Akrep Sokması
Akrep tarafından sokulma çoğu zaman karanlık yerlerde çıplak ayakla üzerine basıldığında görülür. Bazı akrep türlerinin insanı sokması ağır zehirlenmeye (skorpionizm) yol açar. Bu zehirlenme tedavi ile düzelir; nadiren ölümle sonuçlanabilir.
Patogenez: Akrep zehiri hemorajik, hemolitik, nörotoksik faktörler ve adenosin trifosfat ihtiva eden renksiz, berrak bir toksalbümindir. Bazı küçük akreplerin sokmasında, sokma yerinde keskin bir lokal arı, eritematöz şişme ve küçük bir hemorajik alan husule gelir. Sokma parmakta ise el ve ön kolda; ayak tabanında ise bilek ve bacağın distalin-de ağır ve lokal belirtiler izlenir. Çoğu zaman yarada sekonder enfeksiyon olmadıkça, semptomlar birkaç saatte ya da günde gerileyip kaybolur. Bazı akreplerin nörotoksik zehiri vardır, bunların sokması sonucu lokal belirtilerin yanısıra sistemik belirtiler de ortaya çıkar. Sokmadan hemen sonra şiddetli lokal ağrı, ışınsal tarzda yanma hissi ve komşu lenf nodüllerinde şişme görülür. Bunları hızla gelişen uyuşma, spastik adale kasılmaları ve kon-vülziyonlar takip eder. Kusma, devamlı burun akıntısı, aşırı susuzluk, üriner inkontinans, taşikar-di, zayıf yüzeyel solunum, yüksek ateş, hipertansiyon görülür; solunum paralizisi ile hasta kaybedilebilir.
Akrep sokması Tedavisi: Akrep zehirine karşı duyarlılık çok değişik olduğundan tedavinin hızlı yapılması önemlidir. Sokma yerinin proksimaline, zaman zaman gevşetmek koşulu ile turnike tatbik edilir. Yaranın etrafı, etil klorürle ya da buz tatbiki ile soğutulur, zehirin yayılması yavaşlatılır. Nörotoksik semptomlar ortaya çıkmışsa, daha ciddi tıbbi tedavi gerekir. % 10'luk kalsiyum glükonat çözeltisi verilir. Parenteral glikoz, serum ve plazma gerekebilir. Sistemik entoksikasyon belirtilerine karşı, akrep zehiri için hazırlanmış özel antivenin uygulanır. Ağrılar için analjezikler kullanılır.
Arı Sokması
Bal arısı ve yaban arıları, genellikle kendilerini müdafa için insanı soktuğunda iğnesini deriye ba-tırıp zehirini doku içine akıtır. Soktuktan sonra kaçmaya çalışırken kopup deride kalan arı iğnesi ters yönlü çıkıntılara sahiptir. Bu nedenle, adalelerin ritmik kasılmaları sonucu daha derinlere ilerler ve her kasılmada zehirin bir kısmını dokulara enjekte ederek uzun süre etkisini sürdürür. Sokmadan hemen sonra iğnenin çıkarılması zehirin etkisini azaltır.
Patogenez, Arı sokmasına ne iyi gelir
Bal arısı zehiri (apitoksin) iki esas madde içerir. Biri lokal belirtileri yapan, protein yapısındaki (me-littin) bir hemolitik faktör, diğeri kuvvetli hiyalüro-nidaz içeren bir maddedir. Bal arısı zehirinde, ayrıca nörotoksik bir faktör de vardır. Zehirde hista-min-serotonin karışımı bir madde daha bulunur ve deride kızarıklık, şişme, yanma gibi lokal belirtileri yapar.
