Opioid Nedir

Opioid Nedir

Santral sinir sistemi ve diğer doku­larda bulunan spesifik reseptörlere bağlanarak etki eden, primer olarak analjezi amaçlı kullanılan, doğal (morfin) veya sentetik (meperidin, fentanil, sufentanil, alfentanil, remifentanil) yapıda ajan­lardır. Doğal yapıda olan morfin, 20'den fazla alkaloid içeren papaver somni-ferum'den elde edilmektedir. Opioidler anestezi uygulamasında preoperatif medikasyon, analjezi ve anestezi indüksiyonu ve idamesinde kullanılır­lar.

Nörofizyolojik fonksiyon olarak SSS'ni tümüyle deprese eden diğer ge­nel anesteziklere göre etkileri daha spe­sifiktir. Etkilerini presinaptik ve postsi-naptik yerleşimli spesifik opioid resep­törlerine bağlanarak gösterirler. Mü (mü,, mü2), kappa, delta, sigma ve epsi-lon olmak üzere 5 tip reseptörü vardır. Bu reseptörler, normalde vücutta bulu­nan ve endojen ağrı supresyon sistemin­de rolleri olduğu düşünülen endorfinler tarafından uyarılmaktadır. Opioidler, primer olarak endorfınlerin reseptörlere bağlanmasını azaltarak, ağrının modü-lasyonundan sorumlu sistemi aktive ederler. Analjezi dışında da etkileri var­dır. Santral yolla sedasyon, anksiyolizis, öfori, miyozis, bradikardi, hipotansi­yon, kas rijiditesi, bulantı-kusma, anti-tusif etki, hipotermi, hipoventilasyon, erken veya geç solunum depresyonu gi­bi etkilere neden olurlar. Periferik etki­leri ise gastrointestinal tonus artışı, mi­de boşalmasında gecikme, pilor kons-triksiyonu, oddi sfınkterinde spazm, üriner retansiyon, histamin salınımıdır. Primer eliminasyon yolu kara­ciğerdir. Çoğunluğu idrar yoluyla atılan inaktif metabolitlere yıkılırlar. Ancak morfin metabolitlerinin birikimi böbrek yetmezlikli hastalarda uzun süren nar­koza ve solunum depresyonuna yol aça­bilir.

Bu grupta yer alan remifentanil ise fizikokimyasal olarak piperidin türevle­rine (örn; fentanil) benzemekle birlikte diğer opioidlerden farklı olarak ester yapısı nedeni ile karaciğer ve böbrek fonksiyonundan bağımsız olarak non-spesifik kan ve doku esterazlarınca bir­kaç dakika içinde hidrolize olur.

Opioidler doza bağlı olarak sedas­yon ve analjezi sağlarlar. Yüksek doz­larda bilinç kaybı da oluşturabilirler. Volatil ve gaz anesteziklerin MAC de­ğerini düşürürler. Serebral kan akımını ve metabolizma hızını azaltırlar. Medül-ler kemoreseptör trigger zonu stimüle ederek sıklıkla bulantı ve kusmaya ne­den olurlar. Uzun süreli kullanımda, tekrarlayan dozlara tolerans gelişir, ayrıca bağımlılığa da yol açarlar. Yük­sek dozda uygulanan meperidin, meta-boliti olan normeperidinin etkisiyle ek-sitasyon ve konvülsiyona'neden olabilir.

Miyokard kontraktilitesinde önemli bir değişiklik yapmazlar. Diğer aneste-ziklerle (barbitürat, benzodiazepin, vo­latil anestezikler) birlikte kullanıldıkla­rında bu etki belirginleşir. Sadece me­peridin miyokardı deprese eder. Sempa­tik tonusdaki azalma sonucu sistemik vasküler rezistans orta derecede azalır. Morfin ve meperidine bağlı histamin salınımı bu etkiyi arttırır ve hipotansi­yon gözlenir.

Meperidin, kalp hızını ar­tırırken, diğerleri vagal etki ile bradi-kardiye yolaçar. Hemodinamiyi önemli ölçüde etkilemedikleri için hemodina-misi ve genel durumu kötü hastalarda tercih edilen ilaçlardır.

Gastrointestinal sistemde tonus ve sekresyon artışı görülür, motilite azalır. Yukarıda bahsedilen periferik etkiler or­taya çıkar. Cerrahiye bağlı stres yanıtı, volatil anesteziklere göre özellikle po-tent olan opioidler daha iyi baskılarlar.

Opioidler anestezide, sedasyon ve analjezinin yanısıra balans anestezi, nö-rolept analjezi ve anestezi, TİVA ve yüksek doz opioid anestezisi teknikleri şeklinde yaygın olarak kullanılmakta­dırlar (Tablo 3). Premedikasyonda kul­lanımları ile ilgili bilgi 6. bölümde ve­rilmektedir. Ayrıca fentanil, alfentanil ve sufentanil, entübasyon ve laringos-kopiye bağlı hemodinamik cevabın kontrolünde kullanılırlar. Ağrı tedavisi ve rejyonal anestezide de yaygın olarak kullanılırlar.

Nalokson, pür mü reseptör antago-nistidir. Klinikte, opioid intoksikasyonu ve opioidlere bağlı solunum depresyo­nunun tedavisinde en çok kullanılan ilaçtır. Ancak solunum depresyonunun düzelmesi ile birlikte analjezi gibi diğer etkilerin de ortadan kalkacağı unutul­mamalıdır. Analjezinin birden sonlan-ması katekolamin salınımı ile taşikardi, hipertansiyon, pulmoner ödem ve kardi-yak disritmilere yol açabilir. Bu nedenle titre edilerek kullanılmalıdır. Verildik­ten 1-2 dk sonra etkisi maksimuma ula­şır ve 30-45 dk sürer. Perioperatif dö­nemde _40jig (0.1 mi) dozunda iv veri­lir. Aynı doz birkaç dakika aralıklarla istenen etki sağlanana kadar tekrarlanır. Ayrıca nalokson birçok opioide göre kı­sa etki süreli olduğundan, solunum dep­resyonunun tekrarlamasından kaçınmak için doz tekrarı veya infüzyon şeklinde uygulanması fayda sağlayacaktır. İntramüsküler yolla da uygulanır.


Pentazosin, butorfanol, nalbufin ve buprenorfin agonist-antagonist etkili opioidlerdir. Bunlar güçlü kappa ve.za­yıf mü reseptörü etkilidirler. Analjezi sağlamalarının yanısıra solunum dep­resyonu gibi istenmeyen etkilere daha az neden olmaktadırlar.