Enjeksiyonun Yapılışı, Enjeksiyon Nasıl Yapılır?

Enjeksiyonlar çeşitli yollardan yapılabilir; en çok kullanılan yollar şunlardır:

1-Deri Altına
2- Adale yani Kas İçine
3- Damar İçine

Deri Altı Enjeksiyonu

Enjeksiyon Yöntemlerinden İlki Deri Altı Enjeksiyonu; Derialtına iğne yapmak için en uygun olan yer, üst kolun dış yüzü veya bacağın üst - dış kısmıdır. Bu yerlerden başka göğüste memenin üstünden veya ka­rın derisinden de iğne yapılabilir.

İğnenin yapılacağı yeri alkol ile iyice sildikten sonra, sol elin işaret ve başparmağı ile o kısmın der sini tutarak kaldırınız. Enjektörü tutunuz ve deriye süratle batırarak cilt altına doğru ilerleyi­niz, iğnenin herhangi bir damara girip girmediğini anlamak için pistonu biraz geri çekmelidir. Enjektöre kan gelmezse yavaş yavaş içeri ilaç veriniz. Şayet kan gelirse o zaman iğneyi biraz geriye çe­kip hemen yakınına ilacı vermek icabeder. İlaç bittik­ten sonra, alkollü pamukla iğnenin deriyi deldiği yeri bastırarak iğneyi süratle çekiniz. İğne yerini bu pa­mukla bir müddet ovmalıdır. Ovmak hem ağrıyı azal tır, hem de ilacın daha çabuk dağılmasını sağlar

Adale İçi Enjeksiyon

Adale içine enjeksiyon, en fazla kalçadan yapılır. Bundan başka baldır veya kol kaslarına da iğne ya­pılabilir ama sizler daima kalçadan yapınız.

Kalçadan iğne yapılacak en uygun yer şu şekilde tesbit edilir. İğne yapılacak şahsın kuyruk sokumun­dan sağ veya sol tarafa doğru ve omurgasına dik ola­rak bir çizgi çizilir. Bu çizginin ortasından dikine bir çizgi-baha çizilir. Kalçanın bir tarafı bu suretle dört kısma ayrılmış olur İğneyi bu kısımlardan üst ve dıştakine yapmalıdır. Çünkü kalçanın diğer taraflarında damarlar çok daha sıktır ve aynı zamanda büyük bir sinir olan siyatik sinir bulunur. Bazı ilaçlar ve yanlış yere yapılan enjeksiyonlar, bu önemli siniri harap ederek vücudun o tarafının felç olmasına sebep olur. Yukarıda tarif ettiğimiz yeri tespit ettikten sonra iğne yapacağınız kısmı alkol ile iyice siliniz.


Enjektöre 1 veya 2 numaralı yani 2-2,5 santimetre uzunluğundaki kas iğnesini takınız. Enjektörü kalem tutar gibi tutunuz ve en uzun parmağınızla iğnenin enjektöre giren kısmındaki kalın yerini tespit ediniz.

Bundan sonra enjektöre, kalçaya dik bir vazi­yet vermeli ve düğer elin baş ve işaret parmakları iğne yerinin derisini hafifçe gererek iğne bu mıntakaya ani olarak saplanmalıdır. İğnenin her­hangi bir damara isabet edip etmediğini anlamak için, ilacı vermeye başlamadan evvel pistonu hafifçe geriye çekmelidir. Şayet enjektöre kan gelecek olursa da­mara girilmiş demektir ki bu halde iğneyi biraz geri çekip başka bir istikamete doğru batırmalıdır. Enjek­töre kan gelmezse ilâcı yavaş yavaş vermeye başlayı­nız. Eğer vereceğimiz ilâcın miktarı çoksa; mesela 5 santimetre küp veya daha fazla ise o zaman pistonu zaman zaman geri çekmeliyiz ki ağrıyı azaltmış olalım. İlaç tamamen verildikten sonra iğnenin yapıldığı yeri alkollü pamukla biraz ovmak icabeder. Hasta şa­yet ağrı hissediyorsa bir müddet yatması, istirahat etmesi söylenmelidir.

Bazen ayakta veya oturarak da adale içine iğne yapmak mecburiyeti hâsıl olabilir. Hasta ayakta iken iğne yapacağınız yeri de evvelce tarif ettiğimiz şekilde tespit ederiz. Hastaya otururken iğne yapılacak ise o zaman iğneyi kalçanın taşan kısmının dış ve etli yerine yaparız.

Damar İçi Enjeksiyon

Damar içi enjeksiyonu, ilacı toplar damar yolu ile doğrudan doğruya dolaşım sistemine vermek için yapılır. Bu iş için kullanılacak enjektörün büyüklüğü ilacın miktarına göre değişir. İğne de 20 veya 22 numara olmalıdır.

Damar içi enjeksiyonları için en uygun yer, kolda dirseğin ön yüzündeki toplardamarlardır. Buradaki toplardamarların vaziyeti M harfine benzer. Bu M harfinin herhangi bir yeri iğne yapmak için uygundur.

Damar içine iğne yapmak için kolu dirseğin üst kısmından bir lastik boru ile yüzeysel olan toplardamarlar kapanacak, fakat derin olan atardamarlar kapanmayacak derecede sıkınız. Bundan sonra kolu germeli ve elden dirseğe doğru hafifçe masaj yapmalıdır. Bu hareketler sonucu toplardamarlar kabarır. Daha sonra dirseğin ön yüzünü alkollü pamukla iyice siliniz ve iğne yapacağınız damarı sol elinizin başparmağı ile kastırarak tespit ediniz. Parmağınızı 1-2 santimetre yukarısından iğneyi yatık bir halde batırınız. Pistonu geri çekerek enjektöre kan gelip gelmediğini kontrol ediniz.

Serum Nedir Serumlar

Serum Nedir, Serumlar

Serumlar; mikroplara karşı bağışık hale getirilen at, sı­ğır vs. gibi hayvanların kanından hazırlanır. Hastalık mik­roplarından hazırlanan Aşı, evvelâ Serum elde edilecek hayvanlara zerkedilir. Bu suretle aşılanan hayvanın kanın­da bu mikroplara karşı bol miktarda (Antikor) husule ge­lir. Bu şekilde hazırlanan hayvanın kanı alınarak Serum'u ayrılır ve insanlara bağışıklık vermek için kullanılır. Se­rumlar ile kazanılan bağışıklık uzun sürmediği için bu Serumlar daha ziyade hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Serumlar derialtından, adale içine veya icabında da mardan da yapılırlar.

Tetanoz, Difteri, Basilli Dizanteri, Gazlı Kangren, Şar­bon ve daha birçok hastalığa karşı Serumlar vardır.

Vücudumuzdaki Hormonlar, Hormon Nedir

Vücudumuzdaki (İç Salgı Bezleri) tarafından kana sal­gılanan kimyevî maddelere HORMON denir. Bunlar kanla birlikte başka organ ve dokulara taşınarak bu organ ve dokuların çalışmalarını düzenler. Hormonlar muhtelif sebeplerle vücutta kafi miktarda teşekkül etmeyecek olursa bazı hastalıklar meydana gelir. Bu hastalıkların tedavisi vücutta eksik olan hormonların vücuda verilmesi ile yapı­lır.
Mesela: Şeker hastalığı; Pankreas adlı bezin yeteri ka­dar (İnsülin) adlı hormonu salgılayamamasından olur. Bu­nun için bu hastalıkla vücuda Pankreas bezinin hormonu olan (İnsülin) yapılmalıdır.

Hormonların sayısı çok olduğu gibi, tesirleri de çok karışıktır. Hormon yetersizliklerinde kullanılmak üzere Hormonlar ayrı ayrı hazırlanıp, diğer ilâçlar gibi eczane­lerde satılmaktadır.

Antibiyotik Nedir, Antibiyotik Kullanımı

Sülfamitlerden sonra bulunan bu ilâçlar tedavi sahasın­da yeni bir devir açmıştır. Antibiyotikler Mantarlardan ve Bakterilerden elde edilirler.

En önemli Antibiyotik ilâçlar şunlardır:

Penisilin (Penicilline): Zatürre, Kızıl, Kıza­mık, Osteomiyelit, Kan çıbanı, Salgın Menenjit, Üreme or­ganları hastalıkları ve daha bir çok çeşitli hastalıklarda son derece tesirlidir.

Penisilin'in Yağlı ve Kristalize şekilleri vardır. Kristalize penisilin çabuk tesir eder; fakat tesiri uzun sürmez. Onun için üç saatle bir gibi kısa aralıklarla yapmak icabeder. Yağlı penisilinin ise tesiri daha geç görülür; fakat tesiri yirmi dört saat gibi uzun bir zaman devam eder.

Penisilin küçük şişeler içersinde toz halinde bulunur. Kullanılacağı zaman Serum Fizyolojik veya Distile su ile eritilerek adale içersine yapılır. Penisilinin dozu (Ünite-U.) üzerinden ayarlanmıştır. Meselâ: 400.000 — 800.000 ve l milyon U gibi. Penisilin'in ayrıca tabletleri, kapsülleri ve merhemleri de vardır.

Streptomisin (Streptomycin): Penisilinin tesir edemediği hastalıkların çoğuna Streptomisin tesir eder. Bilhassa (Tüberküloz basili) üzerine olan tesiri son derece önemlidir. Bu da Penisilin gibi küçük şişeler içer­sinde toz halinde bulunur. Dozu gram üzerinden ayarlanmıştır. Bir gramlık şişeleri vardır. Adale içine yapılır.

