Çocuklarda Konuşma Bozukluğu, Konuşma bozuklukları

Çocuğun konuşma gelişimi için normal bir dönemin geçmesi gerekmektedir. Ama çocuk üç ya­şma bastığı halde hâlâ konuşamıyorsa, o zaman konuşma ge­lişiminde bir bozukluk olduğu düşünülür. Ağır işitme, sağırlık gibi etkenler konuşma bozukluklarına yol açarlar.

Tutuk ve peltek konuşma, çocuğun normal konuşma geli­şiminin henüz tamamlanmamış olduğunu gösteren etkendir. Peltek konuşmada genellikle dişlerin ve damağın önemi büyük­tür. Bu kusurların düzeltilebilmesi için özel bir eğitim gerek­lidir. Kekemelik de bir konuşma kusurudur. Bu tür bir konuş­ma kusurunun nedeni tamamen psikolojiktir. Psikolojik etken aranıp bulunarak tedavi yönüne gidilmelidir. Gürültülü ve ace­le konuşmanın da etkeni psikolojiktir.

Organik konuşma bozuklukları, çeşitli nedenlerle merkez sinir sisteminde görülen hastalıkların sinir hücrelerini etkilemesiyle ortaya çıkan bozukluklardır. Sinir hücrelerindeki bo­zukluklar beynin konuşma merkezi tarafından ortaya çıkarı­lır. Çok ender olarak görülen bu organik konuşma bozukluk­larının teşhisi oldukça güçtür. Organik konuşma bozuklukları olarak afazi, dizfazi, sözcük körlüğü, motor afazi, agrafi sayı­labilir, çünkü bütün bunlar konuşma bozukluğunun etkeni olabilir.

Beyinsel çocuk felçleri

Bu genel kavram çocuk beyninde doğumdan önce ya da sonra, doğum sırasında oluşabilen çeşit­li hastalık süreçlerini kapsamına alır. Beyinsel çocuk felçleri şu belirtileri gösterir: Kas felçleri, kasılmalar, hareket uyumundaki bozukluklar, artan kas körelmeleri vb. Hastalığı oluş­turan nedenler de, gebelik sırasında fetüs beyninin zedelenme­si, erken doğum, göbek kordonunun düğümlenmesi, doğum sı­rasında oluşabilecek beyin zedelenmeleri olarak sıralanabilir. Ayrıca, konuşma güçlükleri ve zekâ geriliği de görülebilir. İd­man yapmakla oldukça olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Has­talığın geçmediği durumlarda çocuklar, özel eğitim yapan okul­lara gönderilmelidir.

Çengelli kurt (Nektar Nedir)

beyaz ya da sarımsı renkli olan çen­gelli kurt 0,8-1,5 santim uzunluğundadır. Yumurtaları suyun içinde gelişir ve insanlara suyla bulaşır. Vücuttaki çoğalma ve yerleşim merkezi onikiparmakbağırsağıdır. Sürekli olarak kan emdiklerinden bir süre sonra kansızlık ve beslenme bozukluk­ları ortaya çıkar.

Genel tedavi: Bağırsaklarda asalakların bulunduğu nor­malde dışkıyla atıldıkları zaman belli olur. Dışkının tahlili so­nucu asalağın cinsi belirlenir ve tedavi yapılır.

Korunma: Doğrudan doğruya alınacak temizlik önlemle­riyle olur. Temizliğe dikkat edilmediği takdirde hastalık tüm aile bireylerine kolaylıkla yayılabilir.

Fenilketonüri Nedir, Fenilketonüri Hastalığı

Genellikle zekâ geriliğiyle birlikte görülebi­len fenilalanin adı verilen aminoasit metabolizması bozukluğu­na ilişkin bir hastalıktır. Aminoasitin özümlenebilmesi için ge­rekli olan enzimin yokluğu nedeniyle fenilalanin maddesi anor­mal olarak fazlalaşır. Fenilalanin'in renk maddesine dönüşme­si normalde az olduğundan hasta açık renkli, mavi gözlü ve sarı saçlıdır. Giderek artan zekâ geriliğiyle birlikte hastada çırpınma krizleri belirir. Hastalık kalıtsaldır ve ressesif bir gene bağlıdır. Bu nedenle de her gebelikte çocuğun hasta ola­rak doğması dörtte bir oranında olasılıdır. Özellikle erken ço­cukluk döneminde, burçak filizlerinde bulunan Fenilalanin maddesinin diyetten kaldırılması gerekmektedir. Bu takdirde zekâ gerilemesi durdurulabilir. Hastalık olasılığı varsa, doğu­mu izleyen üçüncü günden itibaren bebekte idrar ve kan tah­lilleri yapılmalıdır.

Çocuklarda Altına Kaçırma, Bebeklerde Yatak Islatma

Çocuk dört yaşından sonra hâlâ altını ıs­latıyorsa, ya da yeniden ıslatmaya başlamışsa, önce organik bir neden, sonra da psikolojik etkenler aranmalıdır. Eğer ço­cuk devamlı olarak altını ıslatıyorsa idrar torbasında bir bo­zukluk, idrar torbasının hareketlerini düzenleyen kaslarda felç durumu, idrar torbası ya da böbrek iltihabı olup olmadığı araştırılmalıdır. Böyle organik bir bozukluk yoksa, o zaman psikolojik nedenler göz önüne alınmalıdır.

