi gebelerde yapılmaz. Sintigrafi ile nodülun sıcak mı, soğuk mu olduğu anla­şılır. Bu tetkik ile alınan radyasyon, sadece birkaç röntgen filmi çektirmekle alınan radyasyon ayarındadır ve endişeye gerek yoktur.

d) Tiroit İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi, Aspirasyon Biyopsi

Tiroit bezinde saptanan nodüllerde kanser olup olmadığını anlamak için yapılır. Nodülü olan tüm hastalara yapılması gereken bir tetkiktir. Biyopsi sonucuna göre ilaç tedavisi veya ameliyat kararı verileceğinden yapılması çok önemli ve gerekli­dir. Oldukça basit, yapılması kolay ve ağrı oluşturmayan bir tetkiktir. Damardan kan almak için kullanılan bildiğimiz plastik enjektörlerle yapılır. Damardan kan alınır gibi tiroit bezindeki nodülden plastik enjektörle parça alınır. Alınan hücreler pato­loji bölümünde mikroskop altında incelenerek" kanser veya iltihap olup olmadığı araştırılır. Biyopsi koldaki damardan kan alınması kadar kolay bir işlemdir. Korkul-maması gerekir. Ameliyat değildir. Unutmayınız ki, nodülünüzün kanserli olup ol­madığını kesin olarak ortaya koyabilecek başka bir yöntem yoktur. Bazen biyopsi ile yeteri kadar parça veya hücre gelmeyebilir. O zaman biyopsiyi tekrarlamak ge­rekir

Tiroid Antikoru, Tiroid Antikorları (Anti – Tpo ve Anti - Tg)

Tiroit antikorlarının başlıcaları TPO proteinine karşı oluşan anti-TPO antikoru ve tiroglobulin proteinine karşı oluşan anti-tiroglobulin antikorudur. Sağlıklı bir ki side bu antikorlar kanda bulunmaz. Bağışıklık sistemindeki bir bozukluk sonucı vücudumuz bu antikorları üretir. Bağışıklık sistemindeki bu bozukluğun nasıl oluş tuğu henüz bilinmemektedir. Bu bozukluk sonucunda vücudumuz tiroit bezini yanlışlıkla yabancı bir doku olarak algılar ve onu yok etmeye çalışır. Bu amaçla da tiroit antikorlarını üretir. Antikorlar ise tiroit bezine yapışarak tiroit bezinin hücrelerini öldürmeye başlar. Bu antikorların miktarı vücuda giren iyot miktarının artmasıyla birlikte yükselir, aynı şekilde sigara içenlerde de antikorlarda artma ve bun bağlı olarak tiroit hastalığı riskinde artış sözkonusudur.

Hashimoto hastalığı, Graves hastalığı ve doğum sonrası kadınlarda görülen ti roit bezi iltihaplarında kanımızda tiroit antikorları yükselir.

Anti-TPO antikoru ve anti-tiroglobulin antikor düzeyinin kanda en fazla yükseldiği hastalık Hashimoto hastalığıdır.

Görüldüğü gibi antikor ölçümleri bağışıklık sisteminin iyi çalışıp çalışmadığın göstermektedir. Kanında tiroit antikoru yüksek kişilerde, bağışıklık sistemi iyi ça lışmıyor demektir ve bu kişilerde ileride tiroit hastalığının gelişme olasılığı yüksektir.

Hiçbir tiroit hastalığı olmadığı ve tiroit hormonları normal olduğu halde kanın da anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları yüksek olan kişilerde ileride tiroit hastalığı gelişebilir. Bu kişilerde belirli aralıklarla tiroit hormonlarını ölçtürmekte fay da vardır.

Kanında anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlarda gebe kalmada zorluk (kısırlık), gebe kalırlarsa düşük sıklığında artma, düşük ağırlıklı bebek doğurma ve doğum sonrası tiroit yetmezliği gelişmesi ve allerjik hastalık oluşma riskleri vardır.