Antiseptik İlaclar Nedir

Antiseptik Nedir, Antiseptik İlaçlar

Bunlar mikropları öldüren ilaçlardır. Zehirli oldukları için vücudun dışından tatbik edilirler, içten katiyen alınmaz. Başlıca antiseptik ilaçlar (Alkol), (Tentürdiyot), (Potasyum permanganat), (Rivanol) vs. dir.

Antiseptik ilaçların bazıları ağız ve boğazdaki mikropları yok etmek için kullanılır ki bunlara Gargara İlaçları denir. Bu ilaçlar hiçbir roman yutulmazlar; ağız ve boğaz çalkalandıktan sonra tükürülürler.

İlaclarin Olculmesi (1g=1000mg)

İlaçların Ölçülmesi

Katı İlaçlar Katı ilaçların ölçülmesinde (Gram), (Santigram) ve (Miligram) ölçüleri kullanılır. Gram (g) ile santigram (cg.) ile, Miligram da (mg.) ile gösterilir.

1 g. = 100 cg.
1 cg. = 10 mg. yani:
1 g. = 1000 mg. dır.

Gramın onda biri olan (cg.) 1 ve binde biri olan (mg.)'ı yazarken ondalık kesir kullanılır.
Mesela:

10 cg.= (0,1) g.
1 cg. = (0,01) g.
1 mg. = (0,001) g. şeklinde yazılır.

Sıvı İlaçlar

Sıvı İlaçların ölçülmesinde (Santimetre küp) kullanılır ve (cc.) ile gösterilir. Bir santimetre küp; eni, boyu ve derinliği bir santimetre olan bir hacim demek tir. Ampul şeklindeki ilaçların ve yine zerketmek maksadıyla hazırlanan küçük şişelerdeki sıvı ilaçların miktarı santimetre küp ile ifade edilir yani (cc) ile gösterilir. Şişeler içinde bulunanlarda ilaç, enjektöre lüzumu kadar çekilerek kullanılır. Mesela: 1 cc, 2 cc. gibi.

Tentürler ve Solüsyonlar yani sulu mahlüller damla olarak verilirler. Mesela: 10 damla, 20 damla gibi.

Şuruplar ise kaşıkla verilirler. Kaşığın cinsinin ayrıca bildirilmesi lazımdır. Mesela çorbakaşığı, tatlı kaşığı veya kahve kaşığı gibi.

Aşağı yukarı: Bir çorba kaşığı: 15 cc, Bir tatlı kaşığı: 10 cc, Bir kahve kaşığı: 5 cc. şurup ihtiva eder.

Elimizde her zaman taksimatlı ölçü kabı bulunmadığından dolayı vereceğimiz ilâç miktarına göre bu kasıklardan birini tercih ederiz.

İlaç Bilgisi, İlaç Nedir

Hastalıkları tedavi etmek için kullanılan maddelere İlaç denir.
İlaçlar elde edildikleri yere göre üçe ayrılırlar:

1- Madenlerden elde edilen ilaçlar
2- Bitkilerden elde edilen ilaçlar
3- Hayvanlardan elde edilen ilaçlar.

Madensel menşeli ilaçlara (Kimyevi ilaçlar) da denir. Bunlar kimyevi maddelerden doğrudan doğ­ruyla yapılırlar. Mesela; (İngiliz tuzu), (Aspirin), (Sülfamitler) vs. gibi x

Bitkilerden elde edilen ilaçlar; bitkilerin köklerinden, çiçeklerinden yahut kabuklarından yapılırlar. Mesela; (Hintyağı), (Kinin), (Dijital) vs. gibi

Hayvansal menşeli ilaçlar ise; hayvanların veya insanların doku ve organlarından hazırlanırlar. Mesela: (İnsülin), (Karaciğer hülasası), (Aşılar) vs. gibi.

İlaç Şekilleri

Bütün ilaçlar genel olarak (Katı) veya (Sıvı) hal de bulunurlar.

Katı İlaç Şekilleri

1- Toz: Öğütülüp toz haline getirilerek kul anılan ilaçlardır.
2- Hap: Toz halindeki ilacın hamur haline getirilerek yuvarlak şekiller verilmesiyle yapılan ilaçlardır.
3- Kapsül: Jelatinden yapılmış bir muhafaza içinde bulunan ilaçlardır.
4- Tablet: Toz halindeki ilaçların küçük ve yassı yuvarlaklar şeklinde tazyik edilmesiyle yapılan ilaçlardır.
5- Draje: Tabletlerin üzerinin şeker ile kaplanmasıyla hazırlanan bir ilaç şeklidir.
6- Merhem: İlaçların Domuz
yağı, Vazelin veya diğer bazı yağlar içersine katılması ile hazırlanan ilaç şeklidir.
7- Fitil: İlaçların Kakao yağı veya Gliserin ile karıştırılarak hamur haline getirildikten sonra koni şeklinde hazırlanan ilaç şeklidir.

Sıvı İlaç Şekilleri

1- Tentür: Herhangi bir ilacın alkoldeki eriyiğidir. Yani ilacı alkol içinde eritmek suretiyle
hazırlanan bir ilaç şeklidir. Mesela: Tentürdiyot, İyodun alkol içindeki eriyiğidir.
2- Sulu Mahlüller ( Solüsyonlar): İlacın suda eritilmiş şeklidir.
3- Şurup: İlacın koyu şekerli suda eritilmiş şeklidir.
4- Ampul: Ampul adı verilen kapalı cam bir muhafaza içersinde saklanan steril ve sıvı halde olan bir ilaç şeklidir.

İlacın Verilme Yolları

İlaçların şekilleri ayrı olduğu gibi, vücuda verilme yolları da ayrı ayrıdır. İlacın verilme yolu deyince o ilacın vücuda hangi yoldan verilmesi lazım geldiğini ve verildiğini anlarız. Bu yol, ilacın verilmesindeki maksada, ilacın şekline ve verilme şartlarına göre değişir.
İlaçlar vücuda başlıca iki ayrı yoldan verilirler:

1- Dıştan veriliş,
2- İçten veriliş.

Dıştan Veriliş

Dıştan tatbik edilen ilaçlar, tatbik edildikleri deri bölgesine, bazen de derialtı dokularına tesir ederler. Dıştan tatbik edilmek suretiyle kullanılan ilaç şekilleri şunlardır:

1- Sulu Mahlüller (Solüsyonlar): Solüsyonlar, içlerinde bulunan ilaçların tesir
tarzlarına göre mikroplun öldürücü yani dezenfektan, temizleyici veya tahriş edici olarak kullanılırlar. Mesela: Ağzı çalkalamak, gargara yapmak veya yaraları
yıkayıp temizlemek maksadıyla.

2- Merhemler: Merhemler vücut üzerine tatbik edildikleri zaman vücut sıcaklığında erirler. Merhemin içindeki ilaç uzun bir müddet deri ile temas halinde kalır ve deriden
emilerek tesir eder. Merhemler hiçbir zaman akıntılı yaralara sürülmemelidirler. Çünkü sürüldükleri takdirde yaranın akıntısına mani olurlar.

İçten Veriliş

İlaçlar içten birçok yollarla vücuda verilirler. İç ten verilen ilaçların çoğu kana karıştıktan sonra bütün vücuda veya bir kısım organlara tesir ederler; ilaçların bu tesirleri; ilacın verilme yollarına, cinsine ve miktarına göre değişir.

İlaçlar içten en çok şu yolarla verilirler:

1- Ağız yolu:
Sıvı ve katı ilaçların pek çoğu ağız yolu ile veri lirler. ilacı ağız yolu ile kullanmak pek kolaydır. Çünkü hem hasta ağrı duymaz, hem de ilacı vermek için özel bir alete ihtiyaç yoktur. İcabında ilacı hasta kendisi dahi alabilir. Alınan ilaç sindirim sisteminden inilerek kana karışır.
Ağız yolu ile ençok kullanılan ilaç şekilleri şunlardır: (Kapsül), (Tablet), (Draje), (Hap) , (Şurup), (Tentür) vs.

2- Solunum Yolu:
Bazı ilaçlar vücuda solunum yolu ile verilirler. Bu şekilde verilen ilaçların, bazıları Soluk borusu ve Bronşlar üzerine tesir ederler. Bazıları da Akciğerlerden emilerek kana karışırlar ve bütün vücuda tesir ederler. Solunum yollarına tesir etmesi arzu edilen ilaçlar su da eritilerek kaynatılırlar. İlaç verilecek olan şahıs, ilaç kaynarken onun yanına oturtulur ve başından aşağı bir örtü örtülerek ilaçtan çıkan buğuyu teneffüs eder.

Solunum yolu ile en çok solunum yollarını temizleyici ilaçlar ve (Eter), (Kloroform), (Azot protoksit) gibi Narkotik ilaçlar yani Bayıltıcı ilaçlar verilir.

3- Zerk Yolu:
İlaçlar zerketmek suretiyle de kullanılırlar. Burada ise kısaca; zerkedilecek ilaçların steril olarak hazırlanmış ampul veya şişeler içersinde bulunduklarını ve bu ilaçların vücuda (Enjektör) adlı aletle, yerine göre derialtından, adale içine veya damardan zerkedildiklerini söyleyelim.

