William Heberden Nodulleri

Heberden Nodülleri

William Heberden 1710 - 1801


HEBERDEN KEŞFETMİŞ olduğu heberden nodülü şu şekilde tarif et­miş bulunmaktadır: Digitorum Nodi. Acaba eklem civarında ve genellikle parmaklarda oluşan bu küçük ve sert nodüller nedir? Bunla­rın gutla hiçbir alakası oktur. Hemen her zaman ömür boyunca devam ederler. Üzerlerine basıldığı zaman ağırlıdırlar ve bu yüzden parmak hareketlerine kısmen engel olurlar. Heberden'in bu buluşu diğer çalış­maları, mesela su çiçeği ve çiçek konularındaki araştırmalarına naza­ran çok daha önemli addedilir.

Heberden 1710 yılında Londra'da dünyaya gelmiştir. Öğrenimini Cambridge'de yapmış ve klasiklerle de yakından ilgilenmiştir. Hekim olduktan sonra mezun olduğu bu üniversitede 10 yıl çalışmıştır. En ün­lü eseri "Materia Medica" adlı eseridir. Çok enteresan konular içer­mektedir. 1748 yılında Londra'ya gelen bu bilgin, hekimler kolejinin bir üyesi olmuş ve devlet merkezinde tababet icra etmeye başlamıştır. Geniş deneyim ve bilgisi, derin kültürü sayesinde kısa zamanda ün sa­hibi olmuştur. 50 yıl çalışmış olduğu Londra'da bu ün gelmiş geçmiş bütün hekimlerle kabili kıyas olmayacak bir dereceyi bulmuştur.

Heberden etrafına çok güven veren bir kişiliğe sahipti. Zamanın en değerli hekimlerinden biri olan Dr. Samuel Johnson hastalandığı za­man "Bana zamanın en büyük hekimi olan Heberden'i çağırın" demiş­tir. Heberden oldukça uzun zaman yaşamıştır. 1801 senesinde öldüğü zaman 91 yaşında bulunuyordu. Ölümünü takip eden yıl, yine kendisi gibi yetenekli bir hekim olan William Heberden babasının Latince ya­zılmış olan eserlerini toplayarak "Hastalıkların Tedavi ve Tarihi" adı ile ve yanında İngilizce tercümesini de vererek yayınlamıştır. Bu eser­de 50 yıllık pratik bir tababetin notları mevcutlu. Bu eser klinik taba­betin en büyük kitaplarından sayılmakla ve sadece Hipokrat'ın afo­rizmleri ile mukayese edilmekledir.

Luigi Rolando 1773-1831 (Rolando Yarigi)

Rolando Yarığı

Luigi Rolando 1773 – 1831


ROLANDO YARIĞI terimi, anatomi ile ilgilenen kimselerin Lııigi Rolando ismini tanımalarına sebep olmuştur. Bu meşhur İtalyan alimi çalışmalarını özellikle beyin üzerinde yoğunlaştırmıştır. 1809 senesinde beynin ve sinir sisteminin insan ve hayvanlardaki fonksiyonu hakkında yayınlamış olduğu eserin resim ve şemalarını da bizzat kendi çizmiştir. Bu travayda Rolanda yarığı olarak tanınan Pari-etal ve frontal loblar arasındaki oluğun tarifi vardır. Bundan başka serebellum fonksiyonuna ait bir tetkik kısmı da mevcuttur. Rolando 1773 yılında Torino'da dünyaya gelmiştir. Babası öldükten sonra bir papaz olan dayısı kendisini evlat edinmiştir. 1793 yılında Torino Üni­versitesi'nden mezun olduktan sonra genç yaşta kendisini tababet ve doğa ilimlerine vermiş ve özellikle zooloji ile yakından ilgilenmiştir. Daha başlangıçtan itibaren anatomiye karşı derin bir eğilimi olan Ro­lando o zamanın en ünlü hocaları olan Cigna. Mascagni ve Fontana ile teşriki mesai etmiştir. 1802 yılında bütün hayvan türlerinin akciğer strüktürü ve fonksiyonunu incelemiş ve bunları bir travay halinde ya­yımlamıştır. Napolyo'nun Piyemontcyi işgalinden sonra hekim sıfatiy-le Kral Viktor Emanuelle beraber Sardunya'ya gitmiştir. 1804 senesin­de Sardunya'nın Sassari Üniversitesi'nde uygulamalı tıp profesörlüğü ifa etmiştir. 1814 yılında Rolando'yu eski üniversitesi olan Torino'da anatomi profesörü olarak görüyoruz. Bu üniversitede 15 yıl çalışmış­tır. Rolando'nun araştırma ve yazıları özellikle embriyoloji ve anatomi konusundadır. Bu araştırmalarda beyni ilgilendiren buluşları en önem­lilerini teşkil etmektedir. Hayatının son yıllarında Rolando, Avusturya İmparatoriçesi Marie Terrez'in özel hekimliğini yapmıştır. 1831 yılın­da ve henüz oldukça genç yaşında 51'inde iken pilor kanserinden öl­müştür.

