Akciğer Fonkisyon Testleri

Rezeksiyonun endikasyon ve kontrendikasyonu, radyasyonun süre ve miktarı, şimik tedavinin etki ve yan etkilerinin incelenmesinde akciğer fonksi­yon testlerinin önemli bir yeri vardır. Akciğer kanserinde başlıca cerrahi girişim lobektomi veya pnömonektomidir. Hastalığın ilerleyici ve yayılma özellikleri nedeniyle çok kez pnömonektomi uygulanır. Bu nedenle ameliyat­tan önce solunum fonksiyonunun pnömonektomiye uygun olup, olmadığı de­ğerlendirilir. Eğer ZVK1>2 L veya olması gereken değerin > %80'i ise pnömonektomi yapılabilir. ZVK1 <2l zvk1=" preoperatif"> 800 mi veya >%40 ise pnömonektomi uygulanabilir. Eğer post-pnömektomi sonrası için hesabedilen ZVK1 <800 mi veya < %40 ise pnömonektomi uygulanmaz. Böyle hastalara gerekirse lobektomi yapılır.

Rezeksiyon endikasyonu sınırlı olan vakalarda difüzyon kapasitesi ve artar kanı P02 değeri karar vermek için yardımcı testlerdir.

Ekspirasyonda hava akımları ve volüm ilişkisi akciğer fonksiyon değerlendirmesinde anlamlı ve ölçülmesi kolay testlerdir. Maksimal ekspi-rasyon akımı ve volüm ilişkisi (MEAV) eğrileri obstrüktif ve restriktif fonksiyonel anormalliğin incelenmesinde yararlı olmaktadır. Akciğer kanseri rezeksiyon tedavisini uygulayabilmek için MEAV eğrisinden ölçülen mak­simal ekspirasyon akımının (V max) saniyede 2.5 litreden fazla olması ve zorlu vital kapasite ortasında hava akımının (V 50) saniyede 1 litreden fazla olması gerekir. Obstrüktif akciğer hastalarında V max ve V 50 azalır. Bu azalma fonksiyonel bozukluk derecesiyle orantılıdır. Rezeksiyon endikasyonu için Pa02 ve PaC02 ölçülmelidir.

Cerrahi girişim için Pa02 nin 65 mm Hg den az olmaması ve PaC02 nin 45 mm Hg den fazla olmaması gerekir.
Fizik yetenek için diğer bir yöntem olan Karnofsky ölçüsü bu konuda anlamlı bilgi verir. Cerrahi girişim endikasyonu için hastanın fizik yetenek gücünün %80 den fazla olması arzu edilir. Bu durumda hasta normal aktivitesini yapabilir, hastalık belirtileri vardır. Fizik gücü %60-80 olan hasta çalışa­maz, evinde kalabilir, kişisel işlerinin çoğunu kendi yapar, bazan yardıma ihtiyaç duyar. Bu durumda olan hastanın akciğer fonksiyon testleri ve kardiyak durumu olumlu ise cerrahi girişim uygulanabilir. Fizik yeteneği %50 veya daha az olanlarda cerrahi girişim endikasyonu yoktur. Bu durumda olan hastalar kendine bakamaz, yardım ve hastane tedavisi gerekir, hastalık ilerleyicidir.

Ayırıcı Tanı

Bronş kanserlerinde izlenen klinik ve radyolojik belirtiler akciğer hastalıklarının büyük bir çoğunluğunda görülebilir. Klinik ve radyolojik bulgu­larının benzerliği nedeniyle akciğer tüberkülozu ve bronş kanseri ayırıcı tanıda sık sık tartışılır. Ayırıcı tanı radyolojik inceleme, bronkospi ve iğne biyopsi-siyle kesin değilse ve kanser kuşkusu varsa torakotomi yapılmalıdır. Torakoto-mide lezyonun kanser olduğu anlaşılınca rezeksiyon uygulanır.

Akciğer kanserinin klinik ve radyolojik bulgularına benzeyen başlıca hastalıklar aşağıda özetlendi:

Granülomatoz lezyonlar (tüberküloz, sarkoidoz, funguslar vb.)
Pnömoniler
Hidatik kist, diğer kistler, yabancı cisim
Selim tümörler, mesotelyoma
Akciğer metastazları
Akciğer infarktüsü, anevrizma
Pnömokonyozlar (silikoz)
Adenopatiler
Lenfomalar, lösemi
Plörezi

Akciğer Kanseri Tedavisi

Cerrahi tedavi


Akciğer kanserinde yalnız rezeksiyon cerrahi tedavisi iyi edici olabilir. Diğer tedaviler (radyoterapi ve kemotorapi) palyatif ve hastalık gidişini yavaşlatıcı niteliktedir.

Akciğer kanserlerinin ancak %30 unda rezeksiyon yapılır. Rezeksiyon yapılan kanser vakalarında beş yıl yaşama süresine erişenlerin oranı kanserin türüne, evresine ve süresine göre değişir.

Küçük hücre akciğer kanserlerinin prognozu en kötüdür. Teşhis edildiklerinde yayılıcı ve metastatik niteliği nedeniyle küçük hücre akciğer kanserlerinde genellikle rezeksiyon ve radyoterapi indikasyonu yoktur.