4- Rektum Yolu:
Ağız yolu ile ilaçların verilmesi mahzurlu veya im kansız olduğu hallerde bu ilaçlar rektum yolu ile verilir ve bardaklardan kana karışarak bütün vücuda tesir ederler.
Rektum yolu ile ilaçlar iki tarzda verilir:

a- Lavman Suretiyle: Verilecek ilaç sıvı hale getirildikten sonra İrrigatör denilen aletle Rektuma sevkedilir. Bu ilacın emilmesi ve kana karışma sı rektum yoluyla olur.
Bazı lavmanlar bağırsakları boşaltmak suretiyle tesir eder ki bu çeşit lavmanın emilmesi ve kana karışması mevzubahis değildir.

b- Fitil: Fitiller, ilacın Kakao yağı gibi zararsız maddeler ile karıştırılarak koni biçimine sokulan ilaç şekilleridir.

Fitillerin bir de kadınlarda Vajen yolundan tatbik edilmek üzere hazırlanan şekilleri vardır ki bunlara da Ovul denir ve küçük zeytin tanesi biçimindedirler. Gerek fitiller, gerekse ovüller oda sıcaklığında katı halde oldukları halde Makat veya Vajene sokulunca vücut hararetinde erirler ve içlerinde bulunan ilaç Rektum veya vajeni kaplayan zardan emilerek kana karışır.

Olum Halindeki Hastalarin Bakimi

Ölüm Halindeki Hastaların Bakımı

Ölüm halinde bulunan yani can çekişen bir has­taya karşı son meslek ve insani vazifenizi hakkıyla yapabilmeniz için, soğukkanlı olunuz ve hiçbir zaman telaş anmayınız. Hastayı mümkünse ayrı bir odaya naklediniz, Mümkün olmadığı takdirde, yatağının et rafını bir paravana ile çevirerek diğer hastalar tarafından görülmemesini sağlayınız. Hastanın gerek yatağını ve gerekse kendisini temiz tutmaya son derece önem veriniz. Hastayı rahat bir şekilde yatırınız. Ağzını ve dudaklarını Antiseptik bir mahlüle batırılmış pamukla sık sık siliniz.

Dudakları çatlamışsa yağlı bir krem veya Vazelinle yağlayınız. Hastanın sıhhi durumunda herhangi bir değişiklik olursa derhal dok tora haber veriniz ve hastanın son nefesini bir doktor nezaretinde vermesini sağlayınız.

Hastanız öldüğü takdirde hiç telaşlanmayınız ve hastanın öldüğünü diğer hastalara hissettirmemeye gayret ediniz, Doktor ölüm raporunu vermeden evvel cesedi katiyen yerinden kaldırmayınız.

Ölünün kollarını yan tarafa uzatınız ve bacaklarını da birbirine yaklaştırarak cesedi temiz bir yatak çarşafına sarınız. Hastanın yanında şayet kıymetli eşyası varsa bu eşyalar için tutanak tutulmadan evvel başka bir yere kaldırmayınız. Bütün bu işleri yaparken, diğer hastalarla, da alakadar olunuz ve hiçbir şey olma­mış gibi hareket ediniz, ölünün akrabalarına ve yakınlarına karşı anlayışlı olunuz ve onların acılarını paylaşınız

Balgam Kusmuk İdrar Numunesi

Laboratuar Muayeneleri İçin Numune Almak

Hastalıkların teşhisinde, laboratuar muayenelerinin büyük değeri vardır. Aynı zamanda hastalığın seyri ve yapılacak tedavi hakkında da laboratuar muayeneleri bize esaslı bilgiler verir. Bu bakımdan laboratuar muayenesi için hastadan numune almak hasta bakımı işinde önemli bir yer işgal eder.

Laboratuar muayenesi için alınan numuneler, bu maksatla hazırlanmış olan özel kaplar içine konur. Bu kapların gayet temiz olması lazımdır. Ancak steril numune almak icabettiğinde steril kaplar kullanılmalıdır. Steril numune demek, içersine dışardan başka mikroplar karışmamış numune demektir. Yoksa steril numunede pek tabii olarak hastaya ait mikroplar bulunabilir. Numune özel kaplara konduktan sonra üzeri etiketlenir ve hastanın adı, koğuş numarası hangi serviste yattığı ve numunenin cinsi yazılarak bir yazı ile birlikte muayenesi için derhal laboratuara gönderilir.

Balgam Numunesi Almak

Balgam, Akciğerin Bronşlarında meydana gelen ve öksürük ile dışarı atılan bir maddedir. Akciğer ve Bronş hastalıklarında, balgam muayenesinin çok büyük önemi vardır. Balgam numunesi almak için has taya evvela ağzındaki tükürüğü toplayıp tükürmesi söylenir. Sonra başta öksürtülerek çıkan balgamı, küçük steril bir kavanoza tükürtülür. Kavanozun ağzı steril bir gazlı bezle kapatılmalıdır. Bu numune etiketlenir ve bir yazı ile birlikte muayenesi için laboratuara gönderilir.

Kusmuk Numunesi Almak

Kusmuk, hastanın içine kusmuş olduğu kaptan alınarak geniş ağızlı bir kavanoza konur, ağzı kapatılır ve muayenesi için laboratuara gönderilir.

İdrar Numunesi Almak

İdrar, doğrudan doğruya idrar şişesine alınır. Şa yet hasta yataktan kalkamıyorsa, yatağı kirletmemek için idrar önce temiz bir ördek küvet içersine toplanır ve sonra idrar şişesine dökülür. Alınan idrar en az 120 santimetre küp olmalıdır.
Alınacak idrar numunesinin steril olması isteniyorsa, hastaya; sonda tatbik etmek suretiyle idrar doğrudan doğruya mesaneden alınmalı ve steril şişelerde toplanmalıdır. Steril numunelerin hiç bekletilmeden derhal laboratuara gönderilmesi şarttır. 24 saatlik idrar numunesi almak için büyük kavanozlar kullanılır ve idrar almaya başlanılan saat doğru ve tam olarak kaydedilir.

Gaita (Dışkı) Numunesi Almak Gaita muayenesi, bilhassa Bağırsak hastalıklarının teşhisi için çok lüzumludur. Bağırsak parazitleri ve bunların yumurtalarını aramak için hastanın lazımlığından bir parça gaita almak kafidir. Alınan bu Gaita numunesi bu maksat için hazırlanan mukavva kutulara veya Gaita numune tüplerine konarak etiketlenir ve muayenesi için laboratuara gönderilir.

Lavman Cesitleri - Lavman Uygulama

Lavman Nedir, Lavman Uygulama

Lavman, herhangi bir sıvıyı makat yolu ile kalın bağırsaklara sevketmek demektir. Uygun bir şekilde yapılan lavman, hastanın yalnız iyileşmesine yardım etmekle kalmaz, aynı zamanda hastaya ferahlık verir ve onu rahat ettirir.

Lavman yaparken bize lazım olacak malzemeler şunlardır:

1- İrrigatör,
2- İrrigatöre takılacak olan las­tik boru,
3- Lastik borunun ucuna takmak için ir­rigatör kanülü,
4- Kanülü yağlamak için biraz yağ veya Vazelin,
5- Muşamba ve bu muşambayı ört­mek için bir bez,
6- Lâzımlık ve lâzımlık örtüsü,
7- Tuvalet kağıdı.

İrrigatör, lavman yapmak için kullanılan çok basit bir alettir. Lavman sıvısını koymaya mahsus kavanoz biçiminde bir kap ile bu kaba bağlı bir lastik boru ve bu lastik borunun ucuna takılmış olan bir kanülden ibarettir. Lüzumu halinde lavman sıvısının akışını kesmek için bir de musluğu yahut kıskacı vardır, irrigatörün kap kısmı camdan, metal­den veya emaye çinkodan yapılmıştır. Cam olanlar mahfaza içinde bulunurlar.

Lavman'ın Yapılışı, Lavman Yapma

İrrigatör kabının içersine konacak suyun mikta­rı ortalama olarak 250-500 gram ve bu suyun sıcak­lığı da vücut hararetinde olmalıdır. Lavman günün her saatinde yapılabilirse de acil vakalar müstesna, yemeklerden 2-3 saat kadar sonra yapılması daha uygundur. Lavman yapmadan evvel, Mesanenin bo­şaltılması için hastaya idrar etmesi söylenir.

Yukarda saydığımız lüzumlu malzemeyi bir tep­si içersine koyarak hastanın yatağı yanına götürünüz. Eğer hasta koğuşta ise, etrafını bir perde ile çe­virerek başkaları tarafından görülmemesine dikkat ediniz. Yatağı korumak için muşambayı ve muşam­ba örtüşünü yatağa yayınız. Sonra hastayı, bir bacağı dizden bükülmüş ve yukarıya kanuna kadar çekilmiş olduğu halde büktüğü bacağın aksi tarafına yatı­rınız. Lastik boru ile kanül İrrigatöre takıl­dıktan sonra vücut hararetinde olan Lavman sıvısını irrigatöre dökünüz. Hastaya ağzından soluk almasını ve karın kaslarını gevşek bırakmasını söyleyiniz. Lastik borudaki havayı boşaltmak için, kanülün mus­luğunu açınız ve bir miktar sıvıyı akıtınız. Kanül iyice yağlandıktan sonra, dikkatli olarak çevrilmek suretiyle hastanın makatından on santimetre kadar sokunuz.

