Alerji İlaçları Alerji Tedavisinde İlaçlar

Alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar, Alerji İlacı, Alerji İlaçları

Antihistaminler

IgE ile kaplı mast hücrelerinin alergenle temas et­tiklerinde patlayarak histamin salgıladıklarını hatır­layacaksınız. Akut alerjik hallerde görülen burun ak­ması, kaşınma ve kas kasılmalarına yol açan madde histamindir. Bu etkilere karşı antihistaminler kul­lanılır.
Histamin vücudun çeşitli işlevlerini düzenlemek için kullanılır, fazla histamin salgılanması yalnızca alerjik durumlara bağlı değildir. Güneş yanıkları, so­ğuk, sıcak ve sürtünme, histamin salgılanmasına ne­den olduklarından kızarma ve kaşıntıya yol açabilirler.

Bazı kişilerde, deriye dokunmak, histamin salgı­lanmasına yeterlidir. Bu durumda tıp dilinde derma-tografi (deriye yazma) denilir. Bu hastalar derilerine yalnızca bastırarak adlarını yazabilir veya resim ya­pabilirler. Bazı durumlarda stress veya sinir bozuk­lukları yüzünden histamin salgılanır ve kaşıntılar baş­lar. Bazı dikenli bitkiler, histamin içerdiklerinden ür-tikere yol açarlar.
Antihistaminli ilaçlar, histamin salgılanmasını en­gellemedikleri halde sinir uçlarında histamin etki yap­ması gereken yerleri ele geçirirler. Çeşitli antihista­minler olduğundan, hastaya uygun türün bulunması için birçok deneme yapmak gerekir. Antihistaminler, çeşitli preparatlar biçiminde bulunurlar: Haplar, sıvı ilaçlar, göz damlaları ve burun damlaları. İğne yap­mak için kullanılan antihistaminler ise akut alerjik du­rumlarda uygulanır.


Antihistaminler uyku getirdikleri gibi, kas koor­dinasyon
unu da bozabilirler. Onun için araba veya makine kullanması gereken veya işlerine; yoğun bir biçimde dikkat etmesi gereken hastalar, bu yan et­kilere karşı dikkatli olmalıdırlar. Öte yandan uykusuz­luk çeken bir alerji hastası için, bu yan etkiler olum­lu sayılabilir.

Ancak, antihistaminlere de özellikle bunlar doğru­dan deriye uygulandıklarında alerjik olmak olasıdır. Onun içindir ki, antihistaminler, böcek ısırmaları gi­bi kaşıntılara neden olan durumlarda kullanılsalar da, uzun süreli tedavilere uygun değillerdir.

Antihistaminler, genellikle saman nezlesi belirti­lerini hafifletmek için kullanılırlar. Ama çoğu ilaçta olduğu gibi, bunların hastalığı tedavi etmediklerini unutmamak gerekir. Antihistaminler, aynı zamanda ekzema ve ürtiker kaşıntılarını hafifletmek ve bazı du­rumlarda kan alma veya serumdan ileri gelen alerjik durumlar için de kullanılırlar. Teoride astım krizleri için kullanılmaları gerekirse de, uygulamada solunum yollarındaki hava boşluklarını kuruttukları ve buradaki mukozayı yok ettikleri için, astımı tedavi etmek bir yana, daha kötü bir duruma gelmesine neden olabi­lirler. Ayrıca mide ve bağırsaklarda görülen alerjik du­rumlarda da kullanılmazlar.

Kortikosteroidler (steroidler)

En çok bilinen kortikosterid ilaç "kortizon"dur. Kortizonun geçmişi ilginçtir; ilk bulunduğunda kor­tizonun birçok hastalığın neden olduğu iltihapları bü­yük ölçüde azalttığı görülmüştür. Başta bir mucize ilaç olarak nitelenen ilacın daha sonra sakıncaları or­taya çıkmış ve doktorlar kortizonun yaygın olarak kul­lanıldığında başka sorunlar meydana getirdiğini fark etmişlerdir. Alerjik reaksiyonları tedavi etmekte çok yararlı olan bu ilacın çok uzun süre kullanılmaması şarttır. Kortikosteroidler, vücutta da bulunan ve şe­keri parçalamak ve büyümek gibi birçok işlevleri üst­lenen hormonlardır. İlaç kortikosteroidler uzun süre kullanıldıklarında, vücudun bu hormanu salgılamasını engellerler ve sonuç olarak vücudun metabolizması ağır bir biçimde etkilenir.