Arı sokmasından sonra duyulan ağrı, zerkedi-len zehri etkisiyle oluşur. Sokma yerinde görülen kızırıklık şişme gibi lokal belirtiler genellikle birkaç saat içerisinde ağrı ile birlikte kaybolur. Bu lokal belirtilerin yanı sıra bazan daha uzun süren ciddi ve hatta ölümle sonuçlanabilen sistemik reaksiyonlar da görülebilir. Deride döküntü, ödem, siya-noz, astma, bulantı, kusma gibi sistemik belirtiler gelişir. Çok duyarlı kimselerde ateş, konvülziyon, solunum ve kalp yetmezliği ve anafilaktik şok sonucu ölüm de görülebilir.
Arı Sokması Tedavisi
Arı sokmalarından sonra ortaya çıkan belirtilerin şiddeti zehirlenmenin derecesine, sokulan yere, sokma sayısına ve kişinin duyarlılığına göre değişir. Yüz, göz ve ağız bölgelerindeki sokmalarda ödem ve şişme fazla olur. Dilin sokulmasında kollateral ödemler sonucu şişme çok şiddetli olacağından solunum güçlüğü ve buna bağlı hayati tehlike ortaya çıkabilir. Aynı anda fazla miktarda arının sokması tehlikeyi arttırır.
Arı sokması Yerel tedavisi: Arının iğnesi sokma yerinde kalmışsa toplu iğne veya benzeri sivri bir aletle çıkartılır. Yara yerinin su ve sabunla yıkanması yararlıdır. Anestezik pomatlarla sokulan yere hafifçe masaj yapılarak lokal ağrı ve ödem önlenebilir.
Sistemik tedavi: Özellikle çok sayıda arı tarafından sokulmuş kişilerde görülen sistemik belirtileri önlemek için damar yolundan adrenalin (epi-nefrin) veya kalsiyum glükonat verilir Aşırı duyarlılık gösterenlerde antihistaminikler ve kortizon kullanılır. Ağır vakalarda sedasyon, parenteral sıvı tedavisi kalp ve solunum sistemim destekleyen ilaçlar kullanılır. Özellikle çocuklarda, üst solunum yollarında şişme ve ödem sonucu tıkanma gelişebilir, trakeostomi gerekir.
Arıcılarda, uzun süre sokulma sonucu arı sokmasına karşı bağışıklık husule gelir. Aşın duyarlı kişiler ise, gerektiğinde uygun antijen aşıları tatbik edilerek desensebilize edilebilir.
Yılan Sokması
Dünya Sağlık Teşkilatının rakamlarına göre, her yıl dünyada 300.000 kadar insan yılan sokmasına maruz kalmakta ve bunlardan 30-40.000 kadarı hayatlarını kaybetmektedir. 2000'den fazla değişik türü bulunan yılanların, insanlar için zehirli olan 300 kadarının dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunma oranları değişiktir. Ülkemizin iç, güney, güneydoğu ve doğu anadolunun kırsal kesimlerinde zehirli yılan türleri bulunmaktadır.
Tanı
Zehirsiz bir yılan tarafından ısırılmış bir kimsede lokal belirtiler görülürken, zehirli yılan sokması ölümle sonuçlanabilir. Bu nedenle, önce ısıran yılanın zehirli ya da zehirsiz olduğunun araştırılması şarttır. Sokan yılan öldürülüp hasta ile birlikte getirilmişse, morfolojisi incelenerek türü anlaşılmaya çalışılır. Zehirli ve zehirsiz yılanların baş ve kuyruk yapılarında farklılıklar vardır. Zehirli yılanların üst çene ortasında iki adet uzun zehir dişleri vardır. Gözbebekleri yatay elips şeklinde olup, gözleri ile burun delikleri arasında karakteristik bir çukur bulunur. Kuyrukları tek sıra subkaudal laminalarla sonlanır. Zehirsiz yılanlarda üst çeneden sarkan zehir dişleri yoktur. Gözbebekleri yuvarlak olup gözleri ile burun delikleri arasında çukur yoktur. Kuyrukları ise iki sıra subkaudal laminalarla sonlanır. Zehirli yılanlarda üçgen şeklinde büyük bir baş, dar bir boyun, kalın vücut ve küt kuyruk varlığı tanıda yardımcı olur.
