Yüksek Tansiyon Hastalığı İle İlgili Terimler

Yüksek Tansiyon, Hipertanisyon Hastalığı İle İlgili Terimler

Albümin: Kandaki en bol protein.
Aldosteron: Böbreküstü bezleri tarafından salgı­lanan tuz tutucu bir hormon.
Alfa metil dopa: Noradrenalin salgılanmasını en­gelleyerek tansiyonu düşüren bir tür ilaç.
Aneroid ölçüm aleti: Cıva kullanmadan hava ba­sıncını doğrudan ölçmeye yarayan bir tür tansiyon ölçüm aygıtı.
Anevrizma: Atardamar duvarındaki şişkinlik.
Anjin pektoris: Kalbe yeterince kan gitmemesin­den kaynaklanan göğüs ağrısı.
Anjiotensin: Atardamar kasları üzerinde büyük öl­çüde uyarıcı etkisi bulunan ve renin tarafından hare­kete geçirildikten sonra tansiyonu yükselten bir hormon.
Aort: Vücuttaki en büyük atardamar. Doğrudan kalpten çıkar ve kanı vücudun öteki kısımlarına da­ğıtmak üzere kollara ayrılır.
Apopleksi: Beyin kanamasının eski adı.
Arteriyel: Atardamarla ilgili olan.
Atardamar: Kanı kalpten vücudun organ ve doku­larına taşıyan damar.
Arteriyol: Kaslı duvarlarla kaplı orta büyüklükte­ki atardamarlar.
Arteriosclerosis: Çeşitli bozulmalar sonucu, atar­damar duvarlarının sertleşmesi ve tahribata uğ­raması.
Atheroma: Atardamarların iç duvarlarındaki bozul­ma. Yağlı maddeler duvarların iç kısımlarında birikir, onların koptuğu yerlerde de kan pıhtıları oluşur.
Bendrofluazide: Bir tür idrar sökücü.
Beta-blocker: Kalp kaslarını uyaran sinir uçlarını etkileyerek kalp atışlarını yavaşlatan, dolayısıyla da tansiyonu düşüren ilaç.
Bethanidin: Sinirsel iletişimi etkileyerek tansiyo­nu düşüren bir tür ilaç.
Bright's hastalığı: Nefrid de denilen böbrek ilti­habının öteki adı.
Kalibre: Kan damarının iç çapı.
Kalori: Isı ya da enerji birimi.
Kapiler: Atardamarlarla toplardamarların birleştiği çok ince damarlar. Kılcal damar.
Karbondioksid: Vücut içinde, besinlerin oksijen­le karışmasıyla oluşan ve soluk yoluyla atılan gaz.
Beyin kanaması: Eski adıyla apopleksi. Damarın çatlamasıyla, kanın doğrudan beyin dokusu üzerine akması. Sonucu ani bilinç kaybıdır.
Serebral thrombosis: Beyne giden damarlardan birinin tıkanması.
Klortiazid: Bir tür idrar sökücü.
Klonidin: Noradrenalin hareketlerini düşürerek tansiyonu denetleyen bir tür ilaç.
Koma: Bilincin yitirilmesi durumu.
Koroner thrombosis: Kalbi besleyen kan damar­larından birinin kan pıhtısıyla tıkanması. Çok ağrı ve­ren bu rahatsızlık, halk arasında kalp krizi olarak bilinir.
Kortizon: Böbreküstü bezleri tarafından salgıla­nan bir hormon.
Diyastolik basınç: İki kalp vuruşu arasında ölçülen en küçük kan basıncı. Küçük tansiyon.
Diazoksid: Atardamarlardaki kasları gevşeten bir tür ilaç.
Diüretik: Vücuttan daha çok su ve tuz atılmasını sağlayan ilaç. İdrar sökücü.
Döppler prensibi: Kan akışındaki değişiklikleri saptamak amacıyla yüksek frekanslı ses dalgaların­dan yararlanılması.
Elektrokardiyografi: Kalbin sıkışması ve gevşeme­si sırasındaki elektriksel etkinliğinin kayıt edilmesi.
Epinefrin: Adrenalinin öteki adı
Ganglion: Sinir hücreleri grubu.
Büyük dolaşım: Sistemik dolaşımın öteki adı
Haemangiopericytoma: Böbrekte çok miktarda re­nin üretilmesine yol açan küçük bir tümör.
Kalp krizi: Kalp atardamarlarından birinin tıkan­masının halk arasındaki adı.
Kalp yetmezliği: Kalbin, kan pompalamada yeter­siz kalması, bu nedenle, kanın akciğerlere dolarak so­luk alamamaya yol açması.
Hormon: Vücut içindeki çeşitli bezler tarafından salgılanan ve vücut etkinliklerini denetleyen kimya­sal maddeler.
Hidralazin: Arteriyol kaslarının gevşemesini sağ­layan bir tür ilaç.
Hipertansiyon: Kan basıncının yüksek olması du­rumu. Yüksek tansiyon.
Hipertensif: Tansiyonu yüksek olan hasta.
Hipertropi: Özellikle kalp ve atardamar kaslarının aşırı çalışma sonucu büyümesi.
Küçük dolaşım: Akciğer dolaşımının öteki adı.
Öldürücü hipertansiyon: Hızlanmış hipertansiyo­nun öteki adı. Çok ilerlemiş durumdaki yüksek tan­siyon. Kanserle bir ilişkisi yoktur.
Noradrenalin: Norepinefrin olarak da bilinir. Böb­reküstü bezleri tarafından salgılanan bu hormon, ad­renalin gibi tansiyonu yükseltir.
Norepinefrin: Noradrenalinin öteki adı.
Ödem: Kan damarlarından sızan sıvının iç organ­larda ya da deri altında yaptığı şişkinlik.
Östrojen: Bir tür dişi cinsiyet hormonu.
Prazosin: Arteriydi kasları üzerindeki sinirsel uya­rıları etkileyerek tansiyonu düşüren bir tür ilaç.
Propranolol: Yüksek tansiyon tedavisinde kulla­nılan bir tür beta-blocker.
Akciğer dolaşımı: Kanın kalpten akciğerlere gidip gelmesi.
Pyelogram: Böbrek röntgeni. Ürogram olarak da bilinir.
Renin: Böbreküstü bezi tarafından salgılanan bir tür hormon. Vücut içinde daha çok tuz tutulmasını sağlar, anjiotensini harekete geçirerek tansiyonu yük­seltir.
Reserpin: Beyindeki belirli sinir uyarılarını etki­leyerek tansiyonu düşüren bir tür ilaç. Asya'da yetişen bir bitkinin köklerinden yapılan bu ilaç, yüz­yıllardır Hindistan'da kullanılmaktadır.
Stetoskop: Kalpten ve akciğerlerden gelen ses­leri dinlemeye yarayan alet.
Sistemik dolaşım: Büyük dolaşım olarak bilinir. Kalpten akciğer dışındaki vücudun tüm bölümlerine kan ileten dolaşım sistemi.
Sistolik basınç: Her kalp vuruşu sırasında ölçü­len en yüksek basınç. Büyük dolaşım.
Ürogram: Pyelogramın öteki adı.V