Kanülün bağırsağı yırtmaması için, kanül içeri hafif ve yumuşak hareketlerle sokulmalıdır. Kanül, mevkiine iyice sevk edildikten sonra, lastik biru üzerindeki kıskaç veya lastik boru nihayetindeki musluk açılır ve bu suretle Lavman sıvısı makata akar. Sıvının içeriye süratle akmasına hiçbir zaman müsa­ade etmeyiniz. Bunun içinde irrigatörü hastanın kal­çaları hizasından 50 santimetreden daha yukarı kal­dırmayınız. Sıvının süratle verilmesi halinde bağırsaklar gerilir ve bu da hastaya sıkıntı verir. Eğer has­ta rahatsız olduğunu söylerse kanülün musluğunu veya kıskacını hemen kapayınız ve 5-10 saniye kadar bekledikten sonra tekrar; fakat daha yavaş ola­rak işinize devam ediniz.

İstenilen miktardaki sıvı içeri verildikten sonra, musluğu kapatarak kanülü yavaşça çıkarınız. Kanülün kirli olan ucunu tuvalet kâğıdı ile sarınız. Veri­len Lavman sıvısının mümkün olduğu kadar uzun bir müddet içerde kalmasını sağlamak için hastayı bir müddet yan yatar vaziyette bırakınız ve makadını sıkmasını söyleyiniz. Sonra şahsı arkaüstü çevirerek altına lazımlık koyunuz. Şahıs eğer ağır hasta değil­se, bağırsaklarını boşaltabilmesi için kendisini çevire­rek kalçalarını tuvalet kâğıdı ile iyice temizleyiniz. Sonra ellerini yıkaması için sıcak su getiriniz. Ken­disini temiz ve rahat bir vaziyette bırakarak terk ediniz.

Hastanın lazımlığındaki dışkısını muayene ediniz ve gayrıtabii birşey görürseniz derhal doktora haber veriniz. Lavmanın yapıldığı vakti, Lavmanın çeşidini ve neticesini kaydetmeyi unutmayınız.

Lavman Çeşitleri

Lavmanlar çeşitli maksatlarla yapılırlar ki en önemlileri şunlardır;

1- Temizleyici ve Boşaltıcı lavmanlar,
2- Tedavi edici lavmanlar,
3- Besleyici lavmanlar.

Temizleyici ve Boşaltıcı Lavmanlar

Temizleyici ve Boşaltıcı lavmanlar, hastanın büyük abdeste çıkamadığı veya bağırsaklarının gaza aşırı de­recede dolgun ve gergin olduğu hallerde yapılır. Aynı zamanda, ameliyatlardan ve doğumdan önce de böyle bir lavman yaparak hastanın bağırsaklarını boşaltmak lazımdır.

1- Temizleyici lavmanlarda en çok (Sabunlu su) kullanılır. Bunun için suya rendelenmiş biraz adi sabun ilave edilir ve köpürtülür.
Bundan başka (Adi su) veya 2500 gram suya bir çay kaşığı (Bikarbonat do sud) ilave edilmiş (Karbonatlı su) yahut 250 gram suya bir cay kaşığı tuz ilave edilmiş (Tuzlu su) da bu maksat için kullanılır.

Önce su temiz bir kapta kaynatılır. Sonra üzeri bir tülbentle örtülerek soğumağa bırakılır. Bundan, sonra içersine rendelenmiş sabun veya Karbonat ve yahut tuz, ilâve edilir.

2- Bağırsaklardaki gazı çıkartmak maksadıyla yapılan lavmanlarda, 500 gram lavman sıvısına ya iki çorba kaşığı (Gliserin) veya (20 gram Magnezyum sülfat) ilave edilir. Gliserin ve Magnezyum sülfat, bağır sakları tembih etmek Suretiyle bağırsak hareketlerini
arttırırlar.

3- Bağırsaklardaki dışkının yumuşatılması ve dışarı çıkarılması için (Yağlı Lavmanlar) yapılır. Bu maksatla ekseriya 100 - 150 santimetre küp (Pamuk yağı) kullanılır. İcab ederse Yağlı lavman akşamdan yapılır ve yağ sabaha kadar hastanın bağırsaklarında kalarak dışkıyı yumuşatır. Ertesi sabah da Boşaltıcı bir lavman yapılarak yumuşayan dışkı kolaylıkla çıkarılır.

Tedavi edici Lavmanlar

Tedavi maksadıyla yapılan lavman sıvıları içinde ilaç bulunur. Bu ilaçlı lavmanlar, ekseriye müsekkin yani teskin edici olarak ve bağırsakları tedavi maksadıyla yapılırlar. İlaçlı lavmanların, ilacın emilip tesir edebilmesi için enaz bir saat kadar bağırsaklarda tutulması icabeder. Bu bakımdan ilaçlı lavmanları yaparken şu noktalara dikkat etmelidir:

Eğer hasta son sekiz saat içinde büyük abdeste çıkmamışsa, ilaçlı lavmandan önce bir Boşaltıcı lavmanı yaparak bağırsaklarını temizleyiniz. Bundan sonra, barsak hareketlerinin yavaşlaması için bir saat kadar bekleyiniz. Aksi halde yapacağınız ilaçlı lavman içerde tutulamaz, dışarı atılır.

ilaçlı lavman sıvıları, bağırsaklara gayet yavaş ola­rak verilmelidir. Aksi halde bağırsak hareketleri artar ve lavman sıvısının çabucak dışarı çıkmasına sebep olur.

İlaçlı lavmanlar için 100-200 Santimetreküp gibi az miktarda sıvı kullanılır. Bağırsaklara fazla miktarda sıvı verilecek olursa, bağırsak duvarları gerilir ki bu da bağırsak hareketlerini arttırır.

Besleyici Lavmanlar

Bazı hallerde hastayı makat yolu ile beslemek icabeder. Bu takdirde ya sindirilmiş ve emilmeye ha zır olan besinler veyahut sindirim özsuları ile karıştırılmış besin maddeleri lavman şeklinde verilir. Besleyici lavmanlardaki besin maddelerinin emilebilmesi için, İlaçlı lavmanlarda olduğu gibi bunların da bağırsaklarda en az bir saat tutulması lazımdır. Bu sebepten Besleyici lavmanları yaparken de ilaçlı lavmanlarda söylediğimiz hususlara dikkat edilmelidir.

Besleyici lavman olarak şu tertipler kullanılabilir: 50 gram etsuyu ve 50 gram süt içerene 50 gram Pepton ve bir yumurtanın sarısı ile ilave edilir. Veya 125 gramı etsuyu içersine 1-2 gram salep ve bir yumurta sarısı konur. Zayıflık hallerinde 150-200 gram kadar kırmızı şarap makattan verilebilir.

Sonda Nedir Sonda Takilmasi

Sonda Nedir, Sonda Takılması

Sonda tatbiki deyince, idrar torbasını yani Mesaneyi boşaltmak veya Mesane'ye ilâç vermek maksadıyla dış idrar yolundan Mesaneye bir boru sokmak anlaşılır. Mesanenin mikroplanarak iltihaplanması­na mâni olabilmek için, bu işi yaparken herşeyin ste­ril yani mikropsuz olması şarttır.

İdrar sondalarının kauçuktan, ipekten veya madenden yapılmış olanları vardır. Kauçuk ve ipek sondalar yumuşak, maden sondalar ise serttirler. Ençok kauçuktan yapılmış sondalar kullanılmaktadır. Madeni sondalar, kauçuk sondalar ile Mesanesi boşaltılamayan hasta ara, bu işin ehli olan kimseler tarafından tatbik edilmelidir. Sondalar numaralı o lup, bu numaralara göre çapları büyür veya küçü­lür. Yetişkin bir şahıs için kullanılacak kauçuk son­daların numarası 16 yahut 18 olmalıdır.

Mesaneye sonda tatbik ederken bize lâzım olacak malzemeler şunlardır :

1 — Muşamba,
2 — Steril havlu,
3 — İçinde pamuk tampon ve sabunlu su bulunan steril bir kap,
4 —İçinde pamuk tampon ve Asitborikli su bulunan steril bir kap,
5 — Sondaları ve Penisin yani Kamışın ucunu kayganlaştırmak için Vazelin,
6 — Birkaç tane steril pens,
7 — İdrar almak için küçük bir kü­vet,
8 — İki veya daha fazla steril İdrar sondası.

Sondanın Tatbiki

Sondanın tatbikine başlamadan evvel elleri sı­cak su, sabun ve fırça ile en aşağı beş dakika fırçala­yıp yıkamalıdır. Hastayı, bacakları açık olarak sırtüs­tü yatırmalı ve dilerini de başının altına koyması söylenmelidir. Yatağın kirlenmesini önlemek için hastanın kalçaları altına muşamba yaymalı ve bunun üzerine de bir bez veya gazete kağıdı sermelidir. idrar küvetini hastanın bacakları arasına koymalı ve steril havluyu da, idrar küvetini kapatmayacak şekilde, hastanın bacakları üzerine yaymalıdır. Sonra sol eliniz ile Penis'i yani Kamışı kaldırarak, baş ve işaret parmaklarınızla başının biraz gerisinden tutu­nuz. Penisin başını evvela sabunlu suya batırılmış pamukla siliniz, sonra da Asitborikli su ve pamukla yıkayarak sabununu akıtınız.