Tedavi: Yatak ıslatma organik bir nedenden ötürü ise, bu neden bulunarak tedavi edilmelidir. Eğer nedeni psikolojikse, tedaviye o yönden gidilmelidir.
Bağırsak asalakları: Bağırsak asalaklarının oluşturduğu hastalıklar ülkelere göre değişiklik gösterir. Oldukça yaygın bir hastalıktır. Tek yönlü beslenme ve pislik sonucu çocuklar­da ve yetişkinlerde çok sık rastlanır. Genellikle karın ağrısı, iştahsızlık, açlık, kusma, baş ağrısı gibi belirtilerle ortaya çı­kar. Kimi zaman kaşınma sonucu makat çevresinde çatlaklar oluşur. Dışkıda hem kendileri hem parçaları hem de yumur­taları bulunur.
Oksiyürler sarımsı beyaz renkli, 0,2-1 santim uzunlukta, dışkıyla dışarı atılabilen, iplik inceliğinde bağırsak asalakları­dır.

Bağırsaklarda bulunan oksiyür miktarı çok değişiktir. Ok­siyürler az miktarlarda görülebildikleri gibi zaman zaman kit­leler halinde de ortaya çıkabilirler. Hastalık, oksiyür yumurtalarıyla bulaşır. Yumurtalar, dişi oksiyürler tarafından makat çevresine bırakılırlar. Makatta kaşıntı olmaya başlar ve kaşın­tıyla tırnak aralarına giren yumurtalar ağız yoluyla tekrar ba­ğırsaklara ulaşır. Kız çocuklarında üreme organlarına kaçan oksiyürler akıntılara neden olurlar. Tedavinin bütün aile birey­lerine uygulanması gereklidir. En önemli konu ellerin temiz­liğidir. Dışkılamadan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır. Tır­naklar kesilmeli ve temiz tutulmalıdır. Çocuğun kaşınmasını engellemek için de önlemler alınmalıdır. Oksiyür, ilaçlarla yok edilir.

Askaritler, oksiyürlerden daha az rahatsız edici, ama da­ha tehlikeli, 15-40 santim uzunluğunda, solucana benzer incebağırsak asalaklarıdır. Dişi solucanların yumurtaları dışkıyla atı­lır. Hastalığın bulaşması insan gübresiyle gübrelenen sebzele­rin çiğ olarak yenmesiyle olur. Yumurtadan çıkan larvalar, ba­ğırsak çeperini deler, kan dolaşımına katılır ve akciğerlere kadar uzanarak iltihaplara neden olurlar. Askarit yumurtlamak için tekrar bağırsağa döner. Askaritler safrakesesine kadar ulaşırlarsa sarılık görülür. Ayrıca, yumaklar halinde toplana­rak bağırsak tıkanmalarına yol açabilirler. Bunda da temizli­ğe son derece önem verilmeli, sebzeler iyice yıkanmadan yen-memelidir. Askaritler de ilaçla yok edilirler.

Tenyalar 4-10 metre uzunlukta yassı solucanlardır. Tenya­ların, topluiğne başı büyüklüğünde başı vardır ve gövdesi bir­birine eklenmiş yassı parçalar halindedir. Tenyanın varlığı, bu parçaların koparak dışkıyla atılması üzerine ortaya çıkar. İn­sanın dışkı yoluyla attığı yumurtalar sığır, domuz gibi hay­vanlarda konaklar ve larvaları oluştururlar. Bulaşma çiğ etin yenmesiyle olur. Tenyalar, salgıladıkları zehirli maddeler­le organizmayı etkilerler. Tenyalı çocuklarda baş dönmesi, aç­lık duygusu, karın ağrısı, kusma ve ishal görülür. Tedavisi uy­gulanacak 5 günlük bir kürdür.

Cocuklarda Tik Kas Korelmesi

Küçük çocuk hastalıkları

Bebek birinci yaşını doldurduktan sonra ilk rastlanılan tehli­ke kaynaklan geride bırakılmış olur. Beslenme bozuklukları her bebek için ciddi bir durum yaratabilir. Fakat bu bozuk­luklar giderek önemlerini kaybederler ve yerlerini tipik çocuk hastalıklarına terk ederler. Çocuk büyüdükçe, diğer çocuklarla sosyal ilişkileri artacağı için bulaşıcı hastalıkların bulaşma eği­limi daha fazladır.
Hidrosefali: Beyin sıvısının oluşumu ile akıtılışı arasın­daki dengesizlikten doğar. Başta anormal miktarda sıvı bulu­nur. Hidrosefali doğmalık olabildiği gibi sonradan oluşabilir.

Doğmalık hidrosefalide yapay bir kapakla beyin içi sıvısının akışı sağlanabilir. Genellikle sonradan oluşan hidrosefalide, sı­vı yollarının bir tümörle tıkanmış olması olasılığı fazladır. Ki­mi zaman bir kaza ya da iltihaplanma durumu sonucunda da hidrosefali görülebilir. Doğmalık vakalarda kafa şeklinde açık­ça belirgin olan şekil değişikliği vardır. Durum düzeltilmediği takdirde şiddetli baş ağrılarına, görme ve işitme bozuklukla­rına, en sonunda da zekâ geriliğine ortam hazırlanmış olur. Genel olarak durumun düzeltilmesi ameliyatla mümkündür.

