Toksik Hepatit Nedir

Toksik Hepatit Nedir

Oral alınan ilaçların çoğu karaciğerde metabolize olur. Birinci evrede oksidasyon ve redüksiyona uğrarlar. İkinci evrede konjüge edilerek atılırlar. Karaciğer harabiyeti varsa ilaçların metabolize olma şansı azalır. Sirozda dozun yarısı verilince maximum kan konsantrasyonu sağlanabilir.

Toksik Etkili ilaçlar:
1. Etkisi bilinen ilaçlar: Deney hayvanlarında harabiyet yapar.
2. Kimde, ne dozda, ne zaman toksik olacağı kestirelemeyen ilaçlar: Deney hayvanlarında bazen harabiyet yapar.
Birinci grup iki yolla etkili olur.
a. Bilirubin metabolizmasını bozmak
b. Direkt hepatotoksik etki

Bilirubin metabolizmasında 5 büyük evre vardır.
1. Bilirubin'in açığa çıkması (eritrosit yıkımı)
2. Bilirubin'in albümine bağlanarak sinüzoidlerden karaciğere taşınması
3. Karaciğer hücresine alım
4. Konjügasyon
5. Safra kanalına ekskresyon

Toksik Hepatit Ppt

İlaçlar bu safhaları etkileyerek klinik tabloyu ortaya çıkartırlar.
Salisilat, sülfonamid, kinin, fenasetin grubu ilaçlar ikinci tip reaksiyonla toksik etki yaparlar. Ya bilirubin yapımını arttırırlar ya da allerjik hipersensitivite reaksiyonları oluştururlar

Oral kolesistografi yapmak için kullanılan ilaçlar ve rifampisin karaciğer hücresine alımı bozarlar. Novobiosin konjügasyonu bozar. Safra kanalına salgılanmayı bozan ilaçlar kolestatik streoidler veya 17-Alfa testesteron içeren preparatlardır. Daha çok kolestatik sarılık yaparlar. Safra miçel formasyonunu bozarlar. Golgide, mitokondride ve kanaliküler düzeyde bozukluk yaparlar. Oral kontraseptifler bu tip bozukluğa yol açar. Venöz-trombozlara neden olurlar. Viral hepatıtten zor ayrılır. Direkt bilirubin, alkalen fosfataz yükselir. Transaminazlar viral hepatit kadar yükselmez. Biyopsi ile intrahepatik kolestazis saptanır.

Direkt hepatotoksik ilaçların doza ve alınım süresine bağlı olarak böbreğe, beyine ve diğer organlara da etkisi vardır. Karaciğer biyopsisinde sentrizonal hücre nekrozu, iltihabi hücre infiltrasyonu, yağlı dejenerasyon vb. non-spesifik bulgular vardır. Tüm hepatotoksik ilaçlar protein sentezini bozarak hücrelere zarar verir. En büyük direkt etkiyi CCI4 intoksikasyonu yapar. Hepato-renal tablo ile hasta kaybedilir. DDT ve benzen türevleri de direkt hepatotoksiktir.

Tetrasiklinler oral alınınca önemli bir karaciğer toksisitesi olmaz. Yüksek dozda iv kullanılırsa akut masif karaciğer yağlanması görülür. Tüm kemoterapatik ilaçlar hepatotoksiktir. Transaminazlar 500'ün üstündedir. Alkalen fosfataz, direkt ve indirekt bilirubin artar. BSP rotansiyonu olur. Pürin deriveleri, mitomisin, aktinomisin ve lenfoma-lösemi sağaltımında kullanılan ilaçlar hepatotoksiktir. Bu ilaçlar fraksiyonu dozda kullanılır.

Hepatik Koma

Hepatik Koma

Şuursuzluk halidir. Sıklıkla karaciğer sirozu sonucu olur. Uzun süren obstrüktif sârılık fulminant hepatit, karaciğer infiltratif karsinomlarında da olur. Eksojen veya endojen kaynaklı olabilir. Klinik ikisinde de aynıdır. Eksojen olanda hipokalemi, kollateraller hepatik komayı provake eder. Endojende ise koma karaciğer yetmezliği sonucu olur. Yavaş başlar, başlangıç semptomları gözden kaçabilir.