Akciğer kanserinde cerrahi girişim için kontrendikasyon olup olmadığı iyice değerlendirilmelidir. Başlıca kontrendikasyonlar aşağıda gösterildi:

1- Yakın ve uzak metastazlar
2- Lenf düğümlerine metastaz
3- Vena kava süperiyörün tıkanması
4- Karenaya 2 sm den az uzaklıkda kanser bulunması veya karenaya 2 sm den az uzaklıkda lenf bezi metastazı bulunması.
5- Ciddi akciğer fonksiyon anormallikleri
6- Rezeksiyona dayanamayacak kalp hastalığı ve diğer hastalıklar.
Rezeksiyon endikasyonu ve 5 yıl yaşama süresi bakımından epidermoid kanser vakaları başta gelmektedir. Cerrahi tedavinin başarılı olmaması kanserin yakın veya uzak metastazıyla ilgilidir. Metastazlar karaciğere, diğer akciğere, böbreküstü guddesine, kemik, böbrek ve beyine olmaktadır.

Akciger Kanseri Radyoterapi (Işın tedavisi)

Yalnız bir hemitoraksda bölgesel bir akciğer kanseri varsa ve komşu lenf bezlerine yayılma göstermişse ve bu kanser inoperabl ise radyoterapi endikasyonu vardır. Işın tedavisi palyatif niteliktedir, hastayı tedirgin eden belirtileri azaltmak amacıyle uygulanır. Bu belirtilerin başlıcaları bronş tıkanması ve atelektaziyle ilgili dispne, hemoptizi, öksürük, göğüs ağrısı, süperiyör vena kava sendromu ve ateştir. Ayrıca radyoterapiyle hastanın yaşam süresi artar.
Radyoterapi başarısı tümör üyüklüğünde azalma, hastalık belirtilerinin düzelmesi ve yaşama süresiyle değerlendirilir.

Radyoterapi başlıca 4 amaç için yapılır: 1.Cerrahi girişime kontrendike solunum bozukluğu veya ciddi bir hastalığı olan vakalar. 2. Kanserle ilgili komplikasyonlar örneğin tümörün özofagusa baskısı veya yayılması, vena kava süperiyör sendromu. 3. Cerrahi girişim istemiyen hastalar. 4. Bazı kanserlerde, örneğin pancoast kanserlerinde radyoterapiyle tümörün volümü azaltılır ve rezeksiyon yapılır. Bundan başka cerrahi girişim yapılmayan bazı vakalarda radyoterapi ve ilaç tedavisi birlikte uygulanır. Bu tedaviye adjuvan tedavi "yardımcı tedavi" (radyoterapi + ilaç tedavisi) denir.

Akciger Kanseri Kemoterapi

Akciğer kanserinde cerrahi ve radyoterapinin uygulanamadığı vaka­larda veya cerrahi ve radyoterapiye yardımcı olarak ilaç tedavisi yapılmakta­dır. Akciğer kanserinde kullanılan ilaçlar genellikle palyatif niteliktedir.
Kemoterapinin başlıca etkisi küçük hücre akciğer kanserine'dir Bu tedavide kullanılan ilaçların başlıcaları siklofosfamid, vinkristin, etopsid, doksorubisin, metotraksat ve lomustin (CCNU)'dur. Genellikle bu ilaçların üçü veya daha fazlası yaklaşık 6 ay kullanılır.

Kemopeterapiyle iyi sonuç alınması (kanserin klinik ve radyografık belirtisi olmaması) sınırlı küçük hücre akciğer kanserinde %50 vakada izlenir ve bu vakaların yaşam süresi 15 aydır. Yaygın küçük hücre akciğer kanserinde ise %20 vakada iyi sonuç alınır ve bu vakaların yaşam süresi 7 aydır.

Prognoz

Akciğer kanserlerinin kronik niteliği ve değişik sürede ilerlemeleri nedeniyle hastaların yaşam süresi ancak çok dikkatli ve periodik izlenmeleriyle anlaşılabilir. Bazan uzayan yaşam süresinin yapılan tedaviye veya o kanserin özelliğine bağlı olduğunu anlamak güçdür.
Akciğer kanserinin klinik ve radyolojik tanısı için geçen süre (prekli-nik dönem) aylar veya yıllar alır. Preklinik dönemde teşhis edilen kanserin tedavisiyle uzun yaşama süresi sağlanır. Ancak bu dönemde kanser teşhisi pratik nitelikde değildir.

Tedavi edilmeyen akciğer kanserlerinde yaşama süresi aylarla ölçülür. Hastalığın doğal gidişinde başlıca beş etken yer alır:

1. Hastalık tanısı yapıldığı zaman anatomik dönem
2. Kanserin hücre tipi. Küçük hücre akciğer kanserinde yaşam süresi en az, epidermoid akciğer kanserinde en fazladır.
3. Kanserin büyüme oranı
4. Tanıdan önceki dönemde hastanın durumu
5. Uygulanan tedavi
Tedavi edilmeyen vakalarda en az yaşama süresi küçük hücreli kanser­lerdir. Bu kanserlerde ortalama yaşama süresi 3 aydır. Tam bir rezeksiyon yapılan epidermoid akciğer kanserlerinde 5 yıl yaşama oram %30-40'dır.
Yaşama süresiyle kanser büyümesi arasında ilişki bulunmuştur: Tümör büyüklüğünün iki kat olması için geçen süre kısa ise yaşama süresi de kısa olmaktadır. Örneğin bir tümör hücresinin ikiye çoğalması için geçen süre (doubling time - ikileşme süresi) küçük hücre akciğer kanserlerinde 30 gün, adeno kanserde 6 aydır. Hastalık belirtileri, kanserin ilerleme süresi ve uygu­lanan tedavinin başarısı ile prognoz değerlendirilebilir. Akciğer kanserinde en iyi sonuç sınırlı hastalık grubu vakalarında yapılan rezeksiyonla sağlanır.