Kas körelmesi

Kalıtım temeli üzerine kurulu olarak ba­zen bebeklik çağında, fakat çoğunlukla küçük çocukluk çağın­da istemli hareket eden kaslarda bir körelme görülür. Çocuk­lar hareket etmekte güçlük çekerler ya da yardımsız hareket edemezler. Kasların bu durumunda çok ağır olarak bir ilerle­me görülür. Sonunda kaslar tamamen hareketsizleşir ve hiçbir işe yaramaz hale gelir. Solunum ya da idrar yollarında oluşa­bilecek bir hastalık sonucu ölüm kaçınılmaz olur. Günümüzde başarılı bir tedavi yöntemi yoktur.

Çocuklarda Tik

Belirgin bazı hareketlerin tekrarlanmasıdır ve spazm­la ilgili bir harekettir. Çok ender olarak öksürük ve burun çek­me gibi tiklere rastlanabilir. Heyecan halinde tik daha da ar­tar, ama uyku halindeyken belirgin değildir. Tik daha çok si­nirli ve baskı altında tutulmuş kişilerde görülür. Çocuklarda görülen tik genellikle ana babanın çok sert tutumundan doğ­maktadır. Bu nedenle çocuklara karşı biraz anlayışlı davran­mak ve onları şiddetle cezalandırmamak, korkutmamak ge­rekir.

Bebeklerde Fitik Bebek Fitigi

Bebeklerde Fıtık, Çocuklarda Fıtık

En sık görülen fıtık tipi, kasık fıtığıdır. Dolaylı ya da dolaysız olabilir. Dolaysız fıtıkta, karın duvarındaki zayıf bir noktadan öksürük, kabızlık nedeniyle ıkınma sonucu bağır­sağın bir bölümü dışarı fırlar. Çoğunlukla doğmalık olan do­laylı fıtıkta bağırsak parçası erbezi torbasına doğru uzantı ya­par. Bebeklerde çok sık görülen göbek fıtığı genellikle kendi­liğinden iyileşir. Geç iyileşen ya da mikroplanma sonucu il­tihaplanan göbek fıtığı mutlaka bir doktora gösterilmelidir. Çocuklarda görülen fıtık genellikle kendiliğinden kapanır. Bü­yük fıtıklarda ameliyat şarttır.

Yeni doğan bebekte hemolitik hastalığı (eritroblastoz)

Bu has­talık, anne ile fetüs arasındaki kan gurubu uyuşmazlıkları sonu­cu ortaya çıkar. Rh-negâtif tarafından üretilen lgG tipindeki izoantikorlar plasenta yoluyla fetal kan dolaşımına geçerler ve fetüsün alyuvarlarındaki belirli antijenlerle birleşirler. Böyle­ce, antikorlarla kaplı olan alyuvarların retiküloendotelyal sis­temde erken yıkılmaları hemolitik kansızlığa neden olur. Uyuş­mazlık genellikle Rh faktöründe ya da ABO sisteminde olur.

Vakaların çoğunluğu Rh sistemindedir. Rh uyuşmazlığına bağ­lı olan hemolitik hastalık genellikle ölümle sonuçlanır. Plasen­tada şişlik, fetüste ileri derecede kansızlık ve su toplama görü­lür. Doğumdan 24 saat sonra ağır sarılık başlar, karaciğer ve dalakta büyüme olur.
Gebenin Rh-negatif olduğu saptanır saptanmaz hemolitik hastalık dikkate alınır. Gebelik süresince testler yapılır ve fetüsteki antikor miktarı saptanır. Doğumun erken başlatılması, ana rahmindeyken fetüse kan nakli ya da doğumdan sonra be­bek kanının tümüyle değiştirilmesi bebeğin yaşama oranını yükselten faktörlerdir.

Mükovisidoz Nedir

Akrabalar arasındaki evlenmelerde çok sık görülen kalıtsal, başta pankreas olmak üzere dış salgı bezleri tarafından yapılan salgının bozulmasıyla ilgili bir hastalıktır. Pankreasta içi sıvı dolu bağdoku oluşumu vardır. Pankreasın sindirime yardımcı olan dış salgısı olmaz. Ayrıca, müköz doku salgıları da koyulaşmış ve bozulmuştur. Hastada genellikle sin­dirim bozukluğu nedeniyle kabızlık görülür. Bağırsak tıkan­maları, sindirim bozukluğu, zayıflama, büyüme bozuklukları, kronik solunum yolları ve akciğer iltihapları en belirgin yan etkilerdir. Hastalığın tedavisi oldukça güçtür. Pankreasın ye­tersiz ya da hiç salgı yapmaması halinde sindirimi kolaylaştı­rıcı enzimler dışarıdan verilir.