Devre II Nörolojik bulgularla beraber şahsiyet değişikliği
Devre III Konfüzyon ve oryantasyon bozukluğu
Devre IV Stupor hali vardır, fakat stimülasyona cevap verir
Devre V Koma

Hastalık ilerleyince nöropsikiatrik bozukluklar, hafıza kaybı olur. Şekil çizdirmekle anlaşılır. Yazı yazamaz, basit hesap yapamazlar. Sağaltılmazsa bu devre haftalarca sürer, sonra letarji başlar Daha sonra oryantasyon bozulur, stupor olur. Hiperventilasyon gelişir ve ateş yükselir. Terminal pnömoniden ölürler.

Elde flapping tremor görülür. El ekstansiyon durumuna getirilince ritmik tremorlar görülür. Sirozlu bir hastada görülürse hasta beklenen komanın eşiğindedir. Üremi, konjestif kalp hastalığı, C02 retansiyonu, polistemide de flapping tremor oluşabilir. Yani hepatik koma için patognomonik değildir. Elektroensefalografide yine non-patognomonik değişiklikler vardır. Fetör hepatikus denen kötü nefes kokusu görülür. Barsak kökenli olduğu sanılır. İdrarda metil merkaptan denen bir madde vardır. Ancak bu normal kişilerde de olabilir.

Tam bilinmez. Barsaktan gelen serebrotoksik maddeler önemli rol oynar. Bunlar içinde NH3 çok önemlidir. NH3 normalde karaciğerde üreye çevrilir, sirozda çevrilemez ve genel dolaşımı geçer. Bazen kollaterallerle karaciğeri by-pass edip direkt dolaşıma katılır. Bu nedenle portalsistemik ensefalopati de denmiştir.

Beyin yalnız glc kullanılır. NH3 beyinde glc kullanımını bozarak beyin hücrelerinin fonksiyonlarını bozar. 1 mol glc. den normalde 38 ATP oluşur. NH3 fazla olunca fazla Alfa-ketogluterat (Alfa-KG) NH3 ile birleşir ve 38 ATP yerine 12 ATP oluşur görüşü hakimdir. Ancak BOS'ta Alfa-KG artması bu teorinin aleyhinedir. Patogenezde yalnız başına NH3 rol oynamaz. Bazen NH3 yüksek olsa bile koma belirtileri olmaz. Kısa zincirli yağ asitleri komalı hastaların kanında artmıştır. Ayrıca barsaktan gelen aktif aminler (Oktopamin, fenil etanol amin gibi) patogenezde rol oynarlar. Bunlar yalancı mediatörlerdir. Beyinde snapsları bağlayarak normal iletimi bozarlar. Ayrıca patognezde elektrolit bozuklukları ve asit-baz dengesi de önemlidir.

Hepatik Komayı Çabuklaştıran Nedenler

1. Fazla proteinli diet
2. Gastro-intestinal kanamalar
3. NH3 tuzları alımı
4. Diüretikler (K kaybı)
5. Narkotik ve sedatifler
6. Enfeksiyonlar
7. Ameliyatlar
8. Metionin
9. Parasentez
10. K kaybı
11. Azotemi

Ascites Nedir

Ascites Nedir, Ascites Ppt

Periton boşluğu içine mayi toplanmasıdır. Portal sirozda postnekrotik siroza göre 1/3 oranında fazla görülür. Asit oluşması hastalığın dekompanze safhaya girdiğini gösterir. Sağaltıma cevap verip vermemenin indeksi kabul edilir.

Asit mayi dansitesi 1008-1015'tir. Protein %1-2 gr'dır. 3 gr. 'm daima altındadır. Hücre sayısı çok azdır, az miktarda endotel hücresi içerir. Asit bu özelliği ile transudadır. Asit kan ile daima alış-veriş halindedir. Buna Dinamik Denge denir.

Asit patogenezi tam anlamıyla bilinmez. Sistemik ve lokal faktörler vardır.

A. Sistemik Faktörler:

1. Hipoalbüminemi. Kritik sınır %3 gr. 'dır. Onkotik basınç azalır, asit oluşur. Ama protein düşük olup asit olmayabilir. Ya da asit olduğu halde protein düşük olmayabilir.
2. Portal sahadaki hidrostatik basınç-onkotik basınç dengesi
3. Su-Tuz retansiyonu. İdrar ile çok az Na atılır ama serum Na'sı da düşüktür. Yani dilusyonel hiponatremi vardır. Nedeni hiperaldosteronizmdir. Aldosteron antagonisti verilirse asit azalır. Efektif kan volumunun artması aldosteronu arttırır. Ayrıca aldosteron karaciğer tarafından iyi metabolize edilemez.
4. ADH iyi metabolize edilemez, artar, asite yol açar.