Düşük yapan her 100 kadının 13'ünün kanında anti-TPO antikoru yüksek bulunmuştur. Kanında anti-TPO antikoru yüksek olan gebelerin %33'ünde ise düşü olmaktadır. Anti-TPO antikorunun nasıl düşük yaptığı ise bilinmemektedir. Kanın da anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlarda tüp bebek girişimlerinde başarısızlığı olasılığı daha fazladır. Anti-TPO antikor yüksekliği, Hashimoto hastalığı yaparak troit bezi yetmezliğine neden olmaktadır. Bu nedenle düşük yapan kadınlarda, kısır­lık sorunu olanlarda, tüp bebek yaptıracaklarda ve hamile kalanlarda anti-TPO ve TSH ölçümleri yapılmalıdır.

Tiroit antikoru yüksek kişilerde TSH hormonu normal olsa bile, tiroit hormon ilaçlarıyla yapılacak tedavi faydalı olmaktadır. Selenyum verilmesi de antikor dü­zeylerinde azalma yapabilmektedir. Bu amaçla doktorunuza danışmanız uygun olur.

TSH hormonu tiroit bezinde TSH reseptörü adı verilen proteinlere bağlanır. Graves hastalığı denilen bezin aşın çalışması durumunda antikorlar oluşur. Bu an­tikorlara TSH-reseptör antikorları denir. TSH-reseptör antikorları tiroit bezini uya­rarak fazla çalışmasına neden olurlar. TSH reseptör antikoru kanında yüksek olan gebe kadınların çocuklarında tiroit hastalığı riski fazladır. TSH reseptör antikorun kanda yüksek olduğu Graves hastalarında, gözde büyüme daha sık görülür ve has­talık şiddetli seyreder.

Tiroid Hormonu, Tiroit Hormonları Görevleri

Vücudumuzdaki tüm hücreler tiroit hormonlarından etkilenmektedir. İnsanın anne karnındayken gelişimi, doğduktan sonra büyümesi ve tüm metabolizma faaliyetleri tiroit hormon tarafından kontrol edilmektedir. Tiroit hormonlarının vücudumuzda etkilemediği organ veya hücre yok gibidir. Kalp hızı, kan kolesterol düze yi, vücut ağırlığı, kasların güçlü olması, adet düzeni, cilt ve tırnaklar, kemikler, sek organları, beyin ve psikolojik durum tiroit hormonlarından etkilenmektedir. Tiroi hormonlarının önemli görevlerinden bazıları aşağıda daha detaylı olarak verilmiştir:

a) Tiroit hormonları metabolizmamızı hızlandırır:

Tiroit hormonlarının en önemli görevlerinden birisi bazal metabolizma denileı istirahat halindeyken harcanan kalorileri ayarlaması ve enerji üretimini sağlaması dır. Bu sayede vücudumuzun ısısı ayarlanır ve belirli bir düzeyde tutulur. Bu ıs oluşması olayı aldığımız oksijenin yakılması sırasında oluşur. Görüldüğü gibi tiro it bezi vücudumuzu bir soba gibi ısıtmaktadır. Tiroit bezi az çalışırsa vücut ısısı dü şer ve üşürüz. Bunun tersine çok çalışırsa metabolizma hızlanarak kendimizi sıcak hissederiz ve sıcak yerlerden kaçarız.

b) Tiroit hormonlarının kan yağları üzerine etkisi:

Tiroit hormonlarının fazla salgılanması kan yağlarının yani kolesterol ve trigli şerit dediğimiz yağların yakılmasını artırır ve kan düzeylerinde azalma yapar. Tiroit hormonlarının az salgılandığı durumda (hipotiroidi) metabolizma yavaşladığın dan kan yağları fazla yakılamaz ve kanda birikir. Sonuçta kandaki kolesterol ve trig liserit isimli yağlar çok yükselir. Bu nedenle kan yağlan yüksek kişilerde mutlak; tiroit hormon tetkikleri yapılmalı ve tiroit bezinin az çalışması gibi bir durum olu] olmadığı araştırılmalıdır. Kan yağlarını yükselten diğer bir hastalık da şeker hasta lığıdır.