Yeni doğan bebeklerde görülen deri hastalıkları

Doğmalık eksik deri yapısı, kalıtsal hastalıklar, tümörler, bakteri, vi­rüs, organizma ve mantar hastalıkları, deri değişiklikleri, ka­barcık ve yumrular oluşturan hastalıkla, sivilceler, egzama, alerjik deri tahrişleri, kanamalar bebeklik ve çocukluk döne­minde görülen deri hastalıklarındandır.

Konak: Genellikle doğumdan iki ay kadar sonra bebeğin başında ortaya çıkan, konak adı verilen kabuklar oldukça ka­şıntılıdır. Konak, özel merhemlerle tedavi edilebilir.

Egzama yaraları: Bebeğin kalça bölgesinde, koltuk altlarında, boyun kıvrımlarında, kulakların arkasında, özellikle de­rinin kat yaptığı bölgelerde iltihaplı, ıslak kızartılar ortaya çıkar. Bu kısımların kuru tutulması ve sık sık pudralanması, su geçirmeyen lastik kilot kullanılmaması vakaların ağırlaş­masını önler ve tamamen geçirir.

Doğum lekesi ya da benleri: Çoğunlukla yeni doğmuş be­beklerle küçük çocuklarda görülen ve büyüme sırasında ufalarak kaybolan, kan damarları topluluğunun oluşturduğu za­rarsız oluşumlardır.

Deri iltihabı (dermatit): Bebeklik döneminde çok sık gö­rülür. Kan yoluyla ya da dışarıdan gelen mikropların deride çıbanlar ya da sivilceler oluşturmasıyla ortaya çıkan bir hasta­lıktır. Tedavi nedene yöneliktir. Her şeyden önce derinin te­mizliğine önem verilmesi gerekmektedir.

Deride oluşan küçük kabarcıklar: Deri üzerinde topluiğne başı kadar minik ya da mercimek büyüklüğünde kabarcıklar oluşur ve genellikle deri dokusunun fazlalığı olarak nitelendi­rilmektedir. Üst derinin kalınlaşması sırasında bazı yeni doğ­muş bebeklerde görülen darı tanesi büyüklüğündeki kabartı­ların ve çok kaşıntılı sivilcelerin nedeni yağ bezlerinin aşırı sal­gı yapması sonucudur.

Yumrular: Fındık büyüklüğünde olabilir ve deri dışına ta­şan doku fazlalığından başka bir şey değildir. Daha çok doku iltihaplanması ve derinin şişmesi sonucu görülür.

Çocuklarda Kaşıntılı sivilceler (Kurdeşen, Ürtiker): Gıdalara gösteri­len alerjik reaksiyon sonucu oluşur. Vücut bazı maddelere karşı aşırı derecede duyarlıdır. Böcek sokmaları da deride ka­şıntılı sivilcelerin oluşmasına neden olabilir.

Su toplamış küçük kabarcıklar: Deride mercimek büyük­lüğünde kabarcıklar oluşur ve içi su toplar. Su toplayan ka­barcığın çevresinde de kırmızı bir halka belirir. Böyle oluşum­lar deri döküntüsüne neden olan hastalıklarda görülür.

İltihaplı sivilceler: Deri üzerinde oluşan sivilcelerin içinde iltihap vardır ve kolaylıkla yayılma eğilimi gösterirler.

Bebeklerde İsilik: Genellikle idrardaki fazla amonyak nedeniyle bacak aralarında, apışlarda, üretim organları çevresinde ve kaba etlerde görülür. Kuru tutulmalı, pudralanmalı ve çocuğun bezleri kaynatılarak amonyaktan arındırılmalıdır.

Çocuklarda Kepek: Aşırı derecede keratin maddesinin birikimi sonucu çeşitli deri hastalıklarında görülebilir. Kepek, genellikle deri­nin başka bir duruma geçmesi ya da eski halini alması sırasın­da oluşur. Kızıl, egzama gibi hastalıklarda görülür. Deri pul pul kepek halinde dökülür. Genellikle bebeklerde çok sık gö­rülmektedir.

Kabuk: Doku sıvısının, kanın ya da iltihabın kuruması so­nucu yaranın üzerini örten kalın deri tabakasıdır. Genellikle yaranın tamamen iyileşmesinden sonra kendiliğinden düşer.

Deri hastalıklarının genel tedavisi: Tedavi genellikle has­talığın nedenine yönelik ve ilaç tedavisidir. Bulaşıcı hastalık­ların oluşturduğu deri döküntüleri herhangi bir tedaviye ge­rek göstermez. Özel durumlarda, derinin çok dikkatli tedavisi gerekebilir ve yalnızca bir doktor tarafından yapılması gerek­lidir.

Mongolizm Hastalığı Nedir (Bebeklerde Zeka Geriliği)

Zekâ geriliği ve vücutça birta­kım kusurlar gösteren doğmalık bir hastalıktır. Mongolizmde kromozom sayısında bir sapma söz konusudur. Çünkü 46, yani 23 çift kromozom yerine, 47 kromozom vardır. Yaklaşık ola­rak 500 çocuktan birinde mongolizme rastlamak mümkündür. Mongolizmin kalıtsal olması olasılığı da vardır. Ayrıca, genel­likle, yaşlı anadan doğan çocuklarda çok daha sık görülebil­mektedir.

