Molluskum Kontagiosum

Molluskum Kontagiosum, Molluscum Kontagiosum

Molluskum kontagiosum derinin poks virüs grubuna ait bir virüsle oluşturulan derinin yaygın bir enfeksiyondur. Deriden deriye temasla bulaşır. Tipik molluskum kontagiosum lezyonu, pembe renkli veya deri renginde olan, grimsi bir tıkaç bulunan göbek şeklinde görülen papüllerdir. Bir veya birkaç lezyon bulunabilir. Yüz ve genital bölgeler sık tutulur.

Patoloji

Epidermis kupa şeklinde kalınlaşmıştır ve hücrelerin globülar eozinofilik cisimciklere dönüştüğü granüler hücre tabakasında karakteristik dejeneratif değişiklikler görülür.
Molluskum tedavisinde küretaj ve koter kullanılabilir Ayrıca, güçlü şahsilik asit preparatların kullanımından sonra veya sadece yumuşak orta kısmını sıkarak birkaç ayda kendiliğinden iyileşme görülür.


Orf (Koyunların Kontagioz Püstüler Dermatiti)

Bu hastalık daha çok koyunları ama bazen inekleri de tutabilen bir poks virüs tarafından yapılır. Lezyonlar tek, akut, yangılı ve su toplamış olup en çok parmaklarda bulunur. Atak sonrasında hastalarda büyük bir oranda eritema multiforme gelişebilir

Viral Sigiller Viral Sigil

Viral Siğiller, Viral Siğil

Siğiller çok değişik antijenik tipleri olan bir human papillomavirüs grubu tarafından oluşturulur. Klinikte görülen özel siğil türleri özel antijenik tiplerden oluşur. Muhtemelen virüs taşıyan siğillerden direkt temas ile bulaşırlar. Genital siğillerin çoğu (ama hepsi değil) cinsel temas ile bulaşır. Bazı perianal siğiller homoseksüel ilişki veya "çocuk istismarı" ile bulaşabilir.
Genellikle siğillerin yüzeyinde uzamış dermal papillalara bağlı oluşan kapiller trombozların neden olduğu siyah, küçük noktalar bulunur.


Ayak tabanı siğilleri ağrılıdır, bazı siğiller irritasyon yapabilir ama bütün siğiller kötü görünümlü olup rahatsızlık vericidir. Bunlar immünsuprese hastalarda önemli bir sorun oluşturur. Bir konjenital hastalıkta düz siğiller kol, yüz, gövde ve ekstremitelerde yayılır ve bazı lezyonlar skuamöz hücreli karsinoma dönüşür. Epidermodisplasia verrusiformis olarak bilinen bu nadir hastalığın temelinde muhtemelen gecikmiş tip aşırı duyarlılık sorunları yatmaktadır.
Epidermal kalınlaşma ve özellikle bir karekteristik görünümü olan bazofilik noktalı alanı içeren granüler hücre tabakasında artış bulunmaktadır.


Bütün siğiller kendiliğinden iyileşir ama aylar veya yıllar boyuda sürebilir. Tedavi genellikle çok memnun edici değildir ve lokal olarak doku harabiyeti temel alınmalıdır. En çok kullanılan teknikler ise, kriyoterapi (sıvı nitrojen veya solid karbon dioksit ile doku dondurulması), küretaj ve koter ile şahsilik asit, laktik asit, podofilin veya glutaraldehit kullanılarak yapılan kimyasal harabiyettir. Yaygın kullanılan preparatlarda yüksek konsantrasyonda şahsilik asit (% 12-20) ve laktik asit (%4-20) veya podofilin (%15'e kadar) bulunur. Podofilin güçlü sitotoksik alkaloidler içeren bir bitki ürünüdür, bu maddelerden biri olan podofilotoksin saf bir preparat olarak da bulunur (%0.5). Bleomisin gibi sitotoksiklerin intrakütan enjeksiyonu ve rekombinant interferon enjeksiyonu kullanılan diğer yöntemler arasındadır.

Herpes Zoster (Zona) ve Varisella

Herpes Zoster (Zona) ve Suçiçeği (Varisella)

Aynı küçük DNA virüsü, sadece yayılımı, semptomlar ve hastanın bağışıklık durumu açısından değişen bu hastalıkların her ikisine de neden olur. Su çiçeği (varisella) vakalarının çoğu (ama hepsi değil) bebek veya çocukluk çağında gelişir. Bu hastaların bazılarında virüs aktifleşip zonaya neden olur.


Varisella

Çocukluk çağının bu yaygın hastalığı damlacık enfeksiyonu olarak ve lezyondan bulaşır, inkübasyon süresi 14-21 gündür. Beraberinde ateş ve halsizlik bulunur. Lezyonlar daha çok yüz ve gövdede bulunur, ancak bazen ekstremitelerde de görülür. Papüller ve papüloveziküller kabuklanır ve bu kabuklar 7-14 günde düşerek bazen küçük çukurcuklar şeklinde izler bırakabilir.

Herpes Zoster (Zona)

Hastaların çoğu 50 yaşın üzerindedir, ancak, AİDS gibi bağışıklık sistemi bozulmuş hastaları da tutabilir. Bulaşmaz ama spinal sinirlerin gangliyon köklerinde latent kalabilen virüslerin aktivasyonu ile oluşur. Zona hastadan hastaya bulaşmaz ama su çiçeği bulaşabilir.

Hastalık çoğunlukla bir veya birkaç dermatomun dağılım bölgelerinde parestezi veya ağrı ile başlar. Maksiler, mandibular veya oftalmik duyusal sinirlerin dağılımı ile beraber trigeminal gangliyonun dallarından birinin tutulumu en sık görülen formlardır. Servikal ve torasik dermatomlar da sık tutulur. Lezyonlar, primer enfekte dorsal köklerin inerve ettiği alanlarla ile sınırlıdır ama bazen başka yerlerde de küçük lezyonlar bulunabilir. Zona hastalarının yüzde 25-30'u deri lezyonları yok olduktan sonra bile ağrı ve parestezi'den şikayet edebilir.

Herpes zoster, AİDS veya lenfoma gibi immünsuprese hastalarda da görülebilir. Bu durumda hastalık şiddetli seyreder ve birkaç dermatomu tutabilir.

Çoğu zaman lezyonu temiz tutmak dışında başka bir spesifik tedaviye gerek yoktur, gerekli olduğu durumlarda sekonder enfeksiyonları önlemek veya tedavi etmek için antibiotikler kullanılabilir. İlk günde oral veya intravenöz asiklovir 800 mg günde beş kez kullanımı hastalığın süresini ve şiddetini kısaltır.