Kortikosteroidlerin sakıncaları olmasına karşın, alerjilerden kaynaklanan iltihaplanmalar üzerinde son derece etkindirler ve akut alerjik reaksiyonların teh­likeye soktukları hayatları da kurtaracak niteliktedir­ler. Akut astım krizi geçiren hastalara kortizon iğne­leri verilir. Astımlılar aynı zamanda kısa süreler için hastalıklarını hafifletmek için kortikosteroid haplar alabilirler. Bu ilaç aynı zamanda astımlılar için üreti­len fısfıslarda da kullanılır (Fısfıs, hasta nefes aldı­ğında ilacın çok ince pudra biçiminde hava torbala­rına ve bronşlara girmesini sağlayan aygıttır). Pomat halindeki kostikosteroidler, derideki alerjiye bağlı il­tihapları hafifletmek için kullanılır. Derideki iltihaplı alana günde dört beş kez sürülür. Hasta pomadı az miktarlarda ve ancak hasta olan alana yaymaya dik­kat etmelidir.

Kortikosteroidler her ne kadar alerji belirtilerini hafifletmekte çokyararlıysalar da, bir tedavi aracı ol­madıklarını unutmamak gerekir. Bronşodilatör
Bronşodilatör, bronşlara giden havayollarını açan bir ilaçtır. Astımlılarda bu havayolları kas spazmları nedeniyle ufalırlarve hastanın zorlukla nefes alma­sına ve hırıltılara neden olurlar. Astım her zaman aler­jiden kaynaklanmaz, bazı hallerde bronşit gibi iltihaplı bir hastalığın sonucu da olabilir. Ama bronşodilatörlerin nedeni ne olursa olsun, astımlı hastalara yararı dokunur.
İki tip bronşodilatör vardır: Tofinilin bazlı olanlar ve sempatomimetik ilaçlardan elde edilenler. Teofilinin kendisi çayda bulunan doğal bir maddedir ama çayda bulunduğu durumda, vücutça özümlenemediği için kimyasal işlemlerden geçirilmesi gerekmek­tedir. Böylece bu madde kolay sindirilir bir biçime dö­nüşür. Teofilinli ilaçlar, bronşlardaki kasılmaları ya­tıştırır, beyindeki solunum merkezini uyandırır ve kal­be giden kan damarlarını açarak dolaşımı düzeltir. Te­ofilinli ilaçlar tablet, sıvı ilaç veya fitil biçimde bulu­nurlar. Acil durumların gerektirdiği tedavilerde iğne de yapmak mümkündür.
Bazı teofilin preparatlarının tadı oldukça kötüdür, ayrıca günlük miktarlar çok yüksek olduğunda mide bulantısına ve asabiyete yol açabilir. İlaç miktarı ki­şiden kişiye değiştiği içindir ki, doktorun hastası için en uygun dozu saptaması zaman alabilir.
Sempatomimetik ilaçlar, sempatik sinir sistemi­nin yaptıklarını aynen uyguladıkları için bu adı kalır­lar. Sempatik sinir sisteminin görevleri arasında kalp atışını hızlandırarak daha büyük miktarlarda kan pompalamasını sağlamak da vardır. Bunu kolaylaş­tırmak için ciğerlere giden hava yollarını da açar.

Sempatik sinir sistemi, adrenalin ve noradrenalin salgılayarak çalışır. Bunun içindir ki, alerjilerin en kötüsü olan anafilaksis hastalarına adrenalin iğne­leri yapılır. Adrenalin hemen hastanın tansiyonunu yükseltir ve hava yollarını açar.
Adrenalinden başka birçok sempatomimetik ilaç vardır. Bunların arasında efedrin, izoprenalin ve salbutamol'u sayabiliriz. İlaçlar hapı halinde, sıvı olarak veya fısfıs içinde mevcuttur. İzoprenalin çocuklar is­temeden fısfıslarıyla çok fazla çekebildikleri için es­ki yaygınlığını kaybetmiştir.
Salbutamol, son zamanlarda geliştirilmiş olan rimiterol ve terbutalin gibi sempamimetis ilaçlar, kalp­ten fazla, hava borularını etkilediklerinden ve dola­yısıyla hastayı daha az asabi yaptıklarından yaygın­laşmışlardır.

