Doğum Kontrol Yolları, Doğum Kontrol Yöntemleri
Doğum kontrolü (Aile Planlaması Nedir) yada nüfus planlamasının amacı kısaca nüfus artışının kontrol altına alınabilmesi şeklinde özetlenebilir. Günümüzde çeşitli nedenlerle istenmeyen çocuktan kurtulabilmek için hayatını bile tehlikeye atan anne sayısı hiç de az değildir.
İşte bu nedenlerle bilim adamları, nüfus artışını önlemek amacı ile çeşitli metodlar bulmuşlar ve bu metotları doğum kontrolü, aile planlaması yada nüfus planlaması gibi adlar altında toplamışlardır.
Doğum kontrolü için kullanılan yöntemleri
Gebelik takvimi kullanımı, koitus Interreptus (geri çekme), Lavaj, Kanının kullanacağı diyafram, Vaginaya konulacak sperm öldürücü maddeler, rahim içine konan araçlar (spiraj), doğum kontrol hapları, prezervatif (kondom)
- Gebelik Takvimi, Gebelik Hesaplama Takvimi Yöntemi
Bir kadının gebe kalması için yumurtalıklarından bir yumurtanın çıkması gerektiğini ve bu olaya da yumurtlama (ovulasyon) dendiğini biliyoruz.
Ovulasyonun olduğu günü tespit edebilirsek o birkaç gün dışında, kadını tam kısır kabul edebiliriz. Ayrıca, spermlerin kadın üreme organlarında 3 gün, yumurtanın da 2 gün canlı kalabildiğini hatırlatmalıyız.
Ovulasyon Dönemi (Yumurtlama) nasıl anlaşılır, Ovulasyon Hesaplama
Bazı kadınların iki adet arasına rastlayan günlerde ufak bir kanaması yada sancısı olabilir. Düzenli olarak her adet arasında olan bu belirtiler büyük ihtimalle yumurtlamanın işaretidir.
Kromotest: daha çok Avrupa ve ABD’de kullanılmaktadır. Rahim ağzına konan turnosol kağıdı gibi kağıtlardaki kimyasal maddeler eğer yumurtlama olursa renk değiştirmektedir. Sözgelişi, Ovulasyon günü ise renk kırmızı olmaktadır ki, bir çeşit tehlike işaretidir. Başka zamanlarda kağıdın rengi yeşildir.
Tehlikeli Günler
Yumurtlamanın olduğu haftayı tehlikeli kabul edersek, onun dışındaki günleri de tehlikesiz günler olarak adlandırabiliriz. Ancak, bu günlerin tam sağlıklı olarak saptanmasının pek de kolay olmayacağını bilmelisiniz.
Yumurtlama işine psikolojik etkenlerin katılması son derece önemlidir. Şimdi, normal zamanda ovulasyon olduğunu kabul edelim. Aslında 3-4 günlük tehlikeli devreden sonra kadının gebe kalmaması gerekirdi. Oysa, cinsel ilişkide duyacağı aşırı zevk kadında yeni bir ovulasyonun meydana gelmesine sebep olabilir. Bu normalden ayrılış, kadının pekala gebe kalmasına yol açabilir. Bunun aksi de mümkündür. Büyük bir üzüntü yumurtlamayı geciktirebilir. Vücut ısısının kontrolü ile yapılan korunmada yanılma bu nedenle daima mümkündür. Sonuç olarak bu metodun %100 garanti olmadığını belirtelim.
- Koitus İntereptus (İlişkide Geri Çekme Yöntemi)
Cinsel ilişki sırasında erkeğin, spermlerini vagina içine değil dışarı boşaltmasıdır. Bunun için her iki tarafın özellikle erkeğin seksüel otomatizmaya oldukça hakim olması gerekir. Bu metodun %12-20 arasında riski vardır. Ayrıca bazı psişik, organik bozukluklara da yol açtığı görülmüştür.
