Cocuklarda Uyku Sorunlari Tanisi

Çocuklarda Uyku Sorunlarının Tanısı

DEHB ile uyku problemleri arasındaki ilişkinin tanımlanması DEHBli çocukların tam olarak tedavi edilmesi açısından oldukça önemlidir. Klinisyenler DEHBli çocukları dikkatli hikaye alarak ve uyku işlevini değerlendirerek taramalıdır. Uyku sorunlarının tanımlanmasına yardımcı olmak için pek çok yöntem mevcuttur; ebeveyn ve çocuk ölçekleri, klinik görüşmeler, uyku günlükleri ve objektif uyku testleri.
Çocuklarda uyku sorunlarını değerlendirmek için bazı ebeveyn-çocuk ölçekleri geliştirilmiştir. Bunlar arasında Uyku Rahatsızlık İndeksi, Uyku Bozuklukları Ölçeği, Çocuklar için Uyku Rahatsızlık Ölçeği, Çocuklarda Uyku Ölçeği (ÇUÖ) ve Çocuklar için Uyku Alışkanlığı Ölçeği (ÇUAÖ) yer alır. Bu ölçeklerden Çocuklarda Uyku Ölçeği (ÇUÖ) ve Çocuklar için Uyku Alışkanlıkları Ölçeği (ÇUAÖ) nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması bulunmaktadır.
ÇUÖ, poliklinik şartlarında bozulmuş uyku semptomlarını değerlendirmek amacıyla geliştirilmiştir. Uyku bozukluklarını gösteren gece ve gündüz davranışlarını (uykusuzluk, gündüz uyku hali, gece terörü, horlama, yatma direnci, uyku hijyeni ve uykuda solunum bozukluğu) değerlendirir. Polisomnografi çalışmaları ÇUÖnün tıkayıcı uyku apnesi, periyodik bacak hareketi bozukluğu ve huzursuz bacak sendromunda kullanımını desteklemektedir.
ÇUAÖ, okul çağı çocukları için tasarlanmış ebeveyn bildirimlerine dayanan bir tarama ölçeğidir. Bu yaşta yaygın uyku bozukluklarını üç başlıkta inceleyerek üzerinde durur: dissominalar (uykuya dalma veya uykuya devam etmede güçlük), parasomnialar (uyurgezerlik/uykuda konuşma, gece terörü, gece altını ıslatma, huzursuz bacak sendromu, vb.) ve uykuda solunum bozukluğu. ÇUAÖ bu çocuklarda sık görülen medikal veya davranışsal tabanlı farklı uyku sorunlarını tanımlayabildiği için özellikle DEHBli çocukları değerlendirmede yararlı olabilir.
Polisomnografi (PSG), başta uykuda solunum bozuklukları olmak üzere pek çok uyku bozukluklarını saptamak için kullanılan kayıt ve metot tekniklerinin genel ismidir. PSG ile uyku sırasında çok sayıda fizyolojik parametre, genellikle bütün gece boyunca, devamlı olarak belli bir periyotta ve eş zamanlı olarak kayıt edilir. Elektroensefalogram (EEG) ile beyin aktivitesi, elektrookülogram ile göz hareketleri, elektromiyogram ile kas hareketleri, EKG ile kalp ritmi, puls oksimetri ve nazal ve oral hava akımı ile solunum fonksiyonları değerlendirilir Günümüzde PSG tıkayıcı uyku apne sendromu (TUA) ve diğer uyku bozukluklarının tanısında altın standart testtir. PSG bu iş için düzenlenmiş uyku laboratuvarında, deneyimli teknisyen gözetiminde gerçekleştirildiğinden kolay ulaşılabilir bir yöntem değildir. Standart PSG için olgunun bir gece uyku laboratuvarında kalarak uyku kayıtlarının alınması gereklidir. Çocuklarda PSG daha zor uygulanır ve daha fazla teknik uzmanlık gerektirir. Pediyatrik uyku merkezi sayısı daha az olduğu için çocuklar açısından PSG testine ulaşmak daha zordur. Son yıllarda çocuklara daha uygun, daha ucuz ve evde yapılabilen PSG testleri geliştirilmiştir.
Aktigrafi, uyku sırasında fizik hareketlerini değerlendirmek için hareket bilgilerini depolayan saat benzeri bir aktigraf kullanır. Aktigrafi insomnia, sirkadiyen ritim uyku bozuklukları ve huzursuz bacak sendromunun klinik değerlendirilmesi için kullanılır. Ayrıca farmakolojik ve davranışsal tedavilerin etkinliğini değerlendirmek için kullanılabilir. Aktigrafi uyku başlangıç zamanı ve uyanma gibi uyku referans zamanlarını ölçmede PSG kadar doğru sonuçlar vermez. Buna rağmen PSGnin dezavantajları göz önünde bulundurulduğunda aktigrafi kullanımı giderek artmaktadır. Aktigrafinin kullanımı basit ve kolaydır. Çocuğun doğal uyku ortamında bulunması ve geceden geceye farklılıkları önleyen pek çok gecede kayıt alınması aktigrafinin avantajlarındandır.