Zeka Geriliği Belirtileri, Nasıl Anlaşılır: Yüz oval ve yassı olur, gözlerde Çinliler gibi çekiklik vardır. Başın önden görünümü yuvarlaktır, ama ço­ğu kez arka tarafı yassıdır. Parmaklar kısa ve küttür. Kulak kepçelerinde şekil bozuklukları görülebilir. Avuçların içi may­mun eline benzer, yani yatay çizgilerle doludur. Dil iri, burun kalkıktır ve birinci ayak parmağı ile ikinci ayak parmağı ara­sındaki açıklık normalden fazladır. Genellikle kas zayıflığı gö­rülebilir. Kalp bozukluklarına da rastlanabilir.

Bebeklerde Zeka Geriliği Süreci: Mongoloid çocukta zekâ geriliği görülür. Vücut di­renci az olduğu için bulaşıcı hastalıkları kolayca kapma eğili­mi gösterir. Bu nedenle de her zaman ölüm tehlikesiyle burun burunadır.

Tedavisi: Etkin bir yöntem yoktur. Mongoloid çocukların zaten ömürleri kısa olur. Mongoloid çocuklar arasında erişkin­liğe ulaşanları sayısı oldukça azdır.

Çocuklarda Raşitizm Hastalığı, Raşitizm Nedir

Güneş ışınlarının derideki bir ön vitamini D vi­taminine çevirdiği gerçektir. Bu nedenle güneş ışığından yok­sunluk ve gıdalarla alınan D vitamini eksikliği sonucunda or­taya çıkan bir D vitamini eksikliği hastalığıdır. Yeteri kadar D vitamini sağlayamayan bebeklerin raşitizm hastalığına ya­kalanma olasılığı daima vardır. Ayrıca, D vitamini eksikliği kal­siyum ve fosfor bileşiklerinin alışverişini de bozar. Böylece, çok çabuk büyüyüp gelişim gösteren bebeklerde kemik bozuk­lukları görülür. Tedavi edilmediği takdirde kemik giderek gü­cünü kaybeder ve erime olayları baş gösterir.

Raşitizm Belirtileri: Huzursuzluk, başın arkasında anormal terleme, uykuda düzensizlik, kas zayıflığı, ishal ve kansızlık görülür. Kemiklerde yumuşama olduğu için uzun kemiklerde çarpılma ve bacaklarda şekil bozukluğu olur.

Süreci: Kafatası kemiklerinde yumuşama görülür. Bıngıl­dak oldukça geç kapanır, göğüs kafesinde çöküklük olur. Gö­ğüs kafesindeki kemiklerin boğumlarında düğümlenmeler, el ve parmak eklemlerinde şişlikler başlar. Kalsiyum ve fosfor metabolizmasındaki bozuklukların doğurduğu nedenlerden ötürü ve D vitamini tedavisinden sonra belirebilen kramplar yan etkiler arasındadır.

Raşitizm Tedavisi ve Vitamin: Kimi zaman raşitizmin nedeni D vitamininin "ba­ğırsaklarda gerektiği gibi emilememesi sonucu ya da böbreklerdeki anormallikler sonucu görülebileceği için tedavi vaka­lara ve nedene göre değişir. Ancak genel olarak D vitamini ve­rilmeli ve çocuk bol bol güneşe çıkarılmalıdır.
Korunma: Önceleri çocuğu raşitizmden korumak için be­beklik döneminde D vitamini verilirdi. Ancak, günümüzde ço­cuğa unlu gıdalar yerine kalsiyum yönünden zengin süt ve tü­revleri verilmek suretiyle raşitizm önlenmektedir. Açık hava ve bol güneş raşitizmi önleyen en etkili ilaçtır; bunun hiçbir zaman unutulmaması gerekir.

Cocuklarda Beslenme Bozukluklari

Çocuklarda Beslenme bozuklukları

Beslenme bebek için son derece önemlidir. Hızlı büyüme ve organ gelişimine uygun bir bes­lenme gereklidir. Bebeğin tüm besin maddelerini gereken mik­tarlarda alması kadar, bunları kabul edip sindirmesi de önem­le üzerinde durulması gereken bir konudur. Hatalı besleme be­beğin sağlığını, uykusunu, aynı zamanda metabolizma gelişi­mini etkiler.
Organizmada oluşan herhangi bir bozukluk ya da hasta­lık, bağırsaklarla hiçbir ilişkisi olmasa bile, sindirim bozuk­luğuna yol açar. Mide-bağırsak kanalı hasta bebeklerin «ağız borusu» gibidir. Bu nedenle, bebeğin sindirim organlarına ge­rekli özen ve bakım gösterilmelidir.

Bebeklerde Beslenme Bozukluğu, nedenlerine göre üç grupta toplana­bilir:

1. Bebeğe verilen mamanın miktarına ve katkı maddeleri­nin cinsine bağlı beslenme kusurları.
2. Sindirim organlarının mikroplanmalar ya da çeşitli ze­hirlenmelerle etkilenmesine bağlı beslenme kusurları.
3. Bebeğin hastalıklara karşı dirençsizliğine bağlı beslen­me kusurları.
Pratikte bu üç gurubu birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Bebeğin hastalıklara karşı dirençsiz oluşu bulaşıcı hastalıkla­rın etkisini güçlendirir ve normal olarak iştahsızlık görülür, bebek gerekli gıdayı alamaz. Böyle durumlarda mutlaka bir doktor tedavisine gerek duyulur. Burada sözü edilecek olan yalnızca önemsiz beslenme sorunlarıdır.