- Vaginal Lavaj Nedir
Cinsel ilişkiden sonra hemen vaginanın yıkanmasıdır. Bu yöntem hem estetik hem psikolojik yönden sakıncalıdır. Ayrıca lavaj yapacak kadının seks organlarının anatomisini iyi bilmesi gerekmektedir. Profesyonel kadınlar bu uslübü uygulayıp iyi sonuçlar alırlar. Aile kadınlarında ise bu metodun %36-60 arasında başarısızlık şansı vardır.
- Kadının kullanacağı diyafram vb. araçlar
a) ilaçlı sünger ve tamponlar: bunun için oksijenli suya batırılmış sünger yada pamuğu temastan önce vajinaya sokmak gerekir. Vajinada tampon yada sünger penisin ucu ile bir kenara itilebilir ve rahim ağzı açık kalıp spermler serbestçe içeri girebilir.
b) Kapaklar: rahmin ağzına göre yapılmış madensel yada lastik kapaklardır. Doktor tarafından adet bittikten sonra takılır ve adet yaklaşınca çıkarılır. Kapaklar da temas sırasında yerinden çıkabilirler; rahim ağzında yara, yırtık vb. olanlara takılmaz. Günümüzde pek kullanılmamaktadır.
c) Diyafram: rahmin ağzını örtecek şekilde hazırlanmış plastikten yapılmış yuvarlak kenarları biraz daha sert bir doğum kontrol aracıdır. Doktor tarafından takılması öğretilir ve kadın öğrendikten sonra kolaylıkla uygulayabilir. Temastan sonraki gün çıkarıp yıkamak gerekir. Diyafram yırtılmazsa 1-1.5 yıl kadar kullanılabilir.
- Vajinaya sperm öldürücü maddeler konulması
Jel: sperm öldürücü maddelerin suda eriyen jel içindeki şekilleridir. Uzun bir kanül ile vajinanın en derin kısmına konur. Her temas için ayrı bir kanül dolusu jel uygulanması gerekmektedir.
Su yada spermle birleşince köpürenler:
Bu tabletler spermle birleşince köpürüp rahmin ağzında hem şimik kimyasal, hem de mekanik bir engel oluşturur. Bu köpükle karşılaşan spermler ölür. Ama tabletler çok güvenilir değildir. Çünkü tabletin tam erimesi için 2cc. Sıvı gerekmektedir. Bu sakıncalardan dolayı tablet yerine ovuller yapılmıştır. Bunların sakıncaları eridikten sonra vajinanın içini çok kaygan hale getirmesi ayrıca eriyince akıp çamaşırı kirletmesidir.
- Rahim içine konan gebeliği önleyici araçlar
Spiral Nedir, Spiral Nasıl Takılır, Spiral Korunma
Spiral Taktırma ancak doktor tarafından uygulanabilen bir araçtır. Bu rahim içi aracı, adet bittikten sonra uygulanır. Yeni doğurmuş olanlara adet gördükten, düşük yapanlara da düşükten sonra takılması önerilmektedir. Rahim içi araçlar ile gebelik ihtimali binde 5-10 arasındadır.
Spiral kimlere takılamaz?
Rahim ağzında şüpheli yarası olanlara, nedeni belli olmayan kanamalarda, myomu olanlara, rahmi normalden çok küçük olanlara, kanama, pıhtılaşma bozukluğu olanlara, gebelik şüphesi olanlara, rahimde doğuştan şekil bozukluğu olanlara spiral takılmaz.
Spiral kullanımı yan etkileri
Anormal kanamalar, %2-5 oranında görülür. Genellikle adet kanamalarının süresi ve kanama miktarı artar, ağrı daha çok kasıklarda duyulur, spiralin kendiliğinden dışarı atılması oldukça az rastlanılan bir durumdur, gebelik binde 5 oranında görülebilir,
Spiral ne zaman çıkarılmalıdır?