Bu iş tamamlandıktan sonra steril havlu Penisin altına çekilmeli ve Penisin başı, steril havlunun üze­rine bırakılmalıdır. Sondanın kayarak girmesini sağ­lamak için Penisin ucunu ve steril sondayı Vazelin ile yağlamak icabeder. Artık sondayı tatbik etmeye
hazırız demektir.

Penis'i sol elinizle daha evvel söylediğimiz şekil­de tutunuz. Sondayı da sağ elle ve steril bir pensle ucuna yakın bir yerinden tutarak Penis'e yaklaştırınız. Pens kullanmak tercih edilmediği takdirde pens yerine steril eldiven kullanabilirsiniz. Sonra sondayı Penisin ucundaki delikten yavaş yavaş iterek içeri so­kunuz. Bu işi yaparken sol elinizle Penisi sıkmamaya gayret ediniz. Sonda Mesaneye girerken bazen bir zorlukla karşılaşabilirsiniz. Bu tıkanıklığa sebep, Mesaneye açılan deliğin çevresinde bulunan halkavi kasın deliği sımsıkı bir şekilde kapalı tutmasıdır. Bu takdirde sonda birkaç saniye devamlı, fakat hafif bir şekilde itilirse halkayı kas gevşer ve sonda Mesaneye kolayca girer. Sonda Mesaneye girince ucundan id­rar gelmeğe baslar.

Mesane boşalınca, sondayı sağ elle sıkarak kapatmalı ve yavaşça çekerek çıkartmalıdır. Sondayı çı­karırken, içinde kalan idrarı yere dökmemek için Pe­nisin, ucu altına bir parça gazbezi tutmak lâzımdır, Sonra temiz bir gazlıbezle Penis silinir.

Bazen steril idrar numunesi almak icabedebilir.

Mesanenin Yıkanması

Mesanenin yıkanması işine (Mesane lavajı) da de­nir. Mesaneyi yıkamak için 100 santimetre küplük şırıngalar veya irrigatörler kullanılır. Evvela yukarda anlatıldığı şekilde sonda tatbik ederek Mesane boşaltılır. Sonra yıkama sıvısı, büyük bir şırınga veya irrigatör ile Mesaneye verilir ve sıvının hemen sonda dan geri gelerek dışarı akması sağlanır. Bu şekilde Me­sane birkaç defa doldurulup boşaltılmak suretiyle yı­kanır. Bu mesane yıkama işi de Sonda tatbikinde ol­duğu gibi bitirilir.

Bazı mesane hastalıklarında, Mesaneye ilaçlı sıvı sevkedilır. Bunun yapılışı da ayni Mesane lavajında olduğu gibidir. Yalnız burada ilaçlı sıvıyı bir müd­det Mesanede bekletmek lazımdır. Bunun için lüzum­lu miktardaki sıvıyı Mesaneye doldurduktan sonra, sıvının tekrar dışarı akmamasına dikkat ederek son­dayı sağ el ile çıkarmalıdır.

Mide Yıkama - Mide Yikanmasi

Mide Yıkama, Mide Yıkanması

Mide yıkanmasının yapıldığı haller oldukça çok­tur:

1- Zehirlenmelerde: Bilhassa sindirim yolundan zehirlenmelerde hemen ilk yapılacak iş midenin yıkanmasıdır. Hasta koma halinde dahi olsa bu iş mutlaka yapılmalıdır.

2- Müzmin Mide İltihabı: Burada tedavi maksadıyla mide yıkanır.

3- Mide Genişlemesi: Midede bulunan katı, sı­vı ve gaz halindeki maddelerin mideden çok zor ve geç boşalması veya midede kokuşmanın meydana gel­mesi mideyi mekanik olarak genişletir- Gerek bu gibi hallerde; gerekse midede herhangi bir sebeple çoğa­lan asit miktarını azaltmak veya mide duvarının çalışmasını arttırmak için yapılacak iş, mideyi yıkamaktır.

4- Ameliyatlar'dan bir gün sonra, mi­de muhteviyatı boşalmamışsa bir sonda ile mideyi boşaltıp yıkamak lazımdır.

5- Devamlı Kusmalar'da da mide yıkanmalıdır.
Midenin boşaltılması ve yıkanması için yumu­şak ve bükülebilen, takriben 1,5 metre uzunluğunda Ve 8-12 milimetre çapında kauçuktan tüpler veya borular kullanılır. Boruların etrafı oldukça dayanıklı olduğundan biraz kıvrılsa bile borunun içi kapanmaz. Borunun mideye sokulan ucunun hem nihaye­tinde, hem de yan tarafında delikler vardır. Dışarda kalan ucunda ise huni şeklinde bir kap bulunur. Tüpün mideye sokulan ucundan itibaren 50 santimet­relik yerince bir işaret vardır ki bu işaret dişler hi­zasına gelince tübün ucunun midede olduğu anlaşılır.

Mide yıkanmasında yukarıda bahsettiğimiz Mi de tübünden hariç bir kovaya, bir muşambaya, bir iki tane el havlusuna ve 1-5 litre kadar da tık suya ihtiyacımız vardır.

Midenin Yıkanma Tarzı

Zeki ve kabiliyetli insanlar mide sondasını ken­di kendilerin, yutabilirler. Mide tübünü buz. üzerine koyarak soğutursak mideye Sokulması kolaylaşır. Hastanın ağzında takma dişler varsa çıkartılmalıdır. Hasta sondanın alt ucunu; dili üzerinden kolaylıkla kaymasını temin için, süte yahut mesela Parafin gi­bi yağlı maddelere batırdıktan sonra hafifçe içeri i terek yutma hareketleri ile yavaş yavaş borudaki işaretli yer dişileri hizasına gelinceye kadar yutar.
Bu işaret, tübün serbest ucundan 50 santi­metre kadar aşağıya konmuştur. Tüp, mideye vasıl olduktan sonra huniye su konur ve bu su kolaylıkla mideye iner. Mideye kâfi miktarda su verildikten ve huni de tamamen boşaldıktan sonra huni, mide hizasının altına kadar süratle başaşağı indirilir, Bu sırada mideden yemek vs. ile karışık suyun huniye ge­ri geldiği görülür. Bu esnada hastalar ekseriya kusmak isterler ve bu suretle midenin içindekiler dışarı atılır. Huni dolduğu vakit bu maddeler ayrı bir ka­ba alınırlar.

İlk seferde hastaların pekçoğu, sondayı (kendi kendilerine kullanamazlar, Böylelerine sonda, şu şekil de yutturulur.

Hasta oturur ve elbiselerini muhafaza için önü ne bir havlu bağlanır. Hastanın başı Öne eğik olmalı, doktor veya hastabakıcı, hastanın önünde durmalı­dır. Doktor sondayı sağ eliyle yazı kalemi gibi tutar ve hasta ağzını açtıktan sonra, doktor sol elinin işaret parmağı ile hastanın dilini bastırarak sağ eliyle de sondayı, bu işaret parmağı boyunca yutaktan içeri sokar. Bu esnada hastada kusma isteği olur ki, hasta ya sık sık yutkunması söylenir. Sonda yavaş yavaş, sondadaki işaretli yere kadar içeri itilir. İşaretli yere gelince, hastaya derin soluk alması söylenerek mide si yıkanmaya başlanır. Bazı hastalarda kusma arzu sunu önlemek için, Mide yıkanmasından 15 dakika kadar evvel; mesela (300 gram suya 15 gram Potas­yum Bromür) konarak elde edilen mahlül ile gargara yapılması tavsiye edilir.

Mide yıkanmasının her seferinde kullanılacak suyun- miktarı 500 gramı geçmemelidir, Fakat bir mide yıkanmasının tam olarak neticelenebilmesi için duruma göre 4-5 litre su lazımdır. Bu su ya adi su veya litresinde 3-4 gram (Bikarbonat ) bulunan sudur.

Mide yıkanması, mümkünse muhakkak hasta Oturur vaziyette iken yapılmalıdır.

Soğuk Tatbikat

Soğuk tatbikat, kan damarlarını büzmek suretiyle, iltihaplı bölgelere kan hücumunu önler ve dolayısıyla şişliği giderir. Aynı zamanda iltihabın geniş­lemesine mâni olur ve mikropların gelişmesini durdu­rur. Soğuk tatbikat damarları büzdüğünden kanama­ları durdurmak maksadıyla da kullanılır.

Soğuk tatbiki de Sıcak tatbiki gibi (Kuru) ve (Yaş) yapılmak üzere iki şekilde yapılır: Yaş

Soğuk Tatbikat

1-Soğuk Kompresler

Sıcak kompreslerde olduğu gibi yapılır. Yalnız burada sı­cak su yerine buzlu su kullanırız, Suyu soğutmak için ya içersine buz parçaları atmalı veyahutta su küve­tini buz üzerine koymalıdır. Kompresler soğukluğu­nu kaybettikçe değiştirilmelidir. Deri morarmaya baş lamadan evvel tedavinin kesilmesi icabeder,

2- Havlu İçerisinde Buz Tatbiki

Buzu ufak parçalar halinde kırıp, bir havlu arasına koymak suretiyle tatbik edilir.