Tanı için yılanın başka merkezlere gönderilmesi gerekiyorsa sadece başı % 70'lik alkol ya da % 10'luk formalin içerisinde muhafaza edilerek sevkedilir.
Sokan yılan elde mevcut değilse, tanı için hastanın ısırılmış olan bölgesi incelenerek karar verilir. Zehirli yılan sokmalarında, ısırık yerinde iri zehir dişlerinin yaptığı, birbirine yakın iki belirgin iz çoğu zaman görülebilir. Zehirsiz yılan ısırmalarında ise, çoğu zaman bir "U" şeklinde iz bulunur.
Yılan sokması Belirtileri
Değişik tür ve cinsten yılanların zehirleri ayrı farmakolojik yapı ve ayrı biyolojik etki gösterirler. Yılan zehirinde en güçlü enzim olan fosfolipaz A, lesitini dokular içinde çok zararlı ve yıkıcı bir madde olan lizolesitine dönüştürür. Bu madde hista-min serbetleşmesi, hemoliz, nörotoksite, anafilaksi gibi yerel ve genel bozuklukların sorumlusudur. Yılan zehirlerinde ayrıca hiyaluronidaz, adenozin trifosfat, kolinesteraz, oksidaz gibi fermentler de mevcuttur.
Yılan zehirleri toksik etki şekilleri yönünden: sinir sistemine etkili olanlar (nörotoksin), kan ve dolaşım sistemine etkili olanlar (hemotoksın) şeklinde iki grupta toplanır. Yılanlarda genellikle bu tip zehirden biri, nadiren her ikisi birlikte bulunur.
Zehirli yılan sokmalarında, ısırılan yerden başlayıp gittikçe etrafa yayılan yoğun bir ağrı duyulur. Toksinlerin doku, sinir ve kan yoluyla yayılması sonucu sistemik belirtiler görülmeye başlar. Değişik tür yılan sokmalarında klinik belirtiler farklı olur.
Deniz yılanlarının sokmasında ısırma ile çok az zehir vücuda girer. Genellikle ağrı, şişme ve sistemik belirtiler görülmez. Ciddi belirtilerin ortaya çıktığı nadir olgularda birkaç saat içerisinde boyun adalelerinde sertlik, hareketlerde ağrı ve güçlük başlayıp 3-6 saat sonra trismus, yutma güçlüğü kendini gösterir. Ağır vakalarda solunum yetersizliği sonucu hasta kaybedilebilir.
Yurdumuzda sıklıkla rastlanan engerek yılanlarının zehiri daha çok hemotoksin etkilidir. Sokma yerinde, derhal gelişen ödem, eritem, daha sonra yerel doku harabiyeti ve nekroz görülür. Ağrı çok şiddetlidir. Hemotoksin etkisiyle eritrositler şişer. Lysis artar. Damar geçirgenliğindeki artmadan dolayı ekimoz ve büller oluşur. Hematokrit ve trom-bosit düşüp kanama meyli artar. Hematüri, hema-temez, melena, hemoptizi ve epistaksis görülebilir. Öksürükle kanlı balgam çıkartılması önemli bulgudur. Akciğer ödemi, periton ve perikart içine kanamalar başlayabilir. Böbreklerde kortikal nekroz ve glomerülonefrit gelişip akut böbrek yetmezliğine neden olabilir. Erken veya geç anafilaktik şok ile hasta kaybedilebilir.
Kobra yılanlarının zehiri daha çok nörotoksin özelliğindedir. Isırma yerinde belirgin bir reaksiyon görülmez. Ağrı çok hafiftir. Vakaların çok azında ısırmadan bir saat sonra bitkinlik ve uyuklama gibi ön belirtileri takiben toksinin sinirler üzerine etkisi sonucu parestezi, bulantı, kusma, aşırı tükrük salgısı, öfori, halsizlik, takatsizlik görülür. Nadir olarak solunum adaleleri felci sonucu ölüm görülebilir.