Spiral Çıkarılması, sürekli düzensiz vajinal kanamalara neden olursa, genital organlarda iltihabı bir durum varsa, genital organlarda tümör yönünden şüpheli bir durum varsa, spiralin ipi rahim içine kaçmış, muayene görülüyorsa, karın alt kısmında ve kasıklarda sürekli ağrıya neden oluyorsa doktorunuza başvurmalısınız.
- Doğum kontrol hapları (Oral Kontraseptivler)
Doğum Kontrol Hapı Ne zaman Kullanılır
Ağızdan alınan ve hormon karakterinde olan bu maddeler kadının yumurtlamasını engellemektedir. Doğum kontor hapları 1996 yılıarında Porto Rico’da ilk defa kullanılmaya başlamıştır. İlacın terkibi, östrojen ve gestagen denen iki hormonun karışımıdır. Doktorunuz gerekli muayene ve kontrolleri yaptıktan sonra size bu ilacı verebilir. Doğum kontrol tabletleri adetin 1 ve 5. günü alınmaya başlanır ve hergün bir tane içilir. İlacı unutmadan muntazam içmek gerekmektedir. Eğer unutulursa ertesi gün iki tablet birden içmelidir. Kutu bitince ilaç içme işine o ay için son verilir. Birkaç gün sonra da adet kanaması başlar.
Bu haplar yumurtlama işini durdurduğu gibi, aynı zamanda rahim ağzındaki ifrazatın karakteri de değişir. Spermleri rahmin içine geçirmeyecek bir şekle dönüşür. Başka bir deyişle, doğum kontrol haplarının çift güvenlikli bir koruyucu etkisi vardır.
Doğum kontrol haplarının yararları ve zararları ve yan etkileri
Ağrılı adet gören kadınların tedavisinde de kullanıldığı için doğum kontrol hapı alanlarda adet ağrısız olur, kanın pıhtılaşmasını biraz arttırmaktadır, doğum kontrol hapı şeker hastalıklarında kan şekerinin normal bir seviyede tutulması biraz zorlaşmaktadır, gebelik anlaşılmayıp ilaç alınmaya devam edilirse kız çocuklarında erkekleşme belirtileri görülebilir, ilaç bırakıldıktan sonra gebe kalma şansı çok artar. Bundan dolayı, bu ilaçlar aynı zamanda çocuğu olmayan ve çocuk isteyen kadınlarda da belirli bir süre verilebilir, ilaç alındığı sürece göğüslerde bazen dolgunluk olabilir, kilo artması olabilir, hafif bulantı olabilir, adet arasında kanama olabilir.
Doğum kontrol hapı içmemesi gerekenler;
Karaciğer hastalığı geçirenler, damar tıkanması veya trombofilibit gibi hastalıkları geçirenler, büyüme çağındaki gençler, migren ve görme bozukluğu olanlar, meme ve rahim tümörü olanlar kesinlikle kullanmamalıdır.
- Prezervatif (Kondom) Nedir
zührevi hastalıklardan korunmak için düşünülen bir araç, kauçuğun keşfinden sonra çok gelişmiş ve gebeliğin önlenmesinde rahatlıkla kullanılan bir metot halini almıştır. Bu metot, doğum kontrol tabletleri ve spiralden sonra halen uygulanan metotların en garantilisidir. Son yıllarda AIDS hastalığından korunmada prezervatif kullanılması tavsiye edilmektedir.
Kafa Travmalarinda Tedavi, Kafa Travmasi Tedavisi
Kafa travması vakalarında görülebilecek çeşitli lezyonların tıbbi veya cerrahi acil tedavisi için ana ilkeler kısaca şöyle sıralanabilir:
Skalp Yaralanmaları
Saçlı derinin travmatik lezyonlarında kanama ön planda olduğu için tedavi de kanamanın durdurulmasına yöneliktir, bu da genellikle ancak dikiş koymakla elde edilebilir. Kraniumun radyolojik incelemesi, yaranın etrafındaki saçların traşı, yaranın eksplorasyonu ve yabancı cisimlerden temizlenmesinden sonra (bu arada kanama elle basmakla kontrol edilebilir) "galea aponeurotica"dan geçirilen sütürler hemostazı sağlarlar. Doku kaybı olan yaralanmalarda "flap"ler kaydırılarak defektler kapatılmaya çalışılır. Ağır kafa travmalarında, önemli bir kanama yoksa yara tedavisi öncelik taşımaz.