Disodyum kromoglikat

İlaç bulan ve geliştiren bilim adamları ilaçlarına söylenmesi güç uzun adlar takmaktan hoşlanmakta­dırlar, bu nedenle genellikle disodyum kromoglikatın ticari adı olan İntal kullanılmaktadır.
Bu ilaç mast hücreleri üzerinde etkisini gösterir ve bunların patlayarak histamin salgılamalarını engel­ler, ilacın etkili olması için krizden önce alınması gerekmektedir, çünkü mast hücreleri histamin salgıla­dıktan sonra ilaç almak, at kaçtıktan sonra ahırın ka­pısını kilitlemeye benzer.
İlk kullanımı yalnızca alerjik astım içinken, bugün çeşitli disodyum kromoglikat preparatları geliştirilmiş bulunmaktadır, ve bunlar burun, kulak ve karındaki alerjik reaksiyonları durdurmak için kullanılırlar. Bu preparatların her birinin kendi ticari adı vardır. İntal genellikle fısfıs yoluyla alınır. İlaç kapsül içinde bir tozdur ve fısfısın içine yerleştirilir. Kapsül, fısfısın üzerindeki bir delgiye basılarak patlatılır ve içeriğin-ce bir toz olarak solunum yollarına alınır. Soluk al­makta zorluk çeken yaşlılar ve çok küçük çocuklar İntal'i sıvı bir sprey olarak kullanabilirler.

İlaç yapımcıları riniti önlemek üzere, burundan en­fiye gibi çekilen bir aygıt da geliştirmişlerdir. Gözdeki alerjik reaksiyonları önlemek için göz damlaları oldu­ğu gibi, mide ve bağırsaklardaki alerjik reaksiyonları durdurmak için yutulacak haplar da vardır.
İlacın yaygınlığı, yararlarının yan etkilerinden fazla olmasına bağlıdır. Birçok hasta bu ilacı kullanmaya başladıktan sonra, kortikosteroid almayı bırakmıştır. Gene de birçok ilaç gibi gebeliğin ilk zamanlarında kullanılması uygun olmadığı gibi hastanın boğazın­da iltihaplanma olduğu zaman gırtlağı tahriş edebi­lir. Ayrıca uzun süre kullandıktan sonra ilacı birden kesmemeye özen göstermek gerekir. Çünkü ilacı ani­den bırakmak, bazı hallerde bir astım krizine neden olabilir.

İlaçlar, milyonlarca insanın alerjilerden çektikle­ri acıyı dindirmiş ve bu kişilerin alerji belirtileri ne­deniyle günlük hayatlarını yürütmekte çektikleri zor­lukları ortadan kaldırmıştır. Ama gene de ünlü onsekizinci yüzyıl doktorlarından VVilliam Withering'in şu sözlerini unutmamakta yarar vardır: "Ufak dozlarda verilen zehirler en iyi ilaçlardır, ama aşırı dozda ilaç­lar zehirdir."
Bir kişiye yararlı olan bir ilaç, başka birini hiç et­kilemeyebilir, aynı biçimde bir kişi için uygun olan bir doz, başka bir insana aşırı veya çok az gelebilir. İlaçlara saygılı olmak gerekir.

Alerji Testi Alerji Testleri Rast Stotoksik

Alerji Testi, Alerji Testleri, Rast Alerjik Test

"RAST" test olarak bilinen radyoalergosorbent testi, yeni bir testtir ve bazı alerji uzmanlarının görü­şünce deri testlerinin yerini alacaktır. Oldukça tek­nik bir test olmakla birlikte, kısaca ifade edilirse, vü­cut sıvıları veya dokularında belirli bir antigene tep­ki gösteren antikorların varlığını saptar. Güvenilir ve hassas bir test olmasına karşın bir sakıncası vardır. Alerji konusundaki çözümlenemeyen konulardan biri vücudun bir maddeye karşı IgE antikorlarına sahip olduğu halde, bu maddeye karşı hiçbir alerji belirtisi göstermemesidir. RAST testi böylelikle sizi rahatsız etmediği halde bir alerjiniz olduğunu gösterebilir.