c) Karbonhidrat metabolizmasına etkisi:

Tiroit hormonlarının ekmek, şeker ve nişasta gibi karbonhidratların yakılmalar ve böylece enerji üretilmesinde önemli görevleri vardır. Kandaki şekerin insülin hormonu sayesinde hücrelere girmesine tiroit hormonları yardımcı olur. Kanda şeker azaldığında ise tiroit hormonları karaciğerden kana şeker salınmasını artırarak kan şekerinin daha fazla düşmesini önler.

d) Tiroit hormonlarının büyüme ve boy üzerine etkisi:

Çocukların büyümesi için kanda tiroit hormonlarının yeterli miktarda olması gerekir. Tiroit hormonu az salgılanan çocuklarda büyümede gerilik, boy kısalığı ve­ya cücelik oluşur.

e) Beyin gelişimi ve anne karnındaki bebeğin büyümesi tiroit hormonları­na bağlıdır:

Anne karnındaki bebeğin beyin gelişimi, anneden göbek kordonuyla gelen tiro­it hormonlarına bağlıdır. Eğer annede tiroit yetmezliği varsa bebeğe az hormon ge­lir ve bebeğin beyin gelişimi iyi olmaz; zekâ geriliği ortaya çıkar. Bu nedenle gebe­liğin ilk aylarında tiroit hormon tetkiki yapılarak (sadece TSH hormonu ölçmek ye­terlidir) tiroit hormon azlığı olup olmadığı araştırılmalıdır. Beyin dışındaki diğer or­ganların gelişimi için de vücutta tiroit hormonlarının yeterince bulunması gerekir.

f) Tiroit hormonları iştah ve vücut ağırlığını kontrol eder:

Tiroit hormonlarının az salgılanması veya fazla salgılanması iştah ve vücut ağır­lığında değişiklikler meydana getirir. Tiroit hormonlarının az olması iştahı azaltarak az gıda alınmasına neden olurken, fazla olması iştahı artırarak aşırı yemek yenme­sine yol açar. Kiloda görülen değişiklikler ise tiroit hormonlarının bazal metabolizma hızını etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Hipotiroidi denilen tiroit bezinin az çalışması durumunda önceki kiloya göre % 15-30 oranında kilo alma, hipertiroidi denilen tiroit hormonlarının fazla salgılanması durumunda ise önceki kiloya göre % 15-oranında kilo kaybı söz konusudur. İlaçlarla tedavi yaptığımız hipertiroidili has­talarda yaklaşık 1-2 ay sonra hastaların kilo almaya başladığını görürüz. Hipertiro­idi durumunda bazal metabolizma hızı fazladır ve aşırı oksijen tüketimi vardır. Ba­zal metabolizma hızındaki bu değişiklikler karbonhidrat ve yağ metabolizmasını da etkileyerek kan yağları düzeylerinde değişiklikler yapmaktadır. Tiroit hormonları vücudumuzda yağ yapım hızını ve yağ yakılmasını etkilemektedir. Karaciğer ve yağ dokusunda bulunan ve yağ yapımını sağlayan enzimler tiroit hormonlarından etki­lenmektedirler.

g) Tiroit hormonları görmeyi ve gözün retina bölgesinin gelişimini sağlar: Yapılan bilimsel çalışmalar, tiroit hormonlarının gözün retina adı verilen ve görmemizi sağlayan bölgesinin gelişiminde önemli rol oynar. Tiroit bezi az çalışan sıçanlarda gözün retina bölümünün iyi oluşmadığını gözlenir.

Tiroid Bezi Nedir, Tiroit Bezleri, Tiroit Bezlerinin Çalışması

Tiroit bezi boynumuzun ön tarafında bulunan bir organımızdır. Tiroit bezini: görevi tiroit hormonlarını üretmek, depolamak ve gerektiğinde kana vermek, böy lece metabolizmamızı ayarlamaktır.