iskozite: Bir sıvının kalınlığı. Akışkanlık.

Hipertansiyon Tedavisi Yüksek Tansiyon

Hipertansiyon Tedavisi, Yüksek Tansiyon Tedavi

Yüksek Tansiyonu Önlemenin Yolları, Tavsiyeler
Önlem, tedaviden daha yararlı bir yoldur
Tüm doktorlar, yüksek tansiyonlu hastalarına şu noktayı ısrarla vurgularlar: Eğer çok gerekli olduğu halde tedavi ihmal edilirse, hastalık hızla gelişir ve hiç hesapta olmayan tehlikeler kapımızı çalar. Ama tedavimizi gerektiği gibi yapar, önlemlerimizi en iyi şekilde alırsak, doktorumuzun yüzünü ciddi sıkıntı­lar nedeniyle hiç görmeden uzun yıllar yaşayabiliriz. Yüksek tansiyonda kullanılan ilaçlar, en iyi ilaç türü olan "koruyucu ilaçlar"dır.

Ne var ki, hastaların çoğu, koruyucu tedaviye ye­terince önem vermemektedir. Çünkü henüz ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kalmadıklarından, sevdikleri yiyeceklerden, zevk aldıkları alışkanlıklarından, örne­ğin sigara tiryakiliğinden kolay kolay vazgeçememektedirler. Oysa, "Nasıl olsa, şimdilik bir şeyim yok" düşüncesiyle önlemi elden bırakmak, o olmayan şey­lere davetiye çıkarmaktır. O an için kendimizi çok iyi hissetsek bile, doktorumuzun koruyucu bir önlem olarak verdiği ve günde birkaç kez almamızı istediği hapları ihmal etmemeli; ilerideki tehlikeleri de düşünerek kullanmayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Ku­lağa pek hoş gelmese bile yüksek tansiyon tedavi­sinin biraz fedakârlık istediğini ve ilaçla tedavinin ya­nı sıra bir de genel değerler olduğunu unutmamalı­yız.

