Sigaranın İçinde Bulunan Maddeler, Sigaranın Zararları

Sigara ve sigara dumanı çok miktarda ve değişik özel­likte zararlı madde içermektedir. Yapılan araştırmalar siga­ra dumanında 4000'den fazla zararlı madde bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu maddelerin büyük bir kısmı kanser yapıcı özelliktedir.

Sigara dumanı tütün bitkisi yapraklarının tam yanmaması sonucu oluşur. Sigara dumanının içerdiği maddeler gaz veya tanecik halinde bulunmaktadır. Sigaranın ağız kısmında içe çekilme sırasında oluşan duman "Ana Du­man" olarak tanımlanır. Yanan sigaranın ucundan ve ağız kısmından kendiliğinden çıkan duman ise "Yan Duman" olarak tanımlanmaktadır.

Sigara dumanının ihtiva ettiği maddeler çeşitli faktör­ler tarafından etkilenir. Tütünün tipi, yanma sıcaklığı, siga­ranın uzunluğu, sigara kağıdının özellikleri (gözenekli ya­pıda olup olmaması gibi), filtre ve tütüne ilave edilen katki maddeleri bunların başlıcalarıdır. Sigaranın ucunda sı­caklık 900 °C'ye yükselir. Ağız kısmında ise 30 cC'dir. Bu ısı nedeniyle tütün yaprağında bulunan maddeler değişime uğrar ve bir çok yeni madde oluşur. Ana dumanın % 92-95'i gaz halindeki değişik maddelerden oluşur. Yapılan araştırmalar yaklaşık olarak bir nefes çekimi sigara duma­nında 300 milyon ile 3.5 milyar tanecik bulunduğunu or­taya koymuştur. Günde bir paket sigara içen bir insanın yılda 70.000 kez içe çekme yaptığı düşünülürse, sigara içenlerin maruz kaldığı zararlı madde miktarı anlaşılmış olur. Bu nedenle uzun süre değişik ve fazla miktarda zarar­lı maddeye maruz kalan sigara tiryakilerinde çok fazla hastalık ortaya çıkması da şaşırtıcı olmamalıdır.

Nikotin sigara dumanında tanecik halinde bulunan ve bağımlılığa yol açan ana maddedir. Sinir sistemi üzerinde belirgin bir etkisi vardır. Sinir sistemini etkileyerek kalb ve damarların çalışmasını bozar. Nikotine maruziyet sonucu kan basıncı ve nabız hızında artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle kalb daha fazla kasılmakta ve kalbin oksijen ihti­yacı artmaktadır. Ayrıca nikotin damarlarda kasılmaya da neden olmaktadır. Nikotine maruziyet sonucu kan şeker ve yağ düzeylerinde de artış olmaktadır.

Karbonmonoksit, sigara dumanında gaz halinde bulu­nan zararlı maddelerin en önemlisidir. Tütünün tam yan-maması sonucu ortaya çıkar. Sigara dumanının % 2-6'sı karbonmonoksitten oluşmuştur. Sigara içenlerin kanında­ki karbonmonoksit düzeyi sigara içmeyenlere göre 2-15 kat daha fazladır. Karbonmonoksit hücrelerin kandaki ok­sijeni kullanmasına engel olur.

Sigaranın İçindekiler

Sigarada Bulunan Zararlı Maddeler, Sigara Dumanı İçindeki Maddeler

Sigarada Bulunan Maddeler; Tanecik Halinde Bulunanlar

Aromatik hidrokarbonlar - Kanser Yapıcı
Nikotin – Sinir Sistemini Uyarıcı
Fenol - Kanser Yapıcı
Krezol - Kanser Yapıcı
Beta-Naftilamin - Kanser Yapıcı
N-Nitrozonornikotin - Kanser Yapıcı
Benzopiren - Kanser Yapıcı
Metaller - Kanser Yapıcı
(Nikel, Arsenik, Polonium 201) - Kanser Yapıcı
İndol - Kanser Yapıcı
Karbazol - Kanser Yapıcı
Kateşol - Kanser Yapıcı

Sigara Dumanındaki Gazlar (Sigara Zararlarıyla İlgili)

Karbon Monoksit – Oksijen Kullanımını Engeller
Hidrosiyanik asit - Silia Hareketleri Durdurur
Asetaldehid - Silia Hareketleri Durdurur
Akrolein - Silia Hareketleri Durdurur
Amonyak - Silia Hareketleri Durdurur
Formaldehid - Silia Hareketleri Durdurur
Nitrojen oksitler – Silia Hareketleri Durdurur
Nitrozaminler – Kanser Yapıcı
Hidrazin – Kanser Yapıcı
Vinil klorür – Kanser Yapıcı


(Silia; Solunum Yollarlını Döşeyen Hücrelerin Uzantıları Olan Titrek Tüyler)

Bu durum vücuttaki tüm organların çalışmasını kötü yönde etkiler. Kötü yönde etkilenen organlardan en önem­lisi beyindir.

Sigara dumanında ayrıca çok fazla miktarda kanser yapıcı madde bulunmaktadır. Polisiklik aromatik hidrokar­bonlar, aromatik aminler ve nitrozaminler kanser yapıcı maddelerin başlıcalarıdır. Bu maddelerin çeşitli deney hayvanlarında değişik organ kanserlerine yol açtığı sap­tanmıştır.

Bunlara ilaveten sigara dumanında solunum yollarını tahriş eden ve solunum yollarını döşeyen epitel hücreleri­nin uzantıları olan titrek tüylerin (silia) işlevini bozan pek çok madde bulunmaktadır.

Kaynak: Dr. Serhat Fındık