Kemik Dokusu ve Kimyasal Terkibi

Kemiklerin Mikroskobik Görünüşü

Kemiklerin histolojisi bizim konumuz içine girmemekle beraber kemik dokusu hakkında kısa bir bilgi vermeyi faydalı buluyoruz.

Kemik dokusu kemik lakünleri denilen küçük, oval, çukurcuklar içinde bulunan kemik hücreleri ile sert ara maddeden yapılıdır. Kemik lakünleri, yirmi otuz mikron uzunluğunda oval çukurcuklar olup çevrelerindeki uzantı şeklinde ve bir mikron kadar çapta kıvrıntılı kanalcıklarla komşu lakünlerin kanalcıkları ile birleşir­ler; bunlar kuru kemik preparatlarında görülürler.

Kemik hücreleri, çokgen biçiminde kapsüllü ve etrafında birçok uzantıları bulunan bir hücre olup; bu hücrenin kendisini kemik lakünü içinde; uzantıları ise osteoplastların kanalcıkları içindedir.
Lakünler terkibinde kalsiyum tuzları ile beraber ossein bulunan bir esas madde ile çevrilmiştir.

Bir kemik preparatında Havers kanalları adı verilen boşlukların etrafında tek merkezli daireler şeklinde çevrelenmiş dairelere Havers lamelleri sistemi veya osteon denir, içinde damarlar bulunan Havers kanallarının kemik kanalcıkları ile ilgisi vardır.

Kimyasal bakımdan kemik terkibi

Kimyasal bakımdan kemik dokusu organik ve inorganik olarak iki maddeden meydana gelir, birincisi % 30, ikincisi % 70 kadardır, organik maddeye ossein denir. Eğer bir kemik asit eriyiği içinde meselâ klorasidi içine bırakılırsa madenî maddeler bu eriyik içinde eriyeceğinden kemik yumuşar ve ossein içinde kalır.
inorganik maddelerden % 2,5 u kalsyum flüor'dur.

Kemiklesme Nedir Bagdoku Kemiklesmesi

Kemikleşme Nedir

Kemik ya doku içinde gelişir (fibröz kemikleşme) veya bir kıkırdak taslağından meydana gelir (enkondral kemikleşme).

1) Bağ doku kemikleşmesi; Kafa ve yüz kemiklerinin kemikleşmesi bu gruptan olup, Embriyonal hayatta kemik­leşme noktaları bu kemiklerde doğrudan doğruya bir bağ doku içinden başlar.
2) Kıkırdak kemikleşmesi (Enkondral kemikleşme); Vücudun baş ve yüz kemiklerinden gayrısında kemikleşme noktaları bir kıkırdak taslağı üzerinden başlar ve zamanla, bütün kıkırdak kemikleştiği halde yalnız eklem yüzlerini örten ince bir tabaka kıkırdak kemikleşmeden kalır.

Bu kıkırdak taslaklar üzerinde ilk görünen kemikleşme noktaları ilkel (primitif) kemikleşme noktaları adı alır. Sonradan görünen diğer noktaların çoğu kemik çıkıntılarını meydana getirmekte olup ikincil kemikleşme noktaları adı alır.

Uzun kemiklerde ilkel kemikleşme noktaları diafiz ortalarında, ikincil kemikleşme noktaları ise epifizlerdedir.

Epifizlerdeki birleştirme kıkırdakları; Uzun kemiklerde diafizle epifiz arasında kemiklerin gelişmesi çağlarında görülen kıkırdak kısımlar bu adı alır.

Periostik kemikleşme; Kemiklerin gelişmesi esnasında diafizdeki enkondral kemikleşme olurken, kıkırdağın çevresindeki perikondr denilen konjonktival zar periost karakterini alır. İç yüzündeki osteogenesiz ile kemikleşmede kemiğin kalınlaşmasına yardım eder.

ilik kanalının meydana gelişi; Uzun kemik­lerin cismi bir yandan, perikondral bir kemikleşme ile kalınlaşırken bir yandan da cismin ortasında bir erime ve emilme olayı görülür.

Enkondral kemik, diafiz içinde kaybolur ve böylece diafiz ortasında ilik kanalı denen bir boşluk meydana gelir.