Genel değerler

Yüksek tansiyona karşı alınacak önlemler arasın­da en önemli genel değerler şunlardır: Bunalımdan ve gerilimden uzak durmak, kilo vermek, sigarayı bı­rakmak ve düzenli biçimde bedensel faaliyetlerde bu­lunmak. Her hastanın bu önlemlerin tümünü birden alması gerekmeyebilir.

Gerilimden ve bunalımdan uzak durmak

Mesai saatleri dışında ve hafta sonlarında yapı­lan işlerin artık bırakılması, aşırı yorgun insanlar için mutlaka gereklidir. Özellikle kısa süreler içersinde çok fazla iş yapmak zorunda kalan kişiler, bu zorun­luluğun getirdiği gerilimden kolay kolay kurtulamamakta, sakinleşmekte zorluk çekmekte, son derece sinirli bir insan haline gelerek evde ailesine, işyerin­de de arkadaşlarına karşı kırıcı olabilmektedir. Bu ge­rilimden nasıl kurtulabileceğinizi mutlaka düşünmeli, kendi kendinize yeni bir çalışma planı yapmalı, ge­rekiyorsa eşinizden ya da amirlerinizden konuyla il­gili öneriler almalısınız. Günümüzün işverenleri, yanlarında çalışan kişilerin sağlıklı ve mutlu insan­lar olmalarını isterler ve onları yokuşa sürmekle bu isteklerine ulaşamayacaklarını da bilirler. Ama yine de patronunuzla bu konuda bir anlaşmaya yaramıyor­sanız, işinizi değiştirmenin yollarını aramalısınız. Kuşkuşuz böyle bir kararı almak da kolay olmayacaktır. Hele gelirinizde bir azalma ya da bir başka kente, hat­ta bir başka semte taşınma, çocukların okullarını de­ğiştirme gibi sorunlar da varsa durumunuz gerçekten çok zordur. Ama sağlığınızın da çok önemli olduğu­nu unutmamalı, buna göre bir çözüm aramalısınız. Gerekiyorsa sağlık kuruluşlarından alacağınız rapor­larla, durumunuza uygun iş değişikliği yapılması için işyerinizde girişimde bulunmalısınız.

Mutsuz bir evlilik, iş durumundan çok daha önem­li bir gerilim nedenidir. Çözümü ise çok daha güçtür. Eğer kesinlikle çözemiyorsanız, durumu sorun hali­ne getirmek yerine olduğu gibi kabul etmek, gerili­minizi azaltacak ve tansiyonunuzun aşırı yükselme­sini önleyecektir. Ama yine de bu konuda yapılabi­lecek en iyi şey sorunun çözümüdür.

Fiziksel ve duygusal gerilim tansiyonu yükseltti­ğine göre, dinlenme ve rahatlamanın da yükselen tan­siyonu düşürmesi gerekir. Çok dikkatli yapılan bi­limsel incelemeler, bu yargının doğru olduğunu ka­nıtlamıştır. İngiltere'de yoga öğrenen yüksek tansi­yonlu hastalar, zamanla gerilimlerinden kolayca sıy­rılarak tansiyonlarının yükselmesini engellemeyi başarmışlar, hatta ilaç kullanmayı bile doktorlarının onayı ile bırakmışlardır. Bu kişiler, günlük yaşamın getirdiği gerilim ve bunalımlarla bir arada yaşamayı da öğrenmişlerdir. Dünyanın başka yörelerinde de bu tür tedavi yöntemleriyle ilgili çalışmalar sürmekte ve konu hızla güncellik kazanmaktadır.