Büyük kefal hematomlarm ponksiyonla boşaltılması çok defa sonuç vermez ve infeksiyon tehlikesini taşır, bu yönlerden zorunluluk olmadıkça yapılmamalıdır.
Kranium Kırıkları
Kranium kırıklarında kırığı iyileştirmeye yönelik bir tedavi yoktur. Saçlı derinin de yaralandığı kafatası kırıklarında önemli olan duranın açılıp açılmadığıdır, bu bakımdan kırık yaradan basitçe araştırılır, dura'nın sağlam olduğuna kanaat getirilirse yara dikilir. Açık çökme kırıklarında çökmenin derin olduğu veya dura'nın yırtıldığının belirli olduğu (yaradan beyin dokusunun görülmesi) vakalarda korteksi basıdan kurtarmak veya batmış kemik parçalarını temizleyerek hemostazı sağlamak amacı ile ameliyathane şartlarında acil bir cerrahi girişim gereklidir. Kapalı çökme kırıkları ise ancak belirli bir nörolojik defisit yaptıklarında acil girişimi gerektirirler. Ateşli silahlarla olan delici yaralanmalarda yara temizliği ve gereken debridman yapıldıktan sonra hasta izlemeye alınır, merminin yüzeye çok yakın olduğu vakalar dışında acil girişim endikasyonu nadirdir.
Bütün bu cerrahi girişimler, şartlar gerektirdiğinde (hastanın durumunun düzeltilmesi, muayenenin bitirilmesi, ameliyathane hazırlığı, başka yere nakil) yaraların temizlenmesinden sonra 10 saat kadar geri bırakılabilir (travmadan itibaren). Ancak kanama fazla olduğunda durdurulmasına çalışılmalıdır. Üzerinden 24 saat geçmiş, infekte skalp veya kafatası yaraları (dura salim olmak şartı ile) geniş bir drenaj ile kapatılmalı veya tamamen açık bırakılmalıdır. Hayatı tehdit eden ve acil girişim gerektiren başka travmatik lezyonların (pnömotoraks, hemotoraks, batın içine kanama, barsak perforasyonu, vb.) hemen her zaman kafa travması tedavisine göre öncelik taşıdıkları unutulmamalıdır.
Primer Beyin Lezyonlarının Tedavisi
Kapalı kafa travması vakalarında, ağırlık derecesini anamnez ve ilk muayenemiz ile saptamaya çalıştığımız primer lezyonların tedavisi tıbbi-konservatiftir ve ilke olarak organizmaya kendi kendini tamir için gerekli olan en iyi (optimum) şartları sağlamaya çalışmaktan ibarettir. Etkinliğinin fizyolojik parametrelerinin devamlı izlenmesi (monitoring) ile saptanmasının çok yararlı olacağı bir tedavinin ana hatları şöyledir:
1. Solunumun yeterli olmasına çalışmak (aşağıdaki çarelere sıra ile başvurulur, pO2=100 mmHg civarında tutulur):
• Ağız, boğaz, trakea, bronş aspirasyonu.
• Trakeal entübasyon (uygun bir tüp 48 saat durabilir).
• Trakeostomi
• Mekanik respiratörle solunuma yardım veya yapay solunum.
2. Beyin ödemine engel olmak:
• Normoventilasyon veya hafif hiperventilas-yon temin etmek (pCO2=35-40 mmHg)
• Kortikosteroidler (ilk doz 16 mg dexametha-sone-6 saatte 4 mg ile devam). Son yıllarda kortikosteroidlerin kafa travması sonucu oluşan beyin ödemine etkili olmadığını gösteren çalışmalarda vardır. Aksine gastroin-testinal kanama olasılığını, dolayısı ile mor-taliteyi arttırdığı belirtilmektedir.