Thomas Dover (1660 – 1742) Hayati

Poudre De Dover

Thomas Dover 1660 - 1742


TEDAVİ KONUSUNDA hâlâ önemli bir yer işgal eden Poudre de Dover, sedativ ve uyuşturucu bir maddedir. Opium ve ipekaku-anayı % 10 oranında içeren bir laktoz karışımıdır. İkiyüzelli yıldan beri tababette kullanılan bu maddenin bulunuşu romantik bir hikaye ile ilgili­dir. Bu ilaç, ara sıra İspanya donanmasında korsanlık yapmış olan ve ta­babet tarihinin enteresan bir şahsiyeti sayılan Kaptan Thomas Dover'in bir keşfidir. Dover takriben 1660 yıllarında Warwickshire'da dünyaya gelmiştir. Öğrenimine Cambridge'de başlayan Dover burayı bitirdikten sonra Londra'da ünlü Dr. Thomas Sydenham'ın öğrencisi oldu. Bu sıra­da Dover çiçek hastalığına tutuldu. Dover bu hastalığım gayet nükteli bir lisanla tasvir etmektedir: "Başlangıçta 22 onz kadar kan kaybettim. Bun­dan sonra bana bir kusturucu ilaç içirdiler. Fakat benim kanaatime göre bir müshilin çok daha iyi sonuç verebileceğini söyleyebilirim. Bu yüzden uygulanan tedaviden çok fena bir duruma düştüm, gittikçe fenalaştım ve kalkamaz oldum. Hocam odamda hiçbir zaman ateş yakılmasına izin ver­miyordu. Pencereler hep ardına kadar açıktı. Hatta yorganımın bile be­limden yukarı çıkmasına izin yoktu. Fakat burada en çok memnun oldu­ğum şey, günde 20 litre kadar bira içmeye mecbur tutulmamdı."

Bütün bu iğneli sözlerine rağmen Dover daima Sydanham'm öğ­rencisi olduğunu iftiharla söylerdi Hocasından pek çok istifade ettiği­ni ve bilgisini ona borçlu olduğunu ifade ederdi. Bundan sonra Dover. Bristol'de pratik tababete başladı. Özellikle fakır hastalara büyük bir ilgi gösteriyordu. 1696 yılında patlak veren büyük tifüs epidemisinde muazzam bir gayret ve enerji ile çalıştı.

Dover hekimliği sayesinde yeteri kadar para kazandıktan sonra çok sevdiği denizcilik mesleğine teşebbüs etli ve bir ortaklık kurarak güney denizlerine keşifler yapmak gayesiyle açıldı. O devirde bütün bu memle­ketler İspanya'nın işgali altında idi. Dover zeki bir hekim olduğu kadar cesur ve atak bircengaverdi. Bu seferi sırasında Ekuatorda Guayakil Li-manı'na başarılı bir hücumda bulundu. Bu keşif seyahatinin en önemli olayı 1709 yılının 2 Şubatı'nda Juan Fernandcz Adası'ndan Şili sahille­rine geçiş sırasında vuku buldu. Dover burada, İskoçyah bir denizci olan ve yıllardan beri buralarda yaşayan Aleksander Selkirk ile karşılaştı. Bu karşılaşma derhal bir dostluğun başlamasına sebep oldu. Her iki macera­perest 1771 yılında 170.000 liralık bir servetle İngiltere'ye döndüler. Fa­kat beraberlerinde getirmiş oldukları en büyük değer muhakkak ki Alek­sander Selkirk idi. Heyetin Kumandanı olan Kaptan VVoodes seyahat in­tibalarıni "Devri Âlem Seyahati" adlı eseri ile yayınladı. Aleksander Sel-kirk'in macerası ise bir dünya şaheserinin yani "Robenson Kruzoe" yara­tılması hususunda Daniel Defoe'ye ilham kaynağı teşkil etti.

Dover 1721 yılında lisansiye hekimler kolejine kabul edilirken hâ­lâ kendi korsanvari tababetine devam etmekte idi. 1732 senesinde "Es­ki Hekimlerin Ülkelerine Bıraktıkları Miraslar'' adlı eserini yayınladı. Bu eserde birçok harika tedavilerden bahsedilmektedir. Bütün bu teda­vi şekilleri o günkü tababet ve tedavi sahası için şayanı hayret birer ye­nilik olarak kabul edilebildiler. Dover bu kitapta ünlü Poudre'unun da formülünü vermiştir. I kısım afyonu I kısım ipekakuanayı 8 kısım lak­tozla karıştırarak elde edilen bu tozdan Dover gece yatmadan evvel sıcak bir içki ile küçük bir kaşığın ucu kadar alınmasını önermekteydi. Hayatı bir romanın akışı gibi seyreden bu tıp aşığının ünü kısa zaman­da bütün Avrupa'ya yayılmıştır. Poudre de Dover olarak tanınan ilacı ise bugün hâlâ değerini korumakta ve birçok kodekslerde yer almaktadır. Fakat Dover'in insanlığa yaptığı en büyük hizmetlerden biri ilerde Robenson Kruzoe şaheserine ilham kaynağı olacak bir denizciyi kurtar­ması olmuştur denilebilir.