Yılan sokması Tedavisi
Yılan sokmalarında tedavinin hemen başlatılması şarttır. Tedavi ilkeleri:
1. Isırık bölgesinden giren zehirin geri emilmesi.
2. Vücuda giren zehirin absorbsiyonunun yavaşlatılması.
3. Kana geçmiş olan zehir için antidot (antive-nin) verilmesi.
4. Zehirin meydana getirdiği semptomlara göre palyatif tedavi uygulanması.
5. Komplikasyonlarm önleyici tedbirlerin alınması.
Yılan sokması İlkyardım: Hasta uygun bir yere alınarak istirahat ettirilir. Işınlan bölge ne kadar hareketsiz kılı-nabilirse, zehirin yayılması o oranda geciktirilir. Yılan bir ekstremiteden sokmuş ise, ısırık yerinin proksimalinden venöz dönüşümü bloke edecek sıkılıkta, bir turnike konur. Turnike her 20-30 dakikada bir 5-10 saniye açılıp kapatılır (bu süre içinde dolaşıma geçecek az miktarda zehir, kan tarafından kolayca etkisiz kılınır). Turnike tatbiki zehirin venöz ve lenfatik dolaşımla yayılmasını yavaşlatır. Isırık bölgesi bol su ile yıkanarak cilt üzerinde kalmış zehirler yaradan uzaklaştırılır. Isırık bölgesinin buzlu su ya da soğuk kompreslerle soğutularak va-zokontrüksiyon sağlanması da aynı şekilde yararlı olur. Isırık yarası, zehirli dişlerin izi boyunca; ekst-remitede ise uzun eksenine paralel olarak 2 cm. boyunda ve 1-2 cm. derinliğinde bir insizyonla kesilir. Çıplak ağızla bu insizyondan kan emilip tükürüle-rek yaraya girmiş zehirin aspirasyonu sağlanır
(Zehir sağlıklı mukozadan geçmeyeceğinden, emip tüküren kişide tehlike yaratmaz) Bu ensizyon ve aspirasyon uygulaması ilk yarım saat içinde tatbik edilirse çok etkili olur. Bu ilk yardım tedavisi yapıldıktan sonra yara temiz bir bezle kapatılarak, hasta tedavi merkezine gönderilir.
Hastanede tedavi: Yılan sokmalarında ilk belirtiler birkaç saat içinde ortaya çıkmasına karşın solunum yetmezliği gibi belirtiler daha geç görülür. Bu nedenle, hastaların en az 48 saat hastane şartlarında gözlem altında tutulması gerekir.
Vücuda zehir girmiş ise bu zehiri nötralize etmek için vakit kaybetmeden yılan zehirine bağışık serum (antivenin) verilmelidir. Sokan yılan ve ze-hirinin cinsi biliniyorsa buna uyan monovalan bağışık serum kullanılması uygundur. Zehir cinsi bilinmediği durumlarda, çeşitli yılan zehirlerine karşı hazırlanmış olan "polivalan antivenin" kullanılabilir. Yılan zehirine bağışık serumların uygulamaları, kullanılış bilgilerine göre yapılır. At antivenini olan bu serumların özellikle hassas kişilere kullanılmadan önce deri içi testleri yapılmalıdır.
Yılan sokmasından sonra sistemik belirtiler izlenen hastalarda, zehir etkisine bağlı bu belirtileri önleyici veya azaltıcı bazı tedbirlerin gecikmeden alınması gerekir. Pıhtılaşma devamlı kontrol edilerek gerektiğinde fibrinojen, plazma veya taze kan verilir. Gelişebilecek şoka karşı gerekli önlemler alınır. Enfeksiyona karşı antibiyotikler, tetanoza karşı koruyucu tedavi gerekir. Nörotoksine bağlı belirtilerde ergotamin tartrat, kardıotonik, antihis-taminik ve kortikosteroidler gerekebilir.