Besin

Yediğimiz besinlerin türünü, genellikle alışkanlık­larımız saptar. Aşırı ızgara, gerektiğinden fazla tatlı, bol miktarda pasta, şişmanlığa giden yolun kilomet­re taşlarıdır. Gıda alışkanlığımızı kökten değiştireme­diğimiz sürece, kilo almak çok kolay, kilo vermek ise hayli zordur. Birkaç hafta içinde, büyük ölçüde kilo verebilmek amacıyla, birdenbire her türlü gıdayı ke­sip atmak da büyük yanılgı olur. Bu çok tehlikeli yöntemin başarı şansı da yok denecek kadar azdır. Onun yerine, yağlar, şeker, bisküvi, pasta gibi bol kalorili gıdaları alıştığımız miktarların yarısı ya da dörtte bi­ri oranında azaltmak, çok daha akılcı bir yoldur. Bazı durumlarda, şekerli besinler tamamıyla de bırakıla­bilir. Bir çoğumuzda, insana doygunluk hissi verme­yen yüksek kalorili meze ve çerezlerden bol miktarda yeme alışkanlığı vardır. Bu alışkanlığı bir yana bıra­karak insana kolayca doyma duygusu veren katı mad­deleri yememiz, vücudumuza daha az kalori girmesini sağlar.

Alkol

Alkollü içkilerde bulunan alkol, vücut tarafından yakıt olarak kullanılır, kalori değeri de şekerinki ile aynıdır. Eğer yanında bir de mükellef bir sofra varsa, içki aynı zamanda kilo almayı çabuklaştıran bir un­surdur. Vücuda giren besinin ve alkolün fazla gelen miktarı yağ olarak depolanır ve kilonun artmasına ne­den olur. Vücudumuzun, kullandığı enerjiden geriye kalan miktarı değerlendirebilmek için başvurabileceği başka bir yöntem yoktur. Yüksek tansiyonlu hasta­lar, fazla olmamak kaydıyla içki alabilirler. Bunun öl­çüsü, günde bir şişe bira ya da bir kadeh viskidir.

Tuz

Vücuda hiçbir enerji vermeyen tuz, yüksek tansi­yonla bir araya geldiğinde son derece geçimsizdir. Özellikle ailesinde yüksek tansiyonlu kişiler bulunan­lar, aşırı tuzdan mutlaka kaçınmalıdır. Böbrekleri dü­zenli bir biçimde çalışan, ilerlememiş durumdaki yüksek tansiyon hastalarının aldıkları günlük tuz miktarı 15 gramı geçmemelidir. Daha ciddi durumdaki yüksek tansiyonlu hastalar, eğer böbreklerinde de bir bozulma varsa, günde yalnızca bir-iki gram tuz alabi­lirler. Tansiyonu çok yüksek olan bazı hastalara ise bir gramdan daha az tuz almaları tavsiye edilir. Unut­mayın ki tuz, vücudunuza yalnızca sofra tuzu olarak girmez. Pastırma ya da lakerda gibi bazı besinlerde bol miktarda bulunur. Yukarıda verilen rakamlarda, besinlerdeki tuz miktarları da dahildir. Bu nedenle, tuz ve tuzlu besinlerden ne kadar alacağınız konusun­da, doktorunuza kesinlikle danışmanız ve onun öne­rilerine göre hareket etmeniz gerekir.

Tuz lezzeti veren, ancak tansiyon hastalarına za­rar vermeyen yapay tuzlar, bugün bazı eczanelerde satılmaktadır. Eğer tuzsuz yiyemiyorsanız, bunlardan yararlanabilirsiniz.

Sigara

Yüksek tansiyonunuz varsa, sigarayı bırakmanı­zı gerektiren sayısız nedenlerden biriyle de karşı karşıyasınız demektir. Günde içeceğiniz bir tek sigaranın bile zararsız olduğu söylenemez. Çünkü, tütünden kaynaklanan pek çok hastalık vardır. Kalp atardamar­larının tıkanması, damar sertliği, bronşit, akciğer kan­seri, nikotinin yol açtığı ya da ilerlemesini hızlan­dırdığı sayısız hastalıktan birkaç tanesidir. Pipo, si­garaya oranla çok daha zararsızdır. Sigara ve puro ise, arada bir içilmiyorsa en az sigara kadar tehlikelidir.


İnsanların sigaradan kurtulabilmeleri için açılan kampanyalar, çok sınırlı da olsa, başarıya ulaşıyor. Bir yılda tüm dünyada tüketilen sigara miktarı, her yıl yüzde beş azalmaktadır. Bazı özel filtreler ve özel aromalı serinleticiler, tiryakilerin bu kötü alışkanlık­tan kurtulmalarına yardımcı olurken bazı hükümetlerde sigara tüketimini kısıtlayıcı önlemler alma yolu­na gitmektedir.