• Hiperosmotik diüretikler (% 20 mannitol solüsyonu 1-1.5 gr/kg/24 saat). Bir kafa içi he-matomu olmadığı durumda.
3. Sıvı ve elektrolit dengelerini sağlamak veya tutmak:
• Beyin ödemi endişesi ile fazla sıvı yüklenmesinden kaçınılmalı
• Verilecek sıvılar hem glikoz, hem de dengeli elektrolit içermeli ve isoosmol olmalı.
4. Arter basıncı vücut ısısı gibi parametreleri normal sınırlar içinde tutmak.
5. Muhtemel infeksiyonlara karşı antibiyotikler:
• Solunum yolları, üriner sistem enfeksiyonları
6. Posttravmatik epilepsi, ajitasyon tedavisi:
• Uygun antikonvülzifler, barbitüratlarla sedasyon.
7. Nörolojik durumun izlenmesi:
• 2 saati geçmeyen aralıklarla ateş, nabız, arter basıncı, solunum ile birlikte bilinç seviyesinin, pupillaların, etraf hareketlerinin de incelenerek kaydedilmesi.
Kafa İçi Hematomlarının Tedavisi
Araştırmaların (Bilgisayarlı tomografi, anjiografi) gösterdiği ekstraserebral kitleye mümkün olan en kısa süre içinde bir nöroşirurji uzmanı tarafından, uygun ameliyathane şartlarında cerrahi girişim yapılmaldır. Vakit kaybetmekten çekinilen ilerlemiş durumlarda bu girişim sadece klinik bulgularla, araştırıcı deliklerle başlamak sureti ile de gerçekleştirilebilir. Ameliyatta hematom boşaltıldıktan sonra kanama da durdurulmalı ve varsa beyin ödemine karşı dekompresyon elde edilmeye çalışılmalıdır.
Posttravmatik Menenjit Tedavisi
Posttravmatik kafa içi infeksiyonlarından sadece erken menenjitler acil tedavi sorunu yaratırlar. Böyle bir durum tanındığında geniş spektrumlu bir veya birkaç antibiyotikle sistemik tedavi, gerekirse intratekal yol ile de desteklenerek yapılabilir.
Bu acil cerrahi ve tıbbi yöntemler dışında genellikle şuuru kapalı olan ağır kafa travması vakaları, çok defa uzun süren bir yoğun bakıma ihtiyaç gösterirler. Çeşitli ve çetin sorunları olan böyle bir tedavi ancak gerekli uzmanlara sahip, araç ve gereçleri eksiksiz merkezlerde gerçekleştirilebilir.
Kafa Travması Vakalarında Yönetim
Bir hastaneye getirilen kafa travması vakalarının, belirli bir şekilde en ağır olanları dışında, hangilerinin yatırılarak gözlenmesi gerektiği bir sorun olabilir. Bu yönden en hafif hospitalizasyon kriterlerini şöyle saptamakta yarar vardır:
1. Bilincin tam açık olmaması
2. Bilinç tam açık ise amnezi ve/veya bilinç kaybı anamnezi varlığı
3. Kafatasında kırık varlığı
4. Kafa travmasının ağırlık derecesinin tam anlaşılmaması (sarhoş, bebek, vb.)
Bu çeşit vakaların 12-24 saat süre ile gözönünde bulundurulması hastayı ve sorumlu hekimleri ani bozulmaların kötü sürprizinden korur.