Tiroit bezi küçük bir bezdir; ağırlığı 15-20 gram kadardır ve bir ceviz büyüklü gündedir. Boynun ön tarafında cildin altında bulunur ve kelebek şeklindedir. Kele beğin kanatları sağ ve sol lob olarak adlandırılırken, bu iki lobu birleştiren ortadak kısma veya loba istmus adı verilir. Her lob 4 cm uzunluğunda ve 1-2 cm enindedir

Tiroit bezi adem elması denen nefes borusu çıkıntısının (gırtlak) tam arkasında dır ve yutkunmakla aşağı yukarı hareket eder. Bu nedenle doktor muayene sırasın da yutkunmanızı ister.

Tiroit bezi gıda ve suyla alınan iyot mineralini kullanarak tiroit hormonlarını üreten bir organdır. Su ve gıdalarla alınan iyot bağırsaklardan kana geçtikten sonra boynumuzda bulunan tiroit bezine gelir ve tiroit hormonlarının üretilmesinde kulla­nılır. Tiroit bezine giren iyot burada tirozin isimli aminoasitle birleşerek T3 ve T4 adı verilen tiroit hormonlarının oluşumunu sağlar. T4 hormonun yapısında dört ta­ne iyot molekülü olduğu için T4, T3 hormonun yapısında ise 3 tane iyot molekülü olduğu için T3 adı verilmektedir. Tirozin aminoasiti yediğimiz proteinli gıdalarla sağlanır. Görüldüğü gibi tiroit hormonlarının yeteri kadar yapımı için protein ve iyodun gıda ve suyla vücuda yetecek kadar alınması gerekmektedir. Bezde oluşan T3 ve T4 hormonları daha sonra kan dolaşıma salınarak vücudun bütün organlarına ve hücrelerine girer ve etkilerini gösterir. Böylece metabolizma hızımız düzenlenir, bağırsaklar, üreme organlarımız, saç ve cildimiz sağlıklı olarak çalışır.

Tiroit bezinden iki türlü tiroit hormonu salgılanır. Bunlardan fazla salgılananı T4 (%80 oranında ), daha az salgılananı (%20'si) ise T3 hormonudur. Hücrelere gi­ren ve etkili olan hormon T3 hormonudur; T4 hormonu hücreye girmez. Bu neden­le T4 hormonu vücudumuzda özellikle karaciğerde ve diğer organlarımızda deiyo-dinaz enzimleri ile T3 hormonuna dönüşmektedir. Bu dönüşümün bozulması duru­munda T3 yeterince oluşamaz ve tiroit hormonları etkisini gösteremez.

Kandaki T4 ve T3 hormonları bazı proteinlere bağlanarak dolaşırlar. Bu prote­inlere bağlanan tiroit hormonlarına total T4 ve total T3 adı verilir. Kanda bulunan tiroit hormonlarının çok azı kanda hiçbir proteine bağlanmadan serbest olarak bu­lunur ki, bunlara serbest T3 ve serbest T4 hormonları denir. Serbest T3 ve serbest T4 hormonları total T3 ve total T4 hormonlarıyla bir denge halinde bulunduğundan tiroit bezinin çalışma durumunu (az, çok veya normal çalışmasını) en iyi yansıtan testler serbest tiroit hormonlarıdır. Kan dolaşımından hücrelere total hormonlar de­ğil serbest hormonlar girmektedir. Bu nedenle total T4 ve T3 tetkikleri yerine ser­best T4 ve serbest T3 hormonlarını ölçtürmek daha iyidir.

Tiroit bezinin çalışması beynimizin tabanında bulunan hipofız bezi tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezi, TSH adı verilen bir hormon salgılar ve bu hormon kan yoluyla tiroit bezine gelir, tiroit bezinin iyot tutmasını artırır ve tiroit hormonlarının yapılmasını sağlar.

Tiroit bezi az hormon salgıladığında hipofiz bezi TSH salgısını artırarak tiroit bezinin daha çok hormon üretmesini sağlar. Bu nedenle tiroit bezinin az hormon salgıladığı tiroit yetmezliğinde (hipotiroidi) kanımızda TSH hormonu normalden yüksek, fakat T3 ve T4 hormonları düşük olarak bulunur.