Bedensel etkinlikler

Bir yüksek tansiyon hastasının hiç ihmal etme­mesi gereken koruyucu önlemlerden biri de beden­sel etkinliklerdir. Bu etkinliklerden en iyi şekilde yararlanabilmek için, her gün düzenli biçimde yapıl­maları gerekir. En az iki kilometre yürümek, bisikle­te binmek, yüzmek, tenis oynamak, çok popüler olan yararlı bedensel etkinlikler arasında sayılabilir. Bun­ların içinde yürümek, en az bedensel çaba isteyeni­dir Bedensel etkinliklerimizi, soluğumuz kesilmeden ve bir yorgunluk hissetmeden nabzımız dakikada yüz kez atıncaya kadar sürdürebiliriz. Özellikle bu tur et­kinliklere alışkın değilseniz, yorgunluk duymaya baş­ladığınız anda bırakabilirsiniz. Zamanla alışkanlık kazandıkça etkinlik sürenizi de uzatırsınız. Hipertan­siyon hastalarının büyük bölümü ile, kalp damarla­rında tıkanma olanlar, bir trene ya da otobüse ye­tişmek, bozuk bir arabayı itmek gibi ani ve şiddetli güç isteyen işlerden titizlikle kaçınmalıdırlar. Çok ağır cisimleri de kaldırmamaları gerekir. Doktorunuz, si­zin durumunuzu değerlendirerek, bedensel etkinliklerinizin niteliği ve niceliği konusunda öğütlerde bulunabilir. Sütçü yada postacı gibi kişiler, meslek­leri gereği yeterince bedensel etkinlikte bulunduk­larından, ayrıca çalışmaları
gerekmez.

Hipertansiyon Belirtileri Yüksek Tansiyon

Hipertansiyon Belirtileri, Yüksek Tansiyon Belirtileri

Gençlerde, Çocuklarda, Yetişkinlerde Hiper Tansiyon
Şimdi de, yüksek tansiyonun, hastayı ilk rahatsız eden ve bir doktora gitmesine yol açan belirtilerinden söz edelim. Biliyoruz ki, henüz aşırı boyutlara ulaşmamış bir yüksek tansiyonun belirtisi yoktur. İşte bu nedenle, doktorlar hastalarının kendilerine geliş sebebi ne olursa olsun tansiyonlarını da mutlaka ölçerler. Zira bu ölçüm, başka hastalıkların tedavisi için alınacak önlemler açısından da önem taşır.Hipertansiyonun görülebilecek belirtileri içinde en önemlisi, sabahları yataktan kalkarken başın arkasından enseye doğru uzanan ancak kısa bir süre sonra geçen baş ağrılarıdır. Böyle bir ağrının başka nedenleri de olabilir. Ama hemen her gün bu tür bir ağrıyla uyanıyorsanız ve ağrının şiddeti giderek artıyorsa, doktorunuza hemen gitmeniz için önemli bir sebebiniz var demektir. Ama şunu da unutmayın: Pek çok baş ağrısının nedeni, telaş ve üzüntüdür. Tansiyonunuz son derece normal olduğu halde, kendinizi tansiyon hastası olarak görmeye başlarsanız, başınız mutlaka ağrıyacaktır.


Burada, "migren" dediğimiz başağrısı türünden de kısaca söz etmekte yarar var. Yüksek tansiyon, migrenin nedenleri arasında değildir. Ancak ikisinde de koşullar aynı olduğundan, bazı kişilerde hem migren, hem de yüksek tansiyon bulunabilir. Eğer hastada yüksek tansiyon olduğu halde teşhis edilememişse, ya da tedavisi gerektiği gibi yapılmıyorsa migren ağrıları da daha sık ve daha şiddetli görülür. Baş dönmesi, yüksek tansiyonun az rastlanan belirtilerinden biridir. Sebebi belirlenemeyen halsizlikler, tatilde ve işten uzak ortamlarda bile duyulan yorgunluk hisleri ise çok daha sık rastlanan tansiyon belirtileridir. Eğer hastanın tansiyonu oldukça aşırı bir düzeye yükselmişse, görme bozuklukları meydana gelebilir. Gelişmiş tedavi yöntemleri nedeniyle, hasta ihmalci davranıp doktora gitmemezlik etmediği takdirde körlük söz konusu değildir. Ancak, eğer tedavi geciktirilir ya da gerektiği gibi yapılmazsa o zaman tehlike büyür.

