Astim Siniflamasi ve Astimin Siddeti

Astım Sınıflaması ve Astımın Şiddeti

Astımlı olgularda fenotipler ve çevresel etkenler açısından farklı olguların yanı sıra, inflamasyon düzeyi, semptom ve fonksiyonel parametreleriyle de çok farklı olan olgular bulunmaktadır. Tedavilere kişis el yanıtlar değişmekle birlikte, tedavinin standardizasyonunda kolaylık sağlayabileceği düşünülerek çeşitli rehberler bazında bazı olgu grupları kategorize edilerek sınıflandırılmıştır. Bu derecelendirmelerde, genellikle klinik bulgulara ve akciğer fonksiyon teslerine dayalı sınıflamalar kullanılır. Olgular stabil dönem ve krizdeki atağın şiddetine göre ayrı ayrı sınıflandırılır.
Astımın şiddeti
Astımın ağırlığı, semptomların ve hava akımı kısıtlanmasının düzeyi ile akciğer fonksiyonlarındaki değişkenliğe göre dört gruba ayrılmıştır: İntermittan, Hafif Persistan, Orta Persistan ve Ağır Persistan. Astımın ağırlığına göre yapılan sınıflama, hastanın tedavisi ile ilgili kararların alındığı ilk değerlendirmede yararlıdır. Bu sınıflamanın tedavi kararlarına temel oluşturması artık önerilmemektedir. Güncellenen astım rehberlerinde astım tedavisinin kontrol kavramına göre düzenlenmesi önerilmektedir.

Solunum Fonksiyonlarinin Olcumu

Solunum Fonksiyonlarının Ölçümü

Solunum fonksiyonlarının ölçümü, hava akımı kısıtlamasının ağırlığını ve reverzibilitesini ve değişkenliğini göstererek astım tanısının desteklenmesini sağlar ancak solunum fonksiyonlarının normal olması astım tanısını ekarte ettirmez. Hava akımı kısıtlamasını değerlendirmek için 5 yaş ve üzerindeki hastalarda kabul edilen iki metod vardır. Bunlar spirometre ile ölçülen zorlu ekspiratuar akım 1. saniye (FEV1) ve zorlu vital kapasite (FVC) değerleri ve PEFmetre ile ölçülen zirve ekspiratuar akım (PEF) ölçümleridir.
Spirometrik inceleme: İlk başvuruda hastalık tanısını koymak ve ağırlığını belirlemek, tedavi sırasında ise hastanın en iyi değerlerini belirlemek için uygulanır. Zorlu ekspirasyon manevrası ile FEV1, FVC, FEVI/FVCve PEF değerleri ölçülebilir. Birçok hastalıkta FEV1 değeri düşük olabileceğinden , hava akımı kısıtlılığı tanısını koymak için en uygun test FEV1/FVC oranının kullanılmasıdır(18). Bu oranın %75 den düşük bulunması hava yolu obstrüksiyonunu gösterir.
Havayolu obtrüksiyonu saptanan hastalarda kısa etkili beta-2 agonist inhalasyonundan (400 mikrogram salbutamol veya 1000 mikrogram terbütalin) 15-20 dakika sonra FEV1 de bazal değere göre >%12 veya >200 ml, PEF değerinde %20 artış olması hava akımı kısıtlılığının reversibl olduğunu gösterir. Bazı hastalarda reverzibl hava akımı kısıtlaması 2 -3 hafta oral kortikosteroid (20-40 mg /gün prednizolon) veya 6 -8 hafta uygun doz inhaler steroid tedavisi sonrasında FEV1 değerinde başlangıca göre %15 artış olması ile (geç reverzibilite) ortaya konulabilir.
PEF ölçümü: PEF metre ile elde edilen PEF ölçümü astımın tanısının doğrulanması ve takibinde önemlidir (18). PEF değerleri sabah bronkodilatör ilaç kullanmadan önce yani PEF değerinin en düşük olmasının beklendiği zamanda; akşam ise bronkodilatör ilaç kullandıktan sonra yani değerle r en yüksek durumdayken ölçülür(18). Günlük PEF değişkenliği o gün içerisindeki en yüksek ve en düşük PEF değerleri arasındaki farkın yüzde olarak ifade edilmesidir. Bu farkın %20’nin üzerinde olması astım lehine kabul edilir.
Hava yolu duyarlılığının ölçülmesi: Hava yolu duyarlılığı, hava yollarının astım semptomlarına neden olan etkenlere karşı duyarlılığını gösterir. Bronş provokasyonu metakolin, histamin, adenozin, mannitol veya egzersiz ile yapılabilir.
Test sonucu genellikle FEVI’de başlangıca göre %20 veya daha fazla azalmayı provoke eden doz (veya konsantrasyon) olarak ifad e edilir. Testin negatif olması, inhaler steroid kullanmayan bir hastada, astımın ekarte edilmesi açısından yararlıdır ancak pozitif olması hatanın astım olduğu anlamına gelmez. Çünkü hava yolu duyarlılığı alerjik rinit, kistik fibrozis, bronşiektazi veya KOAH gibi hastalıklarda da pozitif bulunabilir.

Astim Tanisi ve Klinik Tani

Astım Tanısı ve Klinik Tanı

Astım tanısında anamnez çok önemlidir. Tanısal testlerin pozitif olması tanıyı destekler ancak negatif olması tanıyı dışlamaz. Tanı, nöbetler halinde gelen nefes darlığı, hışıltı, öksürük ve göğüste baskı hissi gibi semptomların varlığı ile konur. Semptomların gün içinde veya mevsimsel değişiklik göstermesi, sis, duman, çeşitli kokular veya egzersiz gibi nedenlerle tetiklenmesi, geceleri artış göstermesi ve uygun astım tedavisine yanıt vermesi astım tanısını destekler. Ailede astım öyküsü ve atopik hastalıkların varlığı da, anamnezde sorgulanması gereken özelliklerdir.
Asemptomatik hastalarda solunum sistemi muayenesi normal bulunabilir. En sık rastlanan muayene bulgusu hava yolu obstrüksiyonunu gösteren hışıltı ve ronküslerdir. Fizik muayene sırasında her derin inspirasyon sonrasında öksürük gelişmesi hava yolu duyarlılığının indirekt göstergesidir ve astımı düşündürür.
Ciddi astım atakları sırasında ileri derecede azalmış hava akımı nedeniyle ronküs ve hışıltı duyulmayabilir (sessiz akciğer). Bu durumdaki hastalarda siyanoz, uykuya meyil, konuşma güçlüğü, yardımcı solunum kaslarının kullanımı ve interkostal çekilmeler, taşikardi gibi fizik muayene bulguları gözlenebilir.