Tiroit bezi bazı hastalıklar nedeniyle çok hormon salgılarsa, yani kanımızda T3 ve T4 hormonları çok artarsa bu defa hipofiz bezinden salgılanan TSH hormonu azalır. Kanımızda T3 ve T4 hormonları ne kadar yükselirse TSH hormonu da o ka­dar azalır. Hipertiroidi denilen tiroit bezinin aşırı çalışması durumunda kanımızda T3 ve T4 hormonları yüksek iken TSH hormonu normalin altına iner ve düşüktür.

Görüldüğü üzere hipofiz bezi kandaki T3 ve T4 hormon düzeyine göre TSH hormon salınışını azaltıp artırmaktadır.

Hipofiz bezi ise, beynimizde, hipofiz bezinin üzerinde bulunan hipotalamus or­ganı tarafından kontrol edilir. Hipotalamus organı salgıladığı TRH isimli hormon ile hipofiz bezinden TSH salınışını sağlar.

Görüldüğü gibi hipotalamus, hipofiz ve tiroit bezi birbirine bağımlı olarak çalı­şan ve birbirlerini kontrol eden 3 bezdir. Tiroit bezini hipofiz bezi kontrol ederken hipofiz bezini de hipotalamus organı kontrol etmektedir. Hipotalamusdan salgılanan TRH hormonu hipofiz bezini etkileyerek buradan TSH hormonu salgılatır. Hipofiz-den salgılanan TSH hormonu ise tiroit bezinden tiroit hormonlarının yapılmasını ve kana salgılanmasını sağlar.

Tiroid Hormonları, Tiroid Hormonu

Tiroid T4 hormonundan Tiroid T3 oluşumu ve bunu etkileyen olaylar:

T4'den T3 oluşumu çoğunlukla karaciğerde olur. Bu dönüşümde görev alan de-iyodinaz enziminin yapısında selenyum vardır. Bu enzimin azalması durumunda T4 hormonundan T3 oluşumu azalır. T3 hormon oluşumunun azaldığı durumlar aşağı­da verilmiştir:
1. Yaşlanma
2. Yanık
3. Açlık
4. Soğuğa maruz kalmak
5. Alkolikler
6. Tip 1 şeker hastalığı
7. Karaciğer ve böbrek hastalığı
8. Travma
9. Stres
10. Ameliyat
11. Kadmiyum ve kurşun zehirlenmesi
12. İlaçlar: Kortizon, İyot, Amiodarone ilaçları T3 hormon oluşumunu azaltır.

Prof. Dr. Metin Özata'nın Bilgisinden Faydalanılmıştır.

Tiroit Bezi, Tiroit Bezlerinin Çalışması

Tiroit Hormonu, Tiroit Hormonu Görevleri

Tiroit Antikorları (Anti – Tpo ve Anti - Tg)

Tiroit Tetkileri; Tiroid Sintigrafisi, Tiroid Ultrasonu, Aspirasyon Biyopsi

Tiroit Bezi Hastalığı ve Kansızlık

Tiroid Hastalığı ve Saç Dökülmesi

Tiroid Hastalığında Hormon İlaçları ve Kemik Erimesi

Tiroid Yetmezliği, Hipotiroid Hastalığı

Tiroit Bezinin Çok Çalışması (Hipertiroidizm)

Tiroid Ameliyatı ve Ameliyat Sonrası

----------------------------------------------------------------------

Guatr ve Guatr Hastaligi Nedenleri

Guatr çeşitleri, Guatr Hastalıkları

Guatr Nedenleri ve İc Dis Guatr

Guatr Tedavisi

İyot Eksikliğinden Kaynaklanan Hastalıklar

--------------------------------------------------------------

Graves Hastalığı, Graves Hastalığının Nedenleri

Graves Hastalığı Tedavisi


Tiroid Hastalıkları

Hipotiroidism

Hipertiroidism