Kuru Soğuk Tatbikat

Buz Kesesi Tatbiki Bu maksat için kauçuktan ve ağzı vidalı kapaklı keseler kullanılır. Buz, ceviz büyüklüğünde kırılarak küçük parça­lara ayrılır ye kese bunlarla yarıya kadar doldurulur. Sonra, Termoforda olduğu gibi kesenin ağzı yarı kapanır ve yukarı çevrilerek keseyi sıkmak suretiyle havası boşaltılır. Kapak iyice sıkıştırıldıktan sonra kese bir bez veya havlu ile sarılarak tatbik edilir. Dokuları donmadan ve soğuğun zararlı tesirlerinden korumak için, buz kesesini en fazla bir saat tuttuk­tan sonra kaldırmak lâzımdır. Ancak aradan bir saat geçtikten sonra icabediyorsa yeniden tatbik edebilirsiniz.

Soğuk tatbikat esnasında deride morarma başla­madan önce, tedaviyi kesmelidir.

Sıcak Tatbikat

Sıcaklık, deri ve daha derin tabakalardaki damarları genişleterek oradaki kan akışını hızlandırır ve dolayısıyla sıcak tatbik edilen yerin bol kanla beslenmesine ve o bölgede akyuvarların çoğalmasına sebep olur. Bu hal oradaki ağrıyı dindirir ve şahsa rahatlandırıcı bir tesir yapar.

Sıcak tatbikat bu sebepten iltihaplı bölgelerde iltihabı dağıtmak yani iyileştirmek maksadıyla kullanılır.

Kuru Sıcak Tatbikat

Termofor

Termofor, kauçuktan yapılmış, ağzı vidalı kapaklı keselerdir. Yarısına kadar sıcak su ile doldurulduktan sonra, kapağını iyice sıkıştırmadan önce içindeki havayı boşaltınız. Bunun için termoforu, ağzı yukarda olmak üzere tutunuz ve sıkarak içindeki havayı çıkartınız. Sonra kapağını iyice sıkıştırınız ve üzerini kurulayıp bir havlu veya bezle sararak icap ed en yere tatbik ediniz. Termofor yerine, sıcak su şişeleri de ayni maksatla kullanılabilir.

Sıcak Hava Kasası

Bu kasa, bir nevi kasnak içerisine müteaddit ampuller koymak suretiyle hazırlanır. Kasa içindeki ampuller ayrı yarı yakılıp söndürülebilir. Böyle bir kasa ile sıcak tatbikat yapmak için, Sıcak hava kasası yorganın altında hastanın üzerine konur. Kasa içindeki sıcaklık lüzumu kadar ampul yakmak sureliyle ayar­lanabilir

Elektrik Yastıkları

Bunlar elektrik ceryanı ile ısıtılan yastıklardır.

Yaş Sıcak Tatbikat

1- Sıcak Kompresler

El havlusu, hidrofil yani su çekici pamuk veya kompresler, elsırtının dayanabileceği kadar sıcak suya batırılıp biraz beklendikten sonra iyice sıkılır ve iltihaplı böl genin üzerine yayılır. Çabuk soğumamaları için ü zerini bir havlu ile örtmelidir. Soğumasına yakın tekrar sıcak suya batırmak lâzımdır; bu ameliyeyi 24 saatte birçok defalar tekrar etmelidir. Sıcak kompresler üzerine, Termofor koymak suretiyle sıcaklığı daha uzun bir müddet muhafaza ettirebilirsiniz.

2- Lapalar

Keten tohumu, pirinç ve diğer nişastalı maddelerden yapılabilir. Keten tohu mu lapasını hazırlamak için öğütülmüş keten tohu­mundan, takriben yarım kilo kadar kaynar suyun içersine koyu bir lapa elde edinceye kadar azar azar ilâve edinip Suya keten tohumunu katarken devamlı sır suretle karıştırmak lâzımdır. Sonara bir bez üzerine, hazırladığınız lapadan, yayarak tatbik edeceğiniz bölgeye koyunuz, Lapanın sıcaklığı elsırtının dayana­bileceği bir sıcaklıkta olmalıdır.

3- Çamur Sarmaları

Killi top­rak ile hazırlanmış sıcak çamurlar kullanılır.

Hastalarin Beslenmesi ve Diyeti

Hastaların Beslenmesi, Hasta Beslenmesi

Hasta bir şahsın yedirilmesi ve beslenmesi normal bir kimseye nazaran çok daha fazla dikkat ister. Hastanın kendisine verilen yiyecekleri tam olarak yemesi fakat başka şeyler yememesi lazımdır. Yemek dağıtmaya başlamadan önce ellerin ve elbiselerin son derece temiz olmasına dikkat etmelisiniz. Zira ekseri hastalar iştahsızdırlar ve yemeklerin lezzetsiz olduğundan şikayet ederler. Bunun için yemeklerin sıcak verilmesine ve mümkün olduğu kadar iştah açıcı şekilde hazırlanmış olmasına itina etmek sizin için çok önemli bir vazifedir. Tepsideki yemekler cazip bir şekilde düzenlenmeli, dökülmüş olmamalı ve dondurulmuş yiyecekler de erimiş olmalıdır. Yemekler hastalara zamanında verilmeli ve yendikten sonra da tepsiler derhal kaldırılmalıdır.

Yemekten önce hastanın elleri yıkanmalı ve yemek yerken rahat etmesi için kendisi en uygun bir durumda bulundurulmalıdır. Hastanın etrafında bulunan kirli tepsiler, kanlı ve cerahatli sargılar ve kusmuk küveti gibi tiksinti verecek şeyleri kaldırmak lazımdır. Hastaların çoğu yemeklerini kendileri yiyecek durumda değildirler. Bunları rahat bir şekilde yemek yedirmeye gayret etmelisiniz. Eğer hasta doğrulamıyorsa içkileri ve sulu yiyecekleri bir tüp veya kamış ile veriniz. Hasta yemekte ne acele etmeli ve ne de lüzumundan fazla oyalanmalıdır. Siz de hastaya acele ediyormuş hissini vermeyiniz.

Unutmayınız ki hastanın her şeyden evvel iyi beslenmeye ihtiyacı vardır.

Hasta Diyeti, Hasta Diyet

Diyetler, hastalar için hazırlanan muayyen yemekler olup, hastanın besin alma kabiliyetine ve hastalığına göre çeşitli özelliktedir. Bunları kıvamlarına göre şu şekilde adlandırabilirsiniz;

Sulu diyetler, yumuşak diyetler, hafif diyetler, normal diyetler

Birde bazı hastalıkları tedavisi esnasında yapılan diyetler vardır ki bunlara da özel diyetler denir.

Bunlarda yüksek kalorili, yüksek karbonhidratlı, düşük karbonhidratlı, diyabetli yani şeker hastaları için diyetlerdir.

Hasta Bakim Sac Tirnak Bakimi

Hastanın Saç ve Tırnakları Bakımı

Hastanın saçları hergün birçok defalar taramalıdır. Böylece hasta hem kendisini daha iyi hisseder, hem de daha iyi görünür. Saçlarını tararken yastığı korumak için başının altına bir havlu yaymalıdır. Önce bir tarafını, sonra diğer tarafını ve en sonrada arka taramalıdır. Saçlar her hafta yıkanmalı ve onbeş günde bir kesilmelidir. Yatan hastaların iki günde bir sakal traşı yapılmalıdır. Hasta kendisi traş olabilecek durumda ise lüzumlu malzemeyi tedarik etmelidir. Hasta kendisi traş olamayacak ise hastanın sakal traşını siz yapmalısınız.

Hastanın tırnakları da kesilmiş ve temiz olmalıdır. Tırnaklarını kendisi kesebilecek durumda ise lüzumlu makas vs. yi yanında bulundurmak icap ed er. Kendisi kesemediği takdirde el ve ayak tırnaklarını siz keserek temizleyiniz.

Hasta Agiz Bakimi

Hastanın Ağız Bakımı

Hastanın ağız temizliği, sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa yapılmalıdır. Bu ihmal edilirse hastanın diş etleri hastalanır ve nefesi fena kokar. Hasta ağız ve diş temizliğini kendisi yapacak durumda ise, diş fırçası ve diş macunu ile dişlerini fırçalamasına yardım ediniz. Dişlerin iç yüzü ve dilin üstü fırçalanmalıdır. Eğer hastanın durumu bunu yapmaya müsaid değilse, siz bir çubuğun ucuna biraz gazbezi sararak hafif bir antiseptik veya yarı yarıya ilave edilmiş su ilave edilmiş oksijenli su ağzını ve dişlerini temizleyiniz. Dudaklar kuru ve çatlamışsa; yağlı krem, vazelin veya asitborik ile yağlanmalıdır.