Alerjik Durumlar, Alerji uzmanlarının büyük umutlar besledikleri, ama şu anda deneme aşamasında olan bir başka test de "sitotoksik" testtir. Bu test, hastanın akyuvarla­rının belirli bir madde tarafında tahrip edilip edilme­diklerini saptar; testi uygulamak için hastadan kan alınır ve bu kan çeşitli alergen örnekleriyle karıştırı­lır. Bu örnekler mikroskopta incelenerek 45 dakika sonra kaç tane kan hücresinin ölmüş olduğuna bağ­lı olarak alerjinin derecesi saptanır.

Bu testin avantajı şudur; çok az miktarda bir kan ile 20 veya daha fazla madde üzerinde test yapılabi­lir. Ayrıca bu testi yaptıran hastaların, iğnelere deride çiziklere veya kimyasal maddelerin doğuracağı tat­sız etkilere dayanmaları gerekmez. Öte yandan yiye­cek alerjilerinin saptanmasında çok güvenilir değil­dir, çünkü bir yiyecek maddesinin sindirimin hangi aşamasında en alergen durumda olduğunu bilmek güçtür.

Stotoksik test antikor aramaz. Bu testin en yay­gın olduğu Amerika'da önde gelen bazı alerji uzman­ları, özellikle yiyecek ve kimyasal madde alerjilerinin antigen/antikor reaksiyonlarından daha çok, akyuvar­ları öldürerek zarar verdiklerine inanmaktadırlar. Ba­ğışıklık sisteminin en etkin güçlerini oluşturdukların­dan, akyuvarların sayılarını azaltan herhangi bir mad­denin aynı zamanda vücudun sağlıklı kalma yetene­ğini de azaltacağı kanısındadırlar.

Alerji Tedavisi ve Tıbbi Testler

Alerji Tedavisi, Alerji İçin Tıbbi Testler ve Tedavi Yöntemleri

Deri testleri ve iğne tedavisi

Alerjiler için iki tür deri testi vardır. En yaygın test­te deriye alergen içeren bir su eriyiği damlatılarak deri iğneyle hafifçe çizilir. İntradermal test diye adlandı­rılan öbür yönteme ise derinin altına alergen içeren eriyik zerk edilir.
Her iki yöntemin de amacı, hastanın belirli bir alergene duyarlılığını ölçmektir. Bunlardan ilki genel­likle güçlü alerjilerin teşhisinde kullanılır, intrader­mal test ise, ilk testte gözükmeyen daha hafif alerji­lerin saptanmasında yararlı olur. İki test de hastanın koluna uygulanır ve iğne çok derine batırılmadığı için acı vermez.
Önce birçok alergen eriyiği hazırlanır. Bunlar çok sulandırılmıştır ve deriye damlatılan veya zerk edilen alergen miktarı pek azdır. Birçok alergen olduğundan, alerji uzmanı sorunu yaratan maddelerin tümünü be­lirlemek için birkaç seans halinde 100 veya daha fazla test uygulayabilir. Unutmayın ki, her çiçekli bitkinin poleni olduğu halde kişi yalnızca bir tür polene aler­ji gösterebilir. En yaygın alergenler ağaç ve otlardan gelen polenlerdir. Ancak, bunların yanı sıra deri test­lerinde hayvan tüyü ve toza karşı duyarlılık da ölçü­lebilir. Her ne kadar insanlar kendilerini toza alerjik sanırlarsa da, gerçek alergen çoğu kez toz değil, şilteler, halılar ve evdeki başka karanlık, nemli ve sıcak köşelerde yaşayan pire veya benzeri böceklerdir.

Deri çizilerek yapılan testte, eriyik deri üstüne damlatıldıktan sonra, yirmi dakika kadar beklenerek bir böcek sokması gibi şişip şişmediğine bakılır. Eğer şişkinlik görülürse, hastanın o maddeye karşı alerji­si olduğu belirlenir. Şiş geçicidir ve olasılıkla 30 da­kika içinde geçecektir.
Testlerin her biri, küçük bir alana uygulandığı için yetişkin bir kişiye seansta rahatsızlık vermeden 40 veya 50 tane test uygulanabilir. Çocuklara bir defa­da 12'den fazla test yapılmaz.
Deri testine pozitif bir reaksiyon, alergene duyarlı olduğunuzu göstermesine karşın, bu alergenin o sı­radaki şikayetlerinizin kaynağı olduğu anlamına gel­mez. Örneğin test sizin belirli bir ota alerjiniz oldu­ğunu gösterse bile, o otun çiçek açtığı mevsimde si­zin saman nezlesi olmanız gerekmez. Fakat daha ileriki yıllarda bu ot sizi saman nezlesi yapabilir.