Hipertansiyonun birçok belirtisi, muhtelif organlarımız üzerindeki aşırı basınçtan kaynaklanır. Kalbin aşırı bir biçimde çalışmak zorunda kalması, kalp yetmezliğine ve soluk alamamaya neden olabilir. Bu durum ilk zamanlarda, kısa bir yürüyüşten sonra fazla yorulmak şeklinde kendini gösterir. Eğer tedavi ihmal edilirse gelişir ve sonuçta soluk alamamaya kadar gider. Bazen, gece üstüste gelen nefessizlik nöbetleri görülebilir. Kalbi besleyen atardamarların atheromasında, bu damarlar büyük ölçüde daralır. Yüksek tansiyon hastaları için sözkonusu tehlike daha da büyüktür. Kanla yeterince beslenemeyen kalp, bir de hipertansiyonun etkisiyle aşırı çalışmak zorunda kalınca, tıp dilinde "angına pectoris" dediğimiz, şiddetli göğüs ağrıları ortaya çıkar. Göğüs kafesinin ortasında hissedilen bu ağrı, soluksuz kalma gibi, önceleri, hafif yorgunluklardan sonra kendini gösterir. Zamanla en ufak bir hareket sonucu ortaya çıkar ve hasta, ağrısı geçinceye kadar yerinden kımıldayamaz. Eğer bir kalp atardamarı tamamen tıkanmışsa, "Thrombosis" dediğimiz durum ortaya çıkar. O zaman, ağrı dinlenme anında bile hissedilir ve "angina pectoris"e oranla çok daha şiddetlidir. Kalp atardamarlarından birinin bu şekilde tıkanması, halk arasında "kalp krizi" diye adlandırılan rahatsızlığa yol açar. Böbrek hastalıklarının kimi zaman yüksek tansi­yona neden olduğunu daha önce belirtmiştik. Bunun tersi de doğrudur ve çok uzun süreli yüksek tansi­yon dönemi sonunda, böbrekler etkilenir. Hasta, ön­celeri her gece bir kez, sonraları çok daha sık uyanarak tuvalete gitme gereksinimi duyar. Çok ça­buk susar. Eğer, böbreklerdeki tahribat daha da şid­detlenirse, iştah ve enerjisini yitirir, sürekli halsiz ve yorgun olur.

Yüksek tansiyonlu insanlar, kalp damarlarının tı­kanma tehlikesiyle karşı karşıya oldukları kadar, bey­ne giden damarların tıkanması tehlikesinden de çe­kinirler. Ansızın ortaya çıkan bu tehlikenin ilk belir­tisi vücudun bir yanındaki kolun ya da bacağın kımıldayamaması, bu arada kişinin konuşma yeteneğini de yitirmesidir. Beynin tıkanan damardan etkilenen yöresine bağlı olmak üzere, hasta bilincini de yitirip komaya girebilir. Böyle bir durumda hastanın kurtul­ma şansı, çok değişik faktörlere bağlıdır. Birçok has­ta, zamanla iyileşme gösterebilir. Tamamen iyileşenlerin sayısı ise çok azdır. Hipertansiyon tedavisinin bilinçli bir şekilde yapılması, ikinci bir şok ola­sılığını azaltır.

Yüksek tansiyonun beyin üzerindeki en büyük tehlikesi ise apopleksi denilen beyin kanamasıdır. Hastanın beynine giden bir atardamar çatlar, kan do­kunun üzerine yayılarak beynin bir bölümünü tahrip eder. Hasta derhal komaya girer. Kurtulma şansı çok azdır.

Yüksek tansiyonla ilgili en büyük tehlikeleri böy­lece sıraladıktan sonra çok önemli bir noktaya dik­katlerinizi çekmek istiyoruz. Yukarıda belirttiğimiz son iki tehlike, çok ender görülen olaylardır. Asla unutmamak gerekir ki, hipertansiyon hastalarının çok büyük bir bölümünde, hastalık hemen hiç belirti gös­termeyecek biçimde seyreder ve hasta bu iki tehli­keden hayli uzaktadır. Ancak, tedavilerin mutlaka ve düzenli şekilde yapılması gerektiği, doktorun tüm önerilerini yerine getirmenin yararı da unutulma­malıdır.