Alkolun Etkileri Kalp ve Damar'a Zararlari

Alkol Kullanımının Kalp Damar Sistemine Etkileri, Alkol ve Zararları

Yüksek Tansiyon

Alkol uzun süreli kullanıldığında yüksek tansiyonun görüldüğü bilinmekle birlikte bugün için bunun nedeni açıklanamamaktadır. Aslında tansiyonu düşüren bir madde olan alkol uzun süre sürekli kullanıldığında büyük ve küçük tansiyonda sürekli bir yükselmeye yol açmaktadır.
Ayrıca alkol yoksunluğu sendromunun bir belirtisi olarak da ani tansiyon yükselmeleri görülür.

Kardiyomiyopati

Kalp kasının işlevini yapamaması anlamına gelen kardiyomiyopati alkolizme bağlı olarak görülebilmektedir. Nedeni tam olarak bilinmemekle beraber alkolün yol açtığı yüksek tansiyona bağlı olarak ortaya çıkıyor olabilir.

Kalp Ritm Bozuklukları

Alkol kullanımının, direk etkisiyle ve yoksunluk sendromu sırasında sinüs taşikardisine yolaçtığı gösterilmiştir. Bu kalbin ileti sistemi üzerine etkisiyle olabildiği gibi, kalp ritminin yakından ilgili olduğu kan potasyum düzeylerinin alkolizmle birlikte değişmesine de bağlı olabilir.

Koroner Arter Hastalıkları

Belli bir dozun üzerindeki alkol kalp krizi riskini arttırmaktadır (günde 45 mi. üzerinde etanol: bir duble rakı). Bu dozun altında kalp krizi riskini azaltmakla beraber kanser ve beyin kanaması riskini arttırdığından ölüm riski azalmamaktadır. Alkolün böyle bir amaçla kullanılması önerilmemektedir.

Alkol Zararlari Bedensel Bozukluklar

Alkol Kullanımına Bağlı Bedensel Bozukluklar, Alkolün Etkileri

Sindirim Sistemi

Yemek Borusu'na Alkol Etkisi

Alkol alındığında alkolün etkileriyle önce yemek borusu karşılaşmaktadır. Yemek borusuyla mideyi ayıran kaslardan oluşmuş boğum, midenin asitli salgısının yemek borusunu tahriş etmesini önler. Alkol direk etkisiyle bu kasların gevşek kalmasına neden olur. Böylece midenin asitli salgısı sürekli olarak yemek borusunun alt bölümünü tahriş eder. Alkoliklerdeki mide yanmasının en yaygın nedeni budur.

Alkol hem direk etkisiyle hem de mide asidinin tahrişiyle yemek borusu kanseri riskini arttırır. Alkolle birlikte sigara kullanımı, riski daha da arttırır.

Alkoliklerde sık sık kusmaya bağlı olarak yemek borusunun 1/3 alt bölümünde ani kanamalar görülebilir (Mallory-Weiss Sendromu).

Mide

Alkol mideyi koruyan yüzeysel hücreleri zehirleyici etki gösterir. Mide yüzeyinden yaygın kanamalar bir tek kez alkol alımından sonra bile görülebilir. Uzun süreli alkol kullanımındaysa mide yüzeyinin incelmesi ve asit salgısının azalmasıyla belirgin atrofik gastrit neredeyse alkoliklerin yansında görülür.

İnce Bağırsaklar

İnce bağarsaklarla ilgili sorunlar, devam eden isaller ve beslenme bzukluklandır. Bağarsak içeriğinin osmotik basıncının artmış olması isalleri ortaya çıkarırken besinlerin ince bağarsaktan geçişi hızlandığından beslenme bozukluklan görüler. Özellikle, Bl, B12, folik asit ve bazı yağların emilimi bozulur. Alkol alımı kesildikten bir hafta kadar sonra isal normale döner.

Pankreas'a Alkolün Verdiği Zararlar

Pankreatitlerin % 30-60"ı alkol kullanımına bağlıdır. Ani başlayan karın ağrısı, bulantı, kusma ve alkol kullanımı öyküsü akut pankrea-titi düşündürür. Alkolün pankreas hücrelerini zehirleyici etkisiyle pankreatite neden olmaktadır. Akut pankreatit genellikle herhangi bir bozukluk kalmadan iyileşir. Kronik pankreatit gelişmişse pankreas dokusunda kalıcı yıkımlarla birlikte şeker hastalığı gelişmesi riski yüksektir.

Karaciğer'e Alkolün Zararı

Alkol kronik karaciğer hastalıklarının en yaygın nedenidir. Özellikle siroz alkolizme bağlı olarak çok sık görülen ve ölümle sonuçlanan bir kronik karaciğer hastalığıdır.

Sirozun nasıl oluştuğu henüz tam olarak bilinmemektedir. Oluşumunun birkaç nedene birden bağlı olduğu düşünülmektedir. Alkolün direk etkisi ya da alkol yıkım ürünü olan asetaldehitin etkisi, alkol kullanımının miktarı ve süresi, cinsiyet sirozun oluşumunda etkili olan faktörler gibi görünmektedir (kadınlarda erkeklere oranla daha seyrek görülüyor).

Süreklilik kazanan alkol kullanımıyla birlikte ilk aşamada karaciğerde yağlanma görülür. Karaciğerin büyümüş olması dışında bir klinik belirtisi yoktur. Karaciğer hücreleri içinde protein, yağ ve su birikmesi karaciğeri büyütmektedir. Kandaki karaciğer enzimi düzeylerinde (karaciğer harabiyetinin göstergesidirler) ılımlı yükselmeler kan testleriyle saptanabilir. Bu aşamada alkol alımı kesilirse bozukluk geriler.