Bebeğin hastalıklı durumunda, beslenmeye 12-24 saat ara verilmeli, bu arada yalnızca sakarinle tatlandırılmış açık çayla yetinmelidir. Yalnızca çayla ve süreli olarak beslenmesi ge­reken bebeklere çay, sık sık ve az miktarlarda verilmelidir. Be­beğin dışkısı kontrol edilmeli ve dışkının durumuna göre veri­len çay miktarı artırılmalıdır. Bebeğin yaşına ve durumuna gö­re havuç suyu ve elma rendesi de verilebilir.

Cocuk Egzamasi Siyah Melena Nedir

Çocuk egzaması

Egzama, bebeklik ve küçük çocukluk dö­neminde vücudun çeşitli yerlerinde oluşan deri tahrişleridir. Deride mikroplu sivilceler ve kabarcıkların oluşmasıyla orta­ya çıkar. Çok şiddetli kaşıntı olduğu için mikropların yayılma eğilimi vardır. Doğumdan sonraki ilk haftalarda yanaklarda, yüzde ve başın tam tepesinde kabuk gibi kepekler oluşur. Mik­ropların yayılması halinde yüksek ateş görülebilir. Tedavinin mutlaka bir doktor tarafından yapılması gerekir.

Siyah hastalık (melena nedir)

Yeni doğmuş bebekte görülen kanamalar çoğunlukla kan pıhtılaşmasının yetersizliği nedeniy­le oluşur. Kan pıhtılaşması kandaki trombosit miktarıyla öl­çülür. Pıhtılaşma düzeni yeni doğmuş bir bebekte bozulmuş olabilir ve bu nedenle de deride, derin dokularda ve iç organ­larda kanamalar görülebilir. Genellikle mide-bağırsak kana­lında görülen kanamalar halk arasında «Siyah hastalık» olarak tanımlanır.

Mide kapağında görülen daralma

Mide çıkışı, mide kapa­ğı kaslarının kalınlaşması ya da kasılması sonucu daralır. Mi­dede sindirilen yiyeceklerin ya hiç ya da çok azı incebağırsağa geçebilir. Bu hastalık özellikle kız çocuklarında ve genellikle doğumdan sonraki ilk üç ayda görülür. Hastalık normalde do­ğumdan 4-6 hafta sonra başlar. Şiddetli kusma olur ve kusmuk fışkırmalar halinde çıkar. İştah iyidir, hatta kusmadan hemen sonra bebek süt emmeye başlar. Bebek açlık çeker ve zayıflar. Dışkı az ve seyrektir. Daralma genellikle kramplar halinde gö­rüldüğünden kramp çözücü ilaçlar olumlu sonuçlar verir. Tuz ve su kaybı nedeniyle deride kuruluk ve sonuç olarak gıda alış­verişinde görülen yetersizlik yan etkiler arasında sayılır. Eğer mide kapak kaslarında bir kalınlaşma söz konusuysa ameliyat gereklidir.

Bebeklerde, Çocuklarda Göbek hastalıkları

Göbek kordonu iyi bakıldığı ve temiz korunduğu takdirde kısa sürede iyileşir. Yaklaşık olarak bir hafta içinde kendiliğinden kuruyarak düşer. Eğer göbek kor­donu kendiliğinden kuruyup düşmemişse, ikinci hafta içinde üzerinde bir kabuk oluşur ve iyileşir. Kimi zaman karın deri­sinin göbek kordonunun üzerine taştığı görülür (fırlak göbek). Kimi zaman da göbek derisi kordona kadar ulaşamaz. Bu tak­dirde çukur göbek oluşumu ortaya çıkar.

Bebek Göbek iltihapları

Göbek çok kolaylıkla mikrop kapabilir. İltihaplı göbekteki akıntı sarı, zeytinyağı kıvamında ve kokulu­dur. Göbekteki iltihap nedeniyle göbek çevresi kızarır. Yüksek ateş görülür. Tedavi edilmediği takdirde mikropların kan dola­şımına girerek kan zehirlenmesine yol açabileceği muhakkak­tır. Antibiyotiklerle ve doktor kontrolunda tedavi edilmelidir.


Göbek urları: Göbek kordonunun düşmesinden sonra, kor­donun düştüğü yerde bıraktığı yaranın üzerinde aşırı miktar­da doku oluşumu göbek urlarına neden olur. Genellikle bu do­ku oluşumu granülom adını alır. Bu ur kolayca iltihaplanabi­lir ve çoğu kez kanama yapar. Göbek uru bir doktor tarafın­dan gümüş nitratla yakılarak tedavi edilir.