Hasta Yikama Hastalarin Yikanmasi

Hastaların Yıkanması, Hasta Yıkama

Banyolar


Banyo, vücudu ter ve pisliklerden temizlemesi ve fena kokuları gidermesi bakımından hastayı son derece ferahlatır ve rahat ettirir. Hasta eğer yataktan kalkamıyorsa veya kalkması mahzurlu ise vücut temizliği yatakta yapılmalıdır. Aksi halde hastanın küvette veya duşta yıkanması lazımdır. Banyonun hergün aynı saatlerde yapılmasına önem verilmelidir. Yataktan kalkamayan bir hastanın vücut temizliği şu şekilde yapılır:

Hasta eğer koğuşta yatıyorsa, etrafını bir perde ile çevirmeli, battaniyeden başka üzerindeki bütün örtüleri kaldırmalıdır. Sabunlu sıcak su ve yumuşak bir bezle önce hastanın yüzü boynu ve kulakları sıra ile silinir ve dikkatlice kurulanır. Daha sonra sıra ile aynı şekilde kolları, elleri, omuz ve koltukaltları ile göğsü, daha sonra da karnı, bacakları ve ayakları silinir. Bundan sonra sırtı ve nihayet üretim organları silinerek kurulanır. Silinen her kısmın altına bir havlu koyarak yatağı ıslanmaktan korunmalıdır. Silinen kısmı kurulamadan evvel, başka bir yeri silmeye başlamamak lazımdır. Yalnız silinecek kısım açılır. Hasta tamamen açılmaz.


Hastaların pek çoğu üretim organlarını kendileri yıkamak isterler, bu takdirde lüzumlu malzemeyi tedarik etmeli ve kendilerinin yıkanmalarına müsaade etmelidir. Hastanın durumu müsaitse ellerini banyo tasına sokarak yıkamalıdır. Hastanın vücut temizliği bittikten sonra sırtını kol ve ovarak pudralamak lazımdır. Sırtında kızarmış bir yer olup olmadığına dikkat edilmelidir. Her şey tamamlandıktan sonra yatak yeniden düzeltilmeli ve hastayı rahat bir vaziyette bırakılmalıdır.

Hasta Solunumu Kolay Zor Solunum

Solunum

İstirahat halindeki sağlam bir şahsın solunum sayısı dakikada 14-18 dir. Bunu tespit etmek için şahsın göğüs hareketleri takip edilmelidir. Göğüsün bir dakikadaki inip kalkma sayısı bize solunum sayısını verir. Solunumun sayısı ile beraber aynı zamanda solunumun derinliğine, düzenine, kolay veya güç oluşuna ve ağrı verip vermediğine de dikkat edilmelidir.

Solunum derinliği

Bu her soluk alışta akciğerlere giren havanın miktarıdır.

Kolay veya Güç Solunum

Hasta soluk almak için zorluk çekerse güç solunum denir. Halbuki bunun aksi yani rahat soluk alıp verirse kolay veya normal solunum adı verilir.

Ağrı

Hasta soluk alıp verirken ağrı duyarsa ağrılı solunum, ağrı duymaz ise ağrısız solunum denir.

Nabız Nedir, Nabız İlişkisi, Nabız Hakkında

Kalbin her atışında bir miktar kan atardamarlara atılır ve elastiki olan bu damarları genişletip şişirir. İşte bu şekilde atardamarların dolup genişlemesine nabız denir.

Nabzın husule gelmesine sebep, kalbin kasılmasıyla Aort atardamarlarına atılan kanın atardamalarda bulunan kan kitlesini dalgalandırması ve bu dalgaların bütün atardamarlarla yayılmasıdır.

Vücuttaki herhangi bir atardamarı yoklamakla nabız hissedilebilirse de en uygun yer; elbileklerinin hemen yukarısı ve dış kısmıdır. İşaret parmağını, orta ve yüzük parmaklarını buradan geçen kol atardamarı üzerine koyup hafifçe bastırmak suretiyle nabız hissedilir. Nabız muayene edilirken bilhassa şunlara dikkat etmelidir.

Nabız Sayısı

Nabız sayısı, atardamarın bir dakikadaki vuruş sayısıdır. Bu bize kalbin dakikadaki atış sayısını göstermesi bakımından çok önemlidir. Sıhhati yerinde bir şahsın dakikadaki nabız hissedilir. Nabız muayene edilirken bilhassa ateş nabız sayısını çoğaltır. Ekseriya, vücut sıcaklığının her bir derece yükselişinde nabız sayısı da dakikada 5-10 kadar artar. Hastanın hararet derecesinde olduğu gibi nabız sayısı da hastanın müşahede kağıdındaki grafiğe kaydedilmelidir.

Nabzın Dolgunluğu


Bu, nabzın her vuruşunda atardamarın parmaklarınızı itme kuvvetidir. Nabız kuvvetle atıyorsa dolgun nabız, zayıf atıyorsa zayıf nabız denir.

Nabzın Düzeni

Nabzın düzeni deyince arka arkaya iki vuruş arasındaki fasılalar ve bu vuruşların kuvveti anlaşılır. Vuruşlar arasındaki fasılalar birbirine eşit, vuruşlar da hep aynı kuvvette ise düzenli nabız, aksi halde yani vuruşlar arasındaki fasılalar ve vuruşların şiddeti değişik ise buna da düzensiz nabız denir.

Ameliyat ve yaralanmalardan sonra nabız sayısının artması ve nabzın zayıflaması bir tehlike işareti sayılır. Hele nabız sayısının artması ve nabzın zayıflaması ile birlikte nabzın düzeni de bozulmuşsa çok ciddi bir durum karşısındasınız, demektir. Bu takdirde derhal doktora haber vermelisiniz.

Hasta Atesi Olculmesi

Vücut Harareti, Hasta Ateşi Ölçülmesi

Vücudumuzun harareti, aldığımız besinlerin hücrelerimizde yanmasından meydana gelir. Sıhhati ye­rinde olan her şahsın belirli bir harareti olup, bu da derecenin alınmış olduğu yere; göre değişir. Normal­de dilaltında 37 derece etrafında, makatta 37,2 ve koltukaltında da en fazla 36,8 derecedir. Vücudumu­zun harareti günün muhtelif zamanlarında da az çok değişiklikler gösterir. Genel olarak sabahları erken saatte en düşük, akşamları ise en yüksek derecede­dir. Sabah ve akşam dereceleri arasındaki bu fark altı dizyem kadardır.
Hastalık hallerinde ise vücudun harareti ya normalin üstüne çıkar ki o zaman «Hastanın ateşi var, denir veya normalin altına düşer.

Vücut hararetini ölçmek için kullanılan aletlere (Klinik termometre) veya BEDEN DERECESİ denir. Bu âletler camdan yapılmış olup, ince kalem şeklindedirler. Termometrenin iki kısmı vardır:

1 - İçi cıva dolu olan haznesi,
2 - Üzeri uzun ve kısa çizgilerle işaretlenmiş olan taksimatlı boru kısmı.

Vücudun Sıcaklığı, haznedeki cıvayı genişleterek civanın taksimatlı cam boru içinde yükselmesine sebep olur. Cam borudaki uzun çizgiler bir derece sıcaklığı, kısa çizgiler ise bir derecenin onda birini yani bir dizyemi gösterirler. Ayrıca her bir uzun çizginin altında bir rakam vardır ki, bu rakam o çizginin gösterdiği sıcaklık derecesini okumamıza yarar. Derecelerin taksimatı 35 den başlar ve 42 ye kadar devam eder.

Derecenin hazne kısmı ile boru kısım arasında bir boğum vardır. Bu boğum, derece hastanın üzerin den alındıktan sonra, civa sütununun tekrar düşme­sine mâni olur. Cıvayı tekrar haznesine düşürebilmek için dereceyi iyice silkelemek icabeder.

Vücut harareti; ağızdan, koltukaltından ve makattan olmak üzere üç yerden ölçülür.

1- Ağızdan derece almak

vücut hararetini ağızdan ölçebilmek için derecenin hazne kısmı dilin altına konur ve dudaklar kapatılır. Dereceyi bu şekilde üç dakika tutmak kafi gelir.

2- Koltuk Altından Derece Almak

Evvela hastanın koltukaltı kurulanır ve derece silkelenerek koltukaltına yerleştirilir. Kol vücuda yapışık olarak tutulmalı ve derece on dakika kadar bekletilmelidir.

3- Makattan Derece Almak

ağızdan derece almada olduğu gibi derece tepsisi hastanın yatağı yanına götürülür. Derece silkelenir ve kayganlaştırıcı bir madde ile yağlanarak hastanın makatından yavaşça 5 cmye kadar içeri sokulur. Üç dakika bekledikten sonra derece çıkarılır ve okunduktan sonra derece, içerisinde su bulunan bardağa konur.

Soklu Hastanin Yatagi

Şoklu Hastanın Yatağı

Şoklu yatağı da aynı ameliyatlı hasta yatağı gibi hazırlanır ve yapılır. Yalnız bunda Termoforlar kal­dırılmaz ve ekseriya yatakta bırakılırlar. Hastaya «Şok vaziyeti» denilen durumu verebilmek için ayak ucuna, karyolanın ayakları altına şok takozları konul­malıdır. Bu ek parçalar karyolanın ayakucu tarafını onbeş santimetre kadar yükseltir ki bu şekilde hasta­nın ayakları yüksekte, başı ise aşağıda tutulmuş olur.

Ameliyatli Hasta Yatagi Hasta Bakim

Ameliyatlı Hasta Yatağı, Hasta Bakım

Ameliyat olmuş bir hasta, yatağına dönmeden evvel yatağının özel bir şekilde hazırlanmış olması lâ­zımdır. Böyle bir yatağın yapılmasında kullanılan malzeme yukarda söylenen gerekli eşyaya ilâveten şunlardır:

1- Lâstik yastık örtüsü,
2- Bir muşamba,
3- İki hamam havlusu,
4 - İki el havlusu,
5 - Kus­muk küveti,
6 - Sabunlu bez,
7 - İki sıcak su şişesi veya Termofor,
8 - Birkaç tane Dilbaskısı,
9 - Kâ­ğıt torba ve Emniyet iğneleri.