Aynı biçimde deri testleri, artık geçmişte kalmış ve rahatsızlık vermeyen alerjileri de meydana çıkarabilir. Örneğin birçok hasta yumurtaya yalnızca ço­cuklar da alerjik oldukları halde, pozitif reaksiyon gösterebilir. Neden olduğunu bilmesek de alerjiler za­manla kaybolabilir veya ortaya çıkmayabilirler.

İntradermal deri testleri öbürlerine benzer. Pozi­tif reaksiyonlar kendilerini böcek sokmasına benze­yen bir biçimde yaklaşık on dakika içinde gösterir­ler. Bazı hallerde tepkiler gecikebilir ve şişme birkaç saat sonra veya ertesi günü ortaya çıkar. Bu da pozitff bir reaksiyondur ve doktora söylenmesi gerekir.
Deri testleri, polenler ve solunum yoluyla alınan tozdan kaynaklanan alergenleri saptamakta güveni­lir sonuçlar verir. Yiyecek alerjilerini saptamak ise pek güvenilir değildirler. Buna neden, pişirme ve sin­dirimin yiyeceklerin alergen özelliklerini değiştirme­leri, dolayısıyla da bir deri testinde kullanılan yiye­cek maddesinin, yenilene tam uymamasıdır.

En iyi sonuçları almak için, deri testlerinin, belir­tilerin en yoğun olduğu mevsimden birkaç ay önce uygulanması gerekmektedir. Haziran ayında saman nezlesi olan bir kişi testlerini kışın yaptırmalıdır. Bu­nun nedeni, doktorun uygulayacağı iğne tedavisinin etkisini ancak birkaç ayda göstereceğidir.

Deri testinden önceki 24 saat içinde antihistamin içeren ilaçlar almamanız gerekir. Adından da anlaşıl­dığı gibi antihistaminler, histaminin etkilerini engel­leyerek, pozitif bir reaksiyonun görülmesine engel olurlar.
Deri testlerinin sonuçları incelendikten sonra doktorunuz çeşitli tedaviler önerebilir. Bunların ara­sında belirtileri hafifletecek ilaçlar, alergen içeriği olan yiyeceklere perhiz veya iğne tedavisi olabilir. Perhiz ve ilaç tedavisini bir an için kenara bırakarak bir başka adı "duyarsızlaştırma" (desensitizasyon) olan iğne tedavisine bakalım. (Alerji Deri, Alerji Toz alerjisi, Alerji rinit)

Yakın zamanda yayınlanan bir kitapta iki ünlü aler­ji uzmanı şöyle demektedir; "Bugün iğne tedavisinin neden ve niçin yararlı olduğu konusunda bazı tartış­malar vardır. Alerjist hastaların neden iyileştiklerini tam olarak açıklayamadıklarını çekinerek itiraf etmek­tedirler. Bu bilgi eksikliği gene de iğne tedavisi gö­ren hastaların genellikle daha az şikâyeti olduğunu değiştirmez" (Rapp ve Frankland, Allerjiler: Sorular ve Yanıtlar, Heinemann.)
Başka bir deyişle hastaların tümü değilse de bir bölümü iğne tedavisinden yarar görmektedir. Kimse de bunun gerçek nedenini bilmemektedir.
Birçok alerji uzmanı, iğne tedavisinin aşılanma et­kisi gösterdiği kanısındadır. Aşının vücuttaki antikor­ları yoğunlaştırarak iltihaba karşı önlem aldırması gi­bi, alergen iğnelerinin de vücudun, alergenleri mast hücrelerinin üzerlerine yapışmadan yakalayıp etkisiz hale getirecek antikorlar üretmesini sağladığı sanıl­maktadır. Daha önce de belirtildiği gibi birkaç çeşit antikor vardır. Mast hücrelerine bağlanan antikorun adı İmünoglobülin E (IgE), alergeni mast hücreleri­ne varmadan durduran koruyucu antikorun adı ise İmünoglobülin G (IgG)dir.