Yukarıdaki kriterlere uyularak hastaneye yatırılan kafa travması vakalarından ağır olduğu saptananlarda, bütün acil travma vakalarında olduğu gibi ilk tedavi ve tanı, aynı anlarda veya peşpeşe yürütülmelidir. Sekonder lezyonların tanınmasında en önemli noktalar dikkatle yapılacak anamnez ilk muayene ve değerlendirme işlemleri ile bunun arkasından hastanın yakından izlenmesidir. Kafa travmalı bir yaralının yönetiminde aşağıdaki sıra takip edilmelidir:
Hayatı kısa sürede tehdit eden durumların tanınarak tedavi edilmesi
Vital fonksiyonların devam ettirilmesi öncelik taşır. Bunlar başlıca yeterli solunum (hava yollarında engel, toraks travması vb) ve dolamındır (kafa travmasına bağlı şok son derece nadirdir, başka nedenler aranmalıdır).
Anamnez-muayene-değerlendirme
Bunlar bir arada yürütülmelidir. Anamnez yaralının travma anından doktor tarafından görülünceye kadar geçen süre içindeki durumu hakkında mümkün olan bilginin toplanması anlamındadır, bunun için çok defa kazayı gören veya yaralıyı getirenlere başvurmak gerekir. Anamnezde travmanın tarifi, zamanı, yaralının olaydan hemen sonraki durumu, özellikle bilinç seviyesi ve değişiklikleri saptanmaya çalışılır.
Muayene, özellikle sekonder lezyonların tanınabilmesi için ilk durumun belirlenmesi amacını güder. Lokal muayenede kafadaki yaralar, şişlikler, ekimozlar, muhtemel kırıklar, kulak-burun akıntıları incelenir. Genel muayende, yüz, toraks, batın travmaları belirtileri, ekstremite ve kolumna vertebralis kırıkları, diğer yaralanmalar araştırılır. Serebral lezyonları saptayacak olan nörolojik muayene şu sıra ile yapılmalıdır:
a) Bilinç seviyesi derecesi Glasgow Koma Ölçeğine göre yapılmalıdır. Eğer bu derecelendirme hatırlanmıyorsa normal, uykuya meyilli, ancak ağrılı uyaranlara cevap veriyor gibi açık tariflerle belirtilmelidir.
b) Pupillalar, gözler incelenerek boyutları (küçük, orta, geniş), eşitlikleri (anizokori, geniş taraf belirtilerek), ışık reaksiyonunun olup olmadığı, gözlerdeki tüm yönlere hareketler ile konjüge veya düzensiz deviasyonlar, okülosefalik refleks (şuur kapalı hastada gözlerin başın döndürülmesine katılmaması, servikal travma varsa bakılmamalıdır) araştırılır.
c) Hareketler: Uyanık hastalardaki istemli hareketler, kapalı hastalardaki spontan veya uyarı ile ortaya çıkan hareketler, spastisite, ekstremitelerin duruşu, fokal veya yaygın epileptik kasılmalar gözlenir.
d) Nörolojik muayenenin geri kalan kısımlarından mümkün olanlar (refleksler, vb) yapılır. Ense sertliği (servikal travma yoksa), konuşma bozuklukları vb. aranır.
Yakından izleme
Tercihan yoğun bakım veya ona yakın şartlarda gözönünde bulundurulan yaralı bir süre devamlı olarak izlenir. Bu izlemede vital fonksiyonların (solunum, nabız, arter basıncı, vücut ısısı) yanında bilinç, pupilla, etraf hareketleri değişiklikleri dikkatle ve kısa aralıklarına (1 /2-1 saat) takip ve kayıt edilir.
Bilinç seviyesini, motor ve diğer fonksiyonları bir arada değerlendirerek hastanın nörolojik durumunu özetleyen bir "koma ölçeği"nin kullanılması, olumlu veya olumsuz gelişmelerin bu ölçeğin yardımı ile izlenmesi, büyük pratik faydalar sağlayabilir. Bugün oldukça yaygın olarak kullanılan "Glasgow Koma Ölçeği"nde çeşitli fonksiyonlar değerlendirilir.