Huzursuz Bacak Sendromu ve Hareket Bozuklugu

Huzursuz Bacak Sendromu ve Periyodik Hareket Bozukluğu

Huzursuz bacak sendromu (HBS); genellikle bacaklarda görülen karıncalanma, iğne batması, uyuşma hissi gibi değişik şekillerde ifade edilen huzursuzluk hissi, bu hislerin giderilmesi için bacakları hareket ettirme dürtüsü ile karakterize, dinlenme sırasında ya da hareketsiz iken artan bir hareket bozukluğudur. Bu durumun dinlenme sırasında, özellikle de gece yatarken ortaya çıkması uyku bozukluklarına ve yaşam kalitesinin bozulmasına neden olmaktadır.
Etyolojisinde genetik ve çevresel faktörler rol oynar. HBS, otozomal dominant bir hastalıktır. Özellikle demir eksikliği ve spesifik beyin yolaklarında azalmış dopamin aktivitesinin semptomların gelişmesinde önemli faktör olduğu düşünülmektedir. HBS için tek bir tanı testi yoktur, tanı klinik özelliklere ve tanısal ölçütlere göre konulur. Bu nedenle HBS tanısı için çeşitli kriterler geliştirilmiş ve çocuklara göre düzenlenmiştir. 2002 yılında Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından kabul edilmiş "çocuklar için HBS kriterleri oluşturulmuştur.
HBS ile Periyodik Ekstremite Hareket Bozukluğu (PEHB) %80 oranda birliktelik gösterirler. HBS tanısı klinik olarak konulurken Periyodik Ekstremite Hareket Bozukluğu tanısı polisomnografi ile konulur. Uykuda periyodik kol ve bacak hareketleri, PSGde sıklıkla NREM uykuda görülen en az ardışık 4 hareketin görüldüğü 0,5-5 sn süreli ortalama 20-40 sn aralıklarla gelen stereotipik kol ve bacak hareketleri ile karakterize PSG bulgusudur. PSGde periyodik bacak hareketi sayısı ve indeksi (PLMİ) >5 klinik olarak anlamlıdır ve HBS tanısını destekleyici niteliktedir.
Demir eksikliği anemisi, dopamin eksikliği, hipotroidi ya da kronik metabolik hastalığı olanlarda HBS ve periyodik ekstremite hareket bozukluğu belirtileri ortaya çıkabilmekte ve HBSye neden olan etkenlerin tedavisi ile HBS belirtilerinde tamamen düzelme sağlanabilmektedir.
HBS ve PEHB çocukluk çağında artan sıklıkta tanı almaktadır ve -7r\ prevalansı %2 olarak bulunmuştur. HBS erişkinlerde yaygın olarak bulunmasına karşın bunların %38i semptomların 20 yaşından önce, %10u 10 yaşından önce başladığını bildirmiştir.