Taze bir kemikte ilik kanalı içinde kemik iliği vardır.

Kemik iliği yumuşak pelte kıvamında olarak kemik dokusunun hem ilik kanalı içinde hem de sünger doku boşluklarında bulunur. Kemik iliğinin hematopoezis işinde önemli rolü vardır.
Kemik iliği; sarı, kırmızı, jelatinöz olabilir.

Kırmızı ilik; koyu kırmızı renkte olup fetus ve küçük yaştaki çocuklarda kemik boşluklarında bulunur. Yalnız yetişkinlerde omur cismi, kafa tabanı kemikleri, kaburgalar, sternum gibi bazı kemiklerin sünger dokusu içinde de bulunmaktadır.

Jelatinsi ilik; kıvamının katı ve yarı şeffaf olmasından dolayı bu adı almıştır. Bu ilik bazen ve nadir olarak yetişkinlerde yassı kemiklerin ve özel olarak, yüz ve kafa kemiklerinin sünger dokusunda bulunur.

Koru kemik, uzun zaman bozulmadan saklanmak üzere teknik metodlarla kurutulan veya toprak altında kuruyan kemiklerdir. İskeletler üzerindeki kemikler kuru kemiklerdir, bunlarda kemiklerin yumuşak kısımları yoktur.

Yaş kemik, piyeslerde bulunan ve onlardan taze çıkan kemikler olup bunlarda kuru kemiklerde olmayan :

1) Periost
2) Sünger doku ve ilik kanalı içindeki ilik
3) Eklem yüzlerindeki kıkırdak bulunmaktadır.

Kemiklerin Yapisi Kemik Yapisi Nedir

Kemiklerin yapısı, Kemik Yapısı

Bütün kemikler tıkız ve sünger dokudan meydana gelir. Tıkız doku kemiklerin çevresinde bir tabaka yapar. Sünger doku fakız doku kılıfının içinde olup kemik lamellerinin birbirleriyle birleşmesinden meydana gelen ve içinde kemik iliği bulunan küçük boşluklar (areola) gösterir.

Kemik trabekülleri denen sünger dokunun bu lamelleri; kemiklerin üzerlerinde yapılacak basınçlara karşı onların dayanıklıklarını sağla­makla olup, biçimleri ve doğrultuları bu bakımdan kemiklerin yerine ve dayanıklıklarına göre değişiktir. Sünger ve tıkız dokular kemiklerin şekillerine göre de değişiklik gösterir.

Uzun kemiklerde, tıkız doku çok defa cisimlerden uçlara doğru incelen bir kılıf yapar. Tıkız doku uzun kemiklerin cismi boyunca ilik kanalı denen bir boşluk sınırlar, içinden ince ve birbirleriyle çaprazlaşan kemik trabeküllerinin geçtiği bu boşluk, kemik iliği ile doludur.

Uzun kemiklerin uçları, ince tıkız doku katı ile sarılmış bir sünger doku kitlesidir.

Burada sünger dokusu içinde bulunan boşluklar da birbirleriyle birleştikleri gibi ilik kanalları ile de birleştiktirler. Buradaki areoller kemik iliği ile doludur.

Yassı kemiklerin iki yüzü tıkız doku ile örtülü olup aralarında kalınlığı değişik sünger doku bulunmaktadır. Bazan bu sünger doku bulunmadığı olur ki o zaman iki tıkız doku birbiriyle sırt sırta gelerek bazan saydam bir tek lam yapmış olurlar.
Kafa kemiklerinin tıkız dokusu lamina adı alır, bu laminaların biri dış öbürü iç yüz de olup iki lamina arasındaki sünger dokuya diploe denir.

Periost; Taze kemiklerin eklem yüzünden başka bütün yüzeyini örten beyazımsı renkte fibröz bir zardır.
Eklem yüzlerinin çevresinde bu zar eklem kapsülü ile uzanır.

Periostun uzun kemiklerin cisimlerine yapışıklığı az; epifizlerde ve kısa kemiklerin üzerinde çoktur. Periostun kemiklerin gelişiminde ve beslenmesinde rolü vardır.