Yardımcı tanı yöntemleri
Tedavinin yönlendirilmesi için, özellikle cerrahi girişim söz konusu olunca klinik muayenelerin aşağıdaki tanı yöntemleri ile tamamlanması gerekir.
a) Direkt radyoloji: Her kafa travması vakasında kranium grafileri çekilmelidir. Bunlara toraks ve servikal kolumna grafilerini de eklemekte yarar vardır. Direkt grafilerde kemik lezyonlarının yanında, açık kaide kırıklarında burundan BOS akıntısı ile beraber bazen kranium içine hava girmesi (aerosel) de saptanabilir.
b) Bilgisayarlı tomografi: Kranium kesitlerinden çeşitli yönlerde geçirilen X ışınlarının dokularda uğradıkları absorpsiyonu ölçerek geçtikleri dokuların yoğunluklarını hesaplayan, böylelikle kafa içindeki yoğunluğu farklı yapıların kesit dilimleri halinde resimlerini gösteren bu modern yöntemle, kısa zamanda ve yaralıya hiçbir ilave travma yapmaksızın (non-invaziv) kafa içi lezyonlarını tanımak mümkündür. Bu şekilde kafa travmalarında, hematom, kontüzyon veya laserasyon, ödem, iskemi gibi her türlü travmatik lezyonu ayrıntılı olarak tanımak ve izlemek mümkün olmaktadır. Bilgisayarlı tomografi, ülkemizin önemli bir kısmında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yöntem kafa travmalarının incelenmesinde, cerrahi gerektiren vakaların erken belirlenmesinde, gelişmelerin izlenmesinde önem kazanarak ilk tercih edilecek yardımcı tanı yöntemi konumuna gelmiştir.
c) Karotis anjiografisi: Femoral kateterizasyon veya boyunda perkütan ponksiyen ile "a.carotis communis" veya "a.carotis interna içerisine kontrast madde verilirken seri halinde kranium ön-arka ve yan grafiler çekilerek yapılan bu incelemede, gelişen bir intrakranial hematomu damarlarda yaptığı yer değiştirmelerle, avasküler bir alan görünümü ile tanımak mümkündür. Eskiden post travmatik kafa içi hematomlarınm yegane tanı aracı olan bu yöntem, yapılması hastaya ve doktora zahmetli, uzun zaman alan ve riskleri olan bir yöntem olduğu için yerini giderek bilgisayarlı tomografiye bırakmıştır. Bugün ancak bu sonuncu imkanın olmadığı hallerde ve post-travmatik vasküler lezyonlarm araştırılmasında kullanılmaktadır.
d) Araştırıcı trepan delikleri (Burrhole): Nihayet ekstra-serebral hematomlarm tanısında kullanılabilecek son bir yöntem de kafada şüphe edilen tarafa veya bölgeye araştırıcı delikler açmaktadır. Başka araştırma imkanlarının kısıtlı olduğu durumlarda ve özellikle hızlı gelişen bir hematom şüphesi olan vakalarda anjiorgafi gibi araştırmalarla vakit kaybetmekten çekiniliyorsa bu yola başvurulabilir. Açılan delikler gerektiğinde bir kraniotomiye çevrilebilecek şekilde planlanmalıdır.
e) Beyin omurilik sıvısı incelemeleri: Kafa travması vakalarında lomber ponksiyonun meningitis şüphesi dışında bir tanı değeri yoktur, kafa içinde gelişen bir hematom şüphesi var ise fıtıklaşmaları kolaylaştıracağından yapılmamalıdır.
Kafa travmalarının yönetiminde etkin bir tedaviye başlamak için hastanın bozulmasını beklemek yerine, bu bozulmayı önlemeye çalışmak gereklidir. Bunun için Çağdaş Sağlık Organizasyonlarında Kafa Travmalarının uzmanlaşmış ve Nöroradyoloji yönünden eksiksiz donatılmış merkezlerde biraraya getirilmesine çalışılmaktadır. Bunlarda ilk klinik değerlendirmeden sonra gerekli nöroradyolojik incelemeler derhal elde edilebilmekte ve etkin konservatif veya cerrahi tedaviye vakit kaybetmeden başlanabilmektedir.