İğnelerde kullanılan maddeler, alerjinize neden olan alergenden oluşabilir."Ama birçok kişi, birden fazla polen veya yiyeceğe alerjik olduğundan, genel­likle birkaç alergenden oluşan bileşimler bu tedavi­de kullanılır. Bazı durumlarda alerji klinikleri kendi preparatlarını hazırlarlar. Oysa bugün büyük ilaç şirketleri de bu preparatları üretmeye başlamışlardır. Ancak, ticari amaçlarla üretilen bu ilaçlar, yalnızca ot ve ağaç poleni gibi en sık rastlanılan alergenleri içermektedir.

İğne tedavisi üç değişik biçimde yapılabilir. Ya yıl boyunca her ay iğne olabilirsiniz ya da polen mevsi­mi başlamadan önce daha yoğun bir biçimde hafta­da iki veya üç iğne yaptırabilirsiniz. Son zamanlarda ilaç şirketleri polen alerjilerine karşı tüm bir sezon için yeterli korunmayı sağlayan ve Nisan ayında başlayarak bir veya iki hafta aralıkla uygulanan üç iğne üretmişlerdir.
Yıllık veya mevsim öncesi tedavinin amacı, bağı­şıklık sisteminizi alergenler yoğunlaşmadan hazır duruma getirmektir. Bazı durumlarda alerjileri polen mevsiminde de tedavi etmek mümkündür. Buna "mevsimsel tedavi" denir, ama öbür yöntemler ka­dar etkili olmadığından pek yaygın değildir. Mevsim öncesi tedavide vücutun IgG antikorlarını, aşamalı olarak ve hastanın alerji krizi geçirmesine meydan vermeden arttırmak öngörülmektedir. Onun içindir ki, ilk iğnede çok az miktarda alergen olduğu halde, bu miktar ikinci iğnede biraz daha artırılır ve buna has­tanın dayanıklılık sınırına ulaşılana kadar devam edi­lir.

Alınması gereken bazı önlemler vardır: İğneden önce ağır yemekler yenilmemeli, sonra ise birkaç saat için ağır hareketlerden kaçınılmalıdır. Çok duyarlı hastalara, iğneden bir saat önce bir antihistamin ha­pı verilerek istenmeyen reaksiyonlar engellenir. İğ­ne yapılırken, doktorlar hastada az bir olasılıkla olsa dahi görülebilecek olan anafilaksis gibi aşırı tepki­leri kontrol etmek için, adrenalin iğnesini hazır bu­lundurmalıdır.
İğneden sonra, hafif kaşıntı, şişme, astım gibi ti­pik alerjik tepkiler görülebilir. Bunlar genellikle ça­buk yok olurlarsa da ilerde konu edilecek olan ilaç­lar uygulanarak hafifletilebilirler. Eğer iğne yanlışlıkla önemli bir kan damarının çok yakınına yapılmışsa, da­ha ciddi reaksiyonlar görülebilir. Vücut alergeni sü­ratle içine aldığından bu durum tehlikeli olabilir.
Klinikten ayrıldıktan sonra iğneye hafif de olsa re­aksiyon gösterdiyseniz, doktorunuza kesinlikle söylemelisiniz. Şişme veya hapşırma krizi, son iğnenin dayanıklılık sınırınıza yakın olduğunu gösterebilir ve doktorunuzun dozu artırmadan çok dikkatli davran­ması gerekir.

Sıvı ilaç veya hap yerine neden iğne yapıldığını merak edebilirsiniz. Ağızdan alınan sıvıların veya tabletlerin sakıncası, antikor üretmeleri gereken yerle­re varmadan midede sindirilmeleridir. Bazı alerji uz­manları alergeni damla halinde, çok çabuk kana ka­rıştıkları bir yer olan dil altına da yerleştirmektedir. Birçok çelişkiye neden olduğu halde, bu yöntem, yiyecek ve kimyasal madde alerjileri tedavisinde uz­manlaşan doktorlar arasında çok yaygındır. İğne yön­temi kusursuz olmamakla birlikte, şimdiki durumda saman nezlesi ve polenlerden kaynaklanan öbür aler­jik reaksiyonları önlemenin en etkin yolu olarak göz­ükmektedir. Bu tedavinin on hastadan yedi veya sekizine yarar sağlaması beklenir.