Karaciğer hücrelerinin alkole ve alkolün yıkım ürünlerine maruz kalmaya devam etmesiyle karaciğer iltahabı (hepatit) ortaya çıkar. Klinik bir belirti vermeyebileceği gibi, ateş, ağrı, sarılık gibi belirtilerde gösterebilir. Karaciğer işlevlerini gösteren testlerde belirgin bozulma vardır. Hepatit, alkol alımı kesildiğinde haliyle kalabilir ya da siroz veya ölüme yol açabilecek biçimde ilerleyebilir.

Siroz karaciğer dokusunun ilerleyici harabiyetidir. Yıkılan karaciğer dokusunun yerini bağ dokusu alır. Karaciğer işlevleri ileri derecede aksadığından pıhtılaşma bozuklukları (kanın pıhtılaşmasını sağlayan pekçok faktör karaciğerde yapılmaktadır), kanın metabolizma artıklarından temizlenememesi nedeniyle ensefalopati (beyinde yaygın işlevsel bozukluk) görülebilir. Karaciğerdeki tıkanıklık, sindirim sisteminin toplardamar ağını bozar. Mide ve yemek borusu etrafındaki toplardamarlarda ileri derecede genişlemeler (varisler) oluşur. Bunlar aniden bol miktarda kanamaya başlayabilir.

Siroz ilerleyici bir hastalıktır. Durdurulması ya da geri döndürülmesi bu gün için sözkonusu değildir. Ölüm, karaciğer yetmezliği ya da yukarıda sayılan ikincil nedenlerden birine bağlı olarak gerçekle- şir.

Alkolun Zararlari Ruhsal Bozukluklar

Alkol Kullanımına Bağlı Ruhsal Bozukluklar

Alkol Etkileri ve Alkolün Zararları

Alkol Entoksikasyonu

Yaygın adıyla sarhoşluk olarak bilinen durumdur. Alkol alındığında alınan dozlara bağlı olarak hafif bir neşelenme halinden, komaya kadar değişiklik gösterebilen bir tablodur. Alkolün vücutta yıkımıyla ilgili organların iyi çalışmadığı durumlarda daha çabuk gelişir. Uzun süre, sürekli alkol kullanımı ile birlikte alkolün bu etkisine tolerans gelişmeye başlar. Tolerans gelişmeye başlaması bağımlılığın göstergelerinden biridir.

Sarhoşluğun derinliği, kandaki alkol düzeyiyle bağlantılıdır. Alkol alımı kesildiğinde kandaki alkol düzeyi düşmeye başlar ve sarhoşluk açılır.

Alkol Yoksunluğu Sendromu

Uzun süre sürekli alkol kullanımından sonra alkol kesildiğinde görülür. Uzun süre alkol alımıyla alkolün etkilerine adaptasyon (tolerans bu adaptasyonla açıklanabilir) gösteren nörokimyasal çalışma düzeni, alkol aniden kesildiğinde aksar. Tabloyu ortaya çıkaran basitçe budur. Belirtileri, titreme, çarpıntı, iştahsızlık, uykusuzluk, huzursuzluk ve tansiyon yükselmesidir. Bunlar ılımlı geçen bir yoksunluk tablosunun bulgularıdır. Daha da şiddetlendiğinde, görsel ve işitsel varsanılar, zamanı, yeri bilememek, kişileri tanıyamamakla, belirgin ileri derecede şaşkınlık tabloya eklenir (dleiryum tremens). Alkol yoksunluğu sırasında epilepsi nöbetleri de görülebilir. Deliryum tremens alkol kesildikten sonraki yaklaşık 10 gün içinde ortaya çıkabilir. Yaşamsal riski olan bir tablodur.

Uzun süre sürekli alkol kullanımından sonra alkol kullanılmaya devam ederken ya da alkolü bıraktıktan hemen sonra ortaya çıkan, varsanılar ve hezeyanlarla belirgin durumdur. Genellikle işitsel var-sanılarla birlikte kıskançlık ya da zarar görme (birisi bana kötülük yapacak) hezeyanları görülür. Şizofreni gibi, hezeyanlı bozukluk gibi başka psikiyatrik bozuklukları andırabilir ya da örneğin yalnızca işitsel varsanıların olduğu atipik tablolar şeklinde de görülebilir. Duygu durumundaki değişiklikler de (depresyon, aşın neşelilik hali, ileri derecede umursamazlık vs.) duruma eklenebilir.

Alkol alımı kesildikten sonra alkole bağlı psikotik bozukluk zamanla düzelebilir.

Alkole bağlı Amnestik Sendrom

Eskiden Korsakoff psikozu olarak adlandırılırdı. Uzun süre sürekli alkol kullanımına bağlı bellek bozukluğudur. Özellikle yakın bellek bozulur. Yeni şeyler öğrenilemez, olaylar sıraya konamaz, zamanı ve yeri bilmede güçlük olabilir. Özellikle yeni tanışılan insanlar tanınamaz. Uzak bellek nadiren bozuktur. Zaman zaman, hatırlana-mayan olayların yerinin uydurma bilgilerle doldurulduğu görülebilir. Diğer bilişsel yetilerde genellikle bozukluk yoktur.
Çoğunlukla zaman içinde düzelme görülmez.