Kronik Hepatitte Skorlama Amaci

Kronik Hepatitte Skorlamanın Amacı

Kronik hepatitlerde skorlama;
-     Kronik hepatit morfolojisinin şiddetini (derece) ve progresyonunu (evre) belirlemek,
-     Tedavi öncesi ve sonrası biyopsi karşılaştırılmasını yapmak,
-     Yeni tedavi protokollerinin değerlendirmek amacıyla kullanılır.
Pratik amaçlarla skorlama sistemi basit, uygulanabilir ve klinik açıdan amaca uygun olmalıdır.
KVH - Antiviral Tedavi ve Tedavi Başarısını Belirleyen Parametreler

HBeAg negatif KBH’de spontan veya tedavi sonrası HBeAg temizlenme ve anti-HBe serokonversiyon, uzun süreli ve yavaş replikasyon sonucu oluşmaktadır (KVY). HBeAg negatif KBH’de antiviral tedavide amaç, virolojik/biyokimyasal yanıtın HBV-DNA değerinde azalma veya yok olma, aminotransferaz düzeylerinin normalleşmesidir (6). Uzun süre interferon (İFN), tedavide tek ilaç idi. Günümüzde interferon-α veya nukleoz(t)id analogları ilaçlar kullanılmaktadır.
KCH’de   tedavideki   ana   amaç,   48   hafta   süren   tedavi   sonrası   HCV   RNA kaybıdır. Tedavide (peg)interferon ve/veya ribavirin kullanılmaktadır.

KVH (Kronik Viral Hepatit) ve Skorlama Tarihçesi


KVH (Kronik Viral Hepatit) ve Histopatoloji ve Skorlama Tarihçesi

Kronik hepatitlerde ilk sınıflama 1968’de De Groote J ve arkadaşları tarafından tanımlandı.

Bu sınıflamaya yapılan modifikasyonla (55) KVH, kronik persistan hepatit (KPH), kronik aktif hepatit (KAH) ve kronik lobüler hepatit (KLH) olarak üç gruba ayrıldı. Daha sonra viral etkenlerin belirlenmesi, tanı ve tedavi seçeneklerinin artması yeni sınıflama gerekliliği doğurdu. Bu konuda ilk adımı Knodell ve ark. yaptı. Bu skorlamaya göre değerlendirme 4 kategoride yapılmakta ve sonra toplanan puanlarla hepatik aktivite indeksi (HAI) olarak tanımlanan derece belirleniyordu. Ancak fibrozis (evre) ve iltihabi değişikliklerin (derece) bir arada değerlendirilmesi, patogenezlerinin farklı olduğu düşünülen iki parametrenin (periportal inflamasyon ve köprüleşme nekrozu) bir arada değerlendirilmesi, ayrıca skorlamada sıra numarasının ardışık olmaması gibi matematiksel sıkıntılar zaman zaman patologlar için sorun yaratıyordu. Daha sonra Ishak ve ark. konfluent nekrozu nekroinflamatuar değerlendirmede 4. kriter olarak kabul ettiler ve evre ayrıca belirtilmeye başlandı . “Piecemeal nekroz”da izlenen hepatosit hasarının litik nekrozdan ziyade apoptoz olduğu düşünüldüğünden bu bulgunun interfaz hepatit olarak adlandırılması uygun görüldü.

 Sonrasında farklı yazarlar literatürde yeni skorlama yöntemlerini yayınladı. Bunlara örnek olarak Scheuer, Fransız METAVIR grubu, Kenneth Batts ve Jurgen Ludwig skorlamaları örnek gösterilebilir.

Karaciger Igne Biyopsisi ve Kronik Hepatit

Kronik Hepatit - Karaciğer İğne Biyopsisi

Kronik hepatit tanısının konulmasında biyokimyasal ve/veya moleküler yöntemler ve/veya karaciğer iğne biyopsisinin yapılması gereklidir. Özellikle karaciğer iğne biyopsisinin gerekli olduğu durumlar aşağıda belirtilmektedir
Karaciğer iğne biyopsi endikasyonları
-     Diğer     yöntemlerle     açıklanamayan     anormal     karaciğer     testleri: Granülomatöz hepatit, öykü ve serolojik bulgular olmaksızın kronik hepatit, bazı ilaçlar etkisiyle oluşan kronik hepatit tablosu 

-     Bilinmeyen     orijinli     ateş:     Mikobakterial     enfeksiyonlar,     CMV, histoplazmoz, kandidiaz, toksoplazmoz, sarkoidoz, brüsellöz, enfeksiyöz mononükleoz, lenfomalar, metastatik karsinom ekartasyonu

-     Sistemik inflamatuar veya metabolik hastalıklar

-     Kronik karaciğer hastalıklarının değerlendirilmesi ve derecelendirilmesi

-     İlaç nedeniyle oluşmuş karaciğer zedelenmesinin değerlendirilmesi

-     Yer kaplayan lezyonların tanımlanması

-     Açıklanamayan hepatomegali ve/veya hafif hepatik disfonksiyon 

gibi durumlarda karaciğer iğne biyopsisi vazgeçilmez tanı yöntemi olabilir. Ülkemizde ve diğer ülkelerde karaciğer iğne biyopsisi en sık KVH’nin tanı ve tedavisi için yapılmaktadır.

Karaciğer iğne biyopsileri, özellikle KVH tanısından ziyade mevcut hastalığın şiddetini (evre ve derecesini) ve KVH ile birlikte başka bir hastalık olasılığını ekarte etmek için önemlidir. Evre herhangi bir hastalığın ne kadar ilerlediğini, derece ise hastalığın son evreye hangi hızla ilerlediğini göstermektedir (35). Kronik karaciğer hastalıklarında son evre klinik dekompensasyona uyan sirozu temsil etmekteyken, erken evre daha az miktarda fibrozis ile karakterizedir. 

Birçok kronik hastalıkta yeterli bir histopatolojik değerlendirme için iğne biyopsilerinde boyut ve direngi noktası olan portal alan sayısı önemlidir. Boyut açısından ele alındığında, uzunluğunun 1,5 cm olması gerekmektedir. Özellikle KCH için son yayınlar, 2,5 cm’den küçük iğne biyopsilerde evreleme hatasının olabileceğini göstermektedir (10,21). İğne biyopsisindeki mevcut portal alan sayısı da yeterlilik değerlendirmesi için başka bir önemli parametredir. Bu değerlendirmede en az 6 portal alanın gerekli olduğu görüşü yanı sıra en az 11 portal alan olması gerektiğini söyleyen bilgiler mevcuttur (10). Bu kriterlere sahip olmayan karaciğer iğne biyopsilerinin raporda belirtilmesi gerekmektedir.