Uyku Teroru (Pavor Nokturna) Nedir

Uyku Terörü (Pavor Nokturna)

Genellikle 5-7 yaş arasında görülür. Okul çağı çocuklarında sıklık %1-6 iken ergenlik döneminde sıklık azalır ve erişkinlik döneminde %1in altına düşer. Uyku terörü tanısı alan çocukların birinci derece akrabalarında parasomnia tabloları görülme riski 10 kat daha fazladır. Her iki cinsiyette eşit orandagörülür.
Uykunun ilk saatlerinde, gecenin ilk 1/3lük kısmında ortaya çıkan çığlık atma ve ağlamanın eşlik ettiği, yoğun korku ile birlikte pupil dilatasyonu, terleme, taşikardi ve takipne gibi otonomik belirtiler ve davranışsal değişikliklerle karakterize gürültülü bir tablodur. Başlangıçtan sonra çocuk konfüze ve ajitedir. Genellikle 15 dakika içinde tam bir uyanıklık hali oluşmadan tablo yatışır ve ertesi sabah çocuk bu tabloyu hatırlamaz. Böyle çocukların çoğunda EEG normaldir.
Uykuda kabus bozukluğu, epilepsi ve SSSnin organik hastalıkları ayırıcı tanıda akılda tutulması gerekli hastalıklar arasındadır.
Tedavide yatak odasının güvenliğinin sağlanması gibi genel önlemlerin yanında özellikle imipramin olmak üzere antidepresanların yararlı olduğu bildirilmiştir.
Uyurgezerlik
NREM uykusu sırasında, özellikle gecenin ilk 1/3lük kısmında ortaya çıkan ani motor aktivite ile karakterize bir tablodur. Yaygınlığı %2.5-5 dolaylarındadır. Çocukların %25-30unda uyurgezerlik görülür. 5 yaş civarında başlar, 12 yaş civarında en yüksek görülme sıklığına ulaşır. 15 yaşından sonra genellikle geçer. 18 yaşından sonra başlaması nadirdir. Cinsiyetler arasında görülme sıklığı açısından fark yoktur. Çocukların aile üyelerinin %80inde uyurgezerlik ya da uyku terörü olduğu tespit edilmiştir.
Uyurgezerlik epizotları yatakta oturmayla başlar ve karmaşık motor hareketlerle devam eder. Çocukta anlamsız yüz ifadesi, çevreye ilgisizlik ve uyandırılmaya karşı tepkisizlik vardır. Hareketler amaçsız fakat organizedir. Epizod genellikle 10 dakika sürer ve çocuk yatağına dönüp tekrar uykuya devam eder.
Uyku teröründen çığlık atma ve yoğun otonomik cevabın olmaması ile ayırt edilir.
Oda düzenlemesinin yapılması, çocukta utanç ve anksiyete oluşturmamak için gündüz bu olaydan bahsedilmemesi, ailelerin endişelerinin giderilmesi, ergenlik döneminde büyük oranda azalıp geçeceğinin söylenmesi önemlidir. Epizodun meydana geldiği saatten önce çocuğun uyandırılması ve imipramin tedavisi yararlı olabilmektedir.
Kabus
Genellikle REM döneminde, gecenin son üçte birlik kısmında uyanmaya yol açan korkutucu düşler ile karakterize bir bozukluktur. Genel popülasyonda yaygınlığı %5tir. En sık 3-5 yaş arasında görülür. Bu yaştaki çocukların %10- 50sinde çevrenin fark edeceği şiddette kabuslar görülmektedir. 7-11 yaşlarında sıklığı giderek azalmaktadır. Sık sık uyanmalar ve kabus görme endişesi nedeniyle insomnia ile beraber olabilir. Rüyaların içeriği çocuk tarafından hatırlanır. Uyku terörü ile karıştırılabilir. Gecenin son üçte birlik kısmında görülmesi, kişinin kolay uyandırılabilmesi, uyandırıldığında bilincin açık olması, korkudan dolayı tekrar uyumak istememesi, olayın ertesi gün hatırlanması gibi özelliklerle uyku teröründen ayırıcı tanısı yapılır.