Ameliyatlı baştanın yatağının alt kısmı da evvel­ce anlattığımız şekilde yapılır. Muşamba yatağın baş tarafına yayılır ve üzeri de hamam örtüsü ile örtü­lür. Bir lastik ve bir de pamuklu kılıf içersine kon­muş olan yastık, karyolanın baş tarafına demirler ü zerine dayanır ve bir gaz sargı ile karyolaya tesbit edilir. Hastanın sırtının ve ayaklarının geleceği yere birer Termofor konur. Yatak örtüsü ve battaniye ev­velce anlattığımız tarzda yaydır; fakat, kenarları ya­tağın altına sıkıştırılmaz. Üstteki örtüleri uzunluğu­na; 25 santimetre genişliğinde katlar halinde topla­yarak yatak açılır. Hasta yatağına döndüğü zaman lâzım olacak diğer bütün malzeme hazır bulundurul­malıdır. Hamam ve el havluları, sabunlu bez yerli ye­rinde olmalı, bir kâğıt torba da yatağın başucuna iğnelenmelidir..


Unutmayınız ki ameliyattan sonra hastalarda ekseriya başdönmesi olur ve kusarlar. Etajer üzerindeki bütün eşyayı kaldırarak yerine bir kus­muk küveti, kâğıt mendiller, dil baskıları, el havlusu ve bir bloknot ile kalem koyunuz. Hastayı yatağa ya" turnadan evvel Termoforları kaldırınız.

Hasta Yatagi ve Yasli Hasta Bakimi

İçerisinde Hasta Bulunan Yatağın Yapılması, Hasta ve Yaşlı Bakımı

İçersinde hasta varken bir yatağın yapılması yu­karda anlattığımız boş bir yatağın yapılmasından pek farklı değildir. Yalnız hastalar için bazı tedbir­ler almak lâzımdır. Lüzumlu olan her şeyi hazırla­dıktan sonra, battaniyeden başka hastanın üzerinde­ki bütün örtüler kaldırılır. Battaniye daima hastanın üzerinde kalmalıdır. Hastanın geceliği veya pijaması battaniyenin altından çıkarılır ve iyice silkelenir; yahut değiştirmek için başkası hazırlanır. Yas­tık kaldırılarak alttaki çarşaf, kenarlarından gevşetilir Hasta usulca yatağın diğer tarafına çekilir ve yatak çarşafı sarılarak mümkün olduğu kadar hasta­nın sırtının altına itilir. Sonra temiz yatak çarşafı hastanın sırtına kadar olan yere yayılır ve boş yata­ğın yapılışında olduğu gibi iyice düzenlenir ve yan kanarları yatağın altına sıkıca sokulur. Sonra hasta usulca temiz tarafa geçirilir ve kirli çarşafları yata­ğın diğer tarafından çekerek alınır. Daha sonra temiz çarşafı diğer tarafa da çekerek düzlenir ve köşe­leri katlanır. Çarşafın hiçbir tarafında kırışıklık kal­mamasına dikkat edilmelidir, Hastaya temiz bir gecelik giydirildikten sonra da nevresim ve battaniye evvel­ce anlattığımız şekilde yapılır. Yastık, hastanın başı altına düzgün olarak ve hastayı rahat ettirecek şekil de konur.

Hasta Yatağının Yapılması, Evde Hasta Bakımı

Hastalar hemen bütün vakitlerini yatakta geçirdiklerinden, yatağının rahat ve muntazam yapılmış olması şarttır. Hastanın temiz ve düzgün bir yatakta yatması rahatsızlığını yarı yarıya azaltır; hiç olmazsa hafifletir. Bu bakımdan hastabakıcıların iyi ve muntazam yatak yapmasını gayet iyi bilmeleri icabeder.

Yatak çarşafı ve yastık yüzlerinin daima temiz olmaları lâzımdır ve imkan nisbetinde sık sık değiştirilmelidir. Yarım saat yatılmış bir yatağın dahi, yeni bir hasta için hazırlanırken çarşafları değiştirilir. Zira bu husus birçok bakımlardan önemlidir. Mikrop­lu olması en başta gelen kötü ihtimaldir. Yatakların daima düzgün olması için her sabah yeniden yapıldığı gibi; icabında bu iş günün bazı zamanlarında da tekrarlanır. Bunun için yatağın bütün çarşaf ve bat­taniyeleri ile yastıkları ya karyola yanındaki bir sandalye üzerine veya başka bir yatak üzerine konur ve yalnız yatağın kendisi kalır.

Evvela büyük çarşaf, bütün kenarları eşit miktarda sarkacak şekilde yatağın üzerine yayılır. Çarşafın baş ve ayakucu, çarşaf gerilerek yatağın altına sokulur. Bu suretle çarşaf gergin bir şekilde yatağın üzerine serilmiştir. Yatağın üzerinde hiç kırışık kal­masın diye ayrıca çarşafın yan kenarları da yatağın altına sıkıca sokulmalıdır.

Hasta, yatak içersinde sağına ve soluna dönerken çarşafın kırışmaması için yan kenarlarının, baş ve ayak uçlarındaki kölelerinin ya emniyet iğnesi ile tuttu­rulması veya iki ucun düğümlenmesi lâzımdır.

Şimdi sıra battaniye ve nevresimin hazırlanma­sına gelmiştir:
Nevresim iki köşesi delik bir torbaya benzer. Eller bu deliklerden sokularak battaniyenin uçları tutulur ve silkmek suretiyle nevresim battaniyeye geçirilir.

Nevresim yorgan çarşafı vazifesi görür. Hazırlanan bu nevresimli battaniye, yan kenar­ları her taraftan eşit miktarda sarkacak şekilde ya­tağın üzerine serilir ve yan kenarları kendi içlerine kıvrılır. Bu kıvrıntının yatağın yan kenarı ile aynı doğrultuda olması lâzımdır. Nevresimli battaniye ayakucundan kendi doğrultusunda çekilir ve karyola ayaklığına bırakılır. Daha sonra Kıvrılarak yatağın altına sıkıştırılır. Bu suretle hem battaniyenin yere düşmemesi hem de hasta uykuda iken üstünün açılmaması sağlanmış olur.

Yastıkların kılıfı da takılarak, yastıklar yerine yerleştirilir ve böylece düzgün ve rahat bir yatak ha­zırlanmış olur.

Hasta yatağına yatmayacaksa veya sabah vizite­lerinde olduğu gibi sadece yatak üzerinde oturacaksa, battaniye üçe katlanarak bozulmadan ayakucun-da muhafaza edilebilir

Hasta Bakici ve Hastabakicilik

Hasta Bakıcı, Hastabakıcılık ve Hasta Bakımı

Hastabakıcı; hastaya bakmak ve onu rahat ettirmek sanatıdır. Hasta insan; sıhhati bozulan, ızdırap çeken ve hayatından endişe eden İnsandır. Her hasta ister hastahanede, ister evinde bulunsun etra­fından daima yakın alaka, yardım ve ihtimam bek­ler. En ufak bir söz ve hareket onu kırar ve üzer. Üzüldükçe de sıhhati daha çok bozulur. Hastalara na­sıl muamele edilmesi lazım geldiğini ve onlara en iyi şekilde nasıl faydalı olunabileceğini hemen her­kesin bilmesi icabetler. Muhakkak ki hasta ile ve dert­li insanlarla uğraşmak kolay iş değildir. Fakat bu zor olduğu kadar da lüzumlu ve şerefli bir iştir.

Hastaya ve dertli insanlara faydalı olmak için çalışmak, ancak iyi insanların yapabileceği bir iştir. iyi insan olmayanlar hata ve dertlilere faydalı ola­mazlar. Fakat iyi insan olmak kafi gelmez; bunun yanında, bu bakımdan bilgili olmak da şarttır. Hastasına faydalı olmak için ne yapacağını, nasıl hareket ede­ceğini bilmeyen bir insan ne kadar çırpınsa dahi arzu yitiği iyi neticeyi alamaz.

Hasta Bakıcılık Mesleğini Yürütenler Bu hususta sizlere iki tavsiyede bulunacağız: 1- İyi İnsan Olunuz 2- Dikkatli ve Bilgili Olunuz.

Hastabakıcılık

Hasta Yatağının Yapılması

İçerisinde Hasta Bulunan Yatağın Yapılması

Ameliyatlı Hasta Yatağı

Şoklu Hastanın Yatağı

Vücut Harareti, Hasta Ateşi Ölçülmesi

Hastanın Nabız Ölçümü

Hastanın Solunum Durumu

Hastaların Yıkanması

Hastanın Ağız Bakımı

Hastanın Saç ve Tırnakları Bakımı

Hastaların Beslenmesi ve Diyeti

Sıcak Tatbikat

Soğuk Tatbikat

Hastanın Midesinin Yıkanması

Sonda ve Sonda Takılması

Hastaya Lavman Uygulama

Balgam, İdrar, Kusmuk Numunesi Alınması

Ölüm Halindeki Hastaların Bakımı

İlaç Bilgisi

İlaçların Ölçülmesi

Antiseptik İlaçlar

Antibiyotikler

Hormonlar

Serumlar

Enjeksiyonun Yapılışı

Hasta Bakımı ve Hemşirelik Uygulamaları