Pamukçuk: Candida albicans adı verilen ve normalde sağ­lıklı kişilerin ağızlarında bulunan bir mantar türüdür. Süt çocuklarında beslenme yetersizliği nedeniyle oluşur. Başlangıç­ta noktacıklar halinde beliren beyaz lekecikler yayılarak birle­şirler ve beyaz bir tabaka oluştururlar. Bu tabakanın kazımakla temizlenmesine gidilmemelidir. Pamukçuk, aşağı solunum yol­larına yayılma tehlikesi bulunduğundan, hemen tedavi edilme­si gereken bir hastalıktır. Bu tür mantarlar için en etkin ilaç Mystatin'dir. Antibiyotiklerin kullanımı yanlıştır, çünkü anti­biyotikler ağızın diğer yararlı bakterileri koruma niteliğini or­tadan kaldırırlar. Aslında, mantarla birlikte ortaya çıkan asıl hastalığın iyileşmesi halinde pamukçuk kendiliğinden kaybo­lur.

Yeni doğan bebeğin beslenmesi

Yeni doğan bebek beslenmesi sorunu bakım sorunundan çok daha güçtür. Güçlüklerin iki nedeni olabilir. Birincisi, yutma ve emme yeteneklerinin tam gelişmemiş olma­sı; ikincisi, sindirim sistemlerinin güçsüzlüğüdür. Bu nedenle, erken doğan bebeğin emme, yutma ve sindirim yeteneklerin­den emin olmadıkça ağızdan beslenmesi sakıncalıdır.

Yenidoğan Bebeğe gıda olarak yalnızca şekerli su ve ana sütü verile­bilir. Besleme önce 5 ml.'lik sütle başlanır. Bu nedenle de erken doğan bebeklerin 24 saat içinde en az on iki kez beslenmesi gerekir. Bebek genellikle bir damlalık ya da burundan mi­deye yapılan sonda aracılığıyla beslenir. Çocuğun boğulmaması için sütün mutlaka damla damla verilmesi gerekir.


Bebek, vücut ağırlığının beşte biri kadar ağırlık kazanıncaya dek besin oranı giderek artırılır. Bu süre genellikle 12-14 gündür. Bebek 2500 gramı bulunca memeden beslenmeye baş­lanabilir. Uygulanacak diğer gıda rejimi bebeğin gelişimine gö­re düzenlenir. İyi bakılan prematüre bir bebek beşinci ayın içinde doğum kilosunun üç katına çıkabilir. Gelişim farklılığı kimi zaman üçüncü, kimi zaman beşinci ya da altıncı ay içinde tamamen kaybolur.

Erken Doğum Nedir, Erken Doğum Belirtileri ve Nedenleri

Gebelik süresi her zaman doğru hesaplanamadığı için bebeğin gelişim süresi ve durumu vücut ölçüleriy­le (kilo ve boy) saptanabilir. 2500 gramdan az ve 46 santim­den kısa bebekler «erken doğmuş (prematüre) bebek» olarak nitelendirilir. Kilosu 1000 gramdan az olan bebeklerin yaşama umudu pek azdır. 600 gram yaşama olasılığının en alt düzeyi­dir. 1200 gramdan itibaren yaşama şansı artar. 1500 gramın altında doğan bebekler, yalnızca çocuk kliniklerinde kontrol altında ve özel bakım sonucu yaşayabilirler.

Erken doğum: Ana rahmindeki sağlıklı bebeğin geliş­mesi tamamlanmadan doğmasına «erken doğum» adı ve­rilir. Bebeğin vücudu ile baş büyüklüğü arasında oransızlık vardır. Yağ kesecikleri hemen hemen yok gibidir. Vücut he­nüz tüylerle kaplıdır. El ve ayak tırnakları tamamen uzamış­tır. Kulak kepçeleri yumuşaktır. Üreme organları tam olarak gelişmemiştir. Erkek bebeklerde, erbezleri henüz torbalarının içine inmemiştir. Kızlarda vulva dış dudakları iç dudakları örtmemiştir.

Erken doğum sonrası bebeğin bakımı: Yeni doğan bebeklerin vü­cut ısı düzeni henüz yeterli derecede çalışamaz. Bundan başka, ısı kaybını önleyen yağ kesecikleri de henüz yoktur. Bu neden­le erken doğmuş bebeği ısıtma ve soğuktan koruma alınacak ilk önlemler arasındadır. Erken doğmuş bebekler için kuvöz adı verilen bebek çadırı vardır. Bebek kuvözde değişmez ısı, nemlilik, oksijen miktarı ayarlanmış ve sterilize edilmiş bir or­tamda yaşatılır. Kuvöz bebeklere hareket olanağı sağlar, aynı zamanda onları mikroplardan korur. Erken doğmuş bebekle­rin beslenmesi, bakımı, tedavisi ve hastalıklardan korunması özel bakım isteyen bir iştir. Erken doğmuş, bebek bu tehlike­leri (Erken Doğum Riski) atlattıktan sonra annenin bakımına verilebilir.

Çocukların Hastalıkları, Bebek Hastalıkları ve Korunma

Yeni doğan bebeklerde görülen hastalıklar


Bebek iki haftalık oluncaya kadar «yeni doğan bebek» olarak adlandırılır. Bu dönemde oluşabilecek hastalıklar üç grupta toplanır: Doğmalık kusurlu gelişim, doğum sırasında oluşan yaralanmalar ve yeni doğanda görülen hastalıklar. Sarılık ve göğüs bezlerindeki şişkinlik korkulacak hastalıklar arasında sayılmaz ve yaşamın ilk günlerinin özelliği olarak kabul edilir.

Mavi bebek (fallot tetralojisi)

Doğmalık olan bir kalp bo­zukluğudur. Sağ ve sol karıncıkları ayıran duvarda bir açıklık ve akciğer atardamarında daralma vardır. Böylece, kanı genel dolaşıma pompalayan sol kalpteki dirençle kanı akciğerlere pompalayan sağ kalpteki direnç arasında biraz fark olur. Bu nedenle, sağ kalpteki direnç azlığından ötürü kanın bir kısmı akciğerlere gideceğine kalbin sol bölümüne geçer. Sağ ve sol karıncıkları ayıran duvardaki açıklık ve akciğer atardamarın-daki daralma sonucu kalbin sağ karıncığı normalden fazla ge­lişmiştir ve aort sağ tarafa doğru yer değiştirmiştir.
Belirtileri: Yeni doğan bebek fazla hareket ettiği takdir­de morarır. El parmaklarının uçları şişer ve yuvarlaklaşır. Ço­cuk büyüdükçe solunum güçlüğü belirir.
Tedavi: Ameliyat.

Bebeklerde Yarık damak

Üstçene uzantılarının ağız tavanını yapmak üzere birleşmemesi halinde yarık damak oluşur. Yarık, yumu­şak ya da sert damakta olabilir. Konuşmayı öğrenmekte güç­lük oluşacağı için ameliyatın bebek iki yaşına gelmeden önce yapılması gereklidir.

Doğuştan Kalça Çıkığı, Çocuklarda Bebeklerde Kalça Çıkığı

Kalça eklemindeki doğmalık tek yönlü ya da iki yönlü yapı bozuklukları ya da sonradan gelişen kalça çıkıkları 1000 çocuktan ancak ikisinde görülmektedir. Kalça çıkıkları kız çocuklarında erkek çocuklara oranla daha çok ve sık görülür. Kalça çıkığı erken tedavi edilmezse ilerde yürüme bozukluklarına yol açar.
Belirtisi: Kalça eklemlerinin elle muayenesinde gıcırtılı bir ses alınır. Bir çıkık kuşkusu varsa röntgen çekilmelidir. Diz­kapağından bükülen bacağın üst bölümü normal açıklıkta dur­maz. Bacak hareketsizken dışa dönük durur. En önemlisi ba­cakların eşit uzunlukta olmayışıdır.
Tedavi: Gelişigüzel alçı tedavisi yapılmamalıdır. Mutlaka bir ortopedi uzmanının tedavisi öngörülmelidir.

Çarpık boyun

Köprücük kemiğinin iç ucuna ve göğüs ke­miğinin üstüne yapışan göğüs kemiği kasının, doğumda zede­lenmesi sonucu oluşur.
Belirtisi: Bebekte başın hep aynı tarafa eğik tutulması ve boynun bir tarafında sert bir çıkıntının hissedilmesiyle anla­şılır.
Tedavi: Erken tedavi gereklidir, çünkü zamanla kas kötü­ler ve bağdokusu oluşur. Bu evrede bağdokunun çıkarılması için ameliyat gerekir.

Çocuklarda Diğer Gelişim Bozuklukları

Bebeklerde gelişim bozukluğu; Beyin, omurga, sindirim siste­mi, idrar yolları, üreme organları ile deriyi de kapsamına alan birçok gelişim bozuklukları vardır. Çok ender olarak görülen bu bozukluklar ebeler ve doktorlar tarafından hemen fark edi­lir. İç organlarda olabilecek bozukluklar ise çoğunlukla be­beklik döneminden sonra görülen hastalık belirtileriyle orta­ya çıkar.

Kafatası hematomu

Kafatasının dış kemik zarı altında olan kanamalar, yan kafa kemiğinin üst tarafında ve tek yanlı olarak oluşur. Görülen şişlikler tavuk yumurtası büyüklüğündedir ve dokunulduğunda içinde sıvı varmış gibi bir duygu ve­rir. Zaman zaman iki taraflı ya da üst-art kafada da oluşabilen hematomlar doğumdan sonraki altıncı hafta içinde kaybolur. Hematomun iyileşmesi çok ender olarak uzun sürer ve şiş üze­rindeki kemik zarında kireçlenme görülür. Kireçlenen bölge önceleri düz bir görünümdeyken sonraları kafatasının gelişi­mine uyarak yuvarlaklasın
Kanamalar çok ender olarak kemik zarının dış tarafında ve kafa derisinin altında olabilir. Daha geniş bir bölgeye yayılabilme eğilimi gösteren bu tür kanamalar birkaç gün içinde kaybolur.

Doğum felçleri, Doğum felci

Felç yapabilen periferik (çevresel) sinirle­rin yıkımı, yüz ya da kol sinir ağlarında görülür. Merkez sinir sistemine ilişkin, çeşitli nedenlerle oluşan zedelenmeler üzerin­de durulmalı ve bu nedenler küçümsenmemelidir. Bu tür zede­lenmeler, beyin dokusunda ya da zarında (meninksler) kana­malara neden olabileceği için son derece tehlikeli olabilir.